hamakta sallanırken bir yandan müzik dinleyerek entry giriyorum

(bkz: birazda hüzünleniyorum)
devamını gör...

ve perdeler kapansın..
devamını gör...

her sözümüz dudaklarda gülüş oldu.dönmek ihtimali yok artık, o gülüşler düş oldu.
cut!
devamını gör...

ülke bölünsün istiyorum,
yandaş, yalaka, ve yavşaklar bir tarafa...onurlu, şerefli, emekçi ve vatansever insanlar bir tarafa..
diye çok güzel bir tanımdır.

edit: sevgili yazarlarımızın uyarısı üzerine söylemin sevgili can yücel'e ait olmadığını öğrendim. uyarıda bulunan yazar arkadaşlarıma teşekkür ederim. hata affola..
devamını gör...

çocuk kitabı gibi dursa da hepimizin okuması gereken, iç dünyamızla yüzleştiğimiz ince ama muazzam kitaplardan. benim de başucu kitaplarım arasında yer alır. kitaptaki her kahraman bir şeyi sembolize ediyor, eleştiriyor ve üzerinde düşündürüyor. kitap boyunca zihinlere kazınan onlarca alıntı var, işte onlardan bazıları.



her gün aynı saatte gelsen daha iyi olur," dedi tilki. "örneğin öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. saat ilerledikçe de içimdeki mutluluk artar. dört oldu mu içim kıpır kıpır olur ve ufaktan meraklanırım; mutluluğun değerini anlamaya başlarım! ama sen herhangi bir anda çıkıp gelirsen, yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez..




'peki insanlar nerde?' dedi küçük prens.' insan kendisini çölde çok yalnız hissediyor. '
'insanların içinde de öyle hissedersin.' dedi yılan. 'arada pek fark yoktur.'

"senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir."

"sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin" dedi tilki. "insanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. her şeyi dükkandan hazır alırlar. ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık. eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!"

"vereceğim sır çok basit: insan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. gerçeğin mayası gözle görülmez."
devamını gör...

ağzınıza sağlık arkadaşlar. bende sizlere teşekkür ediyorum. çok şıksınız.

eskicamelsoft arkadaşıma bu akşamdan sonraki hayatında başarılar diliyorum. allahım yolunu açık etsin. has adamdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç kimsenin hayatıma müdahale etmesine izin vermem. evlilik iki kişiliktir, türk usulü ailelerin, akrabaların karıştığı orta malı bir ilişki yaşamam, yaşamıyorum da.. *
devamını gör...

üniversite okuyorum ebe olacağım.
devamını gör...

“hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.”

yarışmamız sonuçlandı!

katılan herkese teşekkür ediyoruz!*
kazanan sevgili bubbles of death oldu!
kendisini tebrik ediyor ve eserini sizlerle de paylaşmak istiyoruz!

*hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum… o zamanlarda bilmediğim, bilemediğim birçok diğer şey gibi. kurduğum cümlelerin sonuna sıkça yerleştirdiğim o yüklem gibi, bilmiyordum. halbuki bilsem böyle mi olurdu. tam olarak böyle olmazdı evet ama olacaklar da belliydi. bir şeyleri bilmenin sorumluluğu denilen şey, bende yoktu. şeyler, bilmezlik, belirsizlik, bensizliktim kısaca. ama o an… bilinmeyi hakeden bir an’dı. bir an’ı en uzun nasıl yaşayabilirim? aynı an’da sonsuza dek kalabilir miyim? peki sonsuza dek sürecek o mutluluk, her anında aynı derecede mutlu edebilir mi beni? sorularla işgal edilmişti beynim. soru soruyu açtı, açmazlar belirginleştikçe cevaplar derinleşti. yüzme bilmeyen ben, daha o cevapların kıyılarındayken boğuldum. hasılı o an, hayatımdaki en mutlu an olduğundan, geri kalan her an’ı daha az mutlu kılacaktı. ki bu ardıl düşünce, şimdi düşününce o an’ı ister istemez kötü bir an olarak tanımlıyordu. hem en mutlu an hem de en suçlu an. mutluluğu haketmiyorum geyiğine hiç girmeyeceğim. geyik yapmak için saat çok geç. gece 4… yani gece 3’ten bir saat sonrası, 5’ten ise bir saat önce. elimde telefon, aklımda o an. aklımda telefon, elimde telefon. telefonda ekran, ekranda “o an”… önümde duran nescafe poşetine gidiyor aklım. aç olduğumu anımsıyorum. sonra poşeti okuyorum; 10’lu ekonomik paket, 4 bmw… 200 de iphone… isteyene ver onları, bana o an gerek o an. yahut bir tas çorba. düşündükçe o an, çorbaya dönüyor. içersem o an olurum. o an da ben olur. anda bir oluruz. ikilik bizi bitirir. hani diyor ya anonim bir herif; i am you, but stronger… o an benim. ama o an daha güçlü. bense açım. an bir umut, ben biçare. an bi kap su, ben tok fare. an geçti, ben gelemedim. o anın kıymetini, malesef bilemedim.*


*ayrıca yeni yarışmamız da başladı! katılmak için buraya tıklayabilirsiniz!
devamını gör...

sınırsız paylaşmaktır.
devamını gör...

dayımın aile geleneği olan saçmalık.
dedem kendi adını dayıma vermiş, dayım oğluna verdi, oğlu yani kuzenim de kendi oğluna koydu şu an. hayır nesilden nesile aktardıkları isim de hüseyin!
devamını gör...

denis villeneuve imzalı 2013 yapımı psikolojik gerilim filmi. josé saramago'nun o homem duplicado* isimli kitabından uyarlama. ama tam bir uyarlama. sonları dahil kitapla film arasında birçok farklılık mevcut. sadece konsept oturuyor.
yönetmenin filmografisi ve kabiliyetlerini bilmesek pek ala hatalı bir senaryosu olduğunu iddia edebiliriz. defalarca kez izledim, "bellllkiii şöyle olabilir" gibi bir tahminin ötesine geçemedim. filmi izleyenler için;



anladığımdan değil, yazarak çalışmayı sevdiğimden belki anlarım umuduyla yazıyorum.

1- anthony gerçekten kaza yapıyor.
2- adam bell gerçekten var olan bir tarih öğretmeni.
3- annenin düzgün bir işin ve güzel bir dairen var konuşması. 3. sınıf oyunculuk hayallerini bir kenara bırakmalısın demesi.
4- annenin baştaki kötü apartman dairesi vurgusu.
5- anthony'nin yaşadığı apartmanın görevlisi.

şimdi çoklu kişilik bozukluğundan söz etmemiz mümkün değil. çünkü adam da var, anthony de kesin olarak. (apartman görevlisi, gelen posta ve üniversitenin websitesi) iki farklı hayat ve iki farklı insan var ama tıpatıp aynı görünüyorlar. ikiz olmaları da söz konusu değil; yara izlerine kadar aynılar. bu durumda elimizdeki verilerle net olarak hiçbir yere varamıyoruz. annenin konuşmalarını da baz alamıyoruz çünkü ne adıyla hitap ediyor anne ne de işi ile ilgili net bir şey söylüyor.

aklıma tek bir şey geliyor benim; iki kadın da (mary ve helen) adam ve anthony'nin yarattığı gerçekte var olmayan karakterler. bir şekilde bu iki birbirinden bağımsız hasta insan aynı noktada buluşup birbirlerine benzediklerini sanıyorlar. anthony helen ile değil başka bir kadınla evli, parmağında yüzük izi olan biri. adam bell ise gerçekten tarih öğretmeni olan ve güzel apartman dairesinde oturan kişi. bu durumda film şöyle oluyor;

adam tarih öğretmeni. güzel apartman dairesinde oturuyor ve filmde anne olarak gördüğümüz kadının oğlu. annesi hasta olduğunu biliyor, öbür daireyi de tutmuş hastalığından dolayı, önceden birkaç yerel filmde figüranlık yapmış hala oyunculuk hayalleri sürmekte olan biri.
anthony'nin nerede yaşadığını ve kimle evli olduğunu bilmiyoruz. görünüşü adam'dan tamamen farklı.

bu iki kişinin tek ortak yanı hayali birer dünyaları olması. bir şekilde hayat onları karşı karşıya getiriyor ve birbirlerine benzediklerini sanıp savaşmaya başlıyorlar. en nihayetinde anthony adam'ın sevgilisi ile romantik bir gece geçirdiğini sandığını buhranlı bir gecede trafik kazası yapıp ölüyor. çünkü aslında mary gerçek değil.
hayır böyle olmaz (dedim ya yazarak düşünüyorum) olmaz çünkü apartman görevlisinin tanıdığı kişi anthony. posta da anthony adına geliyor. cast ajansına gittiğinde de ona anthony olarak hitap ediliyor. bu durumda anthony güzel apartman dairesinde oturan oyuncu olmak zorunda.
şimdiye kadar yazdıklarımın tersini düşünsek? adam'ın evli olduğunu ve ölenin de adam olduğunu düşünsek? tarih öğretmeni adam. evli, güzel bir apartman dairesinde karısıyla yaşıyor. bir de öbür kötü daireyi tutmuş. annesi de ona laf çakıyor. hakikaten 3. sınıf oyunculuk hayalleri kuran biri olsa? bu durumda...
olmaz yüzük yine işleri karıştırıyor. o zaman hem anthony'de hem de adam'da yüzük izi olmalı. olmuyor olm.
hah ! ne komik. film mi çok kötü yapılmış, ben mi zaman geçtikçe gerizekalılaştım acaba? fight club, memento, matrix çözümlemeleri yaptığımız günler vardı... hey gidin...

şimdiye kadar kaldırıp "olmamış bu film yeaaa" diye bi' köşeye koyamamış olmam dediğim gibi tamamen saygıdan. bende bir sorun olmalı.
anlayan, tüm sorularıma cevap verebileceğini iddia eden beri gelsin, beni de bu dertten kurtarsın.
devamını gör...

dağdaki ayının* bile yapmadığı davranıştır. saygısız insan davranışıdır. terbiye nedir bilmez.
devamını gör...

kuzu kuzu tarkan modundaki aragorn’un; keskin bakislim, ipek saclima* yonelttigi soru.

muhtesor otesi editi buraya birakiyorum:
devamını gör...

alman aşısı olan biontech mrna tabanlı bir aşı. hücrelerinize koronavirüsün ‘’spike’’ adı verilen proteinin, nasıl yapılacağına dair talimatları verir. bağışıklık sisteminiz bu proteini yabancı olarak algılar ve buna karşı antikorlar da dahil olmak üzere bir tepki geliştirir. başka bir deyişle mrna aşıları vücuttaki immün sistemini uyaracak protein moleküllerini direkt olarak vermek yerine rna’sını veriyor. biontech aşısı iki doz olmayı gerektirir ve tam etki için ideal olarak 21 gün arayla iki doz olunur. birinci dozdan sonra 15 ila 21. günler için ve 21. günde ikinci dozdan önce yüzde 89 etkinlik oranına sahip olduğunu belirlemiştir. ikinci dozu almanın sonunda biontech aşısı koruyuculuğu yüzde 95.3 olarak açıklanmıştır. biontech aşısının yan etkileri; aşı bölgesinde ağrı ve kızarıklık, yorgunluk, baş ve kas ağrıları. şiddetli alerjik reaksiyonlar ise nadirdir ancak olasıdır.

çinde üretilen sinovac ise inaktif aşıdır. özellikle de erken bir dönemde uygulanmaya başlaması nedeniyle güvenilirlik ve etkinlik açısından tereddüt oluşturabilir. sinovac, koronavirüsten korunmada ve hastalığa yakalanma durumunda enfeksiyonu hafif semptomlarla atlatma konusunda etkili olduğu tespit edilen bir aşıdır. inaktif tabanlı aşılarda zayıflatılarak etkisiz hale getirilmiş, hastalık yapma yeteneği bulunmayan virüsler vücuda verilir ve vücudun bunlara karşı antikor üretmesi sağlanır. ateş, aşının yapıldığı kolda ağrı, kızarıklık, şişlik, yorgunluk, baş ve vücut ağrıları, titreme, ishal yan etkileridir. ancak kazanılan bağışıklığın aylar içerisinde azalıp yok olduğu düşünülüyor.

bense birkaç gün sonra aşı randevusu alacağım. sanırım biontech olmayı tercih edeceğim.

mevcut aşıların hiçbiri bulaşmanın önüne tamamen geçemez. bu nedenle ellerinizi yıkamayı, maske takmayı ve sosyal mesafeyi korumayı ihmal etmeyin artık.
devamını gör...

--- alıntı ---

herkes ilk olmak ister,ilk aşk, ilk öpücük..oysa ilk geçicidir.sahip olduğunuz hangi ilk hala sizin, yada sizinle? hiç düşündünüz mü?oysa son da durum biraz farklıdır.ondan ötesi yoktur.heyecandan avuçlarınızın terleyerek tuttuğu ilk elle değil,güvenerek sımsıkı tuttuğunuz son elle girersiniz mezara..

--- alıntı ---
devamını gör...

2003 yılında yayınlanmış aynı adlı pulitzer ödüllü oyundan uyarlanan 6 bölümlük tv dizisi.
gay çiftli dizi önerileri başlığını görünce ilk aklıma gelen dizi bu oldu. ancak sadece o başlık altında bu dizi için bir şeyler yazmak diziye hakaret olurdu. dizinin okuna okuna bitmeyecek alt metinleri, din, milliyet, cinsiyet kavramlarına sert ve bazen de ince bir mizah cizgisinde seyreden eleştirileri elbette onu gay çiftli diziden daha fazlası yapıyor.
ayrıca al pacino ve meryl streep'in arzı endam ettiği bir dizi kendileri.
devamını gör...

(bkz: bu biraz bana abartılı geldi)

espri bir yana, kendi küçük çevresini türkiye gerçeklerine genelleyen bir yazar beyanıdır. kısa hayatımın 16 yılını özel okulda izole kampüslerde geçirdim, ben bile sizden iyi anlıyorum türkiye gerçeğini.

bahsi geçen anketteki ne okuyan ne çalışan çocuklar ise ya işsizdir, ya da bu ülkede çalışana değer verilmediğini görüp pes etmiştir. elbette vardır paranın değerini bilmeyen, çalışmayan gençler, onlar da x kuşağının doğru yetiştirememesinin sonucudur. mahvettiğiniz ekonomi ile öğretemediğiniz değerlerin suçunu gençlere bulmaya çalışmayın
devamını gör...

kapı önüne kirli çocuk bezi bırakılması.iki adım yürü de çöpe at.kapıcı zaten yok. pislik seni.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim