tercih meselesidir. kullanımı birçok mecrada farklılık gösterebilir. ben twitter'dan örnek vereceğim:
bir tane manyağa denk geldim.
ağla diye hesap açmış, beğenmediği tweetlerin altına biraz yazıp "ağla" diyerek bitiriyor.
başta komik geldi ama sonradan acıdım.
insanlar anonim hesaplarla garip varoluşlar sergiliyorlar. bir kimlik altında yer alamamanın sancıları yaşanıyor. sosyal medya anonimliği kişinin kendi kimliği altında fikir beyan edebilme cesaretini örseleyen bir doğrultuda ilerleyebilir. isteyen istediği kadar anonim olsun. önemli değil. fakat sergilediğimiz davranışlarımız gerçek kimliklerimiz altında varolamadıkça, anonimliğin cüretkâr alanında temsil edildikçe kendimiz olamayız. sonradan kişi bir bakar ki aynı cesareti kendi olduğunda gösteremiyor... kavgaları da hataları da kurgusal kimliğinde (anonim) gerçekleşen eylemler. kendi adına verdiği savaş yok. buna cesareti de yok.
dikkat etmeli!
devamını gör...


“seviyorum seni
denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür!’ der gibi.”

seviyorum seni.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

t: ruh halimizi anlatan görsellerdir.
edit: gammazcı yuzırlar size istediğinizi vermeyecek oyunu kuralına göre oynayacağım.

(bkz: kudurun)
devamını gör...

ben bir kuş olmak isterdim çünkü;

uçuyorsundur özgürlük

kanat çırpıyorsundur başka diyarlar

bakıyorsundur başka canlılar

bir dala konarsın huzurlu kuş sesleri

bir ev örersin yetenek



bence bir kuş bir kuştan fazlası...

-_-özgürlük-_-
devamını gör...

kömür koy'u

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gökçeada'ya giderseniz muhakkak kaleköy'deki mustafa'nın kayfesi'ne uğrayıp damla sakızlı suyla birlikte ikram edilen dibek kahvesini içmenizi öneririm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haddini bilmez bir grup gevşek, öğrenci kılıklı terörist zihniyetlilerin ülkenin polisi için attığı slogan zırvası. keşke siz onurlu bir hak mücadelesi yürütebilseniz de gecesini gündüzüne katan insanlara terbiyesizlik yapmasanız. senin ne haddine bir insana onursuz demek?
devamını gör...

10¹² yani yaklaşık 1 trilyon bayta karşılık gelen depolama kapasitesini ifade eden birim.
devamını gör...

yönetmen nacer khemir ait başrollerde parviz shahinkhou ve maryam hamid oynadığı

film, yaşlı bir derviş ile torununun çöldeki hikâyesini anlatıyor. bab'aziz, dervişlerin 30 yılda bir toplandığı yeri bulmak için torunu ile yola çıkar ve hikâye başlar.


yönetmenin "çöl üçlemesi" adını verdiği ilki "çöl gezginleri" ikincisi, "güvercinin gerdanlığı" üçüncüsü, ve en şahanesi ise "bab'aziz" dir. (büyük kapı anlamına gelen bu filmde, andre gide'in "dar kapı"sına herhangi bir atıf var mıdır bilmem? -ki atıf yaptığı bunca eser göz önünde bulundurulduğunda mutlaka olmalı fikrimce.- fakat gide'nin "aşk erdeme açılan en büyük kapıdır ve bu yolu bulabilen insan çok azdır." sözü; tunuslu çöl aşığı bir yönetmenin elinde ancak bu denli efsaneşebilirdi.)



film, muhyiddin ibn arabi, mevlana, feridüddin attar ve ibn hazm gibi sufi düşünürlerin fikirlerinden esinlenilmiş, eserlerinden birebir alıntılanmış birbirinden etkileyici şiirsel diyaloglardan oluşmuştur. kuzey afrika kültürüyle iç içe geçmiş sufizmi ve bu coğrafyadaki bizim bildiğimizin, bize dayatılanın çok ötesinde bambaşka bir islami kültürün en çarpıcı örneğidir fikrimce. zira bunu yönetmenin, "benim babamın dini böyle bir din değil, ben bu film ile babamın alnındaki lekeyi temizlemek istedim!" sözünden anlamak mümkün. filmdeki karakterlerle sembolize edilen değerler incelendiğinde ise yönetmene hayran olmamak mümkün değil.


müzikleri armand amar'a ait olan filmin en hayran olunası sahnesidir ise;

devamını gör...

bazı kişiler vardır, iki kelime ile tav eder , ışık saçar, pozitif enerji verir , işte amaterasu , öyle bir yazar.
iyiki varsın , takıp etmekten ,sizi okumaktan çok memnunum, aynı şekilde devam etmenizi diliyorum.
devamını gör...

bu başlığı ve bu üslubu gördükten sonra kim burada yazar olmak ister ki?
küfür yokmuş, hah! ama küfür yerine geçer bazı sözcükler.
devamını gör...

gölgemle bedenim arasındaki bağ benim.
her gün aynı neredeyse. günden geriye ne kalıyor? o harika sesiyle kahkahalar atan bir çocuğun neşesi, ona sarıldığım an’lar.
sabah uyandığımda yüzümü gördüğüm ilk an. her sabah yeniden tanışıyorum kendimle… kendine nasıl bu kadar yabancı kalabiliyor insan?

herkesi kendi rengine boyayan, aklı ve ruhu ışıklı bir büyüyle yok eden kemirgen gölgeler… her şeyi denetleyen o boğucu, yapış yapış gölgeler emiyor can’ımı sekiz yerinden. çakallar dans ediyor göğüslerim üzerinde.

yapay göklerden besleniyor ciğerleri insanın. ay ışığına öykünen yıldızların resimleriyle süslü duvarlar, renkleri çiğ… aynı düşlerde yorulan, yoğrulan bir hamur gibi… “boşuna yaşamadık biz, kemiklerimizden kuleler inşa ediliyor.” yıkılsın her biri. elleri de inşa edenlerin!

taşın içinde titriyorum, ağacın dalında... gökten kayan yıldız kalbime düşmüş. kalbim titriyor.
zaman kalbime yazmış bir sonsuz şiiri, kaybolmuşum o kaosta, yok gidecek bir yön. yaşamayı bekliyorum, ölmeyi de.
dünya elime ayağıma dolaşıp duruyor...

adı yok günün. benim de olmasın.
devamını gör...

sketchtoy.com/69883697
devamını gör...

come back yapmış godfather hayranı yazarımız.
devamını gör...

(bkz: lanet olsun sebebi neydi ki)
devamını gör...

edip cansever'in yok saydığı ikindi üstü kitabında yer alan şiirleri dahil olmak üzere tüm şiirlerinin yer aldığı yky tarafından ilk baskısı 2005 yılında yayımlanan iki ciltlik şiir koleksiyonu. koleksiyon ismini edip cansever'in ben buyum, dersin, arkadaş. sevgilim, ben buyum yüreğim vurgun, dişlerim altın ceketim sol omzumda dizeleri ile biten sonrası kalır şiirinden alır ki o şiirin rüştü asyalı tarafından seslendirilişi kana karışan zehir gibi güzeldir. dergilerde yayımlanıp gölgelerde kalmış, cansever'in reddetmesi ile hiç yazılmamış gibi kenara atılmış ve bilinmemek ile lanetlenmiş pek çok güzel şiiri yer alıyor sonrası kalır koleksiyonunda. gönül isterdi ki ikinci cilt cansever'in ama belli ki sonundayız her şeyin, en sonunda dizeleri ile biten acaba şiiri ile noktalansın ama böyle de güzeldir. cansever'in tragedya v'nin iv. bölümünde stepan insan yalnızlaştıkça konuştuğu dil de değişir demişti o yüzden bu koleksiyon türkçe sanılmasın çünkü unutulmuş bir dil ile yazılmıştır cansever'in tüm şiirleri.


vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
vaktinde anlamanın sevinci mi
ya da biraz geç kalmanın
o gereksiz tedirginliği mi
hangisi?

ama belli ki sonundayız her şeyin
en sonunda.

devamını gör...

sosyal medya kullanmadığım için o şekilde engellenmedim ama ünlü bir bey ile yaptığım konuşma sonrası beni mümkün olsa her yerden engelleyeceğine şahit olmuştum. ondan bahsedebilirim sevgili ponçikler ve poğaça hamurlarım. başlık ile alakasız ama geveze günümdeyim. sori.

işe gitmişim, nedenini bilmediğim bir sinir var üzerimde ancak kesinlikle sinirli olduğumun farkında değilim. günaydın diyene cüneyt arkın misali bıçağı fırlatıyorum, direkt alnına isabet ediyor. biri aradı, adını soyadını söyledi zaten anında tanıdım. şey gibi düşünebiliriz, ben ibrahim tatlıses diyince aklınıza ibrahim tatlıses gelir ya, aynı şey oldu. daha önce çalıştığım yerde yapılan dizi film çekimleri nedenli çok ünlü görmüşlüğüm var ve şu hiç değişmez. ortamda ünlü varsa ben ondan daha ünlü gibi davranırım. aynı masaya düşsek ikimiz farklı noktalarda ulan acaba beni tanımadı mı diye düşünür, o psikolojiyi ortak yaşarız. asla imza almam, imza vermek isterse karşılık olarak imza veririm. bunlar değişmez. zlatan enisteniz olur diye boşuna demiyorum.

haliyle abimiz kendisini tanıtınca eeee nolmuş dercesine, sanki bakkal mehmet amca ile konuşur gibi girdim meseleye. sinir sesime yansımış. aramızda ne gibi bir mevzu oldu hâlâ anlamıyorum ama inadım tuttu. çok basit bir şey istiyorsa bana onu yapmak çok zor geliyor. haliyle o zaman hiç hak vermesem bile sabrının tükenmişliği abimizin sesine yansıyınca ben daha bi geriliyorum. öyle böyle hallediyoruz, telefonu kapatıyor. nefret ediyorum ondan. dediğim gibi sinirliyim.

sonra düşündüm. çok basit şekilde şikayet edebilirdi. savunmam istenirdi. kafaya takabilirdi. yapmadı. kinayeli olsa bile teşekkür edip kapattı, gram bozmadı efendiliğini ancak o efendiliğinin altındaki senin bacağına sıkaçalaoelcyım vurgusunu bana çok net hissettirdi. bayılırım karşısındaki insanı böyle güzel ezebilen insanlara. beni de aslında ne kadar güzel ezdiğini olgunlaşınca anlayabildim.

bu kadar şey anlattın, başlık ile alakası yok, kişi ismi vermedin diyenlere de hıh demek istiyorum. size ne. bye.
devamını gör...

ben bir sene dayanabildim, saygım sonsuz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"senin önünden geçip sana bakmayacağım."
devamını gör...

teknolojiyi severim, mesela birlikte gezerken bir kablosuz fare beğendim , acelesi yok sonra alırım diye bıraktım. bir sonraki görüşmemizde onu almıştı . düşünceli olmak, ince detay bu şekildedir. yoksa sevgi zaten hissedilir .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim