sözlükte çok var böylelerinden. adam bambaşka bir şey yazmış altında saçmalamalar, linç girişimleri havada uçuşuyor. okuyun, anlayın.

daha doğrusu biri duyar kasıyor* diğerleri de ona uyuyor. neden? getirisi var çünkü. karma, beğeni, ıvır zıvır.

(bkz: sürü psikolojisi)
devamını gör...

ayrıştırma memlekette hastalık olmuş tedavisi de zor. bir kere bulaştın mı çamur gibi içine çekiyor. fark yoktur hepsi insandır.
devamını gör...

aaa (bkz: ben). başta her tanımın altına bir sanat eseri eklediğim için tedirgin olmuştum ama bir sözlük özelliği olduktan sonra bunu her yere bir fotoğraf, bir sanat eseri eklemem için bir mesaj olarak algıladım. aynen devam.
devamını gör...

kitabın adı güzel kendi ayrı güzel. veda üçlemesi'nin ikinci kitabı düş hırkası. içinde o kadar çok hayat var ki ve hepsi de öyle güzel anlatılmış, okuyunca öyle güzel içimize işleyip bizden biri oluyorkar ki bayıldım. her karakterin sizi etkileyecek bir hikayesi var. her karakterin ruhuna bir pencere açılmış. küçük büyük demeden herkesi tanıyoruz. onların korkularına, düşlerine, sevinçlerine konuk olup aynısını yaşıyoruz sanki okurken. yazarın en güçlü özelliği bir şeyi anlatış tarzı. beş yüz sayfa yazsa sıkılmadan okursunuz. bu beş yüz sayfanın içinde sizi etkileyecek bir şey olmasa bile sırf anlatımı için bile çok seversiniz. bu kitapta bir de bu anlatım yeteneğinin üstüne etkileyici hayatları koyun. çok sevdim. tabii ki en çok sevdiğim karakter de kitabın ilk sayfalarında karşımıza çıkan deli cevat. sonrasında ise cevat'ın bacak kadarken arkadaşlık kurduğu reyhan. ikisine de üzülmekten beter oldum. cevat'ı alıp pamuklara sarasım, ona analık yapasım, yaralarını iyileştiren bir dost olasım geldi. yaktın bizi cevat. bir de bu kitapta korku benim sahibim kitabındaki ana karakter sude için yazılmış mektuplar karşımıza çıkıyor. ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta bağımsız okunabilir. yine de benim tavsiyem hepsini art arda okumanız. nasıl olduğunun önemi yok ama bu kitabı mutlaka okuyun.
devamını gör...

sevgilim olsun beraber bir şeyler yapalım istiyorum. eğlenelim, içelim , gezelim, iş saatlerinde çaktırmadan mesajlaşalım bir anlığına işten uzaklaşıp gülsün yüzlerimiz . onu düşüneyim acaba ne yapıyor şimdi diye beraber mutlu olalım planlar yapalım kimisini gerçekleştirelim listemizden beraber üstünü çizelim sonra o planın. olmuyor ama işte ve bunu dert ettim kendime böyle bir insana ihtiyacım var ve bunu dert edindim iyice. insanlara anlatsam gülerler dert edinilecek şey mi derler yada sen kendi hayatına devam et hayat denilen yolda öyle biri çıkar karşına derler ama işte öyle olmuyor. kafama çok taktım bunu ve elimden de bir şey gelmiyor. buraya yazmak rahatlattı teşekkürler normal sözlük.
devamını gör...

şöyle ki, sosyal medyada, hatta özellikle instagram'da son birkaç yıldır sıkça dile getirilen bir terim, food porn.

anlamı ise şu; yemek görsellerinin rast gele değil de en çekici, en lezzetli görünmesini sağlayacak şekilde paylaşılması. yani yiyeceklere erotik yan anlamlar eklenmesi.

kaşıktan sosu damlayan bir profiterol, içindekilerin çok net görüldüğü hamburger gibi görseller/videolar tam olarak bu kategoriye giriyor.

tabi bu hali, “food porn”un ilk türediği zamanlardı. şimdiyse kavramın iyice yaygınlaşmasıyla bambaşka bir boyut aldı.

(bkz: cable porn)
devamını gör...

kendisini seviyorum...
gerçek değil gibi görünse de evet, kendisini seviyorum...

etrafımda kanka/arkadaş/dost işte adı her ne ise sizin lügatınızda, kendisi gibi insanlardan oluşturmaya çalışıyorum. bazen başarıyorum bunu, bazen başardıktan sonra da hak ettikleri değeri gösteremiyorum. sanırım bu da benim eksik bir yanım...
mesela, o asla etrafındakilere kendini değersiz hissettirmiyor, biliyorum... tartıştığı insanlara bile...

kadın olsaydım mesela, miko gibi bir kadın olmak isterdim. kaya gibi böyle... sıkı... ama dediğim dedik bir sıkılıktan bahsetmiyorum ha; yanıldığında ''yanılmışım'' diyebilecek cesareti ve bunu kabullenebilecek gücü bünyesinde barındıran, çok harika bir kadın miko...
mesela, tam da onun gibi, güçlü, zeki, güzel bir kadın olmak isterdim kadın olsa idim şayet...

zirvede mesela...
daha 1 saat sohbet bile etmemişken,
aramızda en az 5 insan varken bile, bakışlarından ne hissettiğini, ne anlatmak istediğini, sanki en az 10 yıldır tanışıyormuşum gibi gayet net bir şekilde anladım... anladığımı o da anladı...
tuhaf bir andı...

yani işin özü, ben bu muhteşem insanda kendimdeki çok sevdiğim yanlarımı görüyorum. benden çok çok daha fazlasının onda olduğunu da bizzat yakından gördüm. siz ısrarla görmek istemeseniz bile o zaten bir şekilde muhakkak gösteriyor. o yüzden, iyi ki varsın miko'can... seni tanıdığıma çok memnunum...
devamını gör...

salyangozun bıraktığı iz kadar iz bırakamamıştı fani dünyaya...
devamını gör...

insanlığın bılduğu bir iletişim şekli, dumanla haberleşme ile yarışır.
devamını gör...

"avrupa 16. yüzyılın başında 30 yıl süren köylü ayaklanmalarıyla çalkalandı durdu. 13. ve 14. yüzyılların başkaldırılarını 15. ve 16. yüzyılların şanlı ayaklanmaları takip etti. tahtlar yıkılmış, komüncü devletler kurulmuştu, cephelerde kızıl bayraklar görünmüştü ama bu başkaldırıların tamamı kanla bastırıldı. işte campanellanın güneş ülkesi, yüzyıllar süren bu ayaklanmaların manifestosudur..."

diyor kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında. kitabı en iyi anlatan cümleler bunlar sanırım. ben de bu incelememde bu cümlelere ek olarak kitapta dikkatimi çeken noktaları, bu noktalarla ilgili ve kitabın kendisiyle ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

öncelikle kitabın yazarı olan campanella ile başlayalım. campanella dominiken koluna bağlı olarak yetişen, yayımladığı kitap yüzünden 27 yıl boyunca hapis yatan bir rahip. o dönemde en masum insanın bile hapse girebiliyor olmasını bir tarafa bırakırsak campanellanın o kadar yıl yatmasının haklı sebepleri var zira kendisi dönemine göre oldukça radikal fikirlere sahip. fakat o dönemin zihniyetinden de tam anlamıyla sıyrılabilmiş değil, böyle düşünmemin sebebini birazdan açıklayacağım.

bu arada baştan söylemeliyim ki kitabın edebi yönü çok güçlü değil, bu durumun başlıca nedeni yazarın edebi bir kaygı taşımaması, yazarın esas amacı kendi fikirlerini okura iletmek. dolayısıyla ben de kitabın edebi yönünden ziyade anlatmak istediği fikirler üzerinde duracağım daha çok.

kitap cenevizli bir kaptan ile bilge bir kişi arasında geçen diyaloglardan oluşuyor. bu diyaloglarda cenevizli kaptan bilgeye güneş ülkesi adı verilen ütopik bir ülkeyi anlatıyor. ülkenin yönetiminden tutun ekonomisine, mimarisine, sosyokültürel özelliklerine, ülkedeki bilim ve teknolojinin durumuna kadar her şey oldukça detaylı bir şekilde okura aktarılıyor. bilime, teknolojiye, tarihe, astrolojiye ve dine (hatta öyle ki ülkeyi yöneten kişinin aynı zamanda din adamı olması şartı aranıyor.) oldukça önem verdiğini görüyoruz güneş ülkelilerin. tabi söz konusu bilim olunca geniş bir perspektif beklememek lazım yazardan, sonuçta kendisi astımın sebebini kanın pıhtılaşmasına bağlıyor. kitabın yayımlandığı dönemi de düşünecek olursak çok da rahatsız olmadım bu durumdan açıkçası. beni asıl rahatsız eden şey güneş ülkelilerin şiddet temelli ve bazı açılardan yobaz bir toplum olmaları. örneğin anneliği bir statü göstergesi olarak görüyorlar mesela, anne olmayanları cezalandırıyorlar. dine çok önem verdiklerinden bahsetmiştim* hatta öyle ki aynı şekilde din düşmanlarını da cezalandırıyorlar. eğer bu ceza ölüm cezası olacaksa önce cezalandırılan kişinin kendisini öldürmesini istiyorlar, kabul etmezse topluca taşlayarak öldürüyorlar. ayrıca kadın ve erkek bazı alanlarda beraber çalışsa bile bazı alanların kadına uygun olmadığını düşünüyorlar. tabi bunlar kitabın beni rahatsız eden kısımları. köleliğin olmaması, iş alımı yapılırken kişinin ahlaki özelliklerine de bakılması, çocukların eğilimlerine göre meslek seçimi gibi dönemine göre oldukça radikal fikirleri de var yazarın.

tüm bunları değerlendirirsek kitabın okunabilir nitelikte bir ütopya olduğunu söyleyebiliriz ama yüzyıllar önce yazıldığını da unutmayın.
devamını gör...

hacettepe üniversitesi.
devamını gör...

öncelikle ortada danimarka'da yapılan araştırma ile ilgili bir kaynak yok. haber sitesine tıklıyorum o da başka bir türk siteye aktarıyor. orada da danimarka'da yapilan araştırmadan bahsediliyor. ama araştırmanın ne bir pdfi var ne bir linki var.

ıkincisi türkiye'de özellikle sünnet karşıtı bir kitle var. bilimsel veri falan buluyorlar. ( hâlbuki bilimsel veriler islam devletlerinin işine gelen bir şey mis gibi alkol, tütün yasağı getirebilirler) ve bunu biraz islam düşmanlığının simgesi olarak görüyorlar. ama size bir şey söyliyim. sünnet sadece müslümanların meselesi olsaydı çoktan bütün dünyada yasaklanmıştı. müslümanlardan önce yahudiler var. ve yahudiler müslümanlardan daha bağlı bu işlere. ve iyi lobi yapıyorlar bu meselelerde. o yüzden bence boşa debeleniyorsunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakan günday'ın da bu edebiyatın içinde sayıldığı çok derin değilse okuması güzel bir edebiyat türü
devamını gör...

negatif ve çok konuşan tipler.
devamını gör...

dünyada birden fazla din olmasından dolayı olduğunu düşündüğüm durum. hangi birine yetişeceğini şaşırıp kitapları karıştırma ihtimali olduğundan dolayı olabilir. en iyisi hiç duymamış gibi yapayım diyordur.
devamını gör...

mor ve ötesi grubunun güneşi beklerken albümünden güzel bir parçadır.

devamını gör...

he babam he yok yok. istanbul ve ankara’yı nasıl verdilerse, hükümeti de verecekler seve seve. ülkeyi batırdılar resmen.2023 de görüşürüz şekerim. tabi işiniz 2023 e kalırsa.
devamını gör...

sadece siyah ve beyaz renginin olduğuna inana bir insana gökkuşağını anlatamam.
vücudunun yüzde 75'i bira olanlar derneğinin üyesi...
devamını gör...

sadece sözlüklerde değil bütün platformlarda azınlıktadırlar.

ve bu insanlara olan umudumu tekrardan yeşertiyor. umarım hep böyle kalır hatta bir gün bittiğini bile görebiliriz inşallah.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim