hiçbir viking askerinin kışlada patates soymamış olduğu gerçeği
kız arkadaşımla şöminenin karşısında sallanan sandalyelerimize oturup birbirimize sırayla şiir okuyoruz. o sırada kitaplıktan üvercinka'yı açıp rastgele bir sayfa çevirdim ve elimdeki white russian kadehini yere düşürerek "olamaz!" dedim. kız arkadaşım bana dönerek "oğulcan noluyor!!" dedi ve beni sandalyeye boylu boyunca oturtarak gömleğimin düğmelerini çözüverdi.
nasıl olurdu bu? nasıl?
bilmiyorum daha önce bahsettim mi. ben askerliğimi 97/4 dönem kıbrıs jandarma komutanlığında yaptım. orada neredeyse her gün patates soyardık. tertibim muzaffer sürekli "gardaççım sana bizim buranın müziklerini dinleteceyim" diyerek gider gırnata müzik açardı, kıvırta kıvırta patates soyardık anasını satim. her gün ama her gün patates soyup gırnata çalıyorduk istisnasız. bir keresinde selami çavuş girmişti de rezil olmuştuk. bak manzarayı anlatıyorum sana. muzaffer denilen bu herifçioğlunun patatesleri tek parça olarak soyabilme gibi gereksiz bir yeteneği vardı. haliyle patatesin kabuğu upuzun oluyordu. heh, işte bu manyak herif o patates kabuklarını birleştirip kendisine bir peruk takmış saçlarını savura savura gırnata oynuyor. çavuş da tam o anda içeri girdi aliminyum. bir de o sırada hıyarın birisi yangın alarmına mı ne basmış artık nasıl becerdiyse, bütün garnizon dışarı fırladık. çavuş önde ben arkada, atletli ve patates kabuğu peruklu bir şekilde muzaffer arkada gittik. bu manyak herif hala farkında değil. nasıl bir görüntü olduğunu hala hatırlar hatırlar gülerim. öyle böyle sağlam dayak yemedik ama.
neyse ne diyordum. vikinglerin hiçbirinin patates soymamış olduğundan bahsediyordum. gittim wikipedia'dan araştırdım bunlar savaşçı millettir. her viking asker doğar diye.. ama adamların kültüründe kışla mutfağında patates soymak yok lan. vallahi yok billahi yok. sabah gazetesinden 50 kupona aldığımız britania ansiklopedisine baktım orada da yok. yale üniversitesinde nordik tarihi üzerine doktora yapan bir arkadaşıma sordum o da bilmiyor. en son ülkemizin ulusal değeri, yaşayan efsanesi ilber ortaylı hoca'ya mail olarak attım. bakın hocam yanlışımız olmasın askerde nasıl patates soyulmaz diye dipnot düştüm. muhtemelen dönmeyecek ama olsun.
whatsapp'tan muzaffer'e yazdım.
"hacı öncelikle selamunalekyüm barça-celta maçı kg var." diyerek konuya girdim, ondan sonra konuyu uzun uzun anlattım. herif hakikaten de şaşırdı, "harbi gardaççım bunlar da gendilerine asgerlik yabdım sanır vallah doru diyon" dedi.
inanılacak gibi değil ya. esra da şimdi bana süt hazırlıyor mutfakta. canım benim ya. süt gaz yapar mı diye sordum, yok süd zehiri alır diyor. ben bu kıza aşığım ya aşık.
nasıl olurdu bu? nasıl?
bilmiyorum daha önce bahsettim mi. ben askerliğimi 97/4 dönem kıbrıs jandarma komutanlığında yaptım. orada neredeyse her gün patates soyardık. tertibim muzaffer sürekli "gardaççım sana bizim buranın müziklerini dinleteceyim" diyerek gider gırnata müzik açardı, kıvırta kıvırta patates soyardık anasını satim. her gün ama her gün patates soyup gırnata çalıyorduk istisnasız. bir keresinde selami çavuş girmişti de rezil olmuştuk. bak manzarayı anlatıyorum sana. muzaffer denilen bu herifçioğlunun patatesleri tek parça olarak soyabilme gibi gereksiz bir yeteneği vardı. haliyle patatesin kabuğu upuzun oluyordu. heh, işte bu manyak herif o patates kabuklarını birleştirip kendisine bir peruk takmış saçlarını savura savura gırnata oynuyor. çavuş da tam o anda içeri girdi aliminyum. bir de o sırada hıyarın birisi yangın alarmına mı ne basmış artık nasıl becerdiyse, bütün garnizon dışarı fırladık. çavuş önde ben arkada, atletli ve patates kabuğu peruklu bir şekilde muzaffer arkada gittik. bu manyak herif hala farkında değil. nasıl bir görüntü olduğunu hala hatırlar hatırlar gülerim. öyle böyle sağlam dayak yemedik ama.
neyse ne diyordum. vikinglerin hiçbirinin patates soymamış olduğundan bahsediyordum. gittim wikipedia'dan araştırdım bunlar savaşçı millettir. her viking asker doğar diye.. ama adamların kültüründe kışla mutfağında patates soymak yok lan. vallahi yok billahi yok. sabah gazetesinden 50 kupona aldığımız britania ansiklopedisine baktım orada da yok. yale üniversitesinde nordik tarihi üzerine doktora yapan bir arkadaşıma sordum o da bilmiyor. en son ülkemizin ulusal değeri, yaşayan efsanesi ilber ortaylı hoca'ya mail olarak attım. bakın hocam yanlışımız olmasın askerde nasıl patates soyulmaz diye dipnot düştüm. muhtemelen dönmeyecek ama olsun.
whatsapp'tan muzaffer'e yazdım.
"hacı öncelikle selamunalekyüm barça-celta maçı kg var." diyerek konuya girdim, ondan sonra konuyu uzun uzun anlattım. herif hakikaten de şaşırdı, "harbi gardaççım bunlar da gendilerine asgerlik yabdım sanır vallah doru diyon" dedi.
inanılacak gibi değil ya. esra da şimdi bana süt hazırlıyor mutfakta. canım benim ya. süt gaz yapar mı diye sordum, yok süd zehiri alır diyor. ben bu kıza aşığım ya aşık.
devamını gör...
içi boşaltılmış kavramlar
depresyon.
içi öyle boşaltıldı ki morali bozuk olan herkes kendini depresyonda sanıyor. depresyon bu değil. depresyon ap ayrı bir boyut. öyle " çık dışarı, birşeyler yap." demekle iyileşmiyor insanlar.
içi öyle boşaltıldı ki morali bozuk olan herkes kendini depresyonda sanıyor. depresyon bu değil. depresyon ap ayrı bir boyut. öyle " çık dışarı, birşeyler yap." demekle iyileşmiyor insanlar.
devamını gör...
normal sözlük'te erkek yazar istemiyoruz kampanyası
hayret ettim. neyden ne çıkarılmış. sözlükte kendini troll olarak adlandırmış yazarlar* kadınları aşağılayan başlıklar açıp tanımlar girerken* kimsenin sesi çıkmaz, hatta herkes sempati duyar bu kişiliklere. tüm sözlük trollere bir sevgi seli oluşturur. ama burada bir yazar sadece kendi cinsi aşağılandığı için bir şeyler yapmak istemiş, göz yummamış bu duruma. bunda ne var anlayamadım. bunun erkek düşmanlığı olduğu kanısına nasıl vardınız onu da anlayamadım zaten. bir konu ancak bu kadar manipüle edilebilirdi. böyle giderse zaten bu troll bozmaları da çoğalır bu sözlükte, aşağılayıcı başlıklar da.. sırf bu yüzden, trollerin yazarlara hakaret içerikli yazdığı tanımlar yüzünden hem kadın hem erkek olarak sözlükten giden yazarlar var..yazmayı bırakanlar var. diyecek bir şey bulamıyorum. asıl tepki gösterilmesi gereken konu ortada. örgütlenme falan demek de ne bileyim.* sadece kadın yazarlara değil tüm yazarlara atılmalıydı o konuda ben de yanlış buldum ama düşmanlık demek konuyu çarpıtmaktan başka bir şey değildir. ama bu kadar eleştirinin, tepkinin buna gelip de kadınları aşağılayan başlıklara gelmemesi üzüyor..
devamını gör...
bilim insanlarının şarkıcılar kadar değer görmemesi
kardeşim, rahmetli ahmet mete ışıkara adam bilim adamı iken , magazin ve ilgi sayesinde medya maymuna çevirdiler adamı.
bırakın bilim adamları yerlerinde ciddiyetleri ile kalsınlar" taş yerinde ağırdır" boşuna değil.
namı değer deprem dede.
bırakın bilim adamları yerlerinde ciddiyetleri ile kalsınlar" taş yerinde ağırdır" boşuna değil.
namı değer deprem dede.
devamını gör...
tuvba
2 yılı aşkın zamandır takip ettiğim çok eğlenceli ve tatlı bir youtuber. son zamanlarda yayın da açmaya başladı. evliliğinden tutun arkadaşlarına kadar samimi ve doğal bir hayatı vardır. iç mimar olarak çalışmak istemeyerek youtube’a yönelmiş ayrıca faunworks isimli bir yer açıp çiçek ve aksesuar işini de yürütüyor. “kendim bildim bileli sessiz ve içe kapanık biriydim.” diye anlatır kendini hep. ama bu kadar insanın sevgisini kazandıkça bunun değiştiğine inanıyorum. eşi ceyhun’un her anında yanında olduğunu söyler bu sayede mutlu ve genç bir evlilikleri de vardır. ayrıca eşinin ve arkadaşlarının “madrigal” isimli gruplarının da sıkı bir takipçisiyimdir. “seni dert etmeler” şarkısı dilimize yapışıp her yerde duymaya başladık. bu kadar uzun zaman takip edince değişimini de takip edip kendimden yaşça büyük insanı çocuğum gibi destekliyorum hâliyle. umarım hep mutlu olur.
devamını gör...
normal sözlük şikayet hattı
her türlü şikayetinizi dile getirebileceğiniz başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
üniversite okuyorum ebe olacağım.
devamını gör...
süveyş kanalı
süveyş kanalı'nın açılmasıyla afrika'nın güneyinde bulunan ümit burnu'nun önemi azalmıştır. çünkü kanal, kıtalar arasındaki denizyolu mesafesini kısaltmıştır.
devamını gör...
yata yata para kazanılan meslekler
dışarıdan ''yata yata para kazanıyor'' gibi gözükse de elbette her mesleğin kendine göre bir zorluğu vardır.
tanım: cevabı boş küme olan başlıktır.
tanım: cevabı boş küme olan başlıktır.
devamını gör...
her el kaldıranı otostopçu sanmak
tır şoförlerinin genelindeki yargı.
an itibariyle yaşadığım olayı anlatmak istiyorum. tır önde ego arkasında şehirler arası fakat aynı zamanda yerleşim yeri de olan bir durakta beklerken, ego şoförü beni görsün diye kolumu sallayarak durmasını işaret ederken, tır şoförünün gündüz gözüyle selektör yapmasına ve el kol hareketleriyle tacizine maruz kalmış bulunmaktayım. şokun etkisiyle plakasını da alamadım, hoş alsam şikayet etsem delil yok kanıt yok bir şey çıkmaz o da ayrı.
bu kadar mı kudurdunuz! durakta otobüse binemeyeceksek nerede binelim illa yanımızda bir erkek mi olması lazım?
kökünüze kibrit suyu!
an itibariyle yaşadığım olayı anlatmak istiyorum. tır önde ego arkasında şehirler arası fakat aynı zamanda yerleşim yeri de olan bir durakta beklerken, ego şoförü beni görsün diye kolumu sallayarak durmasını işaret ederken, tır şoförünün gündüz gözüyle selektör yapmasına ve el kol hareketleriyle tacizine maruz kalmış bulunmaktayım. şokun etkisiyle plakasını da alamadım, hoş alsam şikayet etsem delil yok kanıt yok bir şey çıkmaz o da ayrı.
bu kadar mı kudurdunuz! durakta otobüse binemeyeceksek nerede binelim illa yanımızda bir erkek mi olması lazım?
kökünüze kibrit suyu!
devamını gör...
karşı cins tarafından taciz edilen erkeğin laf edemeyişi
ne yazık ki bir de "abi daha ne istiyorsun, kadın seni beğenmiş" benzeri tepkilerle durumun doğallaştırılması söz konusu olabiliyor. taciz hangi cinsiyete, kişiye uygulanırsa uygulansın tacizdir ve normalleştirilmemeli. ayrıca "ama kötü bir niyetim yoktu ki" benzeri savunmalar böyle bir durumda asla iyi niyet göstergesi olamaz. taciz, niyetler meselesi değildir.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
çalıntı her yerde her şekilde en iyi tanımı ile hırsızlık olan bir kelime, her ne olursa olsun savunulmaz, 3-5 fav için yapılamaz.
çalıntı tanım yazmanın yanında çalıntı olduğunu bile bile favlamak, "ay ne güzel yazmışsın" diye yalamalık yapmak da aynı rengin lacivertidir.
çalıntı tanım yazmanın yanında çalıntı olduğunu bile bile favlamak, "ay ne güzel yazmışsın" diye yalamalık yapmak da aynı rengin lacivertidir.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
- bu devirde çocuk yetiştirmek
- hayat şartları
- anlayışsız insanlar
- sevgisiz suratlar
- gelecek korkusu
- hayat şartları
- anlayışsız insanlar
- sevgisiz suratlar
- gelecek korkusu
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
orada yazar değildim çaylaktım. ben de geldim
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
hayırlı uğurlu olsun. depeche mode, the cure falan gibi gruplardan parçalar çalan birilerini de dinlemek dileğiyle...
devamını gör...
scrubs
bir dönemlerin efsane kanallarından cnbc-e’de yayınlanan muhteşem komedi dizisidir. kendine has komedi anlayışını bölüm bölüm izleyicilerine kabul ettirdikten sonra gönüllerdeki tahta inmemek üzere kurulmuştur.

bir hastanede geçen olayları anlatan dizide bazı bölümler kesinlikle kült mertebesine erişmeyi başarmıştır. insanın o bölümleri izledikçe izleyesi gelir. şahsen benim 10 kez izlediğim bazı bölümler mevcuttur.
6. sezon 6. bölüm
dizinin karakterlerinin ilki j.d. salaklıkta sınır tanımayan ama iyi bir doktor olan çok eğlenceli bir karakterdir.

turk en az j.d. kadar salak olan ve en az onun kadar iyi bir doktor olan arkadaşıdır.

ikilinin ilişkisi turk’un eşi hemşire carla espinosa’yı zaman zaman delirtmektedir.
jd and turk meets
dr.cox seri şekilde laf sokabilen, internlerden hiç haz etmeyen, memnuniyetsiz ama çöl eğlenceli bir doktordur. dr. kelso bir ayağı çukurda başhekim, janitor * hastanede herkesten çok söz sahibi olan kişidir. dr.elliot reid ise dizimizin güzel doktorudur.

dizinin açılış şarkısı ise lazlo bane’in söylediği i am no superman’dir ve diziye cuk oturmuştur.
buradan

bir hastanede geçen olayları anlatan dizide bazı bölümler kesinlikle kült mertebesine erişmeyi başarmıştır. insanın o bölümleri izledikçe izleyesi gelir. şahsen benim 10 kez izlediğim bazı bölümler mevcuttur.
6. sezon 6. bölüm
dizinin karakterlerinin ilki j.d. salaklıkta sınır tanımayan ama iyi bir doktor olan çok eğlenceli bir karakterdir.

turk en az j.d. kadar salak olan ve en az onun kadar iyi bir doktor olan arkadaşıdır.

ikilinin ilişkisi turk’un eşi hemşire carla espinosa’yı zaman zaman delirtmektedir.
jd and turk meets
dr.cox seri şekilde laf sokabilen, internlerden hiç haz etmeyen, memnuniyetsiz ama çöl eğlenceli bir doktordur. dr. kelso bir ayağı çukurda başhekim, janitor * hastanede herkesten çok söz sahibi olan kişidir. dr.elliot reid ise dizimizin güzel doktorudur.

dizinin açılış şarkısı ise lazlo bane’in söylediği i am no superman’dir ve diziye cuk oturmuştur.
buradan
devamını gör...
insana mutluluk veren kokular
puf puf olanlardan poğaça kokusu beni benden alıyor. taze ekmek de olur.
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
kendileri de satan kişi oluyor sanırım.
devamını gör...
akraba
olmasalar dediğim, sinir bozucu varlıklardır. yarardan çok zarar verirler. elinizden geldiğince uzak durun bu varlıklardan.
devamını gör...
hipokrat
tıbbın babası olarak anılan milattan önce yaşamış hekimdir.
hipokrat'ın babası heraklides de bir hekimdir ve hipokrat hekimliği babasından öğrenmiştir.
hipokrat'ın yaşamış olduğu dönemde hastalıkla tanrı'nın gazabına ve olağanüstü güçlere bağlanıyordu. hipokrat ise bu anlayışı reddetmiş, tüm hastalıkların bir açıklaması olması gerektiğine inanmıştır. çalışmalarını gözlemler üzerinden yapmış ve tıbbı bir bilim ve sanat haline getirmiştir.
hipokrat hayatının büyük bölümünü gezerek geçirmiştir. dolaştığı şehirlerde hastaları tedavi etmiş, tıp dersleri vermiştir. makedonya hükümdarı percidas'ı da hipokrat tedavi etmiştir. hatta ünü iran'a kadar yayılmış, pers hükümdarı serhas, ona zengin armağanlar vaat ederek ülkesine davet etmiştir. hipokrat bu daveti, ülkesinin düşmanı olduğu için kabul etmemiştir.
hipokrat trakya'da bulunduğu sıralarda o zamanlar deli olarak görülen ünlü filozof demokritos ile de tanışmıştır. onun bir deli değil aksine büyük bir düşünür olduğunu söylemiştir.
hipokrat'ın cos adası'nda kurmuş olduğu tıp okulu, onun tıbbın babası olarak anılmasındaki en büyük etkendir.
hipokrat’a göre tıbbın ilk kuralı “primum non nocere” (önce zarar verme!) ilkesidir.
hipokrat birçok hastalığı da ilk kez tanımlayan hekimdir aynı zamanda. zatürreyi ve çocuklardaki epilepsi hastalığını ilk olarak hipokrat tanımlamıştır. yine düşünce ve duyguların kalpten değil, beyinden kaynaklandığı fikrini ortaya atan ilk kişidir.
milattan önce 377 yılında vefat etmiş olan hipokrat'ın çalışmaları daha sonra kitap haline getirilerek 18.yüzyıla kadar tıpta klasik kitap olarak 20 asırdan uzun bir süre kullanılmıştır.
hipokrat'ın babası heraklides de bir hekimdir ve hipokrat hekimliği babasından öğrenmiştir.
hipokrat'ın yaşamış olduğu dönemde hastalıkla tanrı'nın gazabına ve olağanüstü güçlere bağlanıyordu. hipokrat ise bu anlayışı reddetmiş, tüm hastalıkların bir açıklaması olması gerektiğine inanmıştır. çalışmalarını gözlemler üzerinden yapmış ve tıbbı bir bilim ve sanat haline getirmiştir.
hipokrat hayatının büyük bölümünü gezerek geçirmiştir. dolaştığı şehirlerde hastaları tedavi etmiş, tıp dersleri vermiştir. makedonya hükümdarı percidas'ı da hipokrat tedavi etmiştir. hatta ünü iran'a kadar yayılmış, pers hükümdarı serhas, ona zengin armağanlar vaat ederek ülkesine davet etmiştir. hipokrat bu daveti, ülkesinin düşmanı olduğu için kabul etmemiştir.
hipokrat trakya'da bulunduğu sıralarda o zamanlar deli olarak görülen ünlü filozof demokritos ile de tanışmıştır. onun bir deli değil aksine büyük bir düşünür olduğunu söylemiştir.
hipokrat'ın cos adası'nda kurmuş olduğu tıp okulu, onun tıbbın babası olarak anılmasındaki en büyük etkendir.
hipokrat’a göre tıbbın ilk kuralı “primum non nocere” (önce zarar verme!) ilkesidir.
hipokrat birçok hastalığı da ilk kez tanımlayan hekimdir aynı zamanda. zatürreyi ve çocuklardaki epilepsi hastalığını ilk olarak hipokrat tanımlamıştır. yine düşünce ve duyguların kalpten değil, beyinden kaynaklandığı fikrini ortaya atan ilk kişidir.
milattan önce 377 yılında vefat etmiş olan hipokrat'ın çalışmaları daha sonra kitap haline getirilerek 18.yüzyıla kadar tıpta klasik kitap olarak 20 asırdan uzun bir süre kullanılmıştır.
devamını gör...