50 ilk öpücük olarak türkçeye çevrilen, daha doğrusu çevrilemeyen, 2004 yapımı, bir yaz akşamı izlenmesi gerektiğini düşündüğüm tatlı bir film. başrollerde drew barrymore ve adam sandler'ı görmek mümkün. ikilinin kimyasının uyumlu olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

film, yaşadığı bir kaza sonucu geçirdiği amnesia hastalığından dolayı her sabah kaza gününe kadarki anılarını hatırlayarak uyanan bir kadın ile ciddi ilişki düşünmeyen (çünkü gerçekten hoşlandığı birisi karşısına çıkmıyor), hayattan keyif almaya bakan henry'yi konu alıyor. ''her sabah kaza gününe kadarki anılarını hatırlayarak uyanan bir kadın''dan kastım şu, hafızası yeni anıları ne yazık ki tutmuyor. bu yüzden bir önceki günü hatırlamıyor. sadece kaza gününden önceki hatıraları hatırlıyor.

kadının muzdarip olduğu hastalık anterograde amnesia fakat filmde bu hastalık ''goldfield's syndrome'' olarak geçiyor. bu hastalığa sahip kişiler, hafıza kaybına neden olan travmatik olaydan sonra yeni anılar yaratma yetisini kaybediyor ve yakın zamanda gerçekleşen olayları hatırlayamaz hale geliyor. kısaca, travmadan önceki anılar dururken travmadan sonra kazanılan anılar bellekte kalmıyor.
devamını gör...

king kong gibi dış cepheden tırmanmayarak sözlük kadınlarını şoka uğratan erkektir. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şefkatidir.
devamını gör...

z kuşağı dedikleri, elektronik bağımlısı bir kuşaktır. bu bağımlılık sigara ve uyuşturucu kadar da derin bir bağımlılıktır. internet karşısında günde altı saatten fazla zaman geçirirler. sosyal medyayı yasaklasan ölürler, telefonlarını elinden alsan intihara kalkışırlar. yaş dolayısıyla diğer kuşaklardan farkları, özgüvenlerinin tavan yapmış olması, şımarıklık ve arsızlık boyutlarına varan davranışlara sahip olan bireylerinin olmasıdır.
devamını gör...

aslında inceleme dalı olarak bilimin bir koludur. bilim insanları kafatası, vücut özelliklerine bakarak kişinin yaşadığı coğrafyayı hatta sosyoekonomik durumunu tahmin edebilirler. ama kavram olarak ırkçılıkla özleşmiştir ve fiziksel özelliklere göre insanlar hakkındaki yersiz ön yargılar anlamına gelir.
not: antik mısırlı bir kişinin kafatası şekli ile kutuplarda yaşayan bir kişinin kafa şekli çok farklıdır. bu noktaya kadar bilimdir. eğer siz bunu bilim adı altında yapmaz, bilimi kendinize göre yorarsanız ya da amacınız bilimsel bir veri elde etmek değilse bu kafatasçılıktır.
devamını gör...

çok güzel ifade edilmiş bir açıklama. yeni isim üzerinde çok durulduğunu ben de düşünmüyorum.

sanki moderasyon ve yönetim arasında istişare edilmiş, yazarlara danışma gereği duyulmadan oldu bittiye getirilmiş gibi.

cidden söylüyorum portakal sözlük bu isimden daha ön plana çıkardı. bizi çok etkilemez ama dışarıdan gelen için çok çekici bir isim değil, jenerik isim de değil.

üzgünüm yoldaş ama bu sefer haklılar. seni de anlıyoruz, hedeflerin var ama bu isim resmen kendi hedefini baltalamak gibi olmuş. zamanla göreceğiz bu ismin sözlüğe artışını ve eksisini.

biz yazarız en fazla yazarız ama burası senin için bir eser, bir emek ve başarıya gidecek bir yol olacak.

gün gelecek ne kadar karşı koysan da buranın üzerinden kazanç elde edeceksin. reklamsız sözlük dedin ama zaten çok üzerinde durmadık bir gün alacaktın. o gün bu isimle geldi. reklam alacağız dediğinde bunu da doğal karşıladık. sonuçta burası tabiri caizse hayrına açılmış bir oluşum değil.

umarım biz yazarlarını anlar ve önemser, bu konuda bizi mutlu edecek bir yeniliğe gidersin.

biz, ilk günden beri olduğu gibi hep sözlükçe yanındayız.
devamını gör...

mahlası çok komik olan yazardır. birkaç kere denk geldim kendisinin yazılarına bana göre oldukça başarılı bir yazardır kendisi.
devamını gör...

düğün adı altında yapılan bütün faaliyetlerin kaldırılmasıdır.
*evlenirken cümle aleme ilan edip ardından takı takılmasını beklemek, videosu varsa özellikle anneler tarafından titizlikle incelenerek ‘kim ne taktı biz de aynısından takalım, borç sonuçta’ demeler bırakılsın.
*yok, gelinle damat ayrı iki şehirdense o iki yerde de düğün yapma çılgınlığı yaşamak - ki bunu yapan tanıdıklarım yıllar sonra bile hala düğün borcu ödemektedir-
*fahiş fiyatla evinize asmayacağınız bir takım kompozisyondan yoksun fotoğraflara, onların çekildiği mekanlara ödemeler yapmak.
*yine düğün dernek diye haline durumuna bakmadan insanların hunharca yiyip içtiği günler süren törenler yapmak - böyle bir trakya düğünün üçüncü gününe girmiştik. evlerinin sıvası dahi yoktu.ama tepsilerin, kuruyemişlerin biri gidip biri geliyordu. gazete kağıdına sarılı şişelerde ne olduğunu hepimiz biliyoruz zaten.
*şu kız tarafı bunu yapar yok,erkek tarafı bunu alır gibi geleneksellikle eşlerin ikisinin de zevkinden yoksun ev eşyalarına para saçılması da bırakılmalı.
*yollar kapatılmak suretiyle hasta mı var yaşlı mı var ya da cenaze mi düşünmeden davula imansızca vurmalar,apartman içlerinde inletmeler (hatta yasaklansın).
*düğün salonlarında güm güm sesler arasında ikram edilen yeşil gıda boyalı limonatalar,ucuz malzemeden yapılmış kremadan mamul pastalar da kaldırılması gerekenler listesinde.
gözlemlerim sonucunda içimi dökeceğim bir mecra buldum sonunda:) yapın nikahınızı, gidin uzaklara güzel kardeşlerim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

para,zaman,enerji ve gençlik dörtlemesi.
devamını gör...

kozalak turşusu da yapılıyormuş. duyunca oldukça garibime gitmişti.
devamını gör...

trt'de bir dönem yayinlanan susam sokağı isimli çocuk programında büdü ile birlikte yaşayan neşeli ve olaylara farklı bir bakış açısı ile bakan karakter.
(bkz: ego)
devamını gör...

gerçi yerine transfer yapıldı. linnes sezon sonu yolcu, umarım omar sahalara döner , pek umudumuz yok ama oyununu da duruşunu da seviyorduk onun.
devamını gör...


voltaire bu kısa felsefi romanda, pope ve leibnizin ifade ettiği insanlığa ve evrene dair iyimser görüşleri yerle bir ediyor. kitabın ana karakteri candide adında bir gençtir. adının anlamı masumiyeti ve saflığı ifade eder. kitabın başında bir uşak olan candide, efendisinin kızı cunegondeye karşı umutsuz bir aşk beslemektedir ancak sevdiği kızla uygunsuz bir durumda yakalanınca çalıştığı şatodan kovulur. bundan sonra candide'in maceraları başlar. voltaire, kitaptaki özel felsefe hocası panglossu leibnizin felsefesini karikatürize etmek için kullanır. pangloss başına ne gelirse gelsin, doğal afet, savaş, tecavüz ya da kölelik, her tanık olduğu felaketi mümkün olan ne iyi dünyada yaşadıklarının kanıtı sayar. her felaket onun inançlarını sorgulamasına neden olacağına, her şeyin iyi olduğu, her ne olduysa en hayırlı sonuç için olduğu inancını pekiştirir. voltaire panglossun gözünün önünde olanları görmeyi nasıl reddettiğini zevkle, uzun uzun anlatır, amacı leibnizin iyimserliğiyle dalga geçmektir. ama leibnizin hakkını yememek gerekir. leibniz kötülüğün olmadığını değil, var olan kötülüğün, mümkün dünyaların en iyisinin ortaya çıkması için gerekli olduğunu savunuyordu. gelgelelim voltaire dünyada çok fazla kötülük olduğu için leibnizin haklı olamayacağını söyler. bu , en iyi sonuca ulaşmak için gereken asgari kötülük olamaz. dünyada leibnizin haklı olmayacağı kadar çok acı ve keder vardır. okuması zevkli ve ironilerle dolu eserdir. ayrıca sanırım bir dönem türkiye de basımı yasaklanmıştır.


- korkmuş, şaşırmış, çılgına dönmüş olan candide, kan ve ter içinde titreyerek, kendi kendine, "mümkün olan dünyaların en iyisi burası ise ötekiler kim bilir nasıldır?" diye soruyordu. " yalnızca dövülmekle kalsam iyi... bulgarlar da beni dövdüler. evet, beni dövdüler, ama ey benim sevgili panglossum ey filozofların en büyüğü, nedenini bile bilmeden, sizin asıldığınızı da mı görecektim? ey benim sevgili anabaptist dostum, insanların en iyisi, sizin de limanda boğulmanız mı gerekiyordu? ey matmazel cunegonde, kızların incisi, sizin karnınızın yarılması da mı kaçınılmazdı?" sy 47
devamını gör...

galatasaray'ın unutulmayan yıldızı. aynı zamanda gelmiş geçmiş en iyi 10 numara.
devamını gör...

1980'lerden beri uygulanmakta olan politikadır. kuru baskılayıp faiz yükseldikçe ülkeye sıcak para gelmektedir. burada dikkat edilmesi gereken nokta sıcak para ''kısa vadeli'' yani ülkede herhangi bir risk durumunda(politik, ekonomik, sosyal vs.) ülkeyi terk edip ekonomileri krize itmektedir.
devamını gör...

hiç yaşlanmayacakmış gibi entry girmek. kedi sevmeyiz, çocuk sevmeyiz, yaşlı sevmeyiz arkadaş niye yıpratıyorsunuz bu kadar kendinizi. nefret ağır bir yüktür kalbe. sevgisizlik zarar verir ruha. kendinizle ilgilenin biraz, biraz içinize eğilin, biraz kendinizi sevin rica ediyorum. bakın o zaman nasılda yaşanılası olacak bu dünya.
devamını gör...

antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olan bireylere verilen isimdir. aynı zamanda psikopat olarak da adlandırılabilirler. bu tanıyı alabilmek için 18 yaşından büyük olmak ve 15 yaşından itibaren tanı için gerekli davranış örüntülerine sahip olunmalıdır. 18 yaş altındaki bireylerde bu örüntülere benzer davranışlar görülmesi, davranım bozukluğu olarak adlandırılır.

antisosyal kişilik bozukluğunda kişiler; empati yoksunluğu, abartılı bir şekilde kendini övme, söz cambazlığı, bencilce ve duyarsızca davranışlar gösterirler. en önemli özellikleri ise antisosyal şiddet ve yeniden suç işleme eğilimidir.

sosyopatlar, ilk görüşmelerde etkileyici, duyarlı ve doğal görünebilir. fakat bunun altında yatan karşılarındaki insanı çıkarları için kullanmaktır. vicdan gelişimleri yetersizdir. yasaları sonuçlarını düşünmeden kolayca çiğneyebilirler.


itkisellik, ileriyi planlayamama, asabi tavırlar, sürekli sorumsuzluk ve pişmanlık duymama hali de antisosyal kişilik bozukluğu ölçütlerindendir. yasaları çiğneme özelliklerinden dolayı sıklıkla adli olaylara karışırlar.


sosyopat kişilerde alkol ve madde bağımlılığı oranı oldukça yüksektir ve intihar eğilimi gösterirler.
devamını gör...

insanlar saygı çerçevesinde her şeyi eleştirebilir hem de her şeyi. eleştirilere açık olunmalıdır. eleştirelere kapalı olanlar tarafsız olamaz ve önyargılıdır. din (inanç) de eleştirelemez değildir. bu eleştirilerden rahatsızlık duyanlar, yazarları engelleyebilir. her iki tarafta bundan memnuniyet duyar. sözlükte tanım engelleme özgürlüğü de sağlanmış, kullanınız. bu başlıkta da insanların düşüncesini karşı gelmektir hatta yaptıkları tanımları eleştirmektir. böyle basit konularla (dini eleştirenlerle) uğraşmak yerine dini amaçları/çıkarları uğruna kullananları eleştiriniz. uygulama da hep hata yapıyorsunuz. yanlış yerde anlamsız şekilde mahalle baskısı kurmaya çalışıyorsunuz. herkes sizin düşündüğünüz gibi düşünmek zorunda değildir.
devamını gör...

nedendir bilinmez ama anne yemeği gerçekten çok farklı birşey, nerede yersen ye, istersen en lezzetli yemekleri olan restoranlara git, o annenin yaptığı yemeğin yerini asla tutmaz, ahh o üniversite yıllarımda annemin yanmış yemeklerini bile özlemiştim.
devamını gör...

bu hakkı bütünüyle vermez fakat cezaların hafifletilmesi gerekir nitekim hz. ömer döneminde süregelen kıtlıkla beraber hırsızlara karşı uygulanan el kesme cezası geçici olarak kaldırıldı. çünkü insanların içinde bulunduğu açlık ve yokluk onları çalmaya mecbur bırakabilirdi.

yüksek adaleti elde edebilmiş sistemlerde benzerlerini görebilirsiniz hiçbir fakir karnını doyurmak için çaldığı ekmekten yüksek bir ceza almaz.

ülkemizin ve batının adalet sisteminde ise ekmek çalan bir kişi silivri'yi boylayabilecekken. hırsızlığı meslek haline getirip sürekli, nitelikli bir şekilde hırsızlık yapanlar kendilerini psikolojik olarak rahatsız gösterip silivrinin aksine boğaz yalılarında keyif sürebiliyor.

ne sandınız? sistem böyle olmasa en büyük hırsız en büyük sarayda kalmazdı!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim