mersin'in merkeze en uzak ilçesi.görülmeye hatta yaşamaya değerdir.yakın çevresinde denize nazır,yeşillikler içinde harika balık lokantaları vardır.tek sorun yolu aşırı virajlıdır.imkanı olanlar daha çok bu tarafa yerleşirler.
devamını gör...

ben sana hiç o gözle bakmadım
devamını gör...

babababa
devamını gör...

birikmiş,harcayayım değil mi?mezara mı götüreceğim?

zaten yeterince görünüyordum.*
devamını gör...

sözlükte tek başına takılma hissi. bakıyorum bazen yazarlar birbirlerine destek veren başlıklar açıyor, ekibimiz iş başında yazıyor, nickaltılar tıklım tıklım. yahu diyorum bir tek ben mi yazıyorum, okuyorum ve çıkıyorum.
devamını gör...

ortalama türk dindardan daha çok din bilgisine sahiptir.
devamını gör...

bahar gelmiş gibi, pencerem açık, hayatın seslerini dinliyorum…

ne demişti orhan veli;

“ben ki her nisan bir yaş daha genç,
her bahar biraz daha aşığım;
korkar mıyım?
ah,dostum, derdim başka…”

ne mevsim bahar ne de aylardan nisan… derdim aynı… üstelik korkmuyorum da…

yine de “beni bu güzel havalar mahvetti…”

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıra sıra tahta masalara kurulu sofraların en keyifli eşlikçisi melodilerin damla damla geceye dökülmeye başladığı yayın.

dip: gencecik anna vissi'nin selamıyla keyfimize keyif katmıştır.*
devamını gör...

sürekli denk geldiğim yazardır. her tanımım sonrası bir tane numune denk geliyor. saygıyla karşılıyorum. ciddiye almıyorum. sebebi ise saçma sapan mesaj atıyor lan. harbi saçma sapan.
devamını gör...

61 yazar arkadaşıma da ayrı ayrı saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.
devamını gör...

latince'de "çubuk" anlamına gelen ve bulut tanımlamasında kullanılan bir kelime. bulutun alt tabanına bitişik olarak görülen fakat yere kadar uzanmayan yağış demeti, aşağıya doğru sarkan yağış çubukları için kullanılan terim.

buluttan ayrılan su veya buz parçacıkları yere ulaşamadan havada buharlaştığı için bu görüntüye neden olur. uzaktan bulutun görüntüsü baca buluta veya hortuma benzer.

virga olayı daha çok cirrocumulus, altocumulus, altostratus, nimbostratus, stratocumulus, cumulus ve cumulonimbus bulutlarıyla beraber görülür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

burnum üşümüyor
devamını gör...

batesmotelpro'nun kurucularından, konuşmalarını crossover talks isimli ortak kanaldan dinlediğim, youtube türkiye'nin ilk youtube videolarını yükleyen ekibin ele başısıdır.

şimdilerde reklam sektöründe mükemmel yaratıcı işlere imza atıyor. severek izliyoruz efenim.
devamını gör...

market poşetiyle mahalle bakkalının önünden geçmek.
devamını gör...

dünya edebiyatının dev isimlerinden, bir yazardan daha fazlası olan, faust gibi bir başyapıt yazarak edebiyatı olduğundan daha yüksek bir yere taşıyan johann wolfgang von goethe’nin bu dünyadaki görevini tamamlayıp ayrılmak üzereyken sarf ettiği son sözleridir.

1832 yılında görevinin yapmış olmanın verdiği huzurla dünyadan ayrılmak üzereyken söyler bu sözleri büyük yazar. bu sözlerin fiziksel olarak muhattabı yardımcısıdır aslında.

ancak bazı insanlar ne yaparlarsa yapsınlar, yaptıkları şeyi nasıl ve ne amaçla yaparlarsa yapsınlar ortaya mutlaka bir sanat eseri, üzerinde düşünülecek bir felsefi ve edebi bir şaheser çıkarırlar.

goethe de benim için kesinlikle böyle bir insandır. nietzsche’nin übermensch dediği adamdır o. yazdığı her cümlenin derin bir anlamı olduğunu düşündürür. sanki edebi bir mükemmellik örneğidir büyük yazar.

bunları neden söyledim? çünkü yazar ölmeden önce bu sözleri gözlerindeki görme kaybı yüzünden yardımcısında perdeleri açmasını istediği için söylemişti. sadece dünyayı son kez daha aydınlık görmek için.

ama yazarın bu sözleri edebi ve ilahi ışığın peşinden koşmuş bir yazar için göründüğünden daha da anlamlı bir şeydi aslında.

bazı geceler, eğer dolunay varsa perdelerinizi aralık bırakıp goethe okumayı deneyin bence. yazara borcumuzu belki böyle öderiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sümüklü peçete diyen arkadaşa katılıyorum ve tuvalet kağıdı olarak arttırıyorum efenim
devamını gör...

erich fromm'un az önce bitirdiğim kitabıdır.

kitap beş bölümden oluşur. ikinci bölümde freud ve jung üzerinden din ile psikanaliz arasındaki görüş ayrılıklarına yer verir. freud bu analizde din karşıtlığı savunmasındayken, jung ise dini benimsemiş olarak görülür.

sanırım en çarpıcı bölüm olan üçüncü bölümde ise insan inanışlarının aslında insanın nevrozu olduğunu kanıtladığı bölümdür. fromm bize babasını rol model alan, tüm hayatı boyunca onun gözüne girmeye çalışan birini örnek verir ve bu kişinin nevrozu onu soy tapıcılığına yönlendirmiş olacağını söyler.

kendini eksik ve yetersiz hisseden insan, kendinden daha yüce bir varlığa inanma ihtiyacı duyup tüm sorumluluklarından kurtarmaz mı kendisini? burada da tek tanrılı dine geçiş yapıyoruz. yazar burada kendisinden yüce bir olguya kendini bırakma belki de mazoşistçe bir hissiyat ile insan inanışının şekillendiğini söyler. ve tabii ki inanış tarzları sadece tek sebebe dayanmaz. tüm sebepler bizi farklı bir ruh halinde insana dönüştürür ya da sahip olduğumuz ruh hali bizi farklı inanışlara yönlendirir ya da inanma sebeplerimizi şekillendirir.

dördüncü ve beşinci bölümlerde psikanaliz teknikleri ve psikalanizin dinin karşısında olup olmadığı ile alakalı konulara değinilmiş. kitapla alakalı yazılacak derinlemesine çok şey var fakat spoiler olmadan yazmaya çalıştım ki okumak isteyenlerin şevki kırılmadan tüm ayrıntılara okurken sahip olsunlar.

konuya ilginiz varsa düşünmeden okuyun derim.
devamını gör...

kalbinde yer yoksa güzelim fark etmez ben ayakta da giderim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim