yunanlar medeniyet inşa ederken türkler ne yapıyordu
orta asya'da kımız içip delirmeceler.
devamını gör...
yazarların karantinada kendi için yaptığı en faydalı şey
ilk defa ocakta tencerede kek yaptım..
fırınimin olmamasından sebep..
yoklukda da insanın istediğine ulaşabileceğini deneyimledim..
fırınimin olmamasından sebep..
yoklukda da insanın istediğine ulaşabileceğini deneyimledim..
devamını gör...
hayvan beslemenin saçma olması
zaten çok iyi davranıyorlar ya hayvanlara birde biz bırakalım ölüme! *
devamını gör...
kendine pozitif oy verememek
yazarın kendisince girilen entrysini beğenmesine sözlüğün müsaade etmeme dürümüdür(soslu)
instagramda kendi attığım postu beğenebilirken, sözlükte kendi girdiğim entyleri beğenemiyorum.
en beğendiklerim de kendi girdiklerim aksi gibi.
acaba yanlış mı giriyoruz.
instagramda kendi attığım postu beğenebilirken, sözlükte kendi girdiğim entyleri beğenemiyorum.
en beğendiklerim de kendi girdiklerim aksi gibi.
acaba yanlış mı giriyoruz.
devamını gör...
ünlü annelerin diğer anneler üzerinde yarattığı baskı
sevgili yavrum,
sen bu satırları okurken yüksek ihtimalle ben ütü, çamaşır, bulaşık derdinde olup bana sorduğun "annnneeeğ çorabımın teki nerdeeeeee"? sorusuna "nereye koyduysan oradadır ben mi çıkardım!! zaten yorulmuşum kalkmış bana çorap soruyor " diye çemkiriyor olacağım.
ama sakın şunu unutma, ben sana ne kadar çemkirirsem, sana demet akalın'ın kızına aldığı gibi minibüsler alamasam, 15 tane yardımcısı olan ünlülerin her şeyi onlara yaptırıp "şimdi de minnoşumla oyun hamuru saati" diyemesem de seni çok sevdiğimi bil. birlikte geçirdiğimiz her anın özel olduğunu sana hissettirmeye çalışacağıma inan. önemli olanın sadece sevgi olduğunu, reklamlarla işimizin olmadığını anla. seni şimdiden çok seviyorum minnoş.
sen bu satırları okurken yüksek ihtimalle ben ütü, çamaşır, bulaşık derdinde olup bana sorduğun "annnneeeğ çorabımın teki nerdeeeeee"? sorusuna "nereye koyduysan oradadır ben mi çıkardım!! zaten yorulmuşum kalkmış bana çorap soruyor " diye çemkiriyor olacağım.
ama sakın şunu unutma, ben sana ne kadar çemkirirsem, sana demet akalın'ın kızına aldığı gibi minibüsler alamasam, 15 tane yardımcısı olan ünlülerin her şeyi onlara yaptırıp "şimdi de minnoşumla oyun hamuru saati" diyemesem de seni çok sevdiğimi bil. birlikte geçirdiğimiz her anın özel olduğunu sana hissettirmeye çalışacağıma inan. önemli olanın sadece sevgi olduğunu, reklamlarla işimizin olmadığını anla. seni şimdiden çok seviyorum minnoş.
devamını gör...
arı sokması
arı sokması durumunda iğne çıktıktan sonra o kısma kesi atarsanız şişmesinden ve zehirlenmesinden kurtulabilirsiniz. bunun için yanınızda eczaneden alabileceğiniz bir lanset bulundurmak faydalıdır.
özellikle yaz aylarında kutu içecek yerine bardaktan içmeyi tercih edin. kutu içeceğin içine girmiş arıyı yutmak istemezsiniz.
özellikle yaz aylarında kutu içecek yerine bardaktan içmeyi tercih edin. kutu içeceğin içine girmiş arıyı yutmak istemezsiniz.
devamını gör...
nesrin sipahi
türk sanat müziği sanatçısıdır. tam adı, zehra nesrin sipahi'dir. 1934 doğumlu ve kırım türküdür. *
devamını gör...
sakın oraya gitme
(bkz: yekta kopan)'ın (bkz: can yayınları)'ndan ekim 2016'da yayımlanan öykü kitabıdır.
yekta kopan’ı seviyorum. seviyorum da işte röportajlarında, sunumlarında, bazı hareketleri, hitapları falan bana çok kibirli gelebiliyor bazen. yoksa güleç, karizmatik, tatlı mı tatlı bir adam.
açıkçası yekta kopan’ın güzel bir kitap yazmış olabileceğine pek ihtimal vermeden, güzel bir d&r indirimiyle edindim ‘sakın oraya gitme’ yi… kitabın arkasında bulunan tanıtım beni çok çekmemişti aslında. yine de (bkz: marty mcfly)’ın hatırına şans vermek istedim. iyi ki de istemişim…
neden?
birincisi; yekta kopan’ın kalemi ile ilk bu kitapla tanıştığıma çok memnunum, artık bütün kitaplarıyla ilgili bir beklentim var kendisinden. yani, edinip edinip okuyacağıma söz veriyorum.
ikincisi; bu güldüğünde yanakları mıncıklanası, karizmatik sesli yekta abimiz, öyle sert, öyle sarsıcı hikayeler yazmış ki; kitabı elimden bırakamadım dostlar… çok çok şaşırttı beni. kitabı bitirdiğimde özelden tivit falan atmak istedim kendisine ‘’ben böyle bir şey düşündüm kitabı ilk gördüğümde, eşeklik etmişim yekta abi, kalemine sağlık’’ falan diye itirafta bulunmak istedim gerçekten. utandım yahu kitap bitince böyle bir önyargıya kapıldığım için…
bu birbirinden güzel 12 hikâye barındıran öykü kitabının içinde, en sevdiğim hikâye ‘cesur geyikler’ oldu…
öykü severler için tavsiyemdir. ayrıca yekta kopan’ın kalemi ile tanışmak isteyenler için de güzel bir seçim olacaktır.
test ettim, onayladım…
yekta kopan’ı seviyorum. seviyorum da işte röportajlarında, sunumlarında, bazı hareketleri, hitapları falan bana çok kibirli gelebiliyor bazen. yoksa güleç, karizmatik, tatlı mı tatlı bir adam.
açıkçası yekta kopan’ın güzel bir kitap yazmış olabileceğine pek ihtimal vermeden, güzel bir d&r indirimiyle edindim ‘sakın oraya gitme’ yi… kitabın arkasında bulunan tanıtım beni çok çekmemişti aslında. yine de (bkz: marty mcfly)’ın hatırına şans vermek istedim. iyi ki de istemişim…
neden?
birincisi; yekta kopan’ın kalemi ile ilk bu kitapla tanıştığıma çok memnunum, artık bütün kitaplarıyla ilgili bir beklentim var kendisinden. yani, edinip edinip okuyacağıma söz veriyorum.
ikincisi; bu güldüğünde yanakları mıncıklanası, karizmatik sesli yekta abimiz, öyle sert, öyle sarsıcı hikayeler yazmış ki; kitabı elimden bırakamadım dostlar… çok çok şaşırttı beni. kitabı bitirdiğimde özelden tivit falan atmak istedim kendisine ‘’ben böyle bir şey düşündüm kitabı ilk gördüğümde, eşeklik etmişim yekta abi, kalemine sağlık’’ falan diye itirafta bulunmak istedim gerçekten. utandım yahu kitap bitince böyle bir önyargıya kapıldığım için…
bu birbirinden güzel 12 hikâye barındıran öykü kitabının içinde, en sevdiğim hikâye ‘cesur geyikler’ oldu…
öykü severler için tavsiyemdir. ayrıca yekta kopan’ın kalemi ile tanışmak isteyenler için de güzel bir seçim olacaktır.
test ettim, onayladım…
devamını gör...
normal sözlük’teki silahlanma yarışı
biz ellerinde güller olan tayfayız tek derdimiz dikenlerle.sizde silahlara bir an önce veda edin dostlar..
devamını gör...
bostancı ocağı
--- alıntı ---
tesis tarihi kesin olarak tesbit edilememekle birlikte ı. murad devrine kadar çıkar. bostancı ocağı'nın efradı devşirme oğlanlarının güçlü ve gösterişli olanlarından seçilerek sağlanır, özellikle bosnalı poturoğulları'nın çocukları tercih edilirdi. topkapı sarayı'nın dış hizmetlilerinden olan bostancıların başlıca görevleri saraya ait bağ ve bahçelerle padişaha mahsus kayıklarda çalışmaktı. ancak bunlar saraya ait her işte kullanılabilirlerdi. bostancıların saray içinde çalışanlarına "gılmânân-ı bağçe-i hâssa", dışarıda olup da saraya mahsus bağ ve bahçelerde hizmet edenlerine ise "gılmânân-ı bostâniyân" denilirdi. istanbul dışında edirne'de de bir bostancı ocağı vardı. bursa, gelibolu, hatta amasya gibi padişahlara mahsus bağ ve bostanların olduğu yerlerde de bostancılar bulunurdu.
bostancıların en büyük âmiri bostancıbaşıydı. bostancıbaşı istanbul'un başta boğaziçi ve adalar olmak üzere önemli bir kısmının asayişinden sorumluydu. padişahın bindiği kayığın dümenini o tutar, görevli bostancılar kürek çekerdi. önemli bir görevi de genellikle saray içinde olmak üzere idam cezasına mahkûm kimselerin infazını yapmaktı. hükümdardan sonra sarayda sakal bırakma hakkına sahip tek kişi bostancıbaşıydı. bostancıbaşılarda boğaziçi ile haliç'te mevcut yalıların tamamını ihtiva eden defterler bulunurdu. onun izni olmadan hiçbir yerde yalı yapılamazdı. hep saraydan yetişen ve tayin edilen bostancıbaşılar dış hizmete genellikle sancak beyi olarak çıkarlar, bazan da ya kapıcıbaşı veya beylerbeyi olurlardı. vezîriâzamlığa kadar yükselen bostancıbaşılar bile vardı.
öteki kapıkulu ocaklarına göre padişaha karşı daha sadık ve güvenilir olan bostancılar 1703'teki hariç isyan hareketlerine pek karışmamışlardır. bu sadakatlerinden dolayı ı. mahmud devrinde açılan mühendishâneye ilk öğrenciler bu ocaktan alınmış, aynı şekilde ııı. selim'in kurduğu nizâm-ı cedîd de bu ocağa bağlanmıştır. 1826'da yeniçeri ocağı'nın ilgasından sonra istanbul'un asayiş ve inzibatı yeni kurulan asâkir-i mansûre'ye havale edilince bostancı ocağı'nın varlığına gerek duyulmamış, aynı tarihte bu ocak da ilga edilmiştir. ancak bu ilga keyfiyeti öteki ocaklarınki gibi değil, yapılan bazı ıslahatlar ve çıkartılan yeni bir kanunnâme ile ocağa yön verilmek şeklinde olmuştur. bir kısım bostancılardan kurulan tâlimli hassa askerleri daha sonraki hassa ordusu'nun ve bugünkü birinci ordu'nun temelini teşkil etmiştir. edirne'deki ocak ise tamamen lağvedilmiştir.
--- alıntı --- buradan
tesis tarihi kesin olarak tesbit edilememekle birlikte ı. murad devrine kadar çıkar. bostancı ocağı'nın efradı devşirme oğlanlarının güçlü ve gösterişli olanlarından seçilerek sağlanır, özellikle bosnalı poturoğulları'nın çocukları tercih edilirdi. topkapı sarayı'nın dış hizmetlilerinden olan bostancıların başlıca görevleri saraya ait bağ ve bahçelerle padişaha mahsus kayıklarda çalışmaktı. ancak bunlar saraya ait her işte kullanılabilirlerdi. bostancıların saray içinde çalışanlarına "gılmânân-ı bağçe-i hâssa", dışarıda olup da saraya mahsus bağ ve bahçelerde hizmet edenlerine ise "gılmânân-ı bostâniyân" denilirdi. istanbul dışında edirne'de de bir bostancı ocağı vardı. bursa, gelibolu, hatta amasya gibi padişahlara mahsus bağ ve bostanların olduğu yerlerde de bostancılar bulunurdu.
bostancıların en büyük âmiri bostancıbaşıydı. bostancıbaşı istanbul'un başta boğaziçi ve adalar olmak üzere önemli bir kısmının asayişinden sorumluydu. padişahın bindiği kayığın dümenini o tutar, görevli bostancılar kürek çekerdi. önemli bir görevi de genellikle saray içinde olmak üzere idam cezasına mahkûm kimselerin infazını yapmaktı. hükümdardan sonra sarayda sakal bırakma hakkına sahip tek kişi bostancıbaşıydı. bostancıbaşılarda boğaziçi ile haliç'te mevcut yalıların tamamını ihtiva eden defterler bulunurdu. onun izni olmadan hiçbir yerde yalı yapılamazdı. hep saraydan yetişen ve tayin edilen bostancıbaşılar dış hizmete genellikle sancak beyi olarak çıkarlar, bazan da ya kapıcıbaşı veya beylerbeyi olurlardı. vezîriâzamlığa kadar yükselen bostancıbaşılar bile vardı.
öteki kapıkulu ocaklarına göre padişaha karşı daha sadık ve güvenilir olan bostancılar 1703'teki hariç isyan hareketlerine pek karışmamışlardır. bu sadakatlerinden dolayı ı. mahmud devrinde açılan mühendishâneye ilk öğrenciler bu ocaktan alınmış, aynı şekilde ııı. selim'in kurduğu nizâm-ı cedîd de bu ocağa bağlanmıştır. 1826'da yeniçeri ocağı'nın ilgasından sonra istanbul'un asayiş ve inzibatı yeni kurulan asâkir-i mansûre'ye havale edilince bostancı ocağı'nın varlığına gerek duyulmamış, aynı tarihte bu ocak da ilga edilmiştir. ancak bu ilga keyfiyeti öteki ocaklarınki gibi değil, yapılan bazı ıslahatlar ve çıkartılan yeni bir kanunnâme ile ocağa yön verilmek şeklinde olmuştur. bir kısım bostancılardan kurulan tâlimli hassa askerleri daha sonraki hassa ordusu'nun ve bugünkü birinci ordu'nun temelini teşkil etmiştir. edirne'deki ocak ise tamamen lağvedilmiştir.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
öğrencilerime okuduğum bir kitap var. ismi bir dakika bu kitapta çocuklara zaman algisindan basit ve günlük yaşamdan örnekler ile bahsediliyor. bir de biz yetiskinler için metis yayınevinden mark witmann in kitabı var. ismi hissedilen zaman bu kitapları okuduğumda zamanın bir algı olduğu fikrini kabul ediyorum. saatler süren bir pikniği aradan zaman geçince arabası kuma gömülen arkadaşa kahkahalar ile guldugumuz an olarak hatilamamiz ama 5 dk süren bir tartışmanın kalpte oluşturduğu hasarı senelerce yük olarak taşımamız bunun en büyük kanıtı olabilir ancak aynı zamanda ulvi , ürpertici ve en önemlisi "gerçek" olduğunu da kabul ettiren ise tek bir cümle oluyor.
"asr´a yemin olsun ki,insan mutlaka bir ziyandadır." asr süresi.
"asr´a yemin olsun ki,insan mutlaka bir ziyandadır." asr süresi.
devamını gör...
farkında olmadan acayip zeki ve birikimli birine sataşmak
volvo arabaya çarpan tofaş gibi bir durumdur.
bilgiziz taraf karton gibi ezilir, bilgili taraf ise sapasağlam kalır.
bilgiziz taraf karton gibi ezilir, bilgili taraf ise sapasağlam kalır.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
onlarcası sayılabilecek başlıktır.
ben aklıma gelen altı tanesini yazmak isterim:
1. filmi babamın seçimi ile izlemeye başlamıştık. babam filmin belli bir noktasından sonra uyuyunca kardeşimle marlon brando’nun ekranda belirmesi için saatlerce bekledik ama beklediğimize değdi.
heart of darkness- marlon brando

2. hiç beklemiyordum beni bu kadar etkileyeceğini bu filmin ama yıllardır aklımdan çıkmaz burdaki robin williamsoyunculuğu.
the fisher king- robin williams

3. harika bir film olduğunu söyleyemem ama benim ilk onum içindedir. büyük usta hiç beklemediğim bir karakterle aklımı başımdan almıştı.
the fan- robert de niro

4. yıllar önce bu film ile ilgili “ düşmek sanattır” başlıklı bir yazı yazmama neden olan ve izleyeni büyüleyen bir performansa imza atan sean penn ustalığı.
ı am sam- sean penn

5. film başlar başlamaz çok etkileneceğimi anlamıştım, sonuna kadar da yanılmadım. büyük bir oyunculuk ve önü alınamayan bir başarı.
three billboards outside ebbing, missouri -frances mcdormand

6. ve son olarak da son yıllarda merak ve hayranlıkla izlediğim her rolde bambaşka bir insana dönüşen ve hepsinin hakkını sonuna kadar veren song kang-ho.
the host- song kang-ho
ben aklıma gelen altı tanesini yazmak isterim:
1. filmi babamın seçimi ile izlemeye başlamıştık. babam filmin belli bir noktasından sonra uyuyunca kardeşimle marlon brando’nun ekranda belirmesi için saatlerce bekledik ama beklediğimize değdi.
heart of darkness- marlon brando

2. hiç beklemiyordum beni bu kadar etkileyeceğini bu filmin ama yıllardır aklımdan çıkmaz burdaki robin williamsoyunculuğu.
the fisher king- robin williams

3. harika bir film olduğunu söyleyemem ama benim ilk onum içindedir. büyük usta hiç beklemediğim bir karakterle aklımı başımdan almıştı.
the fan- robert de niro

4. yıllar önce bu film ile ilgili “ düşmek sanattır” başlıklı bir yazı yazmama neden olan ve izleyeni büyüleyen bir performansa imza atan sean penn ustalığı.
ı am sam- sean penn

5. film başlar başlamaz çok etkileneceğimi anlamıştım, sonuna kadar da yanılmadım. büyük bir oyunculuk ve önü alınamayan bir başarı.
three billboards outside ebbing, missouri -frances mcdormand

6. ve son olarak da son yıllarda merak ve hayranlıkla izlediğim her rolde bambaşka bir insana dönüşen ve hepsinin hakkını sonuna kadar veren song kang-ho.
the host- song kang-ho
devamını gör...
rakı içen pes oynayan kokoreç seven hatun
tel eliyle damacanayı kaldırır.
devamını gör...
zerdüştlük
nietzsche'nin "böyle buyurdu zerdüşt" adlı kitabıyla daha da irdelediğim, özünde iyilik ve kötülüğün savaşı yatan bir inanıştır.
devamını gör...
ummadık taş baş yarar
'o öyle bir şey yapmaz' denilen insanların yapmadığı şey kalmaması.
devamını gör...
ferhan şensoy
allah rahmet eylesin. böyle büyük insanların ölümünün ardından üzülmekten ve onları güzel anmaktan başka ne yapılabilir ki.
tiyatrocu ferhan şensoy, senarist ferhan şensoy, oyuncu ferhan şensoy, hayalperest ferhan şensoy, yazar ferhan şensoy, şair ferhan şensoy ve daha bilmediğimiz görmediğimiz onlarca ferhan şensoy. bir insanı değil de çok fazla insanı kaybetmişiz gibi.
güler yüzü ile bir kere daha analım
tiyatrocu ferhan şensoy, senarist ferhan şensoy, oyuncu ferhan şensoy, hayalperest ferhan şensoy, yazar ferhan şensoy, şair ferhan şensoy ve daha bilmediğimiz görmediğimiz onlarca ferhan şensoy. bir insanı değil de çok fazla insanı kaybetmişiz gibi.
güler yüzü ile bir kere daha analım
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
bu şey değil mi ya hah murat dalkılıç - bi hayli klibi.
değişmek / gelişmek öncelikle kendi yararı için olmalı insanın.
değişmek / gelişmek öncelikle kendi yararı için olmalı insanın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir fırtınanın savurduğu gürültüyle geldi zaman...
bir anda oldu gibi görünen hiçbir şeyin bir anda olmadığı gerçeğiyle yüzleşmenin zamanı... ırmak gideceği yönü biliyor, benim gördüğümse gözümün menzili kadar. bu akışa yetişmek mümkün değil gibi görünüyor. ancak zaman beni durduğum ân'dan alıp başka bir ân'a taşıdığında küçük bir sıçrayışla oraya yetiştim sanıyorum.
taşın ve her şeyin üzerinde birikir zaman. bir damla su'yun geçmişini kim hesaplayabilir?
biri’nin fırtınası, diğerinin duymadığı… eti kemiği paramparça ederek, her an yeniden durması ve yeniden başlaması şiir’in.
an’ı duyuyor musun?
rüzgarı; tenini okşadığında,
denizi; tenini öptüğünde,
şarkıları; kulağına üflendiğinde,
değil!
olmadığımda daha çok varım... yokluğumdan istifade edip zamanı
zemine fırlatıyorum, ikisi de bana çok kırılıyor.
bir anda oldu gibi görünen hiçbir şeyin bir anda olmadığı gerçeğiyle yüzleşmenin zamanı... ırmak gideceği yönü biliyor, benim gördüğümse gözümün menzili kadar. bu akışa yetişmek mümkün değil gibi görünüyor. ancak zaman beni durduğum ân'dan alıp başka bir ân'a taşıdığında küçük bir sıçrayışla oraya yetiştim sanıyorum.
taşın ve her şeyin üzerinde birikir zaman. bir damla su'yun geçmişini kim hesaplayabilir?
biri’nin fırtınası, diğerinin duymadığı… eti kemiği paramparça ederek, her an yeniden durması ve yeniden başlaması şiir’in.
an’ı duyuyor musun?
rüzgarı; tenini okşadığında,
denizi; tenini öptüğünde,
şarkıları; kulağına üflendiğinde,
değil!
olmadığımda daha çok varım... yokluğumdan istifade edip zamanı
zemine fırlatıyorum, ikisi de bana çok kırılıyor.
devamını gör...
