apollon ve daphne
antik yunanda apollon beyimiz iyi bir okçu. eros’un okçuluk yetenekleriyle dalga geçerken, eros iki ok hazırlıyor; biriyle apollon’u vurarak daphne’ye aşık ediyorken diğeriyle de daphne’yi vurarak aşktan falan uzaklaştırıyor.
gelgelelim apollon bey sürekli daphne kızımızın peşinde dolaşıp, onu kovalayıp sürekli çaresizce cevap bekler. daphne kızımız bir gün apollon’a yakalanınca mitolojinini bir diğer tanrısı olan gaia’dan yardım ister. gaia da daphne’yi “defne” ağacına çevirir. apollon kral da ağaçtan topladığı yapraklarla kendine taç yapar ve bütün zaferlerini o altın taçla kutlar, o taçı hiç çıkartmaz.
defne yaprağı, dalı o zamandan beridir “zafer” simgesi olarak geçer ve hatta gözlerim beni yanıltmadıysa bizim polis amblemizde dahi vardır.
gelgelelim apollon bey sürekli daphne kızımızın peşinde dolaşıp, onu kovalayıp sürekli çaresizce cevap bekler. daphne kızımız bir gün apollon’a yakalanınca mitolojinini bir diğer tanrısı olan gaia’dan yardım ister. gaia da daphne’yi “defne” ağacına çevirir. apollon kral da ağaçtan topladığı yapraklarla kendine taç yapar ve bütün zaferlerini o altın taçla kutlar, o taçı hiç çıkartmaz.
defne yaprağı, dalı o zamandan beridir “zafer” simgesi olarak geçer ve hatta gözlerim beni yanıltmadıysa bizim polis amblemizde dahi vardır.
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
her ay başka bir banka kartından bir ay ücretsiz netflix hesabı açıyorum.
devamını gör...
çiy
özllikle bahar aylarında havada bulunan su buharının soğuk olan yüzeylerde sıvı hale geçmesi ile oluşan su damlalarıdır.*
bunun nedeni havanın sıcaklık azaldıkça daha az nem taşıyabilmesi ve yoğunlaşmasıdır.
örneğin soğuk bir gecenin sabahında toprak havadan daha hızlı soğur. ve toprak üzerindeki hava soğuk toprak ile karşılaştığında nemi daha fazla taşıyamaz ve yoğunlaşarak toprakta çiy tanesine dönüşür.
bunun nedeni havanın sıcaklık azaldıkça daha az nem taşıyabilmesi ve yoğunlaşmasıdır.
örneğin soğuk bir gecenin sabahında toprak havadan daha hızlı soğur. ve toprak üzerindeki hava soğuk toprak ile karşılaştığında nemi daha fazla taşıyamaz ve yoğunlaşarak toprakta çiy tanesine dönüşür.
devamını gör...
peş peşe istifa eden akp üyeleri
liyakat kelimesini telaffuz etmek için ucunun sana dokunması gerekiyormuş.
devamını gör...
1 ağustos 2021 ateşin çocukları'nın yangınları üstlenmesi
ateşin çocukları değil orrrr çocuklarının olayı üstlenmesi dediğim başlıktır.
devamını gör...
psikolojik şiddete fiziksel şiddetle karşılık vermek
cevap veremeyip, kendini savunamayan insanlar sinirini çıkarmak ve gücünü göstermek için fiziksel şiddete başvuruyorlar. bilmiyorlar ki aslında en aciz duruma düşüyorlar
devamını gör...
normal sözlük karma toplama başlığı
tarkan’ın karma albümü vardı, eski tarzından çok farklı bir tarzda çıkarttığı albüm... onun gibi farklı bir anlayış çağını başlatabilecek sesleniştir.
bakalım karma felsefesindeki gibi yaptıklarımızın, yazdıklarımızın, oyy verdiklerimizin sözlüğe doğrudan ama yararlı bir etkisi olacak mı?
bakalım karma felsefesindeki gibi yaptıklarımızın, yazdıklarımızın, oyy verdiklerimizin sözlüğe doğrudan ama yararlı bir etkisi olacak mı?
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
bir şeyin olmayacağı bilinmesine rağmen oldurmaya çalışmak.
devamını gör...
tolstoy'un bisikleti
bir metafor.
ben bu hikayeden "hiçbir şey için geç değildir!" anlamını çıkarmıyor, dahası bu anlamı saçma buluyorum. adam bisiklet sürmüş, prömiyer ligde futbolcu olmamış. bazı şeyler sizden geçmiştir, bu kadar net. tolstoy'un bisiklet sürmeyi öğrenmesi başka sizin hedefleriniz bambaşka olabilir. kaldı ki 67 yaş bisiklet sürmeyi öğrenebilmek için çok saçma bir yaş da değil.
burada önemli nokta tolstoy'un oğlunu kaybetmesinden duyduğu derin üzüntüyü bir meşguliyetle, uğraşla hafifletmesidir. oğlunu kaybettiği dönem kendisine bisiklet hediye edilmiştir ve tolstoy evinin bahçesinde bu bisikleti düşe kalka sürmeyi öğrenir. buradaki mesaj "meşguliyet hayatta tutar" olabilir en fazla. üzüntünüzü, bunalımınızı, derin yaralarınızı bir şey öğrenmeye çalışarak, meşgul olarak, hayatın içinde bir çocuksuluk arayarak biraz olsun sarabilirsiniz. sonra bir bakmışsınız o yaşta bisiklet sürmeyi öğrenmişsiniz, bir şey katmışsınız kendinize. sürecin kendisi yaralarınızı sararak iyi gelirken sonuç da bir edinim olarak iyi gelir.
tolstoy'a bisiklet sürdüren itki yaşadığı hüzündür, "bisiklet süreyim de gençlere hiçbir şey için geç olmadığını göstereyim" değildir. tolstoy bisiklet sürmeye kendiliğinden yönelir. bir dış motivasyona "hiçbir şey için geç değildir" gazına ihtiyacı yoktur çünkü amacı süreçtir. eğer bir şey yapmadan önce tolstoy'un bisikleti metaforu gibi gazlamalara ihtiyaç duyuyorsanız muhtemelen o iş sizden geçmiştir. tolstoy gibi akışta olmanız, o meşguliyette kendinize bir sığınak bulmanız gerekir. siz kendi hedefinize yönelirken tolstoy'un yaşadığına benzer bir sarılma, tutunma ihtiyacı hissetmelisiniz ki bu metaforun hakkı olan anlam çıkarılabilsin.
ne demiş nietzsche?
yaşamak için bir neden'i bulunan, tüm nasıl'lara katlanabilir.
ben bu hikayeden "hiçbir şey için geç değildir!" anlamını çıkarmıyor, dahası bu anlamı saçma buluyorum. adam bisiklet sürmüş, prömiyer ligde futbolcu olmamış. bazı şeyler sizden geçmiştir, bu kadar net. tolstoy'un bisiklet sürmeyi öğrenmesi başka sizin hedefleriniz bambaşka olabilir. kaldı ki 67 yaş bisiklet sürmeyi öğrenebilmek için çok saçma bir yaş da değil.
burada önemli nokta tolstoy'un oğlunu kaybetmesinden duyduğu derin üzüntüyü bir meşguliyetle, uğraşla hafifletmesidir. oğlunu kaybettiği dönem kendisine bisiklet hediye edilmiştir ve tolstoy evinin bahçesinde bu bisikleti düşe kalka sürmeyi öğrenir. buradaki mesaj "meşguliyet hayatta tutar" olabilir en fazla. üzüntünüzü, bunalımınızı, derin yaralarınızı bir şey öğrenmeye çalışarak, meşgul olarak, hayatın içinde bir çocuksuluk arayarak biraz olsun sarabilirsiniz. sonra bir bakmışsınız o yaşta bisiklet sürmeyi öğrenmişsiniz, bir şey katmışsınız kendinize. sürecin kendisi yaralarınızı sararak iyi gelirken sonuç da bir edinim olarak iyi gelir.
tolstoy'a bisiklet sürdüren itki yaşadığı hüzündür, "bisiklet süreyim de gençlere hiçbir şey için geç olmadığını göstereyim" değildir. tolstoy bisiklet sürmeye kendiliğinden yönelir. bir dış motivasyona "hiçbir şey için geç değildir" gazına ihtiyacı yoktur çünkü amacı süreçtir. eğer bir şey yapmadan önce tolstoy'un bisikleti metaforu gibi gazlamalara ihtiyaç duyuyorsanız muhtemelen o iş sizden geçmiştir. tolstoy gibi akışta olmanız, o meşguliyette kendinize bir sığınak bulmanız gerekir. siz kendi hedefinize yönelirken tolstoy'un yaşadığına benzer bir sarılma, tutunma ihtiyacı hissetmelisiniz ki bu metaforun hakkı olan anlam çıkarılabilsin.
ne demiş nietzsche?
yaşamak için bir neden'i bulunan, tüm nasıl'lara katlanabilir.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
yazdıklarıyla en elit gurûhun mensubu olduğu egosuyla dolaşan, sözüm ona "aydin" takımından bir yazarın, faşist duygularla yazdığı başlık.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
devamını gör...
s'agapo
ukde sahibi: urlalı
yun. "seni seviyorum" anlamına gelen, beste sahibinin tam olarak bilinmediği, dünya üzerinde kalbi sevgi ile çarpan herkese ait olduğundan dolayı aslında pek de bir öneminin olmadığı enfes bir geleneksel* ege ezgisi.
kökleri mikra asia yani anadolu topraklarına uzanan bu anonim parçanın güftesine ise son şeklini verenin aristidis moschos olduğuna inanılmaktadır. kendi adıma konuşacak olursam en beğendiğim yorumu yorgo dalaras'a ait olup, atina'daki irodis attikos antik tiyatrosunda sergilediği performansı tek kelimeyle büyüleyicidir.
yun. "seni seviyorum" anlamına gelen, beste sahibinin tam olarak bilinmediği, dünya üzerinde kalbi sevgi ile çarpan herkese ait olduğundan dolayı aslında pek de bir öneminin olmadığı enfes bir geleneksel* ege ezgisi.
kökleri mikra asia yani anadolu topraklarına uzanan bu anonim parçanın güftesine ise son şeklini verenin aristidis moschos olduğuna inanılmaktadır. kendi adıma konuşacak olursam en beğendiğim yorumu yorgo dalaras'a ait olup, atina'daki irodis attikos antik tiyatrosunda sergilediği performansı tek kelimeyle büyüleyicidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
sayılı mı gelmiştir gözyaşı
hayata kinli karışır bulutlara
alev alev topraklar
hemen buharlaşır
fendiyle gizler
ödetir yarınlara
bir başkaldırı gibiydi
kırık bir buse
ne kadar deneyebilirdi ki
anlamak istenmiyorsa
nafile
salındı ruhunun kanatları
istikamet bilinmez
bu son bir istirahattır.
dineceği yer görünmez.
hayata kinli karışır bulutlara
alev alev topraklar
hemen buharlaşır
fendiyle gizler
ödetir yarınlara
bir başkaldırı gibiydi
kırık bir buse
ne kadar deneyebilirdi ki
anlamak istenmiyorsa
nafile
salındı ruhunun kanatları
istikamet bilinmez
bu son bir istirahattır.
dineceği yer görünmez.
devamını gör...
heraklitos
günümüzde daha dün söylenmiş gibi sarfedilen bir çok söz, felsefi yaklaşım ve aforizmanın ilk sahibi.
…ama tanrıyla mukayese edildiğinde bir insan aklıyla, güzelliğiyle ve her şeyiyle bir maymun gibi kalır.
altın arayanlar pek çok toprağı kazar ve az şey bulurlar.
aşağı inen yolla yukarı çıkan yol aynıdır.
aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar.
aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz. hem varız hem yokuz.
bağlanışlar; bütünler ve bütün olmayanlar, bir arada duran ve ayrı duran, birlikte söylenen ve ayrı söylenen. her şeyden bir, bir'den her şey.
beklenmedik olanı beklemedikçe, onu bulamayacaksın.
bilgelik tektir; her şeyi her şeyle yöneten düşünceyi bilmektir.
bir dairenin başlangıcı ile sonu aynıdır.
bu her zaman var olan logos'u insanlar yalnızca işitmeden önce değil, işittikten sonra da anlamıyorlar. her şey bu logos'a göre olup bittiği ve ben her şeyi doğasına göre ayırt ettiğim ve nasıl olduğunu bildirip açıkladığım halde, söylediklerimle ve yaptıklarımla karşılaştıklarında acemi gibi davranıyorlar. uykudayken ne yaptığını unutan öteki insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller.
bütün yetişkin efesliler kendilerini asıp kenti çocuklara bıraksalar iyi olur; çünkü onlar 'hiç kimse bizden çok değerli olmamalı; böyle biri varsa, gitsin, başka yerde başkalarının arasında yaşasın!' diyerek, aralarındaki en değerli adamı , hermodoros'u sürgüne yolladılar.
bütünün kendisi olan bu evreni ne bir tanrı, ne de bir insan oluşturmuştur. o, sürekli belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir.
çemberin başı sonu aynıdır.
çoğunluk kavramaz karşılaştığı şeyleri. ne de anlar öğretildiği zaman. yalnızca öyle gözükür.
çok bilgi insanı uslandırmaz; öyle olsa hesiodos'u, pythagoras'ı, ksenophanes'i ve hekataios'u uslandırırdı.
çok bilgili olman akıllı olduğunu göstermez.
değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir.
değişmeyen tek şey, değişimdir.
deniz suyu en temiz ve en pistir. balıklar onu içebilirler ve onlar için o kurtarıcıdır.buna karşılık insanlar için o içilemezdir ve öldürücüdür.
en kötü sanat bilgiyi yığmaktır.
güneş olmasa, diğer tüm yıldızlara rağmen hep gece olur.
güneşin genişliği bir ayak kadardır.
hak kavramını haksızlık kavramı olmasaydı bilemezdik.
halk yasayı kentin surlarını savunur gibi dirençle korumalıdır.
her şey akar, hiçbir şey kalıcı değildir; o yüzden aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir; çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem ben hem de dere değişmiştir.
her şey ateşle takas olur, ateş de her şeyle; tıpkı altın ile malların ve mallar ile altının takas edilmesi gibi.
hiç eksik olmasın zenginliğiniz efesliler. olmasın ki alçaklığınız belli olsun.
insan ırkıyla karşılaştırıldığında en güzel maymun bile çirkindir.
insan tanrı tarafından küçük çocuk olarak çağrılır, nasıl ki çocuk da yetişkin insan tarafından öyle çağrılırsa.
insanların karakterleri onların kaderleridir ve insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar.
insanların fikirleri, çocukların oyuncağıdır.
karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. her şey çatışma sonucunda oluşur.
karşıtlar yararlıdır, en iyi uyum farklılıklardan çıkar.
kimle konuştuysam, hiçbirinin akıllı olmanın ayrı bir şey olduğunu anladığını görmedim.
mutluluk maddi sevinçlerden ibaret olsaydı, çayıra koşan öküzleri mutlu saymak gerekirdi.
ne şaşırıyorsunuz bre reziller! yoksa oyun oynamak sizinle devlet yönetmekten daha iyi değil mi?
artemis tapınağında çocuklarla oyun oynarken yanına gelen efeslilere
ölçülü olmak en büyük erdemdir. bilgelik doğaya kulak vererek doğruluğu dile getirmek ve doğru olanı yapmaktır.
ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz. biri ötekinin ölümünü yaşar, öteki de ötekinin yaşamına ölür.
ruhları barbar olanlar doğanın dilini anlamazlar. bu insanlar için gözler ve kulaklar kötü tanıktır.
sağlıklı düşünmek en büyük haslettir ve akıllı olmak doğru söylemekten, tabiatın kurallarına uymaktan geçer.
tanrı için her şey güzel ve hakkaniyetlidir.
uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi, uyanıkken yaptıklarını da bilmiyorlar.
…ama tanrıyla mukayese edildiğinde bir insan aklıyla, güzelliğiyle ve her şeyiyle bir maymun gibi kalır.
altın arayanlar pek çok toprağı kazar ve az şey bulurlar.
aşağı inen yolla yukarı çıkan yol aynıdır.
aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar.
aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz. hem varız hem yokuz.
bağlanışlar; bütünler ve bütün olmayanlar, bir arada duran ve ayrı duran, birlikte söylenen ve ayrı söylenen. her şeyden bir, bir'den her şey.
beklenmedik olanı beklemedikçe, onu bulamayacaksın.
bilgelik tektir; her şeyi her şeyle yöneten düşünceyi bilmektir.
bir dairenin başlangıcı ile sonu aynıdır.
bu her zaman var olan logos'u insanlar yalnızca işitmeden önce değil, işittikten sonra da anlamıyorlar. her şey bu logos'a göre olup bittiği ve ben her şeyi doğasına göre ayırt ettiğim ve nasıl olduğunu bildirip açıkladığım halde, söylediklerimle ve yaptıklarımla karşılaştıklarında acemi gibi davranıyorlar. uykudayken ne yaptığını unutan öteki insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller.
bütün yetişkin efesliler kendilerini asıp kenti çocuklara bıraksalar iyi olur; çünkü onlar 'hiç kimse bizden çok değerli olmamalı; böyle biri varsa, gitsin, başka yerde başkalarının arasında yaşasın!' diyerek, aralarındaki en değerli adamı , hermodoros'u sürgüne yolladılar.
bütünün kendisi olan bu evreni ne bir tanrı, ne de bir insan oluşturmuştur. o, sürekli belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir.
çemberin başı sonu aynıdır.
çoğunluk kavramaz karşılaştığı şeyleri. ne de anlar öğretildiği zaman. yalnızca öyle gözükür.
çok bilgi insanı uslandırmaz; öyle olsa hesiodos'u, pythagoras'ı, ksenophanes'i ve hekataios'u uslandırırdı.
çok bilgili olman akıllı olduğunu göstermez.
değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir.
değişmeyen tek şey, değişimdir.
deniz suyu en temiz ve en pistir. balıklar onu içebilirler ve onlar için o kurtarıcıdır.buna karşılık insanlar için o içilemezdir ve öldürücüdür.
en kötü sanat bilgiyi yığmaktır.
güneş olmasa, diğer tüm yıldızlara rağmen hep gece olur.
güneşin genişliği bir ayak kadardır.
hak kavramını haksızlık kavramı olmasaydı bilemezdik.
halk yasayı kentin surlarını savunur gibi dirençle korumalıdır.
her şey akar, hiçbir şey kalıcı değildir; o yüzden aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir; çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem ben hem de dere değişmiştir.
her şey ateşle takas olur, ateş de her şeyle; tıpkı altın ile malların ve mallar ile altının takas edilmesi gibi.
hiç eksik olmasın zenginliğiniz efesliler. olmasın ki alçaklığınız belli olsun.
insan ırkıyla karşılaştırıldığında en güzel maymun bile çirkindir.
insan tanrı tarafından küçük çocuk olarak çağrılır, nasıl ki çocuk da yetişkin insan tarafından öyle çağrılırsa.
insanların karakterleri onların kaderleridir ve insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar.
insanların fikirleri, çocukların oyuncağıdır.
karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. her şey çatışma sonucunda oluşur.
karşıtlar yararlıdır, en iyi uyum farklılıklardan çıkar.
kimle konuştuysam, hiçbirinin akıllı olmanın ayrı bir şey olduğunu anladığını görmedim.
mutluluk maddi sevinçlerden ibaret olsaydı, çayıra koşan öküzleri mutlu saymak gerekirdi.
ne şaşırıyorsunuz bre reziller! yoksa oyun oynamak sizinle devlet yönetmekten daha iyi değil mi?
artemis tapınağında çocuklarla oyun oynarken yanına gelen efeslilere
ölçülü olmak en büyük erdemdir. bilgelik doğaya kulak vererek doğruluğu dile getirmek ve doğru olanı yapmaktır.
ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz. biri ötekinin ölümünü yaşar, öteki de ötekinin yaşamına ölür.
ruhları barbar olanlar doğanın dilini anlamazlar. bu insanlar için gözler ve kulaklar kötü tanıktır.
sağlıklı düşünmek en büyük haslettir ve akıllı olmak doğru söylemekten, tabiatın kurallarına uymaktan geçer.
tanrı için her şey güzel ve hakkaniyetlidir.
uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi, uyanıkken yaptıklarını da bilmiyorlar.
devamını gör...
buhar kazanlı ütü
buhar teknolojinin kullanılmasına rağmen toplumsal değişimi yaratmayan, insan öldürmeyen en güzel buluştur.
ütünün tarihçesindense, buharlı makinaların tarihçesi çok daha ilgi çekicidir.
tudor hanedanlığı döneminde yaşanan odun krizi sebebiyle, kömür kullanımı artıyor. mesela osmanlı neden yıkıldı sorusunu çok sormamak lazım.... o günün osmanlı imparatorluğunda hadi arttırıyorum bugünün türkiyesinde odun yokluğu asla yaşanmazdı, yani bizde odun kıtlığı namümkün, endüstri devrimi de imkansız, coğrafya gerçekten kader.*
eric hobsbawm, 1789-1848 aralığını devrim çağı olarak tanımlamaktadır.
sözcüklerin belgelerden çok daha büyük tanık olduklarını söyler, şu kısacık 60 yıl içinde literatüre giren bir kaç kelimeden bahseder;
endüstri, sanayici, fabrika, orta sınıf, çalışan sınıf, kapitalizm, sosyalizm, demiryolu, miller, proletarya, bunalım, gazetecilik, ideoloji, grev ve yoksulluk. bütün bu kelimeler, bu dönemin ürünüdür ve iki büyük devrim arasında geçen süreç ile birlikte dünya bir daha eskisi gibi olmamıştır.
kömür ve buhar ilişkisi, tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurtamı tavuktan çıkar sorusu kadar çetrefillidir. buharlı üretimin hammaddesi gibi görünen kömürün, çıkarılma sürecinde de buhar kullanılırmış....
üzerinde güneş batmayan ülkenin endüstrileşmesinde ve dünya lideri olmasında en büyük rolü üstlenen kömür ve buharlı makinalaşma tüm dünyanın kaderini radikal bir şekilde değiştirdi.
alsace-lorraine, tarih kitaplarında zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan bölge olarak tanımlanır, almanya ve fransa arasında paylaşılamama sebebi ve hatta l. ve ll. dünya savaşlarının nedenlerinden biri olarak gösterilir.
ulusların inşası sürecinde ulusal birliğini geç tamamlayan almanya, 1870 yılında fransa'ya karşı sedan savaşını kazanmıştır. savaşın en büyük kazancı alsace-lorraine' kazanımı olmuştur. zengin kömür yatakları buhar teknolojisi ile birleşince silah üretimi, demir-çelik üretimi ve muazzam alman teknolojisi ivme kazanmıştır.
toplum mühendisleri teknojiyi neden her daim insan kıyımını kolaylaştırmak için uğraşmışlar ki!
yine yeniden konudan kopmadan kömürün ütüde de kullanıldığı uzunca bir dönemin olduğunu hatırlayalım*.
ütü üzerinde kahve yapılan dönem vs. vs.
ütü için pratik buhar kazanının, neden bu kadar geç geliştiği ya da evlere neden bu kadar geç girdiği aklımda daimi bir sorgulama sebebidir. *
dyson saç şekillendiricisi için toplanan para ile buharlı ütü alma eşeğine gelmek, sadece ütü takıntısı olanların anlayacağı skandal bir tercihtir. bu durum, dahilikle delilik arasındaki ince çizgi midir, sırat köprüsünün ipince olan çizgisi midir, gerçekten bilemiyorum......
tam kapanmayı ailemle geçirmenin en güzel yanı buharlı ütüleri ile bolca stres atmam. düdüklü tencereden çok daha elzem hatta telefonu satıp bu alet alınmalı. yahu sonuçta bu ülkede telefon satılıp askere bile gidildi, vallahi biraz akılsız bir toplumuz, vatani borç bile elin teknolojisine verdiğimiz para ile ödenebiliyor.. tek yatırımı telefon olanların, beni anlayabileceğini düşünüyorum...
allammmm, bir instagrammer ablamız ütü çekilişi yapsa, katılsam, tüm gönderilerini beğensem ve kazansam*.
ütünün tarihçesindense, buharlı makinaların tarihçesi çok daha ilgi çekicidir.
tudor hanedanlığı döneminde yaşanan odun krizi sebebiyle, kömür kullanımı artıyor. mesela osmanlı neden yıkıldı sorusunu çok sormamak lazım.... o günün osmanlı imparatorluğunda hadi arttırıyorum bugünün türkiyesinde odun yokluğu asla yaşanmazdı, yani bizde odun kıtlığı namümkün, endüstri devrimi de imkansız, coğrafya gerçekten kader.*
eric hobsbawm, 1789-1848 aralığını devrim çağı olarak tanımlamaktadır.
sözcüklerin belgelerden çok daha büyük tanık olduklarını söyler, şu kısacık 60 yıl içinde literatüre giren bir kaç kelimeden bahseder;
endüstri, sanayici, fabrika, orta sınıf, çalışan sınıf, kapitalizm, sosyalizm, demiryolu, miller, proletarya, bunalım, gazetecilik, ideoloji, grev ve yoksulluk. bütün bu kelimeler, bu dönemin ürünüdür ve iki büyük devrim arasında geçen süreç ile birlikte dünya bir daha eskisi gibi olmamıştır.
kömür ve buhar ilişkisi, tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurtamı tavuktan çıkar sorusu kadar çetrefillidir. buharlı üretimin hammaddesi gibi görünen kömürün, çıkarılma sürecinde de buhar kullanılırmış....
üzerinde güneş batmayan ülkenin endüstrileşmesinde ve dünya lideri olmasında en büyük rolü üstlenen kömür ve buharlı makinalaşma tüm dünyanın kaderini radikal bir şekilde değiştirdi.
alsace-lorraine, tarih kitaplarında zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan bölge olarak tanımlanır, almanya ve fransa arasında paylaşılamama sebebi ve hatta l. ve ll. dünya savaşlarının nedenlerinden biri olarak gösterilir.
ulusların inşası sürecinde ulusal birliğini geç tamamlayan almanya, 1870 yılında fransa'ya karşı sedan savaşını kazanmıştır. savaşın en büyük kazancı alsace-lorraine' kazanımı olmuştur. zengin kömür yatakları buhar teknolojisi ile birleşince silah üretimi, demir-çelik üretimi ve muazzam alman teknolojisi ivme kazanmıştır.
toplum mühendisleri teknojiyi neden her daim insan kıyımını kolaylaştırmak için uğraşmışlar ki!
yine yeniden konudan kopmadan kömürün ütüde de kullanıldığı uzunca bir dönemin olduğunu hatırlayalım*.
ütü üzerinde kahve yapılan dönem vs. vs.
ütü için pratik buhar kazanının, neden bu kadar geç geliştiği ya da evlere neden bu kadar geç girdiği aklımda daimi bir sorgulama sebebidir. *
dyson saç şekillendiricisi için toplanan para ile buharlı ütü alma eşeğine gelmek, sadece ütü takıntısı olanların anlayacağı skandal bir tercihtir. bu durum, dahilikle delilik arasındaki ince çizgi midir, sırat köprüsünün ipince olan çizgisi midir, gerçekten bilemiyorum......
tam kapanmayı ailemle geçirmenin en güzel yanı buharlı ütüleri ile bolca stres atmam. düdüklü tencereden çok daha elzem hatta telefonu satıp bu alet alınmalı. yahu sonuçta bu ülkede telefon satılıp askere bile gidildi, vallahi biraz akılsız bir toplumuz, vatani borç bile elin teknolojisine verdiğimiz para ile ödenebiliyor.. tek yatırımı telefon olanların, beni anlayabileceğini düşünüyorum...
allammmm, bir instagrammer ablamız ütü çekilişi yapsa, katılsam, tüm gönderilerini beğensem ve kazansam*.
devamını gör...
herkesi seven insan iticiliği
bence olması gereken insanlık tavrı bu’dur.kimse ayırt etmeden, kötü davranılmadan sevilmelidir.insanlar olarak o kadar alışmışız ki aşağılamaya, kırmaya, rencide etmeye normal davranan birini gördüğümüzde yadırgıyoruz.
nasıl bakarsan, öyle görürsün.insan olarak herkesi eşit mesafede sevmelisin.kötülüğe bile iyilikle gitmen gerekir.senin iyiliğin seni kurtarır.kötülüğe kötülük ile cevap vermek yine senin zararınadır.kötülük mikroptur.vücuda girdiğinde aklı, kalbi her şeyi kontrol eder.
bugün haklı olarak yaptığına inandığın şey ileride genel ruh halin haline gelebilir.sevimsiz, geçimsiz, kıskanç biri haline dönüşebilir.
bence ahlak herkesi aynı anda sevmeyi gerektirir.
hepimiz eksiğiz.kimse %100 muhteşem yaratılmadı.kafamızda hale ile gezmiyoruz.
nasıl bakarsan, öyle görürsün.insan olarak herkesi eşit mesafede sevmelisin.kötülüğe bile iyilikle gitmen gerekir.senin iyiliğin seni kurtarır.kötülüğe kötülük ile cevap vermek yine senin zararınadır.kötülük mikroptur.vücuda girdiğinde aklı, kalbi her şeyi kontrol eder.
bugün haklı olarak yaptığına inandığın şey ileride genel ruh halin haline gelebilir.sevimsiz, geçimsiz, kıskanç biri haline dönüşebilir.
bence ahlak herkesi aynı anda sevmeyi gerektirir.
hepimiz eksiğiz.kimse %100 muhteşem yaratılmadı.kafamızda hale ile gezmiyoruz.
devamını gör...
türk halkının cahil kalma nedeni
okumayı sevmemesi, sevenin de okuduğunu doğru anlamaması diyebilirim.
bir de en kolay yolu seçme alışkanlığını ekleyebilirim.
bir de en kolay yolu seçme alışkanlığını ekleyebilirim.
devamını gör...
takipçi
kafa sözlükte kullanılan ama yazarın takipçisini göremediği ve benim gibi 1 takipçisi olanların beni takip eden o müthiş ötesi, dünyanın en güzel insanı kim diye merak ettiği ama merakını gideremediği ve keşke böyle olacaksa takipçi sayımı ben de görmeseydim dedirten sevimsiz botundur.
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
kimseyi takip etmek için bir ölçüt koymam. bugün yazdığı çok hoşuma gider, yarın yazdıkları sinirlerimi hoplatabilir. bu gayet normal ve sırf bu yüzden değerlendirme yapmam. tanımadığım, görmediğim, üç oturup beş kalkmadığım bir yazarı sırf okumak için kriter koymak ne kadar da komik geldi bana. insanlar her şeyi kategorize etme merakı içindeler. maslow'un kankası çoğu. bir grafik, bir piramit, bir hiyerarşi olsun bunlara. sen şusun, bu budur, şu da şundan aparmış, bu da bundan koparmış, bu aslında bunu yapmıştı. aynen benim şimdi yaptığım gibi, üzgünüm. ama şunu itiraf etmeliyim bak. niklerinin altına "şahane yazıyor tebrik etmeliyim" yazısını görünce kendinden geçip orgazm olan tipler var. sırf o yazıyı görebilmek için bir günde yüz entry girebilecek duruma gelebiliyorlar bunlar. benden uzak dursunlar.
devamını gör...

