pandemi
malum pandemi sürecinin etkileri insanımızı ister istemez olumsuz anlamda fazlasıyla etkiledi. kendimizi toplumdan soyutlama, sosyal izolasyon, yaz döneminden itibaren maruz kaldığımız sokağa çıkma yasakları ve akabinde gelen eksikliğini hissettiğimiz güneş ışığının bünyelerimize tesir edememesi bizleri bedenen ve ruhen fazlasıyla yormuş vaziyettte.
önceleri hafta içi rutini olan çalışan ve okullarına devam etmek zorunda olan insanımız için hafta sonunu iple çekme durumu, cuma günü mutlululuğu ya da pazar sendromu da bu süreçle birlikte kendini unutturmuş bir vaziyette. bazı değerleri de bu süreçte anlamış ve idrak edebilmiş de olduk ayrıca. insanlarla iç içe olmanın, toplu bir şekilde buluşup sohbet edip kafa dağıtmanın yok olduğu sadece telefonlar aracılığıyla görüntülü konuşmalara sığdırılmış hayatlar yaşar olduk.
sarılmanın kıymetini anladık mesela. bilimsel olarak da kanıtlanmış olan iki insanın birbirine sımsıkı sarılmasıyla oluşan pozitif enerji aktarımı da bu süreçle birlikte bir kenara bırakılmak zorunda kaldı. fakat özellikle hafta sonlarını ve sokağa çıkma yasaklarını kişisel gelişim anlamında iyi değerlendirmek adına bolca kitap okumak ve kişiyi geliştirmeye yönelik bazı aktiviteler yapmak elzem oldu.
pandemi sürecine bir de soğuk ve kasvetli havalar eklenince psikolojilerimizi sağlam tutmak her ne kadar zorlaşsa da bu süreci de lehimize çevirmek yine kendi ellerimizde. güzel alışkanlıklar edinip, bolca kitap okuyup, online kurslara yazılıp sertifika sahibi olmayı deneyebiliriz mesela. bu sürecin en kısa zamanda bitmesi herkesin arzusu. umarım en sağlıklı ve normal bir sosyal hayat yakındır bizlere. çünkü buna çok ihtiyacımız var.
önceleri hafta içi rutini olan çalışan ve okullarına devam etmek zorunda olan insanımız için hafta sonunu iple çekme durumu, cuma günü mutlululuğu ya da pazar sendromu da bu süreçle birlikte kendini unutturmuş bir vaziyette. bazı değerleri de bu süreçte anlamış ve idrak edebilmiş de olduk ayrıca. insanlarla iç içe olmanın, toplu bir şekilde buluşup sohbet edip kafa dağıtmanın yok olduğu sadece telefonlar aracılığıyla görüntülü konuşmalara sığdırılmış hayatlar yaşar olduk.
sarılmanın kıymetini anladık mesela. bilimsel olarak da kanıtlanmış olan iki insanın birbirine sımsıkı sarılmasıyla oluşan pozitif enerji aktarımı da bu süreçle birlikte bir kenara bırakılmak zorunda kaldı. fakat özellikle hafta sonlarını ve sokağa çıkma yasaklarını kişisel gelişim anlamında iyi değerlendirmek adına bolca kitap okumak ve kişiyi geliştirmeye yönelik bazı aktiviteler yapmak elzem oldu.
pandemi sürecine bir de soğuk ve kasvetli havalar eklenince psikolojilerimizi sağlam tutmak her ne kadar zorlaşsa da bu süreci de lehimize çevirmek yine kendi ellerimizde. güzel alışkanlıklar edinip, bolca kitap okuyup, online kurslara yazılıp sertifika sahibi olmayı deneyebiliriz mesela. bu sürecin en kısa zamanda bitmesi herkesin arzusu. umarım en sağlıklı ve normal bir sosyal hayat yakındır bizlere. çünkü buna çok ihtiyacımız var.
devamını gör...
claranın dağdan aşağı yuvarlanan tekerlekli sandalyesi
sözlüğün 'ne kadar miniği?' olduğunu merak ettiğim yazar.
malum yıldız tozu 13 yaşında, iki kardeşle tanışmıştım burada biri 14 diğeri 15 ti şuan aktif değiller gerçi ama işte alt limit ne onu merak etmeme neden oluyorlar doğrusu?
açıkçası ben böyle yaşından daha olgun daha bilgili daha cesur daha kültürlü insanları görünce tanıyınca çok mutlu oluyorum. *
sevgili yazarımız da bir ışık gibi parlıyor doğrusu. tanımları, duruşu, bilgi birikimi ve bunun yanında onu aktarma şekli çok hoş. keyifle takip ediyoruz sizi sayın yazar.
doğum gününüzü de ayrıca kutluyorum.
aslında nickaltınızı ziyaret nedenim buydu ama yine de bir iki cümle kurmadan gitmeyeyim dedim.

yeni yaşın sana huzur, umut, mutluluk getirsin. sevgiyle kal. *
malum yıldız tozu 13 yaşında, iki kardeşle tanışmıştım burada biri 14 diğeri 15 ti şuan aktif değiller gerçi ama işte alt limit ne onu merak etmeme neden oluyorlar doğrusu?
açıkçası ben böyle yaşından daha olgun daha bilgili daha cesur daha kültürlü insanları görünce tanıyınca çok mutlu oluyorum. *
sevgili yazarımız da bir ışık gibi parlıyor doğrusu. tanımları, duruşu, bilgi birikimi ve bunun yanında onu aktarma şekli çok hoş. keyifle takip ediyoruz sizi sayın yazar.
doğum gününüzü de ayrıca kutluyorum.
aslında nickaltınızı ziyaret nedenim buydu ama yine de bir iki cümle kurmadan gitmeyeyim dedim.

yeni yaşın sana huzur, umut, mutluluk getirsin. sevgiyle kal. *
devamını gör...
interstellar
salak olduğum için -evet salak- başka birinin söylemesi ile işin içinde kip thorne gibi bir ismin olduğunu öğrendiğim ve tekrar izlediğim film. işin kötü tarafı carl sagan'ın ayıla bayıla okuduğum contact kitabında katkısı olduğunu öğrendiğimden beri seviyorum ben kip thorne'u ve gram dikkat etmeden dümdüz izlemişim filmi. arada kitaplıkta duran gravitation ile bakışıp kendime sövüyorum. kendi salaklığımı es geçersek film izlediğim en iyi bilim-kurgu değildi hatta izlerken dramın dozunu fazla mı kaçırdınız sanki diye söylenmişliğim de yok değil ama şu var; ben fizikçi değilim, alanım kesinlikle bu değil yine de şu zamana kadar okuduklarımı düşünürsek muhtemelen bilim-kurgu'da bilim kısmına en çok yaklaşmış film. ayrıca bir repliği vardır ki 30 kere geri sarıp dinledim muhtemelen.
love is the one thing that transcends time and space.
ayrıca eklemezsem olmaz:
cooper: we've always defined ourselves by the ability to overcome the impossible. and we count these moments. these moments when we dare to aim higher, to break barriers, to reach for the stars, to make the unknown known. we count these moments as our proudest achievements. but we lost all that. or perhaps we've just forgotten that we are still pioneers. and we've barely begun. and that our greatest accomplishments cannot be behind us, because our destiny lies above us.
love is the one thing that transcends time and space.
ayrıca eklemezsem olmaz:
cooper: we've always defined ourselves by the ability to overcome the impossible. and we count these moments. these moments when we dare to aim higher, to break barriers, to reach for the stars, to make the unknown known. we count these moments as our proudest achievements. but we lost all that. or perhaps we've just forgotten that we are still pioneers. and we've barely begun. and that our greatest accomplishments cannot be behind us, because our destiny lies above us.
devamını gör...
karl dönitz
nazi almanyası'nın büyük amirali ve deniz kuvvetleri komutanıdır. enteresan bir çardır kendisi... çoğu insan bilmez ama kendisi birinci dünya savaşında goeben'de teğmen olarak görev almıştır. hatta eşi ile de istanbul'da tanışıp evlenmiştir. hatta ölmeden evvel şahsi anılarını türkçe'ye çevirterek türk deniz kuvvetleri'ne vermiştir.
prusya ekolü ile yetişmiş olan dönitz nazi almanyası zamanında u bot filo komutanlığı ve deniz kuvvetleri kriegsmarine'de alt komutanlık olan u boat komutanlığı yaptıktan sonra savaş sırasında deniz kuvvetleri komutanı ve büyükamiral olmuştur. nazilerin en fazla yuvalandığı yer olan luftwaffe'nin aksine kriegsmarine daha böyle kanım canım almanya modunda savaşmıştır, ss ve luftwaffe'nin yaptığı türden katliamlara pek bulaşmamıştır.
dönitz ise moderate nazi modunda takılmıştır. şöyle tarif edersem anlarsınız herhalde, ''aman canım işimiz bozulmasın diye kafa sallayıp öyleymiş gibi takılıyoruz'' anladınız siz onu kıps sdkjlgh herneyse; tabi moderate nazi dediysem de, her nazi gibi museviler ve bolşeviklerden ölesiye nefret eden bir çardı kendisi... savaş sırasında 2 oğlu da kendisi gibi u boat subayıydı ve her ikisini de savaşta kaybetmiştir. dönitz ile alakalı en tartışmalı konulardan birisi ise, sebep olduğu laconia faciasıdır ki kendisi de bu facia sonrasında ne şartla olursa olsun düşmana ait hiçbir sivil ve savaş esirinin denizden canlı kurtarılmaması emrini vermiştir. laconia faciasında da almanlar yanlışlıkla sivil ingiliz gemisini vuruyorlar daha sonra ingiliz sivilleri kurtarıp denizaltıya alıp güvertesine kızılhaç seriyorlar. bu esnada onları gören bir amerikan b24 liberator üzerinde ingilizlerin de olduğu kızılhaç serili alman denizaltılarını vuruyor falan... e ardından da almanlar ''s*kerim insanlığını da yapacağınız işi de'' deyip filikalara ingilizleri bindirip açıkdenizde bırakıyorlar falan... dönitz ise bu olayın ardından işte o meşhur laconia kararlarını alıyor. bu sebepten ötürü de savaştan sonra nürnberg'de 10 sene yatıyor...
savaştan sonra tonton dede modunda takılıp batı almanya'da uzuuunca bir süre yaşadıktan sonra da 1981'de vefat etmiştir. cenazesine aslında yasak olmasına rağmen alman deniz kuvvetleri üniformalı tam kadro olarak katılmıştır. kazandığı alman madalyalarının yanında ek olarak kendisi de subay sınıfı osmanlı gelibolu kıta harp madalyası sahibidir..
dügüdüt: yazarken ''lan goeben miydi breslau mu ?'' diye ikilemde kalmıştım altta arkadaşım düzeltmiş sağolsun. breslau'da teğmendi sözlük...
prusya ekolü ile yetişmiş olan dönitz nazi almanyası zamanında u bot filo komutanlığı ve deniz kuvvetleri kriegsmarine'de alt komutanlık olan u boat komutanlığı yaptıktan sonra savaş sırasında deniz kuvvetleri komutanı ve büyükamiral olmuştur. nazilerin en fazla yuvalandığı yer olan luftwaffe'nin aksine kriegsmarine daha böyle kanım canım almanya modunda savaşmıştır, ss ve luftwaffe'nin yaptığı türden katliamlara pek bulaşmamıştır.
dönitz ise moderate nazi modunda takılmıştır. şöyle tarif edersem anlarsınız herhalde, ''aman canım işimiz bozulmasın diye kafa sallayıp öyleymiş gibi takılıyoruz'' anladınız siz onu kıps sdkjlgh herneyse; tabi moderate nazi dediysem de, her nazi gibi museviler ve bolşeviklerden ölesiye nefret eden bir çardı kendisi... savaş sırasında 2 oğlu da kendisi gibi u boat subayıydı ve her ikisini de savaşta kaybetmiştir. dönitz ile alakalı en tartışmalı konulardan birisi ise, sebep olduğu laconia faciasıdır ki kendisi de bu facia sonrasında ne şartla olursa olsun düşmana ait hiçbir sivil ve savaş esirinin denizden canlı kurtarılmaması emrini vermiştir. laconia faciasında da almanlar yanlışlıkla sivil ingiliz gemisini vuruyorlar daha sonra ingiliz sivilleri kurtarıp denizaltıya alıp güvertesine kızılhaç seriyorlar. bu esnada onları gören bir amerikan b24 liberator üzerinde ingilizlerin de olduğu kızılhaç serili alman denizaltılarını vuruyor falan... e ardından da almanlar ''s*kerim insanlığını da yapacağınız işi de'' deyip filikalara ingilizleri bindirip açıkdenizde bırakıyorlar falan... dönitz ise bu olayın ardından işte o meşhur laconia kararlarını alıyor. bu sebepten ötürü de savaştan sonra nürnberg'de 10 sene yatıyor...
savaştan sonra tonton dede modunda takılıp batı almanya'da uzuuunca bir süre yaşadıktan sonra da 1981'de vefat etmiştir. cenazesine aslında yasak olmasına rağmen alman deniz kuvvetleri üniformalı tam kadro olarak katılmıştır. kazandığı alman madalyalarının yanında ek olarak kendisi de subay sınıfı osmanlı gelibolu kıta harp madalyası sahibidir..
dügüdüt: yazarken ''lan goeben miydi breslau mu ?'' diye ikilemde kalmıştım altta arkadaşım düzeltmiş sağolsun. breslau'da teğmendi sözlük...
devamını gör...
zuhal olcay
güller ve dudaklar isimli şarkının klibinin çekimlerinde, şarkıyı tersten ezberleyip okumuş sanatçıdır. bu bilgiyi öğrendikten sonra kendisine olan hayranlığım daha da artmıştır.
devamını gör...
beşiktaş
kendi bünyesinden çıkan en iyi teknik direktörü an itibariyle bulmuştur.
sergen yalçın'ın bu takımı avrupa çapında başarılara taşıyacağından adım gibi eminim.
tebrikler karakartal, tebrikler sergen yalçın...
sergen yalçın'ın bu takımı avrupa çapında başarılara taşıyacağından adım gibi eminim.
tebrikler karakartal, tebrikler sergen yalçın...
devamını gör...
unutulan internet fenomenleri
(bkz: al kırdın kırdın)
devamını gör...
iş eş ve arkadaş seçiminde hata yapmak
hayattaki önemli kriterlerden üçünde yapılan bir yanlıştır. üç yanlış sizi bir yerlere götürmeden, dolaylı da olsa bu hataların telafisi olabilmektedir. önemli olan geç kalmamaktır. gidilecek yollar vardır.
(bkz: run forest run)
(bkz: run forest run)
devamını gör...
zeytinin üstüne zeytinyağı dökmek
sadece zeytinyagi dokuldugunde zeytine yumusak bir aroma katar. ancak bir guzel pul biber, nar eksisi, limon ve zeytinyagi karisimi yapip zeytine dokerseniz o artik bir sanat eseri olur.
devamını gör...
nagehan alçı'nın kendisini damardan rock'çı ilan etmesi
habertürk yazarı nagehan alçı, boğaziçi’nin kayyım rektörü melih bulu’nun ‘hard rockçu’ olduğunu söylemesinin üzerine asıl kendisinin hard rockçu olduğunu iddia eden bir yazı kaleme aldı. alçı, bulu’yu arayarak en sevdiği metallica ve guns n’ roses şarkılarını sordu. aldığı cevaplar ise; metallica’nın nothing else matters, guns n’ roses’ın november rain parçaları oldu. alçı, “en yumuşak parçaları seçmiş. demek çok da hard rockçu değil” ifadelerini kullandı.
nagehan alçı'nın kendisini damardan rock'çı ilan ettiği haberi.
buradan
nagehan alçı'nın kendisini damardan rock'çı ilan ettiği haberi.
buradan
devamını gör...
normal sözlük 1. miğfer dibi zirvesi
orta dünyada bulunan yazarlarımız için düzenlediğimiz zirve.
5. günün şafağında yapılacaktır.
toplanma alanını bulamazsanız doğuya bakın.
5. günün şafağında yapılacaktır.
toplanma alanını bulamazsanız doğuya bakın.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük
bağlanmak. her şey için geçerli.
devamını gör...
youtube kanalı önerileri
dinler tatihi, mitoloji ve bilim için az aboneli pek bilinmeyen ama kaliteli bir kanal adamlar müzik videosu bile çekiyor.
alabarda
alabarda
devamını gör...
normal sözlük'te nickaltı girme kültürünün daha oluşmaması
bence oluşması bi an önce gereklidir.şahsen ben bakıp mutlu oluyorum/merak ediyorum insanların hakkımdaki varsayımlarını-düşüncelerini.iyi kötü fark etmez sadece tanım girilmesi yeterli bi mutluluk sebebi bana.
devamını gör...
meja (yazar)
kendisini ve bir kaç yazarı daha örnek gösteriyorum. tanımlama konusunda... tabii ki kimse anne karnında yazarlığı öğrenmiyor. olabilir. fakat bu yazarımız ve gözüme kestirdiğim tanımlama konusunda kendini yetiştirmiş yazarlarımız iyi ki var.
*
*
devamını gör...
türkiye'nin en güzel kadını
cansu dere ilk aklıma gelendir.
herhangi bir erkek cansu dere'yi televizyonda görür de dönüp bir kez daha bakma ihtiyacı hissetmez mi? beğensin beğenmesin, inanılmaz bir albenisi var kendisinin. kadınlar da beğeniyordur bence. şeker kadın vesselam.
herhangi bir erkek cansu dere'yi televizyonda görür de dönüp bir kez daha bakma ihtiyacı hissetmez mi? beğensin beğenmesin, inanılmaz bir albenisi var kendisinin. kadınlar da beğeniyordur bence. şeker kadın vesselam.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
iyi bir insan olacağımıza dair söz verdiklerimiz gidince ne yapıyorduk? ben hiç çalışmadım buraya.
tam kırk gün oluyor bugün. seni görmeyeli, sesini duymayalı, mesajını almayalı. varlığıyla anlam bulduğun insanın varlığından bihaber olmak nedir, bunu bilir misin? bir zamanlar veya belki halen belki yüzyıl sonra da eline batan dikeni dünyanın en tehlikeli nesnesi sayan ben için elini kırk gün göremeyişimin derin sancısı nedir, ya bunu?
giden gitmiştir diye başlayan afili ve vurdumduymaz cümlelerle büyüdüm. gidenin benden de bin parça alıp götüreceğini bana söylememişlerdi. dönüp hangi parçamı nerde bıraktın acaba diye düşünüyorum. bin yolda bin parça bulsam ve yine şen kahkahalar atsam diye.
tam kırk gün oluyor bugün. ben artık asla ben olmayan biriyle yaşamaya alıştım sanıyorum artık. yalnız ve sadece bir nebze de olsa yokluğuna alışmak dilerdim. cehennemin öbür adı, dipsiz bir uçurum, bir gayya kuyusu. ne kadar kötü ne kadar korkunç ne kadar berbat şey varsa o şair gibi tuttum yokluğuna tamamladım.
tam kırk gün oluyor bugün. kırk gün geçince güzel şeyler yazacağım ve şen kahkahalarımı yeniden atacağım diye söz verdim kendime. ancak artık güzel şeylere ve şen kahkahalara kırk yıl daha erişemeyecek sanıyorum kendimi. giderken beni tüm güzel duygulardan uzakta bir köşede bırakacağını da söylemedin, buna da aşk olsun. tüm güzel şeylerle beraber yollardan bin parçamı alıp da aynı köşeye dönersen beni bulamayacaksın. o köşede artık bir boşluk var. günleri sayan bir boşluk. bugün kırkı bitirdi, birden farkı yok.
tam kırk gün oluyor bugün. seni görmeyeli, sesini duymayalı, mesajını almayalı. varlığıyla anlam bulduğun insanın varlığından bihaber olmak nedir, bunu bilir misin? bir zamanlar veya belki halen belki yüzyıl sonra da eline batan dikeni dünyanın en tehlikeli nesnesi sayan ben için elini kırk gün göremeyişimin derin sancısı nedir, ya bunu?
giden gitmiştir diye başlayan afili ve vurdumduymaz cümlelerle büyüdüm. gidenin benden de bin parça alıp götüreceğini bana söylememişlerdi. dönüp hangi parçamı nerde bıraktın acaba diye düşünüyorum. bin yolda bin parça bulsam ve yine şen kahkahalar atsam diye.
tam kırk gün oluyor bugün. ben artık asla ben olmayan biriyle yaşamaya alıştım sanıyorum artık. yalnız ve sadece bir nebze de olsa yokluğuna alışmak dilerdim. cehennemin öbür adı, dipsiz bir uçurum, bir gayya kuyusu. ne kadar kötü ne kadar korkunç ne kadar berbat şey varsa o şair gibi tuttum yokluğuna tamamladım.
tam kırk gün oluyor bugün. kırk gün geçince güzel şeyler yazacağım ve şen kahkahalarımı yeniden atacağım diye söz verdim kendime. ancak artık güzel şeylere ve şen kahkahalara kırk yıl daha erişemeyecek sanıyorum kendimi. giderken beni tüm güzel duygulardan uzakta bir köşede bırakacağını da söylemedin, buna da aşk olsun. tüm güzel şeylerle beraber yollardan bin parçamı alıp da aynı köşeye dönersen beni bulamayacaksın. o köşede artık bir boşluk var. günleri sayan bir boşluk. bugün kırkı bitirdi, birden farkı yok.
devamını gör...
antakya
eski çağlarda , doğu dünyasının en büyük ve en önemli şehirlerinden biri olan hatay ilimizin bir diğer ismi ve merkez ilçelerden birinin adı.
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
bazı gençlerin hali.
patavatsız olduğunun, nobran olduğunun farkında olmayan kendini terbiye edememiş gençler. *
patavatsız olduğunun, nobran olduğunun farkında olmayan kendini terbiye edememiş gençler. *
devamını gör...
