normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
en nihayetinde adımı gördüğüm liste. günlerdir bugünü bekliyordum.
devamını gör...
geceye sürekli bir şeyler bırakmamızın nedeni
gece örter üstünü
sesim çoğalır su olur
zaman siler her şeyi
geride kalır sesim
...
düş sokağı sakinlerini getirdi aklıma.
sesim çoğalır su olur
zaman siler her şeyi
geride kalır sesim
...
düş sokağı sakinlerini getirdi aklıma.
devamını gör...
the platform
yönetmenliğini galder gaztelu-urrutia'nın üstlendiği, başrollerinde ise iván massagu*, alexsandra massagkay* gibi isimlerin yer aldığı, tiyatro senaryosundan uyarlama ispanyol film.
kapağı böyle bir şey.
konusunu özet geçmek gerekirse; el hoyo denilen ve tabakalardan oluşan 333 katlı bir bina. bu bina bir hapishane ve "unvan almak" için giren de var, cezası hafiflesin diye girenler de. burada yaşam savaşı veren 666 kişi. kişiler her ay yeni bir katmanda, yeni bir kişiyle uyanıyorlar. burada yönetmen "hayat bizi her seferinde bir yere sürükler; ya düşeriz ya yükselir. yanımızdakiler de değişkenlik gösterir." diyerek ilk mesajı veriyor. daha sonra el hoyo'nun ortasından bir platform bırakılıyor aşağıya doğru, üzerinde çeşitli yemekler ancak 51. kattan sonraki katlara kalan yalnızca kırık tabaklar oluyor. buradaki mesaj ise izleyenlerin bildiği gibi "eğer herkes yeteri kadar alsaydı ve açgözlülük yapmasaydı toplumun geri kalanına da yetecekti."mesajı. 666 ve 333 sayılarında da göndermeler yapılıyor ama onu izlemeyen fakat izleyecek olan yazarlara bırakıyorum.
metaforlarla dolu, hıristiyanlıkla alakalı birçok ögenin olduğu film, açıklanması gereken birçok sırla bezeli. malulen emekli nickli yazarın da dediği gibi "sonu seyirciye bırakıldı." [#177270]
--
kişisel görüşe geçecek olursak; filmi beğendim açıkçası, goreng'in don kişot gibi toplum kahramanı olma cesaretine de bayıldım lakin toplum eleştirisini daha kibar sahnelerle de yapabilirlerdi gibime geliyor.
birbirlerini yemeleri, miharu'nun türü fark etmeksizin her canlıyı hapur hapur mideye yollaması çok iğrençti. bir de bunları detaylıca gösterdiler.
belki detaylara inilmeseydi çok daha dehşet bir film olabilirdi. zaten düşük bütçeyle hazırlanmış, masrafa girmemişler. madem öyleydi bari kanlı sahneleri azaltıp ince mesajlı yerler koysaydınız. korku filmi değildi ya? bir şeyler anlatmak istiyordu. zaten sonunu da çok anlayamadım.
bence küçük kızın vereceği mesaj; vicdanlı olun, mesajıydı.
yanisi onca gönderme olmasa izlememeyi tercih ederdim. hâlâ biri çıkacakmış da beni canlı canlı yiyecekmiş hissi var içimde. *
kapağı böyle bir şey.
konusunu özet geçmek gerekirse; el hoyo denilen ve tabakalardan oluşan 333 katlı bir bina. bu bina bir hapishane ve "unvan almak" için giren de var, cezası hafiflesin diye girenler de. burada yaşam savaşı veren 666 kişi. kişiler her ay yeni bir katmanda, yeni bir kişiyle uyanıyorlar. burada yönetmen "hayat bizi her seferinde bir yere sürükler; ya düşeriz ya yükselir. yanımızdakiler de değişkenlik gösterir." diyerek ilk mesajı veriyor. daha sonra el hoyo'nun ortasından bir platform bırakılıyor aşağıya doğru, üzerinde çeşitli yemekler ancak 51. kattan sonraki katlara kalan yalnızca kırık tabaklar oluyor. buradaki mesaj ise izleyenlerin bildiği gibi "eğer herkes yeteri kadar alsaydı ve açgözlülük yapmasaydı toplumun geri kalanına da yetecekti."mesajı. 666 ve 333 sayılarında da göndermeler yapılıyor ama onu izlemeyen fakat izleyecek olan yazarlara bırakıyorum.
metaforlarla dolu, hıristiyanlıkla alakalı birçok ögenin olduğu film, açıklanması gereken birçok sırla bezeli. malulen emekli nickli yazarın da dediği gibi "sonu seyirciye bırakıldı." [#177270]
--
kişisel görüşe geçecek olursak; filmi beğendim açıkçası, goreng'in don kişot gibi toplum kahramanı olma cesaretine de bayıldım lakin toplum eleştirisini daha kibar sahnelerle de yapabilirlerdi gibime geliyor.
birbirlerini yemeleri, miharu'nun türü fark etmeksizin her canlıyı hapur hapur mideye yollaması çok iğrençti. bir de bunları detaylıca gösterdiler.
belki detaylara inilmeseydi çok daha dehşet bir film olabilirdi. zaten düşük bütçeyle hazırlanmış, masrafa girmemişler. madem öyleydi bari kanlı sahneleri azaltıp ince mesajlı yerler koysaydınız. korku filmi değildi ya? bir şeyler anlatmak istiyordu. zaten sonunu da çok anlayamadım.
bence küçük kızın vereceği mesaj; vicdanlı olun, mesajıydı.
yanisi onca gönderme olmasa izlememeyi tercih ederdim. hâlâ biri çıkacakmış da beni canlı canlı yiyecekmiş hissi var içimde. *
devamını gör...
1000kitap
çok severek kullandığım kitap uygulamasıdır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“aşk...
doğru duyguların en vazgeçilmezi!
ama aynı zamanda en çok acı vereni...
ve en gururlu olanıdır.”
canan tan “yüreğim seni çok sevdi” kitabından.
doğru duyguların en vazgeçilmezi!
ama aynı zamanda en çok acı vereni...
ve en gururlu olanıdır.”
canan tan “yüreğim seni çok sevdi” kitabından.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yapmadığım için pişman olduğum tek şey sanırım hoşlandığım çocuğa açılmamak oldu. sonra geldi kızın biri kaptı, yetmedi çocukceğizi üzdü, ve yüz üstü bıraktı. sonra da çocuk gitti evlendi. fırsat mı bıraktılar. **
devamını gör...
qinding gujin tushu jicheng
çincede geçmiş ve şimdiki zamanların resimli büyük imparatorluk ansiklopedisi anlamına gelen bir başlıktır.
bin yedi yüz yirmi altı yılında basılan ve on binden fazla biyografik kısıma sahip olan ansiklopedi çin sarayının düzeltmeni jiang tingzi tarafından hazırlanmıştır.
içinde yazılı bölümlerin dışında oyma resimler ve oynak karakterlerle ahşap bloklar kullanılarak eserin sadece bir başvuru kaynağı değil görsel sanatlara da girebilecek bir eser haline gelmesi sağlanmıştır jiang tingzi tarafından.
wolfgang bauer’in hazırladığı ve 1966 yılında paris’te basımı yapılan “chaiers d’histoire mondiale” isimli ansiklopedide bu ansiklopedinin içeriği hakkında bolca bilgi mevcuttur. benim en çok ilgimi çekense kitabın biyografilerden oluşmasıdır.
her kısım belli bir ilgi alanına göre sınıflandırılmıştır ansiklopedide. bilim, sanat, seyahat gibi başlıklar altında onlarca biyografi ile bu ilgi alanları anlatılmıştır.
wolfgang bauer bu kısımların insan ilişkileri başlığında biyografik kayıtlar içiren altbölümlerde farklı mevki ve mesleklerde insanların yaşam öykülerine yer verildiğini yazar.
bilgeler, köleler, zamparalar, zorbalar, doktorlar, kaligraflar, doğaüstü varlıklar, içki düşkünleri, saygın okçular ve yeniden evlenmemiş dulların biyografileri bu bölümde alt başlıklar halinde yer alır.
imkanı olsa okumak isteyeceğim bir ansiklopedidir ve bu imkanı bir şekilde yaratacağım.
bin yedi yüz yirmi altı yılında basılan ve on binden fazla biyografik kısıma sahip olan ansiklopedi çin sarayının düzeltmeni jiang tingzi tarafından hazırlanmıştır.
içinde yazılı bölümlerin dışında oyma resimler ve oynak karakterlerle ahşap bloklar kullanılarak eserin sadece bir başvuru kaynağı değil görsel sanatlara da girebilecek bir eser haline gelmesi sağlanmıştır jiang tingzi tarafından.
wolfgang bauer’in hazırladığı ve 1966 yılında paris’te basımı yapılan “chaiers d’histoire mondiale” isimli ansiklopedide bu ansiklopedinin içeriği hakkında bolca bilgi mevcuttur. benim en çok ilgimi çekense kitabın biyografilerden oluşmasıdır.
her kısım belli bir ilgi alanına göre sınıflandırılmıştır ansiklopedide. bilim, sanat, seyahat gibi başlıklar altında onlarca biyografi ile bu ilgi alanları anlatılmıştır.
wolfgang bauer bu kısımların insan ilişkileri başlığında biyografik kayıtlar içiren altbölümlerde farklı mevki ve mesleklerde insanların yaşam öykülerine yer verildiğini yazar.
bilgeler, köleler, zamparalar, zorbalar, doktorlar, kaligraflar, doğaüstü varlıklar, içki düşkünleri, saygın okçular ve yeniden evlenmemiş dulların biyografileri bu bölümde alt başlıklar halinde yer alır.
imkanı olsa okumak isteyeceğim bir ansiklopedidir ve bu imkanı bir şekilde yaratacağım.
devamını gör...
zippo ile tek tabanca radyo yayını
geliyor gelmekte olan. son 8 dakika. sevgili zippo bir hafta aramızda yoktu kendini epey özletti.* bildiğimiz ya da görmezden geldiğimiz durumları çınn çınn anlatmış yine. harika bir yayın olacak a dostlar! *
edit; bir şarkı var dostlar, o şarkıyı bekleyiiinnn!*
geliyoooor şarkı! amanın!*
edit; bir şarkı var dostlar, o şarkıyı bekleyiiinnn!*
geliyoooor şarkı! amanın!*
devamını gör...
vatman
vatman kısaca şehir içi hatlarda kullanılan tramvayların ve metroların sürücülerine verilen isimdir.
çoğunlukla makinistlik ile karıştırılan vatman, yalnızca kent içi ulaşım sağlayan ve yoldan herhangi bir yüksekliği bulunmayan raylı sistemlerde görev yapan kişilerdir.
dün yaşanan bir olay
çoğunlukla makinistlik ile karıştırılan vatman, yalnızca kent içi ulaşım sağlayan ve yoldan herhangi bir yüksekliği bulunmayan raylı sistemlerde görev yapan kişilerdir.
dün yaşanan bir olay
devamını gör...
seo
bir internet terimidir. ingilizcesi "search engine optimization" olan, "arama motoru optimizasyonu" anlamına gelen kelimenin kısaltmasıdır.
kısacası seo olarak andığımız bu iyileştirme, websitelerin arama motorları üzerindeki görünürlüğünü artırmaya, dolayısıyla başka internet kullanıcıları tarafından bulunmayı hedefleyen iyileştirmedir.
websitelerin olmazsa olmazıdır. seo ayarları yapılmamış websitesi ancak kulaktan kulağa oynayarak ziyaretçisini artırır.
kısacası seo olarak andığımız bu iyileştirme, websitelerin arama motorları üzerindeki görünürlüğünü artırmaya, dolayısıyla başka internet kullanıcıları tarafından bulunmayı hedefleyen iyileştirmedir.
websitelerin olmazsa olmazıdır. seo ayarları yapılmamış websitesi ancak kulaktan kulağa oynayarak ziyaretçisini artırır.
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
okulu sayemde bitirmiş, zorlamamla işe girmiş, tüm kültür etkinliklerine tarafımca alıştırılmış olan er kişisi;
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
hiçbir zaman sevdiğin kadar sevilmezsin.
devamını gör...
güne bir atatürk sözü bırak
dünyada herşey için; medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.
ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir"
ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir"
devamını gör...
nisan
turgut uyar'ın dizelerini hatırlatan aydır.
bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz
vakit nisan ortasında bir akşam..
tamamı için
bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz
vakit nisan ortasında bir akşam..
tamamı için
devamını gör...
yobazın ağlattığı kız
80 liralık ders kitabına parasının yetmediğini ve ailesinin ona nasıl alacağını anlatırken, "kafeye hala gidiyor musun" diye üzerine giderek çocuğu ağlatan bir adet yobaz içeren görüntüler.
videonun devamında cep telefonu kontrolü yapıldığına emin olsam bile ispatlayamam.
link
videonun devamında cep telefonu kontrolü yapıldığına emin olsam bile ispatlayamam.
link
devamını gör...
graeme souness
iskoç futbol adamıdır.
futbolculuk hayatını iskoçya, ingiltere ve amerika’da geçirmiş olan souness kariyerinin son senesini glasgow rangers takımında oyuncu antrenör olarak geçirmiştir.

aslında futbolcu olarak liverpool seviyesinde futbol oynayabilecek yeteneğe sahip olan souness’ın teknik direktörlüğü için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. kariyerinde en uzun çalıştırdığı iki kulüp üçer sene ile glasgow rangers ile liverpool’dur.

graeme souness 1995-1996 sezonunda galatasaray’ın başında bir sene geçirmiş ve efsane olmayı başarmıştır. ancak bu başarı oynattığı muhteşem futbol ve üstün futbol zekası ile değil sadece anlık bir heyecanla yaptığı bir hareketle olmuştur.
5 nisan 1996 tarihinde fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadında oynanan türkiye kupası finalinde iki takım aykut kocaman ve dean saunders’ın golleri ile berabere kalmasına rağmen ilk maçı yine dean saunders’ın golü ile kazanmış olan galatasaray kupayı kazanmıştır.
buraya kadar her şey normal ilerlerken bir an gaza gelen souness taraftarlardan kaptığı galatasaray bayrağını fenerbahçe stadının ortasına dikerek ortalığı birbirine katmıştır. bayrağın dikilmesi ile bir fenerbahçeli taraftarın bayrağı kapması arasında 5-10 saniyelik bir ara olsa da souness ulubatlı souness lakabını kazanacağı fotoğrafı vermiştir.

bu olaydan yıllar sonra yaptığı açıklamada bayrak dikmenin o an için mantıklı geldiğini ama bunun hayatında yaptığı en akıllıca şey olmadığını söylemiştir.
futbolculuk hayatını iskoçya, ingiltere ve amerika’da geçirmiş olan souness kariyerinin son senesini glasgow rangers takımında oyuncu antrenör olarak geçirmiştir.

aslında futbolcu olarak liverpool seviyesinde futbol oynayabilecek yeteneğe sahip olan souness’ın teknik direktörlüğü için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. kariyerinde en uzun çalıştırdığı iki kulüp üçer sene ile glasgow rangers ile liverpool’dur.

graeme souness 1995-1996 sezonunda galatasaray’ın başında bir sene geçirmiş ve efsane olmayı başarmıştır. ancak bu başarı oynattığı muhteşem futbol ve üstün futbol zekası ile değil sadece anlık bir heyecanla yaptığı bir hareketle olmuştur.
5 nisan 1996 tarihinde fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadında oynanan türkiye kupası finalinde iki takım aykut kocaman ve dean saunders’ın golleri ile berabere kalmasına rağmen ilk maçı yine dean saunders’ın golü ile kazanmış olan galatasaray kupayı kazanmıştır.
buraya kadar her şey normal ilerlerken bir an gaza gelen souness taraftarlardan kaptığı galatasaray bayrağını fenerbahçe stadının ortasına dikerek ortalığı birbirine katmıştır. bayrağın dikilmesi ile bir fenerbahçeli taraftarın bayrağı kapması arasında 5-10 saniyelik bir ara olsa da souness ulubatlı souness lakabını kazanacağı fotoğrafı vermiştir.

bu olaydan yıllar sonra yaptığı açıklamada bayrak dikmenin o an için mantıklı geldiğini ama bunun hayatında yaptığı en akıllıca şey olmadığını söylemiştir.
devamını gör...
yazarlara yazın geldiğini fark ettiren şeyler
ağaçlarda açan çiçeklerin yerini yeşil yaprakların aldığı, güneşin 'cee ee' diyip kaçmaktansa aslan gibi gökte yelesini savurduğu, her adımda güneş kremi kokusunu aldığım ve sıcağın baymaya başladığı zaman yaz gelmiştir.
devamını gör...

