en sevdiğiniz hukuk terimi
devamını gör...
idealist olmak
anne olmadan önce aşırı idealist olunuyor. çocuklarıma şöyle davranacağım, böyle şeyler öğreteceğim, şunları yedirmeyeceğim vs. bu süreç, annenin sabır düzeyine bağlı olarak çocuğun 2 yaşlarında aşırı ağlama nöbetlerine girip kendini yerlere attığı zamana kadar sürebiliyor. "benim çocuğum ağzına çikolata sürmez, abur cubur nedir bilmez, tablet izlemez" vs. tabii anneler idealist olsun, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye çalışsın çalışmasına ama çocuk büyüyüp de anne kontrolü kaybetmeye başlayınca ideal mideal kalmıyor. koskoca çocuğa da "üstüne hırkanı al üşürsün, terli su içme hasta olursun" modunda iyilik yaptığını sanarken, çocuğun kontrol edilmek istemediğini anlayamıyor. zamanla anne ya tamamen salıyor ya sürekli kontrolü elden bırakmamak adına bağırıp çağırarak sinir krizleri geçiriyor ya da çocuklarının da birer birey olduklarını kabullenerek çocuklarıyla arasında aslında sağlıklı bir şekilde sınırlar olması gerektiğini öğrenip daha sağlam bir ilişki kurmaya başlıyor.
devamını gör...
ömür törpüsü insanlar
gülen birine tahammül edemeyen insanlar. gülmek, güldürmek kadar güzel bir şey mi var şu hayatta? güzel gülen insanlara karşı zaafım var, ısınıyorum o'nlara.
devamını gör...
cumartesi gecesi sendromu
cumartesi gecesi alkol kullanan ve kendinden geçen kişilerde üst ekstremitenin aşırı ekstansiyonunda(örnek olarak bankta uzanıp kolların aşağı sarkıtılması) n.radialis'in hastalanmasıyla olur.
tüm ekstremite ekstensörleri(kol ve ön kol arka grup kaslar) felçlidir.
buna aynı zamanda balayı sendromu ismi de verilir.
tüm ekstremite ekstensörleri(kol ve ön kol arka grup kaslar) felçlidir.
buna aynı zamanda balayı sendromu ismi de verilir.
devamını gör...
tüm sözlüğün arayışta olması
hayat bir arayıştan ibaret değil mi zaten. insanı, huzuru, mutluluğu, hayali...
devamını gör...
alman aşısı yerine neden çin aşısı aldık sorunsalı
sonrasin da ucuz etin yahnisi yavan olur.. işine dönmez inşallah..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
nazar etmeyecekseniz ben ne hissettiğimi anlatmak isterim.
maşallah deyin, oturma organınızı kaşıyın lütfen :)
çok mutluyum, dingin ve huzurluyum.
bunların hepsinin bir arada olması
deli gibi seviyor ve seviliyor olmam.
rüyada mıyım
öyle ise bırakın sonsuza kadar uyuyayım
gördüğüm en muazzam rüya
hissettiğim en güzel duygu.
bin yaşında böyle de olmazsın deme
aklı başında olup hem bu kadar mutlu olmak
kalbin ve aklın aynı kişide birleşmesi
tamamlandığını hissetmek
sende ne eksik ise onda fazlasıyla var olup bir bütün olman
iki ayrı beden tek bir ruh haline gelmek
bu nasıl bir duygudur
bilmiyorum ama ayaklarım yerden kesip son derece de korkuyorum
mutlulukta insan ne yapacağını da bilemiyormuş
herkese saatlerce anlatmak geliyor ama susup sadece kendi halimde seviniyorum
maşallah deyin, oturma organınızı kaşıyın lütfen :)
çok mutluyum, dingin ve huzurluyum.
bunların hepsinin bir arada olması
deli gibi seviyor ve seviliyor olmam.
rüyada mıyım
öyle ise bırakın sonsuza kadar uyuyayım
gördüğüm en muazzam rüya
hissettiğim en güzel duygu.
bin yaşında böyle de olmazsın deme
aklı başında olup hem bu kadar mutlu olmak
kalbin ve aklın aynı kişide birleşmesi
tamamlandığını hissetmek
sende ne eksik ise onda fazlasıyla var olup bir bütün olman
iki ayrı beden tek bir ruh haline gelmek
bu nasıl bir duygudur
bilmiyorum ama ayaklarım yerden kesip son derece de korkuyorum
mutlulukta insan ne yapacağını da bilemiyormuş
herkese saatlerce anlatmak geliyor ama susup sadece kendi halimde seviniyorum
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
kesinlikle evlenmem. etek giyenle de evlenmem. tamam herkesin kendi tercihidir ama ben ivanka’nın kocası eşarplı etekli geziyor dedirtmem.
devamını gör...
pame radyo yayını
düşünmeden, acımadan, utanmadan
kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.
ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.
beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;
oysa yapacak bunca şey vardı dışarda.
ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar.
ama ne duvarcının gürültüsü, ne başka ses.
sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.
kavafis şiiri tadında dinlediğim bir yayın oluyor. bir ege tosbağası olan zatımın geç fark ettiği bir yayın olması da cabası. bundan sonra kaçırmamaya özen göstereceğim.
devamını gör...
babaya mektup
franz kafka'nın; babasına içindeki kalmış olan öfkesini, nefretini, sevgisini, pişmanlığını, keşkelerini anlattığı kısa ama duygularla dolu bir mektuptur. bu mektup ise, asla babasına ulaşamamıştır. franz kafka'yı iyi anlayabilmek için ilk önce babaya mektup kitabını okumalısınız. zira diğer kitaplarındaki ezilmişlik ve tükenmişlik sendromunu tam olarak anlayamazsınız ve okurken 'bu kadar da karamsar olunmaz.' demenize gerek kalmaz. hayatına baktığımız zaman franz kafka'nın, en büyük faktör babasıdır. baba, öyle bir babadır ki ne çocuklarını sever ne onların değerlerini anlar ne de kendi kibri ve büyüklüğünden hayatının hangi noktalara varacağını bilmez. halbuki bir baba; çocuğu için elinden geleni yapar, onu değerli hissettirir, onun gelecekte iyi bir meslek sahibi olması için çalışır, evlilik hayatının güzel geçmesini ister, çocukluğunu ona zindan değil cennete çevirir. ama bu baba, öyle bir baba asla değildir. hele de franz kafka'nın - oğlunun - gözünde.
kitabın genel hatlarını incelersek aslında bir aile kurumu; ne kadar çocuklarının gelişimiyle düzenli olarak ilgilenir ve onların sağlıklı bir birey olarak büyümeleri için çalışırsa, o aile ideal bir ailedir. bu ailede, çocuklar geri planda değil onların da bazı konularda söz sahibi oldukları bir yerdir. çünkü bir çocuğu ne kadar dışlar ve değersiz hissettirirsen, bu onda kalıcı bir hasara neden olacaktır. bu kalıcı hasar da bir çocuğun çocukluğundan başlayarak, yaşlılığına kadar gidebilecek bir manevi huzursuzluğun sebebi olacaktır. psikolojik rahatsızlıklar ve bedensel rahatsızlıklar, çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimini oldukça etkileyecektir. sağlıklı ve bilinçli bir aile, çocuğu yetiştirmek için önemli bir faktördür.
her ne kadar franz kafka, babasına olan nefretini açıkça dile getirse de, ona içten içe bir hayranlık duyuyordur. çünkü franz kafka'nın hayalindeki ideal erkek figürü, tam da babası gibi güçlü ve çevik birisidir. her konuda sözünü geçiren ve bir bakışıyla bile ortalığı kasıp kavuran, kendisini değersiz hissettiren her türlü insana karşı kibirli olan bir yapıya sahiptir.
eğer franz kafka'yla gerçekten konuşabilseydim, her daim onun çok başarılı bir yazar ve avukat olduğunu söylerdim. çünkü o, bu sözlerin hepsini fazlasıyla hak ediyor. ne kadar babasının gözünde bir hiç gibi olsa da.
son olarak kitaptan bazı etkileyici sözler bırakıyorum;
"gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim."
"benim için her şeyin ölçütü sendin."
"senin çok seyrek görülen, özellikle güzel, sessiz, hoşnut, olumlayıcı bir gülümseme tarzın da vardır ki, yöneldiği kişiyi çok mutlu edebilir. çocukluğumda bu gülümsemelerden payımı aldığımı çok açık bir biçimde hatırlayamıyorum, ama almış olmalıyım, çünkü sana henüz masum göründüğüm ve senin büyük umudun olduğum bir zamanda bunu benden niye esirgemiş olasın ki?"
kitabın genel hatlarını incelersek aslında bir aile kurumu; ne kadar çocuklarının gelişimiyle düzenli olarak ilgilenir ve onların sağlıklı bir birey olarak büyümeleri için çalışırsa, o aile ideal bir ailedir. bu ailede, çocuklar geri planda değil onların da bazı konularda söz sahibi oldukları bir yerdir. çünkü bir çocuğu ne kadar dışlar ve değersiz hissettirirsen, bu onda kalıcı bir hasara neden olacaktır. bu kalıcı hasar da bir çocuğun çocukluğundan başlayarak, yaşlılığına kadar gidebilecek bir manevi huzursuzluğun sebebi olacaktır. psikolojik rahatsızlıklar ve bedensel rahatsızlıklar, çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimini oldukça etkileyecektir. sağlıklı ve bilinçli bir aile, çocuğu yetiştirmek için önemli bir faktördür.
her ne kadar franz kafka, babasına olan nefretini açıkça dile getirse de, ona içten içe bir hayranlık duyuyordur. çünkü franz kafka'nın hayalindeki ideal erkek figürü, tam da babası gibi güçlü ve çevik birisidir. her konuda sözünü geçiren ve bir bakışıyla bile ortalığı kasıp kavuran, kendisini değersiz hissettiren her türlü insana karşı kibirli olan bir yapıya sahiptir.
eğer franz kafka'yla gerçekten konuşabilseydim, her daim onun çok başarılı bir yazar ve avukat olduğunu söylerdim. çünkü o, bu sözlerin hepsini fazlasıyla hak ediyor. ne kadar babasının gözünde bir hiç gibi olsa da.
son olarak kitaptan bazı etkileyici sözler bırakıyorum;
"gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim."
"benim için her şeyin ölçütü sendin."
"senin çok seyrek görülen, özellikle güzel, sessiz, hoşnut, olumlayıcı bir gülümseme tarzın da vardır ki, yöneldiği kişiyi çok mutlu edebilir. çocukluğumda bu gülümsemelerden payımı aldığımı çok açık bir biçimde hatırlayamıyorum, ama almış olmalıyım, çünkü sana henüz masum göründüğüm ve senin büyük umudun olduğum bir zamanda bunu benden niye esirgemiş olasın ki?"
devamını gör...
40 yaşından sonra bisikletle kafayı kıran güruh
40 yaşında bisiklete binenlerden biri de eşimle benim. sizin gibi hayatın gizemini çözmemişiz, felsefe falan hak getire.. spor yapıyoruz ve çok enteresan keyif alıyoruz. fakirlikten değil istediğimiz için. böyle de tuhaf insanlarız işte.
devamını gör...
otobüs durağındayken kendini yedek kulübesindeki teknik direktör gibi hissetmek
"amca sen buna bineceksin" diyerek, yedekte çürüttüğünüz oyunculara jübile yapmak maksatlı, gelen ilk otobüsle sultanahmet'e gönderebildiğiniz hadisedir.
devamını gör...
lise aşkı
aşkın kaldığı yıllar...
biz geldikte o yıllardan aşk oracıkta kaldı.
bizim liseden değildi. ilçemizin futbol takımında top koşturuyordu kendileri. ukala, havalı, bir o kadar sevecen...
sonra bir arkadaşımla evlendi.
yıllar yıllar sonra tabi.
aynı işyerinde merhabalaştığım, hal hatır sorduğum bir kızla.
âşk en saf, en temiz o yıllardaydı.
sonra biz büyüdük, o kirlendi...
biz geldikte o yıllardan aşk oracıkta kaldı.
bizim liseden değildi. ilçemizin futbol takımında top koşturuyordu kendileri. ukala, havalı, bir o kadar sevecen...
sonra bir arkadaşımla evlendi.
yıllar yıllar sonra tabi.
aynı işyerinde merhabalaştığım, hal hatır sorduğum bir kızla.
âşk en saf, en temiz o yıllardaydı.
sonra biz büyüdük, o kirlendi...
devamını gör...
çerkes dansı
her dansımız hareketli değildir. wuic, qafe gibi daha yavaş ilerleyenleri vardır ancak mahalli düğünlerde genelde apsuva,leperuj,şeşen gibi hareketli danslar tercih ediliyor.
devamını gör...
kilosundan utanmadan manita yapmaya çalışan şişman kişi
kalbinin kirliliğinden utanmadan bu cümleyi kuran kadar utanmaz değildir. zira kilo utanılacak bir şey de değildir.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
o kadar çok var ki..
•altında deniz olan bir uçurumun kenarına gidince istemsizce zihnimde "aşağı atlasam ne olur, en fazla ne olabilir ki, çok da güzel olur" gibi cümleler oluşuyor.
•ağlarken birden gelen kahkaha atma isteği.
•kalabalık bir ortamdayken herkes beni izliyor hissiyatı.*
•beni gerçekten hiç kimsenin anlamadığını düşünüyorum.
•bazen bazı şeylerin olacağını hissetmekten çok biliyorum. daha önce aynı şeyi yaşamışım gibi.*
•ansızın gelen "çikolata ne kadar güzel bir nimet" düşüncesi.
not: umarım sadece bana olmuyordur bunlar.*
not2: aklıma geldikçe editleyeceğim.
•altında deniz olan bir uçurumun kenarına gidince istemsizce zihnimde "aşağı atlasam ne olur, en fazla ne olabilir ki, çok da güzel olur" gibi cümleler oluşuyor.
•ağlarken birden gelen kahkaha atma isteği.
•kalabalık bir ortamdayken herkes beni izliyor hissiyatı.*
•beni gerçekten hiç kimsenin anlamadığını düşünüyorum.
•bazen bazı şeylerin olacağını hissetmekten çok biliyorum. daha önce aynı şeyi yaşamışım gibi.*
•ansızın gelen "çikolata ne kadar güzel bir nimet" düşüncesi.
not: umarım sadece bana olmuyordur bunlar.*
not2: aklıma geldikçe editleyeceğim.
devamını gör...
persona
yaklaşık otuz yaşına gelmişken ancak izlediğim müthiş film. evet sanatsal film zevkim kıttır bu yüzden biraz zor ve geç anladım ama olsun. sonuçta entelektüel değiliz enteliz.
efendim film bir insanın kimseye gösteremediği bir kişiliği olduğunu, üstelik bunun her insan da mutlaka var olduğunu anlatıyor. bazılarımız bu kişilikle barış içinde yaşarken bazılarımız da iki ayrı kişilik ile yaşamakta zorlanıyor. günlük hayatta insanlarla ilişkilerde rol yapma hissi midesini bulandıran bu insanlar hastalanıyorlar efendim. evet ruhları uf oluyor. istiyorlar ki her koşulda sadece kendileri olsunlar ama olmuyor, öyle yapsalar toplum onları kabul etmeyecek. bir sıkışmışlık hissi, bir çaresizlik sarıyor insanı. yalnızken başka sevdiklerinin yanında başka oluyorsun. gerçek hayatta da hepimizin yaşadığı bir durum olduğu için film bu kadar etkileyici. takındığımız roller asla gerçek biz değil sanki. insan toplumun içinde bir başkası gibi oluyor. düşünün ki yalnız olarak bir adadasınız. kesinlikle olacağınız karakter çok daha farklı bir şeye dönüşürdü.
ilk izlememe rağmen bir şeyler anladım şükürler olsun. ikinci sefer en az bir on yıl sonra olacağı kesin. ben de böyle sıyırmak istemiyorum çünkü. sağlıcakla kalın. özellikle ruhunuz.
efendim film bir insanın kimseye gösteremediği bir kişiliği olduğunu, üstelik bunun her insan da mutlaka var olduğunu anlatıyor. bazılarımız bu kişilikle barış içinde yaşarken bazılarımız da iki ayrı kişilik ile yaşamakta zorlanıyor. günlük hayatta insanlarla ilişkilerde rol yapma hissi midesini bulandıran bu insanlar hastalanıyorlar efendim. evet ruhları uf oluyor. istiyorlar ki her koşulda sadece kendileri olsunlar ama olmuyor, öyle yapsalar toplum onları kabul etmeyecek. bir sıkışmışlık hissi, bir çaresizlik sarıyor insanı. yalnızken başka sevdiklerinin yanında başka oluyorsun. gerçek hayatta da hepimizin yaşadığı bir durum olduğu için film bu kadar etkileyici. takındığımız roller asla gerçek biz değil sanki. insan toplumun içinde bir başkası gibi oluyor. düşünün ki yalnız olarak bir adadasınız. kesinlikle olacağınız karakter çok daha farklı bir şeye dönüşürdü.
ilk izlememe rağmen bir şeyler anladım şükürler olsun. ikinci sefer en az bir on yıl sonra olacağı kesin. ben de böyle sıyırmak istemiyorum çünkü. sağlıcakla kalın. özellikle ruhunuz.
devamını gör...


