ekşi sözlük’ten birebir başlık kopyalamak yasaklansın
imkanlı olandır. yeter ki yazarlar kafa sözlük'ü sahiplensin, bu yönde katkı vermek istesin. aktüel olaylar tabii ki her yerde benzer şekilde açılabilir. ama artık bir ekşi sözlük klasiği olmuş başlık tiplerinin ya da birebir aynı başlıkların doğrudan kafa'da açılması bence rahatsızlık verici.
şu an gündemdeki bazı birebir kopyalar:
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
öldürmeyip süründüren şeyler
en iyi erkek parfümü
şu an çalan şarkı
geceye bir kadın yalanı bırak (geceye bir x bırak, gündüze bir x bırak, sabaha bir x bırak ööeeehh)
bir ton böyle başlık var. daha ne kadar oldu kafa sözlük açılalı?
abilerim, ablalarım yapmayın böyle. aynı konuyu elbette açın, bol bol yazın, ama bari bir kelimesini farklı ifade ediverin. çok zor değil.
edit: "en iyi" yerine "en güzel" yazınca elbette bir şey değişmeyecek. açma o başlığı o zaman. söyleyecek sana ait bir sözün yoksa, sırf başlık açmış olmak için açmayıver. ben mesela, bir kaç gün oldu katılalı, şimdilik başlıkları okuyorum, ilgilendiğim konulara yazıyorum. henüz bir başlık açmadım. ben bilmiyor muyum gidip ekşi'den beğendiğim bir başlığı alıp kafa'da açmayı? yazmak emek ve zaman ister. ekşi'deki göz yaşartıcı emeklerle yazılmış, belki de günlerce üzerinde çalışılıp zaman harcanmış başlıkları unutmadık.
edit2: ha bir de bu var, bunu unutmuşum. sensiz olur mu hiç? (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)
şu an gündemdeki bazı birebir kopyalar:
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
öldürmeyip süründüren şeyler
en iyi erkek parfümü
şu an çalan şarkı
geceye bir kadın yalanı bırak (geceye bir x bırak, gündüze bir x bırak, sabaha bir x bırak ööeeehh)
bir ton böyle başlık var. daha ne kadar oldu kafa sözlük açılalı?
abilerim, ablalarım yapmayın böyle. aynı konuyu elbette açın, bol bol yazın, ama bari bir kelimesini farklı ifade ediverin. çok zor değil.
edit: "en iyi" yerine "en güzel" yazınca elbette bir şey değişmeyecek. açma o başlığı o zaman. söyleyecek sana ait bir sözün yoksa, sırf başlık açmış olmak için açmayıver. ben mesela, bir kaç gün oldu katılalı, şimdilik başlıkları okuyorum, ilgilendiğim konulara yazıyorum. henüz bir başlık açmadım. ben bilmiyor muyum gidip ekşi'den beğendiğim bir başlığı alıp kafa'da açmayı? yazmak emek ve zaman ister. ekşi'deki göz yaşartıcı emeklerle yazılmış, belki de günlerce üzerinde çalışılıp zaman harcanmış başlıkları unutmadık.
edit2: ha bir de bu var, bunu unutmuşum. sensiz olur mu hiç? (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)
devamını gör...
kızların bir şey söylemeden önce bir şey söyleyeceğim demesi
bu başlığı ilk gördüğümden beri, bunu hep yaptığımı farkedip, yapmak üzere olunca toparlanıp, dememeye çalışarak bir şey söylemeye çalışıyorum. travma yaşattınız yahu. hayır mantıklı başlık bir de.
mantıklı başlık.
mantıklı başlık.
devamını gör...
parole d'honneur
fransızca'da ''şeref sözü'' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
hazall
umarım yaralı tüm yanların iyi olur.
tanım: favori moderatör, güzel insan.
tanım: favori moderatör, güzel insan.
devamını gör...
sevgiliyle normal sözlük’te yazar olmak
-timothy bu kim?
+kim?
-işte kim onu diyorum, yazmış sana.
+tanımıyorum.
-emin misin?
+eminim buse nerden tanıyayım ya.
-çok ilgili gibi yazmış da...
+yazdığımı beğenmiştir ondan.
-evet bence de öyle olmuştur.
+buse!
-...
+buseee?
-...
+kim?
-işte kim onu diyorum, yazmış sana.
+tanımıyorum.
-emin misin?
+eminim buse nerden tanıyayım ya.
-çok ilgili gibi yazmış da...
+yazdığımı beğenmiştir ondan.
-evet bence de öyle olmuştur.
+buse!
-...
+buseee?
-...
devamını gör...
eksantriklik
argoya "egzantirik egzantirik hareketler yapma la" şeklinde geçmiş kavram. bilimsel bir açıklaması olduğunu bilmiyordum. başlığı açan ve geleceğin bilim kadını olarak gördüğüm yazar arkadaşıma teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
yoldaş'a mesaj atmak
bir güne bir gün bir kişi çıkıpta ey yoldaş sen bizim için burayı kurdun geliştirdin teşekkür ederiz sana dedi mi?* dedi mi ha söyleyin bana? bunu söylemek yerine kalkıp sözlüğü hor kullandınız. çiğneyip üstünden geçtiniz. sorarım size ne zaman bitecek bu zulmünüz. bu pervasızlığınız nereye kadar? yazık değil mi yoldaşa?
devamını gör...
bir bilen (yazar)

kendi nickaltından kendi tanımıdır.
özelden anneye, nineye, cedde küfür ederken delikanlı, ama iş açıkça ortada oynamaya gelince binini bin iynimiyicim diye yan çizen, vasfının ne olduğu belirsiz kişi.*
ne oldu yiğidim, daha yeni başlayacaktık nereye böyle?
aaaa pardon, ceza almış... dikkat et klavyen sağlam kalsın, döndüğünde onu daha efektif kullanman için yardımcı olacağız.
devamını gör...
sketchtoy'da çizilen normal sözlük nickleri
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
mutluluğa bir adım kala yaşıyoruz… ama neden kala da mutlu değil ?
günler akıp gidiyor. zaman anlayamadığımız kadar hızlı. bu tempoya ayak uydurmak için elimizden geleni yapıyoruz. koşturma içerisinde gözden kaçırdığımız aslında fark etsek hayatımızı güzelleştirecek öyle güzel sırlar var ki. hepimiz biliyoruz bunları. yapıyor muyuz? muallak. bazen gözden kaçıyor, bazen önemsenmiyor, bazen hayatın ağır yükü altında aklımıza bile gelmiyor bunların bize katacakları.
gülümsemiyoruz mesela doyasıya… neden? o mucizevi tılsımı yaysak ya etrafımıza. sabah kalktığımızda yüzümüzü yıkarken tebessüm etsek ya aynaya, ev halkına, ekmek aldığımız bakkal amcaya, kedilere, köpeklere, kuşlara, bindiğimiz dolmuşun şoförüne, yanımıza oturan yaşlı teyzeye, mesai arkadaşlarımıza… bütün bir günü kurtarabilir o aynada gördüğünüz tebessüm ve işin ilginci sadece sizinkini değil. gülümsemek bulaşıcıdır unutmayın ve etkisi buzları eritebilir.
hoş görsek! bırakın çocuğunuz çocukluğunu yapsın, kızmayın hemen. yıkmayın o minnacık yüreğin sizin merhametinize olan inancını. arkadaşınız boşboğazlık mı yaptı, çatın kaşlarınızı belki ama uzatmayın. zedelemeyin arkadaşlığın görünmez bağlarını. eşiniz, sevgiliniz sizi üzecek bir davranışta mı bulundu alın karşınıza konuşun. atmayın içinize, büyütmeyin olayları, derin yaralara çevirmeyin. sevgiden daha yüksek çıkmasın o sorunun sesi. köprüleri atacak kıvama gelmeden bakın gözlerine ilk günkü kadar çok seviyorsunuz yine… insanlardan hoş görüyü esirgemeyin. gereksiz tatsızlıklar ilk önce sizin canınızı sıkar. sonra yine sizin… kin tutmayın. içinizde biriktirdiğiniz bu duygu sizi günden güne kemirir. insanlar için besleyeceğiniz güzel duyguların da önüne geçer. affedin, affetmenin verdiği o huzura erişin. gerektiğinde özür dileyin. korkmayın, küçültmez sizi. değer verdiğinizi gösterin onlara. özür dilemenin verdiği hazzı ilk siz yaşayın ,pişmanlığı karşıdakine bırakın. teşekkür edin. yanınızda oldukları için, sizi sevdikleri için, destek oldukları için… gösterin minnetinizi ,yeri geldiğinde taktir edin. taktir edilmenin verdiği duyguyla daha da sağlamlaşacaktır o dostluk, arkadaşlık ,sevgi ,saygı…
ön yargılarınızı saklayın sandıklara. bu bir erdem değil. sizin sandığınızdan çok başka çıkabilir her şey. her zaman bir örneğiyle karşılaşmışsınızdır. ‘işe yaramaz’ dediğiniz gelir en zor anınızda size destek olur. ‘vay be adam gibi adam’ dersinizde akşamına kalmaz soytarılığının ilanı. herkese bir şans verin. kimseden selamınızı esirgemeyin. selam muhabbetin başlangıcıdır. kalpteki sevgiyi ateşler. kalbinizde biriktirdiğiniz her sevgi kötü duyguların kalpten tasfiyesini sağlar. kalbi temizler.
yardım sevin! evet doğru anladınız. gerektiğinde yardım edilmesine izin verin. her şeyi bilmek zorunda değilsiniz, bilmeyin zaten. küçük dağları ben yarattım edasıyla, her şeyi ben bilirim moduyla konuşmayın insanlarla. insan yalnız bir varlık değil, bu doğasına uygun değil. bırakın size de yardım etsinler. hem emin olun bu sizi insanların gözünde daha da yüceltecektir. insanlarla konuşun, paylaşın, yardım isteyin, sorun, girmek isteyenleri hayatınıza buyur edin. duvarlar, ben biliyorumlar sizi çok daha yorar. eğer bir kabuğa ihtiyacımız olsaydı çekilmemiz gereken, bir ksmlumbağa gibi kabuklu doğardık. biz sosyal bir varlığız. paylaştıkça mutlu olur. yardım aldıkça yardım etmenin güzelliğine varırız. yardım ettikçe insanlığımızla gurur duyar iç huzura yavaş yavaş yaklaşırız.
kendiniz olun. birileri için eğilip bükülmeyin. ya da birilerine benzemeye çalışmayın, herkes kendi kabında güzeldir. kıyaslamayın kendinizi başkalarıyla. ailelerin, çevrenin başlattığı ‘şu şöyle oldu sen hala bir baltaya sap olamadın’ saplığından kurtarın kendinizi. bir kıyas yapacaksanız sizden daha zor durumda olanları düşünün. itilen kakılan en yakınları tarafından bile sevilmeyenleri getirin gözünüzün önüne. bir eviniz, bir aileniz, bir işiniz olduğunu sağlıklı bir ömre sahip olduğunuzu görün.
‘ne demek istedi?’, ‘neden öyle baktı?’ lardan kurtarın kendinizi. bırakın ne demek istediğini siz ne hissediyorsunuz nasıl mutlusunuz ona bakın. size iyi gelmeyen insanlarla ilişkinizi bir kez daha gözden geçirin. haset, kıskanç, çıkarcı, kendinden başka kimseye yararı olmayan ve her fırsatta laflarıyla karşısındakini iğneleyen insanlardan imkan buldukça uzak durun. selamdan öteye geçmemeye çalışın. kendi ruh sağlığınızı ruh sağlığı sağlam olmayan insanlar için bozmayın. hayır demeyi öğrenin. her şeye evet demek, her söyleneni kabul etmek sizi mutlu etmez aksine bir süre sonra mutsuzluğa kapılar açar. içinizde tarifi zor bir tatminsizlik oluşur. ortayı bulmaya çalışsanız da bunu kendinize zarar vermeden yapmaya çalışın.
açık arayıp sürekli hata kollayan insanlar bir süre sonra hiçbir şekilde memnun olmamaya başlar. bunu alışkanlık haline getiren insanlar iç huzurlarını kaybederler. psikiyatrist martin seligman’a göre örneğin vergi müfettişleri günlerini evrakların aralarında açık arayarak geçirdiklerinden evlerine dönünce de özel hayatlarında açık aramaya başlarlar. aynı durum avukatlarda da vardır. bazen bazı durumlarda açıkları görüp insanları eleştirebiliyoruz fakat zamanla bu durum alışkanlık halini alabilir ve insanlar tarafından sevilmeyen ve insanları sevemeyen bir insana dönüşürüz.
evet bir idealiniz olsun ama o ideal olmazsa olmazınız olmasın. gelecek kaygısıyla korkusuyla anı yaşamaktan alı koymasın bizleri. sahip olmak istediklerinize odaklanıp sahip olduklarınızı göz ardı etmeyin o ideal uğruna. sahip olduğunuz her neyse sarılın sıkı sıkı. kıymet bilin. ben içimden seviyorum demeyin, karşınızdakine de yansıtın bunu. durup dururken seni seviyorum, iyi ki varsın deyin ve yaşatın bunu hareketlerinizle. güçlendirin ilişkinizi. çevresindekilerle ilişkileri iyi olan insanlar daha çok mutludurlar. daha çok sevilirler. hayatının her anına her yerine yansır bu durum.
başka uğraşlar bulun kendinize. iş ev arasında mekik dokurken hayatın güzelliklerinden uzaklaşırsınız. negatif enerjinizi atamazsınız. örneğin evde olan bir olay işinize, işte olanda evinize yansır. sizi oyalayacak, kafanızı meşgul edecek, negatif enerjinizi atacak ,hayata daha pozitif bakmanızı sağlayacak bir hobi edinin kendinize. kitap okuyun, başka dünyaların kaplarını açın. yazı yazın, içinizdeki tüm duyguları buna yansıtın, dışarıya taşmasın. kurslara gidin. sosyal etkinliklere katılın. dünyanızı ve bakış açınızı küçültmeyin. hayatımız zaten çok fazla stresli ve sıkıntılı. bunun farkında olup daha eğlenceli tercihlerde bulunun. misal dram filmlerini bırakın bir kenara, entrikalı dizilerle meşgul etmeyin kafanızı, içinizi karartan müzikleri silin gitsin. keyif almak için yaptıklarınız içinizi bulandırmasın bari. mutlu bir yaşam sizi mutlu eden uğraşlardan geçer hüzünlendirenlerden değil.
dua edin. ya da iyi dilekler sunun inandığınız her neyse ona. içinize dolan huzuru o zaman görün işte. mutluluğun asıl kaynağına yönelin. kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz açın ellerinizi silinsin o kimsesizlik duygusu. konuşun anlatın içimizi dökün.
baharın rehaveti mi sardı bilinmez herkeste bir huzursuzluk herkeste bir mutsuzluk. sağım solum solgun yüzler… mutlu olduğumuzu bilmediğimiz için mutsuzuz aslında çoğu zaman. hayat o kadar hızlı akıyor ki koşturmacada kendimizi unutuyoruz. sonrası ani bir patlama. ‘neden mutsuzum? , aslında hiçte mutsuz değildim, ne oldu birden?’ söylemleri. yol alırken yaptıklarımıza ya da yapmadıklarımıza dikkat etmeyip sonradan geldiğimiz noktaya şaşırıyoruz. geri dönüş ise bayağı meşakkatli ya kendimizden ya da çevremizden taviz veriyoruz eskiye dönebilmek için. tüm tabiat yenileniyor şimdilerde. ağaçlar filizleniyor, çiçekler tomurcuklanıyor, hayvanlar daha bir neşeli koşturuyor sanki biz neden yenilenmeyelim? neden atmayalım üzerimizde ki ölü toprağı? haydi sıvayın kolları! güzel düşünün, güzeli düşünün tüm mutluluklar sizin olsun… bu bahar yeni bir ‘mutluluk’ olsun…
05.04.2015
bir yerel gazetede yayınlanan köşe yazım.
sonra anlaşamam bazı nedenlerden iptal oldu ve tüm yazılarımı kaldırtmıştım. arvişde buldum az önce. aslında biraz sevindim ve güldüm halime. nasıl sevgi pıtırcığı bir kalple yazılmış ah canım kendim.
neysem zaten yeterince uzun okunacak mı o bile meçhul. daha fazla uzatmayalım.
günler akıp gidiyor. zaman anlayamadığımız kadar hızlı. bu tempoya ayak uydurmak için elimizden geleni yapıyoruz. koşturma içerisinde gözden kaçırdığımız aslında fark etsek hayatımızı güzelleştirecek öyle güzel sırlar var ki. hepimiz biliyoruz bunları. yapıyor muyuz? muallak. bazen gözden kaçıyor, bazen önemsenmiyor, bazen hayatın ağır yükü altında aklımıza bile gelmiyor bunların bize katacakları.
gülümsemiyoruz mesela doyasıya… neden? o mucizevi tılsımı yaysak ya etrafımıza. sabah kalktığımızda yüzümüzü yıkarken tebessüm etsek ya aynaya, ev halkına, ekmek aldığımız bakkal amcaya, kedilere, köpeklere, kuşlara, bindiğimiz dolmuşun şoförüne, yanımıza oturan yaşlı teyzeye, mesai arkadaşlarımıza… bütün bir günü kurtarabilir o aynada gördüğünüz tebessüm ve işin ilginci sadece sizinkini değil. gülümsemek bulaşıcıdır unutmayın ve etkisi buzları eritebilir.
hoş görsek! bırakın çocuğunuz çocukluğunu yapsın, kızmayın hemen. yıkmayın o minnacık yüreğin sizin merhametinize olan inancını. arkadaşınız boşboğazlık mı yaptı, çatın kaşlarınızı belki ama uzatmayın. zedelemeyin arkadaşlığın görünmez bağlarını. eşiniz, sevgiliniz sizi üzecek bir davranışta mı bulundu alın karşınıza konuşun. atmayın içinize, büyütmeyin olayları, derin yaralara çevirmeyin. sevgiden daha yüksek çıkmasın o sorunun sesi. köprüleri atacak kıvama gelmeden bakın gözlerine ilk günkü kadar çok seviyorsunuz yine… insanlardan hoş görüyü esirgemeyin. gereksiz tatsızlıklar ilk önce sizin canınızı sıkar. sonra yine sizin… kin tutmayın. içinizde biriktirdiğiniz bu duygu sizi günden güne kemirir. insanlar için besleyeceğiniz güzel duyguların da önüne geçer. affedin, affetmenin verdiği o huzura erişin. gerektiğinde özür dileyin. korkmayın, küçültmez sizi. değer verdiğinizi gösterin onlara. özür dilemenin verdiği hazzı ilk siz yaşayın ,pişmanlığı karşıdakine bırakın. teşekkür edin. yanınızda oldukları için, sizi sevdikleri için, destek oldukları için… gösterin minnetinizi ,yeri geldiğinde taktir edin. taktir edilmenin verdiği duyguyla daha da sağlamlaşacaktır o dostluk, arkadaşlık ,sevgi ,saygı…
ön yargılarınızı saklayın sandıklara. bu bir erdem değil. sizin sandığınızdan çok başka çıkabilir her şey. her zaman bir örneğiyle karşılaşmışsınızdır. ‘işe yaramaz’ dediğiniz gelir en zor anınızda size destek olur. ‘vay be adam gibi adam’ dersinizde akşamına kalmaz soytarılığının ilanı. herkese bir şans verin. kimseden selamınızı esirgemeyin. selam muhabbetin başlangıcıdır. kalpteki sevgiyi ateşler. kalbinizde biriktirdiğiniz her sevgi kötü duyguların kalpten tasfiyesini sağlar. kalbi temizler.
yardım sevin! evet doğru anladınız. gerektiğinde yardım edilmesine izin verin. her şeyi bilmek zorunda değilsiniz, bilmeyin zaten. küçük dağları ben yarattım edasıyla, her şeyi ben bilirim moduyla konuşmayın insanlarla. insan yalnız bir varlık değil, bu doğasına uygun değil. bırakın size de yardım etsinler. hem emin olun bu sizi insanların gözünde daha da yüceltecektir. insanlarla konuşun, paylaşın, yardım isteyin, sorun, girmek isteyenleri hayatınıza buyur edin. duvarlar, ben biliyorumlar sizi çok daha yorar. eğer bir kabuğa ihtiyacımız olsaydı çekilmemiz gereken, bir ksmlumbağa gibi kabuklu doğardık. biz sosyal bir varlığız. paylaştıkça mutlu olur. yardım aldıkça yardım etmenin güzelliğine varırız. yardım ettikçe insanlığımızla gurur duyar iç huzura yavaş yavaş yaklaşırız.
kendiniz olun. birileri için eğilip bükülmeyin. ya da birilerine benzemeye çalışmayın, herkes kendi kabında güzeldir. kıyaslamayın kendinizi başkalarıyla. ailelerin, çevrenin başlattığı ‘şu şöyle oldu sen hala bir baltaya sap olamadın’ saplığından kurtarın kendinizi. bir kıyas yapacaksanız sizden daha zor durumda olanları düşünün. itilen kakılan en yakınları tarafından bile sevilmeyenleri getirin gözünüzün önüne. bir eviniz, bir aileniz, bir işiniz olduğunu sağlıklı bir ömre sahip olduğunuzu görün.
‘ne demek istedi?’, ‘neden öyle baktı?’ lardan kurtarın kendinizi. bırakın ne demek istediğini siz ne hissediyorsunuz nasıl mutlusunuz ona bakın. size iyi gelmeyen insanlarla ilişkinizi bir kez daha gözden geçirin. haset, kıskanç, çıkarcı, kendinden başka kimseye yararı olmayan ve her fırsatta laflarıyla karşısındakini iğneleyen insanlardan imkan buldukça uzak durun. selamdan öteye geçmemeye çalışın. kendi ruh sağlığınızı ruh sağlığı sağlam olmayan insanlar için bozmayın. hayır demeyi öğrenin. her şeye evet demek, her söyleneni kabul etmek sizi mutlu etmez aksine bir süre sonra mutsuzluğa kapılar açar. içinizde tarifi zor bir tatminsizlik oluşur. ortayı bulmaya çalışsanız da bunu kendinize zarar vermeden yapmaya çalışın.
açık arayıp sürekli hata kollayan insanlar bir süre sonra hiçbir şekilde memnun olmamaya başlar. bunu alışkanlık haline getiren insanlar iç huzurlarını kaybederler. psikiyatrist martin seligman’a göre örneğin vergi müfettişleri günlerini evrakların aralarında açık arayarak geçirdiklerinden evlerine dönünce de özel hayatlarında açık aramaya başlarlar. aynı durum avukatlarda da vardır. bazen bazı durumlarda açıkları görüp insanları eleştirebiliyoruz fakat zamanla bu durum alışkanlık halini alabilir ve insanlar tarafından sevilmeyen ve insanları sevemeyen bir insana dönüşürüz.
evet bir idealiniz olsun ama o ideal olmazsa olmazınız olmasın. gelecek kaygısıyla korkusuyla anı yaşamaktan alı koymasın bizleri. sahip olmak istediklerinize odaklanıp sahip olduklarınızı göz ardı etmeyin o ideal uğruna. sahip olduğunuz her neyse sarılın sıkı sıkı. kıymet bilin. ben içimden seviyorum demeyin, karşınızdakine de yansıtın bunu. durup dururken seni seviyorum, iyi ki varsın deyin ve yaşatın bunu hareketlerinizle. güçlendirin ilişkinizi. çevresindekilerle ilişkileri iyi olan insanlar daha çok mutludurlar. daha çok sevilirler. hayatının her anına her yerine yansır bu durum.
başka uğraşlar bulun kendinize. iş ev arasında mekik dokurken hayatın güzelliklerinden uzaklaşırsınız. negatif enerjinizi atamazsınız. örneğin evde olan bir olay işinize, işte olanda evinize yansır. sizi oyalayacak, kafanızı meşgul edecek, negatif enerjinizi atacak ,hayata daha pozitif bakmanızı sağlayacak bir hobi edinin kendinize. kitap okuyun, başka dünyaların kaplarını açın. yazı yazın, içinizdeki tüm duyguları buna yansıtın, dışarıya taşmasın. kurslara gidin. sosyal etkinliklere katılın. dünyanızı ve bakış açınızı küçültmeyin. hayatımız zaten çok fazla stresli ve sıkıntılı. bunun farkında olup daha eğlenceli tercihlerde bulunun. misal dram filmlerini bırakın bir kenara, entrikalı dizilerle meşgul etmeyin kafanızı, içinizi karartan müzikleri silin gitsin. keyif almak için yaptıklarınız içinizi bulandırmasın bari. mutlu bir yaşam sizi mutlu eden uğraşlardan geçer hüzünlendirenlerden değil.
dua edin. ya da iyi dilekler sunun inandığınız her neyse ona. içinize dolan huzuru o zaman görün işte. mutluluğun asıl kaynağına yönelin. kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz açın ellerinizi silinsin o kimsesizlik duygusu. konuşun anlatın içimizi dökün.
baharın rehaveti mi sardı bilinmez herkeste bir huzursuzluk herkeste bir mutsuzluk. sağım solum solgun yüzler… mutlu olduğumuzu bilmediğimiz için mutsuzuz aslında çoğu zaman. hayat o kadar hızlı akıyor ki koşturmacada kendimizi unutuyoruz. sonrası ani bir patlama. ‘neden mutsuzum? , aslında hiçte mutsuz değildim, ne oldu birden?’ söylemleri. yol alırken yaptıklarımıza ya da yapmadıklarımıza dikkat etmeyip sonradan geldiğimiz noktaya şaşırıyoruz. geri dönüş ise bayağı meşakkatli ya kendimizden ya da çevremizden taviz veriyoruz eskiye dönebilmek için. tüm tabiat yenileniyor şimdilerde. ağaçlar filizleniyor, çiçekler tomurcuklanıyor, hayvanlar daha bir neşeli koşturuyor sanki biz neden yenilenmeyelim? neden atmayalım üzerimizde ki ölü toprağı? haydi sıvayın kolları! güzel düşünün, güzeli düşünün tüm mutluluklar sizin olsun… bu bahar yeni bir ‘mutluluk’ olsun…
05.04.2015
bir yerel gazetede yayınlanan köşe yazım.
sonra anlaşamam bazı nedenlerden iptal oldu ve tüm yazılarımı kaldırtmıştım. arvişde buldum az önce. aslında biraz sevindim ve güldüm halime. nasıl sevgi pıtırcığı bir kalple yazılmış ah canım kendim.
neysem zaten yeterince uzun okunacak mı o bile meçhul. daha fazla uzatmayalım.
devamını gör...
17 mayıs itibarıyla vaka sayıları 5 binin altına inecek
kültür ve turizm bakanımızdan daha mı iyi bileceksiniz.:
kültür ve turizm bakanı mehmet nuri ersoy, türkiye’de koronavirüs vaka sayılarının 17 mayıs’tan sonra 5 binin altına düşeceğini söyledi.
ben ikna oldum topu tarkan’a mı atsam acaba...
buradan
kültür ve turizm bakanı mehmet nuri ersoy, türkiye’de koronavirüs vaka sayılarının 17 mayıs’tan sonra 5 binin altına düşeceğini söyledi.
ben ikna oldum topu tarkan’a mı atsam acaba...
buradan
devamını gör...
sözlüğe veda edip yeni hesaptan giriş yapmak
oluyorsada oluyordur ne yapalım herkesin kendi tercihi. bu bilgiyi nerede kullanacağız şimdi. giden gitsin ne yapıcaz yani.istersen gidenin veda mektubunu oku istersen geç. sıkıntısını belirtmiş kendini önemsemiş sözlüğü sevmiş değer vermiş sonra kopamamış tekrar gelmiş. o kişi buradan gitmediyse yine sözlüğe yararı var. kişisel olarak takıştığınız kişilere haddini bildirmek adına seni seni gördüm yakaladım dur bir başlık açayım da anla sen moduna girmeyin.
sözlüğün çok eğlenceli akış değiştirici moderatörleri var doğrusu iyi birşey bu hareketlilik açısından ama bazı bilgilerde sizde kalsın.yoruluyorsunuz sinirleniyorsunuz fakat orta yolu bulmak kanımca yine sizin göreviniz. bu sözlük moderatörleri bile trol yaptı hakketten kafa yaptı.
sözlüğün çok eğlenceli akış değiştirici moderatörleri var doğrusu iyi birşey bu hareketlilik açısından ama bazı bilgilerde sizde kalsın.yoruluyorsunuz sinirleniyorsunuz fakat orta yolu bulmak kanımca yine sizin göreviniz. bu sözlük moderatörleri bile trol yaptı hakketten kafa yaptı.
devamını gör...
mahlasını kankana bile söyleme
neden bilmiyorum ama ben de söylemem. çok komik lan, cinci hoca ne?
devamını gör...
moderasyonun anlama kıtlığı yaşıyor olması
size söylenen kurallarda başlık açın tanım girin yeter, onların da isteği bu. niye her şeye baş kaldırıyorsunuz. ne yaparsanız yapın bu sözlüğün sistemini değiştiremeyeceksiniz. 2 kere 2 4 eder. bende kuralları kabul etmiyorum ama çokta kafaya takmadan yazıp geçiyorum, neden umursamıyorum kuralları sonuçta ben geldiğim sözlükte de küfürlü cinsiyetçi, ırkçı vs vs başlıklar açmıyordum, tanımlar girmiyordum. sözlüğün kızlarına da laf atmıyordum. karakter meselesi. altı üstü tanım gireceksiniz tabiri caizese ne caz yaptınız.
devamını gör...
aldatmayan erkeğin olmaması
cinsiyetle alakası olmayıp tamamen karakter meselesidir. aldatan kişiler kendine olan güvensizliğini başkalarından yararlanarak tatmin etmeye çalışır sadece
devamını gör...
yazarların çocukken en çok korktuğu şeyler
kelebek. bu değişmedi.*
bir de televizyonun fişini çekmediğim sürece açık kalan, nokta kadar kırmızı bir ışığı vardı ondan çok çok korkardım. karanlığın içinde biri beni izliyormuş gibi gelirdi. bu da pek değişmemiş galiba, odamda böyle bir ışık varsa hala rahatsız olurum.
bir de televizyonun fişini çekmediğim sürece açık kalan, nokta kadar kırmızı bir ışığı vardı ondan çok çok korkardım. karanlığın içinde biri beni izliyormuş gibi gelirdi. bu da pek değişmemiş galiba, odamda böyle bir ışık varsa hala rahatsız olurum.
devamını gör...
daddy (yazar)
sözlükte ilk konuştuğum yazarlardan bir tanesi sıcak kanlı , sohbeti güzel geldi bana bir çok konuyla rahatsız ettiğim yazardır.
devamını gör...
popstar bayhan
kendisine "hapiste yatmış, toplumdan aforoz edilmeli" diyen deniz seki'ye, "kader arkadaşım deniz ablacığım. çok geçmiş olsun. daha nice bayramlar senin olsun." notuyla çelenk yollayan adam gibi adamdır. kader arkadaşım demesinin sebebi de deniz seki'nin hapis yatmasıdır.
devamını gör...

