kapalı kadın
gereksiz bir başlık.
neden kadını bu şekilde ayırdınız şimdi?
birazdan bikinili kadın diye başlık açacak mısınız?
yani şahsen ben rahatsız oldum tesettürlü-başörtülü (nasıl denmesi gerekiyorsa) arkadaşlar ne hissetmiştir?
belki amaç kötü değildir bilemeyeceğim ama hoş bir başlık olmamış.
insanları kadın, erkek fark etmez giyimi kuşamı ya da inancıyla katagorize etmek doğru değil, yapmayın lütfen.
neden kadını bu şekilde ayırdınız şimdi?
birazdan bikinili kadın diye başlık açacak mısınız?
yani şahsen ben rahatsız oldum tesettürlü-başörtülü (nasıl denmesi gerekiyorsa) arkadaşlar ne hissetmiştir?
belki amaç kötü değildir bilemeyeceğim ama hoş bir başlık olmamış.
insanları kadın, erkek fark etmez giyimi kuşamı ya da inancıyla katagorize etmek doğru değil, yapmayın lütfen.
devamını gör...
sözlükten birine ciddi ciddi aşık olmak
bundan 5 sene önceydi. o zamanlar başka bir sözlükte yazıyorum. ama daha toyum. hayatım boka sarsa da, hala dayanacak gücüm var. ondan eminim.
öyle sözlükte dolanırken, meyvemsi nicke sahip bir yazar gördüm. komikti. ve o gün doğum günüydü. genellikle doğum günü unutulan biri olarak, o an içimden geldi, hoş bir entry girmek istedim. bir saat sonra, konuşmaya başladık. konuştuka bana benzediğini gördüm. kısa sürede, birlikte çok şey paylaştık. sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, mutluluğumuzu, mutsuzluğumuzu, travmalarımızı… iki insanın böylesine benzer hayata, benzer hatıralara sahip olması; çekincelerinin sevinçlerinin, hayallerinin, kırgınlıklarının falan böylesine yakın olması daha önce rastlamadığım bir şeydi. baya şaşırmıştım. hatta bir ara, onun bir hanımefendi değil de, başkalarıyla dalga geçmeyi seven acımasız bir hemcinsim sandım.
nasıl oldu bilmiyorum. gerçekte görmediğim birinin resmine bakıp, hayal kurmaya başladım. buluşmak istedim. o istemedi. yanlış zaman falan dedi, geçti. çok ısrar etsem, gıcıklıklar yapsam da, bir şey değişmedi. daha sonra, hissettiklerimin karşılıksız olduğunu kabul edip yoluma bakmanın en doğru şey olacağını kabul ettim.
görüşmedik bir süre. bu sırada bir sürü güzel olay oldu. ben o güzel olayları yaşadığımı düşündüğümde, yanımda bana destek olan hayat arkadaşımın hep o olmasını istedim. hep bir keşkem vardı. dua ettim. dualarım kabul oldu ve hayat bizi tekrar karşılaştırdı.
kahve içtik. saatleri nasıl hızlıca aktığını anlamadan uğurladık. ondan ayrıldığımda en yakın arkadaşımı arayıp şöyle dedim, "zehracım, aşk böyle bir şeymiş." bu sefer geçmişin intikamını alırcasına, aklıma ne gelirse, mutlu olacağını düşündüğüm her şeyi yaptım. iltifatlar, tatlı hediyeler, olduğum gibi doğal olmalar falan hepsi tamamdı.
yine yanlış zamanmış, giderken öyle dedi.
ağır bir depresyon atlattım. bir sürü kötü haber aldım. arkadaşlarım, ailemden akrabalarım öldü. ne bileyim, bir sürü sevimsiz ve yıpratıcı olaylar geçti başımdan. hiçbiri devamında geçirdiğim bir/ bir buçuk sene kadar yıpratıcı geçmedi. belki de bu yaşadığım olaylar yıpratıcılığı arttırdı, bilmiyorum.
sevilmediğimi bu sefer kabul edip, yoluma baktım. sevilmemek gibi, bir türlü dolmayan duygusal taraflarımı da gömdüm bir şekilde. zaten, benim gibiler hep kendi kendilerine iyileşmek zorundadır.
hayat yolumuzu tekrar kesiştirdi. aslında ben istedim biraz da. yeni sevgilimle beni ayırmıştı ve bir daha onunla rastlaşmak istemiyordum. sonra aslında benim için farkında olmadan iyi bir şey yaptığını fark ettim. sözlükte dolanırken, anlatmaya ihtiyacı olduğunu düşünüp yazdım. bu sefer, eski bir dost gibi.
konuştuk. aslında başlangıçta her şey çok basitti. canı isteyince birbirine mesaj atan iki kişiydik. nasıl oldu anlamadım, her gün birbirine flört eder gibi yüzlerce mesaj atan iki insan olduk. hala içimde bir şeylerin geçmediğini benden önce fark etti. önce reddettim, düşününce kabul ettim. sonra yine yanlış zaman gibi bir şeyler işittim. artık görüşmüyoruz. bazen, keşke ilk seferinde bir daha görüşmeseydik diyorum. bazen de, onu tanıdığım için şükrediyorum.
son zamanlarda, mantığım bu işe bir el attı. artık, bir şeylerin sonunun gelmesi gerektiğinin farkındayım. çünkü, sevse olurdu. sizi sevmeyen birini de, ne kadar severseniz sevin, bir şey değişmeyecek. hem zaten yaşayacağım kaç yıl? sevilmeyi, konforlu hissettirilmeyi, mutlu edilmeyi, düşünülmeyi, endişelenmeyi ben de hak ediyorum.
artık onunla ilgili dualarıma kendimi dahil etmiyorum. umarım mutlu olur. umarım onu anlayan, değer veren, mutlu eden, konfor alanı olacak, hayatı boyunca destekçisi kalacak sağlam, gerçek bir aile babası birine denk gelir.
vaktimizi aldım, kusuruma bakmayın. öyle, anlatasım geldi.
öyle sözlükte dolanırken, meyvemsi nicke sahip bir yazar gördüm. komikti. ve o gün doğum günüydü. genellikle doğum günü unutulan biri olarak, o an içimden geldi, hoş bir entry girmek istedim. bir saat sonra, konuşmaya başladık. konuştuka bana benzediğini gördüm. kısa sürede, birlikte çok şey paylaştık. sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, mutluluğumuzu, mutsuzluğumuzu, travmalarımızı… iki insanın böylesine benzer hayata, benzer hatıralara sahip olması; çekincelerinin sevinçlerinin, hayallerinin, kırgınlıklarının falan böylesine yakın olması daha önce rastlamadığım bir şeydi. baya şaşırmıştım. hatta bir ara, onun bir hanımefendi değil de, başkalarıyla dalga geçmeyi seven acımasız bir hemcinsim sandım.
nasıl oldu bilmiyorum. gerçekte görmediğim birinin resmine bakıp, hayal kurmaya başladım. buluşmak istedim. o istemedi. yanlış zaman falan dedi, geçti. çok ısrar etsem, gıcıklıklar yapsam da, bir şey değişmedi. daha sonra, hissettiklerimin karşılıksız olduğunu kabul edip yoluma bakmanın en doğru şey olacağını kabul ettim.
görüşmedik bir süre. bu sırada bir sürü güzel olay oldu. ben o güzel olayları yaşadığımı düşündüğümde, yanımda bana destek olan hayat arkadaşımın hep o olmasını istedim. hep bir keşkem vardı. dua ettim. dualarım kabul oldu ve hayat bizi tekrar karşılaştırdı.
kahve içtik. saatleri nasıl hızlıca aktığını anlamadan uğurladık. ondan ayrıldığımda en yakın arkadaşımı arayıp şöyle dedim, "zehracım, aşk böyle bir şeymiş." bu sefer geçmişin intikamını alırcasına, aklıma ne gelirse, mutlu olacağını düşündüğüm her şeyi yaptım. iltifatlar, tatlı hediyeler, olduğum gibi doğal olmalar falan hepsi tamamdı.
yine yanlış zamanmış, giderken öyle dedi.
ağır bir depresyon atlattım. bir sürü kötü haber aldım. arkadaşlarım, ailemden akrabalarım öldü. ne bileyim, bir sürü sevimsiz ve yıpratıcı olaylar geçti başımdan. hiçbiri devamında geçirdiğim bir/ bir buçuk sene kadar yıpratıcı geçmedi. belki de bu yaşadığım olaylar yıpratıcılığı arttırdı, bilmiyorum.
sevilmediğimi bu sefer kabul edip, yoluma baktım. sevilmemek gibi, bir türlü dolmayan duygusal taraflarımı da gömdüm bir şekilde. zaten, benim gibiler hep kendi kendilerine iyileşmek zorundadır.
hayat yolumuzu tekrar kesiştirdi. aslında ben istedim biraz da. yeni sevgilimle beni ayırmıştı ve bir daha onunla rastlaşmak istemiyordum. sonra aslında benim için farkında olmadan iyi bir şey yaptığını fark ettim. sözlükte dolanırken, anlatmaya ihtiyacı olduğunu düşünüp yazdım. bu sefer, eski bir dost gibi.
konuştuk. aslında başlangıçta her şey çok basitti. canı isteyince birbirine mesaj atan iki kişiydik. nasıl oldu anlamadım, her gün birbirine flört eder gibi yüzlerce mesaj atan iki insan olduk. hala içimde bir şeylerin geçmediğini benden önce fark etti. önce reddettim, düşününce kabul ettim. sonra yine yanlış zaman gibi bir şeyler işittim. artık görüşmüyoruz. bazen, keşke ilk seferinde bir daha görüşmeseydik diyorum. bazen de, onu tanıdığım için şükrediyorum.
son zamanlarda, mantığım bu işe bir el attı. artık, bir şeylerin sonunun gelmesi gerektiğinin farkındayım. çünkü, sevse olurdu. sizi sevmeyen birini de, ne kadar severseniz sevin, bir şey değişmeyecek. hem zaten yaşayacağım kaç yıl? sevilmeyi, konforlu hissettirilmeyi, mutlu edilmeyi, düşünülmeyi, endişelenmeyi ben de hak ediyorum.
artık onunla ilgili dualarıma kendimi dahil etmiyorum. umarım mutlu olur. umarım onu anlayan, değer veren, mutlu eden, konfor alanı olacak, hayatı boyunca destekçisi kalacak sağlam, gerçek bir aile babası birine denk gelir.
vaktimizi aldım, kusuruma bakmayın. öyle, anlatasım geldi.
devamını gör...
deniz görmeden yaşayamam insanı
sanki denizi olan illerde yaşayanlar her gün deniz görüyor, benim denizi görmem, karşıyaka tünellerin i bornova ya doğru geçerken bayraklı'dan tepeden gördüğüm deniz bu, en son sahile ne zaman indim hatırlamıyorum, herkes iş güç peşinde, kim düşünür denizi.
devamını gör...
bir kitabın sizi ateist yapacağını bilseydiniz yine de okur muydunuz sorunsalı
inancınız bir kitapla değişiyorsa önce inandığınız kitabı okuyun.
devamını gör...
sevgilerde
behçet necatigil şiiri.
en sevdiğim şiirlerin başında gelir. oğuz atay'ın anlatmaya çalıştıklarını getirir akla.
--! spoiler !--
...bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı...
--! spoiler !--
en sevdiğim şiirlerin başında gelir. oğuz atay'ın anlatmaya çalıştıklarını getirir akla.
--! spoiler !--
...bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı...
--! spoiler !--
devamını gör...
lilium (yazar)
bu tanımı #1095695 okurken sesli güldüm. * muhteşemsin kadın, o kadar ters köşesin ki, benim o kadar zıttımsın ki sana bayılıyorum.
bendeki durum âdeta; siyahın beyaza hayranlığı gibi...
bendeki durum âdeta; siyahın beyaza hayranlığı gibi...
devamını gör...
hapşıran kişilere yerhamükellah demek
oldu olacak arapça öğrenelim bu yaştan sonra dedirten çok yaşa şeysi.
devamını gör...
babanın sevilmeyen huyları
sevilecek bir huyu yok ki pederin..
devamını gör...
istanbul
ıstanbul gozumde cok guzel,cok alimli bir kadin gibi. cok cekmis, gun yuzu hic gormemis... yanlis insanlarin elinde yaslanmis, solmus, guzelligi bozulmus ama bazi guzellikleri hic de degismemis. yine de cok guzel, yine de cok baska "inci" misali...
devamını gör...
bu başlığa daha önce girmiş olduğunuz tanımlar
bu konudaki tek cahil ben olamam değil mi?*
birileri bana yalnız olmadığımı söylesin?
o ney kız?-töbe!
birileri bana yalnız olmadığımı söylesin?
o ney kız?-töbe!
devamını gör...
çok mutsuz olmasına rağmen gülebilen insan
ateş sönmeden önce son kez parlar ya.
devamını gör...
çok konuşmak
hangi konuda olursa olsun çok konuşuyorsanız bir şeylerin eksikliğini ya da fazlalığını dışa vuruyorsunuz demektir.
farkındaysanız bu durumun ne âlâ bir şansınız var.
çok tumturaklı oldu bakmayın benim de çenem düşüktür.*
farkındaysanız bu durumun ne âlâ bir şansınız var.
çok tumturaklı oldu bakmayın benim de çenem düşüktür.*
devamını gör...
çocukken aşık olunca yapılanlar
abimin kullandığı briyantini 3 numara olan saçlarıma sürüp okula gitmekti.
hatta bir keresinde de yakalanmıştım *
hatta bir keresinde de yakalanmıştım *
devamını gör...
hava kirliliğinden ölen ilk insan
--- alıntı ---
ingiltere yüksek mahkemesi, 9 yaşındaki ella kissi debrah'ın ölüm nedenleri arasında hava kirliliğinin bulunduğuna karar verdi. bu karar bir mihenk taşı niteliği taşıyor. ella, dünyada hava kirliliğinin ölüm nedeni olarak belirtildiği ilk kişi oldu.
--- alıntı ---
haber kaynağı.
ingiltere yüksek mahkemesi, 9 yaşındaki ella kissi debrah'ın ölüm nedenleri arasında hava kirliliğinin bulunduğuna karar verdi. bu karar bir mihenk taşı niteliği taşıyor. ella, dünyada hava kirliliğinin ölüm nedeni olarak belirtildiği ilk kişi oldu.
--- alıntı ---
haber kaynağı.
devamını gör...
2021'e namaz kılarak girmek
(bkz: ibadetin gizlisi makbuldür)
devamını gör...
linç yerim korkusuyla düşünceleri özgürce söyleyememek
lgbt bireylerinin bazı eylemlerde boş yaptığını düşünüyorum.
mesela bir mevzu oluyor hemen mevzuya dalıp amacından saptırıyorlar.
not: beyni olan ne demek istediğimi anlayanlar anladı beni.
beyni olmayanlar portakal atsın küfürleşelim.
mesela bir mevzu oluyor hemen mevzuya dalıp amacından saptırıyorlar.
not: beyni olan ne demek istediğimi anlayanlar anladı beni.
beyni olmayanlar portakal atsın küfürleşelim.
devamını gör...
acı patlıcan kırağı çalmaz
zorluk gören kişiler her şeyin üstesinden gelir. önceden zorluk gördüğü için yine bir zorlukla karşılaşsa da hemen pes etmez ve mücadele verir anlamında bir atasözüdür.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
uzun süredir kadınların "güvencesi" olarak görülen ve başımızdaki -bazı- yöneticiler tarafından iptal edilmesi istenen sözleşme resmî olarak iptal edilmiştir. recep tayyip erdoğan'ın kararıyla istanbul sözleşmesi'nden türkiye çıkmıştır.
kaynak
kaynak
devamını gör...
kocasının aldığı abur cuburları kıskanın kudurun yazarak paylaşan kadın
mutlu değiller mi? meseleye öyle bir odaklanalım. hani şu kıymalı poşeti ayıcığa dönüştürüp buzluğa atan, her yere sim döken, kocişine pembeli kahveler kurdeleli çokalatlar ikram eden, hayatlarını bunun üzerine kuran bu insanlar mutlu değil mi? bence o kadar mutlular ki bizim bu mutluluğu kıskandığımızı düşünüyorlar. bu çok ilginç bir şey. bir an nefretten ve acıma hissinden uzaklaşırsanız çok başka şeyler görüyorsunuz bu durumun arkasında.
meseleye başka bir noktadan bakalım, 5 kutu piskübeyt, bimden alınmış 13 gofret ve hespini yesen düz duvara tırmanmana neden olan o abucuburcular ile mutlu olabilmeleri, bunu büyük bir zenginlik olarak sunabiliyor olmaları çok ilginç bir şey değil mi? istiyoruz ki bizim başarılar! ile dolu hayatımızı örnek alsınlar ve utansınlar kendilerinden. bence biz şunu sorgulayalım, neden onlar kadar basit şekilde mutlu olamıyoruz?
bilen bilir. 28 yaşındayım. aksini asla kabul etmem. bu sene yeniden eğitim almaya başladım. şimdi yeniden sınava gireceğim bi bölüm daha seçeceğim. sonra başka bir bölüm. ölene kadar okuyup öğreneceğim. taktım buna. bir sürü farklı iş yaptım, hâlâ ne iş yapmam gerektiğini bilmiyorum çünkü beni mutlu edecek işi bulamadım. gel yeni proje var diyorlar gitmiyorum. biriyle flört ediyorum olmuyor. mutlu olamıyorum. ne yapsam bir türlü tamam ya oldu işte diyemiyorum. daha fazlasını istiyorum. boşlukta süzülüp duruyorum.
sonra bir kadın çıkıyor ve şöyle diyor. kocam bana yemek yedirdi, kudurun. kocam bana toplam 145 lira turan çohalata kutusu yaptı popomu yiyin ahahaha. 6 tane oje almış sevgilisi, kadın mutluluktan kafayı yemiş. havasını atıyor bize. arkadaşa gidiyorum, eşi pembe mutfak aleti almış nasıl mutlu onu gösteriyor bana. su ısıtıyor alt tarafı ama nasıl özel o kadına göre. alıp onu sosyal medya üzerinden gösteriyor herkese. sanki koçişi ona müstakil bahçeli ev aldı, öyle bir gurur. böylesine bir mutluluk.
ve artık sorgulamanın zamanı geldi sevgili bebeksilerim. bu insanlar bu kadar basit ve ucuz şeylerden nasıl mutlu oluyor? neden mutlu oluyor? biz neden mutlu ve başarılı olmak için çabalayıp bir türlü doyduğumuzu hissedemiyoruz? neden biz hep fazlası için çabalarken onlar daha azı ile mutlu oluyor?
ben takılıyorum bu meseleye kusura bakmayın. lütfen bu nedenle vurmayın bana. hatta niye vurmuyorsunuz. vurun banaa. vuruunnn. efendiler vuruuun.
nasıl mutlular ya. arkadaş çok basit bir şey ya, kocası ciğer falan yediriyor, mesele bize dönüyor, hepiniz kudurun sidikliler falan diyor. çok acayip. öyle aykü 100 üzeri olmayacak bak. en fazla 80 olacak, misler gibi mutlusun. ben bunu gördüm.
hakkat ilginç kafalar ya. çok sorgulanası.
meseleye başka bir noktadan bakalım, 5 kutu piskübeyt, bimden alınmış 13 gofret ve hespini yesen düz duvara tırmanmana neden olan o abucuburcular ile mutlu olabilmeleri, bunu büyük bir zenginlik olarak sunabiliyor olmaları çok ilginç bir şey değil mi? istiyoruz ki bizim başarılar! ile dolu hayatımızı örnek alsınlar ve utansınlar kendilerinden. bence biz şunu sorgulayalım, neden onlar kadar basit şekilde mutlu olamıyoruz?
bilen bilir. 28 yaşındayım. aksini asla kabul etmem. bu sene yeniden eğitim almaya başladım. şimdi yeniden sınava gireceğim bi bölüm daha seçeceğim. sonra başka bir bölüm. ölene kadar okuyup öğreneceğim. taktım buna. bir sürü farklı iş yaptım, hâlâ ne iş yapmam gerektiğini bilmiyorum çünkü beni mutlu edecek işi bulamadım. gel yeni proje var diyorlar gitmiyorum. biriyle flört ediyorum olmuyor. mutlu olamıyorum. ne yapsam bir türlü tamam ya oldu işte diyemiyorum. daha fazlasını istiyorum. boşlukta süzülüp duruyorum.
sonra bir kadın çıkıyor ve şöyle diyor. kocam bana yemek yedirdi, kudurun. kocam bana toplam 145 lira turan çohalata kutusu yaptı popomu yiyin ahahaha. 6 tane oje almış sevgilisi, kadın mutluluktan kafayı yemiş. havasını atıyor bize. arkadaşa gidiyorum, eşi pembe mutfak aleti almış nasıl mutlu onu gösteriyor bana. su ısıtıyor alt tarafı ama nasıl özel o kadına göre. alıp onu sosyal medya üzerinden gösteriyor herkese. sanki koçişi ona müstakil bahçeli ev aldı, öyle bir gurur. böylesine bir mutluluk.
ve artık sorgulamanın zamanı geldi sevgili bebeksilerim. bu insanlar bu kadar basit ve ucuz şeylerden nasıl mutlu oluyor? neden mutlu oluyor? biz neden mutlu ve başarılı olmak için çabalayıp bir türlü doyduğumuzu hissedemiyoruz? neden biz hep fazlası için çabalarken onlar daha azı ile mutlu oluyor?
ben takılıyorum bu meseleye kusura bakmayın. lütfen bu nedenle vurmayın bana. hatta niye vurmuyorsunuz. vurun banaa. vuruunnn. efendiler vuruuun.
nasıl mutlular ya. arkadaş çok basit bir şey ya, kocası ciğer falan yediriyor, mesele bize dönüyor, hepiniz kudurun sidikliler falan diyor. çok acayip. öyle aykü 100 üzeri olmayacak bak. en fazla 80 olacak, misler gibi mutlusun. ben bunu gördüm.
hakkat ilginç kafalar ya. çok sorgulanası.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
hayat bilgisi ödevini yapan 2. sınıf öğrencisi yeğenimin benden yardım istemesiyle yaşadığımız minik diyaloğu şuraya bırakmak istiyorum.
-teyze, odamız düzenli ise eşyalarınızı bulmakta zorlanırız değil mi?
+hayır, tabii ki zorlanmayız hepsinin nerede olduğunu biliriz, koyduğumuz yerde buluruz.
(inanmaz bir ifade ile döndü. )
- hiç de bir kere nerede olduğunu unuturuz! ben dağınık olunca yerde hepsini görüyorum ve istediğimi kolayca buluyorum.
-teyze, odamız düzenli ise eşyalarınızı bulmakta zorlanırız değil mi?
+hayır, tabii ki zorlanmayız hepsinin nerede olduğunu biliriz, koyduğumuz yerde buluruz.
(inanmaz bir ifade ile döndü. )
- hiç de bir kere nerede olduğunu unuturuz! ben dağınık olunca yerde hepsini görüyorum ve istediğimi kolayca buluyorum.
devamını gör...