normal sözlük'teki en havalı nick
ah allahım iki kişi beni yazmış. çok mutluyum çok bahtiyarım. yarın gidip kimliğimi değiştireceğim adımı soyadımı mesut bahtiyar yapacağım. dileyin benden ne dilerseniz. para istemeyin o ayrı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
seni sordum seni aradım seni anlattım
seni sordum gelene geçene
bak şu dağlara, uçan kuşlara
seni bilen, bilmeyen bütün insanlara.
ve aradım seni her mısrada
yazılmış her şarkıda.
ve anlattım seni her ağzımı açışımda
kimle konuşsam hep seni anlattım
bir seni söyledi dilim,
bir seni, bir de adın geçince sıkışan kalbimi.
seni sordum, seni aradım, seni anlattım
her yerde, her köşede
yokluğunla geçen her anımı
seni severek geçirdim her şeyden öte...
seni az sevdiğim bir an gibiydin,
hiç yoktun o gecelerde
dilim bir seni sordu, aradı, anlattı.
şimdi sen söyle
geçer mi bu sevda, biter mi hiç?
diner mi acısı, söner mi yangını
ben söyleyeyim öyleyse
ne geçer, ne biter, ne diner, ne söner...
bu şiiri dün yazdım. şiir denemez pek bir şeyler karaladım işte. gece bir anda aklımdan döküldü kelimeler ve ilk defa yazdım bir şiir. daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım. şiir tutkunuyumdur ama yazmak bana göre değil sanki demişimdir hep ama işte ilham perisi geldi bir anda. yazdım ben de ve sonuç tahminimden daha çok tatmin etti beni. sizlerle de paylaşmak istedim umarım siz de beğenirsiniz.
seni sordum gelene geçene
bak şu dağlara, uçan kuşlara
seni bilen, bilmeyen bütün insanlara.
ve aradım seni her mısrada
yazılmış her şarkıda.
ve anlattım seni her ağzımı açışımda
kimle konuşsam hep seni anlattım
bir seni söyledi dilim,
bir seni, bir de adın geçince sıkışan kalbimi.
seni sordum, seni aradım, seni anlattım
her yerde, her köşede
yokluğunla geçen her anımı
seni severek geçirdim her şeyden öte...
seni az sevdiğim bir an gibiydin,
hiç yoktun o gecelerde
dilim bir seni sordu, aradı, anlattı.
şimdi sen söyle
geçer mi bu sevda, biter mi hiç?
diner mi acısı, söner mi yangını
ben söyleyeyim öyleyse
ne geçer, ne biter, ne diner, ne söner...
bu şiiri dün yazdım. şiir denemez pek bir şeyler karaladım işte. gece bir anda aklımdan döküldü kelimeler ve ilk defa yazdım bir şiir. daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım. şiir tutkunuyumdur ama yazmak bana göre değil sanki demişimdir hep ama işte ilham perisi geldi bir anda. yazdım ben de ve sonuç tahminimden daha çok tatmin etti beni. sizlerle de paylaşmak istedim umarım siz de beğenirsiniz.
devamını gör...
şeyh sait isyanı
dillerine pelesenk ettikleri 'resmi tarihe inandırıldık' gevezelikleriyle, bilerek veya bilmeyerek, okuma yazma bilmez bir toprak ağasını dahi bir kahraman,bir önder gibi gösterdiklerinin farkında olmayan insanları bize gösteren başlık.
uzunca bir süredir, akıllarınca işlerine gelmeyen her tarihi hadiseyi; ''bu resmi tarihtir'', ''bu zırvadır'' minvalinde geveleyerek kendini tarih ve belge okuma uzmanı sanan bilgisizlere sormak gerekir: peki siz nereden okuyorsunuz bu tarihi? ingiliz resmi tarihinden mi? yaşamınız boyunca kaç tarihi vesika okuyup yorumladınız? ya da hepsini bırakın bir tarafa,resmi tarih diye bir şey var mıdır? eğer varsa çıkarırsınız resmi bir belgeyi,bu da yetmez; eksik kalan hususları siyasi ve ideolojik saplantılarınızdan sıyrılarak tarafsızca, tarihçilik metodu çerçevesinde yorumlayıp doğru tarihi ortaya koyarsınız.hoş,bu cenahın tarihçileri genelde mustafa armağan,kadir mısırlıoğlu gibi zevatlar olduğu için bu da pek mümkün görünmemektedir.bir de bu gerizekalılara ve onların tarihçiliğine paralel olarak bölücü terör örgütünün sözde ileri gelenleri bu konuda onları destekleyici yaklaşımlar ve tarihi değerlendirmelerde bulunurlar. bu teröristlerin ağzından ''resmi tarih'', ''kemalist tarih'' kavramlarını sık sık duyarsınız.oysa ki bunların hedeflerine tam olarak neyi koydukları ve karın ağrılarının ne olduğu çok net anlaşılabilir şeylerdir.
şıh sait ya da şeyh sait denilen okuma yazma bilmez bu cahil; yobaz ,gerici ve din kurumunu kullanarak aşiretinin gücüne güç katmış, bu güç ve nüfuzla da yerel bir servet değerindeki hayvanlarını,insanlara karın tokluğuna otlatan tipik bir feodal beyidir.cumhuriyetle birlikte ilerde bu nüfuzunu ve gücünü kaybedeceğini düşünüyordu.kimi yabancı istihbarat örgütlerinin raporlarında saitin ,öteden beri ingiliz istihbaratıyla ortak çalıştığı ve ayrılıkçı kürt hareketinin liderliğini üstlendiği yazsa da bu çapsızın bunu başarabilecek bir kabiliyetinin olmadığı ve bu sebeple doğrudan türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içinde sözde bağımsız kürdistan amacıyla başlatılmış bir isyan olmadığı zaten bilinmektedir. söz konusu isyancı zaten mahkeme süreci boyunca bu kalkışmayı bir ''kıyam'' olarak nitelendirmekte ve diğer aşiret önderlerine gönderdiği mektupların çoğunda bunun bir cihat ve dini kurtarma hareketi olduğunu açıkça beyan etmektedir.dönemin bölücü örgütleri 'azadi' ve kürt teali cemiyeti nin planlama safhasında olayın direkt içinde olduğuna dair hiç bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. hatta azadi örgütünün, söz konusu kalkışma neticesinde devletin isyanı bastırmak suretiyle bölgede gücünü artıracağından çekindiği ve ilk aşamada kalkışmaya engel olmak istediği bir çok belge ve delilde mevcuttur.elbette klasik bölücü huyları sonucu sonradan isyanın parçası ve destekleyicisi haline gelmişler ve isyan gerici ve ayrılıkçı bir niteliğe bürünmüştür.yine doğrudan saitin ingiliz istihbaratına çalıştığına dair belge olmamasına rağmen dönemin gizli ve askeri istihbarat servislerinin raporlarında ve bizzat gazi atatürk 'ün değerlendirmelerinde ingilizlerin isyanda parmağı olduğu, hatta bizzat tertipleyicileri olduğu vurgulanmıştır.lozan'da net bir bir çözüme kavuşturulamayan musul sorununun milletler cemiyeti'ne intikal etmesinden kısa bir süre sonra bu isyanın başlaması, sebep sonuç ilişkisi kurabilen azıcık zeka sahibi insan için bile durumu gayet özetler niteliktedir.
tüm bunları bir yana bıraktığımızda insanı hayretler içinde bırakan başka bir şey vardır ki; o da bölücülerle dinden geçinen siyasal anlayışın, cumhuriyete ve onun getirdiği yeni düzene karşı aynı içi boş eleştirel yaklaşımlarda nasıl ağız birliği ettiği ve nasıl bir kenetlenme halinde bulundukları gerçeğidir.bu şaşkınlığı üstümüzden atmak için ise emperyalizm kavramını ve onun kullandığı araçları iyi bilmek yeterli olacaktır.
uzunca bir süredir, akıllarınca işlerine gelmeyen her tarihi hadiseyi; ''bu resmi tarihtir'', ''bu zırvadır'' minvalinde geveleyerek kendini tarih ve belge okuma uzmanı sanan bilgisizlere sormak gerekir: peki siz nereden okuyorsunuz bu tarihi? ingiliz resmi tarihinden mi? yaşamınız boyunca kaç tarihi vesika okuyup yorumladınız? ya da hepsini bırakın bir tarafa,resmi tarih diye bir şey var mıdır? eğer varsa çıkarırsınız resmi bir belgeyi,bu da yetmez; eksik kalan hususları siyasi ve ideolojik saplantılarınızdan sıyrılarak tarafsızca, tarihçilik metodu çerçevesinde yorumlayıp doğru tarihi ortaya koyarsınız.hoş,bu cenahın tarihçileri genelde mustafa armağan,kadir mısırlıoğlu gibi zevatlar olduğu için bu da pek mümkün görünmemektedir.bir de bu gerizekalılara ve onların tarihçiliğine paralel olarak bölücü terör örgütünün sözde ileri gelenleri bu konuda onları destekleyici yaklaşımlar ve tarihi değerlendirmelerde bulunurlar. bu teröristlerin ağzından ''resmi tarih'', ''kemalist tarih'' kavramlarını sık sık duyarsınız.oysa ki bunların hedeflerine tam olarak neyi koydukları ve karın ağrılarının ne olduğu çok net anlaşılabilir şeylerdir.
şıh sait ya da şeyh sait denilen okuma yazma bilmez bu cahil; yobaz ,gerici ve din kurumunu kullanarak aşiretinin gücüne güç katmış, bu güç ve nüfuzla da yerel bir servet değerindeki hayvanlarını,insanlara karın tokluğuna otlatan tipik bir feodal beyidir.cumhuriyetle birlikte ilerde bu nüfuzunu ve gücünü kaybedeceğini düşünüyordu.kimi yabancı istihbarat örgütlerinin raporlarında saitin ,öteden beri ingiliz istihbaratıyla ortak çalıştığı ve ayrılıkçı kürt hareketinin liderliğini üstlendiği yazsa da bu çapsızın bunu başarabilecek bir kabiliyetinin olmadığı ve bu sebeple doğrudan türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içinde sözde bağımsız kürdistan amacıyla başlatılmış bir isyan olmadığı zaten bilinmektedir. söz konusu isyancı zaten mahkeme süreci boyunca bu kalkışmayı bir ''kıyam'' olarak nitelendirmekte ve diğer aşiret önderlerine gönderdiği mektupların çoğunda bunun bir cihat ve dini kurtarma hareketi olduğunu açıkça beyan etmektedir.dönemin bölücü örgütleri 'azadi' ve kürt teali cemiyeti nin planlama safhasında olayın direkt içinde olduğuna dair hiç bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. hatta azadi örgütünün, söz konusu kalkışma neticesinde devletin isyanı bastırmak suretiyle bölgede gücünü artıracağından çekindiği ve ilk aşamada kalkışmaya engel olmak istediği bir çok belge ve delilde mevcuttur.elbette klasik bölücü huyları sonucu sonradan isyanın parçası ve destekleyicisi haline gelmişler ve isyan gerici ve ayrılıkçı bir niteliğe bürünmüştür.yine doğrudan saitin ingiliz istihbaratına çalıştığına dair belge olmamasına rağmen dönemin gizli ve askeri istihbarat servislerinin raporlarında ve bizzat gazi atatürk 'ün değerlendirmelerinde ingilizlerin isyanda parmağı olduğu, hatta bizzat tertipleyicileri olduğu vurgulanmıştır.lozan'da net bir bir çözüme kavuşturulamayan musul sorununun milletler cemiyeti'ne intikal etmesinden kısa bir süre sonra bu isyanın başlaması, sebep sonuç ilişkisi kurabilen azıcık zeka sahibi insan için bile durumu gayet özetler niteliktedir.
tüm bunları bir yana bıraktığımızda insanı hayretler içinde bırakan başka bir şey vardır ki; o da bölücülerle dinden geçinen siyasal anlayışın, cumhuriyete ve onun getirdiği yeni düzene karşı aynı içi boş eleştirel yaklaşımlarda nasıl ağız birliği ettiği ve nasıl bir kenetlenme halinde bulundukları gerçeğidir.bu şaşkınlığı üstümüzden atmak için ise emperyalizm kavramını ve onun kullandığı araçları iyi bilmek yeterli olacaktır.
devamını gör...
van'daki tektonik hareketler
prof. dr. naci görür yaptığı açıklamada paylaştığı harita ile uyarılarda bulundu. görür'ün harita ile yaptığı deprem uyarısında van ve çevresindeki değişimler gösterildi.
görür, "arkadaşlar, dünden beri van gölü'nün doğusu hareketli. arısu-tuşba/van, çitören-tuşba/van, mollakasım/ van yörelerinde 2,0-3,5 aralığında depremler oluyor. bu depremler gölün doğusundaki bindirme fayları ile ilgili. burası yavaş yavaş yükseliyor. biliyorsunuz van ilimiz deprem kenti. tarihsel dönemlerde çok sayıda şiddeti vı-ıx arasında değişen deprem var. aletsel dönemde bu bölgede 1976 7,3 çaldıran ve 2011 7,2 van depremi var. şu anda olan depremler yerleri itibariyle daha büyük depremleri tetikleyebilir diye beni pek endişelendirmiyor." ifadelerini kullandı.
buradan
umarım bir şey olmadan enerjisini atar. gerekli tedbirler alınır. he hükümet yapar mı öyle bir şey. zor. yangınlardan ders aldık mi almadık haliyle deprem olmadan önlem almayız.
edit: hoca diyor ki; 3 şiddetindekiler suan önemsemiyorum ama ortada yükselmekte olan bir levha var bunun da enerji atması(deprem) olası.
devamını gör...
toplumdaki mutsuzluğun sebebi
açık ara ekonomi baş sebeptir. uyanıyorsun ev soğuk neden doğalgaza zam geldiği için kombiyi az açıyorsun gelde üşüdüğüne üzülme.
devamını gör...
lens takmak
yağmurda rahat rahat dolaşmak demektir. gözlük takanlar bilir,eğer yağmur yağıyorsa ve gözlükleriniz varsa ellerinizi araba silecekleri gibi çalıştırmak zorunda kalırsınız. şu sıralar da maske yüzünden gözlükler buğulanıyormuş. lens kadar rahatı yok yahu. sadece sabah uyandığımda lensleri takmak çok zahmetli yine de gözlükten daha iyidir fakat uyurken çıkarın lütfen, gözünüzün arkasına kaçar aman dikkat.
arkadaşlarımla gittiğim bir gezide lenslerimi çıkarmaya öyle üşenmiştim ki gece de lenslerimle uyumuştum. gecenin bir köründe uyandığımda lenslerimden birinin düştüğünü hatta lensin yamulduğun fark ettim. yürek yemiş gibi yanıma yedek lenslerimi almamıştım ve tüm gezi boyunca tek göz kalmıştım.*
*
arkadaşlarımla gittiğim bir gezide lenslerimi çıkarmaya öyle üşenmiştim ki gece de lenslerimle uyumuştum. gecenin bir köründe uyandığımda lenslerimden birinin düştüğünü hatta lensin yamulduğun fark ettim. yürek yemiş gibi yanıma yedek lenslerimi almamıştım ve tüm gezi boyunca tek göz kalmıştım.*
*
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
kuzey doğumuzda sscb vardı.
ya da
berlin duvarı ayaktaydı.
ya da
berlin duvarı ayaktaydı.
devamını gör...
tarihte bugün
1- rönesans dönemi ressamı (bkz: sandro botticelli)'nin (1445-1510) doğum günü.
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.
chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
devamını gör...
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
dikkatle okunması hatta ezberlenmesi gereken muazzam bir adnan yücel şiiri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin
sanalda kendisine isnat edilen resimlerin aksine ressamın cevabı şiirle olmuştur:
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varnanın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler...
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiyeyi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.
işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tual yeterdi;
ne boya...
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varnanın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler...
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiyeyi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.
işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tual yeterdi;
ne boya...
devamını gör...
seri beğenen yazarın herkesi seri beğendiğini görmek
sol taraftan bir çıtırt sesi gelir önce. kalırsın öyle, diğerlerini de seri beğendiğini anlarsın nick altlarından. sonra madagaskar filmindeki küçük lemur gibi dolar gözlerin. bu aldatılmışlık hissi seni insanlardan biraz daha uzaklaştırır.
devamını gör...
baobab yağı
ülkemizdeki güzellik furyası azıcık (bir 2 sene kadar) geriden geldiğinden drugstorelara yeni teşrif eden yağımız olur kendileri (artık hangi drugstore onu da siz bulacaksınız).
palmitik oleik linolenik ve linoleik asit içeren omega 3 açısından zengin bir yağ ve cilde olan katkısı da zaten omega 3 yağlarından geliyor. bir portakaldan 7 10 kat daha c vitamini içeren (gerçi portakal zaten en etkisiz c vitamini elemanı gibi) baobab yağı kalsiyum demir b vitamini potasyum magnezyum fosfor ve manganez de içermekte. valla kafa sözlüğü portakal yerine baobab a mı eşlesek *
baobab yağı komedojenik değil (puanlaması 2)yani vücudunuza sürdüğünüzde cilt gözeneğinizi tıkamamakta. ha naturallyserein çok güzel anlatmıştı hindistancevizi yağı komedojeniktir ama üstünüze kovayla sürersiniz bir şey yapmaz. baobab ya da x yağı sıfır komedojeniktir ama cildinize sürersiniz mayın tarlasına dönersiniz.
hiç reklam olmayacağını bildiğimden yabancı sözlük arkadaşlarının bilgilenmesi açısından söylüyorum shea moisture'un ürününü kullandım. baobab yağı cildimle iyi anlaştı ancak kullandım bir anda kendimi porselen bir ciltle çeyiz setinin içinde buldum gibi bir hal olmadı. sonuçta yağ yağ olduğundan benim yağ arayışındaki tek kriterim cildimle iyi anlaşması. ayrıca egzamalı ciltler için iyi olduğu belirtilmiş ki benim cildim hassas olduğundan evet deneyimim bu bilgiyi de destekliyor.
bakalım ben bir tane cilt temizleme ürünü aldım. kalan yüzde yüz yağını da stokta olsa alırdım. neden yazıyorum? bu tarz antin kuntin ürünleri destekleyelim ki drug storelarda bunları zamanı gelince çekmesin. valla ben eziyet çekiyorum bari cildim çekmesin*.
palmitik oleik linolenik ve linoleik asit içeren omega 3 açısından zengin bir yağ ve cilde olan katkısı da zaten omega 3 yağlarından geliyor. bir portakaldan 7 10 kat daha c vitamini içeren (gerçi portakal zaten en etkisiz c vitamini elemanı gibi) baobab yağı kalsiyum demir b vitamini potasyum magnezyum fosfor ve manganez de içermekte. valla kafa sözlüğü portakal yerine baobab a mı eşlesek *
baobab yağı komedojenik değil (puanlaması 2)yani vücudunuza sürdüğünüzde cilt gözeneğinizi tıkamamakta. ha naturallyserein çok güzel anlatmıştı hindistancevizi yağı komedojeniktir ama üstünüze kovayla sürersiniz bir şey yapmaz. baobab ya da x yağı sıfır komedojeniktir ama cildinize sürersiniz mayın tarlasına dönersiniz.
hiç reklam olmayacağını bildiğimden yabancı sözlük arkadaşlarının bilgilenmesi açısından söylüyorum shea moisture'un ürününü kullandım. baobab yağı cildimle iyi anlaştı ancak kullandım bir anda kendimi porselen bir ciltle çeyiz setinin içinde buldum gibi bir hal olmadı. sonuçta yağ yağ olduğundan benim yağ arayışındaki tek kriterim cildimle iyi anlaşması. ayrıca egzamalı ciltler için iyi olduğu belirtilmiş ki benim cildim hassas olduğundan evet deneyimim bu bilgiyi de destekliyor.
bakalım ben bir tane cilt temizleme ürünü aldım. kalan yüzde yüz yağını da stokta olsa alırdım. neden yazıyorum? bu tarz antin kuntin ürünleri destekleyelim ki drug storelarda bunları zamanı gelince çekmesin. valla ben eziyet çekiyorum bari cildim çekmesin*.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
bireysel yasamin revasta oldugu bir donemin getirisidir bu. birakin ciddi iliskiyi artik sevgilik donemi son bulmakta. arkadaslik adi altinda (fucbuddy) cinsel ihtiyaclarin karsilanip, duygusal bagdan tamamiyle uzak enteresan iliskilerin icerisinde artik insanlik. cunku iliski demek, sorumluluk demek, konfor alanindan uzaklasmak demek, fedakarlik demek... kendi alaninda ozgurce yasamak varken, kim elini tasin altina koymak ister ki?
devamını gör...
back to the future radyo yayını
evet dostlar. dinlediğiniz için binlerce kez teşekkürler sizlere. biliyorum şu an sovuyorsunuz ama bu gece böyle oldu. haftaya daha eğlenceli daha seksi bir program bizleri bekliyor. beklemede kalın.
hovarda-emel müftüoğlu
yolun başında-ayşegül aldinç
beni aldattın-asya
son mektup-zerrin özer
ta uzak yollardan-nilüfer
ayrılmam-aşkın nur yengi
deli mavi-yeşim salkım
serserim benim- aşkın nur yengi
susma- aşkın nur yengi
gitme kal bu şehirde-nazan öncel
büklüm büklüm-sezen aksu
gidemem-sezen aksu
farkındayım-sezen aksu
begonvil-sezen aksu
son arzum-nilüfer
seni beklerim öptüğüm yerde-nilüfer
eğlen güzelim-ajda pekkan
kimler geldi kimler geçti-ajda pekkan
hovarda-emel müftüoğlu
yolun başında-ayşegül aldinç
beni aldattın-asya
son mektup-zerrin özer
ta uzak yollardan-nilüfer
ayrılmam-aşkın nur yengi
deli mavi-yeşim salkım
serserim benim- aşkın nur yengi
susma- aşkın nur yengi
gitme kal bu şehirde-nazan öncel
büklüm büklüm-sezen aksu
gidemem-sezen aksu
farkındayım-sezen aksu
begonvil-sezen aksu
son arzum-nilüfer
seni beklerim öptüğüm yerde-nilüfer
eğlen güzelim-ajda pekkan
kimler geldi kimler geçti-ajda pekkan
devamını gör...
insanın ırkından gurur duymasının saçmalık olması
ne mutlu türküm diyene diyerek ırkımdan aşırı derece gurur duyuyorum. türk olmak herkese nasip olmaz, mutluyum ki o şanlılardan oldum. her ırka da saygı duyuyorum. kimse ırkını seçemez ve herkes ırkını yükseltmekle görevlidir.
devamını gör...
samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
ölmedim ama... ölmenin ne olduğunu yaşıyorum her gün bu ülkede.
devamını gör...



