boyu 155 cm olan kız
boyunu kendisi seçemeyen her insandan biridir. ne zaman bırakacaksınız insanları boyuyla,saçıyla,kilosuyla,cinsiyetiyle tipleyip başlık açmayı.
devamını gör...
merve dizdar'ın boşanması
iki oyuncunun boşanma haberi. kimdi kimdi demek yerine arama butonuna iki kelime yazıp aratabilirsiniz. boşanmayı su içmek kadar basit bir olay olaral görmeyin. anlaşmalı da olsa alıştığın birlikte güldüğün insanla bir dönemin sonuna geliyorsun.
iki oyuncuda bu yazdıklarınızı görse eminim üzülür. lütfen biraz empati yapın. bu zor bir süreç hele ki ünlüler. akrabaları sussa hayranları susmaz, bıktırır.
biraz insan olun.
iki oyuncuda bu yazdıklarınızı görse eminim üzülür. lütfen biraz empati yapın. bu zor bir süreç hele ki ünlüler. akrabaları sussa hayranları susmaz, bıktırır.
biraz insan olun.
devamını gör...
geert wilders
hollanda da ana muhalefet olan, özgürlük partisi'nin lideri olan zat. koyu bir sağcıdır kendisi, göçmenlere karşı olan düşmanlığı ile bilinir. bugün istifa eden hollanda hükümetinin yerine namzet olan bir adaydır aynı zamanda. şuan geçse ülkenin başına şahsen elime kahvemi alıp yanınada snickers bir çikolata açıp keyifler haberleri izlerim. görsünler bakalım saygıdeğer gurbetçi vatandaşlarımız merkez sağ bir hükümet tarafından yönetilmek nasıl birşey, orda özgürlüğün demokrasinin insan haklarının olduğu yerde yaşayıp senede bir defa geldiği ülkede ak çomarlara oy vermesi değil. sonuna kadar wilders'ı destekliyorum.
şöyle resmini de bir koyalım buyrun.
şöyle resmini de bir koyalım buyrun.
devamını gör...
ses kaydının normal sesten farklı duyulması
cidden ben bazen duyduğum sese tahammül edemiyorum, benim sesim bayağı çocuk gibi yav o zaman.
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
ölümdür.
en yakınını gözden çıkarmak; pişmenin en büyük belirtisidir.
çocuğun olur. ona bakarken bir gün öleceği gerçeği aklına gelir. ben ondan önce öleyim dersin. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
anne/baban hastalanır, bir süre çırpınır didinirsin. sonra çaresizliğin tokat gibi yüzüne çarpar. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
en yakınını gözden çıkarmak; pişmenin en büyük belirtisidir.
çocuğun olur. ona bakarken bir gün öleceği gerçeği aklına gelir. ben ondan önce öleyim dersin. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
anne/baban hastalanır, bir süre çırpınır didinirsin. sonra çaresizliğin tokat gibi yüzüne çarpar. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
devamını gör...
ben olmasam sözlüğün sıkıcı olacağı gerçeği
bu kadar mütevazı olma yeğen! dediğim gerçektir.
devamını gör...
kış savaşı
3.5 milyonluk miniminnacık finlandiya'nın 160 milyon nüfuslu sovyetlere direndiği destansı savaş. savaş 1939 kışında, sovyetlerin finlandiya'dan bir takım toprak taleplerinin kabul edilmemesi üzerine çıkmıştır. o dönem fin sınırları leningrad'ın dibine kadar girdiğinden sovyetler bu sınırı 30 km batıya çekmek istemiş, ayrıca kuzeyde ve fin körfezinde bazı adacıkları istemiş, karşılık olarak finlandiya'ya doğu karelya'dan iki misli toprak önermişlerdi. finlerin ünlü generali mannerheim da teklifin kabul edilmesini istiyordu. aslında teklif kabul edilebilirdi fakat sovyetler mannerheim hattının da yok edilmesini talep ediyordu. bu durumda finlandiya'nın doğusunda hiç savunma bariyeri kalmayacaktı. ayrıca daladier-chamberlain dangalaklarının boş vaatleri de finlandiya'yı biraz cesaretlendirdi desek yanlış olmaz.
savaşta sovyetlerin kullandığı taktik insan dalgaları taktiğiydi. dalgalar halinde piyadeler durmaksızın taarruz ediyordu. finlerin en büyük sıkıntısı bitmek bilmeyen bu dalgalara karşı dinlenme şansı bulamamalarıydı. bildiğin uykusuzluktan ölme noktasına gelmişlerdi. ayrıca ciddi bir mühimmat sıkıntısı da vardı. sovyetlere savaşı kazandıran şey ise zırhlıların mannerheim hattı'nı yarmasıdır. gerçi sovyetler zırhlıları hala tek başlarına kullanmayı bilmiyordu, piyadeyle desteklendiler.
finler 70 bin kayba karşılık sovyetlere 350 bin kayıp verdirse de insan harcama konusunda hiçbir sıkıntısı olmayan bir rejimi yenemeyeceklerini anladıkları anda barış istediler. sovyetler başlarda barış isteklerine cevap vermese de savaşın ülkenin prestijini yerle bir etmesinden dolayı çok geçmeden barış masasına oturdular. finlandiya'ya savaş öncesinde talep edilenden çok daha ağır bir anlaşma imzalatıldı. bütün karelya kıstağı ve ladoga gölü civarındaki topraklar viipuri şehriyle birlikte sovyetlere bırakıldı. bu bölge finlandiya nüfusunun %12'sini barındırıyordu. sovyetler bölgenin iki hafta içinde boşaltılmasını şart koştu. isteyenler kalabilecekti. fakat 450 bin finin tek biri dahi kalmayı seçmedi. hepsi finlandiya'da evsiz olmayı tercih etti.
savaşta sovyetlerin kullandığı taktik insan dalgaları taktiğiydi. dalgalar halinde piyadeler durmaksızın taarruz ediyordu. finlerin en büyük sıkıntısı bitmek bilmeyen bu dalgalara karşı dinlenme şansı bulamamalarıydı. bildiğin uykusuzluktan ölme noktasına gelmişlerdi. ayrıca ciddi bir mühimmat sıkıntısı da vardı. sovyetlere savaşı kazandıran şey ise zırhlıların mannerheim hattı'nı yarmasıdır. gerçi sovyetler zırhlıları hala tek başlarına kullanmayı bilmiyordu, piyadeyle desteklendiler.
finler 70 bin kayba karşılık sovyetlere 350 bin kayıp verdirse de insan harcama konusunda hiçbir sıkıntısı olmayan bir rejimi yenemeyeceklerini anladıkları anda barış istediler. sovyetler başlarda barış isteklerine cevap vermese de savaşın ülkenin prestijini yerle bir etmesinden dolayı çok geçmeden barış masasına oturdular. finlandiya'ya savaş öncesinde talep edilenden çok daha ağır bir anlaşma imzalatıldı. bütün karelya kıstağı ve ladoga gölü civarındaki topraklar viipuri şehriyle birlikte sovyetlere bırakıldı. bu bölge finlandiya nüfusunun %12'sini barındırıyordu. sovyetler bölgenin iki hafta içinde boşaltılmasını şart koştu. isteyenler kalabilecekti. fakat 450 bin finin tek biri dahi kalmayı seçmedi. hepsi finlandiya'da evsiz olmayı tercih etti.
devamını gör...
sir ken robinson
sit kenneth robinson eğitim alanında yaptığı katkılardan dolayı kraliçe elizabeth’ten şövalyelik ünvanı almış ingiliz eğitimci ve yazardır.

kendisine olan hayranlığım bir ted konuşmasını dinlememle başladı. do schools kill creativity? başlıklı konuşması ile beni adeta başka bir boyuta taşıdı hazret.
okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?
öyle akıcı bir konuşma ve öyle yapıcı fikirler dinledim ki bu yirmi dakikalık konuşmada öğretmenlik konusunda ufkum fersah fersah açıldı. mesleğime katkı sağlayacak her şey her zaman başımın tacıdır ama ken robinson’ın yeri bambaşka.
tabii konuşma ile yetinmedim ve hemen kitaplarının siparişlerini verdim. türkçede dört kitabı bulunmakta yazarın: öz, yaratıcı öğrenciler; siz, çocuğunuz ve okul, yaratıcılık aklın sınırlarını aşmak. özellikle öz kitabını okumanızı öneririm.

daha sonra şans eseri karşıma çıkan ve merakımı uyandırdığı için aldığım ted gibi konuş isimli bir kitabı alıp ilk konuşmaya baktığımda ken robinson’ın konuşma metnine denk gelmek ise olayı daha güzel bir yere taşıdı benim için.

eğer yanlış eğitim sistemlerinin bize neler yaptığını anlamak istiyorsanız ve bunu değiştirmek adına kafa yoruyorsanız ya da sadece mesleğini seven bir öğretmenseniz sir ken robinson’a bir uğrayın derim.
2020 yılında kanser yüzünden hayatını kaybeden büyük usta hakkında burda bir tanım olmasa eksik kalacaktık. hiç tanışmadan ölümüne en çok üzüldüğüm insanlardan biridir ken robinson.

kendisine olan hayranlığım bir ted konuşmasını dinlememle başladı. do schools kill creativity? başlıklı konuşması ile beni adeta başka bir boyuta taşıdı hazret.
okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?
öyle akıcı bir konuşma ve öyle yapıcı fikirler dinledim ki bu yirmi dakikalık konuşmada öğretmenlik konusunda ufkum fersah fersah açıldı. mesleğime katkı sağlayacak her şey her zaman başımın tacıdır ama ken robinson’ın yeri bambaşka.
tabii konuşma ile yetinmedim ve hemen kitaplarının siparişlerini verdim. türkçede dört kitabı bulunmakta yazarın: öz, yaratıcı öğrenciler; siz, çocuğunuz ve okul, yaratıcılık aklın sınırlarını aşmak. özellikle öz kitabını okumanızı öneririm.

daha sonra şans eseri karşıma çıkan ve merakımı uyandırdığı için aldığım ted gibi konuş isimli bir kitabı alıp ilk konuşmaya baktığımda ken robinson’ın konuşma metnine denk gelmek ise olayı daha güzel bir yere taşıdı benim için.

eğer yanlış eğitim sistemlerinin bize neler yaptığını anlamak istiyorsanız ve bunu değiştirmek adına kafa yoruyorsanız ya da sadece mesleğini seven bir öğretmenseniz sir ken robinson’a bir uğrayın derim.
2020 yılında kanser yüzünden hayatını kaybeden büyük usta hakkında burda bir tanım olmasa eksik kalacaktık. hiç tanışmadan ölümüne en çok üzüldüğüm insanlardan biridir ken robinson.
devamını gör...
türk toplumunda damak zevkinin karbonhidrat tercihli gelişmiş olması
bunun en büyük nedeni ucuz ve kolay olmasıdır. ben ilkokuldayken çeyrek ekmek alırdık. biraz durumu iyi olan yağlı çeyrek ekmek alırdı. zengin olanlar yarım tost alırdı. ekmek hep vardı ve hala var. bugün bile geleneksel ve ev yapımı sofralarda kültür karbonhidrat ağırlıklı. yapılan çalışmalarda sofraların%95'ini karbonhidrat oluşturuyormuş.
not: çeyrek ekmek lan. fakir bile değilmişiz. bugünlere şükürler olsun.
not: çeyrek ekmek lan. fakir bile değilmişiz. bugünlere şükürler olsun.
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
aylardır hiç evden çıkmadım ama bir telaşa kapıldım birden. yapmayın böyle şeyler. *
devamını gör...
bir yakınını kaybetmek
sizin hiç babanız öldü mü?
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum
-cemal süreya
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum
-cemal süreya
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
kafa sözlük yazarları...
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
bırak insanlar sadece mücevherlerimizi konuşsun.
devamını gör...
1 yıl sonraki kendine not
toprağın bol olsun kardeşim.
devamını gör...
idamı savunacak kadar geri zekalı olmak
acınacak kadar düşük bir bilinç düzeyinde olmak, düşünsel açıdan ne kadar zayıf olduğunu alenen belli etmek durumu.
idamın gittiği bu topraklara bir daha gelmesi mümkün değildir, gelmemelidir. idam geldiği taktirde tecavüzcülerin asılacağını, hainlerin cezalandırılacağını ya da ülkedeki suç oranlarının azalacağını düşünmek tam anlamıyla saflık, en hafif tabirle aptallıktır.
idam iki sebepten dolayı kesinlikle gelmemelidir. birinci sebep, kesinlikle doğru şekilde kullanılmayacak olmasıdır. hayır, idam geldiğinde tecavüzcüler asılmayacaktır. yine olduğu gibi deniz gezmişler, hüseyin inanlar asılacaktır. günümüzde siyasi nedenlerle içeride olan pek çok insana olanlar olacaktır.
yalnızca tecavüzcüler için gelsin diyenler ise en hafif tabirle ılık oturma organına sahip bireylerdir. muhtemelen, bu saatten sonra idam tekrar gelmesi hâlinde zaten bu sebep kullanılarak getirilecektir. ancak fazla değil, en fazla birkaç yıl içerisinde bu kanun genişletilecek, düzenlenilecek ve asıl getirilme amacına uygun hâli alacaktır. kaldı ki bu sırada da, yalnızca tecavüzcüler için dahi kanun haklı şekilde uygulanmayacak ve güçlü olanlar korunacaktır.
adaletin olmadığı, siyasetin adaleti yönettiği bir ülkeye, zaten var olan durumda dahi binlerce adaletsizlik olurken idamı getirmek tamamen bunun üzerine mum dikmek, zaten geriye gitmiş ülkeyi biraz daha bataklığa sürüklemektir. kabul edin, türkiye bir ortadoğu ülkesidir ve idamın gelmesi durumunda ne kadar ortadoğu bataklığında olduğumuz alenen ve yadsınamaz şekilde bir kere daha ortaya çıkacaktır.
idamın getirilmemesi tartışmasının bir diğer yüzü ise bu konunun felsefi ve psikolojik boyutudur. kimlerin idam edileceğine yine kim, hangi hakla karar verecektir. insanın yaşama hakkını insan ya da devlet elinden alabilir mi, ya da bunu yapabilecekse hangi durumlarda yapmalıdır sorularıdır. ancak bunlar, belki sözlükteki bazı yazarlar için olmasa da bu ülkenin çoğunluğu için üst düzey sorulardır ve idamın gelmesinin henüz bu sorulara gelmeden birinci nedenden ötürü engellenmesi gereklidir.
ve evet, özür dileyerek söylüyorum ki, idamın gelmesini savunan bir insan bu şartlar altında geri zekalıdır.
idamın gittiği bu topraklara bir daha gelmesi mümkün değildir, gelmemelidir. idam geldiği taktirde tecavüzcülerin asılacağını, hainlerin cezalandırılacağını ya da ülkedeki suç oranlarının azalacağını düşünmek tam anlamıyla saflık, en hafif tabirle aptallıktır.
idam iki sebepten dolayı kesinlikle gelmemelidir. birinci sebep, kesinlikle doğru şekilde kullanılmayacak olmasıdır. hayır, idam geldiğinde tecavüzcüler asılmayacaktır. yine olduğu gibi deniz gezmişler, hüseyin inanlar asılacaktır. günümüzde siyasi nedenlerle içeride olan pek çok insana olanlar olacaktır.
yalnızca tecavüzcüler için gelsin diyenler ise en hafif tabirle ılık oturma organına sahip bireylerdir. muhtemelen, bu saatten sonra idam tekrar gelmesi hâlinde zaten bu sebep kullanılarak getirilecektir. ancak fazla değil, en fazla birkaç yıl içerisinde bu kanun genişletilecek, düzenlenilecek ve asıl getirilme amacına uygun hâli alacaktır. kaldı ki bu sırada da, yalnızca tecavüzcüler için dahi kanun haklı şekilde uygulanmayacak ve güçlü olanlar korunacaktır.
adaletin olmadığı, siyasetin adaleti yönettiği bir ülkeye, zaten var olan durumda dahi binlerce adaletsizlik olurken idamı getirmek tamamen bunun üzerine mum dikmek, zaten geriye gitmiş ülkeyi biraz daha bataklığa sürüklemektir. kabul edin, türkiye bir ortadoğu ülkesidir ve idamın gelmesi durumunda ne kadar ortadoğu bataklığında olduğumuz alenen ve yadsınamaz şekilde bir kere daha ortaya çıkacaktır.
idamın getirilmemesi tartışmasının bir diğer yüzü ise bu konunun felsefi ve psikolojik boyutudur. kimlerin idam edileceğine yine kim, hangi hakla karar verecektir. insanın yaşama hakkını insan ya da devlet elinden alabilir mi, ya da bunu yapabilecekse hangi durumlarda yapmalıdır sorularıdır. ancak bunlar, belki sözlükteki bazı yazarlar için olmasa da bu ülkenin çoğunluğu için üst düzey sorulardır ve idamın gelmesinin henüz bu sorulara gelmeden birinci nedenden ötürü engellenmesi gereklidir.
ve evet, özür dileyerek söylüyorum ki, idamın gelmesini savunan bir insan bu şartlar altında geri zekalıdır.
devamını gör...
30 bin takipçili instagram hesabı olan kadınla sevgili olmak
ünlü biriyle sevgili olan kişinin durumu.
devamını gör...
eser miktarda
her insanın hayat süresi içinde gerçekten mutlu olduğu zamanları gösteren etikette yazan fiyat.
devamını gör...
dostoyevski'nin her şeyi sorun haline getirmesi
onu büyük yazar yapan en önemli etkendir.
karakterler gerçektir iğrençtir rezalettir ve son derece yaşamın içindendir.
en basit durumları sorun haline getirmesi onu çok büyük bir yazar yapıyor. ölüler evinden anılar kitabını okuyorum ilk 100 sayfa bitti tam olarak 100 sayfa okudum ve yarın 100 sayfa daha okuyacağım ben hayatımda bu kadar detaylı karakterler bu kadar büyük bir gözlem yeteneği görmedim.
adam her şeyi o kadar iyi sorun haline getiriyor ki sürgün ediliyor.
gerçek yaşantısında da böyleymiş bu kitaplarına da yansımış.
karakterler gerçektir iğrençtir rezalettir ve son derece yaşamın içindendir.
en basit durumları sorun haline getirmesi onu çok büyük bir yazar yapıyor. ölüler evinden anılar kitabını okuyorum ilk 100 sayfa bitti tam olarak 100 sayfa okudum ve yarın 100 sayfa daha okuyacağım ben hayatımda bu kadar detaylı karakterler bu kadar büyük bir gözlem yeteneği görmedim.
adam her şeyi o kadar iyi sorun haline getiriyor ki sürgün ediliyor.
gerçek yaşantısında da böyleymiş bu kitaplarına da yansımış.
devamını gör...
başarıyı engelleyen faktörler
zamanı planlayamamak. kendisine ayrılan zamanda yapılacak şeye odaklanamamak.
devamını gör...
