dünya kanser günü olan 4 şubatta kendisinin kanser sebebiyle hayata veda etmesi çok acı...
ben denk geldiğimde sesini ve şarkı söyleme tarzını beğenerek dinliyordum.
ışıklar içinde uyusun...
devamını gör...

insana bir çocuğun doğuştan mı yoksa sonradan mı saykotik olduğunu sorgulatan; anne olmanın farklı bir yüzü ile karşı karşıya bırakan; başrollerinde ezra miller,tilda swinton ve john reilly olan yönetmenliğini de başrollerdeki tilda swinton ve john reilly'nin yaptığı 2011 yapımı psikolojik gerilim filmidir.
devamını gör...

iltifat edeceğim derken kaş göz yaranların sözleridir.
birine hiç sen büyük bir avm'de organik ürünler satan küçük dükkan gibisin denir mi?
devamını gör...

kafa sözlük'te birinci nesil yazar olmak.
devamını gör...

şahsini ölmedim ama hafif sürünüyorum vesilesiyle tanidiğım 1972 ankara dogumlu biyolog. kendisi ayni zamanda bir akedemisyen, yazar ve nörobilimcidir. herhangi bir kitabini henuz okumadim ama açıkbeyin adli youtube kanalinin içine düsmus durumdayim diyebilirim. kanalın icerigi oldukca zengin, kesinlikle takip etmenizi tavsiye ederim. kitaplarina da değineyim, bir cok kitabi hakkinda oldukca olumlu geri donuslere denk geldim. dijital gelecekte insan, değisen beynim, beynin sırları kitaplarini okunacaklar listeme simdiden ekledim hatta. eserlerinden bagimsiz yazarin hayata bakis acisini ve dusunce yapisini oldukca begendim. degerlerine bagimli, kararinda gelenekci fakat olabildigince modern, yeniliklere acik ve de akilci biri. ozellikle genç tayfa youtube videolarını izlemeli derim. genclere hitaben söyledigi her cumlenin alti cizilebilecek kadar degerli cunku.
devamını gör...

iç huzurun yoksa nereye gidersen git olmayacak yerdir.
yoksa şimdiki yerin nesi var ki?
devamını gör...

sütten kesilmemiş kuzu ve danadan elde edilen bir sakatat türüdür. bu ciğer, böbrek, dalak gibi organ değil salgı bezidir. şiş, ızgara ve tavada pişirilir.
devamını gör...

temin edilmesi ve faydalı olabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gereken vitamin:

- güneşin uvb ışınlarından elde edilir. bu yüzden uvb ışınlarının cildimize ulaşabilmesi için güneş ışınlarının 50 dereceden daha dik açıyla geldiği öğlen saatlerinde (gölgemizin uzunluğunun boyumuzun uzunluğundan kısa olduğu saatlerde) güneşlenmeliyiz. güneşlenme süresinin uzaması, uva ve uvb ışınlarının kanser yapıcı etkileri nedeniyle zararlı olabilir. bu yüzden güneşin en dik olduğu saatlerde 15-20 dakika güneşlenerek optimum fayda sağlanabilir.
güneş ışınlarının bugün şehrinizde en dik geldiği saatleri hesaplamak için buradan
- d vit için güneşlenirken güneş kremi sürmeyin, güneşlendikten sonra mümkün olduğu kadar uzun süre ıslatmayın, en azından sabunlamayın.
- camın arkasından güneşlenmeyin.
- d vit ile birlikte k vitamini almak gerektiği için günde 3-4 yaprak çiğ ıspanak, koyu yeşil yapraklı bitkiler, yumurta, et, sakatat vb tüketmeye çalışın. d vitamini kalsiyumun kandaki seviyesini yükseltir, k vitamini ise kalsiyumun kemekler tarafından kullanılmasını sağlar, damarlar ve böbreklerde çökmesini engeller.*
- açık tenliyseniz daha kısa, koyu tenliyseniz daha uzun güneşlenin. bronzlaştıkça da güneşlenme süresi uzuyor.

bilgilerin bir kısmı için kaynak: buradan
edit: yeni iyi bir kaynak buldum: buradan burada d vit seviyesi kaçsa günlük ne kadar kullanılması gerektiği gibi önemli bilgiler var. ayrıca d vit gece kullanmamak gerekiyormuş, çünkü melatonin seviyesini azaltıyormuş.
devamını gör...

bu başlık ilk defa yarın için anlamlı hale gelecektir.
devamını gör...

"sürekli kızgın veya şikayetçi isen, insanların sana ayıracak vakti olmayacak."
stephen hawking.

sürekli dert anlatırsanız da aynı şey geçerli. kimsenin o kadar hayat enerjisi yok, mütemadiyen sizi dinleyip teselli veremez. sizin de karşınızdaki kişiye bir kaç çiçek sunmanız, onun hayatında olumlu olarak yer almanız lazım. aksi halde yalnız kalabilirsiniz. sürekli şikayet etmek, dert anlatmak kolay, biraz da "seni de yormayayım, zaten bu ara dalgınsın" demek, karşıdakinin de ruh halini fark etmek lazım.
devamını gör...

puhahahah diye güldüren başlık. teşekkürler maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim. ömrün boyunca hep gül.
devamını gör...

biz fukaralar için artık çalışmayana kadar.
devamını gör...

sürme, vücut icin başka baş icin başka kullan.*
devamını gör...

fotosentez için olmazsa olmaz pigmenttir. bakın kloroplast ile karıştırmayın.
klorofil ışığı soğurur, canlı bu sayede ışık enerjisinden atp enerjisi elde eder.
sonra da bu enerjiyi besin sentezlerken kullanır.
fotosentez yapan siyanobakteri gibi prokaryot canlılarda klorofil hücre sitoplazmasında bulunur.
fotosentez yapan alg, bitki gibi ökaryot canlılarda klorofil, kloroplast organeli içinde bulunur.


klorofil tek tip değildir. 20 çeşidi vardır. doğada en çok bulunan klorofil a, en çok ikinci bulunan ise klorofil b diye adlandırılmış.
örneğin klorofil b en iyi yaklaşık 450 nano metre dalga boylu ışığı soğuruyor. turkuaz yeşil arası bir renk bu da. eğer klorofil b oranı yüksek bir bitkiyi bu renk ışıkla aydınlatırsanız canlınız daha hızlı büyüyecektir. serpilip gelişecektir.
kapalı formüllere gelirsek: magnezyum merkez element.
klorofil a'nın molekül formülü şöyle: 55 karbon, 72 hidrojen, 5 oksijen, 4 azot, 1 magnezyum.
ayrıca demir klorofil yapısına katılmasa da sentezinden sorumlu enzimin kofaktörüdür.
eğer bitki topraktan yeterince demir alamazsa az klorofil sentezler ve sararıp solabilir.
devamını gör...


adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu.



(bkz: edip cansever)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boş beleş değil de aşırı dolu tipler de olabilirler bakınız burası çokomelli.
madalya alacak bir tanımım yok. 12 saat işte çalışıyorum. sözlükte belli bir saat bulunmak durumundayım. evde valide hanımla, artı sözlüm beyle de gün içinde ilgilenmek durumundayım. evde baktığım muhabbet kuşum; onun uçması, kafese itelemesi, sokak kedileri ve köpkeleriyle ilgilenmesi derken uykusuz günler geçirdiğim oluyor. gelip şurada görevimi yapınca ya rabbi şükür diyorum. az evvel düğüm salonu adında bir film bitirdim vakit kıstırıp. ben de isterim dizi film kategorisi yapıştırıp başlığını açayım. modun birinden rica edeyim bana madalya versin. uzun uzadıya filmdeki mantık hatalarını gözler önüne sereyim falan. ama vaktim yok...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

/ yalnızlığa elbet alışır bedenim
yalnızlıkla belki de başa çıkabilirm
çok zor gelse bile yaşar öğrenirim

sensizlik benim canımı acıtan /

* *
devamını gör...

nüfusu aşırı artan karga, martı ve kedilerin sonucu diye tahmin ettiğim durum. şöyle bir süreç gözlemliyorum. hayvan severlerin sayısı hiç olmadığı kadar arttı. 40 yaşına kadar eli bir kedinin başını okşamamış insanlar, kedi sever oldu. güzel de fotoğraf veren hayvanlar. ınstagram'da filan bol bol like getiriyorlar.

neyse, kedilere mama koymak da artık bir istanbul geleneği. her köşe başında bu mamaları görebilirsiniz. ayrıca evde artan yemekleri, pilav, makarna, çorbayı laps diye rastgele kaldırıma, yola boşaltan da çok insan var. bu çevre kirletici ve medeniyete ters faaliyeti, hayvan severlik gibi kutsal bir ödev uğruna yaptıkları için onları kınayamayız tabii. böylece şehir, yukarıda söz ettiğim hayvanlar için bol gıda sunan bir cennete dönüşüyor. bol gıda, çok üremek demek. kedi mamalarıyla martılar ve kargalar da beslenmekte ve onlar da çoğalıyor. mamalarda üremeyi pompalayan bir şey var herhalde ki sayılar ciddi artış gösteriyor. (ne kadar çok kedi, o kadar çok "müşteri")

bunların sayısı artınca, kendilerine yaşayabilecek ortam bulamayan serçeler ortadan kayboluyor. eskiden her yerde pırrr diye uçuşan serçeleri istanbul'da görmek artık iyiden iyiye zorlaştı. bir ara pandemi yasakları sırasında sesleri duyulur oldu, sonra yine kayboldular.

peki serçelerin önemi ne ki? ne faydası var doğaya? kaybolsalar ne olur?
sivrisinekler, karasinekleri kim yakalayıp yiyecek efendim?
bu kuşlar, türlerinin f-16'sı gibiler. üstün hız ve manevra kabiliyetleriyle doğayı senin için temizliyorlar.
serçeler olmayınca ortalığı sinekler basıyor. sonra belediyeler sineklerle mücadele adına daha fazla gaz basıyor sokaklara.
doğa daha fazla ölüyor.
demek ki neymiş, doğanın dengesini bozmamak lazımmış.
("hayvanları suçlayacağına her tarafta ağaçları kesip bina yapan insanları suçla" diyecekler için not: bina, inşaat, yeşil alan, ağaç sayısı sabit olan mahallelerde de serçe popülasyonu azaldı.)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim