milyonlar tatile çıktı kimse param yok demesin
ülke 84 milyon. 2 milyon kişi tatile gitmiş. işte gelir dağılımı, işte sosyal uçurum!
çalışanların yarısı asgari ücretle açlık sınırının altında çalışıyor. memur yoksulluk sınırının altında maaş alıyor.
34 avrupa ülkesi içinde gelir dağılımı eşitsizliği sıralamasında türkiye ikinci sırada yer alırken; türkiye’de en zengin yüzde 20’lik nüfus, toplam gelirin neredeyse yarısını (yüzde 47,4) alıyor.
benim demet bacım da konusuyor öyle...
he anam he...
çalışanların yarısı asgari ücretle açlık sınırının altında çalışıyor. memur yoksulluk sınırının altında maaş alıyor.
34 avrupa ülkesi içinde gelir dağılımı eşitsizliği sıralamasında türkiye ikinci sırada yer alırken; türkiye’de en zengin yüzde 20’lik nüfus, toplam gelirin neredeyse yarısını (yüzde 47,4) alıyor.
benim demet bacım da konusuyor öyle...
he anam he...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
beş siyah karton, üç beyaz kalem, sekiz pamuk çubuk, iki parlak beyaz kalem ve trilyon kez tekrar denemeyle bu oldu.
--! spoiler !--

--! spoiler !--
bir arkadaşımın çektiği fotoğraftan etkilenerek çizmiştim.
edit: link düzenleme.
edit2: arkadaşlar bu çizim size tanıdık gelebilir. dediğim gibi bir resimden etkilenerek yaptım. bir efekt koydum parlasın diye o kadar. millet neler yapıyor, bana bunu reva görmeyin.. *)
--! spoiler !--

--! spoiler !--
bir arkadaşımın çektiği fotoğraftan etkilenerek çizmiştim.
edit: link düzenleme.
edit2: arkadaşlar bu çizim size tanıdık gelebilir. dediğim gibi bir resimden etkilenerek yaptım. bir efekt koydum parlasın diye o kadar. millet neler yapıyor, bana bunu reva görmeyin.. *)
devamını gör...
hayattan gram zevk almamak
durup durup ağlıyorum, derslerim üst üste biniyor gram odaklanmıyorum. çalışmak istemiyorum kısaca hiçbir şey yapmak istemiyorum. aile üyeleriyle anlaşamıyorum (ki en büyük etken bu bence) yeni bir şey lazım hayatıma yeni bir yer, bir insan ya da başka bir şey ama yeni olsun çünkü ben çok bunaldım. bıktımm
devamını gör...
bal
organik olduğu halde bozulmayan bir besindir.
devamını gör...
valkyries
iskandinav mitolojisi'nde odin'in kutsal hizmetçileridir.
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
ölüm ,kötü bir şey değildir, hatta bazı durumlarda kurtuluş olur ölüm.
mühim olan ölüm şekli, allah ölümün de hayırlısını nasip etsin dostlar.
ve allah hiç kimseye evlat acısı vermesin , bence en acısı ve kötüsü..
mühim olan ölüm şekli, allah ölümün de hayırlısını nasip etsin dostlar.
ve allah hiç kimseye evlat acısı vermesin , bence en acısı ve kötüsü..
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
bir mafya lideri o ülkede gündemi belirliyorsa geri kalmıştır.
devamını gör...
kadın yazarların takipçi sayısının çok olması
cinsiyetimi sorgulatan başlık.
devamını gör...
anonim yazar
küçük bir çaylakken takibe aldığım ilk yazardı. neden takibe alıyoruz zerre fikrim yoktu mahlası unutmamak için iyi bir çözüm gibi gelmişti. ben bunları düşünürken elinde büyümüşüm, haberim yokmuş.
devamını gör...
evliliğin aşkı öldürmesi
evlilik değildir aslında aşkı öldüren. aşk kendini bir süre sonra imha edecektir. aşık olduğunuzu hissederseniz, içinizden geldiği gibi aşkınızı yaşayın ya da bir süre doğal davranıp geçmesini bekleyin. aşk bitince de düşünün; ben bu insanla kütüphane kurabilir miyim? akşamları oyun oynayabilir miyim? kavga edebilir miyim? evde sürekli bu bireyin olmasına tahammül edebilir miyim? ailesinden ya da arkadaşlarından biri geldiğinde, "hay senin tipi...!" demeden durabilir miyim? çocuk yapsak çocuğumuza iyi anne/baba olur mu? ya da çocuk yapmasak bana sen yetersin der mi? ama ne yazık ki bunların hepsi aynı insanda bir araya gelmez. o yüzden kimse evlenmesin. çünkü ülkem insanı, aşk bitti deyip boşanamıyor bile.
devamını gör...
foot in the door phenomenon
kapıya ayak koyma tekniği olarak da bilinir.
ricada bulunulan kişinin ilk önce ricada bulunduğunuzda kabul etmeyeceği şeyi, önce küçük bir ricada bulunduktan sonra sunduğunuzda kabul etme eğiliminin fazla olduğunu belirten fenomendir. sosyal psikolojide var olan ikna yöntemlerinden biridir.
door in the face technique'in tam tersidir. door in the face tekniğinde önce büyük, sonrasında küçük bir ricada bulunulur. foot in the door fenomeninde ise önce kabul edilebilirliği yüksek ricadan sonra asıl ve büyük ricada bulunulur.
biz insanlar için bağlılık ve tutarlılık önemlidir. zaten bize kabul edilebilecek küçük ricada bulunanların amacı da budur; bağlı hissedip tutarlı davranma gereksinimi duymamız. bir kere gönüllü olduğumuzda diğer büyük ricayı da yerine getirmek isteriz.
bu teknik elbette satış görevlileri tarafından fazlasıyla kullanılsa da tarikatlarda da kullanılır. o kadar çok duyup görüyoruz ki bunun örneklerini, örnek vermek hiç de zor değil: küçük bir toplantı daha sonrasında büyük bağışlara dönüşebilir. burada sadece foot in the door tekniği değil low ball technique yani git gide artan ricalar tekniği de devreye girer. yani önce kabul edilebilecek bir rica ve ardından asıl kabul edilmesini istediği noktaya kadar kademe kademe ricaları artırmak.
kitap önerisi: robert b. cialdini - iknanın psikolojisi.
ricada bulunulan kişinin ilk önce ricada bulunduğunuzda kabul etmeyeceği şeyi, önce küçük bir ricada bulunduktan sonra sunduğunuzda kabul etme eğiliminin fazla olduğunu belirten fenomendir. sosyal psikolojide var olan ikna yöntemlerinden biridir.
door in the face technique'in tam tersidir. door in the face tekniğinde önce büyük, sonrasında küçük bir ricada bulunulur. foot in the door fenomeninde ise önce kabul edilebilirliği yüksek ricadan sonra asıl ve büyük ricada bulunulur.
biz insanlar için bağlılık ve tutarlılık önemlidir. zaten bize kabul edilebilecek küçük ricada bulunanların amacı da budur; bağlı hissedip tutarlı davranma gereksinimi duymamız. bir kere gönüllü olduğumuzda diğer büyük ricayı da yerine getirmek isteriz.
bu teknik elbette satış görevlileri tarafından fazlasıyla kullanılsa da tarikatlarda da kullanılır. o kadar çok duyup görüyoruz ki bunun örneklerini, örnek vermek hiç de zor değil: küçük bir toplantı daha sonrasında büyük bağışlara dönüşebilir. burada sadece foot in the door tekniği değil low ball technique yani git gide artan ricalar tekniği de devreye girer. yani önce kabul edilebilecek bir rica ve ardından asıl kabul edilmesini istediği noktaya kadar kademe kademe ricaları artırmak.
kitap önerisi: robert b. cialdini - iknanın psikolojisi.
devamını gör...
la luna
aynı mahlası aldığımızı görünce içimin ısındığı yazar. çünkü aurora olmak başkadır.
keşke mahlasimiz gibi resim yeteneğimiz de benzese, zira ben kendisi kadar yetenekli değilim.
keşke mahlasimiz gibi resim yeteneğimiz de benzese, zira ben kendisi kadar yetenekli değilim.
devamını gör...
yazarların en sevdiği mevsim
yazı çok severim böyle sıcak ama biraz da yüzüne vuran o rüzgar. bir de sanırım en çok ilkbahar. böyle ne sıcak ne soğuk kuşlar cıvıldıyor uykuda olan orman uyanıyor ağaçlar çiçek açıyor doğa çok farklı çok ayrı bir güzel oluyor ilkbaharda.
devamını gör...
utanmadan ramazan bayramı kutlayan ateist
niye utansın kardeşim diyerek hayretlik belirtimi sunduğum başlıktır. misal ben cadılar bayramı, paskalya bayramı,noel bayramı gibi inancım dışındaki bayramları da kutlarım. çünkü o bayramın kutsal olduğuna inanan insanlar var.
devamını gör...
vincent van gogh
hayatı ile ilgili araştırma yaptığımda gerçekten üzüldüğüm bir ressam. hayatı boyunca yalnız ve başarısızlıkla suçlanan bir ressamdı, zaten yaşadığı süreçte kimse tarafından çok da ciddiye alınmamıştı. belki de en çok istediği şey anlaşılmakmış ama kimse tarafından anlaşılmamış ve değer görmemiş. belki de 'anlaşılmaya değer' görülmemiş, oysa ki insanın en büyük arzusu değer göremese bile anlaşılmaktır.
sadece bir tablosunu çok ucuz bir fiyata satabilmiş. kör ölür badem gözlü olur hesabı öldükten sonra değerlenmiş tabloları da, hayat hikayesi de.
satılan tek eserinin bu olduğu düşünülüyor;

arles'daki kırmızı üzüm bağları, 1888
intiharı konusunda şaibeler var, kaynaklar altıpatlar ile göğsüne ateş ettiğini ve bu yaralar sonucu iki gün sonra öldüğünü söylüyor. üstelik intiharından önce yazdığı bir intihar mektubu da bulunuyor.
kardeşi theo'ya; “dayanamıyorum artık theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. unutmaya çalışıyorum, daha çok resim yaparak unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum. kendime zarar vermekten çok korkuyorum..” şeklinde bir mektup yazmış. ama intihar mı etti, kavga esnasında mı vuruldu, yoksa biriyle anlaşarak kendisini mi vurdurttu o konuda net bir şey bilinmiyor. çünkü kardeşine "ölmeyi bile beceremedim" şeklinde söylemleri olduğu da söyleniyor.
#1369420 buradaki tablosuyla ilgili birkaç teori bulunmakta, bana ilginç geldiği için sizlere de bu teorileri yorumlamak istiyorum.

tutuklular çemberi, 1890
kulağı kesildikten sonra akıl hastanesine kapatılan van gogh bu tabloyu karamsar bir döneminde çizmiş. dolayısıyla van gogh bu tablosunda kendini hapishane'de esir alınmış, çaresiz bir mahkum gibi hissettiğini vurgulayan mesajlar vermiş.

yüksek duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda çember halinde volta atan mahkumlar ve kendisini bu voltanın tam merkezine yerleştirerek kasvetli bir kısır döngünün ortasında her şeyi anlayan, ancak hiçbir şeyi değiştiremeyen yalnız, üzgün bir mahkum olan van gogh. kendisini mahkumların arasında ve tam ortasında görmüş, çaresizliğinin bilincinde ama hiçbir şey yapamayan biri olarak yansıtmış.

her şeye rağmen hapishane duvarlarının üst kısmında uçuşan, umudun simgesi olan beyaz kelebekler. belki de bir gün buradan çıkacağı umut dolu günlerini böyle yansıtmak istemişti, kim bilir? her ne kadar kasvetli bir yaşama ve düşüncelere sahip olsa da, eserine yansıttığı bu kelebek figürleriyle içinde az da olsa umut kırıntıları barındırdığını görmüş oluyoruz.

van gogh intihar ettiğinde ya da vurulması sonucu öldüğünde 37 yaşındaydı, bu tablosunda da avluda gezinen mahkumların tam 37 kişi olduğu görülüyor. bunu tablosunda bilinçli olarak detaylandırdıysa eğer, 37 yıllık yaşamı boyunca hayatını her gün hapishanede, zindanda geçiren bir mahkumdan farksız hissettiğinin mesajını mı vermek istiyordu acaba?...
bunu hep merak ederim, öldükten sonra bu kadar değerleneceğini ve ünleneceğini bilseydi ne hissederdi acaba? hayata daha mı erken veda etmek isterdi? hayatı boyunca hiç işe yarar biri gibi hissetmemişti ama kıymete binmişti sonunda..
sadece bir tablosunu çok ucuz bir fiyata satabilmiş. kör ölür badem gözlü olur hesabı öldükten sonra değerlenmiş tabloları da, hayat hikayesi de.
satılan tek eserinin bu olduğu düşünülüyor;

arles'daki kırmızı üzüm bağları, 1888
intiharı konusunda şaibeler var, kaynaklar altıpatlar ile göğsüne ateş ettiğini ve bu yaralar sonucu iki gün sonra öldüğünü söylüyor. üstelik intiharından önce yazdığı bir intihar mektubu da bulunuyor.
kardeşi theo'ya; “dayanamıyorum artık theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. unutmaya çalışıyorum, daha çok resim yaparak unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum. kendime zarar vermekten çok korkuyorum..” şeklinde bir mektup yazmış. ama intihar mı etti, kavga esnasında mı vuruldu, yoksa biriyle anlaşarak kendisini mi vurdurttu o konuda net bir şey bilinmiyor. çünkü kardeşine "ölmeyi bile beceremedim" şeklinde söylemleri olduğu da söyleniyor.
#1369420 buradaki tablosuyla ilgili birkaç teori bulunmakta, bana ilginç geldiği için sizlere de bu teorileri yorumlamak istiyorum.

tutuklular çemberi, 1890
kulağı kesildikten sonra akıl hastanesine kapatılan van gogh bu tabloyu karamsar bir döneminde çizmiş. dolayısıyla van gogh bu tablosunda kendini hapishane'de esir alınmış, çaresiz bir mahkum gibi hissettiğini vurgulayan mesajlar vermiş.

yüksek duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda çember halinde volta atan mahkumlar ve kendisini bu voltanın tam merkezine yerleştirerek kasvetli bir kısır döngünün ortasında her şeyi anlayan, ancak hiçbir şeyi değiştiremeyen yalnız, üzgün bir mahkum olan van gogh. kendisini mahkumların arasında ve tam ortasında görmüş, çaresizliğinin bilincinde ama hiçbir şey yapamayan biri olarak yansıtmış.

her şeye rağmen hapishane duvarlarının üst kısmında uçuşan, umudun simgesi olan beyaz kelebekler. belki de bir gün buradan çıkacağı umut dolu günlerini böyle yansıtmak istemişti, kim bilir? her ne kadar kasvetli bir yaşama ve düşüncelere sahip olsa da, eserine yansıttığı bu kelebek figürleriyle içinde az da olsa umut kırıntıları barındırdığını görmüş oluyoruz.

van gogh intihar ettiğinde ya da vurulması sonucu öldüğünde 37 yaşındaydı, bu tablosunda da avluda gezinen mahkumların tam 37 kişi olduğu görülüyor. bunu tablosunda bilinçli olarak detaylandırdıysa eğer, 37 yıllık yaşamı boyunca hayatını her gün hapishanede, zindanda geçiren bir mahkumdan farksız hissettiğinin mesajını mı vermek istiyordu acaba?...
bunu hep merak ederim, öldükten sonra bu kadar değerleneceğini ve ünleneceğini bilseydi ne hissederdi acaba? hayata daha mı erken veda etmek isterdi? hayatı boyunca hiç işe yarar biri gibi hissetmemişti ama kıymete binmişti sonunda..
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyanin en cok sekerli gidalar ureten firmalarindan biri olan nestle ayni zamanda seker, alzheimer, kalp ve damar hastaliklari alaninda da ilac uretmektedir. ilac sektorunun devi olarak bilinen bayer hem ilac ureticisi hem de bircok hastaliga neden olarak gosterilen zirai zehirleri de ureten bir sirkettir. . .
hastaligini uretip, ilacini sunmaya ne denir bence kapitalizm denir.
hastaligini uretip, ilacini sunmaya ne denir bence kapitalizm denir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. günlerden ne olduğunu ya da nerede olduğumu yada bulunduğumu.....
hiç umrumda değil.
hiç umrumda değil.
devamını gör...
sorgulanmamış kabuller
iyinin, görevin ne olduğuyla ilgili etik tavır alışlar,
devletle ilişki içerisindeki bireylerin gücü ve özgürlüğü, neyin adil ve hakça olduğu, servetin ve mülkiyetin nasıl dağıtılacağı şeklinde sıralayabiliriz.
devletle ilişki içerisindeki bireylerin gücü ve özgürlüğü, neyin adil ve hakça olduğu, servetin ve mülkiyetin nasıl dağıtılacağı şeklinde sıralayabiliriz.
devamını gör...

