alımlı sekreter kuşu
zerafetiyle birçok kişiyi büyüleyen alımlı sekreter kuşu, yılan akbabasıgiller’den olup afrika’nın alçak otlarla kaplı alanlarında yaşar. sagittarius serpentarius, kibar görüntüsüne bakıp aldanan yılanları ayak darbeleriyle öldürerek yer. başının arkasından çıkan siyah uçlu tüyler eski zamanlarda sekreterlerin kulak arkalarına sıkıştırdıkları tüy kalemleri hatırlattığından bu adı almıştır.
çok yüksek bacaklı ve 125 cm uzunluğunda olan secretary bird insanlara çok faydası dokunan bir kuştur. afrika yerlileri bu kuşu evcilleştirip tarlalarını kemirici ve böceklerin zararından korumuşlardır.
çok yüksek bacaklı ve 125 cm uzunluğunda olan secretary bird insanlara çok faydası dokunan bir kuştur. afrika yerlileri bu kuşu evcilleştirip tarlalarını kemirici ve böceklerin zararından korumuşlardır.
devamını gör...
samimi olmadığın birine yaptığın espri sonrası gelen pişmanlık
alakasız anlarda aklınıza gelir neden yaptım ki yani ne gerek vardı bir tutamadım kendimi diye hezeyanlara boğulursunuz, ah o saçma espriyi havada tutup sinek gibi ezebilseydim diye hayaller kurarsınız ama işte hayaldir bu.iş işten geçmiştir ve zevzekliğiniz uzay zamandaki yerini almıştır
devamını gör...
6 ocak 2021 boğaziçi üniversitesi rektör danışmanı istifası
doğru haberdir.
buradan
ıstifa ederek onurlu bir duruş sergilemiştir, istifa etmese de bir şekilde görevden alınacağı aşikardır...
ıstifa açıklamasındaki şu tespit dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
"bir daha kapıları kelepçelenmiş üniversite görmemek için iyilik adına, güzellik adına daha sıkı çalışmaya devam edelim."
--- alıntı ---
buradan
ıstifa ederek onurlu bir duruş sergilemiştir, istifa etmese de bir şekilde görevden alınacağı aşikardır...
ıstifa açıklamasındaki şu tespit dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
"bir daha kapıları kelepçelenmiş üniversite görmemek için iyilik adına, güzellik adına daha sıkı çalışmaya devam edelim."
--- alıntı ---
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
bundan daha kötüsü olamaz deme. özellikle iş hayatında.
yoksa hayat pis pis sırıtıp hadi ya öyleyse bir de bunu deneyelim diyor.
yoksa hayat pis pis sırıtıp hadi ya öyleyse bir de bunu deneyelim diyor.
devamını gör...
öğretmenlerin almış olduğu parayı hak etmemesi
dünyanın en değerli mesleğidir. hangi konuda olursa olsun her başarılı insanı muhakkak bir öğretmen yetiştirmiştir.
iyisi de vardır kötüsü de.
ayrıca genelleme bir hastalıktır.
iyisi de vardır kötüsü de.
ayrıca genelleme bir hastalıktır.
devamını gör...
lee pace
pushing daisies dizisiyle sempatik ve uzun boyuyla gönüllere giren amerikalı oyuncu.
asıl adı lee grinner pace‘dir. alacakaranlık ve hobbit filmlerinde de görmek ayrıca hoş oldu.
soldier’s girl filmindeki transseksüel rolü ile resmen ne rol olsa hakkından geleceğini de göstermiştir.
gereksiz bir ek bilgi olarak; 1.96 boyunda olup, babasının işi yüzünden de çocukluğunu suudi arabistan’da geçirmiştir.
asıl adı lee grinner pace‘dir. alacakaranlık ve hobbit filmlerinde de görmek ayrıca hoş oldu.
soldier’s girl filmindeki transseksüel rolü ile resmen ne rol olsa hakkından geleceğini de göstermiştir.
gereksiz bir ek bilgi olarak; 1.96 boyunda olup, babasının işi yüzünden de çocukluğunu suudi arabistan’da geçirmiştir.
devamını gör...
son yaz
başrollerini ali atay, alperen duymaz, funda eryiğit, hafsanur sancaktutan’ın paylaştığı fox tv dizisidir.
yorum: ali atay varsa işin içinde şans verilebilir.
yorum: ali atay varsa işin içinde şans verilebilir.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
kaygusuz abdal'dan gelsin. diss to allah.*
ademi balçıktan yoğurdun yaptın
yapıp da neylersin bundan sana ne
halk ettin insanı saldın cihana
salıp da neylersin bundan sana ne
bakkal mısın teraziyi neylersin
işin gücün yoktur gönül eğlersin
kulun günahını tartıp neylersin
geçiver suçundan bundan sana ne
katran kazanını döküver gitsin
mümin olan kullar didara yetsin
emreyle yılana tamuyu yutsun
söndür şu ateşi bundan sana ne
sefil düştüm bu alemde naçarım
kıldan köprü yaratmışsın geçerim
şol köprüden geçemezsem uçarım
geçir kullarını bundan sana ne
kaygusuz abdal der cennet yarattın
cehenneme nice kulları attın
nicesin ateş-i aşk ile yaktın
yakıp da neylersin bundan sana ne
ademi balçıktan yoğurdun yaptın
yapıp da neylersin bundan sana ne
halk ettin insanı saldın cihana
salıp da neylersin bundan sana ne
bakkal mısın teraziyi neylersin
işin gücün yoktur gönül eğlersin
kulun günahını tartıp neylersin
geçiver suçundan bundan sana ne
katran kazanını döküver gitsin
mümin olan kullar didara yetsin
emreyle yılana tamuyu yutsun
söndür şu ateşi bundan sana ne
sefil düştüm bu alemde naçarım
kıldan köprü yaratmışsın geçerim
şol köprüden geçemezsem uçarım
geçir kullarını bundan sana ne
kaygusuz abdal der cennet yarattın
cehenneme nice kulları attın
nicesin ateş-i aşk ile yaktın
yakıp da neylersin bundan sana ne
devamını gör...
yiyip yiyip kilo almayan insan
benim. yani bakın şu ara kilom fazla evet ama benim yediklerime oranla en az bi 30-40 kilo almam daha gerekiyordu da çok şükür metabolizmam yine acıyor bana.
devamını gör...
eccedentesiast
her şeye rağmen çevresine gülücükler saçan, gerçek duygularını gülümsemesinin arkasına saklayan kişilerdir. dertsiz, tasasız bir hayatı vamış izlenimi verir çevresine fakat durum hiçte öyle değil. aslında acısını, hüznünü yansıtabilenlerden daha fazla acı çekerler. çünkü her şeyi içlerinde yaşar ve bir de gülümseyerek saklamaya çalışırlar. birçok nedeni olabilir tabi ki. birey her daim acısını gizleyerek güçlü insan yaratmak istiyor insanların gözünde belki. belki de anlaşılmamaktan korkuyor. anlatamıyor. anlayanı da yok ki anlamıyorlar bu insan neden bu kadar gülüyor.
devamını gör...
yazarların cinnet geçirmeme nedenleri
edebiyattır.
her cinnet anında el emeği, göz nuru kocaman kütüphaneme girip okuyup yazıyorum. edebi cinnetler bilinen tüm cinnetlerin ötesine geçiyor.
her cinnet anında el emeği, göz nuru kocaman kütüphaneme girip okuyup yazıyorum. edebi cinnetler bilinen tüm cinnetlerin ötesine geçiyor.
devamını gör...
yüzyüzeyken de konuşamadık
yazılarını severek takip ettiğim çok sevgili bir yazarımız. yazılarından ziyade kendisinin de çok şeker, çok hoş ve zarif birisi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim . iyi ki tanışmışım kendisiyle ve iyi ki var dediğim yazarlardan biri.
devamını gör...
günümüz ilişkilerinin özeti
âh, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
gülten akın-ilkyaz şiirinden
durup ince şeyleri anlamaya
gülten akın-ilkyaz şiirinden
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
türkler geçmişten bu yana:
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
devamını gör...
annenin ölmesi
nasıl ya? benim annem ölemez, ölemezdi diye düşündürür insanı.
üzülmekten çok farklı bir duyguya kapılır insan.
allah gecinden versin hepimize.
başlığı okurken bile tüylerim diken diken oldu.
üzülmekten çok farklı bir duyguya kapılır insan.
allah gecinden versin hepimize.
başlığı okurken bile tüylerim diken diken oldu.
devamını gör...
dangal
filmi yeni bitirmiş biri olarak izlediğim toplumsal bir mesaj veren harika bir aamir khan filmidir.
--! spoiler !--
yarın ki maça çik sadece hatırlanacak şekilde mücadele et gümüş madalya kazanirsan er ya da geç unutulursun eğer kazanırsan bir çok kişiye ilham kaynağı olursun.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
yarın ki maça çik sadece hatırlanacak şekilde mücadele et gümüş madalya kazanirsan er ya da geç unutulursun eğer kazanırsan bir çok kişiye ilham kaynağı olursun.
--! spoiler !--
devamını gör...
olacak ile öleceğe çare yok
italyanca karşılığı 'que sera sera' olan büyük sözüdür.her şey olacağına varır, anlamına gelir.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
yanlışlıkla deneme fırsatım bulduğum içecek. sütü nescafe yerine çay dolu bardağa dökünce deneyelim bakalım diyerek ümitle başladığım fakat lavaboya dökmemle biten bir tadım testi olmuştu.
devamını gör...

