madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
az ve öz tanım giren yazarlarımız için geliştirdiğimiz yeni özelliğimiz. kıyıda köşede sessiz sedasız takıldığın için seni unuttuk sandın değil mi? unutmadık sevgili yazar unutmadık...*
belirli kriterleri karşılayan tanımlara madalya takacağız.
bu madalyalar yazarın tanımının hemen üzerinde gözükecek.
puan tablosunda "madalyalı yazarlar" bölümü oluşturduk, buradan da kimin kaç madalyası var görünür kıldık.
yazarların profilinde mahlasın hemen altında madalya sayısını sergilemekteyiz, üzerine basıldığında madalyalı tanımlarını listelemekte.
madalya alan tanım 20 fazladan karma puan kazanmakta.
aynı zamanda ileride, belirli bir madalya sayısı biriktiren yazarlara ödüller vermeyi de düşünüyoruz.
madalyalı tanımlarımız, moderatör ve editörlerimiz tarafından tespit edilecek ve madalyası takılacak.
madalya kriteri için ise ;
150 kelime ve üzerinde olması,
kitap- film kategorisi (kitap, dizi-film, müzik) ve bilgi içerikli tanım olması,
tamamen özgün olması.
not : alıntı içerisindeki kelimeler 150 kelimeye dahil edilmeyecektir.
geçmişe yönelik bütün madalyalarınız teslim edilip, itina ile verilecektir. *
aynı zamanda karma puan sisteminde de güncellemeye gittik.
(bkz: karma puanı sistemi)
bu müthiş, muazzör fikrimizi, fikir olmaktan çıkartıp yayına alan iko belediyesine kocaman sevgiler.
pek yakında kafa sözlük kulüpleri ile sizlerleyiz. *
belirli kriterleri karşılayan tanımlara madalya takacağız.
bu madalyalar yazarın tanımının hemen üzerinde gözükecek.
puan tablosunda "madalyalı yazarlar" bölümü oluşturduk, buradan da kimin kaç madalyası var görünür kıldık.
yazarların profilinde mahlasın hemen altında madalya sayısını sergilemekteyiz, üzerine basıldığında madalyalı tanımlarını listelemekte.
madalya alan tanım 20 fazladan karma puan kazanmakta.
aynı zamanda ileride, belirli bir madalya sayısı biriktiren yazarlara ödüller vermeyi de düşünüyoruz.
madalyalı tanımlarımız, moderatör ve editörlerimiz tarafından tespit edilecek ve madalyası takılacak.
madalya kriteri için ise ;
150 kelime ve üzerinde olması,
kitap- film kategorisi (kitap, dizi-film, müzik) ve bilgi içerikli tanım olması,
tamamen özgün olması.
not : alıntı içerisindeki kelimeler 150 kelimeye dahil edilmeyecektir.
geçmişe yönelik bütün madalyalarınız teslim edilip, itina ile verilecektir. *
aynı zamanda karma puan sisteminde de güncellemeye gittik.
(bkz: karma puanı sistemi)
bu müthiş, muazzör fikrimizi, fikir olmaktan çıkartıp yayına alan iko belediyesine kocaman sevgiler.
pek yakında kafa sözlük kulüpleri ile sizlerleyiz. *
devamını gör...
hiçliğe giden penguen
arkadaşlarıyla okyanusa giderken bir anda durup kararını değiştiren penguendir.
ataları binlerce yıl aynı rotayı izlemiş ama kendisi bunu yapmak istememiş.
yürüyedur reis.
ataları binlerce yıl aynı rotayı izlemiş ama kendisi bunu yapmak istememiş.
yürüyedur reis.
devamını gör...
son tanık
son tanık glenn meadle'nin okuduğun ikinci kitabı. daha önce yazarın ilk kitabı olan kar kurdu'nu okumuş, epey beğenmiştim.
açıkçası son tanık yazarın okuduğum diğer kitabı olan kar kurdu yanında daha vasattı diyebilirim. tanıtım yazısını okuduğumda ilgimi çekmişti ama bazı noktalarda eksik şeylerin olması az da olsa beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.
eser yakın tarihimize damgasını vurmuş, insanlığın utanç manzaralarından biri olan yugoslavya iç savaşının yani bizde bilinen adıyla bosna savaşının üzerine kurgulanmış. karakterimiz bosna savaşı sırasında esir kaplarından birinde tutulmuş, oradaki sırp vahşetini yaşamış ve sağ olarak kurtulmuş genç bir kadın. çocukken yaşadığı bu travmayı bir şekilde unutmayı başarmış fakat kocasının suikaste uğraması ardından kendini unuttuğu gençmişini hatırlamak, bilmediği gerçekleri öğrenmek adına verdiği bir mücadelenin içinde buluyor.
eserin en can alıcı kısımlarını kahramanımızın annesinin tüm o işkenceler sırasında tutmayı başardığı günlükleri okuduğumuz bölümler oluşturuyor. erkeklerin ve 14 yaşını geçmiş erkek çocukların zorla toplandığı çalışma kampları ve kadınların, kızların, 14 yaşını geçmemiş erkek çocukların toplandığı ''tecavüz kampları''. sırf sırp askerlerinin cinsel sapkınlıklarını gidermek için kurulmuş iğrenç kamplar.
yazar kampları, orada yaşanan iğrençlikleri, tecavüzleri, işkenceleri, toplu cinayetleri sanırım biraz yumuşatarak anlatmayı tercih etmiş. ya da hikâyeyi başka bir noktaya bağlamak istediğinden bu kısımları biraz kısa tutmuş da olabilir. ben bu noktalara daha çok değinmesini, belgelenmiş daha çok olayı bize aktarmasını beklerdim açıkçası. çünkü bosna savaşı insanların asla unutmaması, ders çıkarması ve tekrar yaşanmaması için mücadele vermesi gereken bir olay.
gelelim hayal kırıklığına uğradığım bölümlere.
yazar slobodan miloşeviç, ratko mladić gibi canileri birkaç cümlelik bölümlerde anlatmak yerine daha ayrıntılı bir şekilde anlatmalıydı mesela. olayları bir aşk öyküsünün etrafında sınırlamak yerine srebrenitsa katliamına, bratunac köyü katliamına, bosna kuşatmasına daha çok yer vermeliydi. 15 yaşında elinde dürbünlü tüfekle masum sivil halkı vuran bir sırp ırkıçısını acındırmaya çalışmamalıydı mesela.
bir diğer konu ise yazarın yaşanan bu vahşeti yugoslavya'yı oluşturan milletlerin geçmişten gelen kinlerine, eski davalarına, milliyetcilik hatta din eksenine kaydırma cabaları. ben bu görüşlere katılmıyorum. geçmişta yaşanmış herhangibir sürtüşme, kavga veya kan davası, hatta insanların milliyetcilik duyguları, inanç farklılıkları artık adına ne derseniz soy kırımın, işkencenin, vahşetin nedeni olamaz. bu tamamen bunları yapan insanların içindeki vahşi, kana susamış yanlarının ellerine geçen ilk fırsatta dışa vurumundan başka birşey değildir. eski sürtüşmeler, milliyetci veya dini söylemler sadece yaptıkları bu vahşete uydurdukları kılıf olabilir. savaşmanın da bir hukuku vardır ve ne yazık ki bosna savaşında tüm hukuki, vicdani, insanı kurallar hiçe sayılmıştır.
kitabın sonu biraz günümüz türk dizilerine benzese de, yazarın yukarıda belirttiğim eksiklikleri beni hayal kırıklığına uğratsa da yakın tarihimizin bu utanç anlarını tekrar hatırlamak, merak edip araştırmak için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
nazilerin yaptıkları bu kadar ön planda tutulurken nazi ss'lerinin yanında kedi yavrusu gibi kalacağı sırp kasaplarının insanlara yaşattığı bu vahşetin neden arka plana atıldığını da anlayabilmiş değilim. sanırım bu sinema sektörünün bir propaganda aracı olmasından kaynaklanıyor.
bratunac'da, srebrenitsa'da, saray bosna'da katledilen, toplu mezarlara gömülen, işkenceye uğrayan insanların ve yok edilen insanlığın anısına...
açıkçası son tanık yazarın okuduğum diğer kitabı olan kar kurdu yanında daha vasattı diyebilirim. tanıtım yazısını okuduğumda ilgimi çekmişti ama bazı noktalarda eksik şeylerin olması az da olsa beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.
eser yakın tarihimize damgasını vurmuş, insanlığın utanç manzaralarından biri olan yugoslavya iç savaşının yani bizde bilinen adıyla bosna savaşının üzerine kurgulanmış. karakterimiz bosna savaşı sırasında esir kaplarından birinde tutulmuş, oradaki sırp vahşetini yaşamış ve sağ olarak kurtulmuş genç bir kadın. çocukken yaşadığı bu travmayı bir şekilde unutmayı başarmış fakat kocasının suikaste uğraması ardından kendini unuttuğu gençmişini hatırlamak, bilmediği gerçekleri öğrenmek adına verdiği bir mücadelenin içinde buluyor.
eserin en can alıcı kısımlarını kahramanımızın annesinin tüm o işkenceler sırasında tutmayı başardığı günlükleri okuduğumuz bölümler oluşturuyor. erkeklerin ve 14 yaşını geçmiş erkek çocukların zorla toplandığı çalışma kampları ve kadınların, kızların, 14 yaşını geçmemiş erkek çocukların toplandığı ''tecavüz kampları''. sırf sırp askerlerinin cinsel sapkınlıklarını gidermek için kurulmuş iğrenç kamplar.
yazar kampları, orada yaşanan iğrençlikleri, tecavüzleri, işkenceleri, toplu cinayetleri sanırım biraz yumuşatarak anlatmayı tercih etmiş. ya da hikâyeyi başka bir noktaya bağlamak istediğinden bu kısımları biraz kısa tutmuş da olabilir. ben bu noktalara daha çok değinmesini, belgelenmiş daha çok olayı bize aktarmasını beklerdim açıkçası. çünkü bosna savaşı insanların asla unutmaması, ders çıkarması ve tekrar yaşanmaması için mücadele vermesi gereken bir olay.
gelelim hayal kırıklığına uğradığım bölümlere.
yazar slobodan miloşeviç, ratko mladić gibi canileri birkaç cümlelik bölümlerde anlatmak yerine daha ayrıntılı bir şekilde anlatmalıydı mesela. olayları bir aşk öyküsünün etrafında sınırlamak yerine srebrenitsa katliamına, bratunac köyü katliamına, bosna kuşatmasına daha çok yer vermeliydi. 15 yaşında elinde dürbünlü tüfekle masum sivil halkı vuran bir sırp ırkıçısını acındırmaya çalışmamalıydı mesela.
bir diğer konu ise yazarın yaşanan bu vahşeti yugoslavya'yı oluşturan milletlerin geçmişten gelen kinlerine, eski davalarına, milliyetcilik hatta din eksenine kaydırma cabaları. ben bu görüşlere katılmıyorum. geçmişta yaşanmış herhangibir sürtüşme, kavga veya kan davası, hatta insanların milliyetcilik duyguları, inanç farklılıkları artık adına ne derseniz soy kırımın, işkencenin, vahşetin nedeni olamaz. bu tamamen bunları yapan insanların içindeki vahşi, kana susamış yanlarının ellerine geçen ilk fırsatta dışa vurumundan başka birşey değildir. eski sürtüşmeler, milliyetci veya dini söylemler sadece yaptıkları bu vahşete uydurdukları kılıf olabilir. savaşmanın da bir hukuku vardır ve ne yazık ki bosna savaşında tüm hukuki, vicdani, insanı kurallar hiçe sayılmıştır.
kitabın sonu biraz günümüz türk dizilerine benzese de, yazarın yukarıda belirttiğim eksiklikleri beni hayal kırıklığına uğratsa da yakın tarihimizin bu utanç anlarını tekrar hatırlamak, merak edip araştırmak için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
nazilerin yaptıkları bu kadar ön planda tutulurken nazi ss'lerinin yanında kedi yavrusu gibi kalacağı sırp kasaplarının insanlara yaşattığı bu vahşetin neden arka plana atıldığını da anlayabilmiş değilim. sanırım bu sinema sektörünün bir propaganda aracı olmasından kaynaklanıyor.
bratunac'da, srebrenitsa'da, saray bosna'da katledilen, toplu mezarlara gömülen, işkenceye uğrayan insanların ve yok edilen insanlığın anısına...
devamını gör...
çar bombası
kod adı rds-220 olan ve batıda çar bombası olarak bilinen, 30 ekim 1961'de kuzey buz denizi'ndeki novaya zemlya adası üzerinde test edilen sovyet termonükleer bombasıdır. şimdiye kadar kaydedilen en güçlü insan yapımı patlamaya sebep olmuştur.
dönem abd ile sscb arasındaki soğuk savaş dönemidir ve iki süper güçte başta uzay yarışı olmak üzere herşeyde rekabet halindedir. her alandaki bu rekabet nükleer silahlanma konusunda da birbirlerine gözdağı vermek içinde sürmektedir. o zamanlar sscb lideri olan nikita kruşçev'in emri ile bombanın yapılmasına karar verilir.
aslında 100 megaton olarak dizayn edilen çar bombası daha sonra test için bile çok büyük olduğuna kanaat getirilerek 50 megatonla sınırlandırılmıştır. bombanın gücü hiroşima'ya atılan bombanın tam 2.778 katına denk gelmektedir. burada biraz teknik bilgi vermekte fayda var. hiroshima'ya atılan atom bombası 18 kiloton, nagazaki'ye atılan ise 21 kiloton gücündedir, 1 megaton=1 milyon ton, 1 kiloton ise bin ton demektir.
patlama, gücü azaltılmasına rağmen o kadar güçlü olmuş ki, patlama sonucu oluşan mantar bulutunun 67 km genişliğinde yayıldığı ve patlama sesinin 1.000 kilometre uzaktaki finlandiya’dan bile duyulduğu söylenmiştir. bomba, 27 ton ağırlığında 8 metre uzunluğunda 2 metre çapında tasarlanmıştır o devirde boyutları nedeniyle balistik füze ile atılamamaktadır ve bir uçaktan bırakılması zorunludur, bombanın, hedefine ulaşmadan önce kolayca durdurulabilen geleneksel uçaklarla taşınması gerektiğinden hiç bir zaman bir propaganda silahı olmaktan öteye gidememiştir.
bombayı geliştirme ekibinde de olan ünlü sovyet nükleer fizikçi andrey saharov daha sonra nükleer silahlanmaya karşı çıkmış, sscb yönetimi tarafından ülke içinde sürgüne yollanmış ve 1975'te nobel barış ödülü'nü kazanmıştır.
seneler sonra patlamanın orjinal görüntüleride yayınlanmıştır:
dönem abd ile sscb arasındaki soğuk savaş dönemidir ve iki süper güçte başta uzay yarışı olmak üzere herşeyde rekabet halindedir. her alandaki bu rekabet nükleer silahlanma konusunda da birbirlerine gözdağı vermek içinde sürmektedir. o zamanlar sscb lideri olan nikita kruşçev'in emri ile bombanın yapılmasına karar verilir.
aslında 100 megaton olarak dizayn edilen çar bombası daha sonra test için bile çok büyük olduğuna kanaat getirilerek 50 megatonla sınırlandırılmıştır. bombanın gücü hiroşima'ya atılan bombanın tam 2.778 katına denk gelmektedir. burada biraz teknik bilgi vermekte fayda var. hiroshima'ya atılan atom bombası 18 kiloton, nagazaki'ye atılan ise 21 kiloton gücündedir, 1 megaton=1 milyon ton, 1 kiloton ise bin ton demektir.
patlama, gücü azaltılmasına rağmen o kadar güçlü olmuş ki, patlama sonucu oluşan mantar bulutunun 67 km genişliğinde yayıldığı ve patlama sesinin 1.000 kilometre uzaktaki finlandiya’dan bile duyulduğu söylenmiştir. bomba, 27 ton ağırlığında 8 metre uzunluğunda 2 metre çapında tasarlanmıştır o devirde boyutları nedeniyle balistik füze ile atılamamaktadır ve bir uçaktan bırakılması zorunludur, bombanın, hedefine ulaşmadan önce kolayca durdurulabilen geleneksel uçaklarla taşınması gerektiğinden hiç bir zaman bir propaganda silahı olmaktan öteye gidememiştir.
bombayı geliştirme ekibinde de olan ünlü sovyet nükleer fizikçi andrey saharov daha sonra nükleer silahlanmaya karşı çıkmış, sscb yönetimi tarafından ülke içinde sürgüne yollanmış ve 1975'te nobel barış ödülü'nü kazanmıştır.
seneler sonra patlamanın orjinal görüntüleride yayınlanmıştır:
devamını gör...
ülkeler sözlük yazarı olsaydı alacakları nickler
azerbaycan - noldu paşinyan
devamını gör...
lucifer adlı yazarın proje adamı olması
ben öyle projenin, fizibilitesini yapan uzmanın, ona diplomayı veren fakültenin, temeline beton döken ustanın, elindeki malayı üreten fabrikanın...*
ya lucifer kim proje olmak kim. adam kendi halinde libidosu diline vurmuş, aslında pek bir numarasının olmama ihtimali daha fazla olan birisi. çokta şeyapmamak lazım.
ya lucifer kim proje olmak kim. adam kendi halinde libidosu diline vurmuş, aslında pek bir numarasının olmama ihtimali daha fazla olan birisi. çokta şeyapmamak lazım.
devamını gör...
yoldaş'ın takip etmesi
bizim eksiğimiz ne ki bizi takip etmiyor. *
edit: yaaaa hemen takiplemiş.*
edit: yaaaa hemen takiplemiş.*
devamını gör...
yazarların olmak istedikleri dizi karakterleri
leyla ile mecnun'dan metonya kralı metin olmak isterdim. adam kral daha ne olsun.
devamını gör...
yokluğunda hiç nick altı girilmeyen yazar
benimdir
kimsemi fark etmez yokluğumu be
biriniz bilemi bu normal nerde demedi sözlük
(bkz: ben aslında yoğum)
kimsemi fark etmez yokluğumu be
biriniz bilemi bu normal nerde demedi sözlük
(bkz: ben aslında yoğum)
devamını gör...
makarnanın 8 dakikada pişmesi yalanı
dünyadaki en büyük yalandır. tüm makarna markalarının paketleri üzerinde türden türe değişiklik gösterse de ortalama 8-12 dakikada piştiği yazar. neredeyse hepsini denemiş biri olarak kaynamış suya atılan bi makarnanın ocağın da altı sonuna kadar açıkken 15 dakikanın altında piştiğini hiç görmedim. bu kandırmacaya bi dur demeliyiz. ya daha hızlı pişenini yapın ya da şu sayıları değiştirin artık.
devamını gör...
the boys
kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi.marvel ve dc yi yerden yere vuran haklı olan bir yapıt.kardesim kimseyi kandirmayin gerçekte süper kahramanlar olsa böyle olurdu işte.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
er başıma benim bile sapığım vardı be. 6-7 yıl hayatıma giren, girmek üzere olan ve girmesini istediğim her kadını uyardım sürekli arıyor mesaj atıyor diye. attığı mesaj da "aşkım napıyosun" öşlöadsödlş lan 5 sene olmuş ayrılalı ne aşkısı.
en sonunda telefonları sevgililerime verip konuşturtuyodum "ne arıyon ablacım" diye.
en sonunda telefonları sevgililerime verip konuşturtuyodum "ne arıyon ablacım" diye.
devamını gör...
kartal'da başından vurularak öldürülen hemşire
50 yaşını devirmiş bir baba olarak , bazen bu acımasız dünyaya niye çocuk yaptık diye düşünüyorum, üzülüyorum çocuklarım için, gençler için , en çok kadınlar için üzülüyorum.
beni yetiştiren kadın annem , kız kardeşlerimiz olmadığı halde bir kadına el kalkmayacağını, taciz edilmeyeceğini, laf atılmayacak ini, hepimize çok güzel öğretmişti, üstelik benim canım annem ilk okul mezunu bile değildir.
bunu yazmamın sebebi bu erkek çocuk yetiştiren ebeveynler niye insan yetiştirmek için çaba harcamıyor , niye erkek ve kız çocukları arasında bir farkın olmadığını ogretmiyor ? ev okul dur , ev çocuklar için ayna dir, bu kadın nin ne suçu var ne yapmış olabilir canını , yaşama hakkını alıyorsunuz.
bu kadınların katlın den hepimiz sorumluyuz.
beni yetiştiren kadın annem , kız kardeşlerimiz olmadığı halde bir kadına el kalkmayacağını, taciz edilmeyeceğini, laf atılmayacak ini, hepimize çok güzel öğretmişti, üstelik benim canım annem ilk okul mezunu bile değildir.
bunu yazmamın sebebi bu erkek çocuk yetiştiren ebeveynler niye insan yetiştirmek için çaba harcamıyor , niye erkek ve kız çocukları arasında bir farkın olmadığını ogretmiyor ? ev okul dur , ev çocuklar için ayna dir, bu kadın nin ne suçu var ne yapmış olabilir canını , yaşama hakkını alıyorsunuz.
bu kadınların katlın den hepimiz sorumluyuz.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
dogrudur. son zamanlarda bir de flort kelimesi turedi, eski flortum, yeni flortum muhabbeti donuyor. bu nedir flort? ciddi olmayan sevgililik. madem ciddi iliski istiyorsaniz, flort iliskiler icinde bulunmayin siz de.
devamını gör...
hallstatt
avusturya’nın salzkammergut bölgesinde yer alan ve geçmişi oldukça eskiye dayanan tuz madenlerine sahip köyünün adıdır. adını yanında kurulduğu hallstatt gölü’nden almıştır.
geçmişi yedi bin yıl öncesine dayanan köyde demir çağına ait izler bulunmaktadır ve köy unesco dünya mirasları listesinde yer almaktadır.
köy, yer aldığı bölgenin en çok turist çeken ve fotoğraflanan yeridir. yaz, kış, bahar fark etmeksizin her mevsim harika bir manzaraya ev sahipliği yapar.
bahar aylarından bir kare;

kış aylarından bir kare;

ps: bölge ve tuz madeni hakkında verdiği bilgi için ozgur1ey'e teşekkür ediyorum. gerekli düzenleme yapılmıştır.
geçmişi yedi bin yıl öncesine dayanan köyde demir çağına ait izler bulunmaktadır ve köy unesco dünya mirasları listesinde yer almaktadır.
köy, yer aldığı bölgenin en çok turist çeken ve fotoğraflanan yeridir. yaz, kış, bahar fark etmeksizin her mevsim harika bir manzaraya ev sahipliği yapar.
bahar aylarından bir kare;

kış aylarından bir kare;

ps: bölge ve tuz madeni hakkında verdiği bilgi için ozgur1ey'e teşekkür ediyorum. gerekli düzenleme yapılmıştır.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
gündeme ve hayata dair içimden geçenleri kayıt altına almak.
devamını gör...
insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler
tekrar tekrar aynı şeyin anlatılması
devamını gör...
yağdı yağmur çaktı şimşek içer miyiz canım birer milkshake
yağdı yağmur çaktı şimşek nerde kaldın eşşeolueşşek.
devamını gör...
çocuklara neden babalar isim verir sorusu
(bkz: ilk kez duyulan gelenekler)
devamını gör...
