bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
gates'in ameriga'da torpak ağası olmasına neden olmuş olay. adını da bilo olarak değiştirirse tam torpak ağası olur.
--- alıntı ---
bill gates, toplamı 1 milyon kilometrekareye yaklaşan tarım arazileriyle birlikte abd'deki en büyük tarım arazisi sahibi oldu.
bloomberg ht’nin aktardığına göre, gates’in portföyünde 242 bin dönüm (979 bin kilometrekare) tarım arazisi ve 27 bin dönüm civarında diğer kullanım arazileri yer alıyor.
gates’in holdingine ait en büyük araziler louisiana ve arkansas’ta bulunuyor. gates’in washington’daki 16 bin dönüm büyüklüğündeki arazisinin değeriyse 171 milyon dolar civarında.
--- alıntı ---
kaynak: tr.sputniknews.com/ekonomi/...
--- alıntı ---
bill gates, toplamı 1 milyon kilometrekareye yaklaşan tarım arazileriyle birlikte abd'deki en büyük tarım arazisi sahibi oldu.
bloomberg ht’nin aktardığına göre, gates’in portföyünde 242 bin dönüm (979 bin kilometrekare) tarım arazisi ve 27 bin dönüm civarında diğer kullanım arazileri yer alıyor.
gates’in holdingine ait en büyük araziler louisiana ve arkansas’ta bulunuyor. gates’in washington’daki 16 bin dönüm büyüklüğündeki arazisinin değeriyse 171 milyon dolar civarında.
--- alıntı ---
kaynak: tr.sputniknews.com/ekonomi/...
devamını gör...
andy kaufman
kendini "şarkı ve dans adamı" olarak tanımlandıran amerikalı komedyen.
hayal gücünü çok beğendiğim, kendi kurguladığı "hazar adası" isimli yerin yerlisi gibi davranarak yaptığı şovları ve taklitleri başarılı bulduğum, rol ve gerçeklik arasındaki çizgiyi silmiş bir dehadır bana göre.
silmiş diyorum çünkü 1983'te akciğer kanserinden vefat ettiğinde, ölüm belgesi yayınlandığı halde, kimse öldüğüne inanmamış; ailesi 30 yıl sonra ''andy evine yeniden hoş geldin'' partisi yapmış.

andy kaufman'ı daha iyi anlamak için; hayatının anlatıldığı, başrolünde jim carrey'nin oynadığı man on the moon filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. jim carrey'nin performansı efsane, hatta film çekimleri boyunca andy kaufman gibi davranarak insanların bi' hayli sinirini bozmuş.
hayal gücünü çok beğendiğim, kendi kurguladığı "hazar adası" isimli yerin yerlisi gibi davranarak yaptığı şovları ve taklitleri başarılı bulduğum, rol ve gerçeklik arasındaki çizgiyi silmiş bir dehadır bana göre.
silmiş diyorum çünkü 1983'te akciğer kanserinden vefat ettiğinde, ölüm belgesi yayınlandığı halde, kimse öldüğüne inanmamış; ailesi 30 yıl sonra ''andy evine yeniden hoş geldin'' partisi yapmış.

andy kaufman'ı daha iyi anlamak için; hayatının anlatıldığı, başrolünde jim carrey'nin oynadığı man on the moon filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. jim carrey'nin performansı efsane, hatta film çekimleri boyunca andy kaufman gibi davranarak insanların bi' hayli sinirini bozmuş.
devamını gör...
koronalı dünyada bile mutlu mesut yaşayan tip
olmayan tiptir. insanlar ile çekinmeden yakın olmak ,korkusuzca sevdiklerine sarılmak maalesef artık yok eğer öyle bir insan varsa şapka çıkarırım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği hayvan
papağan*
devamını gör...
neyzen tevfik
hiçlik mertebesine ulaşmış küfrü bal eyleyen ehli dil şair.
devamını gör...
teyze anne yarısıysa iki teyzenin bir anne etmesi
matematik zekası desen var...
devamını gör...
martin eden
hikayesinde emek, idealler, hayaller ve sınıf farkı arasında aşka tutulan, ulaştığı hayallerinin sonunda; işçi sınıfından yazarlığa geçen martin'in romanıdır. tesadüfen bir kavganın ortasında kardeşini kurtardığı ruth denen lanet kadına olan aşkının onu sürüklediği bunalım ve aslında ulaşabileceği her şeye sahip olmanın verdiği o mutsuzluk, daha doğrusu karşısına çıkan iki yüzlülüğü hazmedememe hali, sevgili martin'in sonuna neden olmuştur, halen okumadıysanız mutlaka okuyunuz.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
var mı diye sorduğum zaman, yok cevabı aldığımda hiç mi yok? demem.
devamını gör...
inatla sohbet etmeye çalışan yazar
isim vermek doğru olmaz ama sözlükte var böyle yazarlar. belki kendilerine açıkça "sohbet açamıyorsun" bile denilmiştir daha ne denilsin.
moderasyon göreve pls.
moderasyon göreve pls.
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
kankacılıktan kasıt tam olarak ne? yani burda tanıştığım çok iyi anlaştığım ve sevdiğim arkadaş olduğum yazarlar var. zaten düşüncelerimizi yazdığımız bir mecra burası tabiki kafa dengi biriyle arkadaş olacağız bunda kötü bir şey yok. bu iyi niyetli bir kankacılıktır bence. buna sinir olmanız da sizin kötülüğünüz.
amaaa bazen bazı yazarlar birleşip gruplaşıyor ve sevmediklerini eften püften sebeplerle sürekli linç ediyor*. ya da onlar gibi düşünmeyen yazarları hedef gösteriyor. işte bu kötü niyetli bir kankacılıktır ki buna çok karşıyım.
amaaa bazen bazı yazarlar birleşip gruplaşıyor ve sevmediklerini eften püften sebeplerle sürekli linç ediyor*. ya da onlar gibi düşünmeyen yazarları hedef gösteriyor. işte bu kötü niyetli bir kankacılıktır ki buna çok karşıyım.
devamını gör...
bbc news'in türkiye'deki üniversiteler hakkında yaptığı video
ülkemizde üniversitelerin ve eğitimin neden gelişim göstermediğini çok güzel anlatan video olmuş. makalelerde intihal ve parayla makale yayınlama konusuna değinmeleri güzel olmuş. ayrıca videoda da bahsedildiği üzere tek suç intihal yapan kişiye ait değildir, intihal yapan kadar ona izin verenlerde suçludur ama kime neyi anlatıyorsun.
devamını gör...
kısa şiirler
"yüzüm kime dönük olursa olsun,
yüreğim hep sana dönük olacak.
ben senden başkasına kapı nasıl açılır bilmiyorum."
(bkz: cemal süreya)
yüreğim hep sana dönük olacak.
ben senden başkasına kapı nasıl açılır bilmiyorum."
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
robins (yazar)
robinsi okurken aklıma eskiden kitaplıklarımızda geniş bir yer bulan (bkz: meydan larousse) ansiklopedileri geliyor. gazetelerden biriktirdiğimiz kuponlarla alır başucumuza koyardık. küçükken bu ansiklopedileri açar sayfa sayfa resimlerine bakamadan tanı ,hastalık , tıbbi terimler falan okurdum. eskileri yad ettim sayende teşekkürler robins.
devamını gör...
normal sözlük'ün 1 milyon entryi geçmesi
hayırlı olsun. iki ay önce geldiğim sözlük gözlerimin önünde kocaman oluyor, duygulandım vallahi.
nice bir milyonlara sözlük!
nice bir milyonlara sözlük!
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
mizaç gerçeğini gözardı etmeleri. oysa aynı aile ortamında büyüyen kardeşlerin bile hayata verdikleri karşılıklar o kadar farklıdır ki... onlara aynı reçeteler uygulanmamalı.
emre kongar “ babam, oğlum ve torunum, 100 yıllık öykü...” kitabında, bu mizaç farklılığına kendi ailesinden güzel bir örnek verir.
kızının liseye başlamasının ilk gününde onu okula bırakan oğlu kağan, kızkardeşine şöyle der: “kendini kimseye sevdirmek zorunda değilsin.” bunu duyduğunda çok güldüğünü ifade eden emre kongar: “sen bütün eğitimini, kızlarının toplumda reddedilmemeleri ve daha rahat yaşam sürdürmeleri için ölçülü bir uyumluluk üzerine kur, ağabeyleri bunun hiç de zorunlu olmadığı konusunda onları uyarsın! onun için diyorum ki sevgili okurlarım, çocuk eğitimini ciddiye alın, tutarlı ve sistematik olun ama çok da ciddiye almayın, çünkü onlar çoğu zaman sizin istediğiniz gibi değil, kendi istedikleri gibi büyüyorlar. “ diye yazar kitabında.
lakin çok da “ciddiye alan” başarı odaklı mükemmeliyetçi ebeveynler, kendi isteklerinin, hayallerinin gerçekleşmesi doğrultusunda çocuklarına tahakküm uyguluyor. çoğu da iyi niyetli çabalardır aslında. çünkü hiç bir kuşakta pekte sağlıklı olmamış aile yapımızın ürünleri olan anne ve babaların, bir çeşit “kendi yaralı çocukluklarını temize çekme” güdüsüyle ya da motivasyonuyla yaptıkları eylemlerdir onlar.
hangi niyetle olursa olsun ilgisi, yeteneği, yönelimleri baskılanan bu çocuklar, geleceğin mutsuzluk abideleri olarak, ya toplumla küs münzevi hayatlar sürüyorlar ya da mükemmeliyetçilik takıntılarıyla bitmeyen savaşlarda heba oluyorlar.
emre kongar “ babam, oğlum ve torunum, 100 yıllık öykü...” kitabında, bu mizaç farklılığına kendi ailesinden güzel bir örnek verir.
kızının liseye başlamasının ilk gününde onu okula bırakan oğlu kağan, kızkardeşine şöyle der: “kendini kimseye sevdirmek zorunda değilsin.” bunu duyduğunda çok güldüğünü ifade eden emre kongar: “sen bütün eğitimini, kızlarının toplumda reddedilmemeleri ve daha rahat yaşam sürdürmeleri için ölçülü bir uyumluluk üzerine kur, ağabeyleri bunun hiç de zorunlu olmadığı konusunda onları uyarsın! onun için diyorum ki sevgili okurlarım, çocuk eğitimini ciddiye alın, tutarlı ve sistematik olun ama çok da ciddiye almayın, çünkü onlar çoğu zaman sizin istediğiniz gibi değil, kendi istedikleri gibi büyüyorlar. “ diye yazar kitabında.
lakin çok da “ciddiye alan” başarı odaklı mükemmeliyetçi ebeveynler, kendi isteklerinin, hayallerinin gerçekleşmesi doğrultusunda çocuklarına tahakküm uyguluyor. çoğu da iyi niyetli çabalardır aslında. çünkü hiç bir kuşakta pekte sağlıklı olmamış aile yapımızın ürünleri olan anne ve babaların, bir çeşit “kendi yaralı çocukluklarını temize çekme” güdüsüyle ya da motivasyonuyla yaptıkları eylemlerdir onlar.
hangi niyetle olursa olsun ilgisi, yeteneği, yönelimleri baskılanan bu çocuklar, geleceğin mutsuzluk abideleri olarak, ya toplumla küs münzevi hayatlar sürüyorlar ya da mükemmeliyetçilik takıntılarıyla bitmeyen savaşlarda heba oluyorlar.
devamını gör...
kötülük problemi
din felsefesinde ezelden sorgulanan, tanrı ile iyiliği-kötülüğü bağdaştırıp kıyaslayan ikilemlerle dolu problem.
birçok ünlü düşünürün sorguladığı, formüller ortaya attığı problemin ilki ve en meşhuru epiküros'undur:
--! spoiler !--
"tanrı, ya kötülükleri ortadan kaldırmak ister de kaldıramaz; veya kaldırabilir, ama kaldırmak istemez; ya da ne kaldırmak ister, ne de kaldırabilir; yahut da hem kaldırmayı ister hem de kaldırabilir. eğer ortadan kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa, o her şeye kadir değildir; ki bu durum tanrı’nın karakteriyle uyuşmaz; eğer ortadan kaldırabiliyor, fakat kaldırmak istemiyorsa, o kötü niyetlidir; ki bu da aynı şekilde tanrı ile uyuşmaz; eğer o ne ortadan kaldırmayı istiyor, ne de kaldırabiliyorsa, hem kötü niyetlidir hem de her şeye kadir değildir; bu durumda da tanrı değildir; eğer hem ortadan kaldırmayı istiyor, hem de kaldırabiliyorsa – ki yalnızca bu tanrı’ya uygundur–, o zaman kötülüklerin kaynağı nedir? ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?"
--! spoiler !--
birçok ünlü düşünürün sorguladığı, formüller ortaya attığı problemin ilki ve en meşhuru epiküros'undur:
--! spoiler !--
"tanrı, ya kötülükleri ortadan kaldırmak ister de kaldıramaz; veya kaldırabilir, ama kaldırmak istemez; ya da ne kaldırmak ister, ne de kaldırabilir; yahut da hem kaldırmayı ister hem de kaldırabilir. eğer ortadan kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa, o her şeye kadir değildir; ki bu durum tanrı’nın karakteriyle uyuşmaz; eğer ortadan kaldırabiliyor, fakat kaldırmak istemiyorsa, o kötü niyetlidir; ki bu da aynı şekilde tanrı ile uyuşmaz; eğer o ne ortadan kaldırmayı istiyor, ne de kaldırabiliyorsa, hem kötü niyetlidir hem de her şeye kadir değildir; bu durumda da tanrı değildir; eğer hem ortadan kaldırmayı istiyor, hem de kaldırabiliyorsa – ki yalnızca bu tanrı’ya uygundur–, o zaman kötülüklerin kaynağı nedir? ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?"
--! spoiler !--
devamını gör...
tıp vs mühendislik
iki mesleği de icra edenlerin artılarını eksilerini yazarak yks'ye hazırlanan kardeşlerime yardımcı olsun diye açtığım başlık
tarafımı zamanında da yaptığım gibi mühendislikten yana seçiyorum
tarafımı zamanında da yaptığım gibi mühendislikten yana seçiyorum
devamını gör...


