ağlıyorum. ağlamak beni çok rahatlatıyor bir nevi içimi boşaltıyorum.
devamını gör...

dün duydum bayıldım.
tam bir şeyleri özlemelik şarkı.
vera
cam kenarı
devamını gör...

latincesi: et tu, brute?
devamını gör...

"unutmak mı, delisin,
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.

gitmek gibi geleceğim
denizin delisine.
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse."

demiş özdemir asaf ve son noktayı koymuştur, unutmak imkansızdır.
devamını gör...

galiba iyi niyetim olacak. yine de ben memnunum insanlar için bir şeyler yapmaya çalışmaktan.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sanırsın kaplan...
devamını gör...

duygularını ve tepkilerini kontrol edememe halidir. zaman zaman bende bunu yaşarım. çok seversen kırılırsın çok özlersen bu duyguyla başedemeyip kırarsın. insanın doğası gereği bu tarz duygu yoğunluğu yaşaması çok olası. yadırgamıyorum.
devamını gör...

kadın eski erkek arkadaşından ya da beğendiği bir erkekten bahseder ve arkadaş olarak görülen erkek kişisine bir durgunluk, suskunluk gelir,bebenin yüzü düşer...
devamını gör...

eskiler yer versin artık yenilere
laf atıp durmayın yeni gelenlere
mekanı devretme zamanın gelmiş
bay bay diyelim afillibirbeye
devamını gör...

özgürlük ve kendinizi ifade edebilme imkanı sağlar. kısaca benim gibi paranoyak biri için bulunmaz bir nimettir.
devamını gör...

şair ilhan berk der ki;

"ilk tanıdığım haline aşık, son tanıdığım haline ise kırgınım."

vazgeçmek bazen kaçınılmazdır.
devamını gör...

sensin paşam, sensin anam, cas cas cas cas gleeyyyy, brühh brühhh*, şeklinde hitaplar ile sakinleştirebileceğiniz güruh. üste çıkmayın, zira çıkamazsınız, zeytinyağından beter formülü vardır bu tiplerin, siz daha yukarı doğru kulaç atarken kendinizi altta buluverirsiniz. cahil adam daima haklı olan adamdır, zaten haksızlığını kabul edebilmek bir erdem olduğundan cahil insanların bunu başarabileceğini düşünmek kendi aklınızla çelişmek olur.
devamını gör...

istiklal marşımızı ellerini göğsüne vurarak, ağlayarak aşırı içten okuyan ve uzunca bir süredir haberlerde göremediğim için hakkında endişelendiğim gayet küçük ve bir o kadar hisli kardeşimizdir.
devamını gör...

1998-2001 yıllarında uğur yücel, orhan orhan oğuz, türkan derya tarafından yönetmenliği sulhi dölek tarafından senaristliği yapılan ve atv'de yayınlanan bir türk aile dizisidir.

başrollerinde,
türkan şoray
şener şen
tarık papuççuoğlu
güven hokna
nurgül yeşilçay
ozan güven

şener şen, gaziantep'li bir kebap ustasıdır. ali haydar rolüyle iyi bir aile babası ve mükemmel bir kebap ustasıdır. 3 kızı daha sonra diziye katılacak olan babasıyla bir hayat yaşamaktadır. arif erkin güzel beyoğlu üstlenmiştir baba rolünü. hemşerimdir kendileri ve ben kendilerini pek severim.

ali haydar, hanım karakteriyle diziye zerafet katan türkan şoray gelene kadar sakin ve kendi halinde bir hayat yaşar. hanım'ın diziye dahil olmasıyla her şey değişir. ikinci bir bahar şansı yakalarlar. tabi önceleri çekişmeli bir ilişkileri vardır sonra bu ilişki yerini aşka bırakır. ve bu bahar kimisini rahatsız ederken kimisine huzur, mutluluk verir.

türkan şoray, 2 çocuklu hayatını idame etmeye çalışan zor şartlarda yaşamaya çalışan yalnız bir kadındır. yalnız diyorum çünkü çocuklarını oynayan ozana güven - ulaş ve nurgül yeşilçay - gülsüm çok farklı kafalardadır. gülsüm zengin bir koca telaşına düşmüşken ulaş haytalık peşindedir.

tarık papuççuoğlu, vakkas karakteriyle bulunuyor dizide. 'ali haydar' deyişi, şivesi, ses tonu hala kulağımda. ali haydar la kavga, gürültüsü, kıskançlığı, çekişmesi hiç bitmiyor. işin aslı babasının ali haydar'a olan sevgisini kıskanmış yıllarca bunu yedirememiş kendine. babası ali haydar ve kendisinin ustası aynı zamanda. babasına olan kızgınlığını yıllar yılı ali haydardan çıkarmış, çıkarıyor. oğlu medet, nedim saban ali haydar'ın kızına aşık vah ki vah. yasemin çonka yani melek'e. ah o kaçamak aşklar ailelerden gizli saklı yaşanan duygular nasılda tatlı zamanlarmış meğer değil mi?

güven hokna, eski film artisti ya da ses sanatçısı emin değilim neriman rolüyle dahil senaryoya. neriman hanım, hem komşusu hem ev sahibi ali haydar'ın hemde aşık sırılsıklam. bu aşk gözünü kör ediyor tabi. zabıta olan kardeşi şecaattin yani özkan uğur'la bir olup az uğraşmıyor ali haydar'la. şecaattin mahalleye kök söktürüyor. nazlı tosunoğlu'nun canlandırdığı tansu komiser'den yani eski karısından korkmasa canlarına okuyacak ki dönem dönem onu da yapıyor.

tan sağtürk - timothy, barış dinçel - timuçin, devin özgür çınar - cennet, meral okay - kasap melahat, cezmi baskın - basri, ekim maden - ömer karakterlerine hayat veriyorlar.

sağlam bir ekibi var dizinin, senaryo da iyi bu da seyirciye yansıyor ve beğenileri topluyor. 3 sezon çekilen dizi tadında bırakıldı.

hayatın içinden insanları yansıtan bir dizidir. kimi zaman eğlendirir kimi zaman duygulandırır. yaşananlar yansıtılanlar 'evet bunları ben biliyorum bu hayatları ben gördüm' cinsindendir. duyduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız hayatlar... şimdi ki dizilerin bir çoğunda olduğu gibi şişirme, gökten inme değildir.

iyi seyirler efem...
devamını gör...

yemek yer misin?
ne yiyelim?
devamını gör...

büyümeyeceeeem diye dolanıp durduğum bu hayatta, yaşamaya çalıştığım şekil tam olarak budur
devamını gör...

yaz gecesi kızartma kokularıyla dolan sokaklardan eve girmeyen,
televizyon denilen aleti anca 70 yılların ortalarında görmeye/tanımaya başlayan, eve televizyon alındığında telesafir denilen bir tanıma tanışan,
karaborsa nedir bilen, bakkallarda hemen hemen hiçbir şeyin satılmadığına şahit olan,
radyodan maç yayını dinleyen, başkasını da bilmeyen,
herkesin birbirinin çocuğuna sahip çıktığı, herkesin birbirini tanıdığı mahallelerde yaşayan,
orta/2. yarısında siyasi kimlik bunalımının ülkenin her yerinde ön plana çıktığını bilen,
eğer şanslıysa, tüpçülerden tüp bulup oflaya puflaya evine götüren,
makaralı teypleri, lambalı radyoları hatırlayan,
tüketim çılgınlığını bilmeyen ebeveynlere sahip olan,
oynayacak arsa bulan, deli gibi sokakta oyun oynayan,
biraz daha şanslı olanları bahçeli evler büyüyen,
üniversite/liseye giden abi/ablalarını "acaba eve sağ salim dönebilecek mi ?" kaygıları ile bekleyen anne babaya sahip olan,
bakkallardaki bisküvilerin kare / cam kapaklı kutularda satıldığını hatırlayan,
yazın hemen hemen her gece "yazlık" sinemalara giden, eve dönüş yolunda ya baba/abinin omzunda yarı uykulu, yarı mutlu sırıtan,
denizin tüm sahillerimizde temiz olduğunu bilen, denize girecek temiz yer aramayan,
pazar günleri radyodaki eğlence programlarını dinleyen,
"okul radyosu", radyo tiyatrosu" ile hayal gücünü geliştiren,
oyuncak namına eline ne geçerse onunla oynayan,
meşin topu ancak zengin çocuklarının elinde gören..

büyüyen;
ve sonrasında çirkinleşerek "büyük insan" olmanın ne kadar b.ktan olduğunu yaşayarak öğrenmektir.
devamını gör...

utanç verici benzetmelerde bugün de bunu irdeliyoruz.
kadınların evlenmek için talep edilmesi gereğinden hareket ederek kullanıldığını düşünüyorum.
insanların tercihleri doğrultusunda evlenmemeyi seçme hakları olamaz hele kadınların hiç olamaz.
evliliği ideal yaşam biçimi olarak vurgulamaktan 21. yyda bile vazgeçmiyor insanlar. bu tarz incitici, aşağılayıcı, utanç verici sözlerin, kelime dağarcığımızdan hızla çıkması ve hayata dair yeni bakış açıları geliştirmemiz gerekiyor.
devamını gör...

--- alıntı ---
sevişti bir bakir ile bakire. erkeğe milli dediler, kadına fahişe.
--- alıntı ---

cemal süreyya
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim