normal sözlük yazarlarının aşk hayatları
bir yazar arkadaşımla diyaloğumuzu buraya bırakıyorum.
-sonu belli neden kaybedeceğim kumara gireyim(aşk için düşüncem.)
-öleceğin de belli neden yaşıyorsun?
-ecelim gelmediği için yaşıyorum.
doğmayı ben istemedim ölmeyi de isteyemem, yaratıcı güç bunu tayin etti zaten.
aşk, dozunda ayarı yapılamayan tutkulu sevgi biçimidir. ayarı olmayınca da bu kişiye zarar verir.
mustafa ceceli'den "yine hüsran.", müslüm gürses'ten "mutlu ol yeter!" ve birçok içimizi acıtan şarkıyla paramparça olmak demektir. bunu göze alan olsun aşık bile bile. oysa ayıcığıma duyduğum aşk ben de böyle zelzele etkisi bırabilir mi? aşk bu, azı yoktur, çok seversin, çok seversen de acısı çok olur.
-sonu belli neden kaybedeceğim kumara gireyim(aşk için düşüncem.)
-öleceğin de belli neden yaşıyorsun?
-ecelim gelmediği için yaşıyorum.
doğmayı ben istemedim ölmeyi de isteyemem, yaratıcı güç bunu tayin etti zaten.
aşk, dozunda ayarı yapılamayan tutkulu sevgi biçimidir. ayarı olmayınca da bu kişiye zarar verir.
mustafa ceceli'den "yine hüsran.", müslüm gürses'ten "mutlu ol yeter!" ve birçok içimizi acıtan şarkıyla paramparça olmak demektir. bunu göze alan olsun aşık bile bile. oysa ayıcığıma duyduğum aşk ben de böyle zelzele etkisi bırabilir mi? aşk bu, azı yoktur, çok seversin, çok seversen de acısı çok olur.
devamını gör...
anneke van giersbergen
melek sesligillerden hollandalı bir solist, gitarist, sanatçı...
ilk olarak (bkz: the gathering) ile tanınmış, hem sesi hem de güzelliğiyle bir jenerasyonun üzerinden tırla, tankla geçmişti. akabinde kendi solo projeleri ve başka güzel projelere (bkz: ayreon) katılıp arz-ı endam etmişti. kusursuzdur.
buraya da bir pandemi konserini bırakayım. mücevher gibi bişi :
ilk olarak (bkz: the gathering) ile tanınmış, hem sesi hem de güzelliğiyle bir jenerasyonun üzerinden tırla, tankla geçmişti. akabinde kendi solo projeleri ve başka güzel projelere (bkz: ayreon) katılıp arz-ı endam etmişti. kusursuzdur.
buraya da bir pandemi konserini bırakayım. mücevher gibi bişi :
devamını gör...
kütahya deyince akla gelenler
porselen ve havacılık ile alakalı bir acemi birliği vardı diye hatırlıyorum.
devamını gör...
bi bitmediniz dedirtenler
kendi gibi olmayan herkesi herşeyi ötekileştirip çirkinleştirenler
manipüle ile haklı duruma geçmeye çalışıp baskı kuranlar
olmadıkları kişiliklerle kimlik oluşturanlar
riyakar, yalancı, sahtekar, enerji emen toksik insanlar.
manipüle ile haklı duruma geçmeye çalışıp baskı kuranlar
olmadıkları kişiliklerle kimlik oluşturanlar
riyakar, yalancı, sahtekar, enerji emen toksik insanlar.
devamını gör...
cinsellik olmadan birliktelik
gayet olabilir arkadaşlar hayatlar sizlerin. nasıl rahat ediyorsanız nasıl mutluysanız o şekilde her işin oluru vardır.
devamını gör...
türkiye’nin en iyi müzik grubu
pentagram varken başka bir grup yazan müziği bıraksın.
devamını gör...
zıpkın ile balık avcılığı

iki yıldır uğraşmama rağmen hala gözle görülür bir gelişme kaydedemediğim avcılık türüdür.* ama oldukça zor olduğundan çok da şaşırmıyorsunuz. bunun sebebi, ilk olarak bu işe en azından başlangıç için 2000-3000 tl arası bir bütçe ayırmanız gerek. bunlar ise sadece hayati malzemeleri alabilmek için. bunun avcılık türü için gereken kondisyon ve tecrübeden bahsetmiyorum bile. şöyle ki:
-zıpkın: düzgün bir zıpkın için en az 700-800 tl ayırmanızı öneririm. dandik bir şey alıp zıpkınınızın çabucak bozulmasını, veya daha kötüsü sizi yaralamasını istemezsiniz. başlangıç için 75-80 cm arası, maksimum 90 cm bir zıpkın ile başlamanız önerilir. ayrıca ilk zıpkınınız tek lastikli olsun. ahşap zıpkın topuna ise başta hiç girmeyin derim. zıpkın şişi için endişelenmeyin çünkü büyük ihtimalle zıpkın ile birlikte verilecektir. ayrıca kimisi başlangıç için kapalı kafa zıpkınları önerse de, ben direkt olarak açık kafadan başlayın derim. ben ilk olarak kapalı kullandım ve insanların neden açık kullandığını artık çok iyi anlıyorum. kurması ve misinasını sarması biraz daha zor olsa da, kapalıya göre sağladığı yüksek isabet oranı bile açığı tercih etmeniz için yeterlidir. beni dinleyin derim, pişman olmayacaksınız...
- zıpkın elbisesi: adam akıllı bir elbise en az 500 tl civarıdır. kalitesiz bir elbise aldığınız takdirde zıpkının içi çabucak deforme olacaktır. zıpkını çekebilmek ve soğuktan donmamak için bu elbise şart. sakın ola çıplak vücutla zıpkına gitmeyin. zıpkını çekerken kaburgalarınızı bile kırabilirsiniz. ilk başladığımda ben bu hatayı yapmıştım ve bu hata bana 1 haftalık yoğun bir göğüs ağrısına mâl oldu.
- şnorkel ve gözlük: bunun için de en azından bir 300-400 tl ayırın derim. bilindik markalardan olması ise şiddetli tavsiye edilir (örn. apnea, cressi, pathos vs.) eğer benim gibi gözleriniz bozuksa numaralı cama +1000 tl daha bayılmayı göze alabilirsiniz. ama ben şahsen camları kendim alıp, gözlüğe monte ederek o parayı vermekten kaçındım. siz de öyle yapın derim.
-ağırlık kemeri ve kurşunlar: bu da yaklaşık 100-300 lira civarı tutmalı. kilonuza göre farklı miktarlarda ağırlık almanız gerektiği için bu rakam biraz oynayabilir.
- bıçak: bu oldukça önemli bir detay. yine de 100 tl'ye alabileceğiniz kaliteli dalış bıçakları var ve onları alabilirsiniz. bu bıçakların iki yüzü ve ağırlık kemerine takmak için ayrı aparatları bulunduğu için bunları tercih etmek mantıklı olacaktır. ama belinizden düşmeyeceği ve suda paslanmayacağı sürece mutfağınızdaki ekmek bıçağını bile kullanabilirsiniz. yeter ki bir bıçağınız olsun en az. bıçağın önemi ise şu; balıkçıların atık ağlarına takılmak su altında çok tehlikeli olduğundan bu ağları kesmek için bu bıçağa ihtiyacınız var. ya da büyük bir balığı yakaladıktan sonra hem daha fazla direnmesini ve kaçma ihtimalini, hem de balığın acısına son vermek için bu bıçağa ihtiyacınız var.
-palet: bu da çok önemli. sakın ola migros'ta satılan 20-30 liralık dandik paletlerden almayın. en az 200 tl'yi de kaliteli bir çift palet almak için ayırın. suya dalabilmek ve kıyafet ile ağırlıkların altında yorgunluktan ölmemek için palet almanız şart.
-dalış eldiveni ve çorabı: özellikle eldiveni zıpkını çekerken yaralanmamak için almanız şart. çorap illa gerekmez ama ayaklarınızın üşümemesini ve palete daha rahat girmesini istiyorsanız almanızı tavsiye ederim. bunların ikisine de en az 100 tl civarı bir harcama yapın derim.
bonus:
- bir adet su altında kullanabileceğiniz, su geçirmez bir dalış saati. bu da 100 tl civarı olmalı en azından. suyun altında nefesinizi kronometre ile tutabilmek ve dalış yaptığınız partneriniz ile denizde birbirinizi kaybetmemek için, belli lokasyonlarda belli saatlerde anlaşarak buluşmalısınız. bunun için de pekala bir saate ihtiyacınız olacak.
bir adet balık teli. avladığınız balıkları şişe dizebilmek için. yoksa sürekli kıyıya yüzüp balıkları bırakmanız gerekecektir.
- ilk yazdığım maddeye eğer bir tekneniz var ise ihtiyacınız olmayacaktır. çünkü bu avcılık çeşidi aslında tekne yardımı ile yapılmalı. sırayla dalışlar gerçekleştirilirken, sizin veya arkadaşınızın başına bir aksilik gelmesi halinde onu gözleyen birinin olması her zaman daha iyidir.
- son olarak bir adet şamandıra edinebilirsiniz. eğer gemilerin geçtiği bir yerde avlanıyorsanız bu şamandıra sayesinde bulunduğunuz konumun yakınından geçen gemiler sizin üstünüze gelmeyecektir. ne var ki, bazen ters de tepebiliyor. çünkü bazen de insanımız "bu neymiş lan diyip?" bakmaya da gelebiliyor. onun için tercihi size bırakıyorum bu konuda.
temel olarak edinmeniz gereken ve bilmeniz gerekenler bunlardır efenim. son olarak şunları söylemeliyim, insanların yüzdüğü herhangi bir yerde kesinlikle avlanmayın. insanların olduğu yerden en az 100 metre uzakta olmanız hayati önem taşımaktadır. mümkünse tekne ile halkın erişemeyeceği sığ koyları ve kayalıkları tercih edin, ve tabii ki de avladığınız her deniz canlısına saygı gösterin. onu zıpkınla vurduğunuz gibi acısına son vererek, ona zulmetmeden hayatına son verin. ayrıca yüzerken rastladığınız ağlara takılmış balıklar olursa, onları lütfen kurtarın. denize atılmış çöpleri, iğneleri ve ağları da dönmeden önce mümkünse toplayarak çöpe atın.
ve olarak şunu mottonuz yapın "asla yalnız dalma ve hırs yapma". şimdiden iyi dalışlar eyy ahali.
devamını gör...
dedikodu
levent yüksel'in 1993 yılında çıkan albümü medcezir'de yer alan hareketli şarkısı...
espirili sözleri ve levent yüksel' in harika yorumuyla eskimez şarkılardan.
sözleri orhan veli kanık ve özkan samioğlu imzasını taşıyan şarkının bestesi sezen aksu'ya, düzenlemesi uzay heparı'ya aittir.
güftesi:
kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü
yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım
ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi*
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde*
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü
yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım
ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim...
buradan dinleyebilirsiniz
espirili sözleri ve levent yüksel' in harika yorumuyla eskimez şarkılardan.
sözleri orhan veli kanık ve özkan samioğlu imzasını taşıyan şarkının bestesi sezen aksu'ya, düzenlemesi uzay heparı'ya aittir.
güftesi:
kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü
yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım
ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi*
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde*
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü
yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım
ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı
geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim...
buradan dinleyebilirsiniz
devamını gör...
intihar etmek
bu eylemselliği gerçekleştirecek birey önceden çok dillendirmez genellemesi ne kadar doğru bilmiyorum. intihar etmek durumunun anlık bir fiil değil süreç olduğu kanaatindeyim.
en az yaşamak kararı kadar intihar etmek süreci de olağan üstü bir süreçtir. insan ruhu bir kazana atılmışçasına yoğun kaynar durur bu süreçte. daha önce bir çok yamayla mükemmeleştirdiğiniz sayısız anlamsallık kaotik bir entropiye dönüşür. doğadaki ve insanlardaki bütün çelişkiler kıl kıl dağılır, çözülür bu süreçte. zaten kendinizi çoktan param parça etmişsinizdir. elinizde tuttuğunuz ruhunuzun yumakları kötü kokusu dayanılmazdır. ellerinizden zaten nefret ediyorsunuzdur artık.
gezegenler ve sonsuz uzay yıldızlar kadar çok nedenleri olabilir bu halin. hepsinin son tahlildeki formülasyonu çaresizliktir. dayanılmazlık ve dayanışılmasızlıktır.
uzun süredir herkese çok ayıp olur diye intihar etmiyorum. ulan yüz binlerce güzellik arasından böyle bir yaşama sebebi süzer mi insan kendine? her şeyin entropisinden gelen koku burnumun direğini kırıyor.
viktor hugo'nun da ölmeden önce dediği gibi.
"ışık, ne olur biraz daha ışık"
en az yaşamak kararı kadar intihar etmek süreci de olağan üstü bir süreçtir. insan ruhu bir kazana atılmışçasına yoğun kaynar durur bu süreçte. daha önce bir çok yamayla mükemmeleştirdiğiniz sayısız anlamsallık kaotik bir entropiye dönüşür. doğadaki ve insanlardaki bütün çelişkiler kıl kıl dağılır, çözülür bu süreçte. zaten kendinizi çoktan param parça etmişsinizdir. elinizde tuttuğunuz ruhunuzun yumakları kötü kokusu dayanılmazdır. ellerinizden zaten nefret ediyorsunuzdur artık.
gezegenler ve sonsuz uzay yıldızlar kadar çok nedenleri olabilir bu halin. hepsinin son tahlildeki formülasyonu çaresizliktir. dayanılmazlık ve dayanışılmasızlıktır.
uzun süredir herkese çok ayıp olur diye intihar etmiyorum. ulan yüz binlerce güzellik arasından böyle bir yaşama sebebi süzer mi insan kendine? her şeyin entropisinden gelen koku burnumun direğini kırıyor.
viktor hugo'nun da ölmeden önce dediği gibi.
"ışık, ne olur biraz daha ışık"
devamını gör...
geceye anlam katan sözler
“nasıl anlayacak sen gibi birisi?
ışık kaynağısın sen ki bir iris’in,
nasıl anlatacak ben gibi birisi?
yâr sen benim yüreğimin dilisin…”
ışık kaynağısın sen ki bir iris’in,
nasıl anlatacak ben gibi birisi?
yâr sen benim yüreğimin dilisin…”
devamını gör...
yeşillendirmenin normal sözlük karşılığı
sözlük adına uygun olacağını düşündüğüm aynı zamanda anlamıyla da iyi olabileceğini hissettiğim (bkz: kafalamak) kafalayın denilebilir
devamını gör...
anne
annesine hayran ve onu gerçekten çok seven insanları görünce ne hissedeceğimi bilmiyorum belki hüzün hissediyor olabilirim. ayriyeten sürekli anneleri melek ilan edenlere ayarım. senin annen melek olabilir ama bir başkasının annesiyle nasıl bir ilişki içinde olduğunu bilmeden neden aksi bir şey duyunca sen de amma nankörsün cık cık cıkk utan annesi olmayan çocuklar napsın analar cennet bıdı bıdı güzellemeleri beni deli ediyor. anneler kutsal değildir. hepsi melek de değildir.
*sizi karnında taşıyıp doğurması sonrasında aç kalıp ölmeyesiniz diye beslemesi minnet duyulacak bir şey değildir zaten görevidir. doğurduna bakması gerekir herhangi bi akıl sorunu yoksa. aynı şekilde babanın da çocuğuyla ilgilenmesi gerekir. kısaca ana baba olmak kutsal bir şey değildir aksini iddia eden annesinin isteklerini yapabilmek için onun duygu sömürüsüne (dokuz ay karnımda taşıdım bıdı bıdı) şiddetli bir şekilde maruz kalan kişidir.
*sizi karnında taşıyıp doğurması sonrasında aç kalıp ölmeyesiniz diye beslemesi minnet duyulacak bir şey değildir zaten görevidir. doğurduna bakması gerekir herhangi bi akıl sorunu yoksa. aynı şekilde babanın da çocuğuyla ilgilenmesi gerekir. kısaca ana baba olmak kutsal bir şey değildir aksini iddia eden annesinin isteklerini yapabilmek için onun duygu sömürüsüne (dokuz ay karnımda taşıdım bıdı bıdı) şiddetli bir şekilde maruz kalan kişidir.
devamını gör...
mix dergi sayı 1
cemil meriç dergilerin önemini “bir şehrin iç sokakları gibi mahrem, samimidirler. devrin çehresini makyajsız olarak onlarda bulursunuz. bir neslin vasiyetnamesidir dergi” sözleri ile vurgulamıştır.
trevor philips hazırladığı dergiyi bizimle paylaşmış, sağ olsun. kafa sözlük yazarlarının dergisi de, çizimleri de, çektiği fotoğraflar da, şarkıları da önemlidir.
bir sözlük dayanışma ile büyür, birbirine kenetlenir ve uzun yıllar ulu bir çınar gibi her türlü zorlu kışı, çetin fırtınaları atlatır.
kültür, sanat, uzay konuları ile ilgili mix adlı dergiyi okumaya başlayınca bir solukta bitirdim. beğendiğim için de tanıdıklarıma gönderdim, onlar da okusunlar, mix dergi de tanınsın, kulaktan kulağa yayılsın.
yurdumuzda ne yazık ki kitap okuyanların sayısı çok az.
instagramda kitap fotoğrafı paylaşanların sayısı ise astronomik boyutlarda.*
kitap okuyunca sıkılıyorlarmış, uykuları geliyormuş.
internetteki interaktif sözlükler ise ilgilerini çekmiyormuş.
radyo yayınlarına ise ne gerek varmış, istedikleri şarkıyı internetten dinliyorlarmış.
sanal medya ise çöplükten ibaretmiş.
dergi deyince ise ilgileniyorlar. acaba ne var içinde? farklı şeyler olabilir mi?
dergiler, günümüz yayıncılığının en popüler işlerinden biri haline gelince yeni bir okur kitlesi çıktı sanal ortamda
telefon ya da tabletten dergileri takip edip gerçekten okuyan nitelikli okur denilen bu kesim giderek yayıldı internet mecralarında.
görsel ve zihinsel anlamda tüketimi ve hazmı kolay olan dergiler internette en çok paylaşılan yayınlar arasına girdi. ne var ki çoğu dergi uzun soluklu olamadı.
“bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. en talihlileri bir nesle seslenir. eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. anahtarı kaybolmuş bir çekmece. sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok. kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. dergi, hür tefekkürün kalesi. belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür – cemil meriç.
amatör bir ruhla çıkan trevor philips’in mix dergisine ne kadar çok yapıcı eleştiri gelirse o kadar iyi.
yeni çıkan bir dergi, var olan dergicilik anlayışını yerle bir etmeyecekse çıkmasının bir anlamı yoktur.
trevor philips 2.sayıda sözlük yazarlarının da desteğiyle yepyeni bir dergicilik anlayışı koyup devrim yapabilir.
saraylarda gözümüz yok, meydanları biz devrimcilere bırakın yeter. *
yeni bir umudun, yeni bir heyecanın ürünü olarak ortaya çıkan mix dergisinin uzun soluklu olmasını diler, başarılı bir çalışma yapan trevor philips’i tebrik ederim.
“uçurum kenarında yıkık bir ülke. türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. yıllarca süren savaş ondan sonra içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler” – atatürk.
trevor philips hazırladığı dergiyi bizimle paylaşmış, sağ olsun. kafa sözlük yazarlarının dergisi de, çizimleri de, çektiği fotoğraflar da, şarkıları da önemlidir.
bir sözlük dayanışma ile büyür, birbirine kenetlenir ve uzun yıllar ulu bir çınar gibi her türlü zorlu kışı, çetin fırtınaları atlatır.
kültür, sanat, uzay konuları ile ilgili mix adlı dergiyi okumaya başlayınca bir solukta bitirdim. beğendiğim için de tanıdıklarıma gönderdim, onlar da okusunlar, mix dergi de tanınsın, kulaktan kulağa yayılsın.
yurdumuzda ne yazık ki kitap okuyanların sayısı çok az.
instagramda kitap fotoğrafı paylaşanların sayısı ise astronomik boyutlarda.*
kitap okuyunca sıkılıyorlarmış, uykuları geliyormuş.
internetteki interaktif sözlükler ise ilgilerini çekmiyormuş.
radyo yayınlarına ise ne gerek varmış, istedikleri şarkıyı internetten dinliyorlarmış.
sanal medya ise çöplükten ibaretmiş.
dergi deyince ise ilgileniyorlar. acaba ne var içinde? farklı şeyler olabilir mi?
dergiler, günümüz yayıncılığının en popüler işlerinden biri haline gelince yeni bir okur kitlesi çıktı sanal ortamda
telefon ya da tabletten dergileri takip edip gerçekten okuyan nitelikli okur denilen bu kesim giderek yayıldı internet mecralarında.
görsel ve zihinsel anlamda tüketimi ve hazmı kolay olan dergiler internette en çok paylaşılan yayınlar arasına girdi. ne var ki çoğu dergi uzun soluklu olamadı.
“bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. en talihlileri bir nesle seslenir. eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. anahtarı kaybolmuş bir çekmece. sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok. kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. dergi, hür tefekkürün kalesi. belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür – cemil meriç.
amatör bir ruhla çıkan trevor philips’in mix dergisine ne kadar çok yapıcı eleştiri gelirse o kadar iyi.
yeni çıkan bir dergi, var olan dergicilik anlayışını yerle bir etmeyecekse çıkmasının bir anlamı yoktur.
trevor philips 2.sayıda sözlük yazarlarının da desteğiyle yepyeni bir dergicilik anlayışı koyup devrim yapabilir.
saraylarda gözümüz yok, meydanları biz devrimcilere bırakın yeter. *
yeni bir umudun, yeni bir heyecanın ürünü olarak ortaya çıkan mix dergisinin uzun soluklu olmasını diler, başarılı bir çalışma yapan trevor philips’i tebrik ederim.
“uçurum kenarında yıkık bir ülke. türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. yıllarca süren savaş ondan sonra içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler” – atatürk.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
ramiz ve selma..
devamını gör...
lady gaga
2010 yılında cosmopolitan dergisine verdiği bir röportajda söyledikleri gelir aklıma lady gaga dendiğinde.
eski bir sevgilisi lady gaga'ya, asla başarılı olamayacağını, grammy ödülü alamayacağını, asla hit bir şarkı yapamayacağını, onun başarısız olacağını söylemiş. lady gaga ise ondan ayrılmış ve şöyle demiş "bir gün benim sesimi duymadan, resmimi görmeden kafede kahveni bile sipariş edemeyeceksin."
başarısıyla eski sevgilisine yüzyılın kapağını yapmış ünlüdür. kimseyi dinleyip motivasyonunu kaybetmeden başarıya ulaşmış, sonuna kadar da hak eden, saygı duyduğum bir ünlüdür.
2010 mart sayısı cosmopolitan'a verdiği röprotajda ilgili kısım:
--- alıntı ---
"ı had a boyfriend who told me ı'd never succeed, never be nominated for a grammy, never have a hit song, and that he hoped ı'd fail. ı said to him, 'someday, when we're not together, you won't be able to order a cup of coffee at the f***ing deli without hearing or seeing me."
--- alıntı ---
eski bir sevgilisi lady gaga'ya, asla başarılı olamayacağını, grammy ödülü alamayacağını, asla hit bir şarkı yapamayacağını, onun başarısız olacağını söylemiş. lady gaga ise ondan ayrılmış ve şöyle demiş "bir gün benim sesimi duymadan, resmimi görmeden kafede kahveni bile sipariş edemeyeceksin."
başarısıyla eski sevgilisine yüzyılın kapağını yapmış ünlüdür. kimseyi dinleyip motivasyonunu kaybetmeden başarıya ulaşmış, sonuna kadar da hak eden, saygı duyduğum bir ünlüdür.
2010 mart sayısı cosmopolitan'a verdiği röprotajda ilgili kısım:
--- alıntı ---
"ı had a boyfriend who told me ı'd never succeed, never be nominated for a grammy, never have a hit song, and that he hoped ı'd fail. ı said to him, 'someday, when we're not together, you won't be able to order a cup of coffee at the f***ing deli without hearing or seeing me."
--- alıntı ---
devamını gör...
zaman makinesi bulununca ilk yapılacaklar
ı kadar çok şey var ki yapmak isteyeceğim, ama bazılarını yazayım :
1) ailemi altın ve dolar yatırımı konusunda zorlardım
2) 9. sınıfta yaptığım tembelliği yapmaz ve çok çalışırdım.
3) spora başlar ve hedefime ulaşana kadar bırakmazdım.
4) abur cubur gıdalardan daha uzak dururdum.
şimdilik bunlar geliyor aklıma.
ama ne garip değil mi? bunların bir çoğunu yapmak için hala fırsatım var.
geçmişimi bilip geleceğime yön vereceğim.
tanım : zaman makinesi bulununca yapacağımız şeyleri paylaştığımız başlık.
1) ailemi altın ve dolar yatırımı konusunda zorlardım
2) 9. sınıfta yaptığım tembelliği yapmaz ve çok çalışırdım.
3) spora başlar ve hedefime ulaşana kadar bırakmazdım.
4) abur cubur gıdalardan daha uzak dururdum.
şimdilik bunlar geliyor aklıma.
ama ne garip değil mi? bunların bir çoğunu yapmak için hala fırsatım var.
geçmişimi bilip geleceğime yön vereceğim.
tanım : zaman makinesi bulununca yapacağımız şeyleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...
little big
ingilizce şarkı söyleyen troll rus grubu. adam bir harika ya hehehe.
bir adet müzikk
son şarkısı da 2020 pipimi yala sjsjsjsd
bir adet müzikk
son şarkısı da 2020 pipimi yala sjsjsjsd
devamını gör...
yalnız çok yalnız yapayalnız biri olmak
"yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. insan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder."
--carl gustav jung
--carl gustav jung
devamını gör...
okumayan bir ülke olduğumuz gerçeği
üzücü bir gerçektir fakat (bkz: maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi)'ne baktığımızda insanın yaşamını idame ettirmesi için belli başlı ihtiyaçları gidermesi gerektiğini görürüz. ülkemiz şartlarında hiyerarşinin en temelindeki ihtiyaçları bile gidermek zorken piramidin tepesine yükselmek gün geçtikçe daha güç hale geliyor. elbette bu bir bahane değil fakat insanlar önce yaşamaya çalıştıkları için okumaya fırsat bulamıyorlar. birde genel olarak "okuduğunda hiçbir şey olamama" algısı insanların beynine yerleştiğinden ve okumanın bir faydasını göremediklerinden okumaya herhangi bir zaman ayıramıyorlar.
okumak boş zaman aktivitesi değildir, önemli bir iştir ve kendisine özel zaman ayrılması gerekir lakin ülkemizdeki insanlar zamanlarını okumaya ayırmak yerine kendilerince daha faydalı işlere ayırmayı yeğliyorlar.
okumak boş zaman aktivitesi değildir, önemli bir iştir ve kendisine özel zaman ayrılması gerekir lakin ülkemizdeki insanlar zamanlarını okumaya ayırmak yerine kendilerince daha faydalı işlere ayırmayı yeğliyorlar.
devamını gör...
