unicef'in 1982 yılında bebek ölümlerini azaltmak amacıyla başlattığı programdır ve günümüzde ülkemizde de uygulanmaktadır. bu programın amacı dünya sağlık örgütünün de belirttiği üzere, 5 yaşından küçük her çocuğun büyümesinin izlenmesidir. programın adındaki harflerin açılımı ise şöyledir:
g-rowth monitoring (büyüme gelişmenin izlenmesi)
o-ral rehydration therapy (ağızdan sıvı takviyesi)
b-reastfeeding (emzirme)
ı-mmunization (bağışıklama)
f-ood supplementation (yeterli gıda alımı)
f-emale education (kadınların eğitimi)
f-amily planning (aile planlaması)
devamını gör...

türkiye'de yanlış bilinen kavramlardan birisidir. işin tuhaf yanı ateistler de "ben hümanist değilim abi" diye gezerler. kimse de demez ki "biz hümanist değilsek neden ateistiz?" diye.

bir felsefi akım olarak insancıllık. insanları çok sevelim değil mevzu, insanı baz almak söz konusu. yani doğa üstü güçlerle ilgilenmez, seküler bir duruşu vardır. her türlü otorite karşısında insanı özgürleştirme çabasıdır. ama bunun yanında insanı diğer canlılardan üstün tutmaz, doğa ve hayvan sevgisi de esastır.

hümanizme göre insan da bir hayvandır. tek farkı, doğru yanlış kriterlerini koyabilme becerisi sayesinde toplumsal bir düzen oluşturabilmiş olmasıdır. benzer bir düzen şempanzelerde de var ama tarif edemedikleri için bizim kadar gelişkin değil. hümanizm işte bu becerimiz sayesinde oluşturduğumuz düzeni istisnasız bir biçimde herkese uygulayalım der. katilse cezasını çekmeli. suçluysa hapislerde yatmalı. bunun aksini kim savunuyor? hayali bir hümanizm garabeti yaratmışsınız, toplumdaki bütün ikiyüzlülükleri onunla ilişkilendirmişsiniz, kendi straw man'inizi kötüleyip duruyorsunuz.

çünkü hümanizm, ırkçı, renkçi, kafatasçı, bazı insanları insan olarak görmeyen, oligarşist, kendini beğenmiş, kibirli, kendini diğerlerinden akıllı ve bir bok zanneden kim varsa hepsinin karşısında olan, bu yüzden de hepsinin ortakça nefret ettiği bir düşünce biçimidir.
devamını gör...

başlığın sonuna o soru işaretini koymasan sana çok ucuza bırakırdım.
devamını gör...

fernando leon de aranoa'nın senaryosunu yazdığı ve yönettiği, 2002 yılına ait gerçekçiliği ,işçi sınıfını şiir tadında mizahi yönleri ile ele alan bir film. 2002 yılında goya ödülleri’nde en iyi yönetmen ve senaryoda olmak üzere 5 dalda ödül alan film, aynı yıl içerisinde pedro almadovar’ın habla con ella filmini geride bırakarak en iyi yabancı film oscar aday adayı seçilmiştir.

filmde vigo’da işten çıkarılan bir grup tershane işçisinin öyküsü anlatılmaktadır. bu karakterlerin hayatları film içerisinde insanı yormadan yakalar ki onların yerine yaşarken bulursunuz kendinizi.

etkileyici anlatım öyle bir etkiliki karakterler arası konuşmalarda sanki yanındaymışsınız izlenimi veriyor izleyenlere. santa (javier bardem), filmin başrolü bir nevi don kişot hikayesi , sokak lambaları ve değirmen yer değiştiriyor burada ama. avustralya’ya gitmek istiyor çünkü ona göre uzaklar her zaman güzeldir. burada ise bedava peynirler yiyor içkiler içiyor ve bütün kadınları ile arasında yakın bağ kurabiliyor hiç korkmadan. ailesizliğinin verdiği etki ile arkadaşlarına göre hayata karşı daha çok öfke dolu ama onlardan daha fazla eğlenmesini biliyor ama koskocaman bir umutsuzluğun içinde.
jose (luis tosar) ise benim kendim ile en çok özleşleştirdiğim içine girebildiğim karakter belki oyuncu performansından dolayı, jose balık fabrikasında gece vardiyasında çalışan, karısını sadece işe giderken görebilen, karısının ondan tiksindiğini düşünen filmde olan bir deodorant sahnesi var spolier olmasın. özgüvenini sıfır maddi zorlukları olan kredi imkanı bulunmayan ve evliliğinin çatırdadığını düşünen umutsuz orta yaşlı bir insan.
lino (jose angel egido), ah lino vah lino bıkmadan usanmadan iş arayan 2002 model ismail abi yol yemek sigorta tamam neye inanmak isterse ona inanan fakat hayata karşı umudu olmayan lino.
amador (celso bugallo),en yaşlı olanları bu orta yaş adamların ama en kırılgan ve en acılar çekmiş olanları karısı tarafından terkedilen ve yıkılan karısı da annesi gibi çekip giden hüzünlü... santa ile evde olan konşmaları bir dram dersi resmen.
sergey (serge riaboukine) sen sovyetlerde kozmonotluk eğitimi al dağılınca gel burada filmin mesajlarını var . filme renk ve derinli katan santa karakteri ile sohbetleri dinlenilesi olan karakter sovyet rusya ile ilgili anlattıkları anektod efsanedir.


iki arkadaş karşılaşır ve birisi şöyle der : dostum, kötü bir şeyin farkına vardım, bize komünizmle ilgili anlatılan her şey yalanmış. diğeri şöyle cevaplar : ben daha kötüsünün farkına vardım ,bize kapitalizmle ilgili anlatılan her şey doğruymuş.


devamını gör...

tehlikeli ve sonu vehametle bitebilir. pokemon izleyip camdan atlayan çocuğu hatırlayın.

kendi dünyanızda yaşar, eyleme geçmezseniz hoş tabi. türkü tadında yaşamak da hoştur.*
devamını gör...

sevdiğim bir yazarın imza günü kuyruğu.
korona bitse de gitsek.
devamını gör...

insanların düşüncelerini korkmadan söyleyebilmeleridir..
devamını gör...

geç bile kalındı, bir an önce uygulanmalı.
devamını gör...

geçmişin, geleceğin ve şimdinin sahibi olarak gördüğü eşi ve benzeri olmayan olarak inandığı bir varlığa her şeyi bağlayan insandır. şöyle düşünebiliriz.

bir dere var. durmadan akıyor.* üstünde taşlar var*, rastgele yerleştirilmişler. hangi taşa basacağın senin iraden dahilindedir.* ama oraya türlü türlü taşlar da önceden koyulmuştur. yaptığımız ve başımıza gelenler aslında bizim seçimlerimizin sonucudur. ne diyor: "başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki allah birçoğunu da bağışlar." (şura 30)
devamını gör...

imkansızın şarkısı ile tanıştığım, bir ikisi hariç tüm külliyatını severek okuduğum usta yazar. metinlerinde erotik ve doğa üstü motifleri sıkça kullanır. doğa üstü motifler özellikle "yabankoyununun izinde " ve "1q84" de arşa çıkar. pek çok kitabı kallavi kalınlığından mütevellit göz korkutsa da içine girdiğinizde, çıkmak istemeyeceğiniz bir dünya sunar size. tavsiye edilir efendim.
devamını gör...

bir bayramın daha kapısındayız sevgili sözlük, kimimiz sahillerde kimimiz köyde, evde ya da bir şekilde telaş içinde işinde olacak. nerede olursak olalım, geçen bayramda olduğu gibi, bu bayramın ilk sabahında da sözlük radyosu canlı bir programla karşınızda* olacak. 70'ler, 80'ler ve 90'lardan, belki biraz da 2000'lerden olmak üzere en sevdiğimiz, kıpır kıpır şarkı, türkü ve sanat müziği eserleriyle saat 09:00 - 12:00 arası eğlenmeye bekliyoruz tüm radyoseverleri. istek şarkılarınızı da mutlaka bekliyoruz elbette.

ikinci geleneksel* sözlük radyosu bayram sabahı yayını, 20 temmuz 2021 salı sabahı saat 09:00'da sözlük radyosunda!

http://radyo.kafasozluk.com
devamını gör...

bugüne kadar uzaklaştığımız dünyaya, ağustos’a kadar bekleterek bizi tekrar yaklaştıracak yayın…
ömrümüz yettiğince bekleriz artık, n’apalım…

aynı zamanda, sevgili yayıncımızın tüm koşturmacasından sonra, zıpkın gibi, fişşşşek gibi döneceğinden de emin olduğum yayın…
devamını gör...

içeriden koşarak geliyor.
-annee, anne, aaaannneeee, anne! başkan trump japonya'nın başkanıyla kavga ediyor!(trump'ı nerden biliyorsa?)
- japonlar kavga etmez, koredir o. (çok da bilirim. )
- virüsü çölde bir laboratuvarda ürettiniz dedi.
- haa, çin o çin. çin'de çıktı ya korona.(çin'de bir laboratuvar mı?)
- anne var ya, bence başkan trump ona hadsiz demek istedi.
geldiği hızla geri gitti. (hadsiz demek, allah allah)
devamını gör...

(bkz: hissikablelvuku)
devamını gör...

kamera arkası görüntülerde son kelimesi sansüre uğramıştır.
devamını gör...

alıştıktan sonra hiç şekerli içilemeyen durum.
devamını gör...

eğer bir şeyleri kurgulama konusunda anormal derecede aktif bir beyne sahipseniz ve işleri gerçek dünyadan kopacak noktaya getirirseniz hayalden çıkıp kabus alemine dönüşebilecek durum.

çünkü insan beyni saçma bile olsa olabilecek en kötü olasılığı hesap edecek şekilde gelişmiş bir yapıya sahip. ve siz de aşırı işlek bir beyinle felaket senaryoları kura kura kendinizi bir labirentin içinde buluyorsunuz nihayetinde.
sonrasıysa malum; senelerce süren psikiyatrik tedavi:

(bkz: anksiyete)
(bkz: panik atak)
devamını gör...

gemilerde haydutluk yapan insanlara verilen isim.

ayrıca izinsiz olarak çoğaltılan kitap, kaset, cd gibi yayınlar için de kullanılır.

***

gemi korsanlarının tek gözünün göz bandı ile kapatıldığını filmlerde görmüşsünüzdür. bunun 2 nedeni olduğu tahmin ediliyor. nedenlerden bir tanesi, gözlerin geminin iç ve dış kısmındaki ışık farkına kolay adapte olabilmesi. diğer neden ise sekstant kullanımı sırasında gözü çok fazla yormamak.
devamını gör...

saygısız ve toplu yaşamayı beceremeyen, ne olduğundan bihaber insanlar tarafından, içindeki zeytin çekirdeği, ekmek kırıntısı ve başka şeylerle birlikte yapılan eylemdir.

vakti zamanında öğrenciyken üst katımda (6. katta) oturan diğer öğrenci kızlar, içinde zeytin çekirdeği de olan sofra bezini balkondaki çamaşırlarımın üzerinde silkelemişlerdi, bir avuç zeytin çekirdeğini toplayıp geri balkonlarına atmıştım. üstüne bir de kavga ettim tabii.

bir komşumuz da balkonun bu eylemi yapmak için ve halı silkelemek için varolduğunu iddia etmişti. bir de “istanbul’dan geldim” ben diyordu. istanbul’un neresiyse artık orası sıkıntı çıkarmayan. nereli olduğunu da yazmak istemiyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim