evliliğin aşkı öldürmesi
bağlanma problemi olan insanların uydurduklarını düşünüyorum. bir de senin ki ölmüştür bir başkasının ki ölmez. kendi yaşadığı olumsuzluğu bir başkası da kesin yaşayacak gözüyle bakan felaket senoryaları yazan bir milletiz her konuda. herkesin aşkı evliliği kendine hastır. yanlız en büyük aşkımız genellemeler bu huyumuzdan vazgeçemiyoruz.
devamını gör...
hi my i run
bana sözlükte nokta kullanmayı öğreten ( gerçekten de tanım sonuna nokta konması gerektiğini bilmiyordum ilk zamanlarda)* canım moderatördür. iyi ki vardır. hep var olsundur:))
devamını gör...
şişkin
genel olarak şişmiş durumda olan anlamında kullanılan, astronomide ise ay'ın dolunay evresi ile ilk dördün ya da yine dolunay ile son dördün evreleri arasındaki evresini ifade eden kelime.

(görsel, netteders. net'ten alıntıdır.)

(görsel, netteders. net'ten alıntıdır.)
devamını gör...
babaların garip huyları
rahmetli boş durmayı sevmezdi.
cumartesi pazar konu komşu kimin nesi bozuksa toplar ve tamir ederdi.
hayatında ilk defa halı yıkama makinesi gördün be adam, nasıl açıyorsun, nasıl çözüyorsun da tamir edebiliyorsun?
hadi ediyorsun, neden bedava?
hadi bedava, neden tatil günlerinde? biraz dinlenseydin, belki biraz daha danışabilirdim sana.
benim de insanları "tamir etme" dürtüm sanıyorum buradan geldi. ama çok başarısızım, bilesin.
cumartesi pazar konu komşu kimin nesi bozuksa toplar ve tamir ederdi.
hayatında ilk defa halı yıkama makinesi gördün be adam, nasıl açıyorsun, nasıl çözüyorsun da tamir edebiliyorsun?
hadi ediyorsun, neden bedava?
hadi bedava, neden tatil günlerinde? biraz dinlenseydin, belki biraz daha danışabilirdim sana.
benim de insanları "tamir etme" dürtüm sanıyorum buradan geldi. ama çok başarısızım, bilesin.
devamını gör...
okul bitmemiş kabusu
yarın kalıcı olarak başlıyor. hayatta en nefret ettiğim üç kabusum var.
1-askere geri çağrılıyorum kabusu.
2-üniversitede finali kaçırmışım kabusu.
3-okul bitmemiş kabusu.
bu kabusları ben beş yıl civarında gördüm. kafam da rahattı dürüst olmak gerekirse. okul bitmişti, askerlik de öyle. bazen rüyamda liseye dönüyordum ama sorun değildi. finali kaçırıp uyandığımda ''ohh rüyaymış, zaten ne finali olm ben mezun olalı 6 yıl oldu'' diyip vurup kafayı geri yatıyordum...
ama allah kahretsin ki yarın okulum başlıyor ya. ya arkadaş bu nasıl iş ben nasıl başardım 30 yaşında hala okula gitmeyi ya. arkadaşlarımın çocukları var ya. evlendiler üstüne metresleri var. var abi bana kızmayın, onların var. biliyorsunuz benim yok. velhasıl nasıl başardım bilmiyorum ama hala öğrenciyim be abi. okul bitmemiş kabusu kabus değil benim için. bildiğin hayatın gerçeği. okulum bitmemiş lan.
yarın dönem başlıyor. gidip hocalarla buluşacağız. mösyö philip yine geçmiş günlerden bahsedecek ve ben de pencereden bakıp ''ulan doktorayı boş verip türkiye'ye mi dönsem'' diye hayallere dalacağım. çünkü okul bitmemiş. bitsin istiyorum. bitmiyor. mezarda öğrencilik görüyorum kendim için.
bizde genetikmiş ama bu. babamı hatırlıyorum. 32 yaşındaydı, ben okula giderken o da yüksek lisansa giderdi. birlikte kitaplarımızı kaplardık ya. nasıl baba lan bu? milletin babası komando oluyordu, dağda yılan yiyordu. benim babam 31 yaşında bedelli askerlikten geldi. adamı ben aldım kavşaktan annemle ya. oğlum insan babasını askerden alır mı? böyle babaya böyle evlat çok bile ya.
yarın okul başlıyor arkadaşlar. canım sıkkın.
1-askere geri çağrılıyorum kabusu.
2-üniversitede finali kaçırmışım kabusu.
3-okul bitmemiş kabusu.
bu kabusları ben beş yıl civarında gördüm. kafam da rahattı dürüst olmak gerekirse. okul bitmişti, askerlik de öyle. bazen rüyamda liseye dönüyordum ama sorun değildi. finali kaçırıp uyandığımda ''ohh rüyaymış, zaten ne finali olm ben mezun olalı 6 yıl oldu'' diyip vurup kafayı geri yatıyordum...
ama allah kahretsin ki yarın okulum başlıyor ya. ya arkadaş bu nasıl iş ben nasıl başardım 30 yaşında hala okula gitmeyi ya. arkadaşlarımın çocukları var ya. evlendiler üstüne metresleri var. var abi bana kızmayın, onların var. biliyorsunuz benim yok. velhasıl nasıl başardım bilmiyorum ama hala öğrenciyim be abi. okul bitmemiş kabusu kabus değil benim için. bildiğin hayatın gerçeği. okulum bitmemiş lan.
yarın dönem başlıyor. gidip hocalarla buluşacağız. mösyö philip yine geçmiş günlerden bahsedecek ve ben de pencereden bakıp ''ulan doktorayı boş verip türkiye'ye mi dönsem'' diye hayallere dalacağım. çünkü okul bitmemiş. bitsin istiyorum. bitmiyor. mezarda öğrencilik görüyorum kendim için.
bizde genetikmiş ama bu. babamı hatırlıyorum. 32 yaşındaydı, ben okula giderken o da yüksek lisansa giderdi. birlikte kitaplarımızı kaplardık ya. nasıl baba lan bu? milletin babası komando oluyordu, dağda yılan yiyordu. benim babam 31 yaşında bedelli askerlikten geldi. adamı ben aldım kavşaktan annemle ya. oğlum insan babasını askerden alır mı? böyle babaya böyle evlat çok bile ya.
yarın okul başlıyor arkadaşlar. canım sıkkın.
devamını gör...
yaş ilerledikçe amatör sevgili bulmanın zorlaşması
ya üzgünüm ama içimde tutamayacağım. sevgili bulabildiniz de amatörünü mü arar oldunuz? tanımlarınızda bahsettiğiniz cinselliğin hayatınızda var olmadığını çok iyi biliyoruz. yokluktan dilinize vurmuş resmen. nefes alan kadın bulabilseniz öpüp başınıza koyacak derecede abazan olduğunuz apaçık ortada.
burada yok öyle seviştim yok sevişmek böyledir şöyledir diye nutuk çekenlerin, 'hayatımdan seks eksik olmaz' kafalarında olanların gerçek hayatında full elizabeth olduğunu biliyoruz. zaten cinsel hayatınız bu kadar aktif olsa, sözlükte bile sexting yapacak insan aramazsınız. bırakın bu ayakları cidden komik oluyorsunuz. nasıl olsa burda ne atıp tutsanız kimse sorgulamaz ya hani, bol keseden sallıyorsunuz. gülüyorum halinize. gizli abazalar sizi.
burada yok öyle seviştim yok sevişmek böyledir şöyledir diye nutuk çekenlerin, 'hayatımdan seks eksik olmaz' kafalarında olanların gerçek hayatında full elizabeth olduğunu biliyoruz. zaten cinsel hayatınız bu kadar aktif olsa, sözlükte bile sexting yapacak insan aramazsınız. bırakın bu ayakları cidden komik oluyorsunuz. nasıl olsa burda ne atıp tutsanız kimse sorgulamaz ya hani, bol keseden sallıyorsunuz. gülüyorum halinize. gizli abazalar sizi.
devamını gör...
zaman boyutunda ışık hızında hareket etmek
kulağa bilim kurgu gibi gelse de, hepimizin yaptığı şey.
biliyoruz ki 20. yüzyılın başlarında, bugün bildiğimiz şekliyle uzay - zaman tanımlanmıştı. buna göre evrenimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutu olmak üzere 4 boyuttan oluşuyor*. uzay koordinatlarında istediğimiz yöne hareket edebilirken, zaman boyutunda bunu yapamıyoruz.
uzayda herhangi bir uzaklığı hesaplamak istediğimizde öklid geometrisi işimizi görmek için yeterli. örneğin x, y, z koordinat sistemiyle tanımlanmış 3 boyutlu bir düzlemde herhangi bir d uzaklığını şu formülle hesaplıyoruz:

bu formül, zamanı içermiyor. sadece uzaydaki noktalar arasındaki uzaklıkları hesaplamaya yarıyor. işin içine zamanı da katmamız gerekirse ne olacak? o zaman formülümüz biraz daha farklı bir hâl alıyor:

burada artık işin içine ışık hızı (c) ve zaman (t) da giriyor.
uzay - zamandaki herhangi 2 nokta arasındaki uzaklık bir gözlemciye göre 0'sa diğerlerine göre de 0'dır. tek bir boyut, mesela z ekseni doğrultusu için herhangi 2 nokta arasındaki uzaklığın 0 olması durumunu, 2. formüle göre şöyle yazabiliriz:

burada küçük bir düzenleme yapıp işlemi köklü sayılardan da kurtardığımızda karşımıza şu sonuç çıkar:

daha önceki eşitliğin her iki tarafındaki tüm terimleri delta t'ye bölelim:*

en sondaki terimde hem payda hem paydada var olan delta t'ler birbirini götüreceğinden son terimde sadece ışık hızının karesi kalır.
şimdi... eşitliğin sağ tarafındaki eksi işaretli ilk 3 terim ne söylüyor? bir önceki kısacık formüle tekrar bakın. burada z ekseni üzerindeki 2 nokta arası uzaklığın toplam zamana bölümü bize ışık hızını vermişti. yani bu son formüldeki negatif işaretli 3 adet bölme işlemi, x, y ve z eksenleri doğrultusundaki hızlara eşit. referans çerçeveleri ve göreli hareket üzerinden düşünürsek, kendimizi referans aldığımızda kendimize göre uzaydaki x, y ve z boyutlarındaki hızımız 0 olur. bu durumda geriye delta s/delta t = c kalır ki bu da uzaysal boyutlarda hareket etmediğimiz halde, zaman boyutunda ışık hızıyla hareket ettiğimizi gösterir.
"bu işten bir şey anlamadım" ya da "kafama yatmadı" diyenlere farklı bir anlatım için buradan
biliyoruz ki 20. yüzyılın başlarında, bugün bildiğimiz şekliyle uzay - zaman tanımlanmıştı. buna göre evrenimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutu olmak üzere 4 boyuttan oluşuyor*. uzay koordinatlarında istediğimiz yöne hareket edebilirken, zaman boyutunda bunu yapamıyoruz.
uzayda herhangi bir uzaklığı hesaplamak istediğimizde öklid geometrisi işimizi görmek için yeterli. örneğin x, y, z koordinat sistemiyle tanımlanmış 3 boyutlu bir düzlemde herhangi bir d uzaklığını şu formülle hesaplıyoruz:

bu formül, zamanı içermiyor. sadece uzaydaki noktalar arasındaki uzaklıkları hesaplamaya yarıyor. işin içine zamanı da katmamız gerekirse ne olacak? o zaman formülümüz biraz daha farklı bir hâl alıyor:

burada artık işin içine ışık hızı (c) ve zaman (t) da giriyor.
uzay - zamandaki herhangi 2 nokta arasındaki uzaklık bir gözlemciye göre 0'sa diğerlerine göre de 0'dır. tek bir boyut, mesela z ekseni doğrultusu için herhangi 2 nokta arasındaki uzaklığın 0 olması durumunu, 2. formüle göre şöyle yazabiliriz:

burada küçük bir düzenleme yapıp işlemi köklü sayılardan da kurtardığımızda karşımıza şu sonuç çıkar:

daha önceki eşitliğin her iki tarafındaki tüm terimleri delta t'ye bölelim:*

en sondaki terimde hem payda hem paydada var olan delta t'ler birbirini götüreceğinden son terimde sadece ışık hızının karesi kalır.
şimdi... eşitliğin sağ tarafındaki eksi işaretli ilk 3 terim ne söylüyor? bir önceki kısacık formüle tekrar bakın. burada z ekseni üzerindeki 2 nokta arası uzaklığın toplam zamana bölümü bize ışık hızını vermişti. yani bu son formüldeki negatif işaretli 3 adet bölme işlemi, x, y ve z eksenleri doğrultusundaki hızlara eşit. referans çerçeveleri ve göreli hareket üzerinden düşünürsek, kendimizi referans aldığımızda kendimize göre uzaydaki x, y ve z boyutlarındaki hızımız 0 olur. bu durumda geriye delta s/delta t = c kalır ki bu da uzaysal boyutlarda hareket etmediğimiz halde, zaman boyutunda ışık hızıyla hareket ettiğimizi gösterir.
"bu işten bir şey anlamadım" ya da "kafama yatmadı" diyenlere farklı bir anlatım için buradan
devamını gör...
havasında değilse telefonuna bakmayan şahsiyet
en uyuz olduğum insandır.
telefon iletişim içindir, naz niyaz için değil.
ben hepsine bakarım, herkes de benim telefonuma bakacak.
müsait değilse ilk fırsatta dönecek.
telefona bakmak benim için insanı tanıma kriteridir. iletişime önem vermeyen insan ile ne iş olabilir ki?
telefon iletişim içindir, naz niyaz için değil.
ben hepsine bakarım, herkes de benim telefonuma bakacak.
müsait değilse ilk fırsatta dönecek.
telefona bakmak benim için insanı tanıma kriteridir. iletişime önem vermeyen insan ile ne iş olabilir ki?
devamını gör...
profil fotoğrafı koymayan yazarın asıl amacı
önemli olan fotoğraf degil yazarın yazilarinin insanlar tarafından beğenilmesi bence .
devamını gör...
geceye bir türk sanat müziği şarkısı bırak
bir klasik daha gelsin o vakit.
bu şarkı ile şarkı yarışması yapardık.
kendimi en güzel söyleyen sanırdım.
eski beri özgüvenim tavandı.*
bir ilkbahar sabahı
samime sanay
bu şarkı ile şarkı yarışması yapardık.
kendimi en güzel söyleyen sanırdım.
eski beri özgüvenim tavandı.*
bir ilkbahar sabahı
samime sanay
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
benimle evlenir misin? 30 defa hayır diyebilirim.
devamını gör...
halychtidae
açıkçası nickaltısı sol framee düşen yazarları, kendi nickaltılarına entry girmeyecek kadar cool ve elit insanlar olmaları dolayısıyla bulamıyorum. daha bugün yaşadım. ben de herkes aynı şeyi yaşamasın diye yazayım dedim.*
devamını gör...
sapık sanılarak linç edilen adam
diyarbakır'da bir parkta, bir kız çocuğunun fotoğraflarını çektiği iddiasıyla bıçaklanıp öldürülen ergün arslan isimli şahıs.
kız çocuğunun ifadesiyle, hakkında taciz iddiasında bulunulan arslan'ın suçsuz olduğu, fotoğrafı çekenin başkası olduğu ortaya çıkmış. hatta arslan'ın tacizcileri engelleme çalıştığı söyleniyor.
yargısız infaz, linç kültürü ve "kendi adaletimi kendim sağlarım" kafasının geldiği nokta bu maalesef. ülkedeki adalete güvenmeyenlere de diyecek bir şey bulamıyorum, onların da haklı olduğu noktalar var.
olan adama olmuş.
kaynak
ekşi'de birisi konuyla ilgili "ne oldu? her gün sosyal medyada yapılan şeyin gerçeğini görmek rahatsız mı etti?" yazmış. maalesef o da çok haklı. sosyal medya yargısız infazcılarla dolu. "yapmayın etmeyin" diyene de konuya bakılmaksızın sjw damgası vuruluyor.
kız çocuğunun ifadesiyle, hakkında taciz iddiasında bulunulan arslan'ın suçsuz olduğu, fotoğrafı çekenin başkası olduğu ortaya çıkmış. hatta arslan'ın tacizcileri engelleme çalıştığı söyleniyor.
yargısız infaz, linç kültürü ve "kendi adaletimi kendim sağlarım" kafasının geldiği nokta bu maalesef. ülkedeki adalete güvenmeyenlere de diyecek bir şey bulamıyorum, onların da haklı olduğu noktalar var.
olan adama olmuş.
kaynak
ekşi'de birisi konuyla ilgili "ne oldu? her gün sosyal medyada yapılan şeyin gerçeğini görmek rahatsız mı etti?" yazmış. maalesef o da çok haklı. sosyal medya yargısız infazcılarla dolu. "yapmayın etmeyin" diyene de konuya bakılmaksızın sjw damgası vuruluyor.
devamını gör...
hayalet ıslığı
farazi'nin beatlerine ve kayra'nın sözlerine her seferinde daha da eriyen biri olarak en sevdiğim albümlerden biridir kendisi. albümün her parçası ayrı bir güzel, her parçasında farklı bir hava var . her ne kadar farazi ve kayra anlaşmazlıklardan dolayı yüksek ihtimalle bir daha birlikte parça çıkartmayacak olsalar da bu albümü sunmuş olmaları bile yeterli benim için.
tam şu an dinlemeye gidiyorum albümü, bir süredir dinlemiyordum.
tam şu an dinlemeye gidiyorum albümü, bir süredir dinlemiyordum.
devamını gör...
onca derde tasaya rağmen yatınca uyuyabilmek
çocuklar neden uyumak istemezler? yaşama sevinçleri yetişkinlerden daha fazladır çünkü. uyumak huzur göstergesi değildir, aksine çoğu zaman kaçıştır. ben yine de hayranım uyuyabilenlere zira her durumda en çabuk bozulan şeydir, uyku düzenim.
devamını gör...
günümüzde kemalizmin atatürk'le alakasız olması
evvela başlık değişmiş iyi olmuş. başlığı açan arkadaşımızın anlatmak istediğine daha yakın gibi.
öyle iletiler yazılıyor ki, rahmetli uğur mumcu'yu anmadan edemiyor insan. ''bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.'' sözü ağızlara pelesenk olsa da, aforizmadan öteye gitmiyor. böyle güzel bir sözü dahi içselleştirme sorunumuz var.
yukarıda bir arkadaş diyor ki; kemalizm mustafa kemali diktatör olarak lanse etmek için uydurulmuş. hayreti mucip. vallahi pes. güzel kardeşim bu bilginin kaynağı ne? zira tarihi gerçeklikle uzaktan yakından ilişkisi yok.
kemalizm kavramı "türk kurtuluş savaşı" sırasında ortaya çıktı. yani sene 1919. henüz türkiye cumhuriyeti devleti ortada yok. mustafa kemal bir bağımsızlık mücadelesinin lideri konumunda, ülke yönetmiyor. teknik olarak zaten diktatör olamaz!
peki bu tabir o dönemde hangi anlama geliyor; mustafa kemal'den taraf olanlar, kemalciler, milli kurtuluşcular vs. vs.
bunu gerek dış basında, gerekse devletler arası yazışmalarda görüyoruz. hatta saray dahi celaliler nitelemesi ile birlikte bu tabiri kullanmaya başlıyor.
misal lumbord, curzona yazdığı mektupta kemalistlerin sevri yırtıp atacaklarını söylüyor.
böyle binlerce yazışma var.
neyse sonra savaş kazanılıyor. ve mazlum doğu halklarında yarattığı intiba "kemalist zafer". bu tarz başlıklar ve söylemler ortaya çıkıyor.
hal böyle olunca, "türk kurtuluş savaşı" kemalist zafer olarak adlandırılınca, kavram iyice oturmaya başlıyor. cumhuriyet kurulduktan sonra türk devrimleri kemalist devrimler olarak literatüre giriyor.
türk tarih kurumunun yayınladığı tarih serisinde 6 ok "kemalizm ilkeleri" olarak yer alıyor. sene 1931 mustafa kemal hayatta!
1932 ise kadro hareketinin orta çıktığı yıl. yakup kadriler, şevket süreyyalar, nedim töreler, kemalizmin fikri alt yapısını anlatmak amacıyla bu dergiyi çıkarıyorlar. mustafa kemal yine hayatta!
chf/chp kurultay metinleri, mustafa kemalin konuşmaları, halk evleri yayınları... kavram daha da güçlenerek kullanılıyor.
neyse çok uzatmak istemiyorum zira sayfalarca yazılır lakin bütün somut kanıtlar ortada duruyor. öğrenmek isteyen açar okur.
ben şuraya geleceğim; türkiye de 80 sonrası kitleler atatürkçülük kavramına sarıldı. bu kavram kemalizmin iğdiş edilmiş halidir. natocu ve amerikancı kenan evrenin bizlere hediyesidir. yani aslında "evrenizm"i "kemalizm"in yerine koymaktasınız.
işte başlığı açan arkadaş da, mustafa kemali sevdiğini söyleyen ama ona dair hiçbir gerçekliği öğrenmek için kılını kıpırdatmayan kitleyi eleştiriyor.
sonuna kadar da, haklı...
haddim olmayarak naçizane tavsiye;
sevin ama kendinize yontmayın. size uymayan taraflarını yontup, sevginizi meşrulaştırmaya çalışmayın...
okuyun yahu. çok mu zor? konuşma metinlerini, ttk tarih dergilerini, kadro sayılarını, arşivleri, medeni bilgileri vs vs...
tekrar altını çiziyorum mustafa kemal bu coğrafya da saygıyı hak eden en önemli tarihi figür... ama sevenleri dahi onu araştırmaktan imtina edip, fikirsel anlamda yan gelip yatıyorsa kimseye söz söyleme hakları kalmaz.
öyle iletiler yazılıyor ki, rahmetli uğur mumcu'yu anmadan edemiyor insan. ''bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.'' sözü ağızlara pelesenk olsa da, aforizmadan öteye gitmiyor. böyle güzel bir sözü dahi içselleştirme sorunumuz var.
yukarıda bir arkadaş diyor ki; kemalizm mustafa kemali diktatör olarak lanse etmek için uydurulmuş. hayreti mucip. vallahi pes. güzel kardeşim bu bilginin kaynağı ne? zira tarihi gerçeklikle uzaktan yakından ilişkisi yok.
kemalizm kavramı "türk kurtuluş savaşı" sırasında ortaya çıktı. yani sene 1919. henüz türkiye cumhuriyeti devleti ortada yok. mustafa kemal bir bağımsızlık mücadelesinin lideri konumunda, ülke yönetmiyor. teknik olarak zaten diktatör olamaz!
peki bu tabir o dönemde hangi anlama geliyor; mustafa kemal'den taraf olanlar, kemalciler, milli kurtuluşcular vs. vs.
bunu gerek dış basında, gerekse devletler arası yazışmalarda görüyoruz. hatta saray dahi celaliler nitelemesi ile birlikte bu tabiri kullanmaya başlıyor.
misal lumbord, curzona yazdığı mektupta kemalistlerin sevri yırtıp atacaklarını söylüyor.
böyle binlerce yazışma var.
neyse sonra savaş kazanılıyor. ve mazlum doğu halklarında yarattığı intiba "kemalist zafer". bu tarz başlıklar ve söylemler ortaya çıkıyor.
hal böyle olunca, "türk kurtuluş savaşı" kemalist zafer olarak adlandırılınca, kavram iyice oturmaya başlıyor. cumhuriyet kurulduktan sonra türk devrimleri kemalist devrimler olarak literatüre giriyor.
türk tarih kurumunun yayınladığı tarih serisinde 6 ok "kemalizm ilkeleri" olarak yer alıyor. sene 1931 mustafa kemal hayatta!
1932 ise kadro hareketinin orta çıktığı yıl. yakup kadriler, şevket süreyyalar, nedim töreler, kemalizmin fikri alt yapısını anlatmak amacıyla bu dergiyi çıkarıyorlar. mustafa kemal yine hayatta!
chf/chp kurultay metinleri, mustafa kemalin konuşmaları, halk evleri yayınları... kavram daha da güçlenerek kullanılıyor.
neyse çok uzatmak istemiyorum zira sayfalarca yazılır lakin bütün somut kanıtlar ortada duruyor. öğrenmek isteyen açar okur.
ben şuraya geleceğim; türkiye de 80 sonrası kitleler atatürkçülük kavramına sarıldı. bu kavram kemalizmin iğdiş edilmiş halidir. natocu ve amerikancı kenan evrenin bizlere hediyesidir. yani aslında "evrenizm"i "kemalizm"in yerine koymaktasınız.
işte başlığı açan arkadaş da, mustafa kemali sevdiğini söyleyen ama ona dair hiçbir gerçekliği öğrenmek için kılını kıpırdatmayan kitleyi eleştiriyor.
sonuna kadar da, haklı...
haddim olmayarak naçizane tavsiye;
sevin ama kendinize yontmayın. size uymayan taraflarını yontup, sevginizi meşrulaştırmaya çalışmayın...
okuyun yahu. çok mu zor? konuşma metinlerini, ttk tarih dergilerini, kadro sayılarını, arşivleri, medeni bilgileri vs vs...
tekrar altını çiziyorum mustafa kemal bu coğrafya da saygıyı hak eden en önemli tarihi figür... ama sevenleri dahi onu araştırmaktan imtina edip, fikirsel anlamda yan gelip yatıyorsa kimseye söz söyleme hakları kalmaz.
devamını gör...
melodic death metal
bir, metal müzik türü.
an itibariyle merkez üssü isveç olup dark tranquillity gibi grupların öncülüğünde gelişmiştir.
şuan en önemli temsilcileri; başta dark tranquillity olmak üzere, in mourning, insomnium ve amon amarth gibi gruplardır.
an itibariyle merkez üssü isveç olup dark tranquillity gibi grupların öncülüğünde gelişmiştir.
şuan en önemli temsilcileri; başta dark tranquillity olmak üzere, in mourning, insomnium ve amon amarth gibi gruplardır.
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
bir lider düşünün ki meclisi kurduğu günü çocuklara, milli mücadeleyi başlattığı günü gençlere armağan etsin...
egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
bu vesile ile çocukken okuduğumuz andımızı hatırlatmak isterim.
türk'üm, doğruyum, çalışkanım,ilkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.ey büyük atatürk!açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.varlığım türk varlığına armağan olsun. ne mutlu türk'üm diyene!
egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
bu vesile ile çocukken okuduğumuz andımızı hatırlatmak isterim.
türk'üm, doğruyum, çalışkanım,ilkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.ey büyük atatürk!açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.varlığım türk varlığına armağan olsun. ne mutlu türk'üm diyene!
devamını gör...

