(bkz: bakmazsan görmezsin)

kim kimim yuvarlağına bakıyor, kim online listesinde kimin yanında kamp kurmuş size ne ya?
dedikodunun, gıybetin hasını yap sonra "ortalık yerde yapmayın". bakmayacaksın arkadaşım, görsen de bana ne demeyi öğreneceksiniz.

bu arada tekrar hatırlatayım, siz seversiniz bu kelimeyi

(bkz: gıybet)
devamını gör...

#100

benim 100. tanımım hangisi bilmiyorum ama sözlüğün 100. tanımı bana nasip olmuştur sözlüğün açıldığı gün.
devamını gör...

bir tanesi nazan öncel'den 'gitme kal bu şehirde' olandır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir grup vitamin şarkısıdır.

şarkının sözü ve müziği şarkının piyasaya çıktığı sene trafik kazasında hayatını kaybeden gökhan semiz’e aittir. gökhan yazdığı şarkının adı istanbuldan’dır ancak bu güzel insan 1998 yılında sadece yirmi dokuz yaşında hayatını kaybedince grubun diğer üyeleri selçuk aksoy ve emrah anul şarkıya bir klip çekmiş ve klibe istanbul’dan gökhan’a adını vermiştir.

o kadar iyi hatırlıyorum ki gökhan’ın hayatını kaybettiği o günü. ocak ayının ortasını henüz geçmişken bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti gökhan. o zamanlar deliler gibi dinlediğim, parodi bir müzik grubu olmasına rağmen yabancı şarkılara yazdıkları muazzam ve komik sözlerle çok popüler olmuş grubun en sevdiğim üyesiydi gökhan.

klibin hemen başında iki sandalyeye oturmuş olan emrah anıl ve selçuk aksoy şarkıya başlamadan önce yukarıdan tahta bir sandalye iner. gökten inen bu sandalye gökhan’a ait olan sandalyedir. klipte bile emrah ve selçuk’un gökhan’ın ölümüyle ne kadar üzüldükleri ve onu ne kadar özledikleri bellidir ve şarkı başlamadan hemen önce gökhan şöyle der:

- hadi abi, gebertelim şu şarkıyı!

istanbuldan gökhan’a
devamını gör...

bir irfan saruhan kitabıdır.

çünkü herkesin bir hikayesi vardır. kim hayatını yazmaya kalksa roman olmaz ki bu dünya üzerinde? kimin kimsenin anlamayacağı derin bir acısı yoktur? kim, kimseye belli etmeden kanamaz ki en tenha zamanlarında? kim, anlatmak için yanıp tutuştuğu öyküsünü ruhunun bodrum katındaki rutubet kokusuna hapsetmemiştir.

roman, 1980’li yıllar mahkum edilmiş üç uzun gün içinde olup biten olayları anlatıyor ama seksenler o kadar çabuk geçip gidecek kadar basit yıllar değildir. hala seksenler güzellemesi yapan insanlar var, belki kendilerine göre haklı nedenleri de vardır. ama okuduklarım, izlediklerim ve yaşadıklarım bana gösterdi ki seksenler salya sümük bir nostaljiyi hak etmiyor.

sinop cezaevi ve istanbul genelevi arasında mekik dokuyan bir roman bu. romandaki herkesin bir hikayesi var. acı, somut varlığı ile bazen kitabın sayfalarını şişim şişim şişiriyor ama biz acıyı bal eğlediğimiz içindir ki okumadan edemiyoruz bu romanı.

ölüm, ihanet, inkar, tabancanın soğuk rengi, ter kokan çarşafların kahverengi cehennemi. hikayeler asla mutlu değil. sanki mutlu hikaye olmazmış gibi. mutluluk var olduğuna inandığımız tuhaf bir duygu.

benim de bir hikayem var. saçları dağılıyor yürürken, burnu kızarıyor rüzgar değdikçe, korunaklı gamzeleri var, çok uzak bir o kadar da yakın bir hikaye bu. mutlu bir hikaye. sinop cezaevini hiç görmedi. tabanca soğukluğu hiç uğramadı ona. sadece bir kaç kırgınlık, bile bile birkaç sözcüğünü ayrı yazdıran.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mersinliler'i, sokak sanatı görmek için ülke dışına ya da istanbul'a gitmekten kurtaran kadın.

nazife bilgin hazar, iki çocuğunu büyüttükten sonra kırk sekiz yaşında iken mersin güzel sanatlar fakültesi'ni okudu.

bitirme ödevinde köpek barınağının duvarlarını boyadı ve elli iki yaşında üniversiteden mezun oldu. şu an elli sekiz yaşında ve mersin’in toroslar ilçesi’nde yaşıyor.

çocuk cezaevi, kadın sığınma evleri, spor kompleksini duvarlarını boyadıktan sonra, toroslar belediye'si için sosyal sorumluluk kapsamında ki güzelleştirme projesinde, dar gelirli insanların yaşadığı, boyaları dökülmüş eski binaların duvarlarına ünlü tablolarının reprodüksiyonlarını yaptı.
sekiz ayda yirmi bir binanın yüzeyine, can verdi.

osman hamdi bey, johannes vermeer, frida kahlo, diego rivera, vincent van gogh, neşet günal, leonardo da vinci, pablo picasso gibi sanatçıları mersinliler'e tanıttı.

tüm gün güneş altında çalışmaktan elli yaşındaki gözleri şişmiş bir şekilde evine gitti buna rağmen insanların sanatına olan ilgisi sayesinde zevkle çalıştı.

bazı mahallelilerin, dolmuşta iken frida kahlo'da inecek var demesi gibi geri bildirimler alması sayesinde yüzünden gülüşü eksik olmadı. sürekli motive oldu.

nazife bilgin hazar ,
insanın her yaşta verimli olabileceğini, 50'li yaşların fırsat yaşları olduğunu gösteren yurdum kadını.

çoğu insanın, artık bizden geçmiş dediği yaşta sanatçı olunabileceğini, sanatın yaşı olmadığını, kendini gerçekleştirmenin yaşı olmadığını mersin'den tüm dünyaya haykıran kadın.

şu sıralar anadolu ajansı onun için bir program hazırlıyor.
her şehre onun gibi bir sanatçı lazım.
çünkü o şahane bir kadın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

*
devamını gör...

geçen gün - profilimde gördüğünüz fotoğrafı çektiğim - şelaleye gittik bir çay içelim dedik kuzenlerle. size yemin ederim geçtiği her yerin ama her yerin fotoğrafını çekti kuzenlerimin eşleri. o kadar bağımlı olmuşlar ki.. ben ise onların ısrarları ile birkaç yerde fotoğraf çektirdim ki zaten maksimum 3 fotoğraf beğenebildim. neyse demek istediğim ben elbisemi toplayıp, masaya oturup, ayaklarımı o buz gibi suya teslim edip çayımı yudumlarken bunlar delirmişcesine fotoğraf çektiler.. anlam veremiyorum.. bazı anlarda izlerim, yaşarım fotoğraf çekmem. bu daha özel kılıyor yaşanan ânı. özellikle tek başıma sahile gittiğimde, ya da özenle hazırlandığım pekçok günde fotoğraf çekmem. oysaki insanlar tam da bu gibi anlarda fotoğraf çekip ânı yaşamayı bırakıyor..
devamını gör...

karantina zamanı ülkecek yaşanılan durum. karnı doyan üremeye geçti adeta. baby boom yaşıyoruz.
devamını gör...

(bkz: makyavelizm)

sevilir, uygulanır.

her başarılı tatbik, size zekanızın karşınızdakinden ne kadar üstün olduğunu hissettirir, sizi doyuma ulaştırır.

ama bu doyum geçicidir, tıpkı bir eroin müptelasına, sabit dozların yeterli gelmeyeceği gibi, her seferinde dozu arttırması gerektiği gibi; siz de her tatbiki bir öncekinden daha detaylı, daha derin, daha geniş ölçekli yapmaya çalışırsınız.

en sonunda da kapasitenizin üstünde bir eylemin sonucu olarak, kendi felaketinizi hazırlarsınız.
devamını gör...

manchester united takımının sezon sonuna kadar teknik direktörlüğünü yapacak kişidir.
kendisi almandır ve lakabı profesördür.

alman futbolunun buralara gelmesinde çok büyük katkıları vardır. kendisine hocaların hocası derler çünkü elit seviyede görev yapan çoğu hocanın hocalığını yapmıştır. bunlar löw, tuchel, klopp gibi isimlerdir.

futbola bakışı ve futbol aklı devrim niteliğindedir. özellikle bundesliga için öyle olmuştur.

kendisi futbola bu bakışını helmut gross’a borçlu. kendisinden bol bol ilham almış ve çok şey öğrenmiş. özellikle alan savunması konusunda.

rangnick futbolculuk döneminde bir futbol maçında top taca çıktıktan sonra rakip takımın oyuncularını saymak zorunda kalıyor. futbola dair ilk aydınlanmayı orada yaşıyor.
düşünsenize bir futbol maçındasınız ve rakip size fazlaymış gibi hissettiriyor. bu alan savunması ve baskıya dair çok büyük detaylar işaret ediyor. akıllı bir alan savunmasının rakibe neler yapacağını gösteriyor. ilk aydınlanmayı o zaman yaşadığını söylüyor ve gerisi geliyor.

rangnick ve tanınma kısmı ise çok ilginç. o dönem alt liglerdeki takımları alıp üst lige çıkartıyor. bunu büyük bütçelerle yapmıyor. teknik ve taktik bilgisiyle yapıyor. tarihler 19 aralık 1998 i gösterdiğinde bir televizyon programına katılıyor ve tabiri caizse ders veriyor.
programın sunucusu soruyor. alt liglerde çok farklı şeyler yapıyorsunuz nedir o diyor ve profesör anlatıyor. öyle bir anlatıyor ki alman milli takımı dahil bütün almanya kendisinden etkileniyor. zaten lakabı oradan geliyor. profesör.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

biraz saha içine girecek olursak kendisi tempolu takımlar istiyor. leipzig, hoffenheim, salzburg gibi takımları çalıştırırken sürekli 23 yaş altı oyuncular transfer ediyor. bunun sebebi oynattığı futbolun tempo ve direnç istemesi.
sisteminde oyunculara çok fazla yük biniyor genç oldukları için daha çabuk iyileşiyorlar.
diğer maça kadar yenileniyorlar. genç oyuncuların öğrenme isteklerinin daha fazla olduğunu düşünüyor.
takım olmanın genç oyuncularla daha kolay olduğunu düşünen bir yapı tercih ediyor.
topa karşı alan savunması yapılmasını istiyor. sisteminde 6 ve 8 numaralar çok önemli bir yere sahip. bek oyuncularının hücumcu olmasını istiyor.
bu adam göze hoş gelen futbol oynatmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

futbol aklına gelecek olursak ise kendisi futbolla kafayı bozmuş bir insan. bir hoca düşünün bulduğu oyuncular 5 büyük ligin dışından oluyor. bunlarla başarı sağlıyor. futbol dünyasına bir sürü yetenek hediye etti bunları leipzig, hoffenheim, salzburg gibi takımlarla yaptı.
şimdi kendisi ingiliz devi manchester united’ın başında.
sezon sonuna kadar teknik direktörlük yapacak sonra kulüpte 2 yıl danışmanlık yapacak.
kulübün anahtarları kendisinin elinde. başarılı olacağından şüphem yok.
manchester united’ın kurtuluş reçetesi olacak diyorum iddialı bir şekilde. iddialıyım.

profesör premier ligde neler yapacak göreceğiz.
devamını gör...

her sabah gün doğmadan uyananlara oldum olsası imreniyorum. zamanını verimli kullanan, akıllı insandır zannımca.
yazarlarımızdan tavsiyelerini bekliyorum.
devamını gör...

ince eleyip sık dokuyan bir nesiliz.eskiden direkt evleniliyordu bazen bu durum sadece evlenmek için evlenmekdi. şimdi ölç,biç,tart düşün düşün.
devamını gör...

picasso nun guernica adlı tablosunun yapımını etkilemiştir. zira bir nazi subayının ''bunu kim yaptı?'' sorusuna picasso'nun verdiği cevap çok güzeldir:''bunu siz yaptınız!''.
devamını gör...

geri istenmesi pek uygun değildir, isteyen de hoş karşılanmaz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeşilçam emektarlarından değerli bir isim. kendi hayat hikayesini ve yeşilçam anılarını kaleme aldığı kitabı "ne idim ne oldum" okunası bir çalışmadır.
devamını gör...

sözlerden ziyade söyleme şekli kalp kırıklığına sebep olanlardır. "aptal şey" diyerek sana sevgisini hissettiren de var, "gitmeni istemiyorum" derken sana yol açan insanlar da var. ne söylediğin değil de nasıl söylediğindir kalbi kıran.
devamını gör...

dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. savaş bitmiştir.*
devamını gör...

1981 yılında çıkan barış manço şarkısı.

ali yazar, veli bozar
(küp suyunu çeker azar azar)
(ali yazar, veli bozar)
(küp suyunu çeker azar azar)
of ooff
gözümde yaş görseler
"erkek ağlar mı?" derler
gökler ağlıyor dostlar
ben ağlamışım çok mu?
rahmet yağarken dostlar
ben ıslanmışım çok mu?
ali yazar, veli bozar
küp suyunu çeker azar azar
üzülmüşüm, neye yarar
keskin sirke küpüne zarar
of ooff
bir gün dönsem sözümden
düşerim dost gözünden
dünya dönüyor dostlar
bir sözden dönsem çok mu?
devran dönüyor dostlar
ben dönmüşüm çok mu?
ali yazar, veli bozar
küp suyunu çeker azar azar
üzülmüşüm, neye yarar
keskin sirke küpüne zarar
of ooff
barış yolun sonunda
yürü demek boşuna
hayat duruyor dostlar
ben durmuşum çok mu?
yaşam bitiyor dostlar
ben bitmişim çok mu?
ali yazar, veli bozar
küp suyunu çeker azar azar
üzülmüşüm, neye yarar
keskin sirke küpüne zarar

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim