ispanya kralının günlüğü.
devamını gör...

bu insan benimdir. mavi tik, son görülme beni geriyor. takip ediliyor gibi hissedip, geriliyorum. allah ın verdiği bu gözler istediği zaman görür kardeşim size ne...
devamını gör...

sabah sabah dolmuşçuya 200'lük banknotu uzatırsan ağır küfür yersin.
devamını gör...

- inşaat işçileri yine para babaları tarafından sömürülecek, bu da zenginleri daha zengin yapmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. burası bir iş yeri olmayacak.
- petrol tankerlerini daha dar bir yerden geçirmek, kesinlikle daha büyük tehlikelere yol açacaktır.
- beleş boğaz dururken, hiç kimse bu kanalı kullanmayacaktır. geçiş garantisi verilen köprüler bile verilen değerleri sağlamamaktadır.
- bu şey değil mi ya, orman kalan bir kaç yer var, oraları da kesip beton yapacaz?
- buna diyecek bir şeyim yok. bu konu hakkında bilgim yok.
- peki bunun için gerçekten kanal açmaya gerek var mı?


yığınla edite cevap olarak edit: olumlu yanlar denilen şeylerin hepsi yalan dolan ve çarpıtmayken bunların olumlu yan olarak yazılması tabii ki tepki çekecek. bilmem kaç yıldır başımızda olan insanları tanımıyoruz sanki.
devamını gör...

bebek gibi pastam var!!!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkemizde doğru yazılışı konusunda bir türlü net bir sonuca ulaşamamış kelimelerden biri olan egzoz, içten yanmalı motorlarda yanma işleminden sonra açığa çıkan atık gazın motordan atılmasına yarayan bir motor bileşenidir.

otomotiv sektöründe egzozlar dizel ve benzinli motorlar için ön ve arka egzoz olarak ikiye ayrılır. ön egzoz kısmı egzozun motora bağlanan kısmı olurken, arka egzoz kısmı ise araçların arkasında / yanlarında gördüğümüz gazın çıkış yaptığı yerdir.

(elektrikli araçlar için sadece arka egzoz (tahliye) bulunmaktadır.

her iki parça da minimum 2 alt parçadan oluşur, bunlar ön egzoz için kaynak borusu (motor ve egzozun bağlandığı nokta) ve katalitik konvertör’dür.

katalitik konvertör ise, motordan çıkan atık gazın filtrelenip, zararlı bileşenlerin tutulduğu noktadır. egzoz’un en değerli parçası olup içeriğinde platin, altın gibi değerli metaller barındırır.

arka egzoz ise yine minimum kaynak borusu ve çıkış borusu olarak iki alt bileşenden meydana gelmektedir.

üretilen aracın türü ve cinsine göre, kuyruk borusu (uzun araçlar için uzatma aparatı) ve tail pipe denilen yan çıkış eklentisi (yandan egzoz çıkışı olan araçlar için) kullanılabilir.

tabii bütün bunlara ek olarak, muffler denilen, egzoz tahliye işleminin daha sessiz olmasını sağlayan susturucu parçası da egzoz bileşenlerinden bir başkasıdır.

otomotiv sektöründe, araç üreticileri genellikle egzoz’ları yan sanayi firmalarına yaptırır, iki parça halinde üretim hatlarına teslim alır.
devamını gör...

cehennemde yer kalmamış, boşalana kadar burada beklememizi söylediler.
devamını gör...

gece gece güldüren başlık.
devamını gör...

rahmetsiz başkan george w. bush'un "ya bizimlesiniz, ya teröristlerle" demesi gibi illa bir taraftan olmaya zorlanıyoruz.
ama rahmetli malcolm x kardeş diyorki "ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil."
devamını gör...

arjantinli yazar ve şair julio cortázar'ın salvo el crepúsculo isimli şiir koleksiyonun bir parçası olan şaheser. bildiğim kadarıyla şairin bu kitaptaki dilimize kazandırılmış olan tek şiiri ne yazık ki. le ceremonia gibi insanın ruhunu tamamen yakıp kavuran bir şiir yerine soluk bir alevi andıran bu ayrılık şiirini çevirmeyi tercih eden çevirmeni kınamakla beraber yine de çok güzel bir şiirdir bu. kitabın bende bulunan baskısında 23. sayfada yer alıyor. şiirin teması tamamen şairin aşk ve gitmek hakkındaki görüşleri ile tutarlı bundan ötürü şiir cortázar'ın bakış açısının oldukça iyi bir yansıması. bana gelince, şiir beni tutup 1950'lerin sonuna çekiştiriyor. montparnasse'da yağmur bastırmış ama ben ıslanma telaşesinden sıyrılmış ellerim ceplerimde yürüyorum yol boyu. şiirin sonunda geçen kahveden, o hak edilmiş ayrılığa şahit olan yerden çıkıp sokağa karışmışım yalnızca. hüsran yok ama rahatlatmamış beni, zaman hiç durmamış; cebimde yalnızca iki üç metelik, adımlarım koşarak geçip giden insanlara çarpmamak için bile duraksamıyor ama nereye yürüdüğümü de bilmiyorum. bu şiirin beni çekip götürdüğü yer şairin de şiirini yazdığı eski montparnasse ve yitip gitmenin karşı konulamaz bir hafifliğe dönüştüğü bir yer.


evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur
bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı
aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz
güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde
yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine
karşı savunur gelip çatan son saatimizin kırılganlığı
aslında aydınlıkta, sessizlik içinde geçirilmesi gerekmektedir


a la sospecha de imperfección universal contribuye este recuerdo que me legas, una cara entre
espejos y platillos sucios.
a la certidumbre de que el sol está envenenado,
de que en cada grano de trigo se agita el arma de la ruina, aboga la torpeza de nuestra última hora
que debió transcurrir en claro, en un silencio


söylenecek ne kaldıysa kaçınmadan söyleneceği yerde
ama hiç de böyle olmadı ve ayrıldık
tam da hak ettiğimiz gibi
kasvetli leş gibi bir kahve köşesinde
yanımız yöremiz kurtçuklarla sigara izmaritleriyle çevrilmiş
acınası öpücüklerimizi çöken geceye katarak


donde lo que quedaba por decir se dijera sin menguas. pero no fue así, y nos separamos
verdaderamente como lo merecíamos, en un café mugriento, rodeados de larvas y colillas,
mezclando pobres besos con la resaca de la noche.




devamını gör...

sadece doğuştan gelen* veya elde olmadan biyolojik olarak sonradan gelişen*, dolayısıyla kazanılmamış olan hiçbir şey için gösterilmemesi gerektiğidir.

saygı hak edilir ve kazanılır.
devamını gör...

çağan şengül-ilk göz ağrım
devamını gör...

"insanlar dünyayı cehenneme çeviren ve ardından da cennete gitmeye çalışan varlıklardır."

mevlânâ'dan yunus emre'ye, spinoza'dan kant'a, nietzsche'den fichte'ye kadar ünlü büyük düşünürleri etkilemiş, felsefelerine ilham kaynağı olmuş, düşünceleri yüzünden işkence ile idam edilmiş büyük bir düşünürdür hallac-ı mansur.

babasının pamukçu olmasından dolayı hallaç lakabıyla anılır. günümüzde dahi tartışma konusu olan mallac-ı mansur, iran'ın tur köyü'nde doğmuştur. küçük yaşta kur'an-ı kerim'i ezberlemiştir. dönemin ünlü bilginlerinden dersler alıp, daha 18 yaşına yeni basmışken çevresinde hayranlık uyandıran bir isim haline gelmiştir. hallac-ı mansur sürekli gezerek halka sohbetler ile islam'ı anlatmıştır. o dönemde birçok kişi mansur sayesinde müslüman olmuştur. hatta onun sohbetleri ile islâm'ı seçenlere daha sonra mansuri bile denilmiştir.

mansur açıksözlülüğü ve her yerde doğruları savunması ile döneminde oldukça sevilirken, dönemin siyasi çevreleri tarafından oldukça yoğun tepkiler almıştır. oldukça yoğun bir ilgi odağı haline gelmiş olan mansur, iktidar için bir tehdit unsuru haline gelmiştir.

hallac-ı mansur sohbetlerinde "her şey allah'a bağlıdır. ve her şey allah'tandır!" öğretisini savunuyordu. onun ünlü sözü "ene-l hak!" yani "ben hakk'ım" da bu felsefenin doruk noktasıdır. nitekim onun ölümüne neden olan da bu sözdür. bu sözden dolayı gözaltına alınan hallac-ı mansur, kırbançlanıp, ayakları kesilerek işkenceye maruz kalmış ve bedeni yakılarak idam edilmiştir.

"ene-l hak" kişinin benliğinden geçip bir butund ilerlemesi ve orada kendisi ile buluşmasının felsefedir. yani her şey o'dan gelmiştir ve her şey yine o'na dönecektir. hallac-ı mansur felsefesinde tüm varlıklar ilahidir. çünkü her varlık bir olan ve ilah olan tek varlık yani allah'ın bir parçasıdır. ona göre insanın iç dünyası derin bir anlam evresidir. bu yüzden mansur, insanı bir kainat olarak tanımlar.

hallac-ı mansur'a göre insan tefekkür ederek ve kendisini yaratan allah'ı anarak meşgul olursa iç dünyasını bol ve bereketli bir kainat kılacaktır.

hallac-ı mansur felsefesine göre gerçek olan, var olan, tektir ve birdir. ancak insan bu bir'in dışında değil içindedir. onun için tanrı ve insan birdir. insanı o'nunla özdeşleştirmiştir. tam da bu sebepten ölümü gerçek bir başlangıç olarak kabul eder. ölüm allah'a ulaşmaktır. yani gerçek olana. bundan dolayı insanın ölümü yaşamdadır, yaşamı ise ölümde.
devamını gör...

1791-1882 yıllarında yaşamış romantizmin önemli temsilcilerinden, italyan ressam.
venedik'te doğan ressamın resme olan ilgisi amcası tarafından farkedilip desteklenmiş ve resim eğitimi almış. çeşitli ressamların yanında çıraklık yapmış, 1809'da burs kazanarak roma'ya gitmiş ve burada raffaello'nun eserleri üzerine çalışmış.

1859 yılında tamamladığı öpücük tablosuyla bilinen ressam, eserlerinde tarihi, dini ve mitolojik sahneleri işliyor. kadın portrelerini de sıklıkla resmettiğini görüyoruz. ben sadece en sevdiğim eserini iliştirmek isterim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel a melancholy thought

ismi aynı olan benzer bir portresi daha var ama ben bunu çok seviyorum. kadının yüzünden hüznü ve acıyı açıkça okuyabiliyoruz. ellerini kayıtsızca bırakmış olması,kıyafetinin düşmesine bile dikkat etmeyişi, yanındaki muhteşem çiçeklerin güzelliğine tamamen zıt gibi gözüken mutsuz hali ama elinde hala bir çiçek taşıması, çok hoş detaylar. en sevdiğim tablosu kesinlikle bu. en sevdiğim demiş miydim?*

diğer tablolarını incelemek için buradan
biyografisiyle ilgili kaynak
devamını gör...

sözlük için iyi niyetle yapıldığını düşündüğüm (ki başlığı açan arkadaş da bunu belirtmiş) ama yanlış anlaşılmaya da açık (ki öyle olduğu da görülmüş) bir çağrı içeren gözlemler.

artık abi mi demeliyim, siz mi bana abla demelisiniz, o kısmını şu an bilmiyorum. çok da önemli değil, takılmayayım buna.

yazının ilk birkaç paragrafı konusunda hemfikiriz.

sonrasına gelince...

bahsi geçen türden skor listelerini onaylamayan ama bir şekilde genelde ilk 5'te olan biri olarak 1-2 kelime edeyim isterim. açıkçası burada bulunma nedenim, herkes gibi kendimce geçerli olan ama başkalarınca yeterli bulunamayacak türden bir neden: yazmak, bildiklerimi paylaşmak. bunu yaparken etliye sütlüye karışayım ya da karışmayayım diye özel bir güdüye sahip değilim.

bazen yanlış olduğunu düşündüğüm bir şey görürsem kendimce fikrimi belirtip muhalefet ederim, bazen gözümden kaçar, bazen de bilerek karışmam. tamamen o anki ruh halimle ilgili bu, çünkü hepimizin sözlük dışında da bir hayatı var ve tabi ki her dakika gerginlik kaldıracak, bir şeylere karışacak durumda olmayabiliyoruz. hele de dediğiniz gibi, bu kadar çok şeyin ters gittiği bir ülkede...

ancak aslında tam da bu noktada devreye, yazının başındaki yaş konusu giriyor. bu ülkenin belli yaş üzeri insanları ciddi anlamda siyaset yorgunu... ben de onlardan biriyim.

siyasetle yatıp siyasetle kalkan bir ülkeyiz ve bizi buna o kadar alıştırmışlar ki, normal sanıyoruz böyle yaşamayı. oysa mesela avustralya'da ya da ne bileyim yeni zelanda'da insanlar böyle yaşamıyor. sadece kendi hayatlarını yaşayacak zamanları var. biz ise sürekli kavga gürültü...

ve inanır mısınız, ben bıktım ülkenin durumunu konuşmaktan da, etrafımda bunu görmeyen insanlara göstermeye çalışmaktan da. yoruldum insanların laf anlamamasından. bu ülkede yaşamaktan, siyasetten yoruldum. evde akşama kadar haber kanalları açık, sürekli aynı haberleri duymaktan da yoruldum. o yüzden ne bu sözlükte ne başka bir sözlükte siyasi konularda başlık da açmam, çok fazla yorum da yazmam. nadiren belirtirim kısa cümlelerle düşüncemi ama uzun uzadıya yazıp çizmem. bu, ülkede ne olup bittiğinin farkında olmadığımız anlamına gelmiyor. sadece sıradan ölümlüleriz ve bıktık...

ha diyorsanız ki siyaset sadece bir metafor, başka bir şeyi, sözlüğün yozlaştığını anlatmaya çalışıyorum, ona pek katkım olduğunu sanmıyorum açıkçası.

***

gündem belirleyen bir yazar değilim, yazının o kısmını üzerime alınmadım o nedenle. fakat yaşıma ve düşüncelerime uyan bir yer arayışı konusunda bir çeşit ortak paydadayız. ancak benim aradığım şey pek ülke gündemi sayılmaz. özellikle onu konuşmak isteyenlerle mesaj yoluyla onu da konuşurum, saygı çerçevesinde her türlü tartışırım ama genel olarak arayışım o yönde değil.

burada karşımıza şöyle bir sıkıntı çıkıyor (ki her ne kadar yazının genel ana fikrine katılsam da, katılamadığım kısmın nedeni de bu sıkıntı): hepimiz burada hayata bizim penceremizden bakan birilerini görmek istiyoruz ama hepimizin pencereleri farklı manzarayı görüyor. biz nasıl kendimize göre "biraz da siyaset konuşalım", "bugün de bilim konuşsak" gibi isteklere sahipsek, ne yazık ki ve hiç onaylamadığım bir şekilde birileri de sürekli olarak eğlenmek istiyor. yine ne yazık ki çoğunlukta olduklarından, her sözlükte rüzgar onlardan yana...

birçok sözlükte bunun mücadelesini kendi çapımın yettiği yere kadar vermeye çalıştım ama hiçbir şey değişmedi. burada da değişeceğinden şüpheliyim açıkçası. bu demek değil ki kimse mücadele etmesin, ben de etmeyeyim, burası da yozlaşsın ve bitsin... edelim tabi ama demek istediğim şu ki, insanların büyük kısmı aynı frekansta ve aynı görüşte olmadığı sürece bunu başarmak -imkânsız değil ama- çok çok zor. biz trollükten kaçıp yeni açılan yerlere hücum ederken, troller de aynı yerlerde trollük yapmaktan sıkılıp yeni açılan yerlere bizimle birlikte hücum ediyor çünkü. ben trollü eğlenceli başlıklar açan, okunması hoş olan esprili şeyler yazanlar anlamında kullanmıyorum. doğrudan bomboş başlıklar açanlar için kullanıyorum. kime göre neye göre boş demesin kimse, anladınız siz ne kastettiğimi.

bunu söyleyince eğlenceye karşı, mürebbiye ciddiliğinde birileri olduğumuz sanılıyor ama yanlış bir bakış açısı bu. eğlencenin 7/24 yani sürekli olmasına, her zaman ve her şeyin ama her şeyin önüne geçmesine karşıyız sadece.

"tüm bunları sen neden üzerine alınıyorsun? benim lafım sana ya da senin gibilere değildi zaten" de diyebilirsiniz. o zaman sağlık olsun derim. birkaç satır fazla yazı yazmaktan ellerimiz aşınacak değil sonuçta. *
devamını gör...

insanlar size güzel bir şeyler söylediğinde nazik ve kibar davranmanın adı şimdi de bu mu oldu . yazık çok yazık bence her yürüyene olumlu dönüş yapan kadın değil her kadına yürüyende suç aramak lazım.
devamını gör...

hislerin, duyguların yaşanmışlıkların adamı ahmet kaya ustadan;

bir fidandım, derildim
fırtınaydım, duruldum
yoruldum, çok yoruldum..
devamını gör...

massive attack- teardrop

devamını gör...

kalbine giden yola kestirmeden varmak eylemidir.
devamını gör...

annesi veya babasıyla yürüyen küçük çocuğun, size bakıp gülümsemesi, önünüzden geçtiği halde arkasına bakıp gülümsemesi.

çok tatlıydın be, maşallah sana güzellik.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim