yüzme havuzu
yirmi kişinin doluştuğu bir küvet gibi düşünürsek, hastalık ve mikrop kapma riski yüksek bir ortam. hayatta bir kez girdim ve bir hafta boyunca da içim bulandı.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
#1693911
neredeyim diye ararken en sonda kendimi buldum. neyse size gerçek ormancıların resmini atıyım. buz gibi bir gündü.
neredeyim diye ararken en sonda kendimi buldum. neyse size gerçek ormancıların resmini atıyım. buz gibi bir gündü.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu. yaptığı, yazdığı, söylediği ve teşvik ettiği şeylerin yüzyıl geçmiş olmasına rağmen hala anlaşılamamış, adı yersiz fanatikliklere kurban gitmiş büyük fikir ve devlet adamı. keşke aklından geçenlerin milyonda birini anlayıp uygulayabilsek.
devamını gör...
burulma terazisi
fransız fizikçi charles augustin de coulomb tarafından icat edilmiş olan ve çok küçük elektriksel kuvvetleri ölçmek için kullanılan araç. coulomb yasası olarak bildğimiz hazır formülü bu sayede türetmiştir.
araç, bir kapakla kapatılmış silindir şeklinde cam bir gövdeden ve üzerinde bulunan yine kapaklı bir borudan oluşur. borunun içerisinde ince bir tel bulunur. telin alt ucu, cam silindirin içerisinde ve yatay şekilde duran bir iğneye bağlıdır. iğnenin bir ucunda pirinçten yapılmış bir parça bulunurken diğer ucu küre şeklindedir ve iğne, ayarlanabilir bir kol ile bağlantı hâlindedir. aynı zamanda silindirin çevresine sarılmış bir ölçü kâğıdı bulunur ve iğne bu kâğıt üzerinde ölçümleri gösterecek şekilde dönebilmektedir. son olarak, kapağın iç kısmına bağlı şekilde cam silindire sarkıtılmış olan küresel bir parça daha vardır. bahsettiğim yapıyı en alttaki resimde görebilirsiniz.
kapaktan sarkıtılmış olan küresel parça, elektriksel olarak nötr, yani yüksüz olduğunda, sistem hareket etmez. bu parça elektrik ile yüklenerek yeniden sisteme takıldığı zaman, eğer pirinç parça ile aynı yüke sahipse bu ikisi birbirini itmeye ve bunun sonucunda da iğne hareket ederek sarkaç benzeri bir salınım yapmaya başlar. bu salınım sırasında yapılan açı, iğnenin ölçüm kâğıdında gösterdiği değerler aracılığıyla ölçülür.
deneyin bu kısmını gerçekleştiren coulomb, kapaktan sarkan küreyi tekrar oradan çıkararak, teraziden bağımsız bir şekilde, kendisiyle aynı boyutlardaki bir başka küre ile temas ettirir. kürenin yükü yarıya iner. küreyi, yeni yük miktarıyla beraber tekrar silindire takar. tabii ki itme kuvvetinin büyüklüğü bu kez daha düşük olur. benzer ölçümler yeniden yapılır. coulomb buradan, itme kuvvetleri ve elektrik yükleri arasındaki orantıyı hesaplar. bunun sonucunda da coulomb yasasını bulur.
f coulomb kuvveti, q1 ve q2 etkileşim hâlindeki yüklerin miktarı, k coulomb sabiti ve d iki yük arasındaki uzaklık olmak üzere;

terazinin yapısı da şöyle:

görselin kaynağı
araç, bir kapakla kapatılmış silindir şeklinde cam bir gövdeden ve üzerinde bulunan yine kapaklı bir borudan oluşur. borunun içerisinde ince bir tel bulunur. telin alt ucu, cam silindirin içerisinde ve yatay şekilde duran bir iğneye bağlıdır. iğnenin bir ucunda pirinçten yapılmış bir parça bulunurken diğer ucu küre şeklindedir ve iğne, ayarlanabilir bir kol ile bağlantı hâlindedir. aynı zamanda silindirin çevresine sarılmış bir ölçü kâğıdı bulunur ve iğne bu kâğıt üzerinde ölçümleri gösterecek şekilde dönebilmektedir. son olarak, kapağın iç kısmına bağlı şekilde cam silindire sarkıtılmış olan küresel bir parça daha vardır. bahsettiğim yapıyı en alttaki resimde görebilirsiniz.
kapaktan sarkıtılmış olan küresel parça, elektriksel olarak nötr, yani yüksüz olduğunda, sistem hareket etmez. bu parça elektrik ile yüklenerek yeniden sisteme takıldığı zaman, eğer pirinç parça ile aynı yüke sahipse bu ikisi birbirini itmeye ve bunun sonucunda da iğne hareket ederek sarkaç benzeri bir salınım yapmaya başlar. bu salınım sırasında yapılan açı, iğnenin ölçüm kâğıdında gösterdiği değerler aracılığıyla ölçülür.
deneyin bu kısmını gerçekleştiren coulomb, kapaktan sarkan küreyi tekrar oradan çıkararak, teraziden bağımsız bir şekilde, kendisiyle aynı boyutlardaki bir başka küre ile temas ettirir. kürenin yükü yarıya iner. küreyi, yeni yük miktarıyla beraber tekrar silindire takar. tabii ki itme kuvvetinin büyüklüğü bu kez daha düşük olur. benzer ölçümler yeniden yapılır. coulomb buradan, itme kuvvetleri ve elektrik yükleri arasındaki orantıyı hesaplar. bunun sonucunda da coulomb yasasını bulur.
f coulomb kuvveti, q1 ve q2 etkileşim hâlindeki yüklerin miktarı, k coulomb sabiti ve d iki yük arasındaki uzaklık olmak üzere;

terazinin yapısı da şöyle:

görselin kaynağı
devamını gör...
altı çizilesi kitap satırları
‘kin kalbi çürütür, nefret ruha yüktür’
muazzez ilmiye çığ
muazzez ilmiye çığ
devamını gör...
genç werther'in acıları
"bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?"
goethe tarafından iki haftada yazılmış ve mektuplardan oluşan harika bir romandır. goethe bu romanı yazdığında henüz 27 yaşındaydı. yazıldığı dönemde çok etkili olmuş, intihar vakalarına konu olmuş bu kitap, yazıldığı 1774 yılından beri popülerliğini hep korumuştur.
yayımlandığı dönemde, bütün gençliği etkisi altına almış olan bu roman, birçok intihara da neden olmuştur. 40 tane genç werther'inkine benzer şekilde hayatına son vermiştir. werther'in giymiş olduğu mavi frak, sarı yelek ve çizmeler döneminde moda olmuştur. bu intihar vakaları, daha sonraları werther etkisi olarak adlandırılır. bu etki yüzünden kitap, italya ve danimarka gibi ülkelerde kitap yasaklanmıştır. daha sonra yürütülen bir araştırmaya göre ünlü bir kişi intihar ettiği zaman, intihar oranları neredeyse %12 artmıştır.
kitabın içeriğine gelecek olursak, kitap genç bir ressam olan werther'in, düşsel dostu wilhelm'e yazmış olduğu mektuplardan oluşmaktadır. kitap werther'in lotte'ye duymuş olduğu aşkı anlatır. bu aşk zamanla bambaşka bir noktalara ulaşmıştır. öyle bir noktadır ki bu werther buna katlanamaz ve hayatına son verir. werther'in lotte'ye duymuş olduğu aşk platoniktir. çünkü lotte evlidir. ve werther'in kendisine karşı beslediği hisler onu pişmanlıklara sürüklemektedir. bu durum werther'in gittikçe bu aşkın içinde boğulmasına ve artık bu acıya dayanamamasına yol açmıştır. artık yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünen werther, sevdiği kadına mektup yazarak intihar etmiştir.
goethe tarafından iki haftada yazılmış ve mektuplardan oluşan harika bir romandır. goethe bu romanı yazdığında henüz 27 yaşındaydı. yazıldığı dönemde çok etkili olmuş, intihar vakalarına konu olmuş bu kitap, yazıldığı 1774 yılından beri popülerliğini hep korumuştur.
yayımlandığı dönemde, bütün gençliği etkisi altına almış olan bu roman, birçok intihara da neden olmuştur. 40 tane genç werther'inkine benzer şekilde hayatına son vermiştir. werther'in giymiş olduğu mavi frak, sarı yelek ve çizmeler döneminde moda olmuştur. bu intihar vakaları, daha sonraları werther etkisi olarak adlandırılır. bu etki yüzünden kitap, italya ve danimarka gibi ülkelerde kitap yasaklanmıştır. daha sonra yürütülen bir araştırmaya göre ünlü bir kişi intihar ettiği zaman, intihar oranları neredeyse %12 artmıştır.
kitabın içeriğine gelecek olursak, kitap genç bir ressam olan werther'in, düşsel dostu wilhelm'e yazmış olduğu mektuplardan oluşmaktadır. kitap werther'in lotte'ye duymuş olduğu aşkı anlatır. bu aşk zamanla bambaşka bir noktalara ulaşmıştır. öyle bir noktadır ki bu werther buna katlanamaz ve hayatına son verir. werther'in lotte'ye duymuş olduğu aşk platoniktir. çünkü lotte evlidir. ve werther'in kendisine karşı beslediği hisler onu pişmanlıklara sürüklemektedir. bu durum werther'in gittikçe bu aşkın içinde boğulmasına ve artık bu acıya dayanamamasına yol açmıştır. artık yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünen werther, sevdiği kadına mektup yazarak intihar etmiştir.
devamını gör...
kahkahayla gülmek
üstüne sandalyeden düşerek taçlandırabileceğiniz, en güzel deşarj yöntemlerinden biri.
sandalye opsiyoneldir. *
sandalye opsiyoneldir. *
devamını gör...
manipülasyon
(bkz: makyavelizm)
sevilir, uygulanır.
her başarılı tatbik, size zekanızın karşınızdakinden ne kadar üstün olduğunu hissettirir, sizi doyuma ulaştırır.
ama bu doyum geçicidir, tıpkı bir eroin müptelasına, sabit dozların yeterli gelmeyeceği gibi, her seferinde dozu arttırması gerektiği gibi; siz de her tatbiki bir öncekinden daha detaylı, daha derin, daha geniş ölçekli yapmaya çalışırsınız.
en sonunda da kapasitenizin üstünde bir eylemin sonucu olarak, kendi felaketinizi hazırlarsınız.
sevilir, uygulanır.
her başarılı tatbik, size zekanızın karşınızdakinden ne kadar üstün olduğunu hissettirir, sizi doyuma ulaştırır.
ama bu doyum geçicidir, tıpkı bir eroin müptelasına, sabit dozların yeterli gelmeyeceği gibi, her seferinde dozu arttırması gerektiği gibi; siz de her tatbiki bir öncekinden daha detaylı, daha derin, daha geniş ölçekli yapmaya çalışırsınız.
en sonunda da kapasitenizin üstünde bir eylemin sonucu olarak, kendi felaketinizi hazırlarsınız.
devamını gör...
hack a shaq
basketbolda, serbest atışları sıkıntılı oyuncuları faul çizgisine getirmek için yapılan bir basketbol hilesidir.
zamanında, kötü bir faul atıcısı olan shaquille o'neal'ın pota altı dominasyonunu engellemek için yapıldığından hack a shaq denilmiştir.
bu hilenin varlığı basketbol kurallarını değiştirmiş, topsuz oyunda yapılan faulun yaptırımı artırılarak sportmenlik dışı faul* seviyesine çıkarılmıştır.
zamanında, kötü bir faul atıcısı olan shaquille o'neal'ın pota altı dominasyonunu engellemek için yapıldığından hack a shaq denilmiştir.
bu hilenin varlığı basketbol kurallarını değiştirmiş, topsuz oyunda yapılan faulun yaptırımı artırılarak sportmenlik dışı faul* seviyesine çıkarılmıştır.
devamını gör...
içilen en kötü içecek
benim için kesinlikle şalgam.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
birkaç hafta önce bir şeyler atıştırmak için mutfağa gittim ve masada kuru üzüm torbası gördüm. içimden uzun zamandır burada, inşallah yiyip zehirlenmem diye geçirdim. birkaç tane ağzıma atayım derken biri direkt boğazıma kaçtı. ne öksürebildim ne yutkunabildim ne de nefes alabildim. sanıyorum 30-40 saniye nefes alamadım. belki daha kısadır ama benim için çok uzundu. sonra boğazımdan geçip gitti ama o an bu sefer dedim gidiyoruz herhalde.
ondan birkaç hafta daha önce arabayla gidiyorduk, babam sürüyor. arabada da sinek vardı. babam camı açtı eliyle sineği dışarı çıkartmaya çalışıyor. düz bir yol. yolda da o sırada bir köpek varmış. sinekten dolayı ilk başlarda görmedi tabii. son saniyelerde fark edip direksiyonu kırdı. birkaç manevrayla kurtulduk, yol boş olmasa birilerine çarpabilirdik ama boş olduğunda da çarpıp kaza yapsak kimsenin haberi olmayacaktı. kim bilirr?
sıradaki ne acaba :)
ondan birkaç hafta daha önce arabayla gidiyorduk, babam sürüyor. arabada da sinek vardı. babam camı açtı eliyle sineği dışarı çıkartmaya çalışıyor. düz bir yol. yolda da o sırada bir köpek varmış. sinekten dolayı ilk başlarda görmedi tabii. son saniyelerde fark edip direksiyonu kırdı. birkaç manevrayla kurtulduk, yol boş olmasa birilerine çarpabilirdik ama boş olduğunda da çarpıp kaza yapsak kimsenin haberi olmayacaktı. kim bilirr?
sıradaki ne acaba :)
devamını gör...
nesnelerin biricikliği
francesca rigotti’nin küçük şeylerin felsefesi isimli çok eğlenceli kitabında geçen bir tanımlamadır.
nostalji tutkusunu çok anlam veremem. insanların eski zamanlara karşı onulmaz bir geri dönme isteği duyması her zaman mantık dışı gelmiştir bana. ancak ilerleme ile ilgili benim de itirazlarım var. zamanı modern diye anmaya başladığımız andan itibaren birçok şey önemi yitirmeye başladı. bu önem kaybı da zaman içinde hem hayatımızın anlamsızlaşmasına hem de uğrunda mücadele edilecek şeylerin kaybolup bizi amaçsız bırakmasına neden oldu.
francesca rigotti kitabında şöyle bir şey söyler:
“… endüstri devrimi seri üretimle nesneleri kopya haline getirerek nesneler ile onların biricikliği arasındaki bağı koparmıştır.”
eskiden bir şeyleri biriktirmek eğlenceli idi çünkü nesnelere erişim zordu. seri üretimle birlikte hayatımızda bollaşan birçok nesne artık eşsiz olmadığı için önemsizleşmeye başladı. eskiden futbolcu kartları toplardık mesela ve çok önemli idi. bulunması zordu. ben de 1996 avrupa şampiyonası futbolcu kartları biriktiriyordum. müthiş heyecan verici bir andı. sonra çok zengin bir ailenin çocuğu olan bir arkadaşım evlerini taşırken bana yüze yakın kart verdi ve her şey bir anda anlamını yitirdi.
seri üretim ile ilgili düşündüğümde, nesnelerdeki bu nicelik artışına baktığımda hep o futbolcu kartlarının bir anda anlamsızlaşması gelir aklıma.
nesneler biricikliğini kaybettiğinde hayat anlamsızlık konusunda tüm zamanların en iyisi olmak adına çok büyük adımlar atarak bizi varoluşsal sancılar içinde bıraktı.
nostalji tutkusunu çok anlam veremem. insanların eski zamanlara karşı onulmaz bir geri dönme isteği duyması her zaman mantık dışı gelmiştir bana. ancak ilerleme ile ilgili benim de itirazlarım var. zamanı modern diye anmaya başladığımız andan itibaren birçok şey önemi yitirmeye başladı. bu önem kaybı da zaman içinde hem hayatımızın anlamsızlaşmasına hem de uğrunda mücadele edilecek şeylerin kaybolup bizi amaçsız bırakmasına neden oldu.
francesca rigotti kitabında şöyle bir şey söyler:
“… endüstri devrimi seri üretimle nesneleri kopya haline getirerek nesneler ile onların biricikliği arasındaki bağı koparmıştır.”
eskiden bir şeyleri biriktirmek eğlenceli idi çünkü nesnelere erişim zordu. seri üretimle birlikte hayatımızda bollaşan birçok nesne artık eşsiz olmadığı için önemsizleşmeye başladı. eskiden futbolcu kartları toplardık mesela ve çok önemli idi. bulunması zordu. ben de 1996 avrupa şampiyonası futbolcu kartları biriktiriyordum. müthiş heyecan verici bir andı. sonra çok zengin bir ailenin çocuğu olan bir arkadaşım evlerini taşırken bana yüze yakın kart verdi ve her şey bir anda anlamını yitirdi.
seri üretim ile ilgili düşündüğümde, nesnelerdeki bu nicelik artışına baktığımda hep o futbolcu kartlarının bir anda anlamsızlaşması gelir aklıma.
nesneler biricikliğini kaybettiğinde hayat anlamsızlık konusunda tüm zamanların en iyisi olmak adına çok büyük adımlar atarak bizi varoluşsal sancılar içinde bıraktı.
devamını gör...
köpüklü türk kahvesi yapma tüyoları
bir fincan su için 2 tepeleme çay kaşığı kahve koyulur. az kahveyle köpük olmaz, çok kahve olursa dibe çok çöker.içtikten sonra fincanlarda kalan telveye bakarak ikinci sefere daha doğru miktarda ayarlarsınız.
uzun sürede pişen kahve acı olur. çok kısık ateş ve soğuk su pişme süresini uzatır. ılık su ve orta ateş daha iyidir. hatta bir duayen 60 derece demişti. kahve 2-2,5 dakikada pişecek şekilde ısı ayarlanmalı. bakır cezve ısıyı daha çabuk iletir. su miktarı, cezve tipine göre pişirme süresi ayarlanır.
kahve su ve şeker karıştırılır. pişirmeden önce bir süre bekletmek de tanelerin iyice ıslanmasını ve lezzetli olmasını sağlıyor.
kaynatırsanız köpüğü gider. kahve kabarınca taşmasına izin vermeden cezvelere 1/3 oranında dökülür. tekrar ocağa alınıp bir daha az kabartılıp fincanların geri kalanı tamamlanır. ikinci sefer dökerken fincan sıralamasını değiştirirseniz fincanlara daha dengeli bir köpük dağılımı olur. (ben kaşıkla alıp koymadığım için böyle eşitlemiş oluyorum)
bu şekilde lezzetli ve köpüklü kahve yapıyorum. bir kaza olur da köpük olmazsa başka fincandan köpük alıp kaşıkla yayabilirsiniz. önemli misafir var ve risk almak istemiyorsanız bir fincan fazla su ve ona göre kahve koyun, onun payına düşecek köpük de içilecek fincanlara paylaşmış olsun.
uzun sürede pişen kahve acı olur. çok kısık ateş ve soğuk su pişme süresini uzatır. ılık su ve orta ateş daha iyidir. hatta bir duayen 60 derece demişti. kahve 2-2,5 dakikada pişecek şekilde ısı ayarlanmalı. bakır cezve ısıyı daha çabuk iletir. su miktarı, cezve tipine göre pişirme süresi ayarlanır.
kahve su ve şeker karıştırılır. pişirmeden önce bir süre bekletmek de tanelerin iyice ıslanmasını ve lezzetli olmasını sağlıyor.
kaynatırsanız köpüğü gider. kahve kabarınca taşmasına izin vermeden cezvelere 1/3 oranında dökülür. tekrar ocağa alınıp bir daha az kabartılıp fincanların geri kalanı tamamlanır. ikinci sefer dökerken fincan sıralamasını değiştirirseniz fincanlara daha dengeli bir köpük dağılımı olur. (ben kaşıkla alıp koymadığım için böyle eşitlemiş oluyorum)
bu şekilde lezzetli ve köpüklü kahve yapıyorum. bir kaza olur da köpük olmazsa başka fincandan köpük alıp kaşıkla yayabilirsiniz. önemli misafir var ve risk almak istemiyorsanız bir fincan fazla su ve ona göre kahve koyun, onun payına düşecek köpük de içilecek fincanlara paylaşmış olsun.
devamını gör...
haykırmak
isyan, hüzün, serzeniş vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak
devamını gör...
aşırı düşünmek
uyuyamama, gereksiz kişileri düşünerek yaşanılan zaman kaybı, kendini önemsememek, duygu durum karmaşası yaşamak, anti depresanlara düşmek, sonuç olarak hep ve sizin kaybetmeniz demek.
devamını gör...
sma hastalarına yardım kampanyaları
allah yardımcısı olsun.
devamını gör...
myanmar
gittim, gördüm:
budist bir ülkedir. bizde nasıl her yerde cami varsa orada da her yerde ‘pagoda’ denilen altın sarısı oval veya kübik kubbeli devasa yapılar bulunmaktadır.pagodalar, bazılarının etrafında dinazora benzeyen hayvan heykellerinin bulunduğu, iç kısmında ortada bulunan fil heykelinin önünde mum yakılmak suretiyle ibadet edinilen, aynı zamanda ülkenin en çok turist çeken yerlerdir.
örnek için kendi çektiğim şu fotoğrafa bakabilirsiniz:

insanları çok sıcak kanlıdır, sürekli gülümser. müslüman olduğumu bildikleri halde bir saygısızlıklarına şahit olmadım. yapılan zulümler hakkında bilgim olmadığı için o konuda bilgi veremeyeceğim.
burma’da halk yıllarca ingiltere sömürgesinde yaşadığı için binalar, köprüler ve tren rayları gibi yapılar klasik ingiliz tarzıdır ancak çok eskidir, yeni yapı görmek zordur. kırsal kesimde ve şehir dışlarında bungalov tarzı ağaç yapılar vardır. buralarda bir iki göz odada yaşayan fakir aileleri görmek mümkündür.
gezerken ilk dikkatimi çeken şeylerden biri kaldırımlarda ve yollarda nereye baksam kırmızı lekeler görmem ve sonra bunun insanların tükürdüğü bir maddeden kaynaklandığına şahit olmamdı. daha sonra bu maddenin, bir yaprağın içine sarılarak çiğnenen bir tür ot olduğunu öğrendim.
ikinci olarak dikkatimi çeken şey, herkesin yüzüne beyaz bir şey sürmesiydi. bunun da güneşte yanmamak veya kararmamak için kullandıkları bir tür krem olduğunu öğrendim. bu krem ,orada yetişen, adını unuttuğum, bir ağaç türünün odunlarının ezilip toz haline getirilmesiyle elde edilmektedir.
insanların kararmak istememelerinin sebebini yıllarca ingilizlerin burma halkını siyahlar olarak nitelendirip aşağılamasına bağlıyorum. *
pazarda satış yapan bir kadının fotoğrafı:
budist bir ülkedir. bizde nasıl her yerde cami varsa orada da her yerde ‘pagoda’ denilen altın sarısı oval veya kübik kubbeli devasa yapılar bulunmaktadır.pagodalar, bazılarının etrafında dinazora benzeyen hayvan heykellerinin bulunduğu, iç kısmında ortada bulunan fil heykelinin önünde mum yakılmak suretiyle ibadet edinilen, aynı zamanda ülkenin en çok turist çeken yerlerdir.
örnek için kendi çektiğim şu fotoğrafa bakabilirsiniz:

insanları çok sıcak kanlıdır, sürekli gülümser. müslüman olduğumu bildikleri halde bir saygısızlıklarına şahit olmadım. yapılan zulümler hakkında bilgim olmadığı için o konuda bilgi veremeyeceğim.
burma’da halk yıllarca ingiltere sömürgesinde yaşadığı için binalar, köprüler ve tren rayları gibi yapılar klasik ingiliz tarzıdır ancak çok eskidir, yeni yapı görmek zordur. kırsal kesimde ve şehir dışlarında bungalov tarzı ağaç yapılar vardır. buralarda bir iki göz odada yaşayan fakir aileleri görmek mümkündür.
gezerken ilk dikkatimi çeken şeylerden biri kaldırımlarda ve yollarda nereye baksam kırmızı lekeler görmem ve sonra bunun insanların tükürdüğü bir maddeden kaynaklandığına şahit olmamdı. daha sonra bu maddenin, bir yaprağın içine sarılarak çiğnenen bir tür ot olduğunu öğrendim.
ikinci olarak dikkatimi çeken şey, herkesin yüzüne beyaz bir şey sürmesiydi. bunun da güneşte yanmamak veya kararmamak için kullandıkları bir tür krem olduğunu öğrendim. bu krem ,orada yetişen, adını unuttuğum, bir ağaç türünün odunlarının ezilip toz haline getirilmesiyle elde edilmektedir.
insanların kararmak istememelerinin sebebini yıllarca ingilizlerin burma halkını siyahlar olarak nitelendirip aşağılamasına bağlıyorum. *
pazarda satış yapan bir kadının fotoğrafı:
devamını gör...



