aslan burcu
genel olarak kibirli, kendini beğenen burç olarak bilinir ama ne yapsın? allah vermiş tüm her şeyi en gani halinden, inkar edip yoldan mı çıksın?
çok mütevazı ve yardımsever bir burçtur ki biri çıkıp şunun damarına basayım dediğinde süperman'in kıyafetlerini çıkarması gibi anında süper haline geçer ve allah ne verdiyse elinden gelenin fazlasını yapar.
çok mütevazı ve yardımsever bir burçtur ki biri çıkıp şunun damarına basayım dediğinde süperman'in kıyafetlerini çıkarması gibi anında süper haline geçer ve allah ne verdiyse elinden gelenin fazlasını yapar.
devamını gör...
9 mayıs 2021 kafa sözlük radyocusunun müslümanlığı övmesi
başka bir insanın inancına saygı duymayıp kendisine saygı duyulmasını bekleyen yazar beyanı.
devamını gör...
seaspiracy
cözülemeyen sudoku 'nun tavsiyesi üzerine az önce izleyip bitirdiğim belgeseldir.
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın.
ilk olarak 24 mart'ta yayınlanan belgeselin, filmin yapımcılığını kip andersen , yönetmenliğini ali tabriz'i yapıyor.
neredeyse belgeselle ilgili her şey ali tabriz'in elinden geçmiş gibi, buna belgeselde gösterilen ''ana karakterin'' kendisi olması da dahil. ki; bu kişi okyanuslara çocukluğundan beri hayran ve onları kurtarmaya çalışan bir ''kahraman''!
kıyıya vuran balina ölümleri ile başlayan belgesel, çevre felaketleri, denizdeki çöpler, mikroplastiklerle bizi can evimizden vurup kendine çekiyor.
ancak ben vejeteryan değilim, doğal olarak ''balık yemeyin'' mesajından hoşlanmadım.
kendisinin paranın izini sürdüğü gibi bende ali tabriz'inin izini sürdüm. 2018 'vegan'' isimli bir film çektiğini öğrendim.
belgesel ''sürdürülebilirlik'', ''yenilebilirlik'' kavramlarını reddediyor. ancak ingiliz yenilenebilir enerji girişimcisi dale vince tarafından yapım desteği ve finansmanını almış gibi görünüyor.
saygı duyuyorum.
bu dünyayı ayakta tutan şey, ''denge'' dir. ve dengesiz olarak üreyen tek canlı , ''insan''dır.
bu anlamda matrix filminde; mr. smith'in, morpeus'u yakaladığı ve şu sözleri söylediği kelimeler benim için, daha etkili bir mesaj içeriyor:
''sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. ama siz insanlar öyle değilsiniz. bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. ne olduğunu biliyor musunuz? virüsler. insanlar hastalıktır. bu gezegenin kanserleri. sizler vebasınız. ve bizler de bunların ilacıyız.''
bence mevzu tam olarak bu, sadece bizim değil; bize bağlı olarak ''tüketim'' temeline kurulmuş kapitalizminde büyümesi...
sorun ''endüstriyel balıkçılık'' ...
bu balıkçılık, trol tekneleriyle, tüm teknolojik silahları kuşanmış, üstümüze üstümüze geliyor.
kanolarıyla ekstansif balıkçılık yapmaya çalışan, somaliler'in kökünü kazımayı şiar edinmiş ''daha fazlasını isteyen'', bu ticari kurumlar,
bizim vergilerimizle destekleniyor.
üstelik desteklendiği rakamlar, dünyada açlığı bitirebilecek miktarlar. bunun hepsi bir sistem üzerine kurulu. bu sistemin adı '' kapitalizm''
bir şeyin altını tekrar ve tekrar çizmek istiyorum.
dünyada, ''temiz enerji'' diye bir şey yoktur. tıpkı ''temiz tüketim'' olmadığı gibi. ulan biz uzayı bile kirleten mahluklarız. (bkz: uzay kirliliği)
var olduğumuz, mr smith'in de dediği gibi aşırı ürediğimiz zaman ''beslenme'' her zaman en büyük problemlerimizden biri olacak.
belgeselle ilgili bir dip not paylaşmak istiyorum.
adamın verdiği sayısal verilerin ve yüzdelerin doğru olmadığı konusunda internet aleminde tartışmalar var.
bu anlamda araştırmacı gazeteciliği şu anda tartışılan bir belgesel bu
. www.thehindu.com/entertainm...
''
''
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın.
ilk olarak 24 mart'ta yayınlanan belgeselin, filmin yapımcılığını kip andersen , yönetmenliğini ali tabriz'i yapıyor.
neredeyse belgeselle ilgili her şey ali tabriz'in elinden geçmiş gibi, buna belgeselde gösterilen ''ana karakterin'' kendisi olması da dahil. ki; bu kişi okyanuslara çocukluğundan beri hayran ve onları kurtarmaya çalışan bir ''kahraman''!
kıyıya vuran balina ölümleri ile başlayan belgesel, çevre felaketleri, denizdeki çöpler, mikroplastiklerle bizi can evimizden vurup kendine çekiyor.
ancak ben vejeteryan değilim, doğal olarak ''balık yemeyin'' mesajından hoşlanmadım.
kendisinin paranın izini sürdüğü gibi bende ali tabriz'inin izini sürdüm. 2018 'vegan'' isimli bir film çektiğini öğrendim.
belgesel ''sürdürülebilirlik'', ''yenilebilirlik'' kavramlarını reddediyor. ancak ingiliz yenilenebilir enerji girişimcisi dale vince tarafından yapım desteği ve finansmanını almış gibi görünüyor.
saygı duyuyorum.
bu dünyayı ayakta tutan şey, ''denge'' dir. ve dengesiz olarak üreyen tek canlı , ''insan''dır.
bu anlamda matrix filminde; mr. smith'in, morpeus'u yakaladığı ve şu sözleri söylediği kelimeler benim için, daha etkili bir mesaj içeriyor:
''sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. ama siz insanlar öyle değilsiniz. bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. ne olduğunu biliyor musunuz? virüsler. insanlar hastalıktır. bu gezegenin kanserleri. sizler vebasınız. ve bizler de bunların ilacıyız.''
bence mevzu tam olarak bu, sadece bizim değil; bize bağlı olarak ''tüketim'' temeline kurulmuş kapitalizminde büyümesi...
sorun ''endüstriyel balıkçılık'' ...
bu balıkçılık, trol tekneleriyle, tüm teknolojik silahları kuşanmış, üstümüze üstümüze geliyor.
kanolarıyla ekstansif balıkçılık yapmaya çalışan, somaliler'in kökünü kazımayı şiar edinmiş ''daha fazlasını isteyen'', bu ticari kurumlar,
bizim vergilerimizle destekleniyor.
üstelik desteklendiği rakamlar, dünyada açlığı bitirebilecek miktarlar. bunun hepsi bir sistem üzerine kurulu. bu sistemin adı '' kapitalizm''
bir şeyin altını tekrar ve tekrar çizmek istiyorum.
dünyada, ''temiz enerji'' diye bir şey yoktur. tıpkı ''temiz tüketim'' olmadığı gibi. ulan biz uzayı bile kirleten mahluklarız. (bkz: uzay kirliliği)
var olduğumuz, mr smith'in de dediği gibi aşırı ürediğimiz zaman ''beslenme'' her zaman en büyük problemlerimizden biri olacak.
belgeselle ilgili bir dip not paylaşmak istiyorum.
adamın verdiği sayısal verilerin ve yüzdelerin doğru olmadığı konusunda internet aleminde tartışmalar var.
bu anlamda araştırmacı gazeteciliği şu anda tartışılan bir belgesel bu
''
''
devamını gör...
mint yeşili
'nil yeşili' rengi ile aynı olduğunu tahmin ettiğim renktir.
oldukça hoş bir renktir hatta evimizi boyayacağımız zaman odam için bu rengi tercih edeceğim.
oldukça hoş bir renktir hatta evimizi boyayacağımız zaman odam için bu rengi tercih edeceğim.
devamını gör...
nuri bilge ceylan vs zeki demirkubuz
sinemanın iki büyük üstadı. ikisine de saygı büyük. nuri bilgenin fotoğrafçılık skili, çehov tarzı hikayeleştirmesi ve şiirsel diyaloglarla bir adım önce olduğu versustur. ayrıca görüntü yönetmeni (bkz: gökhan tiryaki) ile çalışması da çıtayı bir üst seviyeye çekmektedir.
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
0-0 biten lecce-cagliari maçını banttan tekrar izlesem bu kadar zaman kaybı olmazdı dedirten bomboş bir yayın oldu. salt zaman kaybı olarak türk medya tarihindeki yerini aldı.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
devamını gör...
içler dışlar çarpımı
matematikte kullanılan bir terim.
şöyle bir eşitlik düşünelim:
a : b = c : d
bunu a/b = c/d şeklinde de yazabiliriz. yani a'nın b'ye bölümü, c'nin d'ye bölümüne eşit anlamına geliyor bu. burada a ve d dışlar, b ve c içler olarak adlandırılır. (a ve d formülde dışa doğru yazılmış, b ve c içte kalmış şeklinde düşünebilirsiniz.)
matematikte bu bölme işlemi, şu şekilde de yazılabilir:
a * d = b * c
yani a ve d'nin çarpımı, b ve c'nin çarpımına eşittir. buna kısaca "içler dışlar çarpımı" deriz ve karışık işlemlerde bölme işleminden kurtulmak için ideal bir yöntemdir.
sayısal örnek:
16 : 8 = 4 : 2
yani 2 = 2. gördüğünüz gibi tutarlı bir sonuç elde ettik.
içler dışlar çarpımı yapalım:
16 * 2 = 8 * 4
gördüğünüz gibi 32 = 32 ile eşitlik sağlanmış oldu. yine tutarsız bir durum yok.
***
şu basit kuralı da ekleyelim:
eşitliğin bir tarafında sadece tek bir sayı varsa bu durum normalde karşımıza a : b = c şeklinde çıkar. burada c'nin yanında çarpım olarak başka bir sayı yokmuş gibi görünse de, aslında 1 sayısı vardır. sayının 1'e bölümü kendisini vereceğinden bu doğru bir yaklaşımdır.
a : b = c : 1
bu durumda içler dışlar çarpımımız a * 1 = b * c şekline dönüşür ve işleme bu şekilde devam edilir.
şöyle bir eşitlik düşünelim:
a : b = c : d
bunu a/b = c/d şeklinde de yazabiliriz. yani a'nın b'ye bölümü, c'nin d'ye bölümüne eşit anlamına geliyor bu. burada a ve d dışlar, b ve c içler olarak adlandırılır. (a ve d formülde dışa doğru yazılmış, b ve c içte kalmış şeklinde düşünebilirsiniz.)
matematikte bu bölme işlemi, şu şekilde de yazılabilir:
a * d = b * c
yani a ve d'nin çarpımı, b ve c'nin çarpımına eşittir. buna kısaca "içler dışlar çarpımı" deriz ve karışık işlemlerde bölme işleminden kurtulmak için ideal bir yöntemdir.
sayısal örnek:
16 : 8 = 4 : 2
yani 2 = 2. gördüğünüz gibi tutarlı bir sonuç elde ettik.
içler dışlar çarpımı yapalım:
16 * 2 = 8 * 4
gördüğünüz gibi 32 = 32 ile eşitlik sağlanmış oldu. yine tutarsız bir durum yok.
***
şu basit kuralı da ekleyelim:
eşitliğin bir tarafında sadece tek bir sayı varsa bu durum normalde karşımıza a : b = c şeklinde çıkar. burada c'nin yanında çarpım olarak başka bir sayı yokmuş gibi görünse de, aslında 1 sayısı vardır. sayının 1'e bölümü kendisini vereceğinden bu doğru bir yaklaşımdır.
a : b = c : 1
bu durumda içler dışlar çarpımımız a * 1 = b * c şekline dönüşür ve işleme bu şekilde devam edilir.
devamını gör...
mouse kullanırken masanın bitmesi
rahatsız edici ve nahoş bir durum.
devamını gör...
online oyunlarda yaşanan rezil durumlar
ilkokula gittiğim zamanlarda (sanırım ya 4. sınıfım ya 5) internet tarayıcısından oynana bir oyun çıktı.
pokemon crater.
çevrem deli gibi bu oyunu oynuyordu.
tabi ben de başladım.
gecemi gündüzüme kattım. sürüsüyle pokemon yakaladım.
bir gün hesabıma bir mesaj geldi.
mesaj ingilizceydi. hemen yan odada bulunan ablamı çağırdım. kendisinin ingilizcesi iyidir.
mesajda "çok iyi bir oyuncusunuz, sizin yeteneklerinizden faydalanmak istiyoruz. sizi yetkili yapıcaz. fakat hesap şifrenizi vermeniz lazım." yazıyordu.
ben havalara uçtum. sonunda değerimi anladılar gibisinden.
neyse verdim şifremi ve beklemeye başladım.
ertesi gün oyuna girdiğimde tüm emek verdiğim pokemonlarım yerinde yoktu.
o gün ilk ve son kez dolandırılmıştım.
saf armullah gitmiş yerine şüpheci, sorgulayan armullah gelmişti.
yıllar geçti ben bu beni dolandıran adamı kötü anmak yerine iyi ki beni o gün dolandırmış diyorum.
enteresandır bu olay benim pokemon sevgimi hiç olumsuz etkilemedi.
pokemon crater.
çevrem deli gibi bu oyunu oynuyordu.
tabi ben de başladım.
gecemi gündüzüme kattım. sürüsüyle pokemon yakaladım.
bir gün hesabıma bir mesaj geldi.
mesaj ingilizceydi. hemen yan odada bulunan ablamı çağırdım. kendisinin ingilizcesi iyidir.
mesajda "çok iyi bir oyuncusunuz, sizin yeteneklerinizden faydalanmak istiyoruz. sizi yetkili yapıcaz. fakat hesap şifrenizi vermeniz lazım." yazıyordu.
ben havalara uçtum. sonunda değerimi anladılar gibisinden.
neyse verdim şifremi ve beklemeye başladım.
ertesi gün oyuna girdiğimde tüm emek verdiğim pokemonlarım yerinde yoktu.
o gün ilk ve son kez dolandırılmıştım.
saf armullah gitmiş yerine şüpheci, sorgulayan armullah gelmişti.
yıllar geçti ben bu beni dolandıran adamı kötü anmak yerine iyi ki beni o gün dolandırmış diyorum.
enteresandır bu olay benim pokemon sevgimi hiç olumsuz etkilemedi.
devamını gör...
pratfall etkisi
bir kişi ne kadar mükemmel değilse, hata yapabiliyorsa o kadar sempatik ve çekicidir diyen psikolojik araştırma.
sevdiğimiz kişilerin ufak hatalar yapması, mükemmel olmaması hoşumuza gider ve bu doğallık onlara olan sevgimizi arttırır. buna da psikolojide pratfall etkisi deniyor. bu teori psikolog elliot aronson tarafından ortaya atılmış ve test edilmiştir. deneyde farklı farklı kişilere sorular sormuş ve ses kayıtlarını gönüllülere dinleterek bu ses kayıtlarının sevimlilik açısından değerlendirilmesini istemiştir. sonuç olarak soru cevaplama sırasında sakarlık yapıp önündeki kahveyi dökenler daha çekici ve sempatik bulunmuştur. sebebi basit aslında. insanlar hata yapabilen, biraz kusurlu olan kişileri daha fazla tercih edilebilir görür. hiç hata yapmayan mükemmel kişileri de daha soğuk ve ulaşılmaz görür ve tercih etmez.
sevdiğimiz kişilerin ufak hatalar yapması, mükemmel olmaması hoşumuza gider ve bu doğallık onlara olan sevgimizi arttırır. buna da psikolojide pratfall etkisi deniyor. bu teori psikolog elliot aronson tarafından ortaya atılmış ve test edilmiştir. deneyde farklı farklı kişilere sorular sormuş ve ses kayıtlarını gönüllülere dinleterek bu ses kayıtlarının sevimlilik açısından değerlendirilmesini istemiştir. sonuç olarak soru cevaplama sırasında sakarlık yapıp önündeki kahveyi dökenler daha çekici ve sempatik bulunmuştur. sebebi basit aslında. insanlar hata yapabilen, biraz kusurlu olan kişileri daha fazla tercih edilebilir görür. hiç hata yapmayan mükemmel kişileri de daha soğuk ve ulaşılmaz görür ve tercih etmez.
devamını gör...
arayan arkadaşa ben de tam seni arayacaktım demek
yüzyılın yalanı.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
hangibirini yazayım bilemedim. hayır bir de gayet sesli bir şekilde kendime tepki de gösteriyorum.
kadınlar tuvaletının yerınden emın olup; erkekler tuvaletıne dalıp, içerideki adamların toparlanma gayretleri arasında ama yerını degıstırmısler dıye seslı gürlememi mi
bahşiş die bırakılan para için, adamın arkasından paranızı unuttunuz diye bağırmam, gişe görevlisinin bana salak mısın bakışını mı.
yemeğe gittiğimizde çocugun arkasından kosturup tekrar masaya oturdugumda “servısımı neden kaldırdılar ” diye atarlanıp kafamı kaldırdıgımda bir arka masada tanımadığım insanlarla kendımı bulmam mı?
gece geç saatte sinemadan çıkıp arkadaşın anahtarla açılan eski model arabasına bindiğimizde arabanın aslında bize ait olmadığını anlayıp, o an kendi park halindekş arabamızı görüp piston düştü inişi yapmamızı mı.
en yakın zamanda atm den para çekip arabaya yaklaşınca lastıgı mı ınmıs bunun dıyerek ayagımla lastıgın havasını kontrol edıp seslı seslıı “amann beaa” dedikten sonra araba kapısınu açma tuşuna bastıgımda bir yanındaki arabanın aynalarının açılmasını mı?
kadınlar tuvaletının yerınden emın olup; erkekler tuvaletıne dalıp, içerideki adamların toparlanma gayretleri arasında ama yerını degıstırmısler dıye seslı gürlememi mi
bahşiş die bırakılan para için, adamın arkasından paranızı unuttunuz diye bağırmam, gişe görevlisinin bana salak mısın bakışını mı.
yemeğe gittiğimizde çocugun arkasından kosturup tekrar masaya oturdugumda “servısımı neden kaldırdılar ” diye atarlanıp kafamı kaldırdıgımda bir arka masada tanımadığım insanlarla kendımı bulmam mı?
gece geç saatte sinemadan çıkıp arkadaşın anahtarla açılan eski model arabasına bindiğimizde arabanın aslında bize ait olmadığını anlayıp, o an kendi park halindekş arabamızı görüp piston düştü inişi yapmamızı mı.
en yakın zamanda atm den para çekip arabaya yaklaşınca lastıgı mı ınmıs bunun dıyerek ayagımla lastıgın havasını kontrol edıp seslı seslıı “amann beaa” dedikten sonra araba kapısınu açma tuşuna bastıgımda bir yanındaki arabanın aynalarının açılmasını mı?
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
arkadaşın, 4 yaşındaki pek tatlı çocuğundan geliyor: "yarın hareket etmeyen balık alalım da, pişirip yiyelim annee."
aksiskd:"hareket eden balık alayım mı peki sana?"
çocik:"hayıır, hareket eden balık bizi yer. hareket etmeyen balığı biz yeriiz."
halbuki sadede japon balığı alacaktım.
aksiskd:"hareket eden balık alayım mı peki sana?"
çocik:"hayıır, hareket eden balık bizi yer. hareket etmeyen balığı biz yeriiz."
halbuki sadede japon balığı alacaktım.
devamını gör...
galadriel
tolkien'in, yüzüklerin efendisi adlı eserinde bir karakterdir. orta dünya'da bir elf soylusudur. lord celeborn ile beraber lothlórien'in yöneticisidir. kendisine lórien hanımı, galadhrim hanımı, ışığın hanımı veya ormanın hanımı olarak hitap edilir. lothlórien'de ise, sadece galadriel hanım veya hanım olarak bilinir. kraliçe değildir, fakat kraliyet soyundan gelir.
noldor prensi finarfin'in earwen ile evliliğinden doğan tek kızı ve en küçük çocuğudur. valinor'da doğmuştur. tam bir elftir ama eldar`ın çağrısını kabul etmemiştir. bu yüzden sürgündedir.
ağabeyi finrod ile adı lothlorien olup, daha önceleri belerian olan orman krallığına geldi. burada kralın yeğeni olan celeborn'a aşık oldu ve ağabeyi finrod'un yanından ayrılıp celeborn ile kaldı. derler ki galadriel'in saçlarında valinor'daki ikinci ışık kaynağı olan iki ağacın ışıkları gizlidir.
eregion'a saldırı sırasında, galadriel'e üç elf yüzüğü'nden nenya verilmiştir. sauron'un gücünün farkında olan galadriel, tek yüzük sauron'da olduğu sürece nenya'yı kullanmamıştır. fakat üçüncü çağ'da tek yüzük kaybolunca kullanmıştır. yüzüğün güçleri, galadriel'in aynası ile ilişkilendirilebilir.
dördüncü çağ'ın başlarında, elrond, gandalf ve yüzük taşıyıcıları bilbo ve frodo baggins ile orta dünya'dan ayrılmıştır. eğer frodo tek yüzüğü ona vermek istediğinde kabul etseydi o da sauron gibi bir karanlık hükümdar olacaktı. tek yüzük'ü reddetmesi ona dönme hakkını vermiştir. o vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.
galadriel yüzük kardeşliği'ne hediye dağıtırken cüce gimli'ye ne istediğini sormuş, gimli de gönlünden geçenin hanımın bir tane tel saçı olduğunu dile getirmiş, ancak talep etmemiştir. orada bunu duyan elfler çok şaşırmıştı. çünkü lady galadriel zamanında saçından tel isteyen feanor'un dileğini reddetmişti. feanor da valinor'un iki ağacından ışık alarak silmaril'leri yapmıştı. galadriel cüce gimli'nin dileği üzerine bir yerine üç tel saçını vermiştir.
peter jackson'ın yönettiği yüzüklerin efendisi üçlemesinde, bu karakteri (bkz: cate blanchett) canlandırmıştır.
noldor prensi finarfin'in earwen ile evliliğinden doğan tek kızı ve en küçük çocuğudur. valinor'da doğmuştur. tam bir elftir ama eldar`ın çağrısını kabul etmemiştir. bu yüzden sürgündedir.
ağabeyi finrod ile adı lothlorien olup, daha önceleri belerian olan orman krallığına geldi. burada kralın yeğeni olan celeborn'a aşık oldu ve ağabeyi finrod'un yanından ayrılıp celeborn ile kaldı. derler ki galadriel'in saçlarında valinor'daki ikinci ışık kaynağı olan iki ağacın ışıkları gizlidir.
eregion'a saldırı sırasında, galadriel'e üç elf yüzüğü'nden nenya verilmiştir. sauron'un gücünün farkında olan galadriel, tek yüzük sauron'da olduğu sürece nenya'yı kullanmamıştır. fakat üçüncü çağ'da tek yüzük kaybolunca kullanmıştır. yüzüğün güçleri, galadriel'in aynası ile ilişkilendirilebilir.
dördüncü çağ'ın başlarında, elrond, gandalf ve yüzük taşıyıcıları bilbo ve frodo baggins ile orta dünya'dan ayrılmıştır. eğer frodo tek yüzüğü ona vermek istediğinde kabul etseydi o da sauron gibi bir karanlık hükümdar olacaktı. tek yüzük'ü reddetmesi ona dönme hakkını vermiştir. o vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.
galadriel yüzük kardeşliği'ne hediye dağıtırken cüce gimli'ye ne istediğini sormuş, gimli de gönlünden geçenin hanımın bir tane tel saçı olduğunu dile getirmiş, ancak talep etmemiştir. orada bunu duyan elfler çok şaşırmıştı. çünkü lady galadriel zamanında saçından tel isteyen feanor'un dileğini reddetmişti. feanor da valinor'un iki ağacından ışık alarak silmaril'leri yapmıştı. galadriel cüce gimli'nin dileği üzerine bir yerine üç tel saçını vermiştir.
peter jackson'ın yönettiği yüzüklerin efendisi üçlemesinde, bu karakteri (bkz: cate blanchett) canlandırmıştır.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
hayvanseverlerin twitter'da bir işletmeyi hedef göstermesi
olayı kısaca özetleyecek olursak, büyükdere caddesinde dere optik isimli bir işyerinin önündeki kaldırıma kartondan ve süngerden yataklar koymuşlar, sokak köpekleri yatsın diye. bu esnaf da buna uzun bir süre sabretmiş sonra müşterilerden gelen şikayetler üzerine oda belediyeye şikayette bulunup bunları kaldırtmış.
ecepiesen isimli bir twitter kullanıcısı, aynı zamanda pasky derneği kurucu başkanı da olan bir şahıs tarafından hedef gösterilmiş. tabi esnafa olan linç malum, küfür edenler mi dersin, soydan soptan girip çıkanlar mı, gırla.
ama bunların yanında esnafa destek verenlerde çıkmış, tabi bu ece isimli şahsa sallayanlar da. onlara da demişki 11 tane avukatım var istediğiniz kadar linç edin. ya arkadaş bu ne perhiz ne lahana turşusu, sen yaparken iyi başkası yaparken kötü. oldu canım suyundan da koyayım mı? malum hayvansever linççibaşının twitter hesabı olayın ayrıntısı orada
tabi silmiş tweeti, ama kanıtlar mevcut.
ecepiesen isimli bir twitter kullanıcısı, aynı zamanda pasky derneği kurucu başkanı da olan bir şahıs tarafından hedef gösterilmiş. tabi esnafa olan linç malum, küfür edenler mi dersin, soydan soptan girip çıkanlar mı, gırla.
ama bunların yanında esnafa destek verenlerde çıkmış, tabi bu ece isimli şahsa sallayanlar da. onlara da demişki 11 tane avukatım var istediğiniz kadar linç edin. ya arkadaş bu ne perhiz ne lahana turşusu, sen yaparken iyi başkası yaparken kötü. oldu canım suyundan da koyayım mı? malum hayvansever linççibaşının twitter hesabı olayın ayrıntısı orada
tabi silmiş tweeti, ama kanıtlar mevcut.
devamını gör...
altı kaval üstü şeşhâne
şeşhâne, namlusunda altı adet yiv bulunan tüfek ve toplara denir. yivler mermiye bir ivme kazandırdığı için ateşli silahların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. evvelce kaval gibi içi düz bir boru biçiminde imal edilen namlular, yiv ve set tertibatının icadıyla birlikte fazla kullanılmaz olmuş ve gerek topçuluk gerekse tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda yivli namlular tercih edilmiştir. merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolayısıyla daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bir namluda genellikle altı adet olup spiral şeklinde namlu içini dolanırlar. altı adet yiv demek, namlunun da altı bölüme (şeş-hâne = altı dilim) ayrılması demektir ki halk dilinde şeşâne şeklinde kullanılır.
bir zamanlar bir avcının, yivlerin icadından sonra çifte (çift namlulu) tüfeğinin kaval tipi namlularının üst kısımlarını teknolojiye uydurmak için şeşhâne yivli namlu ile takviye ettiğine dair bir hikâye anlatılır. hatta bu uydurma tüfek öyle acayip ve gülünç bir görünüm almış ki diğer avcılar uzunca müddet kendisiyle alay etmişler ve “altı kaval üstü şeşhâne. bu ne biçim tüfek böyle” diyerek kafiyelendirmişler. o günden sonra halk arasında bu hadiseye telmihen birbirine zıt durumlar için altı kaval üstü şeşhâne demek yaygınlaşmış ve giderek deyimleşerek dilimize yerleşmiştir. kaynak
devamını gör...
amacı dışında kullanılan şeyler
kalem. toka bulamadığımda la casa de papel raquel edasıyla saçımı topuz yapıyorum.
devamını gör...


