herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
eksileme butonu olsa en çok kullanacağım başlıktır. öyle şeyler yazmış ki kıymetli yazarlarımız inanamıyorum. lahmacun diyen var ya :(
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
her yıl 1 mayıs'ta aklıma jack london'ın şu sözleri gelir;
"ben işçi sınıfı içinde doğdum. coşku, hırs ve ülkü denen şeyleri çok genç yaşlarda keşfettim. bu tutkuları dindirebilmek çocukluk yaşamımın en temel sorunu oldu.
gemilerde tayfalık, limanlarda hamallık yaptım; konserve fabrikalarında, daha başka fabrikalarda ve çamaşırhanelerde çalıştım; ot biçtim, halı temizledim, cam siliciliği yaptım. ama hiçbir zaman emeğimin tam karşılığını alamadım. bundan böyle ölesiye çalışmayacağım. eğer bir daha ölesiye çalışırsam, gerekenden bir damla fazlasını yaparsam: allah belamı versin!"
emeğin günü!
yaşasın 1 mayıs!
"ben işçi sınıfı içinde doğdum. coşku, hırs ve ülkü denen şeyleri çok genç yaşlarda keşfettim. bu tutkuları dindirebilmek çocukluk yaşamımın en temel sorunu oldu.
gemilerde tayfalık, limanlarda hamallık yaptım; konserve fabrikalarında, daha başka fabrikalarda ve çamaşırhanelerde çalıştım; ot biçtim, halı temizledim, cam siliciliği yaptım. ama hiçbir zaman emeğimin tam karşılığını alamadım. bundan böyle ölesiye çalışmayacağım. eğer bir daha ölesiye çalışırsam, gerekenden bir damla fazlasını yaparsam: allah belamı versin!"
emeğin günü!
yaşasın 1 mayıs!
devamını gör...
kendi saçını kesmek
başlığı görünce kafamın içinde hemen şu güzel şarkı çaldı.
t:bir hayli zor olan, ama bir kez yapmayı becerdiğinizde asla bırakmayacağınız eylem.
t:bir hayli zor olan, ama bir kez yapmayı becerdiğinizde asla bırakmayacağınız eylem.
devamını gör...
ölü dil
belirli bir dönemde kullanılırken, kullanan toplumun diğer bir dili de kullanmaya başlamasıyla ve sonradan kullanılmaya başlanan dilin daha geçerli hale gelmesiyle, önce ki dilin işlevini yitirmesi ve konuşulmamaya başlanması sonucu körelip unutulmuş dillerdir.
grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.
günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.
günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
off okumayın böyle bir kafa dağınıklığı yok ön editi: şaka yapmıyorum. kendi yazdığım entrydeki düşünce akışını takip edemedim resmen tekrar okuyunca.
insan izlemeyi çok seviyorum. hiç tanımadığım insanları da hayatımdaki insanları da. aslında kendimi en çok eleştirdiğim özelliklerimden biri de tam olarak bu özelliğimle bağlantılı. insanları izliyor ve onların tavırlarına göre konumlanıyorum. karakterin yok mu senin kardeşim niye kaba göre şekil alıyorsun? di' mi ama? yaaaniii.
şaka şaka, bu kadar basit değil tabi ki. mübalağa sanatına saygımızdan hep. bir sürü başka parametre daha var ama demek istediğim şu; a kişisinin bana yaptığı şeyin birebir aynını b kişisi yaptığında aynı tepkiyi vermiyorum. iyi bir şey de olabilir bu kötü bir şey de. a kişisini de b kişisini de sevdiğimi düşünelim. ikisinin de cinsiyetinin aynı olduğunu, her ikisiyle de aramda benzer kanalda bir ilişki olduğunu varsayalım. yapılan şeyin de birebir aynı olması mümkün olmasa da büyük oranda benzerlik taşıdığını düşünelim. bambaşka tepkiler veriyorum... aklımda şu an hiç değilse 7-8 farklı örnek var. çok saçma değil mi?
hadi gelin düşünelim, evet saçma şeyler de düşünülür ve anlamlandırılmaya çalışılır, bence en yakınsak sonuç şu; konu ilk paragrafta bahsettiğim gibi insanları izlemeyi sevmemle direkt olarak ilişkili. insanlarla olan ilişkilerime onlara yüzde yüz güven duyarak başlıyorum mesela. çok büyük kazıklar yemiş, feleğin çemberinden falan geçmiş bir insan olmadığımdan galiba, kolay boşuyorum karıyı. insanlar benim güvenimi kazanmak için bir şey yapmak zorunda değiller bana sebep(ler) vermesinler kafi. illa benimle ilgili/ilişkili şeyler olmasına gerek de yok. benden bağımsız hayatlarındaki aksiyonlarını izleyerek de bulup çıkarabiliyorum o sebepleri. bu oldu mu da barem barem düşüyor onlara duyduğum güven. bu sadece güven özelinde böyle değil elbette. aslında özetin özeti şu, insanları söyledikleri ile değil, yaptıkları ile, yaptıkları da doğru değil, yaptıklarının benim dünyamdaki karşılıkları ile değerlendiriyorum. herkes, herkesin anladığı kadardır. senin kim olduğunun, kendini kim sandığının, kendini kim gibi gördüğünün inan bana hiçbir önemi yok. ben seni nasıl görüyorsam sen benim için o kadarsın. azı ya da çoğu da olamıyorsun. şimdi a kişisi zibilyon farklı konuda trilyon farklı kırılımla bana bir sürü data verdiği ve bir o kadarını da bambaşka sonuçlar doğuracak şekilde b kişisi verdiği için, (dediğim gibi; biri illa pozitifte diğeri nagatifte olmak zorunda değil bu işlemenin neticesinde, her ikisini de sevmeye devam ettiğim örneğinden devam ediyorum) yaptıkları birebir aynı şeylere, onların aksiyonlarına göre tavır alan bir insan olduğum için farklı tepkiler veriyorum.
çok gereksiz mi uzattım acaba ya? neyse. aslında başka bir şey anlatacaktım konuya girince çıkamadım. insanlarla kurduğumuz diyaloglar, birlikte geçirdiğimiz vakitler, aramızdaki duygular anlatmaya anlatılmıyor, yaşandığı gibi ve haliyle kalıyor ya; ana özel, biricik şekilde. beyninde bile anıları tekrar yaşayamıyorsun. sana yaşattığı duyguları anımsıyorsun başka başka hislerinle de harmanlanmış bir vaziyette "izliyorsun" falan. orası başka bir konu, girmeyelim. bağlayacağım yer şurasıydı, dönüp bakıyorum hayatıma, insanlarıma, artık benim olmayanlara da, her birinde başka bir senem görüyorum. bazı senemleri daha çok seviyorum, bazılarındansa daha az razıyım. aslında hiçbiri ben değilim. hiçbiri de onlar değil. benlik bu kadar akışkan, bu kadar dönüşken, bu kadar nesnellikten uzaksa, kalıpları, sınırları var gibi gözükse de aslında bu kadar geçirgense, neyin gerçek, neyin yanılsama olduğunun ayırdına nasıl varacağız? hangisi benim kabulüm, hangisi değil? neyi nasıl tanımlayacağız arkadaşlar?
yaa. öyle işte. bunlar hep soru(n).
insan izlemeyi çok seviyorum. hiç tanımadığım insanları da hayatımdaki insanları da. aslında kendimi en çok eleştirdiğim özelliklerimden biri de tam olarak bu özelliğimle bağlantılı. insanları izliyor ve onların tavırlarına göre konumlanıyorum. karakterin yok mu senin kardeşim niye kaba göre şekil alıyorsun? di' mi ama? yaaaniii.
şaka şaka, bu kadar basit değil tabi ki. mübalağa sanatına saygımızdan hep. bir sürü başka parametre daha var ama demek istediğim şu; a kişisinin bana yaptığı şeyin birebir aynını b kişisi yaptığında aynı tepkiyi vermiyorum. iyi bir şey de olabilir bu kötü bir şey de. a kişisini de b kişisini de sevdiğimi düşünelim. ikisinin de cinsiyetinin aynı olduğunu, her ikisiyle de aramda benzer kanalda bir ilişki olduğunu varsayalım. yapılan şeyin de birebir aynı olması mümkün olmasa da büyük oranda benzerlik taşıdığını düşünelim. bambaşka tepkiler veriyorum... aklımda şu an hiç değilse 7-8 farklı örnek var. çok saçma değil mi?
hadi gelin düşünelim, evet saçma şeyler de düşünülür ve anlamlandırılmaya çalışılır, bence en yakınsak sonuç şu; konu ilk paragrafta bahsettiğim gibi insanları izlemeyi sevmemle direkt olarak ilişkili. insanlarla olan ilişkilerime onlara yüzde yüz güven duyarak başlıyorum mesela. çok büyük kazıklar yemiş, feleğin çemberinden falan geçmiş bir insan olmadığımdan galiba, kolay boşuyorum karıyı. insanlar benim güvenimi kazanmak için bir şey yapmak zorunda değiller bana sebep(ler) vermesinler kafi. illa benimle ilgili/ilişkili şeyler olmasına gerek de yok. benden bağımsız hayatlarındaki aksiyonlarını izleyerek de bulup çıkarabiliyorum o sebepleri. bu oldu mu da barem barem düşüyor onlara duyduğum güven. bu sadece güven özelinde böyle değil elbette. aslında özetin özeti şu, insanları söyledikleri ile değil, yaptıkları ile, yaptıkları da doğru değil, yaptıklarının benim dünyamdaki karşılıkları ile değerlendiriyorum. herkes, herkesin anladığı kadardır. senin kim olduğunun, kendini kim sandığının, kendini kim gibi gördüğünün inan bana hiçbir önemi yok. ben seni nasıl görüyorsam sen benim için o kadarsın. azı ya da çoğu da olamıyorsun. şimdi a kişisi zibilyon farklı konuda trilyon farklı kırılımla bana bir sürü data verdiği ve bir o kadarını da bambaşka sonuçlar doğuracak şekilde b kişisi verdiği için, (dediğim gibi; biri illa pozitifte diğeri nagatifte olmak zorunda değil bu işlemenin neticesinde, her ikisini de sevmeye devam ettiğim örneğinden devam ediyorum) yaptıkları birebir aynı şeylere, onların aksiyonlarına göre tavır alan bir insan olduğum için farklı tepkiler veriyorum.
çok gereksiz mi uzattım acaba ya? neyse. aslında başka bir şey anlatacaktım konuya girince çıkamadım. insanlarla kurduğumuz diyaloglar, birlikte geçirdiğimiz vakitler, aramızdaki duygular anlatmaya anlatılmıyor, yaşandığı gibi ve haliyle kalıyor ya; ana özel, biricik şekilde. beyninde bile anıları tekrar yaşayamıyorsun. sana yaşattığı duyguları anımsıyorsun başka başka hislerinle de harmanlanmış bir vaziyette "izliyorsun" falan. orası başka bir konu, girmeyelim. bağlayacağım yer şurasıydı, dönüp bakıyorum hayatıma, insanlarıma, artık benim olmayanlara da, her birinde başka bir senem görüyorum. bazı senemleri daha çok seviyorum, bazılarındansa daha az razıyım. aslında hiçbiri ben değilim. hiçbiri de onlar değil. benlik bu kadar akışkan, bu kadar dönüşken, bu kadar nesnellikten uzaksa, kalıpları, sınırları var gibi gözükse de aslında bu kadar geçirgense, neyin gerçek, neyin yanılsama olduğunun ayırdına nasıl varacağız? hangisi benim kabulüm, hangisi değil? neyi nasıl tanımlayacağız arkadaşlar?
yaa. öyle işte. bunlar hep soru(n).
devamını gör...
sosyalizm
insan gibi ben merkezli, güç odaklı ve tahripkâr bir doğası olan bir canlınım yaşam biçimine uygun olmadığını düşündüğüm, kaynakların eşit dağılımını temel alan sistem.
ideolojik olarak uygulanabilirliği ise kapitalist ekonomik düzene entegre edilmiş olarak belirli bir düzeyde bulunmakta. günümüzde, sanayi ve hizmet sektörü odaklı büyük devletlerin çoğunda bulunan sosyal devlet yapısı örneğin. ancak bu orta yolcu sistemi bile çökertmeye doğru hızla ilerliyoruz. insanların yaptığı istisnasız her şeyin mutlaka boku çıkıyor bir yerde. sanayi toplumundaki sert kapitalist koşullarla insanları iliğine kadar sömüren devletler, aynısının lacivertini her koşulda ortak mülkiyet gibi sürdürülebilirliği olmayan bir zırvayı temel alarak yapan sözde insancıl özde dikta rejimi olan sosyalist/komünist devletler, en sonunda da tam ikisini bir araya getirip düzgün bir sistemi oturmaya başladılar diye sevinirken mantar gibi türemeye başlayan tatlı su liberali dostlarımız ve bitmek bilmeyen pembiş insan sevgileri yüzünden sistem paraziti kaynak yiyici mülteci kampına dönen medeniyet abidesi ülkeler...
konuyu daha fazla dağıtmadan kısaca toparlamak gerekirse, söz konusu insan olduğunda hiçbir sistem ve çözüm yolu tek başına yeterli değil; farklı ideoloji ve yöntemlerin entegrasyon içerisinde uygulanması gerekiyor çünkü insan çok boyutlu ve karmaşık bir varlık. çok boyutlu ve sürdürülebilir sistemler oluşturabileceğimiz yerde anlamsız bir biçimde fanatiği olduğumuz ideolojileri baskıyla uygulamaya çalışınca boğazımıza kadar foseptik çukuruna batıyoruz görüldüğü üzere.
ideolojik olarak uygulanabilirliği ise kapitalist ekonomik düzene entegre edilmiş olarak belirli bir düzeyde bulunmakta. günümüzde, sanayi ve hizmet sektörü odaklı büyük devletlerin çoğunda bulunan sosyal devlet yapısı örneğin. ancak bu orta yolcu sistemi bile çökertmeye doğru hızla ilerliyoruz. insanların yaptığı istisnasız her şeyin mutlaka boku çıkıyor bir yerde. sanayi toplumundaki sert kapitalist koşullarla insanları iliğine kadar sömüren devletler, aynısının lacivertini her koşulda ortak mülkiyet gibi sürdürülebilirliği olmayan bir zırvayı temel alarak yapan sözde insancıl özde dikta rejimi olan sosyalist/komünist devletler, en sonunda da tam ikisini bir araya getirip düzgün bir sistemi oturmaya başladılar diye sevinirken mantar gibi türemeye başlayan tatlı su liberali dostlarımız ve bitmek bilmeyen pembiş insan sevgileri yüzünden sistem paraziti kaynak yiyici mülteci kampına dönen medeniyet abidesi ülkeler...
konuyu daha fazla dağıtmadan kısaca toparlamak gerekirse, söz konusu insan olduğunda hiçbir sistem ve çözüm yolu tek başına yeterli değil; farklı ideoloji ve yöntemlerin entegrasyon içerisinde uygulanması gerekiyor çünkü insan çok boyutlu ve karmaşık bir varlık. çok boyutlu ve sürdürülebilir sistemler oluşturabileceğimiz yerde anlamsız bir biçimde fanatiği olduğumuz ideolojileri baskıyla uygulamaya çalışınca boğazımıza kadar foseptik çukuruna batıyoruz görüldüğü üzere.
devamını gör...
bakırcılar çarşısı
türkiye kültürüne işlemiş bir element olan bakır'ın kullanıldığı tüm şehirlerin eski çarşısının bir yanının ait olduğu
çarşıdır.
trabzon' da çarşının denize doğru bakan bir sokağında sağlı sollu dükkanlardan ibaret olan çarşının adıdır.
çocukluğumda çekiç seslerinden yıkılırdı.
şimdi aksesuar olarak kullanılabilecek eşyaların satıldığı,
bakırların kalaylandığı bir çarşı olarak hizmet vermektedir.
zamanında bakır ustalığı yapanlar da geçinebilmek için istanbul'a gitmek zorunda kaldılar.
çarşının içinde, eskiden kalan restore edilip yöresel sanatların eğitimi için kullanılan alacahan halk eğitim merkezi bulunmaktadır. alacan'ın önünde dev bakır ibrik ve dev bakır kazan bulunmaktadır.
çarşıdır.
trabzon' da çarşının denize doğru bakan bir sokağında sağlı sollu dükkanlardan ibaret olan çarşının adıdır.
çocukluğumda çekiç seslerinden yıkılırdı.
şimdi aksesuar olarak kullanılabilecek eşyaların satıldığı,
bakırların kalaylandığı bir çarşı olarak hizmet vermektedir.
zamanında bakır ustalığı yapanlar da geçinebilmek için istanbul'a gitmek zorunda kaldılar.
çarşının içinde, eskiden kalan restore edilip yöresel sanatların eğitimi için kullanılan alacahan halk eğitim merkezi bulunmaktadır. alacan'ın önünde dev bakır ibrik ve dev bakır kazan bulunmaktadır.
devamını gör...
mindhunter
ilk olarak 2017 yılında yayınlanan netflix'te 2 sezonu bulunan amerikan yapımı, yönetmenliğini efsane isim david fincher'ın yaptığı şimdilik 2 sezon ve 19 bölüm yayınlanan dizi. suç, seri katiller, adli psikoloji, kriminoloji gibi konulara ilgisi olanların kaçırmaması gereken bir yapım. gerçek olaylara dayanıyor ancak belgesel türünde değil bildiğiniz kurmaca dizi.
70'li yılların sonunda fbı seri katillerle ilgili araştırma yapmak için bir ekip kurar. hem devam eden davaları çözmek, hem gelecekte olası olayların önüne geçmek için psikolojik profilleme denilen yöntemi geliştirmek amacıyla 2 fbı ajanı ve 1 psikiyatristin katılımıyla çalışmalar başlar. dizi boyunca o dönem hapishanelerde yatmakta olan en azılı seri katillerle görüşmeler yapılır. notlar tutulur. kayıtlar yapılır ve bu seri katillerin ortak özellikleri üzerinden psikolojik ve kriminal profillemeler yapılır. tahmin edeceğiniz üzere bir çok seri katilin çocukluklarında yaşamış oldukları travmalar mevcuttur. parçalanmış aileler, istismarlar, tacizler, fiziksel , cinsel, psikolojik şiddet gören kişiler. asosyal kişiler, anti sosyal kişiler. öldürdükleri kişinin ölüsüyle cinsel ilişkiye girenler, cesedin yanında mastürbasyon yapanlar, öldürdükleri kişilerin herhangi bir eşyasını veya bir parçasını saklayanlar ve daha neler neler çıkıyor karşımıza. şöyle bir şey de çıkıyor sanki bu seri katiller doğuştan kötü değil de yaşadıkları olaylar onları bu hale getirmiş gibi de bir sonuç çıkabiliyor.
neyse bu kadar içerik yeter. netflix'te izlediğim en iyi dizilerden biri. oyunculuklar, sinematografi, sesler, görüntü yönetmenliği ve tabi ki david fincher'ın efsanevi yönetmenliği.
70'li yılların sonunda fbı seri katillerle ilgili araştırma yapmak için bir ekip kurar. hem devam eden davaları çözmek, hem gelecekte olası olayların önüne geçmek için psikolojik profilleme denilen yöntemi geliştirmek amacıyla 2 fbı ajanı ve 1 psikiyatristin katılımıyla çalışmalar başlar. dizi boyunca o dönem hapishanelerde yatmakta olan en azılı seri katillerle görüşmeler yapılır. notlar tutulur. kayıtlar yapılır ve bu seri katillerin ortak özellikleri üzerinden psikolojik ve kriminal profillemeler yapılır. tahmin edeceğiniz üzere bir çok seri katilin çocukluklarında yaşamış oldukları travmalar mevcuttur. parçalanmış aileler, istismarlar, tacizler, fiziksel , cinsel, psikolojik şiddet gören kişiler. asosyal kişiler, anti sosyal kişiler. öldürdükleri kişinin ölüsüyle cinsel ilişkiye girenler, cesedin yanında mastürbasyon yapanlar, öldürdükleri kişilerin herhangi bir eşyasını veya bir parçasını saklayanlar ve daha neler neler çıkıyor karşımıza. şöyle bir şey de çıkıyor sanki bu seri katiller doğuştan kötü değil de yaşadıkları olaylar onları bu hale getirmiş gibi de bir sonuç çıkabiliyor.
neyse bu kadar içerik yeter. netflix'te izlediğim en iyi dizilerden biri. oyunculuklar, sinematografi, sesler, görüntü yönetmenliği ve tabi ki david fincher'ın efsanevi yönetmenliği.
devamını gör...
bir başkadır
bugün itibariyle 3 bölümünü izlediğim şahsiyet dizisi sonrasında en beğendiğim türk dizisi olan yapım. öykü karayelin ilk bölümdeki oyunculuğuna şapka çıkarıyorum. yönetmenin kadrajları harika. yukarı açılar, simetriler, yansımalar ile harika kompozisyonları var. kimi yerlerde durdurup ne fotoğrafına baktım durdum. ince vurgular, detaylar çok yerinde olmuş. bitirince yeni eklemeler yapacağım.
devamını gör...
gülse birsel
ülkenin aydınlık yüzü. yazar. oyuncu. güçlü kadın.
devamını gör...
yollar uzak
türk sanat müziği sanatçısı sevim tanürek in seslendirdiği bu parçanın yeri bende çok ayrı, biz çocukken, akşam yemeğinden sonra rahmetli annem bulaşıkları yıkarken bu şarkıyı söylerdi....
devamını gör...
bir insanın kaybetmemesi gereken şey
karakteri ve saygısı.
devamını gör...
ilk kez sözlük kullanacak olanlara öneriler
mesela böyle şeyler için başlık açılmaz. kuralları okuyabilir, modlara sorabilirsin. sözlük okuyucusu olmak ve yazarı olmak farklıdır. lügata hakim olmak gereklidir.
devamını gör...
junko furuta
öldürüldüğü tesadüf eseri bulunmuş. polisler, suça karışanları 19 yaşındaki başka bir kadını kaçırıp tecavüz ettikleri için sorgularken kayıp olan junko'nun da bağlantısı olabileceğini düşünüp sorguyu bu yönde yapınca her şey ortaya çıkmış.
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
devamını gör...
otobüste kadına bakarak kendisini tatmin eden kişinin yakalanması
bursa'da gerçekleşen iğrenç olay. sapık bireyin açıklaması ise : "ben siz de istiyorsunuz sandım" olmuş.
tabi, toplu taşımada kendisine bakılarak mastürbasyon yapılmasını kim istemez, herkes ister böyle bir şeyi, çok doğru.
bursa'da, mustafa ç.’nin (38), halk otobüsünde iki genç kadına bakarak, kendisini tatmin ettiği öne sürüldü. fark edilmesi üzerine kendisini ‘iki taraflı olduğunu sandım’ diyerek savunan mustafa ç.’nin o anları cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. mustafa ç. polis ekiplerince gözaltına alındı.
olay, dün merkez osmangazi ilçesi yalova yolu caddesi’nde seyir halinde olan 93 hat numaralı uludağ üniversitesi-terminal güzergahında sefer yapan halk otobüsünde meydana geldi. yolculardan bahar b. (25), otobüsten ineceği duracağa yaklaşınca eşyalarını toparlamak istedi. bahar b. çantasını hazırlarken hemen önünde duran mustafa ç.’nin kendisine bakarak, kendini tatmin ettiğini fark etti. bunun üzerine bahar b., bağırarak tepki gösterdi. bahar b.’nin, mustafa ç.’nin kendisine ve yanında oturan yolcu şule k.’ye (22) bakarak kendisini tatmin ettiğini söylemesi üzerine diğer yolcular da şüpheliye tepki gösterdi. şoför, yaşananların ardından otobüsü durdurarak, durumu polise bildirdi. ihbar üzerine gelen polis ekipleri, iki kadının şikayeti üzerine mustafa ç.’yi gözaltına aldı.
‘iki taraflı olduğunu sandım’ savunması
bu arada yolculardan biri, mustafa ç.’nin kendini savunduğu anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. bahar b.’nin mustafa ç.’ye, ‘bunun izahı yok, kızınız var. belki daha önce de yaptınız. ben ses çıkardım, belki ses çıkarmayanlar da vardır’ demesi ve mustafa ç.’nin de ‘ne olduğunu hatırlamıyorum. gözlerimi görmüyor musun ben bir madde kullanıyorum, onun etkisindeyim. benim de kız çocuğum var. ben bir şey yapmadım’ dediği anlar görüntülere yansıdı. görüntülerde aynı zamanda mustafa ç.’nin ‘ben iki taraflı olduğunu sandım’ demesi ise dikkat çekti.
'hala elim ayağım titriyor'
olay sırasında otobüste olan yolculardan enes güler (20) yaşananları anlattı. güler, yaşadığı olayın şaşkınlığıyla hala ellerinin titrediğini ifade ederek, “her şey çok normalken birden bir kadın bağırmaya başladı. ne olduğunu anlamak için herkes ayağa kalktı, sonra olayı anlattılar. biz de tabi çekmeye başladık. tacizci ilk başta inkar etti ama sonra ‘ben siz de beni istiyorsunuz sandım’ dedi. bunun üzerine hanımefendi de ‘ben sizin orada olduğunuzu dahi fark etmemiştim, nasıl sizi isteyebilirim’ diye tepki gösterdi. sonra tacizci bir süre ‘hatırlamıyorum ne olduğunu’ dedi ama biz kameraları kapatınca yaptığını itiraf etti. tacize uğrayan ve öğretmen olduğunu söyleyen kadın da olayı otobüs durağa yaklaştığında inmek için hazırlanırken fark etmiş. biz olay sırasında adam kaçmasın diye onu tuttuk zaten, bir süre sonra da polisler geldi ve polisler iki tarafı da alıp götürdü. bu olay karşısında çok kötü hissettim kendimi. benim iki tane ablam var, onlar geldi gözümün önüne. tacize uğrayan kadının kendini anlatmaya çalışması, tacizcinin ‘siz de beni istiyorsunuz sandım’ diye kendini savunması çok kötüydü. çocuğu olduğunu söyleyen tacizciye, tacize uğrayan kadın bir öğretmen olduğunu ve onun kızının yaşındaki çocukları eğittiğini söyledi. bu durum beni çok etkiledi, hala elim ayağım titriyor” dedi.
'alkollüydüm hatırlamıyorum'
bursa’da, halk otobüsünde kadınlara bakarak, kendisini tatmin ettiği iddiasıyla gözaltına alınan mustafa ç. (38), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. emniyetten çıkartılırken gazetecilerin 'iddialar doğru mu?' sorusuna mustafa ç., "yanlış anlaşılma oldu. ben dokunmadım, bir şey yapmadım sadece baktım. alkollüydüm, hiçbir şeyi hatırlamıyorum. pişmanım" dedi.
kaynak
tabi, toplu taşımada kendisine bakılarak mastürbasyon yapılmasını kim istemez, herkes ister böyle bir şeyi, çok doğru.
bursa'da, mustafa ç.’nin (38), halk otobüsünde iki genç kadına bakarak, kendisini tatmin ettiği öne sürüldü. fark edilmesi üzerine kendisini ‘iki taraflı olduğunu sandım’ diyerek savunan mustafa ç.’nin o anları cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. mustafa ç. polis ekiplerince gözaltına alındı.
olay, dün merkez osmangazi ilçesi yalova yolu caddesi’nde seyir halinde olan 93 hat numaralı uludağ üniversitesi-terminal güzergahında sefer yapan halk otobüsünde meydana geldi. yolculardan bahar b. (25), otobüsten ineceği duracağa yaklaşınca eşyalarını toparlamak istedi. bahar b. çantasını hazırlarken hemen önünde duran mustafa ç.’nin kendisine bakarak, kendini tatmin ettiğini fark etti. bunun üzerine bahar b., bağırarak tepki gösterdi. bahar b.’nin, mustafa ç.’nin kendisine ve yanında oturan yolcu şule k.’ye (22) bakarak kendisini tatmin ettiğini söylemesi üzerine diğer yolcular da şüpheliye tepki gösterdi. şoför, yaşananların ardından otobüsü durdurarak, durumu polise bildirdi. ihbar üzerine gelen polis ekipleri, iki kadının şikayeti üzerine mustafa ç.’yi gözaltına aldı.
‘iki taraflı olduğunu sandım’ savunması
bu arada yolculardan biri, mustafa ç.’nin kendini savunduğu anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. bahar b.’nin mustafa ç.’ye, ‘bunun izahı yok, kızınız var. belki daha önce de yaptınız. ben ses çıkardım, belki ses çıkarmayanlar da vardır’ demesi ve mustafa ç.’nin de ‘ne olduğunu hatırlamıyorum. gözlerimi görmüyor musun ben bir madde kullanıyorum, onun etkisindeyim. benim de kız çocuğum var. ben bir şey yapmadım’ dediği anlar görüntülere yansıdı. görüntülerde aynı zamanda mustafa ç.’nin ‘ben iki taraflı olduğunu sandım’ demesi ise dikkat çekti.
'hala elim ayağım titriyor'
olay sırasında otobüste olan yolculardan enes güler (20) yaşananları anlattı. güler, yaşadığı olayın şaşkınlığıyla hala ellerinin titrediğini ifade ederek, “her şey çok normalken birden bir kadın bağırmaya başladı. ne olduğunu anlamak için herkes ayağa kalktı, sonra olayı anlattılar. biz de tabi çekmeye başladık. tacizci ilk başta inkar etti ama sonra ‘ben siz de beni istiyorsunuz sandım’ dedi. bunun üzerine hanımefendi de ‘ben sizin orada olduğunuzu dahi fark etmemiştim, nasıl sizi isteyebilirim’ diye tepki gösterdi. sonra tacizci bir süre ‘hatırlamıyorum ne olduğunu’ dedi ama biz kameraları kapatınca yaptığını itiraf etti. tacize uğrayan ve öğretmen olduğunu söyleyen kadın da olayı otobüs durağa yaklaştığında inmek için hazırlanırken fark etmiş. biz olay sırasında adam kaçmasın diye onu tuttuk zaten, bir süre sonra da polisler geldi ve polisler iki tarafı da alıp götürdü. bu olay karşısında çok kötü hissettim kendimi. benim iki tane ablam var, onlar geldi gözümün önüne. tacize uğrayan kadının kendini anlatmaya çalışması, tacizcinin ‘siz de beni istiyorsunuz sandım’ diye kendini savunması çok kötüydü. çocuğu olduğunu söyleyen tacizciye, tacize uğrayan kadın bir öğretmen olduğunu ve onun kızının yaşındaki çocukları eğittiğini söyledi. bu durum beni çok etkiledi, hala elim ayağım titriyor” dedi.
'alkollüydüm hatırlamıyorum'
bursa’da, halk otobüsünde kadınlara bakarak, kendisini tatmin ettiği iddiasıyla gözaltına alınan mustafa ç. (38), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. emniyetten çıkartılırken gazetecilerin 'iddialar doğru mu?' sorusuna mustafa ç., "yanlış anlaşılma oldu. ben dokunmadım, bir şey yapmadım sadece baktım. alkollüydüm, hiçbir şeyi hatırlamıyorum. pişmanım" dedi.
kaynak
devamını gör...
kadın mizahı
yani diyor ki yazar:
"kadınlar espri yapamaz, kadınların mizah anlayışı yok."
cık cık cık çok yazık.
"kadınlar espri yapamaz, kadınların mizah anlayışı yok."
cık cık cık çok yazık.
devamını gör...
11 eylül 2021 önemli sözlük duyurusu
sözlüğün taa başından beri bir şekilde buradayım.iş ve aile yaşantım müsade etse daha aktif olabilirdim.
sonuç olarak, ben burada olmaya devam edeceğim için beni çok bağlamayan bir açıklamadır.
20 yıl önceki tribün çocuğu derki " sokakta oyna, kaldırıma çıkıp tezahürat yapalım"
sonuç olarak, ben burada olmaya devam edeceğim için beni çok bağlamayan bir açıklamadır.
20 yıl önceki tribün çocuğu derki " sokakta oyna, kaldırıma çıkıp tezahürat yapalım"
devamını gör...


