mis gibi maşallah.
öyle iyi ki bazen kıskanılmamıza, bazen saf sanılmamıza sebep oluyor.
aynada konuşuyorum onunla, harikasın diyorum, bana gülüyor, gaza geliyor beni mutlu ediyor.
canım kendim
seni sevmeyen ölsün.
devamını gör...

bir bardak çay ve bir parça göl.. sanırım huzur denilen şey bu kadar kolay.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: eyluling) gayet yaratıcı bence.gezi zamanı everyday im çapuling diye duvar yazısı vardı aklıma onu getiriyo.
devamını gör...

*kedileer* part2
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aynı evde vakit geçirmek
tatile çıkmak
alışveriş yapmak
emekçi insanlara karşı olan davranış tarzını gözlemlemek
devamını gör...

belki de anlamayacaklarını biliyordur
devamını gör...

--! spoiler !--

sigara zehirmiş kuzen.

--! spoiler !--
devamını gör...

bizim hanım öyle gibi duruyordu ama en düğüncü o çıktı.
devamını gör...

karşılıklı verişim. entrylerce, saatlerce verişmek... yetmez bazen kapılınca verişmeye, favorileşirsin, çılgınlar gibi. bir bakmışsın, o seni, sen onu takip etmişsin... işin sonu, kuru temizlemeye damatlık/gelinlik yollamakla biter...

ayıp olmasın dedik, ne hale geldik...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yarına uyanmak için sebebi olmayanlardanım..
bu yüzden her gece ana babamın gece kuşu mahlası taktığı bir evladıyım. kim bilir belki de kanatlarımız var ve bunu bizler bile bilmiyoruz ,kim bilir belki de sabahları uyanamamamın sebebi sebebimin olmaması. uyansam bile uzun bir süredir kendime iş çıkarma yeteneğimin git gide köreldiğini hissediyorum.. düzenli spor yapma, kitap okuma, mesleki alanda okumalar yapma, çizim yapma, ev işi yapma, yürüyüş, sosyal medyada aylak misali ellerim ceplerimde takılma gibi şeyleri kendime iş olarak görüp bir süre boyunca kendimi iyi idare ettiğimi düşünüyorum. çünkü benim bir işim yok , ve bundan yakınmak istemiyordum başlarda umutla doluydum kimselere mesleğim ile meslektaşlarım ile alay etmelerine izin veremezdim çünkü.. daha sonrasında anlık duygu değişimlerimin başladığını bazen her şeye umutla bakabildiğimi ama anlık olarak çökebildiğimi de fark ettim.. işimizin başındayız hikayelerini gördüğüm her arkadaşımı ilk önce engelledim sonrasında onun ne suçu var diyip kaldırdım. bilmiyorum etik değerler acaba cafer abinin bakkalında mı satılıyor ben yanlış avm de mi geziyorum gerçekten bilmiyorum. deprem oluyor söylenilenleri dinliyorum dönüp benim yapmak istediğim işe bakıyorum benim gibi olanlara bakıyorum ve sonuca bakıyorum aslında kader, politika, kapitalizm, humanizm, şarlatanlık ,liyakat gibi kelimeler boğazıma düğümlenmiş, adını da 21.yy başlarında corona koymuşlar.. dalgaya alınmayacak bir konu biliyorum karşı komşum melahat abla yakalandı , anlattığına göre yakaaa paça boğuşmuşlar terler içinde kalmış.. bana ''yaklaşmayın bana'' dediğini duydum sadece, zaten pekte çıkmıyordu sesi. velhasılı kelam ben uyansam da klavyeye parmaklarımı dokundursam da sulasam da harpuşta mın üzerindeki çiçeklerimi yarın yine aynı sabah akşam aynı tatava .. ne ben yazdım sayın sevgili okur arkadaşlarım nede siz okudunuz , çünkü karşılığında polis bile çalar kapımı birgün belki sormadığı günler için hal hatır..
devamını gör...

öz eleştirinin altından kalkamamaktır.

"siz dilek tutarken yıldızlar intihar ediyordu"
devamını gör...

1995 yılının soğuk bir ocak ayı...

istanbul kurtuluş'daki, türkiye'nin ilk kadın meyhanecisi madam despina'nın açtığı ünlü despina meyhanesinde sıradan bir gece...

vahan kevork kartallıoğlu, nişan serapyan, ishak benlioğlu isimli ermeni kökenli üç türk iş insanı ,üç eski dost...

meyhane hoparlörlerinden kâh nihavend, kâh rast makamı ezgileri çalarken, bu seslere masalarındaki iki kadının şen kahkahaları eşlik ediyordu.

rakı şişede durduğu gibi durmuyordu elbette.bir anda beklenmedik bir olay oldu. konfeksiyoncu ishak benlioğlu ayağa kalktı ve masanın bir ucundan diğerine doğru gidip gelmeye ve homurdanmaya başladı. ''nasıl? !! nasıl böyle dersiniz ? !! ben onun gibi miyim ?? ''

ishak benlioğlu birden elini beline attı ve tehlikeyi sezip aynı anda silahını kavrayan nişan serapyan'dan hızlı davranarak, 7.65 mm çapında mermi atan siyah fransız beretta mod 70 marka tabancasını arkadaşlarına doğrultup peş peşe tetiğe bastı.

başlarından ve boyunlarından yaralanan maktullerin son duydukları ses tok bir şekilde patlayan fişeklerin ve türk sanat müziğinin birbirine giren sesleriydi.

benlioğlu kasa tarafına geçip tabancayı başına dayadı ve ahşap filtresine geçirdiği sarı filtre sigaralarını arka arkaya yakmaya başladı. olay yerine tgrt muhabiri ve kameramanıyla beraber dönemin asayiş şube müdür yardımcısı ve polisleri intikal etti.ikna çalışmaları sonuç vermiyordu.sürgüsü çekilip atım yatağına fişek sürülen tabancaların tetikleri hassastır,istinat boşluğu alınmıştır,hani rüzgar değse patlayacak durumdadır.hele ki bu tabanca bir sarhoşun elindeyse, benlioğlu ve orada bulunanlar açısından tehlikenin boyutunu siz düşünün.
elinde başına dayalı tuttuğu tabancası ve sol elinde filtreli sigarasıyla mikrofonlara konuşan benlioğlu şunları söylüyordu:

'bunlar türk düşmanı g...veren lerdir. biri oto tamirci biri apikoğullarından.'

cinayetin nedenine gelince...

serapyan, benlioğlu'na rock hudson'a benziyorsun demişti.yakışıklı ve döneminin popüler bir figürüne benzetilmek iki insanı öldürmek için yeterli sebep değildi.ancak rock hudson aids hastalığına yakalanmış ve bu hastalık yüzünden ölmüştü. benlioğlu dostlarının kendisine eşcinsel olduğu imâsında bulunduğunu düşünmüş ve onları öldürmüştü.

sesin tam gelmediği gerekçesiyle kendisine uzatılan mikrofonu eline alan benlioğlu o arada diğer eliyle ağzından sigarasını alınca, fırsattan yararlanan asayiş müdür yardımcısı, benlioğlu'nun eline sarıldı,kısa bir mücadelenin ardından tabancayı aldı ve ona sarılarak geçmiş olsun abi dedi. olay yerine cumhuriyet savcısı geldi ve cesetler daha sonra olay yerinden kaldırıldı.benlioğlu olay sonrası şu açıklamaları yaptı:

”olay anlatılacak bir şey değil. ben bir şey hatırlamıyorum. çok karıştırdık. içkili bir insan başka içkisiz bir insan başka. sapıtmıştım kardeşim. kendimde değildim. hatırlamıyorum birçok şeyi. attıkları kazık… affedersiniz masada bilmem ne yaptılar. kadınların önünde homo diye alay ettiler. aklım ayıkmaya başlıyor. çok pişmanım. şekerim var tansiyonum var keşke ölsem de kurtulsam.” ifadeler buradan alıntıdır

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu, ishak abi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu da benzetildiği ünlü aktör rock hudson *

kaynaklar:
youtube uyarı : video +18 ögeler içerir. maktullerin görüntüleri sansürsüz verilmiştir.hassasiyeti olanların izlememesi rica olunur

sözcü gazetesi haberi
devamını gör...

bazı eserler hakkında pek bir şey söylenmez onlar daha çok kendini anlatırlar hatta zaman zaman bizi. tehlikeli oyunlar böyledir bir noktada, anlatmak için okunan kitaplardan değildir. anlarsın anlamazsın önemli değil, yarıda bırakırsın veya devam edersin o da önemli değil, kitabı kapatsan bile sen artık o kitabın bir karakterisindir hatta hep öyleydin. tıpkı günlük'ü okuyanların oğuz atay'ın da aslında hepimiz gibi bu romanın her yerinde olduğunu bilmesi gibi. ateş viskisi gibi diye bir benzetme yapmıştı bu kitap hakkında zamanında kıymetli bir dostum, insanın boğazını yaksa hatta bazen tüm bildiklerini kustursa bile yine de içmeye devam etmek istiyor insan. bir kitap okuyup değişmez hayatlar veya hayatın anlamını bulmak için okunmazlar da ama bu demek değil ki bazı kitaplar insanın iç dünyasının bir aynası olmayacak. aynaya uzun bir bakış atmak için okunması gereken, türk edebiyatının en güzel eserlerinden. hatta belki de benim bu kitap hakkında söyleyebileceğim en güzel şeyi tutunamayanlar kitabında yazmış zaten oğuz atay: gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

bir noktada böyle, daha çok şey söylemeyi dilerdim ama bundan fazlasını söylemek bir noktada ziyan olmaz mı?


"beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben van gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız."

“derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. ve sonra bütün hayallerimi yıktın. yönetimi eline aldın. ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”

"insan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor."

"kendime engel olamıyorum: yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. insan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmaya çalışıyor. bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. çünkü neden? çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor."

"iyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu."

"artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendin."

"kafam cam kırıklarıyla dolu. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"

"insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım."

"pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."

"bilirsiniz bu doktorları. insanlarla birlikte bulunma dediler. yalnız kalma dediler. sevinme dediler."

"kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı. beni unut -belki de unuttun- beni unut. başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum. eyvallah. iyi değilim fakat üzüntülü de değilim; bak gülüyorum: ha-ha."










devamını gör...

baş edit: kızcağız okumuş, okulunu bitirmiş, ukrayna'da iş bulmuş. o zamanlar türkiye şunu kaybetti, bunu kazandı diye bir akım vardı sosyal medyada, bu kişi de özenmiş paylaşmış. tabii bordo klavyeli halkımız engin stalk gücüyle kızcağızın açığını aramış ve bulmuş. ardından lince aç binler ve sonuç ortada. gittiği ülke de öyle fransa gibi gelmesin, ukrayna. türkiye bile bu dönemde pasaportsuz giriş yapıyordu. biraz daha iyi bir noktada olsak avrupa ülkelerine giriş çıkış kolaylığı hayal değil.* yani kıza da çok kızmamak lazım, türkiye'yi terk ettiğine mutlu olmuş, heveslenmiş tweet atmış. bu tweetleri de safi mutluluk için atmazlardı genelde. bakın ben gittim, siz kaldınız minvalinde.* türkiye'de kalmak bazıları için zorunluluk sadece, çok fazla insan var kapıdan çıkıp gitmek isteyen, umarım giderler. atatürk ilke ve inklaplarını kendine kural edinmiş her türk vatandaşı için ise türkiye'de kalmak tercihtir.

karma deyin, kader deyin, göklerden gelen bir karar deyin, ne derseniz deyin bu arkadaşa bundan olmuş.
devamını gör...

çok çalış...çoğu zaman baba'dan zengin olanın kullandığı bir ifadedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bolivya sinirindan ankara bozkirina dikey gecis yapmis, ruzgariyla pelerinini ucurarak jet giris yapan gozumun cicegi, welcome on board be.*

sozluk koca bir dugun salonu right here, right now; enerjine ekmek bansinlar.

ccc reis ccc
-üşüyurukkk-
devamını gör...

dış görünüşünü beğenmediğim kimsenin düşüncelerini merak etmem,
düşüncelerini beğendiğim kişinin dış görünüşünü dert etmem.
devamını gör...

bakarız.
devamını gör...

üniversiteden mezun olmak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim