mgla
aslen 2000 yılında kurulup ilk çalışmasını deathspell omega'nın da içinde bulunduğu crushing the holy trinity split albümüne dahil olarak yapmış polonyalı black metal grubu. isimleri mgła şeklinde yazılır, "mugwa" gibi bir okunuşu var. şarkılarının isimlerini albümdeki sırasına göre veriyorlar, yani mesela with hearts toward none albümünün 4. şarkısının ismi "with hearts toward none iv" gibi.
grupta iki kişi var. birisi m. diğeri de darkside takma adını kullanıyor. davulları darkside'a geri kalan tüm enstrümanlar da m.'e ait. aynı elemanların (bkz: kriegsmaschine) adında başka bir grubu daha var.
müziklerinde, sözlerinde, albüm kapaklarında ve hatta konserlerindeki giyimlerinde bile (siyah kıyafetler giyinip yüzlerinin tamamını kapatan siyah maskeler takıyorlar, sebebi rock müziğe hakim olan rockstar tiplemesini aşıp insanların tamamen müziğe ve fikirlerine odaklanmasını sağlamakmış gruba göre) nihilist bir hava hakim.
ilk albümleri groza'yı çıkarmadan önce presence, mdlosci ve further down the nest adında 3 ep çıkarttılar ama bunlardan önce çıkarttıkları necrotic adında bir demoları da var.
melodik sayılabilecek bir müzik yapıyorlar ama melodik derken cıvık melodik death metal gruplarına benzer bir melodiklikten bahsetmiyorum, daha karamsar bir melodi anlayışları var.
davulcularının rolü devasa. adam o kadar yetenekli ki şarkıları normalde olacaklarından apayrı bir hale sokuyor. zil kullanımı aşırı başarılı. zaten davulculuktan önce de ksilofon çalıyormuş.
tabii davulcularını överken m.'i de boş geçmemek lazım çünkü çok sağlam bir gitar işçiliği var ve yazdığı lirikler de mükemmel. cidden bu grubu sözlerine dikkat etmeden dinlemek büyük bir hata olur.
en sevdiğim albümleri with hearts toward none ama yaptıkları her şey çok iyi. exercises in futility albümleriyle büyük ses getirdiler, bunda prodüksiyonu o albümle daha temiz bir hale getirmiş olmalarının da etkisi olabilir ama cidden çok da kaliteli albümdür.
grupta iki kişi var. birisi m. diğeri de darkside takma adını kullanıyor. davulları darkside'a geri kalan tüm enstrümanlar da m.'e ait. aynı elemanların (bkz: kriegsmaschine) adında başka bir grubu daha var.
müziklerinde, sözlerinde, albüm kapaklarında ve hatta konserlerindeki giyimlerinde bile (siyah kıyafetler giyinip yüzlerinin tamamını kapatan siyah maskeler takıyorlar, sebebi rock müziğe hakim olan rockstar tiplemesini aşıp insanların tamamen müziğe ve fikirlerine odaklanmasını sağlamakmış gruba göre) nihilist bir hava hakim.
ilk albümleri groza'yı çıkarmadan önce presence, mdlosci ve further down the nest adında 3 ep çıkarttılar ama bunlardan önce çıkarttıkları necrotic adında bir demoları da var.
melodik sayılabilecek bir müzik yapıyorlar ama melodik derken cıvık melodik death metal gruplarına benzer bir melodiklikten bahsetmiyorum, daha karamsar bir melodi anlayışları var.
davulcularının rolü devasa. adam o kadar yetenekli ki şarkıları normalde olacaklarından apayrı bir hale sokuyor. zil kullanımı aşırı başarılı. zaten davulculuktan önce de ksilofon çalıyormuş.
tabii davulcularını överken m.'i de boş geçmemek lazım çünkü çok sağlam bir gitar işçiliği var ve yazdığı lirikler de mükemmel. cidden bu grubu sözlerine dikkat etmeden dinlemek büyük bir hata olur.
en sevdiğim albümleri with hearts toward none ama yaptıkları her şey çok iyi. exercises in futility albümleriyle büyük ses getirdiler, bunda prodüksiyonu o albümle daha temiz bir hale getirmiş olmalarının da etkisi olabilir ama cidden çok da kaliteli albümdür.
devamını gör...
lise öğrencilerinin istedikleri sınav notunu seçebilmeleri
bu açıklamadan sonra öğrencilerin büyük bir çoğunluğu derslere katılmayacaktır. zaten devam zorunluluğu yoktu, katılmayacak büyük çoğunluk ana baba zoruyla katılım sağlıyordu. ayrıca birinci dönemde bol keseden dağıtılan notlar ikinci dönemde derslere katılan, sorumluluklarını yerine getiren öğrencilerle boş takılan öğrencilerin başarısı ne yazık ki aynı olacaktır. eğitim sistemimiz çatlaklarla doluydu, şu bir buçuk senedir her açıklamada pimini çekip patlatacak yer arıyorlar.
devamını gör...
necip fazıl kısakürek
şu sözü bana çok güzel gelir;
"tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum."
"tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum."
devamını gör...
portal
kapı anlamına gelen sözcük.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
bilim kurgu filmlerinde de uzayın bir yerinden başka yerine, boyutlar arasında geçiş yapmak amacıyla açılan kapı anlamında karşımıza sık sık çıkar.
devamını gör...
uzaylılar müslüman mı sorusu
onlarda da böyle pırıl pırıl kafalar var mıdır acaba? yoksa dünyalılara mı özgü?
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
köpeklere kafa tutmayı bırakmayı acilen bırakmalılar. bir gün bir köpeği katil edecekler.
devamını gör...
ev hanımı değil çalışmayan kadın
ev hanimini calismayan statusune sokmak, ev ici emegin yok sayilmasi demektir. oysaki ev ici emek kapitalist duzenin en onemli dayanaklarindan biridir. ev ici emek ucretlendirilmez ama toplumun devamliligi icin elzemdir. ıste bu sebepledir ki feminist bircok arastirmaci ev ici emegin parasal karsiliginin olmasi icin calismalar yapmaktadir. bunlardan biri de ev ici emekcilerine bir temel gelir odenmesidir. sonuc olarak ev ici emekcilerini calismayan kadin olarak tanimlamak oldukca yanlistir. yapilmasi gereken ev ici emekcilerinin kapitalist duzende calismayan kadin seklinde lanse edilmesinden kaynaklanan negatif alginin ustesinden gelmektir.
devamını gör...
10 bin adım
geçenlerde bir bilim dergisinde okuduğum bir habere bakılırsa pek de bir anlamı olmayan hedef.
deney grupları seçilmiş ve bu 10 bin adım olayının etkileri denekler üzerinde ölçülmüş. görülmüş ki 4500 adım, 40 yaş üstü (özellikle) kadınlarda kalp krizi riskini azaltıyor ama bundan ötesinin belirgin bir etkisi olmuyor. bu arada bu 4500 sayısı da değişiklik gösteriyor çeşitli araştırma gruplarına göre ama hepsinin birleştiği ortak nokta şu: 10 bin sayısı, bilimsel bir çalışmaya dayanmıyor. zira bu olay bir japon firmasının ürettiği adım sayan bir uygulama (ya da cihaz) nedeniyle ortaya çıkmış. hatta yazımında kullanılan japonca harfin yürüyen bir adama benziyor olması nedeniyle ortaya çıktığı da söyleniyor.
deney grupları seçilmiş ve bu 10 bin adım olayının etkileri denekler üzerinde ölçülmüş. görülmüş ki 4500 adım, 40 yaş üstü (özellikle) kadınlarda kalp krizi riskini azaltıyor ama bundan ötesinin belirgin bir etkisi olmuyor. bu arada bu 4500 sayısı da değişiklik gösteriyor çeşitli araştırma gruplarına göre ama hepsinin birleştiği ortak nokta şu: 10 bin sayısı, bilimsel bir çalışmaya dayanmıyor. zira bu olay bir japon firmasının ürettiği adım sayan bir uygulama (ya da cihaz) nedeniyle ortaya çıkmış. hatta yazımında kullanılan japonca harfin yürüyen bir adama benziyor olması nedeniyle ortaya çıktığı da söyleniyor.
devamını gör...
urlalı
bir baktım ki kayıplara karışmış. sözlük yönetiminden sayın urlalı'yı aramıza döndürmelerini rica ediyorum.*
müzik zulam tükenmek üzere, umarım sözlüğe bir çuval şarkıyla döner!
t: kafa izninde olan kaliteli yazar.
müzik zulam tükenmek üzere, umarım sözlüğe bir çuval şarkıyla döner!
t: kafa izninde olan kaliteli yazar.
devamını gör...
kafa sözlük
bugünün ilk anlarında kaydolduğum ve büyük bir hevesle bisiler attığım, girdiğim ilk günde tanıştığım biriyle rüyamda huzur dolu anlar yaşamamı sağlayan yer.
devamını gör...
iki insanın arasında bağ oluşmasını sağlayan şeyler
aynı yaraya sahip olan insanlar birbirine merhem olur dostlar. aslında insan anlayabildiği ve anlatabilecegi biri ile bağ kuruyor daha çok. çünkü öyledir ya istediğin kadar anlamaya çalış, yaşamadıgin bir şeyi anlayamazsin.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
kız yurdunda görevli bir temizlik görevlisi ablamız anlatmıştı. inanılmaz pisler diyordu. pedlerini tuvalet giderine atıp gideri mi tıkamalar. odanın içine mi tuvaletini yapmalar ne ararsınız var diyordu kadın.
devamını gör...
kitap alıntıları
gladyo adeta canlı ve çocukluğumuzun meşhur çizgi filmi voltran gibi farklı farklı gövdelerin ortak hedef için birleşerek hareket ettiği bir organizma gibi. bu organizmanın etkili kollarını tekrar anlatmakta fayda var : güvenlik bürokrasisinin içindeki ayak... siyasi ayak... ekonomi ayağı... medya ayağı... psikolojik harp açısından etkili olan sivil toplum ayağı...
gladyo operasyon türkiye
ceyhun bozkurt.
gladyo operasyon türkiye
ceyhun bozkurt.
devamını gör...
mandalina
eskiden, bu meyvenin dilimleri arasından çıkan küçük dilimleri, çocuğu zannettiğim için yemediğim lezzetli meyve.
devamını gör...
aslan burcu kadını
bir kova erkeği olarak aşırı zaafım olan kişilerdir. terazi, ikizler gibi kalitesiz değillerdir. seviniz !
devamını gör...
hidano
çok tatlı bir yazar. çok sevdim kendisini. mükemmel bir enerjisi var.
devamını gör...
insan
dünya üzerinde yaşayan en tehlikeli hayvan. rekabet, cahillik, zevke düşkünlük ve şeytanlıktan oluşur doğası. bu hastalıklı doğayı kabul etmeyip ona karşı çıkan azınlık, hala iyilik kavramından bahsetmemizi sağlayan unsurlardan biridir.
rekabet, ilkel homo canavarus sapienslerindeki, en güçlü olup diğerlerini sindirerek rahat bir hayat sürmek ve başkalarının kendilerine kulluk etmelerinden aldıkları tarifsiz zevk sonucu ortaya çıkmış bir terimdir. eskiden kabilenin reisi olmak, beğendiği dişiyi elde etmek veya etin en iyi yerini yemek için birbirlerini katleden insanlar, günümüzde varlığını zamana ayak uydurmuş şekilde sürdürmektedir. modern şeytan, bir kızı elde etmek için rekabette öne geçmek adına, kendi düşüncesinden ve özünden vazgeçip yapmacık hareketlerle savaşı kazanmaya çalışır. yeri gelir onun kölesi olur, yeri gelir maddi imkanlarıyla farkını atar. karşı cinsi ise şövalyelerin savaşarak elde etmesi gereken cennetten düşme bir ödüldür. erkeğin bu ilgisiyle şımaran dişi, artan egosuyla tehlikeli bir kişiliğe dönüşürken, bu hastalıktan etkilenmeyen azınlıkta ki kısım naif ve daha bilge bir yolda gider.
günümüzde rekabette, eskiden etin en lezzetli kısmı için birbirini öldüren insanın yerini, daha iyi bir iş pozisyonu için rakiplerini kötüleyen, iftira atan ve galip gelmek için her şeyi yapabilecek bir hale gelmiş insan almıştır. erdem ve ahlak duygusu hak getire bir durumdadır.
kabilenin reisi olma, yani en büyük hastalık olarak adlandırdığımız egoyu tatmin etmek ise günümüzde eline güç geçti mi yoldan çıkan kişilerde görülür. doğrudan benzerlik ilgisi kurarak, devletin veya bir kurumun başına oturup eline güç geçince, bu güç yüzünden sarhoş olup, kendini zamanla ilah sanmaya başlayanları örnek gösterebiliriz.
dolaylı benzerlik ilgisini ise şöyle kurabiliriz ; karşısında ki insandan ilgi ve saygı gördü mü,buna aynı şekilde karşılık vermek yerine karşısındaki insanın bu davranışının aslında doğal olduğunu, kendisine gösterilen bu ilginin zaten gösterilmesi gerektiği için karşılık vermek gerekmediğini düşünür insan. bu şeytanımız, daha fazla ilgi ve saygı ister, artık aç bir örümcektir, anlamaz karşısındakinin bu davranışı kendi temiz kalbinden dolayı herkese karşı gösterdiğini. kahramanımız ise, zamanla burnu havalarda gezmesi sonucu milletin saygısını yitirir, bu durumun sonucunda öfke ve hasetle dolup etrafına zarar vermeye başlar. insan kibirlidir. yine nereye vardık ? ego. birçok hastalığın kaynağı olduğunu tekrar belirtmeye gerek yok. bu yüzdendir ki naif insan iyidir, candır, değeri bilinmelidir.
insana sözlükte karşılık olarak yok edici denmelidir. doğası gereği aklı güzellikleri soldurmaya, kötülük tohumlarının yeşerebilmesi için saflığın ve iyiliğin yetiştiği yerleri yerinden sökmeye çalışır. insan yapıcıyken bile yıkıcıdır. bina yapar doğayı baltalayıp, ağaç katliamı yapar. araba yapar, havayı kirletir. insan sırf yaşamını kolaylaştırmak için dünyaya kalıcı, geri dönüşü olmayacak zararlar verir, gram umursamaz. tek önem verdiği kendisidir, cebinin bolluğu, keyfi ve rahatıdır. insan bencildir, aksini söyleyen yalancıdır. bencil olduğunu reddetme ki en azından dürüstlüğünü kaybetme.
insan sadece kendi yaşamını düşünür, dünyaya verdiği kalıcı zararlar onun derdi değildir ki. kendilerini ilgilendirmeyecek geleceği düşünmezler. kurtuluş savaşındaki insanlar senin için vermedi hayatını, kendi için, kendi bağımsızlığı için savaştı. o savaşta birçok değer için savaşıldı ama kendi neslinden sonraki gelecek bu değerlerden biri değildi. siz şu an diktatörlüğe kendi hayatınızı daha özgür kılmak için karşı koyuyorsunuz, gelecekte ne olacağını siklemiyorsunuz, neden sikleyesiniz ki ?
insandan bahsediyorsak, cehalet de üzerinde durulması gereken konulardandır. cehalet mutluluktur. mottosu vardır. doğrudur, cahil insanın bildiği acı ve düşünüp kafasını yoracağı azdır. kendi küçük dünyasında ufak şeylerle mutlu olarak yaşar. bilge, bunun farkındadır. bilginin beraberinde getirdiği yükü bilir, ama bunu umursamaz. mutlu olmak değildir bilgenin amacı, bu mutluluğun uyuşturucunun verdiği mutluluktan farklı olmadığını bilir.
cahil insan kendine verdiği zararın yanında, eğer cehaleti bir de yobazlık ile destekleniyorsa, çevresinde ki insanlara da zarar verir. bu yobaz kavramı oldukça geniştir ki dincinin, solcunun, sağcının, türkçünün, kemalistin vs, kısaca insan o ideolojiye tutsak olduğu sürece her görüşün yobazı mevcuttur. onlara acımak gerekir, beyinleri esaret altındadır, farklı bir görüşü dinlemeye bile tahammül edemezler. sanki dinleyince bile o görüşü kabul etmiş olacaklardır.
insan hiçbir şey bilmez, işin en vahim kısmı, hiçbir şey bilmediğini de bilmez. başkaları tarafından yazılan yazıları, kitapları referans almayı bırak, sanki orada bahsedilen olayları görmüş ve yaşamış gibi savunur, kan döker uğruna. kendi fikrini oluşturmaktansa başkaları tarafından ortaya atılan fikirlere sığınır, rezildir.
savaş, yıkım, adaletsizlik, güce tapma, cehalet, gericilik ve daha birçok hastalık, insan var oldukça olacaktır, beraber barış içinde yaşayamaz insan. ego temelinde büyüyen herhangi bir şeytani değer, en barışçıl toplumu bile bozar. ne yazık ki erdem pek moda olamamıştır insanlar arasında.
zalimlerin zalimi insan. ilk cümlemde ne demiştim ? insan en tehlikeli hayvandır. aslında az dedim, daha ağır sıfatlar getirebilirsiniz. fakat, google da en tehlikeli hayvan diye ararsanız, karşınıza çıkan aslan, timsah veya diğer yırtıcı hayvanlardan oluşan listeler olacaktır. insan ikiyüzlüdür bir aslan yırtıcıdır, doğru, ama karnını doyurmak, ailesini korumak dışında diğer canlılara dokunmaz. kocaman bir sürüye girip, ihtiyacı olanı alır, gerisini bırakır. insan, o sürüyü alır. hepsini keser, yer, fazlasını dondurur ve satıp para kazanmaya bakar. aslan bir ceylanla doyarken, insan bir sürüyle doymaz. her zaman fazlasını ister. insan açgözlüdür.
zalim olan bu yaratığın diğer masum canlılara eziyeti bu kadarla bitmez. sizi biraz, güle oynaya gidip gezilen hayvanat bahçelerini düşünmeye sevk ediyorum. var mıdır böyle bir orospu çocukluğu ? doğal ortamında sana bir zararı olmadan ormanda özgürce yaşayan hayvanı al, bir kafese kapat, sonra gelen geçen iki ayaklı pezevenkler yanlarından gülüp geçip, dalga geçerek umursamadan gitsinler. bre şerefsiz, bir bak bakalım o hayvanın gözünün içine. o umutsuzluğu, üzüntüyü ve masumiyeti hiç mi görmedin ! her gün aynı kafesin içinde ömrü acılarla solup gitsin hayvanın, ve insan para kazanmaya devam etsin. yazarken bile sinirlenmemek elde değil böyle konularda. özgürlük lan bu ! bırak bundan para kazanma bari haysiyetsiz ! peki ya o sirkler ? bir siktiğimin numarasını öğrenip, karşısında götünü devirmiş elinde yemeğiyle kahkaha ata ata onları izleyen haysiyetsiz, insan denilen canlıyı iki güldürmek için aylarca işkence görüyor lan bu hayvanlar. oysaki izlerken ne kadar tatlı görünüyorlar değil mi ? bir araştır bakalım, nasıl öğretiliyor o numaralar
insan orospu çocuğudur. o azınlıkta olan güzel insanlar sayesindedir varsa bir umudumuz. bu barbarlık hiçbir zaman bitmeyecek, ikiyüzlü insan dönüp arkasına bakıp yanlışını telafi etmeyecek. hayat budur işte, aynı şeyler aynı düzenle olur ve biz izlemeye devam ederiz. sadece izleriz, görmezden geliriz. neden ? çünkü insanlığın çoğu için, erdem sadece sözlükte yer alan bir kelimeden ibarettir
rekabet, ilkel homo canavarus sapienslerindeki, en güçlü olup diğerlerini sindirerek rahat bir hayat sürmek ve başkalarının kendilerine kulluk etmelerinden aldıkları tarifsiz zevk sonucu ortaya çıkmış bir terimdir. eskiden kabilenin reisi olmak, beğendiği dişiyi elde etmek veya etin en iyi yerini yemek için birbirlerini katleden insanlar, günümüzde varlığını zamana ayak uydurmuş şekilde sürdürmektedir. modern şeytan, bir kızı elde etmek için rekabette öne geçmek adına, kendi düşüncesinden ve özünden vazgeçip yapmacık hareketlerle savaşı kazanmaya çalışır. yeri gelir onun kölesi olur, yeri gelir maddi imkanlarıyla farkını atar. karşı cinsi ise şövalyelerin savaşarak elde etmesi gereken cennetten düşme bir ödüldür. erkeğin bu ilgisiyle şımaran dişi, artan egosuyla tehlikeli bir kişiliğe dönüşürken, bu hastalıktan etkilenmeyen azınlıkta ki kısım naif ve daha bilge bir yolda gider.
günümüzde rekabette, eskiden etin en lezzetli kısmı için birbirini öldüren insanın yerini, daha iyi bir iş pozisyonu için rakiplerini kötüleyen, iftira atan ve galip gelmek için her şeyi yapabilecek bir hale gelmiş insan almıştır. erdem ve ahlak duygusu hak getire bir durumdadır.
kabilenin reisi olma, yani en büyük hastalık olarak adlandırdığımız egoyu tatmin etmek ise günümüzde eline güç geçti mi yoldan çıkan kişilerde görülür. doğrudan benzerlik ilgisi kurarak, devletin veya bir kurumun başına oturup eline güç geçince, bu güç yüzünden sarhoş olup, kendini zamanla ilah sanmaya başlayanları örnek gösterebiliriz.
dolaylı benzerlik ilgisini ise şöyle kurabiliriz ; karşısında ki insandan ilgi ve saygı gördü mü,buna aynı şekilde karşılık vermek yerine karşısındaki insanın bu davranışının aslında doğal olduğunu, kendisine gösterilen bu ilginin zaten gösterilmesi gerektiği için karşılık vermek gerekmediğini düşünür insan. bu şeytanımız, daha fazla ilgi ve saygı ister, artık aç bir örümcektir, anlamaz karşısındakinin bu davranışı kendi temiz kalbinden dolayı herkese karşı gösterdiğini. kahramanımız ise, zamanla burnu havalarda gezmesi sonucu milletin saygısını yitirir, bu durumun sonucunda öfke ve hasetle dolup etrafına zarar vermeye başlar. insan kibirlidir. yine nereye vardık ? ego. birçok hastalığın kaynağı olduğunu tekrar belirtmeye gerek yok. bu yüzdendir ki naif insan iyidir, candır, değeri bilinmelidir.
insana sözlükte karşılık olarak yok edici denmelidir. doğası gereği aklı güzellikleri soldurmaya, kötülük tohumlarının yeşerebilmesi için saflığın ve iyiliğin yetiştiği yerleri yerinden sökmeye çalışır. insan yapıcıyken bile yıkıcıdır. bina yapar doğayı baltalayıp, ağaç katliamı yapar. araba yapar, havayı kirletir. insan sırf yaşamını kolaylaştırmak için dünyaya kalıcı, geri dönüşü olmayacak zararlar verir, gram umursamaz. tek önem verdiği kendisidir, cebinin bolluğu, keyfi ve rahatıdır. insan bencildir, aksini söyleyen yalancıdır. bencil olduğunu reddetme ki en azından dürüstlüğünü kaybetme.
insan sadece kendi yaşamını düşünür, dünyaya verdiği kalıcı zararlar onun derdi değildir ki. kendilerini ilgilendirmeyecek geleceği düşünmezler. kurtuluş savaşındaki insanlar senin için vermedi hayatını, kendi için, kendi bağımsızlığı için savaştı. o savaşta birçok değer için savaşıldı ama kendi neslinden sonraki gelecek bu değerlerden biri değildi. siz şu an diktatörlüğe kendi hayatınızı daha özgür kılmak için karşı koyuyorsunuz, gelecekte ne olacağını siklemiyorsunuz, neden sikleyesiniz ki ?
insandan bahsediyorsak, cehalet de üzerinde durulması gereken konulardandır. cehalet mutluluktur. mottosu vardır. doğrudur, cahil insanın bildiği acı ve düşünüp kafasını yoracağı azdır. kendi küçük dünyasında ufak şeylerle mutlu olarak yaşar. bilge, bunun farkındadır. bilginin beraberinde getirdiği yükü bilir, ama bunu umursamaz. mutlu olmak değildir bilgenin amacı, bu mutluluğun uyuşturucunun verdiği mutluluktan farklı olmadığını bilir.
cahil insan kendine verdiği zararın yanında, eğer cehaleti bir de yobazlık ile destekleniyorsa, çevresinde ki insanlara da zarar verir. bu yobaz kavramı oldukça geniştir ki dincinin, solcunun, sağcının, türkçünün, kemalistin vs, kısaca insan o ideolojiye tutsak olduğu sürece her görüşün yobazı mevcuttur. onlara acımak gerekir, beyinleri esaret altındadır, farklı bir görüşü dinlemeye bile tahammül edemezler. sanki dinleyince bile o görüşü kabul etmiş olacaklardır.
insan hiçbir şey bilmez, işin en vahim kısmı, hiçbir şey bilmediğini de bilmez. başkaları tarafından yazılan yazıları, kitapları referans almayı bırak, sanki orada bahsedilen olayları görmüş ve yaşamış gibi savunur, kan döker uğruna. kendi fikrini oluşturmaktansa başkaları tarafından ortaya atılan fikirlere sığınır, rezildir.
savaş, yıkım, adaletsizlik, güce tapma, cehalet, gericilik ve daha birçok hastalık, insan var oldukça olacaktır, beraber barış içinde yaşayamaz insan. ego temelinde büyüyen herhangi bir şeytani değer, en barışçıl toplumu bile bozar. ne yazık ki erdem pek moda olamamıştır insanlar arasında.
zalimlerin zalimi insan. ilk cümlemde ne demiştim ? insan en tehlikeli hayvandır. aslında az dedim, daha ağır sıfatlar getirebilirsiniz. fakat, google da en tehlikeli hayvan diye ararsanız, karşınıza çıkan aslan, timsah veya diğer yırtıcı hayvanlardan oluşan listeler olacaktır. insan ikiyüzlüdür bir aslan yırtıcıdır, doğru, ama karnını doyurmak, ailesini korumak dışında diğer canlılara dokunmaz. kocaman bir sürüye girip, ihtiyacı olanı alır, gerisini bırakır. insan, o sürüyü alır. hepsini keser, yer, fazlasını dondurur ve satıp para kazanmaya bakar. aslan bir ceylanla doyarken, insan bir sürüyle doymaz. her zaman fazlasını ister. insan açgözlüdür.
zalim olan bu yaratığın diğer masum canlılara eziyeti bu kadarla bitmez. sizi biraz, güle oynaya gidip gezilen hayvanat bahçelerini düşünmeye sevk ediyorum. var mıdır böyle bir orospu çocukluğu ? doğal ortamında sana bir zararı olmadan ormanda özgürce yaşayan hayvanı al, bir kafese kapat, sonra gelen geçen iki ayaklı pezevenkler yanlarından gülüp geçip, dalga geçerek umursamadan gitsinler. bre şerefsiz, bir bak bakalım o hayvanın gözünün içine. o umutsuzluğu, üzüntüyü ve masumiyeti hiç mi görmedin ! her gün aynı kafesin içinde ömrü acılarla solup gitsin hayvanın, ve insan para kazanmaya devam etsin. yazarken bile sinirlenmemek elde değil böyle konularda. özgürlük lan bu ! bırak bundan para kazanma bari haysiyetsiz ! peki ya o sirkler ? bir siktiğimin numarasını öğrenip, karşısında götünü devirmiş elinde yemeğiyle kahkaha ata ata onları izleyen haysiyetsiz, insan denilen canlıyı iki güldürmek için aylarca işkence görüyor lan bu hayvanlar. oysaki izlerken ne kadar tatlı görünüyorlar değil mi ? bir araştır bakalım, nasıl öğretiliyor o numaralar
insan orospu çocuğudur. o azınlıkta olan güzel insanlar sayesindedir varsa bir umudumuz. bu barbarlık hiçbir zaman bitmeyecek, ikiyüzlü insan dönüp arkasına bakıp yanlışını telafi etmeyecek. hayat budur işte, aynı şeyler aynı düzenle olur ve biz izlemeye devam ederiz. sadece izleriz, görmezden geliriz. neden ? çünkü insanlığın çoğu için, erdem sadece sözlükte yer alan bir kelimeden ibarettir
devamını gör...



