silik, iki lafı bir araya getiremeyen, bırak kadınları erkeklerle dahi anlaşıp ortam kuramayan, looserlığını hayatın her alanında ensesinde hisseden erkeklerdir.
bu erkeklerin bunca sıkıntısı varken sağda solda yalnızca "efendi bir adam olduğum için kadınlar beni tercih etmiyor.." diye ağladığını görürsünüz.

çok yazık. insan ilişkisi kurmayı öğren ve efendi olmadığını anla çünkü efendi erkek mutludur, sevilir, kadınlar beğenir, erkek arkadaşları vardır, işinde gücünde dozunda aksiyonuyla ne kendisine ne çevresine zarar vermez.

bir ayırt edin önce.
devamını gör...

ben beş yaşındayken karşı apartmandaki komşularımızdan birinin oğlu birini bıçaklamış, balkonda dondurma yiyorum ben de tatlı tatlı, sonra apartmandan bir adam çıktı karın bölgesi bütünüyle kan, anne diye bağırıyor sürekli, çok büyük şok geçirmiştim valla. sonra beni fena kan tutmaya başladı, 22 yaşındayım hala hastanede kan verirken başka bir yere bakarım.

edit: bir de şimdi olsa hemen çocuk için pedagoga vs. giderler "bu çocuk böyle bir şey gördü n'apalım?" diye. ben anneme sordum ne oldu diye diyo ki "cihan abin birini bıçaklamış ama çocuğun önemli bir şeyi yokmuş üzülme" sldksdjsd
devamını gör...

t: samuel beckett'in meşhur eseri godot'yu beklerken'in ilk cümlesidir. varoluşçuluğun nihilist yönünü ifade ettiği söylenir.

aynı zamanda duruma göre umutsuzluk, gamsızlık, boş vermişlik, ağır kabullenmişlik veya çaresizlik ifade eden bir cümledir; sık sık birilerini geçiştirmek için de kullanılır. oldukça işlevseldir.
hayat mottosu olarak benimsendiği takdirde birtakım olaylar karşısında fatalizm kaynaklı eylemsizliğe yol açabilir.
uzak akrabası için (bkz: what can i do sometimes)
familyasından yakındaşları için (bkz: amaan boş ver) (bkz: olan oldu) (bkz: yolumuza bakacağız)
devamını gör...

bir tweet görmüştüm, başlık aklıma onu getirdi:
"anneler kızlarını sadece onların istediği gibi biri olursa severler, oğullarını ise ne olursa olsun..."
devamını gör...

okumaktan öğrenmekten vazgeçmeceğim.
cemil meriç bu konuda her yönüyle örnek aldığım biri.
belki ben de göremeyeceğim ama vazgeçmeyeceğim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

e bileni de öldürüyorlar.
(bkz: turan dursun)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

proust ile.
devamını gör...

david cronenberg'in cannes film festivalinde tartışmalara sebep olan 1996 yapım filmi.

bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.

patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.

filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
devamını gör...

#658605 bu tanımı ile beni güldürmüş, tespit dediğin böyle olur işte dedirtmeyi başarmıştır. en kısa sürede yazar olmasını ve müstehzi tanımları ile sözlüğe katkı sağlamasını temenni ediyorum. yürüyedur çaylak, tünelin sonunda ışık var.*
devamını gör...

kankacılık. müthiş giriler yazan insanlar var. özeniyorlar, üretiyorlar, bilgilerini tecrübelerini hiç çekinmeden paylaşıyorlar. tık yok profillerinde. ama bakıyosun şizofrenisi on metre öteden anlaşılan tipler el üstünde tutuluyor. favoriler, artılar havada uçuşuyor. kankacılık kanseri bütün platformları yok eder. üç beş asalak kalır diğer herkes soğur ortamdan. hele ki henüz yeni kurulmuş bir platformda daha da dikkatli olunmalı. ama yönetimin de buna yapabileceği bir şey yok. ilgi budalası şizofrenler her yerde var. kafaya bi huni geçir, azıcık abart, komik olmaya çalış bitti gitti.
devamını gör...

hiç bu kadar dibe vurmamıştım.

yine bir ders seçimi haftası. son üniversite son sınıf öğrencisi olup alttan bir türlü geçemediğim dersim+ tezim+ daha da kötüsü stajım var. soruyorum size ben dibe batmayayım da kim batsın?
(bkz: yanmışız aman halimiz duman)

yukarıdaki tanımları yazan yazarlar gibi benim de gidesim geliyor. acısız bir intihar yöntemiyle arada intihar edesim geliyor. kafamda bir tarih belirliyorum. sonra kafamda bir söz beliyor. neymiş efendim "her gecenin bir sabahı varmış" fazla pollyannacilik değil mi bu?

çok sevdiğim çiçeklerim meşhur ankara ayazında donup cennetteki yerlerini alınca eski bitki hobiciligim gitti. elinde budama makasi,uzerinde tulumuyla ortada kalmış zengin evin hizmetli bahçıvanı gibi hissediyorum kendimi. kalan bitkilerim mi?artık onlara eski sevgimi aşılayamiyorum.

biriyle tanışmaya konuşmaya mecalim yok. sanki herkes bir öncekinin fragmanı gibi. konuş,mesajlaş,hoşlan, güle güle. konuş,mesajlaş,hoşlan,güle güle.

arada sevilmek istiyorum, boşuna demiyorum "benim parolam sevgidir" diye. ama her sevgi bir nebze nefret barındırır diyorum, üzerler yine seni whis yapma diyorum. hopp kime diyorum?

her günüm bir öncekinin aynısı gibi. tek fark 1 gün 1928282992 kez nefes alirken ertesi gün nefes alışveriş sayım farklı oluyor. evet evet tek fark bu. onun dışında her şey aynı. bakin bir gün önce olduğu gibi yine buradayım.

burun takıntım var mesela. allah affetsin bazen yaşı tutmadığı için duvara kafa atan ve 16 yaşında burun ameliyatı olan irem derici gibi hissediyorum kendimi.

neyse bugünlük itiraf kotamı dolduruyorum. hoş ne kadar itiraf orası tartışılır. eğer buraya kadar okuduysanız aranızdan bazi üyeleri cidden çok seviyorum. elimden gelse hepinize ayrı ayrı sarılırım. ama bu kadar samimi olmaya gerek yok malum korona...
devamını gör...

ciddi yüz hatlarına sahip olması, düzgün cümleler kurması, edebiyat, sanat ya da felsefeden birine ilgi duyması. geleneğe( ya da modern geleneğe) bağlı olmadan kendi fikir, inanç ve görüşlerini oluşturması, yani bağımsız düşünmesi, özgün fikirlere sahip olması. empati duygusuna sahip olması.

bunların her biri ayrı ayrı çekici gelir. son olarak, güzelliği elinizin tersiyle itebilirsiniz ama sevimliliğe kayıtsız kalmak çok zordur.
devamını gör...

umitcan uygun'un an itibariyle aleyna çakır'ı "onunla barışmak istemediği için öldürdüğünü" itiraf ettiği olay.

edit: sosyal platformlarda ya da internetteki herhangi bir haber sitesinde henüz var olmadığından kaynak ekleyemedim. ben ntv yayınında gördüm. umarım gerçektir.
edit2: haberin üzerinden 15 dk geçmesine rağmen internette hiçbir haber sitesinde göremiyorum.
edit3: henüz gözaltına alındığı ve uyuşturucuyu özendirmekten hakkında işlem yapılacağı söyleniyor. internet kaynaklarında "cinayet itirafı" gibi bir durum söz konusu değil gibi.
kaynak 1 kaynak 2
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözleri yunus emre'ye ait, geçmiş zamandan günümüze dek tek bir kıvılcımını kaybetmeden gelen yangın.

"ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
yar bu ne yaradır melhem bulunmaz
benim garip gönlüm aşktan usanmaz
varıp yare gider hiç geri dönmez

aşık olan gönül aşktan usanmaz
ahiret korkusun bir pula saymaz
aşk pazarıdır bu canlar satılır
satarsın bu canı hiç kimse almaz
dönüp de bakmaz

dönüp dönüp sana öğüt verirler
dünya malı ile gözün boyarlar
aşık öldü deyi sala verirler
ölen hayvan olur aşıklar ölmez


aşık olan gönül aşktan usanmaz
ahiret korkusun bir pula saymaz
aşk pazarıdır bu canlar satılır
satarsın bu canı hiç kimse almaz
dönüp de bakmaz"

ilkay akkaya yorumu;



ahmet aslan - ali ekber kayış yorumu ;

devamını gör...

mah o mahi- hojat ashrafzadeh

ey ruha dokunan meltem, beni yalnız bırak es ve geç. sakın bozmayasın bizim yalnızlık huzurumuzu

insanın içinden esip dağıtan biri, balık ve ay'ın öyküsü.
spotify

youtube
devamını gör...

pame'de bu hafta giorgos zampetas şarkıları var.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hem yaşamı hem şarkılarıyla yunan halk müziği adına başlı başına bir kaynak olan, buzuki sanatçısı ve besteci giorgos zampetas'ın birbirinden ünlü şarkıları bu akşam pame radyo yayınında sizlerle olacak.

pame, saat 22:30'da sözlük radyosu'nda. bekliyoruz. *

dinlemek için: blog.normalsozluk.com/
sosyal medya hesaplarımız:
instagram: www.instagram.com/sozlukrad...
twitter: twitter.com/radyosozluk
devamını gör...

almancasını okuyup ben az önce ne okudum şimdi dedikten sonra mustafa tüzel çevirisi ile tekrar okuyup sorunun almancada değil algımda olduğunu fark ettiğim friedrich nietzsche eseri. eserin detaylarını başlık sahibi yazar aktarmış ben de naçizane farkettiğimi düşündüğüm ufak hoş bir detaydan söz edeyim. nietzsche tarafından yazılmış dionysos-dithyramben'de geçen ve dilimize oruç aruoba tarafından kazandırılmış sadece deli sadece şair'de geçen bir bölüm die geburt der tragödie aus dem geiste der musik'de geçen ufak bir alıntının izlerini taşıyor gibi gelmişti bana ilk okuduğum zaman.



"ve mitos nasıl sende öldüyse, müziğin dehası da sende öldü: hırslı müdahalenle, müziğin tüm bahçelerini yağmalamak istediğinde, onu da taklit edilmiş, maskelenmiş bir müzik haline soktun. ve dionysos'u terk ettiğin için, apollon da seni terk etti; onların kampındaki tüm tutkuları yerinden kaçır ve onları kendi çemberine sürgün et; kahramanlarının konuşmaları için sofist bir diyalektiği sivrilt ve törpüle kendine - senin kahramanlarının da yalnızca taklit edilmiş, maskelenmiş tutkuları var ve yalnızca taklit edilmiş, maskelenmiş sözler söylüyorlar." s.67


"hayır! bir şair sadece!
bir hayvan, kurnaz yırtıcı sürüngen,
yalan söylemesi gereken,
bilerek isteyerek yalan söylemek zorunda,
av arzusunda,
elvan elvan maskelenmiş,
kendine maske,
kendine av
bu ha -hakikatin yavuklusu?..
sadece deli! sadece şair!
sadece parlak parlak laf eden,
deli maskelerinden dışarı renkli renkli konuşan,
yalancı söz köprülerine tırmanan"
devamını gör...

bölüm geçmek için her tuşlara basan yazar.

bana da yazdı diye başlamak istemezdim ama bana da yazdı *

(bkz: sözlük kızlarının artık kendini güvende hissetmemesi)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim