bazen bir tebessümdür. içini sımsıkı sarar.
devamını gör...

xvii. yüzyıldan kalma ingiliz halk şarkısı. rönesans boyunca ki özellikle xiv, xv, xviii. yüzyılın popüler temalarından biri olan ölüm ve bilinmeyen kadın arasında geçen bir diyalog şeklinde yazılan balad döneminin ahlaki değerlerini - kalvinizm oldukça baskındır- bir öğreti olarak sunma çabası içinde yazılmış ve daha sonra sıkça the fashionable lady, a new year's ode gibi çeşitli operalarda da kendine yer bulmuştur. fransız yazar charles baudelaire'ın la mort des pauvres şiirinde de kendine yer bulan 'hangi sınıftan olduğunun bir önemi yok, ölüm karşısında zengin ve fakir eşittir.' düşüncesinin bir ürünüdür bu balad. incilde yer alan oldukça katı ve kısmen korkutmaya yönelik alıntılar ile açılan balad, devamında ölümün bilinmeyen kadına zenginliğinin ve rahat düşkünlüğünün geçiciliğini hatırlatması ile geçer ve kadının dönemine göre günahkar olarak adlandırılan yaşantısının hristiyan öğretileri ile sürdürülemeyecek kadar geç kalınmış olduğunu aktarır. dönemin düşünce yapısını kavramak için birebir olduğunu söylemekle birlikte james hogg'un the private memoirs and confessions of a justified sinner'ı ile üst üste okunması dahilinde ufuk açıcı etkisi yüksektir.

death
'fair lady, throw those costly robes aside,
no longer may you glory in your pride;
take leave of all your carnal vain delight,
ı'm come to summon you away this night.'

lady
'what bold attempt is this? pray let me know
from whence you come, and whither ı must go.
shall ı, who am a lady, stoop or bow
to such a pale-faced visage? who art thou?'

d. 'do you not know me? ı will tell you then:
ı am he that conquers all the sons of men,
no pitch of honour from my dart is free,
my name is death! have you not heard of me?'

l. 'yes; ı have heard of thee, time after time;
but, being in the glory of my prime,
ı did not think you would have come so soon;
why must my morning sun go down at noon?'

d. 'talk not of noon! you may as well be mute;
there is no time at all for vain dispute,
your riches, gold, and garments,jewels bright,
your house, and land, must on new owners light.'

l. 'my heart is cold; it trembles at such news!
here's bags of gold, if you will me excuse
and seize on those; and finish thou their strife,
who wretched are, and weary of their life.

are there not many bound in prison strong
ın bitter grief? and souls that languish long,
who could but find the grave a place of rest
from all their grief; by which they are opprest.

besides there's many with a hoary head
and palsied joints; from whom all joy is fled
release thou them whose sorrows are so great,
and spare my life until a later date!'

d. 'though thy vain heart to riches is inclined
yet thou must die and leave them all behind.
ı come to none before their warrant's sealed,
and, when it is, they must submit, and yield.

though some by age be full of grief and pain,
till their appointed time they must remain;
ı take no bribe, believe me,this is true.
prepare yourself to go; ı'm come for you.'

l. 'but if, oh! if you could for me obtain
a freedom, and a longer life to reign,
fain would ı stay, if thou my life wouldst spare.
ı have a daughter, beautiful and fair,
ı wish to see her wed, whom ı adore;
grant me but this, and ı will ask no more?'

d. 'this is a slender frivolous excuse!
ı have you fast! ı will not let you loose!
leave her to providence, for you must go
along with me, whether you will or no!

ıf death commands the king to leave his crown
he at my feet must lay his sceptre down;
then, if to kings ı do not favour give
but cut them off, can you expect to live
beyond the limits of your time and space?
no! ı must send you to another place.'

l. 'ye learned doctors, now exert your skill,
and let not death on me obtain his will!
prepare your cordials, let me comfort find,
my gold shall fly like chaff before the wind!'

d. 'forbear to call! that skill will never do;
they are but mortals here as well as you.
ı give the fatal wound, my dart is sure,
and far beyond the doctors' skill to cure.

flow freely you can let your riches fly
to purchase life, rather than yield and die!
but,while you flourished here with all your store,
you would not give one penny to the poor.

though in god's name they sue to you did make
you would not spare one penny for his sake.
my lord beheld wherein you did amiss,
and calls you hence, to give account of this!'

l. 'oh! heavy news! must ı no longer stay?
how shall ı stand at the great judgement day?'
down from her eyes the crystal tears did flow,
she says, 'none knows what ı now undergo!

upon my bed of sorrow here ı lie!
my selfish life makes me afraid to die!
my sins are great, and manifold,and foul;
lord jesus christ have mercy on my soul!

alas! ı do deserve a righteous frown!
yet pardon, lord, and pour a blessing down!'
then with a dying sigh her heart did break,
and did the pleasures of this world forsake.

thus may we see the mighty rise and fall,
for cruel death shews no respect at all
to those of either high or low degree.
the great submit to death as well as we.

though they are gay, their life is but a span,
a lump of clay, so vile a creature's man!
then happy they whom god hath made his care,
and die in god, and ever happy are!

the grave's the market place where all must meet
both rich and poor, as well as small and great;
ıf life were merchandise, that gold could buy,
the rich would live -- only the poor would die.
devamını gör...

"canımdan ve malımdan kıymetli olan" demektir.

özel bir sıfat değildir. allah (cc) için kullanılacağı gibi, herhangi sevdiğiniz biri için de kullanılabilir.
devamını gör...

harika tanımlar girip bizleri bilgilerindiren yazar arkadaşımız.
devamını gör...

(bkz: ölüm,yazı,vücut)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


(...)eğer felsefe,
olguların olanaklılık koşullarını anlamakla yükümlü düşünce disipliniyse,
o zaman söylenemez olanın alanına adım atıp,orada "vücutsal kendiliği" kavramaya çaba göstermelidir.
böyle bir çaba, söylenemez olanı söyleme yanılsamasına kapılmaz, yada kapılmamalıdır.
bilir ki söylenemez olan,
söylenemez kalacaktır.
ama kavramsal çabanın yazısı söylenemez olanı cağrıştırabilir, ya da onun ölçüsünü yeniden koyabilir.
tüm kavramlara söylemediklerini söyleterek...

ahmet soysal 'ın
sezi, doku ve kavram niteliklerini
ölüm de,
yazı da,
ve vücut da bir solukta betimlemiş,
resimleri ile bahar kocaman
simgesel hale getirmiştir.

"soyutlama" isimli sergi çalışmaları sayfalar arasında görsel şölen oluşturmuştur.


bir solukta okunan kitabımız 53 sayfa olarak,
norgunk yayıncılık tarafından 2004 yılında baskıya alınmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sürekli hamile olmaları. bu cefakar bu cengaver kadınlar olmasa genç nüfus oranı yüzde üçe düşer.
devamını gör...

rock, neden ingiltere'de ortaya çıkmıştır sorusunun açık ve net cevabıdır led zeppelin. plant'in vokali ile uçarsınız, page'in gitarı öyle bir ağlar ki, sizin vokal ile uçtuğunuz yerden, yere bonzo'nun sert kicki misali çarpmanıza sebep olur.
and god said, let there be rock. and there was led zeppelin.
devamını gör...

birkaç yıl önce meme kanseri şüphesi ile hastaneye gittim. ama o ihtimal bile insanı öyle bir düşürüyor ki.. elle muayene ettim önce ve kitleler vardı, sonra doktor muayenesi, ultrason derken sadece ihtimal olarak kaldı.. gerçekten çok kötü bir durum. geçen gün yine kitle hissettim, yine aynı korku ile doldum ama geçti çok şükür. tüm hastalara şifa dilerim..
devamını gör...

ibo ile hülya avşarın bir sahnesi vardı, öpüşmek değilde pirzola ısırmaya benziyordu.

@bengaripsengüzeldünyaumutlu isimli yazarı göreve davet ediyoruz.
devamını gör...

- ve onlara küçük bir çocuk yol gösterecek.

işaya 11,6
devamını gör...

benim de yaptığım şey. her tanımı güzel olan bir kaç yazar var. abartısız çok güzel yazıyorlar. bazen diyorum ki allah bana neden böyle yetenek vermedi. havalanmasınlar diye veya kıskançlıktan hiç artı oy vermedim.
devamını gör...

günaydın gününüz güzel olsun. ben elendim siz devam edin.*
devamını gör...

kışın sabahın köründe kalkmak ve soğuk suyla yüzünü yıkamak.
devamını gör...

evlerin loş ortamlarında romantik ve otantik bir hava oluşturan sarı ışık kaynağı. özellikle entelektüel kesimden insanların evlerinde köşe lambası olarak tercih ettikleri ışıktır.
devamını gör...

en sevmediğim bölümdür.
ben çocuklu bir bireyim, üstüme atladıkları zaman kitabı yanıma koyarım. tekrar elime alacağım zaman kaldığım yeri ezberlemem gerekti çünkü kitap ayracı da kullansam sayfanın neresinde kaldığını unutup, yeniden tüm sayfayı okumak zorunda kaldım.

ota boka romantizm kasmayın yetheeeeer.
devamını gör...

2005li olmak benim suçum değil. lütfen biraz anlayışlı olun.
devamını gör...

soundtrack’teki şarkılar tek tek çalarken kendi filminde başrol oynamak gibidir.

bazen spotify listemi açıp yürürüm. kulağımda kulaklık varsa o artık sıradan bir yürüyüş değildir, kendi filmimin kareleri akmaya başlar. otuz iki kısım tekmili birden. bazen iki süper film birden. müziğin türüne göre filmimin türü de değişir.

o zaman kulaklıkla müzik dinlerken yaşadıklarımı anlattığım sıradan bir gün:

the exorcist

çok büyük bir kafka hayranı olduğum için sabah kahvaltımı kargalarla birlikte yapıp ( bence çok iyi bir gönderme oldu) evden çıktığımda sözlük yazarlarının benden hoşlanmayacağını düşünüp yürürken kitap okumaktan vazgeçip kulaklığımı taktım. şansıma sabah sabah the exorcist theme song gelince ilk macera hemen hemen netleşti. şarkı başladıktan on beş yirmi saniye sonra karşıma dev bir köpek çıktı. üç başı olan köpek cehennemden fırlamış gibi üzerime atladı. yeşil pembe salyaları her yerime bulaşırken bir anda köpeği kaptığım gibi hancock’un çocuğu kapıp göğe uçtuğu gibi havalandım. ve yere inişte köpeği asfalta vurdum. köpek parçalara ayrılınca o parçalardan yüzlerce sıçan etrafa yayıldı. tam sıçanlarla savaşmak için bir yol ararken müzik yavaş yavaş azaldı ve bitti. korkunç bir andı. dev bir köpek. aslında dev değildi, normal bir köpekti. ama saldırdı bana, yani saldırmadı ama hırladı. burnumun dibinde hırlayan bir köpek. yani aslında o kadar yakın değildi ama köpek köpektir. fakat müzik bittiğine göre doğruyu söyleyebilirim. büyük siyah bir çöp poşeti idi gördüğüm ve korktuğum şey. yeni bir şarkı başlayana kadar etrafa saçtığım çöpleri toplamak zorunda kaldım.

unchained melody

ikinci şarkı unchained melody olunca film de bir anda yön değiştirdi. hafiften puslu böyle bir günde bu kadar güzel bir kadınla karşılaşmak çok büyük bir talihti benim için. kadının yemyeşil gözleri vardı. o kadar yeşildi ki gözleri daha önce yeşil gözlü kimseyle bakışmadığım için benzetme bile yapamıyorum. uzun uzun bakıştık, ben durak levhasına yaslanıp bir sigara yaktım. gözlerimi kısıp kadına bakmaya devam ettim. hayrettir ki o da gözlerini hiç ayırmıyordu benden. ama başka şeyler de oluyordu. bir iki adam daha bana bakmaya başlamıştı. dar siyah bir tişört giymiş, boynunda devasa bir zincir olan, pantolonu derisine nüfus etmiş gibi duran bir adam elinde makasla bana bakıyordu. yanında da yandaki nalbur ve çırağı. tam o anda müzik bitti ve adamların bana doğru koşmaya başlaması ile ben de seri depara kalktım. görseniz onyekuru’dan koşu var derdiniz. iki şarkı ile filmi yarılayıp bu arada posterdeki bir kadınla kısa süreli bir aşka yaşadıktan sonra telefonum çalınca filme on dakika ara vermek zorunda kaldım.

10 dakika ara

nothing’s gonna hurt you baby

aradan sonra ben de kaçmanın verdiği heyecan ve paniği atlatınca yeni bir şarkı açtım. cigarettes after sex’ten nothing’s gonna hurt you baby. bence duruma çok uygun bir şarkı idi. sonuçta poster de olsa bir seks imkanı yaşamıştım ve bu da bir sigarayı hak ediyordu ve beni kovalayan adamlara yakalanmadığım için de kimse beni incitmemişti. bu saçma düşüncelerden sıyrılıp şarkının içine girince kendimi bir pubda otururken buldum ve hemen kendime gelip etrafa öfkeli ama anlayışlı, hayattan vazgeçmiş ama mücadele etmeye hazır, umursamaz ama cinsel gücü yüksek bir şekilde baktım. müzik yükseldi. barmen elinde bir bezle bardağın içini yarınlar yokmuş gibi kurularken bana bakıp ne istediğimi sordu. ben de viskiden çatallaşmış sesimle her zamankinden dediğim an şarkı bitti. büfeci ile göz göze geldim. bana her zamanki nedir oğlum der gibi baktığını anlayınca hemen bir winston blue bir de clipper çakmak aldım ama sanırım yeterli olmayacaktı. o yüzden iki winston blue almaya karar verdim. parayı da tam verdim iki yirmilik. belki bu hatırlamasına yardımcı olur.

too close

günün son şarkısı alex clare’den too close oldu. ve şarkının başlaması ile etrafımı silahlı iki adamın sarması bir oldu. adamların yabancı olduğu çok belliydi, ağır bir italyan aksanı ile konuşuyorlardı ve benim düşünecek zamanım yoktu, hemen silahımı çektim ve benzer bir aksanla “ say hello to my little friend” dedim. adamların gözündeki korkuyu okudum ya da ben korku sandım. elim tetikte beklerken en ufak bir hamlede yakmaya niyetliydim adamları ve o hamle gelince hiç tereddüt etmedim. parmağımın bir hareketi ile şarkı bitti ve çakmağın alevli sesi parladı. yüzüme şaşkın şaşkın bakan adamlara iki de sigara ikram ettim bunun üzerine. ve başka bir şehirden çalışmak için geldiklerini ve geri dönmek için paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyen bu iki sahtekarı dumanlı bir kalpazanlıkla bırakıp yoluma devam ettim.

kulaklıkla şarkı dinlerken ben ben değilim. and the oscar goes to…
devamını gör...

kaynak
rize ardeşen'de 7 aydır sigortası yaptırılmadığı gerekçesiyle 42 yaşında ki garsonun işyerini yaktığı iddia edildi. garson olay yerinden kaçarken düşerek yaralanmış.
zaten zar zor geçinen 3 kuruşa çalışan insanlara bi de en önemli şey olan sigortayı bile yapmazsan böyle cinnet sahnelerini daha cok görürüz gibi geliyor.
devamını gör...

ayraç olarak kuş tüyleri kullanmayı seviyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim