çalışan kadın vs ev kadını
ikisinide oldum.
önemli olan mutlu kadın olmak, gerisi boş.
insanı çalışmaktan daha fazla yoran şey mutsuz olmak.
önemli olan mutlu kadın olmak, gerisi boş.
insanı çalışmaktan daha fazla yoran şey mutsuz olmak.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
“şayet kullarım beni senden sorarlarsa gerçekten ben çok yakınım. bana dua edince duacının duasını kabul ederim; o halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana layıkiyle iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.”
— kur’an-ı kerim (bakara suresi 186. ayet meali)
— kur’an-ı kerim (bakara suresi 186. ayet meali)
devamını gör...
misafirin sinir eden davranışları
çocuğuna “dur” dememesi. çocuğu tatlı dille uyarsanız dahi kendi sorumsuzluğunu görmezden gelip sizin söylediklerinize alınması, göz devirmesi, kendisine batması.
bize bir gün gelen misafir çocuk telsiz telefonun olduğu odada kapıyı kapatmış telefonla diğer odada ki babasının cebini arayıp kihkihkih gülüyor. baba “bu sizin numara” dedi. olayı fark edince oğlunun aradığını söyledim be adam bi kalk yerinden değil mi? bir şey söyle. çocuk benim hattımdan sürekli birilerini arıyor. anasının, babasının hiiiiiç umuru değil zaten. e iş başa düştü. kestim hesabını yapacak bir şey yok. çocuk falan dinlemem. az disiplin öğretin veletlerinize.
bize bir gün gelen misafir çocuk telsiz telefonun olduğu odada kapıyı kapatmış telefonla diğer odada ki babasının cebini arayıp kihkihkih gülüyor. baba “bu sizin numara” dedi. olayı fark edince oğlunun aradığını söyledim be adam bi kalk yerinden değil mi? bir şey söyle. çocuk benim hattımdan sürekli birilerini arıyor. anasının, babasının hiiiiiç umuru değil zaten. e iş başa düştü. kestim hesabını yapacak bir şey yok. çocuk falan dinlemem. az disiplin öğretin veletlerinize.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
ya kuzum inan hiç beklemediğin anda oluyor, allah sana daha güzelini nasip etsin
devamını gör...
son yaz
televizyondan dizi takip etmem, huyum değildir. genelde dikkatimi çeken bir senaryo olursa dizi bittikten sonra internetten sara sara izlerim. son yaz dizisini sosyal medyada çatışma sırasındaki kız isteme sahnesinden bir kesitle fark ettim. ali atay fanatikliğim tuttu yine, açtım ilk bölümlerini izledim ve düne varan bir serüven* başladı. öncelikle söylemem gerekir ki yağmur karakteri (hafsanur sancaktutan) o kadar ama o kadar itici geliyor ki bana onun sahneleri sürekli geçiyorum. hareketleri samimiyetsiz, senaryo gereği de daha 18-19 yaşında bir genç kıza gereksizce olgunluk itelemeye çalışmışlar efsane eğreti. akgün'e (alperen duymaz) hiç girmiyorum yine daha 20 yaşında bir delikanlı belinde silahla, ağır abi replikleriyle adam yaralamalar, mekan işletmeler. eh yavrum o kadar da iyi oyunculuğu var ki aslında, bunu savcıyla olan sahnelerinden anlayabiliyoruz, hep o samimiyette kalsa keşke. neyse dizi içerisinde çok fazla tutarsız detaylar mevcut. ama neticede yerli diziler yersiz uzun diyoruz ve yerli dizilerin mantığını az çok biliyoruz. çoktaşeyapmamak lazım o yüzden. dün yayınlanan sezon finaline gelecek olursak ki bu kısmı spoiler ve bir miktar tahmin içerir. bölümün başından beri biri ya da birilerinin öleceğinin farkındaydık. iç sesim yağmur'un ölüp diziden çıkmasını dilerken, mantıksal olarak selçuk taşkın'ın ölmesi kesindi. leyla ile mecnun'un çekimlerinin başlayacak olması ise savcı selim kara'nın suikast sonucu ölmesi ve diziden çıkmasını gerektirirdi. yani ben böyle kurmuştum kendimi. ama hiçbir şey öyle olmadı. yine birtakım ters köşe yapmaya çalışmalarla dizi bambaşka bir yere evrildi. canan öldü ya da en azından ölmüş gibi gösterildi. burası hala şaibeli bir ters köşe de buradan gelebilir. gökhan öldü, akgün abi katili oldu. gökhan'da zamanında anne katili olmuş zaten. ve genel olarak gelecek sezonun istanbul'da devam edeceği de kesinleşmiş oldu. (eh çeşme'de maliyetler yazın gelmesiyle arttı haliyle) her şey karman çorman oldu ve l&m başlarsa bu diziyle bağım kalmayacağını bildiğimden editlememek üzere son yaz defterini burada kapatıyorum. kıps.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
işe girememek. akademi mülakatlarında size bir amcanız veyahut dayınızın olup olmadığının açık açık sorulduğu bir ülkede garibansanız çalışamazsınız. üretemezsiniz. neden yıllarımı harcadım diye sorarsınız. akranlarınız hayatını kurarken siz yalnızca seyredersiniz. ekonomik imkansızlıklar belinizi bükerken sırf üniversite mezunusunuz bir de utanmadan yüksek lisans yaptınız diye marketlerde bile iş bulamazsınız. çünkü devamlılık sağlayacak bir personel isterler, onların gözünde siz her an işi bırakabilme potansiyeli olan kalifiye bir elemansınız. velhasılıkelam fazla okumak da suçtur bu ülkede. sağlam cezalandırılır.
devamını gör...
aziz matta'nın şehit edilmesi
caravaggio'nun en sevdiğim eserlerinden bir tanesi. sanatçının 1600 yılında bitirdiği, san luigi dei francesi kilisesinde sergilenen eseri.

aziz matta'nın şehit edilmesi resmindeki canlı, dramatik sahne san luigi dei francesi kilisesindeki contarelli şapelinde 1600 yılında tamamlanarak sergilenmeye başlamıştır. bu ünlü tablo caravaggio'nun toplumsal boyuttaki ilk başarısıdır. tüylü şapka giymiş, giorgione tarzında betimlenmiş gencin, caravaggio'nun arkadaşı mario minniti olduğu sanılmaktadır. yüzündeki anlaşılmaz düşünceli bakışla yarattığı şiirsel gerçekçilik del montelerin duygularını yansıtır gibidir.
şapelin deklorasyonu için tuttuğu not defterinde cantarelli, kurban edilişin bir sembolü olarak şehide elini uzatmakta olan bir melek figüründen hiç bahsetmemiştir. meleğin buradaki sıra dışı varlığı aslında caravaggio'nun resim dilinde çok özel bir anlam taşır; meleği taşıyan bulutların geleneksel ikonografisi bozulmuş, çarpıtılmıştır. bu durumda bulutlar meleği üstünden atmak istercesine olumsuz bir etki bırakır.
ön planda gördüklerinden ürkmüş çıplak genç, özellikle zuccaris tarafından kullanılan maniyerist geleneğin açık bir yansımasıdır. genç annibale caracci'nin deyişiyle, kompozisyondaki boş alanları doldurmak amacıyla yararlanılan kiralık figürlerden biridir.

aziz matta'nın şehit edilmesi resmindeki canlı, dramatik sahne san luigi dei francesi kilisesindeki contarelli şapelinde 1600 yılında tamamlanarak sergilenmeye başlamıştır. bu ünlü tablo caravaggio'nun toplumsal boyuttaki ilk başarısıdır. tüylü şapka giymiş, giorgione tarzında betimlenmiş gencin, caravaggio'nun arkadaşı mario minniti olduğu sanılmaktadır. yüzündeki anlaşılmaz düşünceli bakışla yarattığı şiirsel gerçekçilik del montelerin duygularını yansıtır gibidir.
şapelin deklorasyonu için tuttuğu not defterinde cantarelli, kurban edilişin bir sembolü olarak şehide elini uzatmakta olan bir melek figüründen hiç bahsetmemiştir. meleğin buradaki sıra dışı varlığı aslında caravaggio'nun resim dilinde çok özel bir anlam taşır; meleği taşıyan bulutların geleneksel ikonografisi bozulmuş, çarpıtılmıştır. bu durumda bulutlar meleği üstünden atmak istercesine olumsuz bir etki bırakır.
ön planda gördüklerinden ürkmüş çıplak genç, özellikle zuccaris tarafından kullanılan maniyerist geleneğin açık bir yansımasıdır. genç annibale caracci'nin deyişiyle, kompozisyondaki boş alanları doldurmak amacıyla yararlanılan kiralık figürlerden biridir.
devamını gör...
dandik entrylerin fazla sayıda beğenilmesi
neye göre dandik? kime göre dandik? diye sorarlar adama.
herkes aynı zevke sahip olmak zorunda mı? adama güzel geliyordur beğenmiştir.
ama tabii kanımızda var başarılı olan her şeye bir şekilde b*k sıçratmak.
tanım: entrylerine fazla beğeni gelmediği için ağlayan yazar beyanı.*
herkes aynı zevke sahip olmak zorunda mı? adama güzel geliyordur beğenmiştir.
ama tabii kanımızda var başarılı olan her şeye bir şekilde b*k sıçratmak.
tanım: entrylerine fazla beğeni gelmediği için ağlayan yazar beyanı.*
devamını gör...
kendi işini kendi halleden insan
öyle olması gerek, alışmalıyız çünkü özünde tek başımızayız
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
bir çok var. ama en önemlisi;
attila ilhan'la göz göze gelmem ve bana gülümsemesiydi. donmuş kalmıştım. hatırladıkça gözlerim yaşarır. toprağı bol olsun.
attila ilhan'la göz göze gelmem ve bana gülümsemesiydi. donmuş kalmıştım. hatırladıkça gözlerim yaşarır. toprağı bol olsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarı olmak

böyle bir şey olabilir mi?
bu neslimiz tükeniyor mesajı mıdır?
biri beni düelloya davet ediyor. #1993985
iki kelaynak gel konuşalım diyor radyoda. bak bak bak.*
gördünüz işte normal sözlük yazarı olmak, kelaynak olmayı bile gerektirir. yeri gelir (bkz: sözlüğün düz yazarları)ndan biri olmayı, yeri gelir (bkz: yazacağı bir şey olmayan başlığa tanım giren yazar) olmayı gerektirir.
normal sözlük yazarı ona yüklenmiş olan misyonu layığıyla yerine getirmeye çalışan bir normaldir. hatta bütün yazarları aşırı normaldir. normallik zehirlenmesi yaşadığımız zamanlar olur.neden bu kadar normaliz diye sorguladığımız zamanlar. çoğu kez çok çıldırmadığı için üzülen yazarlar oldu. çünkü normal sözlük yazarı olmak bunu gerektirir.
normal sözlük yazarı, kimi zaman
(bkz: sözlüğün 40 yaş üzeri dayıları) ile dayı olduğunu, kimi zaman sözlüğün 18 yaş üstü teyze kaynaması ile teyze olduğunu öğrenir.
boş beleş yazarız, en ilgili olduğumuz alanda acayip kasarız. durumu fark edip, ben böyle bir şey yapmadım diyerek köşelere kaçarız. kuytu bir yerde ansızın yakalanıp, sinirleniriz.. sinirlenince terlik fırlatıp, cam çerçeve indiririz. çünkü normal sözlük yazarı olmak bunu gerektirir.
normal sözlük yaralı platonik enteller derneği ile fular takan,
(bkz: normal sözlük yanarken kaşını alan yazarlar) ile göbek atan aslında her biri normal olan bireyleriz.
bir de yazarız, hep yazarız öyle ki, yaza yaza zamları getiririz. önce kafayı gözü dağıtır, sonra normale döneriz. akışta kaybolmaya, başıboş bırakılmaya gelemeyiz.
bizler 'normal sözlük yazarları'
'artık nesliniz tükeniyor' mesajları alıyoruz sırf bu yüzden anormale geçmeyi planlıyoruz.
bir normal sözlük yazarı.
devamını gör...
küçükken doğru bildiğimiz yanlışlar
herhangi bir meyvenin çekirdiğini yanlışlıkla yuttuğumda içimde büyüyüp filizlenecek sanırdım. kulağımdan, ağzımdan, burnumdan fışkıracak olan dallarla hayatın çok zor olacağını düşünüp korkardım. *
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
bir şeyin olacak gibi olup olmaması.
devamını gör...
kestane balının diyarı zonguldaktan selamlar
insanlar* 40 tanım ve bilmem kaç karma ile çaylak çaylak gezerken sayın sevgili yazarımız bu badireleri çabuk atlatmış ve yazar olmuş.
hoşgeldin mesajım da böyle olsun.*
hoşgeldin mesajım da böyle olsun.*
devamını gör...
faruk sümer
prof. dr. faruk sümer, 1924 yılında konya'nın bozkır ilçesinde doğmuştur. 1931 yılında istanbul'a yerleşmiştir. 1934 yılında soyadı kanunu'nun çıkmasıyla birlikte ilk önce demirtaş daha sonra bu soyadından vazgeçip sümer soyadını almıştır. eğitim hayatını istanbul'da devam ettiren sümer, 1943 yılında istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi tarih bölümü’ne girmiştir. 1948 yılında buradan mezun olmuş ve 1950'de ankara üniversitesi dil ve tarih- coğrafya fakültesi'nde doktoraya başlamıştır. "vı. ve xvıı. yüzyıllarda anadolu-suriye ve el-cezire’de oğuz boylarına mensup teşekküller" adlı doktora teziyle 1950 yılında doktor unvanını almıştır. daha sonra aynı üniversitede ortaçağ tarihi kürsüsü’ne asistan olarak atandı ve "oğuzlar’a ait destanî mahiyette eserler” adlı teziyle 1963’te profesörlüğe yükseldi. 10 temmuz 1982’de emekliye ayrılan sümer, yakalandığı karaciğer kanseri yüzünden 21 ekim 1995 tarihinde istanbul’da öldü. 1964'te iran, 1959-60, 1966-67, 1970, 1973, 1977-78'de ingiltere, 1968, 1970'te fransa, 1969-70, 1974-75'te almanya ve 1979'da abd'de alanı ile ilgili çeşitli bilimsel inceleme ve araştırmalarda bulunmuş, 1971 yılında california üniversitesi’nden gelen tarih bölümü başkanlığı önerisini reddederek türkiye’de çalışmayı tercih etmiştir.
bazı eserleri;
oğuzlar (türkmenler): tarihleri-boy teşkilatı-destanları (1967)
kara koyunlular: başlangıçtan cihan-şah'a kadar (1967)
dede korkud kitabı (edip uysal ve warren s. walker ile birlikte, 1972)
safevî devletinin kuruluşu ve gelişmesinde anadolu türklerinin rolü: şah ismail ile halefleri ve anadolu türkleri (1976)
türklerde atıcılık ve binicilik (1982)
yabanlu pazarı: selçuklular devrinde milletlerarası büyük bir fuar (1985)
eski türkler’de şehircilik (1984)
eshâbü'l-kehf - yedi uyurlar (1989)
selçuklular devrinde doğu anadolu'da türk beylikleri (1990)
the book of dede korkut (abd, 1992)
çepniler: anadolu’nun bir türk yurdu haline gelmesinde önemli rol oynayan oğuz boyu (1992)
tirebolu tarihi (1992)
türk cumhuriyetlerini meydana getiren eller ve türk destanları (1997)
türk devletleri tarihinde şahıs adları (1999)
kaynak bağlantılar;
belleten.gov.tr/tam-metin/2...
islamansiklopedisi.org.tr/s...
www.biyografya.com/biyograf...
not: esdemirei ukdesidir.
bazı eserleri;
oğuzlar (türkmenler): tarihleri-boy teşkilatı-destanları (1967)
kara koyunlular: başlangıçtan cihan-şah'a kadar (1967)
dede korkud kitabı (edip uysal ve warren s. walker ile birlikte, 1972)
safevî devletinin kuruluşu ve gelişmesinde anadolu türklerinin rolü: şah ismail ile halefleri ve anadolu türkleri (1976)
türklerde atıcılık ve binicilik (1982)
yabanlu pazarı: selçuklular devrinde milletlerarası büyük bir fuar (1985)
eski türkler’de şehircilik (1984)
eshâbü'l-kehf - yedi uyurlar (1989)
selçuklular devrinde doğu anadolu'da türk beylikleri (1990)
the book of dede korkut (abd, 1992)
çepniler: anadolu’nun bir türk yurdu haline gelmesinde önemli rol oynayan oğuz boyu (1992)
tirebolu tarihi (1992)
türk cumhuriyetlerini meydana getiren eller ve türk destanları (1997)
türk devletleri tarihinde şahıs adları (1999)
kaynak bağlantılar;
belleten.gov.tr/tam-metin/2...
islamansiklopedisi.org.tr/s...
www.biyografya.com/biyograf...
not: esdemirei ukdesidir.
devamını gör...
güne bir söz bırak
şu istanbul'da en güzel fotoğraf ya güneş doğarken ya da batarken çekilir.
(bkz: ara güler)
(bkz: ara güler)
devamını gör...
dj gyrotta zao (yazar)
yazar kimdir nedir hiç bilmiyorum hiç tanımıyorum ama istanbul sözleşmesiyle ilgili söylediklerinde sonuna kadar katılıyorum. her allahın günü kadınlar tecavüze uğruyor, şiddet görüyor, öldürülüyor. buna karşı çıkanlar genelde dincilerdir, dindanlar değil. veya cahildir. cahille de tartışmaya girilmez.
devamını gör...


