su içmek
uzmanlar ortalama olarak 2.5-3 litre içmemizi tavsiye ediyor ama bu kadar yıllık hayatında bu miktarda suyu içebildiğim günü hatırlamıyorum. bazı kaynaklara göre de vücut ağırlığımızı 0.033 ile çarptığımızda, günlük içeceğimiz su miktarını buluyoruz. kafalar oldukça karışık bu konuda, özellikle de benim gibi neredeyse hiç su içemeyenlerin kafaları... *
çok isterdim her gün düzenli su içebileyim kendimi zorlamadan, içemiyorum, deniyorum, değişik sular hazırlıyorum. tarçınlı olsun, naneli olsun, elmalı olsun. olmuyor...
ama allah'tan (o kendisini biliyor) karşılıklı birbirimize su içmeyi hatırlattığımız benim için çok çok değerli birisi var burada *
** imla düzeltme
çok isterdim her gün düzenli su içebileyim kendimi zorlamadan, içemiyorum, deniyorum, değişik sular hazırlıyorum. tarçınlı olsun, naneli olsun, elmalı olsun. olmuyor...
ama allah'tan (o kendisini biliyor) karşılıklı birbirimize su içmeyi hatırlattığımız benim için çok çok değerli birisi var burada *
** imla düzeltme
devamını gör...
pame radyo yayını
pame'de bu hafta yaz şarkıları var.
yavaştan sona ermekte olan ve yerini cânım eylül'e bırakan yaz, birçoğumuz için birbirinden renkli şarkılar demek. yaza dair yunan müziğinin farklı dönemlerinden şarkıları ve bu şarkıların ilginç hikayelerini dinleyeceğimiz yayınımıza bekliyoruz.
pame radyo yayını, bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda.
blog.kafasozluk.com/
yavaştan sona ermekte olan ve yerini cânım eylül'e bırakan yaz, birçoğumuz için birbirinden renkli şarkılar demek. yaza dair yunan müziğinin farklı dönemlerinden şarkıları ve bu şarkıların ilginç hikayelerini dinleyeceğimiz yayınımıza bekliyoruz.
pame radyo yayını, bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda.
blog.kafasozluk.com/
devamını gör...
grigori rasputin
rus imparatorluğu'nun sarayındaki son önemli papaz. aslında bir papaz mı, bir sahtekar mı, bir illüzyonist mi ya da bir büyücü mü sürekli tartışılıyor. ancak hanedanı derinden etkilediği, yaptığı bazı akıl oyunlarıyla yanılttığı çok biliniyor. en sonunda kendisinden kurtulmak için öldürmeyi deniyorlar ama bir türlü de ölmeyen biri. en sonunda köprüden atılarak ve boğulmak suretiyle ölüyor.
devamını gör...
etraftaki herkesin anında sevgili bulduğu dönem
şu ara yaşadığım durum.
sürekli bir şeyler anlatacak birileri var. onlar tanırken resmen ben de onlarla yeni sevgililerini tanıyorum.
nerdeyse oturup ortak danaya girer gibi ortak hayal kuracağız.* karşı taraf beni bilmiyor ama ben onun en sevdigi yemekten en sevdiği şarkıya kadar her şeyini biliyorum.
en fenası görüntülü arayıp "kıyafet dolabını aç, benlik olan ne var? " diyen kız arkadaşımdı. erkekler daha masum yazık heyecanları cenelerine vurmuş. umarım hepsi çok mutlu olur ve beni aramazlar.
çünkü bilinen bir gerçektir ki ; arkadaşlar bir ilişkiye başlar da mutlu olurlarsa, sevgililerine yaranmak için hiç aramazlar. *
ta ki ; araları bozulup da, dertleşecek birine ihtiyaç duyana kadar.*
sürekli bir şeyler anlatacak birileri var. onlar tanırken resmen ben de onlarla yeni sevgililerini tanıyorum.
nerdeyse oturup ortak danaya girer gibi ortak hayal kuracağız.* karşı taraf beni bilmiyor ama ben onun en sevdigi yemekten en sevdiği şarkıya kadar her şeyini biliyorum.
en fenası görüntülü arayıp "kıyafet dolabını aç, benlik olan ne var? " diyen kız arkadaşımdı. erkekler daha masum yazık heyecanları cenelerine vurmuş. umarım hepsi çok mutlu olur ve beni aramazlar.
çünkü bilinen bir gerçektir ki ; arkadaşlar bir ilişkiye başlar da mutlu olurlarsa, sevgililerine yaranmak için hiç aramazlar. *
ta ki ; araları bozulup da, dertleşecek birine ihtiyaç duyana kadar.*
devamını gör...
kimsin diye sorsam ne söyleyebilirsin sorunsalı
her zaman nasıl biri olmak istediğimize odaklanıyoruz ve aslında kim olduğumuz hakkında hiç düşünmüyoruz. kim olduğum sorusuna birkaç basit cevaptan başta verecek yanıtım yok. nasıl bir ailede büyüdüğümü, nasıl bir çocukluk geçirdiğimi, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığımı, geceleri yıldızları ve ayı izlerken neleri düşündüğümü ve mesleğim vb. gibi şeyleri söylerim. nasıl biri olmak istediğim sorulsa sabaha kadar yazabilirim oysa.
hep geleceğe dair kurduğumuz hayallerin sesini dinliyoruz ama atladığımız bir şey olduğunu fark etmiyoruz. kendi sesimizi dinleyip aslında kim olduğumuza karar vermek...
karar vermek zor ve sancılı olduğu için kaçıyoruz belki de bundan. kendimizi hep bir bakıma eksik görüyoruz çünkü geleceğe dair içimizde bir umut var, belki de değişebileceğimize olan umut. eh bu da ''sen kimsin?'' diye sorulduğunda kendimizi eksik hissettiğimizden (çünkü daha hikayemiz ve gelişimimiz tamamlanmadı diye düşünüyoruz) soruya düzgün ve en önemlisi kendimizi tatmin edecek bir cevap veremememize sebep oluyor.
hep geleceğe dair kurduğumuz hayallerin sesini dinliyoruz ama atladığımız bir şey olduğunu fark etmiyoruz. kendi sesimizi dinleyip aslında kim olduğumuza karar vermek...
karar vermek zor ve sancılı olduğu için kaçıyoruz belki de bundan. kendimizi hep bir bakıma eksik görüyoruz çünkü geleceğe dair içimizde bir umut var, belki de değişebileceğimize olan umut. eh bu da ''sen kimsin?'' diye sorulduğunda kendimizi eksik hissettiğimizden (çünkü daha hikayemiz ve gelişimimiz tamamlanmadı diye düşünüyoruz) soruya düzgün ve en önemlisi kendimizi tatmin edecek bir cevap veremememize sebep oluyor.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sözlükte okuduğum tanım adı altında yazılan bir çok yazıya beğeni bırakırken artık iki kere düşünmem gerek sanırım.
yazar demeyeceğim, bazı hesap sahipleri kendi duygu, düşüncelerini paylaşmak yerine başkalarına ait olan cümlelerle kendilerini ifade etmeye çalışıp başkalarının cümlelerinden nemalanmaktan hiç ar etmiyorlar.
bunu yapanlara sözüm; arkadaşlar başkasının sesiyle konuşamazsınız, başkasının kulağıyla dinleyemezsiniz. bakın çalıntı demeye yine de dilim varmıyor ama size ait gibi paylaştığınız şeyler bir başkasının acısından damıttığı cümleler. onları çok sevmiş olabilirsiniz fakat sizinmiş gibi davranamazsınız. sokakta herhangi birinin üzerinde görüp çok beğendiğiniz bir giysiyi çekip alıp bu benim, bana ait diyemeyeceğiniz gibi. zira üzerinize de oturmaz zaten o giysi.
insanlardan soğumak için her gün yeni bir nedenle karşılaşmak zorunda kalmak çok yorucu.
yazar demeyeceğim, bazı hesap sahipleri kendi duygu, düşüncelerini paylaşmak yerine başkalarına ait olan cümlelerle kendilerini ifade etmeye çalışıp başkalarının cümlelerinden nemalanmaktan hiç ar etmiyorlar.
bunu yapanlara sözüm; arkadaşlar başkasının sesiyle konuşamazsınız, başkasının kulağıyla dinleyemezsiniz. bakın çalıntı demeye yine de dilim varmıyor ama size ait gibi paylaştığınız şeyler bir başkasının acısından damıttığı cümleler. onları çok sevmiş olabilirsiniz fakat sizinmiş gibi davranamazsınız. sokakta herhangi birinin üzerinde görüp çok beğendiğiniz bir giysiyi çekip alıp bu benim, bana ait diyemeyeceğiniz gibi. zira üzerinize de oturmaz zaten o giysi.
insanlardan soğumak için her gün yeni bir nedenle karşılaşmak zorunda kalmak çok yorucu.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
herkesi iyi sanmak..
devamını gör...
soğuk su ile duş almak
duşta su 2 derece soğuyunca bile donan bünyem için imkansız olan, asla yapamayacağım kemik donduran bir eylemdir.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
ilk olarak hayatla olan inatlaşma.
niye böyle oldu, neden bu benim başıma geldi gibi sorularla keşke öyle yapmasaydim ya da keşke şöyle yapsaydım gibi düşünceler azalmaya başlıyor. hayatla inatlaşmak yerine onun ritmine uymaya başladığınız anda her şey daha çekilebilir hale geliyor.
ikinci olarak kendine olan mesafen.
kişiden kişiye değişmekle birlikte yaş aldıkça kendinizi daha çok sevmeye başlıyorsunuz. özellikle ergenlik döneminde sadece sorunlarınıza odaklanıp sürekli kötü yönlerini görmeye meyilli oluyor insan. sivri yönlerini torpuleyip kendini topluma kabul ettirme çabasına giriyor. yaş aldıkça aslında herkesin kusurları olduğunu fark ediyorsunuz. daha kötüsü kusurlarının farkında bile olmadıklarını..
niye böyle oldu, neden bu benim başıma geldi gibi sorularla keşke öyle yapmasaydim ya da keşke şöyle yapsaydım gibi düşünceler azalmaya başlıyor. hayatla inatlaşmak yerine onun ritmine uymaya başladığınız anda her şey daha çekilebilir hale geliyor.
ikinci olarak kendine olan mesafen.
kişiden kişiye değişmekle birlikte yaş aldıkça kendinizi daha çok sevmeye başlıyorsunuz. özellikle ergenlik döneminde sadece sorunlarınıza odaklanıp sürekli kötü yönlerini görmeye meyilli oluyor insan. sivri yönlerini torpuleyip kendini topluma kabul ettirme çabasına giriyor. yaş aldıkça aslında herkesin kusurları olduğunu fark ediyorsunuz. daha kötüsü kusurlarının farkında bile olmadıklarını..
devamını gör...
hayatın yarışmaya dönmesi
insanlar iş bulma yarısında malum ihtiyaçlar için değil hayatta kalmak için yaşıyoruz
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
bir kere gidilip tekrar gelindiğinde alınacak niclerin yazıldığı başlık.
ben gitmem, he gittim diyelim dönmem ama yine de yazayım.
ne ararsan var yazarı
ya da
kedili kadın
bir kere değiştirdim bir daha değişmez diye şey etmiyorum. bu nicki çok uzun yıllardır kullanıyorum diye seçtim ama sıkılmaya başladım.
ben gitmem, he gittim diyelim dönmem ama yine de yazayım.
ne ararsan var yazarı
ya da
kedili kadın
bir kere değiştirdim bir daha değişmez diye şey etmiyorum. bu nicki çok uzun yıllardır kullanıyorum diye seçtim ama sıkılmaya başladım.
devamını gör...
sivil itaatsizlik
(bkz: sivil itaatsizlik) henry david thoreau'nun ilk baskısı 1849 yılında yapılan deneme türündeki kitabıdır. sivil itaatsizlik veya başka bir deyişle pasif direniş, bireyin uğradığı haksızlıklar karşısında kamuoyunun ve ilgili mercilerin dikkatini çekmek suretiyle şiddetsizlik üzerine temellenen ve bir çeşit direniş hakkına işaret eden eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. bu kitap sivil itaatsizliğin kurucusu olarak kabul edilen abdli şair, yazar ve düşünür henry david thoreau'nun fikirlerini yansıtan bir deneme niteliğindedir. sivil itaatsizlik yaklaşımını bizzat literatüre kazandıran kişi olarak ortaya attığı yaklaşımlarla aynı zamanda gandhi ve martin luther gibi isimlerin geliştirdiği fikir ve pratiklere esin kaynağı olmuştur.
-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57
- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.
fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.
herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61
- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71
bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.
- henry, neden buradasın ?
- waldo, sen neden burada değilsin?
-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57
- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.
fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.
herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61
- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71
bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.
- henry, neden buradasın ?
- waldo, sen neden burada değilsin?
devamını gör...
ambras kurt adam sendromu
bir diğer ismi hipertrikoz olan bu hastalığa sahip kişilerin vücudundaki tüm tüyler anormal miktarda uzar. bu kişide tabiri caizse kurt adam görünümü oluşturur.

nadir görülen bir hastalıktır ve dünyada 50 civarında kişinin bu hastalığı taşıdığı biliniyor. jeneralize* ve lokalize* olmak üzere iki türü vardır. doğuştan olabileceği gibi sonradan da kazanılabilir.
19. ve 20. yüzyılın başlarında julia pastrana gibi birçok sirk sanatçısında hipertrikoz rahatsızlığı bulunmaktaydı. bunların birçoğu hilkat garibesi gibi çeşitli yaratık gösterilerinde hem insan hem de hayvan özelliklerine sahip kişiler şeklinde lanse edilerek kullanılmıştı.

filim severler için önereceğim bir film de var bu hastalığı konu alan: the lion women

nadir görülen bir hastalıktır ve dünyada 50 civarında kişinin bu hastalığı taşıdığı biliniyor. jeneralize* ve lokalize* olmak üzere iki türü vardır. doğuştan olabileceği gibi sonradan da kazanılabilir.
19. ve 20. yüzyılın başlarında julia pastrana gibi birçok sirk sanatçısında hipertrikoz rahatsızlığı bulunmaktaydı. bunların birçoğu hilkat garibesi gibi çeşitli yaratık gösterilerinde hem insan hem de hayvan özelliklerine sahip kişiler şeklinde lanse edilerek kullanılmıştı.

filim severler için önereceğim bir film de var bu hastalığı konu alan: the lion women
devamını gör...
kadın çantası
içerisinde barındırdığı maddeler bakımından evrende bir kuasardan sonraki en kaotik oluşumdur.
devamını gör...
herkesin yazılımcı olmak istemesi
isteyebilir, hakkıdır,
size danışılmasından şikatçiyseniz,
zor dediğiniz şey nedir, bir anlatsanız keşke, size soran kişinin zor birşeyi yapamayacağı, sizin fikriniz, size göre zor, veya kolay, uzun sürer,
iş nedir, nerden başlar, neler var, size işin ne olduğu soruluyor, ben yapabilirmiyim demiyordur heralde kimse, siz ondan daha iyi "bilemezsiniz"
belki o arkadaş yemiycek içmiycek, daha kısa sürede başaracak..
3d için de böyle söylerler, onu ben bile kendi kendime öğrenemedim filan,
sen öğrenememişsin..
belki benim öğrenme şeklim farklı,
benim tanıdığım bir mimarlık bürosunda, sekreter olan bir arkadaş, bir yılda autocad 3d max öğrenip, proje çizmeye başladı, hem de marka bir şirkette,
açın kadir köymenin başka birşey belgeselini, herşeyi o çözer, hiçbirimiz onunla yarışamayız dedikleri adam lise mezunu, kendi kendini geliştirmiş, sanırım o da yazılımcı, ve o şirketin en donanımlı en verimli çalışanı,
birde böyle birşey var insanlarda, ben şu anda tasarladığım bazı ürünleri ürettirmeye çalışıyorum, bunun içinde metal ahşap bazı kısımlar var, mesela bir hammadde malzeme ithalatçısı var, bambu malzeme alıyorum, ve bana sattığı malzeme hiç esnek değil, ıslatarak çalışınca da rengi değişiyor, vernikden sonrada aynı tonlama kalıyor, son gittiğimde bir malzeme gördüm dedimki bunlar nedir, dediki onlar sana olmaz, dedimki neden, "e sen onunla çalışamazsın, "zor" pahalı, ticari bir ürün yapıyorsun"
dedimki belki pahalı bir ürün yapıyorum, yada pahalı malzeme kullanıcam, nerden biliyorsunuz, sonuçta 2 katı pahalı bir malzeme ama aldım, ve kuru çalışabiliyorum, başından beri boşuna uğraşmışım,
o var, bu var, evet var da, sen bir söyle sana adam gibi sorana, o değerlendirsin kendisine göre uzunmu sürer, zormu gelir ne olur, zorsa da uğraşıcak belki...
kimseye nasıl öğrendiğinizi söylemek istemiyorsanız da dürüst olun...
size danışılmasından şikatçiyseniz,
zor dediğiniz şey nedir, bir anlatsanız keşke, size soran kişinin zor birşeyi yapamayacağı, sizin fikriniz, size göre zor, veya kolay, uzun sürer,
iş nedir, nerden başlar, neler var, size işin ne olduğu soruluyor, ben yapabilirmiyim demiyordur heralde kimse, siz ondan daha iyi "bilemezsiniz"
belki o arkadaş yemiycek içmiycek, daha kısa sürede başaracak..
3d için de böyle söylerler, onu ben bile kendi kendime öğrenemedim filan,
sen öğrenememişsin..
belki benim öğrenme şeklim farklı,
benim tanıdığım bir mimarlık bürosunda, sekreter olan bir arkadaş, bir yılda autocad 3d max öğrenip, proje çizmeye başladı, hem de marka bir şirkette,
açın kadir köymenin başka birşey belgeselini, herşeyi o çözer, hiçbirimiz onunla yarışamayız dedikleri adam lise mezunu, kendi kendini geliştirmiş, sanırım o da yazılımcı, ve o şirketin en donanımlı en verimli çalışanı,
birde böyle birşey var insanlarda, ben şu anda tasarladığım bazı ürünleri ürettirmeye çalışıyorum, bunun içinde metal ahşap bazı kısımlar var, mesela bir hammadde malzeme ithalatçısı var, bambu malzeme alıyorum, ve bana sattığı malzeme hiç esnek değil, ıslatarak çalışınca da rengi değişiyor, vernikden sonrada aynı tonlama kalıyor, son gittiğimde bir malzeme gördüm dedimki bunlar nedir, dediki onlar sana olmaz, dedimki neden, "e sen onunla çalışamazsın, "zor" pahalı, ticari bir ürün yapıyorsun"
dedimki belki pahalı bir ürün yapıyorum, yada pahalı malzeme kullanıcam, nerden biliyorsunuz, sonuçta 2 katı pahalı bir malzeme ama aldım, ve kuru çalışabiliyorum, başından beri boşuna uğraşmışım,
o var, bu var, evet var da, sen bir söyle sana adam gibi sorana, o değerlendirsin kendisine göre uzunmu sürer, zormu gelir ne olur, zorsa da uğraşıcak belki...
kimseye nasıl öğrendiğinizi söylemek istemiyorsanız da dürüst olun...
devamını gör...
kalıplaşmış öğretmen cümleleri
arkataraf?
neye gülüyorsunuz bakayım. anlatın da biz de gülelim.
( gülemezsin sen, sen kıskan)
neye gülüyorsunuz bakayım. anlatın da biz de gülelim.
( gülemezsin sen, sen kıskan)
devamını gör...
felsefi düşüncenin nitelikleri
felsefi düşüncenin nitelikleri ( özellikleri )
- akla, mantığa uygundur. ( rasyonel )
- tutarlıdır. ( fikirler kendi içerisinde uyumludur, çelişki yoktur. )
- felsefi düşünce refleksiftir. yani kendi üzerine düşünebilir.
akıl - aklın sınırlarını zorlar.
insan - kendi düşüncelerini sorgular.
felsefe - felsefe; felsefenin gerekliliğini, nasıl yapılacağını sorgular.
- felsefe özneldir.
- felsefe kesin değildir. ( genel - geçer; herkes için geçerli kesin doğru demektir. )
- felsefe genel - geçer değildir.
- felsefe şüphecidir.
- felsefe eleştireldir.
- felsefe sorgulayıcıdır.
- felsefe evrenseldir.
- felsefe bütüncüldür.
- felsefe sistemlidir.
- felsefe kümülatiftir. ( yığılır ) yani felsefede binlerce yıldır aynı sorulara verilen farklı cevaplar ve bakış açıları sayesinde bilgi yığılır.
örneğin; binlerce yıldır sevgi nedir? sorusu sorulur ve tekrar tekrar cevaplanır. tüm cevaplar birikir/yığılır.
* felsefede cevaplardan çok sorular önemlidir. cevaplar öznel olduğu için değişebilir. ama sorular kalıcıdır.
* felsefe antik yunanda ortaya çıkmıştır. ancak kadim kültürler olan; mısır, mezopotamya, çin ve hint uygarlıklarının da çok fazla etkisi vardır.
mitolojik/mit: efsanelere, masallara, dinlerin hikayelerine denir.
* yunan mitolojisinde zeus, tanrıların tanrısıdır gibi...
* felsefe, gerçekliği bütün olarak görmeye çalışır.
tarihte bilinen ilk filozof tales'tir. tales; evrenin ana maddesi, her şeyi başlatan ilk varlık, ilk neden nedir? ( arkhe ) sorusunu sormuştur.
- akla, mantığa uygundur. ( rasyonel )
- tutarlıdır. ( fikirler kendi içerisinde uyumludur, çelişki yoktur. )
- felsefi düşünce refleksiftir. yani kendi üzerine düşünebilir.
akıl - aklın sınırlarını zorlar.
insan - kendi düşüncelerini sorgular.
felsefe - felsefe; felsefenin gerekliliğini, nasıl yapılacağını sorgular.
- felsefe özneldir.
- felsefe kesin değildir. ( genel - geçer; herkes için geçerli kesin doğru demektir. )
- felsefe genel - geçer değildir.
- felsefe şüphecidir.
- felsefe eleştireldir.
- felsefe sorgulayıcıdır.
- felsefe evrenseldir.
- felsefe bütüncüldür.
- felsefe sistemlidir.
- felsefe kümülatiftir. ( yığılır ) yani felsefede binlerce yıldır aynı sorulara verilen farklı cevaplar ve bakış açıları sayesinde bilgi yığılır.
örneğin; binlerce yıldır sevgi nedir? sorusu sorulur ve tekrar tekrar cevaplanır. tüm cevaplar birikir/yığılır.
* felsefede cevaplardan çok sorular önemlidir. cevaplar öznel olduğu için değişebilir. ama sorular kalıcıdır.
* felsefe antik yunanda ortaya çıkmıştır. ancak kadim kültürler olan; mısır, mezopotamya, çin ve hint uygarlıklarının da çok fazla etkisi vardır.
mitolojik/mit: efsanelere, masallara, dinlerin hikayelerine denir.
* yunan mitolojisinde zeus, tanrıların tanrısıdır gibi...
* felsefe, gerçekliği bütün olarak görmeye çalışır.
tarihte bilinen ilk filozof tales'tir. tales; evrenin ana maddesi, her şeyi başlatan ilk varlık, ilk neden nedir? ( arkhe ) sorusunu sormuştur.
devamını gör...
platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer
felsefe hocamın önerisiyle aldığım bir kitaptı. harwardlı iki profesör birlikte yazmış. kitap felsefenin temel kavramlarını basit bir şekilde anlatıyor ve anlattıklarını felsefik mizahlarla destekliyor. kitabın yarısına kadar geldiğimde dayanamayıp sadece mizah kısımlarını okumuştum . bazıları gerçekten çok eğlenceliydi ama içinde saçma gelen fıkralarda vardı.* felsefeyi temelden öğrenmek ve öğrenirken eğlenmek istiyorsanız bu kitabı öneririm.
bir irlandalı, dublin'de bir bara girer, üç bardak bira ısmarlar; önce birinden, sonra diğerinden, daha sonra da üçüncüsünden birer yudum alır ve bu sırayla içerek üç bardağı bitirir. ardından üç bira daha ısmarlar.
meraklanan barmen, "her seferinde bir bardak alıp içsen, diğerleri ısınmaz," der. bunun üzerine adam, "biliyorum," der. "ama benim iki kardeşim var; biri amerika'da, diğeri avustralya'da oturuyor. birbirimizden ayrılırken, birlikte içtiğimiz günlerin şerefine hep böyle içeceğimize söz verdik. yani bardakların ikisi kardeşlerim, biri benim için."
barmen duygulanır, "ne kadar hoş," der.
adam kısa süre içinde barın müdavimi olur ve her gece aynı şekilde içer. derken günün birinde adam gene bara gelir ve bu sefer iki bardak ısmarlar.
barmen biraları verir ve içten bir üzüntüyle, "başınız sağ olsun," der.
adam gülümser, "yok, yok," der, "kardeşlerim hayatta... yalnız ben din
değiştirip mormon oldum; o yüzden alkolü bıraktım[[alıntı]]
[[alıntı]]
iki inek çayırda otlamaktadır. biri diğerine döner ve “pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor.” der. diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: “mö.”
[[/alıntı]]
psikiyatr, hastasına annesine yaptığı ziyareti nasıl geçtiğini sorar.
“hiç iyi geçmedi. feci bir freudçu dil sürçmesi yaşadım.”
“sahi mi?” der psikiyatr. “ne dediniz?”
“tuzu verir misin, diyecektim, onun yerine ‘hayatımı mahvettin pislik!’ dedim.”
[[/alıntı]]
bir iyimser, bu dünyanın, mümkün dünyaların en iyisi olduğunu düşünür.
bir kötümserse sahiden öyle olmasından korkar
bir irlandalı, dublin'de bir bara girer, üç bardak bira ısmarlar; önce birinden, sonra diğerinden, daha sonra da üçüncüsünden birer yudum alır ve bu sırayla içerek üç bardağı bitirir. ardından üç bira daha ısmarlar.
meraklanan barmen, "her seferinde bir bardak alıp içsen, diğerleri ısınmaz," der. bunun üzerine adam, "biliyorum," der. "ama benim iki kardeşim var; biri amerika'da, diğeri avustralya'da oturuyor. birbirimizden ayrılırken, birlikte içtiğimiz günlerin şerefine hep böyle içeceğimize söz verdik. yani bardakların ikisi kardeşlerim, biri benim için."
barmen duygulanır, "ne kadar hoş," der.
adam kısa süre içinde barın müdavimi olur ve her gece aynı şekilde içer. derken günün birinde adam gene bara gelir ve bu sefer iki bardak ısmarlar.
barmen biraları verir ve içten bir üzüntüyle, "başınız sağ olsun," der.
adam gülümser, "yok, yok," der, "kardeşlerim hayatta... yalnız ben din
değiştirip mormon oldum; o yüzden alkolü bıraktım[[alıntı]]
[[alıntı]]
iki inek çayırda otlamaktadır. biri diğerine döner ve “pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor.” der. diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: “mö.”
[[/alıntı]]
psikiyatr, hastasına annesine yaptığı ziyareti nasıl geçtiğini sorar.
“hiç iyi geçmedi. feci bir freudçu dil sürçmesi yaşadım.”
“sahi mi?” der psikiyatr. “ne dediniz?”
“tuzu verir misin, diyecektim, onun yerine ‘hayatımı mahvettin pislik!’ dedim.”
[[/alıntı]]
bir iyimser, bu dünyanın, mümkün dünyaların en iyisi olduğunu düşünür.
bir kötümserse sahiden öyle olmasından korkar
devamını gör...
