en iyi ikililer
döner - ayran.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz." - sigmund freud .
devamını gör...
şalom aleyke
arapça selamun aleyküm'ün aslı olup ibranicedir.
şalom m.ö. 1000’li yıllarda yaşamış ilk yahudi-israil kent devleti kralının adıdır.
aleyke de üzerine, tabi gibi anlamlara gelmektedir.
türkçeye çevirirsek; şalom'un milletindenim demektir.
ülkemizde dinle son derece aşırı ilgilenenlerin, sizden olmayanlarla dostluk kurmayın, onlara benzeyen onlardandır anlayışına sahip olmasına rağmen gidip de adamların (israillilerin) krala bağlılık sözünü, yeminini ya da selamını alıp, buna allah'ın selamı demek ve bu şekilde kullanmaya çalışmak gerçekten çok güzel bir kafaya sahip olduklarını gösteriyor. fakat niyeyse bu söz konusu durum hiç şaşırtıcı gelmiyor. çünkü zihniyetlerini ve inanç anlayışını a'dan z'ye çözdük ve biliyoruz, yaptıkları hiçbir şey artık hiç şaşırtıcı gelmiyor.
sözün özü; (bkz: eğitim şart.)
bir tane de video ekleyelim;
şalom m.ö. 1000’li yıllarda yaşamış ilk yahudi-israil kent devleti kralının adıdır.
aleyke de üzerine, tabi gibi anlamlara gelmektedir.
türkçeye çevirirsek; şalom'un milletindenim demektir.
ülkemizde dinle son derece aşırı ilgilenenlerin, sizden olmayanlarla dostluk kurmayın, onlara benzeyen onlardandır anlayışına sahip olmasına rağmen gidip de adamların (israillilerin) krala bağlılık sözünü, yeminini ya da selamını alıp, buna allah'ın selamı demek ve bu şekilde kullanmaya çalışmak gerçekten çok güzel bir kafaya sahip olduklarını gösteriyor. fakat niyeyse bu söz konusu durum hiç şaşırtıcı gelmiyor. çünkü zihniyetlerini ve inanç anlayışını a'dan z'ye çözdük ve biliyoruz, yaptıkları hiçbir şey artık hiç şaşırtıcı gelmiyor.
sözün özü; (bkz: eğitim şart.)
bir tane de video ekleyelim;
devamını gör...
godiva cheesecake
the cheesecake factory'nin en ama en sevdiğim cheesecake'idir. düşünün ki cheesecake benim midemi bulandırır ama buna aşığım. kendisi bir gece esintisi, bir buse gibidir. bitmeyen bir melodi bitmeyecek bir şiirdir o. öyle bir şey işte. canım çekti yine akşam akşam.
devamını gör...
normal sözlük’te yazan 89 yaşındaki yazar
bence hepimizi kekliyor.
t: şakacı bir yazar.
t: şakacı bir yazar.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"insan doğan yine insan ölseydi
dünyada haksızlık,kavga olmazdı"
neşet ertaş
dünyada haksızlık,kavga olmazdı"
neşet ertaş
devamını gör...
lodos
türkiye’yi etkileyen rüzgârlardan biri olan lodos, güneybatıdan eser. bu rüzgâr sıcak ve nemli bir karaktere sahip olduğundan dolayı sıcaklığı artırır. yağış oluşumuna neden olabilir. batı anadolu ve marmara denizinde etkili olan bir rüzgâr çeşididir.
ayrıca lodos’un soba ve baca zehirlenmelerine yol açabileceğini eklemek lazım. gerekli tedbirler önceden alınmadığı takdirde, tehlikeli bir hâl alır ve ölümlere neden olur. alçak basınçlı lodos’un etkili olduğu havalarda, bacalar standartlara uygun değilse lütfen gece yatarken sobayı söndürünüz. ve gerekli tedbirleri kesinlikle ihmal etmeyiniz. ihmal edilecek bir şey değil, hayatlarınız söz konusu.
ayrıca lodos’un soba ve baca zehirlenmelerine yol açabileceğini eklemek lazım. gerekli tedbirler önceden alınmadığı takdirde, tehlikeli bir hâl alır ve ölümlere neden olur. alçak basınçlı lodos’un etkili olduğu havalarda, bacalar standartlara uygun değilse lütfen gece yatarken sobayı söndürünüz. ve gerekli tedbirleri kesinlikle ihmal etmeyiniz. ihmal edilecek bir şey değil, hayatlarınız söz konusu.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
allah o israili bildiği gibi yapsın.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
eksik
10 metrekarelik hapishanenizden çıkıp birtakım hislerden veya yalnızca manevi acılardan kaçmak için yürümeye karar veriyorsunuz. birkaç yüz metre ötedeki bir banka oturuyor, gelip geçen insan yığınlarına bakıyorsunuz, soğuk. sürekli gidip gelen tramvaylar raylarından ayrılıp yığınları ezip geçiyor. tanıdık bir ses duyduğunuzu sanıyorsunuz, oysa yalnızca hayal dünyanızdan gelen gaipten bir ses olduğunu fark ediyorsunuz. kalan altı dalınızdan birini feda edip yakıyor, yalınayaklarıyla ve acı dolu gözleriyle etrafa bakan tartıcı çocuğu görmezden gelmek istiyorsunuz, halbuki dakikalardır gözlerine kilitlenmiş bir vaziyettesiniz. yalınayaklı çocuk, tartısı ve acı dolu gözlerini başka bir tramvay durağına götürüyor, ardından seyrediyorsunuz. tam aksi yöne gitmek için ayağa kalkıyor, bir vakitler sizi en derinden yaralayan bir şarkıyı mırıldanarak sakince yürümeye başlıyorsunuz. sakinlik mutsuzluğunuzu anbean, katbekat arttırıyor, dindirmek için bir sigara yakıyorsunuz. bu kez girmeniz gereken sokağın başındaki konteynırın yanında çöpü karıştıran bir kedi ve yaşlı bir kadın görüyorsunuz, hemen birkaç adım ötedeyse evini market arabasına sığdıran, aylardır orada yokluğunu sürdüren evsiz adamı. bu kez utancınızdan hiçbirinin sisli gözlerine aldırış etmiyorsunuz. bir hışımla hapishanenize kendi rızanızla geri dönüyorsunuz. şimdi ise hem kendinizle hem de adeta sizden kendilerini yıkmanızı talep eden dört duvarla başbaşa kalıyorsunuz. dört duvarın her birinde yaşamınızın ayrı bir anısını görüyorsunuz. o anıları yaşatmak istemiyor, aksine yok etmek istiyorsunuz. herkes zihinde mutlu anılar kalır diyor, bunun kocaman bir yalan olduğunu biliyorsunuz. yılların yükünü paslı ayaklarında saklayan sandalyenize oturuyorsunuz, hapishane dışarıdan daha soğuk, çünkü kendinizle başbaşasınız. yine sigara yakıyorsunuz. bu kez acı ve sisli gözler yok, sadece siz varsınız. zihninde yalandan birkaç mutluluk verici anı kurguluyorsunuz. hayal dünyanızın artık sizi tatmin etmediği gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. sigaranızı söndürüp hakikatten daha fazla kopmak için zulanızı kontrol ediyorsunuz. birkaç gün öncesinden kalan tütünle karışık maddeyi hazırlıyorsunuz. birkaç nefes sonra artık onun da vâdesinin dolduğunu anlıyorsunuz. usulca olduğunuz yerde saatlerce oturup ümitsizce zamanın geçmesini bekliyorsunuz. birden kalp atışınız hızlanıyor, işte o an geldi diyorsunuz, yanılıyorsunuz. sizi gittikçe dibe çeken binanın temellerine karşı koyup yatağınıza giriyorsunuz. bu kez uyuyacağım umuduyla gözlerinizi hayattan koparıyorsunuz. zihninizde aynı anda binlerce kişi konuşuyor, siz yalnızca birini dinlemek istiyorsunuz, yapamıyorsunuz. zaman düpedüz geriye doğru akıyor. bir önceki günü, bir önceki ayı, bir önceki yılı, doğduğunuz anı düşünüyorsunuz. en masum, en savunmasız, en katlanılmaz olduğunuz an. şimdi zaman olağan akışına geçiyor. hepsinin en'leri geride kaldı, artık masum, savunmasız ve katlanılmaz değilsiniz. gözlerinizi hayata geri çağırıyorsunuz. karşınızda hiç tanımadığınız soluk yüzlü biri beliriyor aniden, kalp atışınız daha da hızlanıyor, sebebinin korku değil heyecan olduğunu biliyorsunuz. belki de yıllardır beklediğiniz o an bu kez gerçekten gelmiştir diyor zihninizdeki binlerce sesten biri. soluk yüzlü yok olunca bir düş olduğunu anlıyorsunuz. uzun zamandır düş görmüyor, nadirattan gördükleriniz de rehberinizdeki ölü numaralar veya ölümü hatırlatan diğer nesneler. uyuyamayacağınızı anlayınca bu defa zulanızda daha işe yarar bir şeyler arıyorsunuz. aradığınız şeyi buluyor ve kolunuzda ufak bir acıyla yatağa geri dönüyorsunuz. tavan size doğru yaklaşıyor, gökyüzünü görüyorsunuz. gözünüzden nedensiz bir yaş akıyor. silmek için elini götürdüğünüzde kolunuzda bir ağırlık hissediyorsunuz. elinizdeki kimden yadigar olduğunu bilmediğiniz bir 7,65'liği fark ediyorsunuz. işte o an sizi tekrar en masum, en savunmasız, en katlanılmaz olduğunuz güne götürüyor. namluyu şakağınıza dayayıp tetiği çekiyorsunuz. uyandığınızda kendinizi sandalyede sallanır bir vaziyette sol elinizin parmakları arasında bir sigarayla buluyorsunuz. tezgah hiç olmadığı kadar düzenli. üzerine düşünmeden terasa çıkıyorsunuz. 10 yıl önce çatı tahtasına bağladığınız muntazam ipi görüyorsunuz. şaşkınlığınız karşısında sakin kalıyorsunuz. sandalyeyi mutfaktan getirip terasın kapısını kilitliyorsunuz. telefonunuz cebinizde, birileri arıyor, aldırış etmiyorsunuz, birileri kapı ardından sizi seyrediyor ve adınızı haykırıyor, aldırış etmiyorsunuz, çatı üzerinize çökmek üzere, aldırış etmiyorsunuz. gözler ve sesler arasında zihninizdeki o bir sesi bu kez dinlemeyi başarıp yavaşça sandalyenin üstüne çıkıyorsunuz. son dileğinizi aklınıza yazıyor, hiçbir yerde aradığınızı bulamayacağınızı bilerek kendinizi boşluğa teslim ediyorsunuz. hâlâ soğuk.
10 metrekarelik hapishanenizden çıkıp birtakım hislerden veya yalnızca manevi acılardan kaçmak için yürümeye karar veriyorsunuz. birkaç yüz metre ötedeki bir banka oturuyor, gelip geçen insan yığınlarına bakıyorsunuz, soğuk. sürekli gidip gelen tramvaylar raylarından ayrılıp yığınları ezip geçiyor. tanıdık bir ses duyduğunuzu sanıyorsunuz, oysa yalnızca hayal dünyanızdan gelen gaipten bir ses olduğunu fark ediyorsunuz. kalan altı dalınızdan birini feda edip yakıyor, yalınayaklarıyla ve acı dolu gözleriyle etrafa bakan tartıcı çocuğu görmezden gelmek istiyorsunuz, halbuki dakikalardır gözlerine kilitlenmiş bir vaziyettesiniz. yalınayaklı çocuk, tartısı ve acı dolu gözlerini başka bir tramvay durağına götürüyor, ardından seyrediyorsunuz. tam aksi yöne gitmek için ayağa kalkıyor, bir vakitler sizi en derinden yaralayan bir şarkıyı mırıldanarak sakince yürümeye başlıyorsunuz. sakinlik mutsuzluğunuzu anbean, katbekat arttırıyor, dindirmek için bir sigara yakıyorsunuz. bu kez girmeniz gereken sokağın başındaki konteynırın yanında çöpü karıştıran bir kedi ve yaşlı bir kadın görüyorsunuz, hemen birkaç adım ötedeyse evini market arabasına sığdıran, aylardır orada yokluğunu sürdüren evsiz adamı. bu kez utancınızdan hiçbirinin sisli gözlerine aldırış etmiyorsunuz. bir hışımla hapishanenize kendi rızanızla geri dönüyorsunuz. şimdi ise hem kendinizle hem de adeta sizden kendilerini yıkmanızı talep eden dört duvarla başbaşa kalıyorsunuz. dört duvarın her birinde yaşamınızın ayrı bir anısını görüyorsunuz. o anıları yaşatmak istemiyor, aksine yok etmek istiyorsunuz. herkes zihinde mutlu anılar kalır diyor, bunun kocaman bir yalan olduğunu biliyorsunuz. yılların yükünü paslı ayaklarında saklayan sandalyenize oturuyorsunuz, hapishane dışarıdan daha soğuk, çünkü kendinizle başbaşasınız. yine sigara yakıyorsunuz. bu kez acı ve sisli gözler yok, sadece siz varsınız. zihninde yalandan birkaç mutluluk verici anı kurguluyorsunuz. hayal dünyanızın artık sizi tatmin etmediği gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. sigaranızı söndürüp hakikatten daha fazla kopmak için zulanızı kontrol ediyorsunuz. birkaç gün öncesinden kalan tütünle karışık maddeyi hazırlıyorsunuz. birkaç nefes sonra artık onun da vâdesinin dolduğunu anlıyorsunuz. usulca olduğunuz yerde saatlerce oturup ümitsizce zamanın geçmesini bekliyorsunuz. birden kalp atışınız hızlanıyor, işte o an geldi diyorsunuz, yanılıyorsunuz. sizi gittikçe dibe çeken binanın temellerine karşı koyup yatağınıza giriyorsunuz. bu kez uyuyacağım umuduyla gözlerinizi hayattan koparıyorsunuz. zihninizde aynı anda binlerce kişi konuşuyor, siz yalnızca birini dinlemek istiyorsunuz, yapamıyorsunuz. zaman düpedüz geriye doğru akıyor. bir önceki günü, bir önceki ayı, bir önceki yılı, doğduğunuz anı düşünüyorsunuz. en masum, en savunmasız, en katlanılmaz olduğunuz an. şimdi zaman olağan akışına geçiyor. hepsinin en'leri geride kaldı, artık masum, savunmasız ve katlanılmaz değilsiniz. gözlerinizi hayata geri çağırıyorsunuz. karşınızda hiç tanımadığınız soluk yüzlü biri beliriyor aniden, kalp atışınız daha da hızlanıyor, sebebinin korku değil heyecan olduğunu biliyorsunuz. belki de yıllardır beklediğiniz o an bu kez gerçekten gelmiştir diyor zihninizdeki binlerce sesten biri. soluk yüzlü yok olunca bir düş olduğunu anlıyorsunuz. uzun zamandır düş görmüyor, nadirattan gördükleriniz de rehberinizdeki ölü numaralar veya ölümü hatırlatan diğer nesneler. uyuyamayacağınızı anlayınca bu defa zulanızda daha işe yarar bir şeyler arıyorsunuz. aradığınız şeyi buluyor ve kolunuzda ufak bir acıyla yatağa geri dönüyorsunuz. tavan size doğru yaklaşıyor, gökyüzünü görüyorsunuz. gözünüzden nedensiz bir yaş akıyor. silmek için elini götürdüğünüzde kolunuzda bir ağırlık hissediyorsunuz. elinizdeki kimden yadigar olduğunu bilmediğiniz bir 7,65'liği fark ediyorsunuz. işte o an sizi tekrar en masum, en savunmasız, en katlanılmaz olduğunuz güne götürüyor. namluyu şakağınıza dayayıp tetiği çekiyorsunuz. uyandığınızda kendinizi sandalyede sallanır bir vaziyette sol elinizin parmakları arasında bir sigarayla buluyorsunuz. tezgah hiç olmadığı kadar düzenli. üzerine düşünmeden terasa çıkıyorsunuz. 10 yıl önce çatı tahtasına bağladığınız muntazam ipi görüyorsunuz. şaşkınlığınız karşısında sakin kalıyorsunuz. sandalyeyi mutfaktan getirip terasın kapısını kilitliyorsunuz. telefonunuz cebinizde, birileri arıyor, aldırış etmiyorsunuz, birileri kapı ardından sizi seyrediyor ve adınızı haykırıyor, aldırış etmiyorsunuz, çatı üzerinize çökmek üzere, aldırış etmiyorsunuz. gözler ve sesler arasında zihninizdeki o bir sesi bu kez dinlemeyi başarıp yavaşça sandalyenin üstüne çıkıyorsunuz. son dileğinizi aklınıza yazıyor, hiçbir yerde aradığınızı bulamayacağınızı bilerek kendinizi boşluğa teslim ediyorsunuz. hâlâ soğuk.
devamını gör...
1 haziran 2021 volkan gazioğlu tweeti
rezaletin dik alasıdır.
https://twitter.com/volkan_gazioglu/status/1399468848651321345
volkan gazioğlu kimdir? kendisi kayyum rektör melih bulu'nun danışmanı olup, bu tweeti ile direnen eğitim görevlilerine hakaret etmiştir.
bu hızır paşalar yürüyor, ama padişahları devrilince hangi deliğe kaçacaklar, allah bilir. karikatürü kimin çizdiğini bulabilirseniz çok sevinirim.
silinirse diye:
https://twitter.com/volkan_gazioglu/status/1399468848651321345
volkan gazioğlu kimdir? kendisi kayyum rektör melih bulu'nun danışmanı olup, bu tweeti ile direnen eğitim görevlilerine hakaret etmiştir.
bu hızır paşalar yürüyor, ama padişahları devrilince hangi deliğe kaçacaklar, allah bilir. karikatürü kimin çizdiğini bulabilirseniz çok sevinirim.
silinirse diye:
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
an itibarıyla filtreleri bastığım kendi fotoğrafımı koyarak bütün iticilikleri üstüme toplamış bulunmaktayım.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
ergen oğlum "anne dışarıda koca bir dünya yok, beni dışarı çıkartmaya çalışma, beni bi sal artık" dedi, ben ikna oldum şahsen.
devamını gör...
yazarların en büyük keşkesi
hiçbir şeyi içimde bırakmadım belki pişman oldum ama iyi ki de yapmışım dedim. keşkelerle yaşamak zordur.
devamını gör...
okuldan kaçmak
arada sırada yaptığımız iş.
fakat bizimki biraz daha güvenli suda yüzmek şeklindeydi. evleri arar, derslere girmeyeceğimizi söyler, "şurada oluruz" diye yer bildirir, sonra gezer tozardık. yani öyle kimsenin haberi olmadan takılmak şeklinde değildi bizimki. bir nevi izinli kaçış... çok da doğru yapıyormuşuz düşününce. en azından başımıza bir iş gelse nerede arayacağını bilirdi ailelerimiz.
1-2 de anımız var unutamadığım, sabahçı olduğumuz için o saatte kaçmanın anlamsızlığıyla beraber aklıma gelen. karum'un önünde hep duran bir simitçi vardı o zamanlar. sabah sabah gittik, simit alalım diye. baktık adam yok. simitleri alıp parayı bırakalım derken biri geldi "ne kadar simit?" diye bize sordu. ayaküstü simit sattık soran kişiye. o ara gören birkaç kişi daha geldi. simitçi gelene kadar 5-6 simit satmıştık sanırım. adam geldi, durumu anlattık, parayı verdik. teşekkür etti, güle eğlene vedalaştık falan...
diğer anımız da tunalı'daki bir fast food dükkânında geçmişti. okul formalarımıza galatasaray rozeti iliştirirdik arada. o gün de rozetlerimiz yakamızdaydı. soğuk sandviç alalım dedik, sosislisinden... gittik, siparişi verdik, içinde malzemelerin olduğu büfenin önünde duruyoruz. adam da ekmeklerin arasını dolduruyor güzelim mezelerle. rozetlerimizi gördü o sırada "aaa, kızlar galatasaraylı mısınız siz!" dedi ve ekledi "ben de öyleyim. durun size torpilli vereyim o zaman..." ekmekleri kapanmayacak şekilde sosisle doldurup vermişti bize.
güzel günlerdi...
fakat bizimki biraz daha güvenli suda yüzmek şeklindeydi. evleri arar, derslere girmeyeceğimizi söyler, "şurada oluruz" diye yer bildirir, sonra gezer tozardık. yani öyle kimsenin haberi olmadan takılmak şeklinde değildi bizimki. bir nevi izinli kaçış... çok da doğru yapıyormuşuz düşününce. en azından başımıza bir iş gelse nerede arayacağını bilirdi ailelerimiz.
1-2 de anımız var unutamadığım, sabahçı olduğumuz için o saatte kaçmanın anlamsızlığıyla beraber aklıma gelen. karum'un önünde hep duran bir simitçi vardı o zamanlar. sabah sabah gittik, simit alalım diye. baktık adam yok. simitleri alıp parayı bırakalım derken biri geldi "ne kadar simit?" diye bize sordu. ayaküstü simit sattık soran kişiye. o ara gören birkaç kişi daha geldi. simitçi gelene kadar 5-6 simit satmıştık sanırım. adam geldi, durumu anlattık, parayı verdik. teşekkür etti, güle eğlene vedalaştık falan...
diğer anımız da tunalı'daki bir fast food dükkânında geçmişti. okul formalarımıza galatasaray rozeti iliştirirdik arada. o gün de rozetlerimiz yakamızdaydı. soğuk sandviç alalım dedik, sosislisinden... gittik, siparişi verdik, içinde malzemelerin olduğu büfenin önünde duruyoruz. adam da ekmeklerin arasını dolduruyor güzelim mezelerle. rozetlerimizi gördü o sırada "aaa, kızlar galatasaraylı mısınız siz!" dedi ve ekledi "ben de öyleyim. durun size torpilli vereyim o zaman..." ekmekleri kapanmayacak şekilde sosisle doldurup vermişti bize.
güzel günlerdi...
devamını gör...
33'lük bira
mekanda 33'lük bira geliyorsa hesap ziyadesiyle geçecektir. 50'likte de geçiyor. alkol çok pahalı mekanda. evde için.
devamını gör...
yazarların asla yapmam dediği bir şey
asla bir hayvana zarar vermem.
devamını gör...
enseyi karartmak
"umutsuzluğa kapılıp başınız önde yürürseniz güneş ensenizi karartır"demek.
yani umutsuzluğa kapılmıyor ve başımızı dik tutarak yürüyoruz .
yani umutsuzluğa kapılmıyor ve başımızı dik tutarak yürüyoruz .
devamını gör...
başlangıç
“her başlangıç bir sondur, her son ise bir başlangıç.”
“aller anfang ist schwer.” alm. bir deyim.
her başlangıç zordur.
siz yine de başlayın, gerisi gelir.
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
hayal kırıklığıyla sonuçlanır. daha sonra "her insan gibi sen de yalan çıktın" gibi sitemlerde bulunulur.
devamını gör...
