sözlük radyosunun yayına başlaması
ilk kez bu gece dinliyorum. ne tesadüf ki gece gece hep sevdiğim şarkılar çalıyor sonrakini merak ettiğimden kapatamıyorum da. güzel hareket olmuş tebrik ederim. aynen böyle devam.
devamını gör...
800 tanıma ulaşan ilk 100 yazar kitaplarını köy okuluna bağışlasın kampanyası
muhteşem kampanya. bağışlayanlara teşekkürler.
dikkat dikkat. dikkaat dikkaaatt bu bir duyurudur...
elimde güncel bağışçıların listesi mevcut. fakat bunun bilinmesini isterler mi istemezler mi bilemediğim için kendimce yöntem geliştirdim. kafa sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi içinden bağışçıların nicklerini çıkardım. böylece anonimliğe kavuştular. vay ben bağışlamıştım aşağıdaki listede yine de adım var diyorsanız bana ulaşıp adınızı sildirebilirsiniz.
bağışçıların hariç tutulduğu 800 tanım girip kampanyaya katılan yazarlarımızın bulunduğu listemiz:
delirmiş_psikolog
hame
reddedilemeyen teklif
kafası kendinden güzel
ıvanmılınskı
barsel
boşbirisibnce
oylebirileri
kendiniarayanbireyimsi
tolgame
sek
celâli
atamabekleyenastronot
flames
kafakirankopek
lol
obsesif psikolojik danisman
demdeme
armysuzy
kalender
100 numaralı adam
yitzhar
lilyum
greengr
yalnızgezenrusso
dünyanıneniyibesbininciyazari
sırpski film
usiv
lemmy a fiver
lucifer
systemfailed
kuzguncuktaki vişne
normalmisin
merdivenaltı_müzisyen
görünmezadam
kayıp balık memo
lilithinkızı
nickimicalmislar
kızıl nelson
patateslitost
turşu
fatsa
darkwingsoul
vanderwaals
daddy
larktwain_123_
hidir amca
dostoyevskininsuçune
trevor philips
dance w ur ghost
personanongrata
whisper
zevk irsaliyesi
quinn
kelenderis
muris
sanane ulan
son feci mars
rainbow
osasuna tribün reisi
odunherif
may we meet again
atibahacinsin
chessgramerpislikherif
the matrix isn't real
lodos86
abdulseyidbincabbar
is düşüm
alpine
freshandnatural
mike
sannhetens_vei
oglalalakota
aristokrates
sarsa
hi my i run
haklıyım ama mutlu değilim
eraa
karambol
dikkat dikkat. dikkaat dikkaaatt bu bir duyurudur...
elimde güncel bağışçıların listesi mevcut. fakat bunun bilinmesini isterler mi istemezler mi bilemediğim için kendimce yöntem geliştirdim. kafa sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi içinden bağışçıların nicklerini çıkardım. böylece anonimliğe kavuştular. vay ben bağışlamıştım aşağıdaki listede yine de adım var diyorsanız bana ulaşıp adınızı sildirebilirsiniz.
bağışçıların hariç tutulduğu 800 tanım girip kampanyaya katılan yazarlarımızın bulunduğu listemiz:
delirmiş_psikolog
hame
reddedilemeyen teklif
kafası kendinden güzel
ıvanmılınskı
barsel
boşbirisibnce
oylebirileri
kendiniarayanbireyimsi
tolgame
sek
celâli
atamabekleyenastronot
flames
kafakirankopek
lol
obsesif psikolojik danisman
demdeme
armysuzy
kalender
100 numaralı adam
yitzhar
lilyum
greengr
yalnızgezenrusso
dünyanıneniyibesbininciyazari
sırpski film
usiv
lemmy a fiver
lucifer
systemfailed
kuzguncuktaki vişne
normalmisin
merdivenaltı_müzisyen
görünmezadam
kayıp balık memo
lilithinkızı
nickimicalmislar
kızıl nelson
patateslitost
turşu
fatsa
darkwingsoul
vanderwaals
daddy
larktwain_123_
hidir amca
dostoyevskininsuçune
trevor philips
dance w ur ghost
personanongrata
whisper
zevk irsaliyesi
quinn
kelenderis
muris
sanane ulan
son feci mars
rainbow
osasuna tribün reisi
odunherif
may we meet again
atibahacinsin
chessgramerpislikherif
the matrix isn't real
lodos86
abdulseyidbincabbar
is düşüm
alpine
freshandnatural
mike
sannhetens_vei
oglalalakota
aristokrates
sarsa
hi my i run
haklıyım ama mutlu değilim
eraa
karambol
devamını gör...
24 aralık 2020 ekrem imamoğlu'nun akit bir gazete değildir açıklaması
akit bir tuvalet kağıdı markasıdır.
devamını gör...
oytun erbaş'ın tuzlu ayran zararlı iddiası
offf. adam bangır bangır asperger sendromluyum diye bağırıyor, hâlâ bazı hareketlerinin altında derin anlamlar arıyoruz. bunları hakaret etmek için kullanıyoruz.
çoğu zaman psikolojik durumu kötü insanları idare ettim. kendini kontrol edebilse yapmayacağı hareketleri yapan çok fazla insana katlanmaya çalıştım. bu davranış benim karakterime bile uygun değil ama ne yapacağım? psikolojisi bozuk, kontrolü tamamen yitirmiş, psikiyatri servisinde tedavi görmesi gereken insanla mı tartışacağım? sağlıklı olduğumu iddia eden bir insan olarak böyle insanlara yardım etmem, yardım edemiyorsam hayatlarını zorlaştırmamam, en önemlisi onlar üzerinden ego tatmini yapmamam gerekiyor.
bu adam defalarca kez asperger sendromlu olduğunu söylemiş. asperger sendromu özellikle bir erkek için çok daha zorludur. belirtileri arasında ilgi alanı hakkında konuştuğu zaman tek taraflı iletişim vardır. yani kimseyi dinlemez, sadece kendisi konuşur. nedir bu adamın ilgi alanı? tıp. tus sınavında 7 kez derece yapmış. takmış çünkü onu kafaya. daha durduramazsın.
asperger sendromlular tepki çekmek için açıklamalar yapar. çok anormal değil. aleksitimi ve empati sorunları ile uğraşan insanların daha keskin, daha çarpıcı tepkilere ihtiyacı vardır. tüy gibi okşanmaktan anlamaz çoğu, balyoz ile vurmak gerekir. bunu ister. bi de troll tipler olma hali eklenince olan bu.
bunun haricinde söylediği şeye odaklanalım. ne diyor? tuzlu ayran otizme neden oluyor.
bir asperger sendromlu olarak söylediği şeye otizme neden oluyor diye destek vermem mümkün değil ancak evet tuzlu ayran otizmli bir insan için öyle pek iyi bir şey değil. daha önce tuzlu ayran içtiğim için yaşadığım sorunlar nedenli aynı gün acile kaldırıldım. bırakın bir otizmli neyin otizmi şiddetlendireceğini sizden daha iyi bilsin değil mi?
bunun yanında kokoreç otizmi hafifletir. bazı gıdalar otizmi şiddetlendirir. zaten çoğu otizmli çocukluk boyunca bunu içsel şekilde bilir, çoğu gıdayı tüketmez, tek tip beslenir.
arkadaşlar lütfen otizmi otizmlilerden daha iyi de bilmeyin. bi zahmet. herbokolog ilan ettiğiniz bu insanlardan daha çok şey biliyorsunuz. birkaç saniyelik video sonrası linç gösterileri düzenliyorsunuz.
sahiden şu adamı koruma içgüdüm beni yoruyor. bir şeyleri biliyor ama düşüncelerinin hızına yetişemediği için düzgün şekilde anlatamıyor. sonra olan bana oluyor. 5 dakikam gidiyor.
oytun 783839 bilgi geçiyorsa aklından bi otur soluklan hepsini söylemeye çalışma çiçeğim ya. valla yoruyon beni.
çoğu zaman psikolojik durumu kötü insanları idare ettim. kendini kontrol edebilse yapmayacağı hareketleri yapan çok fazla insana katlanmaya çalıştım. bu davranış benim karakterime bile uygun değil ama ne yapacağım? psikolojisi bozuk, kontrolü tamamen yitirmiş, psikiyatri servisinde tedavi görmesi gereken insanla mı tartışacağım? sağlıklı olduğumu iddia eden bir insan olarak böyle insanlara yardım etmem, yardım edemiyorsam hayatlarını zorlaştırmamam, en önemlisi onlar üzerinden ego tatmini yapmamam gerekiyor.
bu adam defalarca kez asperger sendromlu olduğunu söylemiş. asperger sendromu özellikle bir erkek için çok daha zorludur. belirtileri arasında ilgi alanı hakkında konuştuğu zaman tek taraflı iletişim vardır. yani kimseyi dinlemez, sadece kendisi konuşur. nedir bu adamın ilgi alanı? tıp. tus sınavında 7 kez derece yapmış. takmış çünkü onu kafaya. daha durduramazsın.
asperger sendromlular tepki çekmek için açıklamalar yapar. çok anormal değil. aleksitimi ve empati sorunları ile uğraşan insanların daha keskin, daha çarpıcı tepkilere ihtiyacı vardır. tüy gibi okşanmaktan anlamaz çoğu, balyoz ile vurmak gerekir. bunu ister. bi de troll tipler olma hali eklenince olan bu.
bunun haricinde söylediği şeye odaklanalım. ne diyor? tuzlu ayran otizme neden oluyor.
bir asperger sendromlu olarak söylediği şeye otizme neden oluyor diye destek vermem mümkün değil ancak evet tuzlu ayran otizmli bir insan için öyle pek iyi bir şey değil. daha önce tuzlu ayran içtiğim için yaşadığım sorunlar nedenli aynı gün acile kaldırıldım. bırakın bir otizmli neyin otizmi şiddetlendireceğini sizden daha iyi bilsin değil mi?
bunun yanında kokoreç otizmi hafifletir. bazı gıdalar otizmi şiddetlendirir. zaten çoğu otizmli çocukluk boyunca bunu içsel şekilde bilir, çoğu gıdayı tüketmez, tek tip beslenir.
arkadaşlar lütfen otizmi otizmlilerden daha iyi de bilmeyin. bi zahmet. herbokolog ilan ettiğiniz bu insanlardan daha çok şey biliyorsunuz. birkaç saniyelik video sonrası linç gösterileri düzenliyorsunuz.
sahiden şu adamı koruma içgüdüm beni yoruyor. bir şeyleri biliyor ama düşüncelerinin hızına yetişemediği için düzgün şekilde anlatamıyor. sonra olan bana oluyor. 5 dakikam gidiyor.
oytun 783839 bilgi geçiyorsa aklından bi otur soluklan hepsini söylemeye çalışma çiçeğim ya. valla yoruyon beni.
devamını gör...
mevlana celaleddin-i rumi
ne güzel söylemiştir. bozuk olunca maya,ne ar tanır ne de haya.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın hitabet yeteneği
edit: ya moderasyonun canı sıkılıyor ya da akepe sevdalısı birini mod olarak göreve getirdiler. uzun zamandır orada duran entry birden bire “sorunlu ilan edilip” siliniyor. silin silin güneş balçıkla sıvanmaz ama silin siz!
okuyabildiği kadardır, olmayandır. prompter bozulduğunda sus pus olmasının sebebi de budur.
emin ol nerede “eeeeey gılışdar” demesi gerektiğini bile yazmışlardır oraya*
gerçi hitap ettiği kitle de belli ama neyse.
okuyabildiği kadardır, olmayandır. prompter bozulduğunda sus pus olmasının sebebi de budur.
emin ol nerede “eeeeey gılışdar” demesi gerektiğini bile yazmışlardır oraya*
gerçi hitap ettiği kitle de belli ama neyse.
devamını gör...
bojack horseman
bojack horseman, netflix'te yayınlanan, yaratıcısı raphael bob-waksberg olan, tarajikomedi ve kara mizah kategorilerine giren, illüstratör lisa hanawalttarafından çizilen amerikan yetişkin animasyon dizisidir. 2014 yılında yayına girmiştir ve 6 sezon 77 bölümle, 2020 yılında final yapmıştır. bu dizinin zaman çizgisi günümüzde geçse de evreninde hayvanlar konuşabilmekte hatta insanlar gibi yaşayabilmektedir.
seslendirenler: bojack (will arnett), princess carolyn (amy sedaris), diane nguyen (alison brie), mr.peanutbutter (paul f. tompkins), todd chavez (aaron paul).
başlangıç noktasına dizinin muhteşem açılış parçasını koyalım ki tanımı okurken havaya girebilesiniz.
dizideki baş karakterimiz bojack, 1987'de yayınlanan bir horsin' around adlı sitcom tv şovunda yıldızdır ve hollywoo'nun* bu ünlü parlak yıldız atı bir o kadar da depresif ve yalnızdır. bütün travmalarının altında alkolik anne babasının ona olan davranışları yatar. şovun bitmesin üzerinden 20 yıl geçmiştir ve artık iş yapmayacak kadar depresyondadır.
kendisiyle ilgili bir kitap yazılacaktır ancak bojack bu işe bir türlü başlamaz, bu yüzden bir gölge yazar tutulur ve böylelikle bojack'in hayatına gölge yazarımız diane girer. bojack karakteri, diane ile tanıştıktan sonra dizi boyunca devam edecek bir dönüşüm sürecine girer. mr. peanutbutter, bojack'in geçmişteki sitcom rakibidir ve bojack ondan hiç haz etmez, ancak diane ile mr. peanutbutter sevgilidir. bojack'in tek dostu ise parti verdiği bir gün koltuğunda kalmaya başlayan iyi ve saf biri olan todd isimli bir berduştur.princess carolyn ise bojack'in hem menajeri hem de eski açık-kapalı kız arkadaşı olan bir iran kedisidir.
bojack, huysuz, bencil, ukala, güvenilmez, yalnız, onaylanmaya ihtiyaç duyan, umutsuz ve kendi hatalı eylemleri nedeniyle başkalarının hayatlarını etkileyen biridir ancak bütün kötü özelliklerine rağmen özünde iyidir. bütün travmalarını ve karakterinin oluşmasını sağlayan unsurları diane ile kitabının yazılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz. tüm sorunlarının temeli ailesiyle sevgisiz bir çocukluk geçirmiş olması nedeniyle bir alkol ve seks bağımlılığı vardır. bojack horseman, kendi deyimiyle bir lanet gibi taşıdığı benliği ile çevresindeki herkese zarar verir.
dizideki karakter gelişimi çok başarılı verilmiştir ve her biri birtakım hatalar yapıp bunların sonuçlarını çekmektedirler. herkesin kendinden parçalar bulacağı bir yapım olan dizide empati kurabilmek oldukça kolay. geçmişle yüzleşme, travmalarla yüzleşme, karakter gelişimi, dizideki kişilerin iç dünyası o kadar iyi ve ustaca işlenmiş ki kendinizi oraya ait hissedip iç dünyanızla eşleştirmemeniz elde değil. bojack her ne kadar depresif, çevresine zarar veren, huysuz, bencil bir alkolik olsa da, iç dünyasının yansıtılışı onu anlamamızı sağlıyor.
esasında hayvanları içeren bir dizi olsa da oldukça insani duygular, hayatlar, hatalar, doğrular ve yanlışlar var dizide. bu animasyon dizisinde gülebilirsiniz evet ama aynı zamanda gözlerinizi de doldurabilir.
daha üzerine çokça yazmak istediğim bu tanımı dizinin kapanış müziği ile bitirmek istiyorum.
seslendirenler: bojack (will arnett), princess carolyn (amy sedaris), diane nguyen (alison brie), mr.peanutbutter (paul f. tompkins), todd chavez (aaron paul).
başlangıç noktasına dizinin muhteşem açılış parçasını koyalım ki tanımı okurken havaya girebilesiniz.
dizideki baş karakterimiz bojack, 1987'de yayınlanan bir horsin' around adlı sitcom tv şovunda yıldızdır ve hollywoo'nun* bu ünlü parlak yıldız atı bir o kadar da depresif ve yalnızdır. bütün travmalarının altında alkolik anne babasının ona olan davranışları yatar. şovun bitmesin üzerinden 20 yıl geçmiştir ve artık iş yapmayacak kadar depresyondadır.
kendisiyle ilgili bir kitap yazılacaktır ancak bojack bu işe bir türlü başlamaz, bu yüzden bir gölge yazar tutulur ve böylelikle bojack'in hayatına gölge yazarımız diane girer. bojack karakteri, diane ile tanıştıktan sonra dizi boyunca devam edecek bir dönüşüm sürecine girer. mr. peanutbutter, bojack'in geçmişteki sitcom rakibidir ve bojack ondan hiç haz etmez, ancak diane ile mr. peanutbutter sevgilidir. bojack'in tek dostu ise parti verdiği bir gün koltuğunda kalmaya başlayan iyi ve saf biri olan todd isimli bir berduştur.princess carolyn ise bojack'in hem menajeri hem de eski açık-kapalı kız arkadaşı olan bir iran kedisidir.
bojack, huysuz, bencil, ukala, güvenilmez, yalnız, onaylanmaya ihtiyaç duyan, umutsuz ve kendi hatalı eylemleri nedeniyle başkalarının hayatlarını etkileyen biridir ancak bütün kötü özelliklerine rağmen özünde iyidir. bütün travmalarını ve karakterinin oluşmasını sağlayan unsurları diane ile kitabının yazılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz. tüm sorunlarının temeli ailesiyle sevgisiz bir çocukluk geçirmiş olması nedeniyle bir alkol ve seks bağımlılığı vardır. bojack horseman, kendi deyimiyle bir lanet gibi taşıdığı benliği ile çevresindeki herkese zarar verir.
dizideki karakter gelişimi çok başarılı verilmiştir ve her biri birtakım hatalar yapıp bunların sonuçlarını çekmektedirler. herkesin kendinden parçalar bulacağı bir yapım olan dizide empati kurabilmek oldukça kolay. geçmişle yüzleşme, travmalarla yüzleşme, karakter gelişimi, dizideki kişilerin iç dünyası o kadar iyi ve ustaca işlenmiş ki kendinizi oraya ait hissedip iç dünyanızla eşleştirmemeniz elde değil. bojack her ne kadar depresif, çevresine zarar veren, huysuz, bencil bir alkolik olsa da, iç dünyasının yansıtılışı onu anlamamızı sağlıyor.
esasında hayvanları içeren bir dizi olsa da oldukça insani duygular, hayatlar, hatalar, doğrular ve yanlışlar var dizide. bu animasyon dizisinde gülebilirsiniz evet ama aynı zamanda gözlerinizi de doldurabilir.
daha üzerine çokça yazmak istediğim bu tanımı dizinin kapanış müziği ile bitirmek istiyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
kapıyı kilitlememe rağmen ısrarla kapıyı açmaya çalışarak kapının kilitlenip kilitlenmediğini kontrol etmek.
devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
"fırtınalarım olsa da bu ara güneşliyim"dir.
devamını gör...
yetenekli dr. pol
orijinal adı "the incredible dr. pol" olan harika program. önceden nat geo people kanalındaydı ama kanal kapanınca (digiturk'te artık yok) nat geo wild'da yayınlanmaya başladı.
dr jan harm pol, hollandalı bir veteriner. amerika'nın michigan eyaletinde bir kliniği var. ilerlemiş yaşına ve sorunlu bacağına rağmen o kadar hareketli ve çalışkan bir adam ki klinikteki hiçbir veteriner onun hızına yetişemiyor. izlerken yoruluyorsunuz.
her çesit hayvanı tedavi ediyor hatta bir keresinde tavuğa serum takmıştı çok ilginç bir sahneydi; hafızamda serumlu tavuk görseli var .
bir bakışta hayvanın nesi var hemen anlıyor. hatta en çok şasırdığım şey; ineklere hamilelik kontrolü yaparken kaç aylık değil, kaç gündür hamile olduklarını bile söyleyebiliyor. bazen çok yaratıcı tedaviler uyguluyor. yöntemleri biraz eski ama kitap gibi resmen. bir bölümde hollanda'ya kendi mezun olduğu üniversiteye gidince efsane gibi karşılanmıştı. yaşadığı yerde de aynı şekilde.
programda aynı zamanda çiftliklerdeki yaşam tarzlarını da gösteriyor. en çok dikkatimi çeken ise çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren bir hayvanı en iyi şekilde besleme, yetiştirme sorumluluğunun verilmesi.
dr pol sayesinde bir ineği doğurtabilecek kadar bilgi sahibi oldum. gerçi bu bilgiyi nerede kullanırım bilmiyorum ama hayat bu belli de olmaz.
dr jan harm pol, hollandalı bir veteriner. amerika'nın michigan eyaletinde bir kliniği var. ilerlemiş yaşına ve sorunlu bacağına rağmen o kadar hareketli ve çalışkan bir adam ki klinikteki hiçbir veteriner onun hızına yetişemiyor. izlerken yoruluyorsunuz.
her çesit hayvanı tedavi ediyor hatta bir keresinde tavuğa serum takmıştı çok ilginç bir sahneydi; hafızamda serumlu tavuk görseli var .
bir bakışta hayvanın nesi var hemen anlıyor. hatta en çok şasırdığım şey; ineklere hamilelik kontrolü yaparken kaç aylık değil, kaç gündür hamile olduklarını bile söyleyebiliyor. bazen çok yaratıcı tedaviler uyguluyor. yöntemleri biraz eski ama kitap gibi resmen. bir bölümde hollanda'ya kendi mezun olduğu üniversiteye gidince efsane gibi karşılanmıştı. yaşadığı yerde de aynı şekilde.
programda aynı zamanda çiftliklerdeki yaşam tarzlarını da gösteriyor. en çok dikkatimi çeken ise çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren bir hayvanı en iyi şekilde besleme, yetiştirme sorumluluğunun verilmesi.
dr pol sayesinde bir ineği doğurtabilecek kadar bilgi sahibi oldum. gerçi bu bilgiyi nerede kullanırım bilmiyorum ama hayat bu belli de olmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
herkes bir gün bir yerde masumiyetini kaybeder,
ve ondan sonraki tüm günahların bedeli peşin ödenmiştir... *
ve ondan sonraki tüm günahların bedeli peşin ödenmiştir... *
devamını gör...
mi minör 10. senfoni op.93 (shostakovich)
ne zaman yazıldığı bilinmeyen, prömiyeri 17 aralık 1953 tarihinde yapılan dmitriy dmitriyevich shostakovich senfonisi. josef stalin'in ölümüyle rahat nefes almaya başlayan shostakovich'in o dönem birbiri ardına kasasından çıkartıp yayınladığı bestelerinden birisidir.
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
gerçi shostakovich'in yazdıklarına göre bu senfoni stalin'in ölümünün hemen ardından yazılmış. bu sebepten ötürü kasasında duran bestelerinden birisi değildir muhtemelen. shostakovich, bu bestesinde stalin'i anlattığını söylüyor. ama bunu "elbette anlattığım başka şeyler de var ama genel olarak stalin dönemini anlattım" demiş.
bestede yer alan re-mi bemol-do-si (d-es-c-h; dmitri schostakowitsch) motifinden yola çıkarsak stalin hakkındaki yorumlarını ve stalin ile olan ilişkisini bu beste üzerinden anlattığı varsayımında bulunabiliriz sanırım.
ayrıca bu bestede "mi-la-mi-re-la" (e-la-mi-re-a) motifiyle de aşık olduğu öğrencisi elmira nazirova'ya yer vermiş.
yani bu besteyi bir nevi shostakovich amcanın stalin dönemindeki otobiyografisi olarak ele almak mümkün. eğer shostakovich'in o dönemde neler yaptığı bilinirse besteyi anlamak daha da kolaylaşacaktır.
karajan yönetiminde berliner philharmoniker kaydı:
devamını gör...
psikosomatizasyon
devamını gör...
neşe tertaş
üstad neşet ertaşın isminin ulama isimli başbelası bi dil kavramına kurban gittiğinin kanıtı olan söz öbeği.
ikinci t: bir kadın ismi.
ikinci t: bir kadın ismi.
devamını gör...
erkeklerin kadınları sinir eden özellikleri
klozet kapağını kaldırmadan işemeleri.
devamını gör...
sabahattin ali
atsız fanlarının kötülediği ve 25 şubat 1907 yılında eğridere’de doğan yazar, şair, öğretmendir. bir zamanlar tercümanlık da yapmıştır. ilk şiir denemelerine balıkesir’de başlamış ve edebiyat öğretmeninin desteğiyle de bazı dergilerde şiirlerini yayımlamış. sabahattin ali gerçekten yetenekli yazarlarımızdan birisidir. türkiye’de kısa bir süre öğretmenlik yapsa da türk devleti tarafından almanya’ya dil eğitimi için gönderilmiş. türkiye’ye geldikten sonra da almanca öğretmenliği görevine başlasa da komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanmış.
zaten türkiye’de böylesine kaliteli insanlar geçmişte mutlaka ya tutuklanır ya da öcü gösterilmek amacıyla da kötülenip dururlar. sonrasında atatürk hakkında yazdığı şiir nedeniyle de tekrar devlet kurumlarında görevlendirilmiş. sabahattin ali kendisine sosyalist gibi gösterilmesinden ötürü sıkılmıştır, bunun için esirler adlı oyununu kaleme almış.
hayatının son zamanlarını da sözde faşist milliyetçilerle tartışarak sürdürmüş. zaten nihal atsız ile çok kez kavga etmiş, ırkçılık turancılık davasının da bir parçası olmuş. keşke onlarla uğraşmasaydı, hayatını faşizme karşı çıkarak karartmasaydı zira şu anda bu durum halen devam ediyor pek bir değişiklik yok yani. sonrasında aziz nesin’le birlikte bir dergi çıkarmış, o dergide de siyasileri eleştirmesi yüzünden birçok dava ile uğraşmış ardından türkiye’yi terk etme kararı almış. terk etme sırasında da faşist biri tarafından öldürülmüş.
bu şahane insanın bir sürü kaliteli eserleri vardır. bunlardan bazıları şunlardır; kürk mantolu madonna, içimizdeki şeytan, melankoli, değirmen gibi gibi. bunlar favorim olan sabahattin ali eserleridir.
ister sevin kendisini ister sevmeyin ama türk edebiyatına iz bırakmış bir isimdir sabahattin ali. ışıklar içinde uyusun. sevgi ve saygıyla…
zaten türkiye’de böylesine kaliteli insanlar geçmişte mutlaka ya tutuklanır ya da öcü gösterilmek amacıyla da kötülenip dururlar. sonrasında atatürk hakkında yazdığı şiir nedeniyle de tekrar devlet kurumlarında görevlendirilmiş. sabahattin ali kendisine sosyalist gibi gösterilmesinden ötürü sıkılmıştır, bunun için esirler adlı oyununu kaleme almış.
hayatının son zamanlarını da sözde faşist milliyetçilerle tartışarak sürdürmüş. zaten nihal atsız ile çok kez kavga etmiş, ırkçılık turancılık davasının da bir parçası olmuş. keşke onlarla uğraşmasaydı, hayatını faşizme karşı çıkarak karartmasaydı zira şu anda bu durum halen devam ediyor pek bir değişiklik yok yani. sonrasında aziz nesin’le birlikte bir dergi çıkarmış, o dergide de siyasileri eleştirmesi yüzünden birçok dava ile uğraşmış ardından türkiye’yi terk etme kararı almış. terk etme sırasında da faşist biri tarafından öldürülmüş.
bu şahane insanın bir sürü kaliteli eserleri vardır. bunlardan bazıları şunlardır; kürk mantolu madonna, içimizdeki şeytan, melankoli, değirmen gibi gibi. bunlar favorim olan sabahattin ali eserleridir.
ister sevin kendisini ister sevmeyin ama türk edebiyatına iz bırakmış bir isimdir sabahattin ali. ışıklar içinde uyusun. sevgi ve saygıyla…
devamını gör...
mor ve ötesi
dünya yalan söylüyor diye bir albümleri var.bana göre türkiyenin en iyi albümlerinden. albümün her parçası olaydır. benim için en favorisi bir derdim var adlı parçadır. bir de eurovisionu var bu işin şarkıyı ingilizce söyleseler kanımca 1. olucaklar anlamadiklari için 7.yaptılar.. aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm....
devamını gör...
blackkklansman
blackkklansman (2018), yönetmen spike lee'nin yaşanmış bir hikayeyi anlatan filmi. 70'lerin başında colorado'ya yeni atanan siyahi polis memuru ron stallworth'ün ku klux klan'a sızmasını anlatıyor.
öncelikle filmin konusu ve gerçek bir hikaye olması çok ilgi çekici .spike lee' de kendine has bir sinema dili olan bir yönetmen ve senaryousu gayet güzel yazılmış bir film.
filmin hafif mizahi bir tonu var ve bu gerçekten çok şey katmış. izleyeni bir an bile sıkmıyor. bu tarz ciddi konulara yapılan zıt yaklaşımlar iyi oturturulursa gerçekten müthiş işler çıkıyor. bu film de bunu başarabilmiş.
john david washington ve adam driver'ın karakter kimyaları da çok iyi oturmuş. ikisi de oyunculuk olarak gayet iyi. john david washington, denzel washington' un oğlu olması nedeniyle biraz oyunculuğu ve tipi babasını andırsada bu role kendini çok iyi vermiş.
filmle ilgili ilginç bilgiler (spoiler içerebilir);
--! spoiler !--
gerçek ron stallworth, başlangıçta denzel washington'un onu oynamasını istemiş, ancak oğlunun rolü aldığını öğrenincede çok üzülmemiş.
popüler inanışın aksine, gerçek ron stallworth telefonda hiçbir zaman "beyaz" biri gibi konuşmamış. beyaz meslektaşları ona bunun işe yaramayacağını söylediğinde, sesini onlarınkinden farklı kılan şeyin ne olduğunu sormuş ama beyaz arkadaşları hiç bir cevap verememiş.
filmin kugucusu barry alexander brown, filmde hiç silinen sahne olmadığını, ne çekildi ise onun montajlandığını belirtmiş ki bu sinema endüstrisinde çok az rastlanan bir durum.
film 6 dalda akademi ödüllerine aday olmuş, en iyi uyarlama senaryo ödülünü almış.
filmde kkk' cılar favori filmleri olan yönetmen d.w. griffith'in the birth of a nation (1915) filmini ayıla bayıla seyrediyorlar. bu film o zamanın şartlarına göre sinema tekniğine pek çok yenilikler kazandırmış güzel bir filmdir ama açıkça konfederasyon yanlısı ve ırkçı imaları nedeniyle los angeles ve chicago gibi birçok büyük şehirde zamanında yasaklanmıştır. ırkçı bir film olarak kabul edilir.
--! spoiler !--
filmin müzikleri spike lee ile çalışan terence blanchard'a ait. müziğin adı blut und boden eski bir nazi sloganı ingilizcesi blood and soil. buradan dinleyebilirsiniz.
öncelikle filmin konusu ve gerçek bir hikaye olması çok ilgi çekici .spike lee' de kendine has bir sinema dili olan bir yönetmen ve senaryousu gayet güzel yazılmış bir film.
filmin hafif mizahi bir tonu var ve bu gerçekten çok şey katmış. izleyeni bir an bile sıkmıyor. bu tarz ciddi konulara yapılan zıt yaklaşımlar iyi oturturulursa gerçekten müthiş işler çıkıyor. bu film de bunu başarabilmiş.
john david washington ve adam driver'ın karakter kimyaları da çok iyi oturmuş. ikisi de oyunculuk olarak gayet iyi. john david washington, denzel washington' un oğlu olması nedeniyle biraz oyunculuğu ve tipi babasını andırsada bu role kendini çok iyi vermiş.
filmle ilgili ilginç bilgiler (spoiler içerebilir);
--! spoiler !--
gerçek ron stallworth, başlangıçta denzel washington'un onu oynamasını istemiş, ancak oğlunun rolü aldığını öğrenincede çok üzülmemiş.
popüler inanışın aksine, gerçek ron stallworth telefonda hiçbir zaman "beyaz" biri gibi konuşmamış. beyaz meslektaşları ona bunun işe yaramayacağını söylediğinde, sesini onlarınkinden farklı kılan şeyin ne olduğunu sormuş ama beyaz arkadaşları hiç bir cevap verememiş.
filmin kugucusu barry alexander brown, filmde hiç silinen sahne olmadığını, ne çekildi ise onun montajlandığını belirtmiş ki bu sinema endüstrisinde çok az rastlanan bir durum.
film 6 dalda akademi ödüllerine aday olmuş, en iyi uyarlama senaryo ödülünü almış.
filmde kkk' cılar favori filmleri olan yönetmen d.w. griffith'in the birth of a nation (1915) filmini ayıla bayıla seyrediyorlar. bu film o zamanın şartlarına göre sinema tekniğine pek çok yenilikler kazandırmış güzel bir filmdir ama açıkça konfederasyon yanlısı ve ırkçı imaları nedeniyle los angeles ve chicago gibi birçok büyük şehirde zamanında yasaklanmıştır. ırkçı bir film olarak kabul edilir.
--! spoiler !--
filmin müzikleri spike lee ile çalışan terence blanchard'a ait. müziğin adı blut und boden eski bir nazi sloganı ingilizcesi blood and soil. buradan dinleyebilirsiniz.
devamını gör...
gece yolculuğu
hayatı sorgulatan yolculuktur. özellikle tek başınızaysanız terapi niteliğinde olur.
devamını gör...
utku lomlu
can yayınları kapaklarını hazırlayan tasarımcı.
buradan
kitap alırken kriteriniz nedir ?
ismi?
konusu?
yazarı?
yayınevi?
aldığı beğeniler?
arka kapak yazısı? şüphesiz hepsi önemli ama bir kriter var ki kitabı almamızı ya da almış isek okurken benimsememizi sağlayan şeylerin başında geliyor.
kapağı. evet kitap kapakları kitabın tercih edilmesinde önemli bir unsur. sizi bilmem ama ben bir kitap aldigimda ilk kapagıni kim hazırlamıs ona bakıyorum.
bu konuda kendisini çok çok başarılı buluyorum. özellikle ilk dönem çalışmaları çok daha samimi iken son dönem çalışmalarında ise daha koleksiyonel. sanki ilk zamanlar okuduğu kitapların kapaklarını yapmış da, sonraki dönemde yayınevinin isteklerini daha ön plana almış ya da ekibinin bakış açısı daha çok yansımış gibi. yaptığı bazı tasarımlarla avrupa'da önemli ödüllerin de sahibi olmuş.
tabiki bazen ciddi hatalar da yapabiliyor. yusuf atilgan'ın anayurt oteli kitabında sürpriz bozan vermesi gibi.

kendisi ile ilgili yapılan roportaj ve tedx konuşması linklerini bırakıyorum. bu linklerden birinde bulunan görseller de kendisi ile ilgili kısa bir fikir verecektir.


buradan
buradan
buradan
kitap alırken kriteriniz nedir ?
ismi?
konusu?
yazarı?
yayınevi?
aldığı beğeniler?
arka kapak yazısı? şüphesiz hepsi önemli ama bir kriter var ki kitabı almamızı ya da almış isek okurken benimsememizi sağlayan şeylerin başında geliyor.
kapağı. evet kitap kapakları kitabın tercih edilmesinde önemli bir unsur. sizi bilmem ama ben bir kitap aldigimda ilk kapagıni kim hazırlamıs ona bakıyorum.
bu konuda kendisini çok çok başarılı buluyorum. özellikle ilk dönem çalışmaları çok daha samimi iken son dönem çalışmalarında ise daha koleksiyonel. sanki ilk zamanlar okuduğu kitapların kapaklarını yapmış da, sonraki dönemde yayınevinin isteklerini daha ön plana almış ya da ekibinin bakış açısı daha çok yansımış gibi. yaptığı bazı tasarımlarla avrupa'da önemli ödüllerin de sahibi olmuş.
tabiki bazen ciddi hatalar da yapabiliyor. yusuf atilgan'ın anayurt oteli kitabında sürpriz bozan vermesi gibi.

kendisi ile ilgili yapılan roportaj ve tedx konuşması linklerini bırakıyorum. bu linklerden birinde bulunan görseller de kendisi ile ilgili kısa bir fikir verecektir.


buradan
buradan
devamını gör...