biyolojik yaş
beden ve ruhun işbirliği ile oluşan gerçek yaşa biyolojik yaş denir. nüfus cüzdanına göre 40 yaşında olan bir kadının biyolojik yaşı iyi bir genetik miras, sağlıklı bir çevre ve doğru yaşam tarzı seçimleri ile 20 olabilir.
dünyaca ünlü futbolcu 33 yaşındaki cristiano ronaldo'nun sağlık kontrollerinde biyolojik yaşının 20 olduğu ortaya çıkmıştı. henüz 18 yaşında olan bazı gençlerin biyolojik yaşı 30 olabilir.
son zamanlarda sözlükte 30 yaş altı ve üstü ile ilgili ayrımcılık içeren başlıklar çoğaldı.
yazarların yaşları kimseyi ilgilendirmez…hayat sadece sayılardan ibaret değil ki. kaldı ki bilim dünyası kronolojik yaş kavramı yerine biyolojik yaşı kullanmak için adımlar atmaya başladı.
gelişmiş ülkelerde sigorta şirketleri ve medikal şirketler insanları kronolojik yaş ile değil biyolojik yaşla değerlendirir. eskiden biyolojik yaş tespiti için testler uygulanırdı. abd’den araştırmacılar, biyolojik yaşlanmayı doğru bir şekilde tespit edebilmek için göz merceğindeki proteinlerden gelen spektroskopik sinyalleri doğru bir şekilde ölçen özel bir göz tarayıcısı geliştirdiler.
genç bir biyolojik yaşa sahip olmak için;
sigara içmeyin. alkolü azaltın, mümkünse hiç kullanmayın.
stresten uzak durun.
uyku düzeninize dikkat edin.
aktif bir hayat tarzı oluşturun, düzenli olarak spor yapın.
düzenli, dengeli ve doğru beslenin.
hayata olumlu bakın.
negatif enerjili insanlardan uzak durun.
kafa sözlük’teki pozitif enerjili yazarları takip edin.
unutmayın yaşlandığınızı size takvim yaşınız değil, biyolojik yaşınız söyler.
dünyaca ünlü futbolcu 33 yaşındaki cristiano ronaldo'nun sağlık kontrollerinde biyolojik yaşının 20 olduğu ortaya çıkmıştı. henüz 18 yaşında olan bazı gençlerin biyolojik yaşı 30 olabilir.
son zamanlarda sözlükte 30 yaş altı ve üstü ile ilgili ayrımcılık içeren başlıklar çoğaldı.
yazarların yaşları kimseyi ilgilendirmez…hayat sadece sayılardan ibaret değil ki. kaldı ki bilim dünyası kronolojik yaş kavramı yerine biyolojik yaşı kullanmak için adımlar atmaya başladı.
gelişmiş ülkelerde sigorta şirketleri ve medikal şirketler insanları kronolojik yaş ile değil biyolojik yaşla değerlendirir. eskiden biyolojik yaş tespiti için testler uygulanırdı. abd’den araştırmacılar, biyolojik yaşlanmayı doğru bir şekilde tespit edebilmek için göz merceğindeki proteinlerden gelen spektroskopik sinyalleri doğru bir şekilde ölçen özel bir göz tarayıcısı geliştirdiler.
genç bir biyolojik yaşa sahip olmak için;
sigara içmeyin. alkolü azaltın, mümkünse hiç kullanmayın.
stresten uzak durun.
uyku düzeninize dikkat edin.
aktif bir hayat tarzı oluşturun, düzenli olarak spor yapın.
düzenli, dengeli ve doğru beslenin.
hayata olumlu bakın.
negatif enerjili insanlardan uzak durun.
kafa sözlük’teki pozitif enerjili yazarları takip edin.
unutmayın yaşlandığınızı size takvim yaşınız değil, biyolojik yaşınız söyler.
devamını gör...
erik erikson
''kimlik bunalımı'' kavramını ilk kullanan psikologtur. erikson'ın psiko-sosyal gelişim kuramına göre, gelişim için 8 aşamadan geçeriz ve her aşamada çözülmesi gereken bir kriz vardır. bunu çözenler daha başarılı gelişir.
1- trust versus mistrus / güven karşısında güvensizlik: doğum ile ilk 1-2 yılı kapsar. bebeğin ihtiyacı besin ve ilgidir. besini ağız yoluyla, anne memesini emerek gerçekleştirir. bu dönemde çocuğa besin sağlamak ve güven oluşturmak çok önemlidir. eğer güvenilir bir bakıcı (caregiver) bulamazsa mistrust development (güvensiz gelişme) gerçekleşir.
2- autonomy versus shame and doubt / bağımsızlık karşısında utanç ve şüphe: yürümeye başlayan çocuk (1)-3 yaşlarını kapsar. yetişkinlikte insanlara şüphe ile bakan kişilerin bu dönemdeki gelişimiyle ilgili bir sorun oluşmuştur.
güven karşısında güvensizlik aşamasında eğer çocuk ailesine güvenli bağlandıysa, autonomy (bağımsızlık) aşamasına geçer. bu yaştaki çocuklar çevreyi keşfetmeye çalışır ama bir gözleri de muhakkak ailesinde olur. küçük çocukların hızlı hızlı adım atarak bir yerlere gitmeye çalışırken muhakkak arkasına, aileden bir üyeye baktığını görmüşsünüzdür. fakat ilk aşamada mistrust (güvensiz) olarak gelişen çocuklar daha şüpheci davranırlar. eğer biri onları cezalandırırsa veya bağırırsa bu shame and doubt (utanç ve şüphe) hissetmelerine yol açacaktır.
3- initative versus guilt / girişkenlik karşısında suçluluk: 3-5 yaşı kapsar. bu yaştaki çocuklar daha sosyal olmaya ve sorumluluk almaya çalışır fakat eğer meraklarından dolayı azarlanır veya cezalandırılırsa bu ileride büyük sorunlara (baskılanmışlık, cinsel problemler) yol açar. endişeli ve suçlu hissedebilirler.
4- industry versus inferiority / üretkenlik karşısında aşağılık duygusu: 6 yaş ile ergenliği kapsar. bu yaş aralığındaki çocuklar okulda başarılı olmaya çalışıp öğrenme süreçlerine üretme süreçlerini de ekler. eğer yetersiz veya verimsiz hissederlerse aşağılık/yetersiz aşamadan geçerler.
5- identity versus identity confusion / kimlik kazanımı karşısında kimlik karmaşası: gençlik yıllarını kapsar (12-20). ''ben kimim?'' sorusunu kendilerine sorarak bir kimlik edinmeye çalışırlar. bu döneme kadar edinilen alışkanlıklar, fikirler ve bakış açıları sorgulanmaya fazlasıyla müsaittir. bireyin kendisini tanıması gelecekteki yaşamını şekillendireceği için önemli bir evredir. bu evrenin sağlıklı tamamlanması için önceki evrelerin de sağlıklı tamamlanmış olması gerekir. aksi taktirde kötü alışkanlıklar (alkol, sigara) ve suç işleme eğilimleri görülebilir.
6- intimacy versus isolation / samimiyet karşısında yalnızlık: 20-30 yaşları kapsar. bu yaştaki kişiler samimi ilişkiler bulmaya çalışır. eğer bulurlarsa intimacy yani samimiyet, yakınlık evresinden geçerler. samimi ilişkilerin dışında, farklı görüşteki ve karakterdeki kişilerle ilişki kurmayı öğrenirler.
samimi ilişki bulamazlarsa veya tehlikeli gördükleri çevreden uzaklaşmak isterlerse isolation yani yalnızlığı seçerler.
7- generativity versus stagnation / üretkenlik karşısında durgunluk: 40-50 yaşları kapsar. bu yaştaki insanlar, genç jenerasyona yardım etmeye, verimliliklerini artırmaya çalışır. aile ilişkileri ve faaliyetleri bu dönemdeki insanların üretken hissetmesi için önemlidir. eğer aileye veya başarılı bir kariyere sahip değillerse durgun hissederler.
8- integrity versus despair / benlik bütünlüğü karşısında umutsuzluk: 60 +yaş. bu evrede insanlar geçmişe bakmaya eğilimlidir. kendini tamamladığını düşünen kişiler pek pişmanlık da duymazlar, bundan önceki evreleri sağlıklı tamamlamışlardır. hayatlarını daha pozitif olarak hatırlayanlar 'bütün' hissederken pişmanlıklarla dolu bir hayat yani negatif olarak hatırlayanlar ise 'umutsuzluk' içinde olurlar.
1- trust versus mistrus / güven karşısında güvensizlik: doğum ile ilk 1-2 yılı kapsar. bebeğin ihtiyacı besin ve ilgidir. besini ağız yoluyla, anne memesini emerek gerçekleştirir. bu dönemde çocuğa besin sağlamak ve güven oluşturmak çok önemlidir. eğer güvenilir bir bakıcı (caregiver) bulamazsa mistrust development (güvensiz gelişme) gerçekleşir.
2- autonomy versus shame and doubt / bağımsızlık karşısında utanç ve şüphe: yürümeye başlayan çocuk (1)-3 yaşlarını kapsar. yetişkinlikte insanlara şüphe ile bakan kişilerin bu dönemdeki gelişimiyle ilgili bir sorun oluşmuştur.
güven karşısında güvensizlik aşamasında eğer çocuk ailesine güvenli bağlandıysa, autonomy (bağımsızlık) aşamasına geçer. bu yaştaki çocuklar çevreyi keşfetmeye çalışır ama bir gözleri de muhakkak ailesinde olur. küçük çocukların hızlı hızlı adım atarak bir yerlere gitmeye çalışırken muhakkak arkasına, aileden bir üyeye baktığını görmüşsünüzdür. fakat ilk aşamada mistrust (güvensiz) olarak gelişen çocuklar daha şüpheci davranırlar. eğer biri onları cezalandırırsa veya bağırırsa bu shame and doubt (utanç ve şüphe) hissetmelerine yol açacaktır.
3- initative versus guilt / girişkenlik karşısında suçluluk: 3-5 yaşı kapsar. bu yaştaki çocuklar daha sosyal olmaya ve sorumluluk almaya çalışır fakat eğer meraklarından dolayı azarlanır veya cezalandırılırsa bu ileride büyük sorunlara (baskılanmışlık, cinsel problemler) yol açar. endişeli ve suçlu hissedebilirler.
4- industry versus inferiority / üretkenlik karşısında aşağılık duygusu: 6 yaş ile ergenliği kapsar. bu yaş aralığındaki çocuklar okulda başarılı olmaya çalışıp öğrenme süreçlerine üretme süreçlerini de ekler. eğer yetersiz veya verimsiz hissederlerse aşağılık/yetersiz aşamadan geçerler.
5- identity versus identity confusion / kimlik kazanımı karşısında kimlik karmaşası: gençlik yıllarını kapsar (12-20). ''ben kimim?'' sorusunu kendilerine sorarak bir kimlik edinmeye çalışırlar. bu döneme kadar edinilen alışkanlıklar, fikirler ve bakış açıları sorgulanmaya fazlasıyla müsaittir. bireyin kendisini tanıması gelecekteki yaşamını şekillendireceği için önemli bir evredir. bu evrenin sağlıklı tamamlanması için önceki evrelerin de sağlıklı tamamlanmış olması gerekir. aksi taktirde kötü alışkanlıklar (alkol, sigara) ve suç işleme eğilimleri görülebilir.
6- intimacy versus isolation / samimiyet karşısında yalnızlık: 20-30 yaşları kapsar. bu yaştaki kişiler samimi ilişkiler bulmaya çalışır. eğer bulurlarsa intimacy yani samimiyet, yakınlık evresinden geçerler. samimi ilişkilerin dışında, farklı görüşteki ve karakterdeki kişilerle ilişki kurmayı öğrenirler.
samimi ilişki bulamazlarsa veya tehlikeli gördükleri çevreden uzaklaşmak isterlerse isolation yani yalnızlığı seçerler.
7- generativity versus stagnation / üretkenlik karşısında durgunluk: 40-50 yaşları kapsar. bu yaştaki insanlar, genç jenerasyona yardım etmeye, verimliliklerini artırmaya çalışır. aile ilişkileri ve faaliyetleri bu dönemdeki insanların üretken hissetmesi için önemlidir. eğer aileye veya başarılı bir kariyere sahip değillerse durgun hissederler.
8- integrity versus despair / benlik bütünlüğü karşısında umutsuzluk: 60 +yaş. bu evrede insanlar geçmişe bakmaya eğilimlidir. kendini tamamladığını düşünen kişiler pek pişmanlık da duymazlar, bundan önceki evreleri sağlıklı tamamlamışlardır. hayatlarını daha pozitif olarak hatırlayanlar 'bütün' hissederken pişmanlıklarla dolu bir hayat yani negatif olarak hatırlayanlar ise 'umutsuzluk' içinde olurlar.
devamını gör...
mavi ışık yöntemi
olay yeri incelemelerinde kullanılan ve kan izlerini ortaya çıkaran yöntem.
luminol adlı madde yardımıyla gerçekleştirilen bu yöntemde, luminol kandaki demir ile etkileşime girer ve oluşan maddenin enerji seviyesi yüksek olan elektronları, düşük enerji seviyelerine geçerken ışıma yapar. böylece kan izleri, yaydıkları ışık sayesinde görünür hale gelir. elbette sadece kan ile tepkimeye girmiyor. bu nedenle eğer ortamda bir parıltı fark edilirse, bulunan madde testten geçiriliyor ve ne olduğu, eğer kansa insan kanı olup olmadığı gibi detaylar ortaya çıkarılıyor. böylece bir olay yerinde yapılan incelemede, katil ne kadar temizlik yaparsa yapsın, aşağıdaki şekilde bir görüntü ortaya çıkabiliyor:

görselin kaynağı
luminol adlı madde yardımıyla gerçekleştirilen bu yöntemde, luminol kandaki demir ile etkileşime girer ve oluşan maddenin enerji seviyesi yüksek olan elektronları, düşük enerji seviyelerine geçerken ışıma yapar. böylece kan izleri, yaydıkları ışık sayesinde görünür hale gelir. elbette sadece kan ile tepkimeye girmiyor. bu nedenle eğer ortamda bir parıltı fark edilirse, bulunan madde testten geçiriliyor ve ne olduğu, eğer kansa insan kanı olup olmadığı gibi detaylar ortaya çıkarılıyor. böylece bir olay yerinde yapılan incelemede, katil ne kadar temizlik yaparsa yapsın, aşağıdaki şekilde bir görüntü ortaya çıkabiliyor:

görselin kaynağı
devamını gör...
beğenileriyle mutlu eden yazar
belki de gerçekten samimidir duygular..
devamını gör...
#devletiminyanındayım
ben de devletimin yanındayım.
yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var: akp devlet değil, hükümet.
sanki devlet ve din sadece bunlara tahsis edilmiş. kafalara gel.
yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var: akp devlet değil, hükümet.
sanki devlet ve din sadece bunlara tahsis edilmiş. kafalara gel.
devamını gör...
diyanet'in allah yerine tanrı denilmesini onaylaması
tanrı kelimesi düşmanlığı yıllarca izlediğimiz dublajlı filmlerdeki ''aman tanrım, oh tanrım, tanrı aşkına!'' gibi replikleri duyunca ''la demek ki bu tanrı gevurların allah'ı'' diye çıkarım yapabilenler yüzündendir.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
çok hisli çocuk olduğum söylenir durur ("ay bende seni düşünüyodum aradın" gibi) dün gece yazdım yazdım sildim yoldaş birşeyler yap heyecan lazım diyecekken yorgunluktan uykuya kaptırdım kendimi. uyandığımda gerçekleşmiş olan devrimin getirdiklerini görmek çok hoş ve kafa sözlüğe olan inancımı arttırdı. şimdi hareket zamanı.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kayıt atmak isteyip de şarkı bulamayanlara ben önereyim:
devamını gör...
suskunlar
ihsan oktay anar'ın 2007 yılında iletişim yayınlarından yayınlanan romanıdır.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
bu kitap mezarlıklar arasında sükuneti arayanların kitabı, hafta sonu sadece kafa dinlemeye bir mezara bakıp düşünmek için mezarlığa giden gariplerin okuyabileceği kitaptır, bunu yapmayan biriyseniz ya da bu davranış size çok garip geliyorsa hiç başlamayın derim.
eğer hala okumayı planlıyorsanız bu kitabı, hazırlıklı olmalısınız çünkü sayın ihsan oktay anar musikiyle hicvi, aşkla korkuyu, merhametle kini bir araya getirerek öyle bir karışım yapmış ki okuduğunuz her satır sizi hayretlere sürükleyecek çünkü bir paragrafta etrafta kimseler olmasa kahkaha atarım şimdi diyebileceğiniz bir satır okurken bir sonraki paragrafta ağlamak üzere olduğunuzu fark edeceksiniz…
kitapta ben en çok muhayyer hüseyin efendiyi sevdim. (muhayyer lakabını cemaat içinde kazara yellenmesi sonucu almıştır. bu kazadan sonra hem hayrete düşmesi hem de yellenirken çıkan sesin “muhayyer” perdesinde olduğunun musiki üstatlarınca tespiti, ona böyle bir lakabın takılmasına vesile olmuştu.) ve eflatunu (ona neden eflatun dendiğini de okuyun öğrenin yahu) sevdim.
devamını gör...
nar ekşisi
salataya güzel giden sos.
birçok çiğköfteci kendi markasıyla çıkarıyor.çok çok insan instagramdan satışını yapıyor.
sağlıklı,temiz,kaliteli nar ekşisi nerden bulacağız, ne yapacağız derseniz bende bilmiyorum.
değişik markaları deniyorum ancak hepsinin tadı birbirini aratıyor.kendine has damakta bıraktığı hissiyat harici her şeyi marka marka değişiyor. doğal diye aktarlarda satılanlar bile farklı farklı tatlarda.
birçok çiğköfteci kendi markasıyla çıkarıyor.çok çok insan instagramdan satışını yapıyor.
sağlıklı,temiz,kaliteli nar ekşisi nerden bulacağız, ne yapacağız derseniz bende bilmiyorum.
değişik markaları deniyorum ancak hepsinin tadı birbirini aratıyor.kendine has damakta bıraktığı hissiyat harici her şeyi marka marka değişiyor. doğal diye aktarlarda satılanlar bile farklı farklı tatlarda.
devamını gör...
kadınların tahammül edilemeyen hareketleri
kimse aynı imkanlarla doğmuyor, ailesinden aynı derecede sevgi, ilgi ve destek görmüyor çok iyi biliyorum fakat kadınların kendine güvenmemesine tahammül edemiyorum. fazlasıyla üzülüyorum. sosyolojik birçok nedeni var bunun, iyi biliyorum. her zaman küçük görülmeye çalışılan kadınlar çok fazla. kendilerine güvensizliğin nedenlerinden biri de bu. kendi ayaklarının üzerinde durup kimseye ihtiyacı olmadığını (en azından ona kötü davrananlara, aşağılayanlara) vurgulayan kadınlara bayılıyorum. ayaklarının üzerinde duruyor demem de sadece okumakla bağdaştırılmasın fakat okuyup meslek sahibi olmak çok önemli. bundan sonrası da kişinin karakterine ve kendine duyduğu saygıya bağlı tabii. umarım hiçbir hemcinsimi kırmamışımdır fakat samimi düşüncelerim böyle.
devamını gör...
intihara teşebbüs eden sözlük yazarları veri tabanı
cidden böyle saçma başlıklar açmak için çok mu boş vaktiniz var. ne yapacak ölen adam. kalkıp ben öldüm sözlük mü diyecek. sosyal medyada ilgi budalası oldunuz. intihar gibi psikolojik ve sosyolojik yönleri olan bir olayı hafife alıyorsunuz.
devamını gör...
günün sözü
“hatalar kötü değildir. onları düzeltmemek bile kötü değil. kötü olan onları gizlemektir.”
- bertolt brecht
- bertolt brecht
devamını gör...
kızıl saç pişmanlığı
bununla boyarsanız pişmanlık kelimesinin hafif kalacağı durum. vişnemsi bir kızıl istediğim için uzunca bir süre buna katlandım ama resmen küvette adam kesmiş gibi çıkıyordum duştan.
mavi ve mor macerasından da ağzımın payını aldıktan sonra normal kutu boya kızıla döndüm. şimdi halimden memnunum.
mavi ve mor macerasından da ağzımın payını aldıktan sonra normal kutu boya kızıla döndüm. şimdi halimden memnunum.
devamını gör...
psikoloji okuyan sözlük yazarları
iyi hissetmek (david burns)
bir cinayetin psikanalizi (jed rubenfeld)
keşfedilmemiş benlik (carl gustav jung)
insan ve davranışı (doğan cüceloğlu)
kitleler psikolojisi (gustave le bon)
köpek gibi büyütülmüş çocuk (bruce d. perry, maia szalavitz)
insan olmak (engin geçtan)
nietzsche ağladığında (ırvin d. yalom)
evinizdeki terapist (dennis greenberger)
toplum psikolojisi ve empati (nevzat tarhan)
çağımızın nevrotik kişiliği (karen horney)
sevginin ve şiddetin kaynağı (erich fromm)
bir cinayetin psikanalizi (jed rubenfeld)
keşfedilmemiş benlik (carl gustav jung)
insan ve davranışı (doğan cüceloğlu)
kitleler psikolojisi (gustave le bon)
köpek gibi büyütülmüş çocuk (bruce d. perry, maia szalavitz)
insan olmak (engin geçtan)
nietzsche ağladığında (ırvin d. yalom)
evinizdeki terapist (dennis greenberger)
toplum psikolojisi ve empati (nevzat tarhan)
çağımızın nevrotik kişiliği (karen horney)
sevginin ve şiddetin kaynağı (erich fromm)
devamını gör...
normal sözlük'teki futbol eksikliği
zaten dışarıda bağrına bağrına kutlamalar yapan insanların çevreye etkilerine maruz kalıyoruz, silahlar patlıyor, havai fişeklerin güm güm sesleri kulağımızdan eksik olmuyor. futbol hakkında başlıklar da var akışta ancak bir zahmet tüm akışımız futbol dolmasın. herkes futbol sevmek zorunda değil, mutluluğunuzu kendi çevrenizde ve belli başlı başlıklarda yaşayabilirsiniz.
devamını gör...
sahafların çakal oğlu çakal olması
tanesini elli kuruşa, bir liraya gönülsüzce aldıkları kitapları, müşterisi çıkınca kitapçıdaki etiket fiyatına çok yakın bir fiyattan satmaya çalışan çok sayıda sözde sahaf gördükten sonra inandığım hakikat. gidin yeni kitap alın. çok bozdunuz siz.
devamını gör...
kader
kader konusunda en sık içine düşülen yanlış, kaderin boyun eğilecek, kabullenmek zorunda olduğumuz bir şey olduğunun sanılması, kaderi dramatize eden "alın yazısı" "yazgı" gibi söylemler meselenin özünün kaçırılmasına yol açıyor. aslında kader dediğimiz şey levh-i mahfuz da yazılı olanlar tamamen sizsiniz, ne eksik ne fazla. yaratıcı zaman kavramına bizim baktığımızdan çok daha farklı bir açıdan bakıyor (bunu anlamak için "ezel" sıfatını iyi irdelemek gerekir).
basit bir örnek olarak; beraber yürüdüğünüz arkadaşınızın ayağı takılıp düştü, sizde cebinizdeki zaman makinasını çıkarıp 5 dakika öncesine gittiniz ve bir kağıda "ayağın takılıp düşeceksin" yazdınız, ve 5 dakika sonra arkadaşınız düştüğünde kağıdı ona gösterdiniz, arkadaşınız sizin zamanı bu şekilde kullandığınızı bilmediğinden, kağıtta yazdığı için düştüğünü sanması normal, peki arkadaşınız siz kağıda düştüğünü yazdığınız için mi düştü, tabi ki hayır siz zamanı ondan farklı kullandığınız için ondan önce bundan haberiniz oldu, arkadaşınız sizi daha iyi tanısaydı bu yanılgıya düşmezdi, tıpkı bizler gibi o 'nu daha iyi tanımak bizi yanılmaktan korur, velhasıl kelam yani hiç birimiz kaderimizde olanı yaşamıyoruz, zamanı yaratan, yarattığı zamanın içindekilere vakıf, sadece bu.
basit bir örnek olarak; beraber yürüdüğünüz arkadaşınızın ayağı takılıp düştü, sizde cebinizdeki zaman makinasını çıkarıp 5 dakika öncesine gittiniz ve bir kağıda "ayağın takılıp düşeceksin" yazdınız, ve 5 dakika sonra arkadaşınız düştüğünde kağıdı ona gösterdiniz, arkadaşınız sizin zamanı bu şekilde kullandığınızı bilmediğinden, kağıtta yazdığı için düştüğünü sanması normal, peki arkadaşınız siz kağıda düştüğünü yazdığınız için mi düştü, tabi ki hayır siz zamanı ondan farklı kullandığınız için ondan önce bundan haberiniz oldu, arkadaşınız sizi daha iyi tanısaydı bu yanılgıya düşmezdi, tıpkı bizler gibi o 'nu daha iyi tanımak bizi yanılmaktan korur, velhasıl kelam yani hiç birimiz kaderimizde olanı yaşamıyoruz, zamanı yaratan, yarattığı zamanın içindekilere vakıf, sadece bu.
devamını gör...

