her on yazardan dokuzunun aynı entryi girmesi
özellikle uzak durmaya çalıştığım durum. başlığı gördüğümde yazacaklarım kafamda şekillenir. tıkladığımda ona benzer bir şey yazıldığını görürsem tanımı beğenir, başka yazacak bir şeyim yoksa yavaşça başlığı terk ederim. aynı şeyleri tekrarlamanın bir faydası yok çünkü.
devamını gör...
steve biko
gerçek adı bantu stephen biko'dur. güney afrika cumhuriyeti'nde, 1946'da doğmuş apartheid karşıtı aktivisttir.
üniversitede tıp okuyorken, ırkçılık karşıtı hareketlere katıldı ama bir süre sonra beyazlarında olduğu bu gruptan ayrılıp
siyah bilinç hareketi'ni kurdu. ona göre siyahlar, beyazların olduğu ortamda aşağılık kompleksine giriyor ve genelde beyazların sözü geçiyordu.
yaptığı çalışmalar sonunda polisin takibine girdi. konuşma yapması yasaklandı ve yanına üç kişi bile gelse gözaltına alınıyorlardı. 1976'daki soweto olaylarından sonra yeraltına çekildi ve birçok gösteri düzenledi.
1977'nin ağustos ayında polisler tarafından yakalandı ve o gece karakolda feci dayak yedi. ertesi gün başkente götürülmesi istendi ve çıplak şekilde, bir kamyonun arkasında, eastern cape eyaletinden başkent pretoria'ya götürüldü.
eylül ayında, "intihar etmek için kafasını bir yerlere vurmuş" denilerek, cesedi ailesine verildi.
üniversitede tıp okuyorken, ırkçılık karşıtı hareketlere katıldı ama bir süre sonra beyazlarında olduğu bu gruptan ayrılıp
siyah bilinç hareketi'ni kurdu. ona göre siyahlar, beyazların olduğu ortamda aşağılık kompleksine giriyor ve genelde beyazların sözü geçiyordu.
yaptığı çalışmalar sonunda polisin takibine girdi. konuşma yapması yasaklandı ve yanına üç kişi bile gelse gözaltına alınıyorlardı. 1976'daki soweto olaylarından sonra yeraltına çekildi ve birçok gösteri düzenledi.
1977'nin ağustos ayında polisler tarafından yakalandı ve o gece karakolda feci dayak yedi. ertesi gün başkente götürülmesi istendi ve çıplak şekilde, bir kamyonun arkasında, eastern cape eyaletinden başkent pretoria'ya götürüldü.
eylül ayında, "intihar etmek için kafasını bir yerlere vurmuş" denilerek, cesedi ailesine verildi.
devamını gör...
sen kimsin radyo yayını
miko'nun sohbetinin keyfini bilmekten mütevellit zaten dinliyor olacağım program. lilium'un da sohbetinin keyifli olacağını düşünüyorum.
iyi yayınlar kızlar.
iyi yayınlar kızlar.
devamını gör...
intikam
zeytinyağlı değildir ama soğuk yenmesi, sıcağından daha lezzetlidir.
devamını gör...
azizler
azizleri henüz bitirdim taze bir entry anlayacağınız
kim yazmış kim çekmiş kim oynamış bir kenara bırakırsak ben konuyu çok beğendim
filmin işlediği ana konular yalnızlık ve iletişimsizlik yani filmde özellikle iletişimsizliği üzerine basa basa vurgulamışlar
beğenmediğim bir kaç yer olsa da izlemeye değer bir film vakit kaybı değil
--! spoiler !--
kamuran erbil sahneleri favorimdir
--! spoiler !--
--! spoiler !--
eh hiç çıkarmayacağım demiştin kolye nerede ?
--! spoiler !--
kim yazmış kim çekmiş kim oynamış bir kenara bırakırsak ben konuyu çok beğendim
filmin işlediği ana konular yalnızlık ve iletişimsizlik yani filmde özellikle iletişimsizliği üzerine basa basa vurgulamışlar
beğenmediğim bir kaç yer olsa da izlemeye değer bir film vakit kaybı değil
--! spoiler !--
kamuran erbil sahneleri favorimdir
--! spoiler !--
--! spoiler !--
eh hiç çıkarmayacağım demiştin kolye nerede ?
--! spoiler !--
devamını gör...
yazarların telefon zil sesi melodileri
devamını gör...
karmaşık sayılar
kısaca karmaşık sayıların başlangıcı; del ferro(1465-1526), tartaglia(1499-1577), cardono(1501-1576) gibi bilim adamları sayesinde olmuştur.
bundan çok öncesinde de i*i = (-1) teorisi ortaya atılmış ancak kullanılmaya çok gerek görülmemiştir. ilk ortaya çıkışı 2. dereceden denklemlerin, reel kökü olmayanlarının, köklerinin bulunması adınadır. ancak bu zaman diliminde bilinmekte fakat kullanılmaya gerek görülmemektedir.
asıl öneminin farkedildiği nokta ise kübik denklemlerdir. del ferro, tartaglia ve cardono'nın bulduğu 3. dereceden denklem çözümünde her şey güzelken, rafael bombelli(1526-1572) garip bir şey farkediyor;
"(x)^3=15x+4" denklemini çözerken, kübik denklemler için çıkarılan formülün çalışmadığını farkediyor. bunun sonucunda bombelli kompleks sayıların beklenenden daha önemli olduğu sonucuna veriyor, çünkü bu kübik denklemin 3 adet reel sonucun olması gerekir.
bu karmaşık sayıların doğuşu olarak kabul edilir.
reel uzay, karmaşık uzayın bir alt kümesidir; yani her reel sayı için, imajiner kısmı 0 olan kompleks sayıdır diyebiliriz.
ne işe yaradığı fiziksel ve matematiksel olarak farklı yorumlanabilir, farklı farklı kullanım alanları vardır; ancak, en genel olarak karmaşık sayılar birden fazla eksenlerin bağımlılıkları açıklamak için kullanılırlar. x,y,z ekseninde çalışıyorsanız, bunu silindirik eksene ya da küresel eksene taşıyabilmenize imkan sağlar.
ama fiziksel olarak; doğada foton iki yerde nasıl aynı anda bulunabilir? gerçekten böyle bir şey olabilir mi ? dediğimizde; gerçekten böyle bir şeyin var olduğunu, evrenin aslında reel uzayda değil, karmaşık uzayda çalıştığını görürüz. yani karmaşık sayılarla işlem yapabilen biri evrenin tüm hareketini tanımlayabilir. bu sayede reel uzayda ifade edemediğimiz fiziksel olayları temsil edebiliriz.
bir başka güzel bir örnek ise metalik bir malzemeye giren bir ışık demetinin hızı, reel uzayda çalışan biri için; ışık hızının üzerine çıkmış olarak tanımlanır. fiziksel olarak ışık hızını aşmanın imkanı yoktur. kompleks sayılarla bu işi anlamaya çalışan biri ise; bu hızın gerçek olmadığını, sanallıktan kaynaklandığını, fiziksel gözlenemeyeceğini anlamış olur, bunun sonucunda da malzemenin kırılma indisinin kompleks sayılarla ifade edilmesi gerektiğini anlar.
fiziksel daha başka çok güzel örnekler verilebilir, olasılıklar dahi karmaşık sayılarla ifade edilirler.
bundan çok öncesinde de i*i = (-1) teorisi ortaya atılmış ancak kullanılmaya çok gerek görülmemiştir. ilk ortaya çıkışı 2. dereceden denklemlerin, reel kökü olmayanlarının, köklerinin bulunması adınadır. ancak bu zaman diliminde bilinmekte fakat kullanılmaya gerek görülmemektedir.
asıl öneminin farkedildiği nokta ise kübik denklemlerdir. del ferro, tartaglia ve cardono'nın bulduğu 3. dereceden denklem çözümünde her şey güzelken, rafael bombelli(1526-1572) garip bir şey farkediyor;
"(x)^3=15x+4" denklemini çözerken, kübik denklemler için çıkarılan formülün çalışmadığını farkediyor. bunun sonucunda bombelli kompleks sayıların beklenenden daha önemli olduğu sonucuna veriyor, çünkü bu kübik denklemin 3 adet reel sonucun olması gerekir.
bu karmaşık sayıların doğuşu olarak kabul edilir.
reel uzay, karmaşık uzayın bir alt kümesidir; yani her reel sayı için, imajiner kısmı 0 olan kompleks sayıdır diyebiliriz.
ne işe yaradığı fiziksel ve matematiksel olarak farklı yorumlanabilir, farklı farklı kullanım alanları vardır; ancak, en genel olarak karmaşık sayılar birden fazla eksenlerin bağımlılıkları açıklamak için kullanılırlar. x,y,z ekseninde çalışıyorsanız, bunu silindirik eksene ya da küresel eksene taşıyabilmenize imkan sağlar.
ama fiziksel olarak; doğada foton iki yerde nasıl aynı anda bulunabilir? gerçekten böyle bir şey olabilir mi ? dediğimizde; gerçekten böyle bir şeyin var olduğunu, evrenin aslında reel uzayda değil, karmaşık uzayda çalıştığını görürüz. yani karmaşık sayılarla işlem yapabilen biri evrenin tüm hareketini tanımlayabilir. bu sayede reel uzayda ifade edemediğimiz fiziksel olayları temsil edebiliriz.
bir başka güzel bir örnek ise metalik bir malzemeye giren bir ışık demetinin hızı, reel uzayda çalışan biri için; ışık hızının üzerine çıkmış olarak tanımlanır. fiziksel olarak ışık hızını aşmanın imkanı yoktur. kompleks sayılarla bu işi anlamaya çalışan biri ise; bu hızın gerçek olmadığını, sanallıktan kaynaklandığını, fiziksel gözlenemeyeceğini anlamış olur, bunun sonucunda da malzemenin kırılma indisinin kompleks sayılarla ifade edilmesi gerektiğini anlar.
fiziksel daha başka çok güzel örnekler verilebilir, olasılıklar dahi karmaşık sayılarla ifade edilirler.
devamını gör...
arthur rimbaud
marsilya'nın conseption hastanesi'nin avlusundaki levhada yazılı olandır: ''aden'den gelen şair jean arthur rimbaud yeryüzü serüveninin son bölümünü 10 kasım 1891'de burada tamamladı.''
diğer büyük şair paul verlaine ile yaşadığı aşk neticesinde gelişen olaylar sebebiyle verlaine rimbaudu silahla yaralar. bu silah paris'teki bir açık artırmada 434,500 euro’ya satılmıştır. bu olaya ilişkin çok önemsediğim bir tarihi vesika olan hem verlaine hem de rimbaud'un emniyet ifadelerini içeren linki de şöyle bırakalım:
buradan
diğer büyük şair paul verlaine ile yaşadığı aşk neticesinde gelişen olaylar sebebiyle verlaine rimbaudu silahla yaralar. bu silah paris'teki bir açık artırmada 434,500 euro’ya satılmıştır. bu olaya ilişkin çok önemsediğim bir tarihi vesika olan hem verlaine hem de rimbaud'un emniyet ifadelerini içeren linki de şöyle bırakalım:
buradan
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
komşuya oturmaya gitme ihtimalinizin en düşük olduğu ülke: moğolistan.
devamını gör...
karantinada olması gerekirken cuma namazına giden adam
islâm dinine aykırı davranmıştır, dinin emri hiç bir canlının canını tehlikeye atma der, hastalıkta, kendini izole et başka kimseye bulaştırma der , vücudunu koru der.
ama biz hesabımıza nasıl gelirse, öyle anlarız kur'an-ı kerim i.
amca sevap alayım derken , günaha girmiş farkında değil.
ama biz hesabımıza nasıl gelirse, öyle anlarız kur'an-ı kerim i.
amca sevap alayım derken , günaha girmiş farkında değil.
devamını gör...
jimi hendrix
jimi hendrix'e bile balon denmiş arkadaşlar, şaşırmayın hiçbi şeye. bi çok şarkıyı kafası kıyak olmadan çalamazmış. bi gün televizyona çıkıyo, istek parça geliyo. tam çalmaya başlarken gitarı bırakıyo ve 'ayıkken çalamıyorum' diyo. öyle bi anekdot işte...
şunu söylemeli ki, hendrix asla bi balon değil ancak şu da bi gerçek ki, onun zamanı bu işlerin yeni başladığı bi zamandı. paul gilbert'a da sormuşlar 'sizce jimmy hendrix abartılıyo' mu diye. 'herkes abartılır' diye cevap vermiş. kendi zamanının büyük müzisyeni olması, ''büyük'' olması için yeterlidir. bugün iğne atsanız virtüözden yere düşmeyeceği bi ortamda hendrix değerlendirmesi elbette hatalı olur.
şunu söylemeli ki, hendrix asla bi balon değil ancak şu da bi gerçek ki, onun zamanı bu işlerin yeni başladığı bi zamandı. paul gilbert'a da sormuşlar 'sizce jimmy hendrix abartılıyo' mu diye. 'herkes abartılır' diye cevap vermiş. kendi zamanının büyük müzisyeni olması, ''büyük'' olması için yeterlidir. bugün iğne atsanız virtüözden yere düşmeyeceği bi ortamda hendrix değerlendirmesi elbette hatalı olur.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın alman malı makam araçlarını değiştirin talimatı
alman otomobil üreticisi volkswagen'in ‘siyasi' nedenlerle türkiye'de fabrika kurmaktan vazgeçmesine ‘karşılık' cumhurbaşkanı erdoğan'ın bakanlıklara vermiş olduğu talimat.
alman otomobil üreticisi volkswagen'in ‘siyasi' nedenlerle türkiye'de fabrika kurmaktan vazgeçmesine ‘karşılık' geldi. cumhurbaşkanlığı, birçok kamu kurumunda makam arabası olarak kullanılan başta passat modeli olmak üzere yine aynı grup içinde olan audi araçların değiştirilmesi için bakanlıklara uyarı yaptı.
kaynak: www.sozcu.com.tr/2021/gunde...
alman otomobil üreticisi volkswagen'in ‘siyasi' nedenlerle türkiye'de fabrika kurmaktan vazgeçmesine ‘karşılık' geldi. cumhurbaşkanlığı, birçok kamu kurumunda makam arabası olarak kullanılan başta passat modeli olmak üzere yine aynı grup içinde olan audi araçların değiştirilmesi için bakanlıklara uyarı yaptı.
kaynak: www.sozcu.com.tr/2021/gunde...
devamını gör...
yazarları sözlüğe küstürmek
malum sözlüğe dönüşmekle sonuçlanacak olay.
ben işin yönetimden başka kısmına değineceğim. ona yeterince değinen var zaten.
trajik bir durum var. o da şu ki; yazarlar da yazarları küstürüyor.
kısaca hatırlatayım mı bu tür ortamlardaki süreci?
- kuruluş ve açılış
- sessiz sakin, kaliteli yazan az sayıda insan, 1-2 troll
- gittikçe artan insan sayısı ama doğrusal artan normal yazar sayısına karşılık üstel olarak artan troll sayısı. yarıdan çoğu da başarısız üstelik.
- homurdanmalar, "buna bir dur deyin" talepleri... tam o sırada ortaya çıkan bazı yazarların "amma zırladınız be! yazın çıkın işte!" itirazları.
- sürecin bu şekilde devamıyla "başlarım böyle sözlüğe!" diyerek giden kaliteli yazarlar.
- birkaç kuşak bunun tekrarı... ama her seferinde daha az kaliteli yazar, daha çok başarısız trollün doluşması... her seferinde kaliteli yazanlara karşı diğerleri tarafından gösterilen "kesin sesinizi!" tepkisi...
- en sonunda birilerinin malum organının fotoğrafını attığı bir yere dönüşünce, zamanında insanlara "kes sesini" diyen trollerin bile "nerde o eski yazarlar" diye -kendi deyimleriyle- zırlaması...
zamanında birlik olacaksınız arkadaş! olan olup biten bittikten sonra huysuzluk etmenin âlemi yok.
ben işin yönetimden başka kısmına değineceğim. ona yeterince değinen var zaten.
trajik bir durum var. o da şu ki; yazarlar da yazarları küstürüyor.
kısaca hatırlatayım mı bu tür ortamlardaki süreci?
- kuruluş ve açılış
- sessiz sakin, kaliteli yazan az sayıda insan, 1-2 troll
- gittikçe artan insan sayısı ama doğrusal artan normal yazar sayısına karşılık üstel olarak artan troll sayısı. yarıdan çoğu da başarısız üstelik.
- homurdanmalar, "buna bir dur deyin" talepleri... tam o sırada ortaya çıkan bazı yazarların "amma zırladınız be! yazın çıkın işte!" itirazları.
- sürecin bu şekilde devamıyla "başlarım böyle sözlüğe!" diyerek giden kaliteli yazarlar.
- birkaç kuşak bunun tekrarı... ama her seferinde daha az kaliteli yazar, daha çok başarısız trollün doluşması... her seferinde kaliteli yazanlara karşı diğerleri tarafından gösterilen "kesin sesinizi!" tepkisi...
- en sonunda birilerinin malum organının fotoğrafını attığı bir yere dönüşünce, zamanında insanlara "kes sesini" diyen trollerin bile "nerde o eski yazarlar" diye -kendi deyimleriyle- zırlaması...
zamanında birlik olacaksınız arkadaş! olan olup biten bittikten sonra huysuzluk etmenin âlemi yok.
devamını gör...
hülya avşar'ın rol arkadaşını hastanelik etmesi
hem minyon hem yaşını başını almış kadınları küçümseyenleri şaşırtan durum.
hiç şaşırmadım. her kadının içinde bir yerlerde bir zeyna vardır. kimi çaktırmaz, bunla ölür kimi çene kırar.
hiç şaşırmadım. her kadının içinde bir yerlerde bir zeyna vardır. kimi çaktırmaz, bunla ölür kimi çene kırar.
devamını gör...
melisho (yazar)
sözlüğe her girdiğimde mutlaka ne yazmış diye baktığım, kafası pırıl pırıl çalışan, açık sözlü ve mizahı kuvvetli yazar.
devamını gör...
mabool
içinde muhteşem şarkıları barındıran, orphaned land’ı orphaned land yapan ve 23 şubat 2004 yılında çıkmış olan yine bir orphaned land albümüdür. olur ya bir gün sözlükten gideriz, ya da uzunca bir süre girmeyiz bizden sonraki yazarlar da orphaned land’ın yapmış olduğu albüm başlıklarını tıklar ve benim tanımlarıma denk gelirler. yani her albümün başlığı açılsın istiyorum ve elimden geldiği kadar da yapmaya çalışıyorum ayrıntılı şekilde. neyse.
albüme ait şarkılar şunlardır;
01-birth of the three (the unification)
02-ocean land (the revelation)
03-the kiss of babylon (the sins)
04-a’salk
05-halo dies (the wrath of god)
06-a call to awake (the quest)
07-building the ark
08-norra el norra (entering the ark)
09-the calm before the flood
10-mabool (the flood)
11-the storm still rages
12-rainbow (the resurrection)
hele şu şarkıların güzelliğine bak hele… özellikle ocean land, norra el norra, birth of the three falan bunlar oryantal metal ile progresif metal karışımı şarkılar. zamanında büyük ses getirmişlerdir. misal orphaned land türkiye’ye her gelişinde muhakkak bu albüme ait birkaç şarkı seslendirir çünkü bu albümün bayağı bit müptelası var. zaten kendileri türkiye aşığı oldukları için türkler tarafından da sevilirler.
böyle albüm yapmak cidden emek isteyen bir iş kim ne derse desin ya.
albüme ait şarkıların videosu; youtube.com/playlist?list=O...
oryantal metali progresif metal ile sentezlemek kimin aklına gelir ki? bu adamların gelmiş işte. iyi dinlemeler, iyi headbang yapmalar. şarkıları şiddetle tavsiye ediyorum. *
albüme ait şarkılar şunlardır;
01-birth of the three (the unification)
02-ocean land (the revelation)
03-the kiss of babylon (the sins)
04-a’salk
05-halo dies (the wrath of god)
06-a call to awake (the quest)
07-building the ark
08-norra el norra (entering the ark)
09-the calm before the flood
10-mabool (the flood)
11-the storm still rages
12-rainbow (the resurrection)
hele şu şarkıların güzelliğine bak hele… özellikle ocean land, norra el norra, birth of the three falan bunlar oryantal metal ile progresif metal karışımı şarkılar. zamanında büyük ses getirmişlerdir. misal orphaned land türkiye’ye her gelişinde muhakkak bu albüme ait birkaç şarkı seslendirir çünkü bu albümün bayağı bit müptelası var. zaten kendileri türkiye aşığı oldukları için türkler tarafından da sevilirler.
böyle albüm yapmak cidden emek isteyen bir iş kim ne derse desin ya.
albüme ait şarkıların videosu; youtube.com/playlist?list=O...
oryantal metali progresif metal ile sentezlemek kimin aklına gelir ki? bu adamların gelmiş işte. iyi dinlemeler, iyi headbang yapmalar. şarkıları şiddetle tavsiye ediyorum. *
devamını gör...
geceye bir kelime bırak
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
devamını gör...
islam’da kadının yeri
apaçık ayette erkeklerin tarlası olduğu hükmedilir. miras eşitsizliği ve şahitlik hakkında insan yerine konmaması hususunun polemiğine gelmedim daha. başka söze gerek yok.
devamını gör...
babanın en iyi olduğu konu
gece gündüz çalışıp para kazanmak.
devamını gör...
