öğrenciyken bir tanıdık dolmuşta üç kez peş peşe aramıştı.üçünde meşgule attım.konuşmam imkansız.4.defa arayınca kapattım.hayır,gerizekalılık parayla mı veriliyor.
önemli bir şey de yok.hal hatır sormakmış amaç.
devamını gör...

bir an yanlış mı okudum dediğim başlık. ama evet, biz kayısılar için gelmeli bu özellik*. hem sonuçta bir malatyalı olarak ben de kayısıyım haha. hatta "uff malatya'nın kayısısı" diyerek o videoyu hemen bırakıyorum.
devamını gör...

aysel git başımdan seni seviyorum

satırlar boyunca aysel'e git diyen ve türlü bahaneler sunan ,sana göre değilim derken bile karşısında artık dayanamayıp diz çökecek kadar aciz, o kadar aşık adama sahip nadide şiir.

ah o aysel bir baksa, dönse, gülse, bir sevse...
devamını gör...

sinirlenirim. sonra sinirlendiğim için daha çok sinirlenirim. bu defa kendime. hoff çok kötü olur o zaman. bir de bunun üzülmek versiyonu var. orası kara delik. ben değil terapistimin gelip yazması gerek buraya oranın tahlili hususunda. anlatacağım diye sızlanacağım, ağlayacağım yaşları çoktan geçtim. ben söylemem sen anla güzel motto millet. turnusol da bir yandan biliyor musunuz? bilin.

kendini oyalamayı iyi bilen bir insanım ama. kendimden korktuğumdan hee. bir kayboldum mu bulunmam çok zor çünkü. kanıra kanıra öğrendim kestirmeden beni düze çıkaracak sokakların yerlerini. son kertede yapacağım şeyi iyi öğrendim. önce mecburiyettendi, sonra konfor alanıma dönüştü kendileri. yalan yok bu bir nebze rehabilite ediyor beni. dizginliyor de süreç içerisinde. yoksa gelmişim 32 yaşıma. takribi 15-20 yaşları arasında oturtması gereken sistemlerini irdeleyip durmaya devam edecektim insanların. erenköy'den toplardınız beni artık. geniş zamanının hikayesinde nelere dönüşebilirdim düşününce akım çıkıyor.

dünya hassas kalpler için cehennem di' mi? evet evet, biz mahalle yansa saçlarını tarayacaklar olarak o kadar ve hiç yaşamayız bu cehennemde, anca siz söylediğinizde fark ediyoruz bunu. falan.
hoff yine sinirlendim. gideyim ötedeki sokak beni bekler şimdi.
devamını gör...

adını duyunca aklıma hep bu videoyu getiren yazardır.
bu videoda tüylerimi diken diken etmiştir. etmeye devam edecektir.


bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
devamını gör...

hayat hikayesini dinlemek için; dinle - izle

yeryüzünde var olan bütün dinlerin ve politik görüşlerin insanoğlunun özgür gelişmesini engellediğine ve hepsinin yıkılması gerektiğine inanan bir insan…

nietzsche 1844’te saksonya’da bir taşra papazının en büyük oğlu olarak dünyaya geldi. gerek annesi, gerekte babası uzun protestan geçmişleri olan ailelerden geliyorlardı ve evlerinde sessiz, sakin, bilgili ve sıkıcı bir hava esiyordu. friedrich, gençliğinde çok zekiydi. evin ve okulun otoritesine sıkı sıkıya bağlıydı.

annesi, friedrich daha 5 yaşındayken dul kalmıştı ve sonradan olan kız kardeşleriyle birlikte komşu şehir olan naumburg’a yerleştiler. ailenin tek erkek üyesi friedrich ve burada kadınların arasında yani annesi, büyükannesi, teyzesi ve kız kardeşleri ile birlikte yaşamaya başladı.

1851 yılında weber enstitüsü’nde, eğitimine başladı. annesinin ona piyano hediye etmesiyle ilk müzik derslerini aldı. 10 yaşında ilk kompozisyon denemelerine başlayan friedrich orta öğrenimi sürecinde birkaç deneme, çok sayıda şiir ve kompozisyon kaleme aldı.

12 yaşına geldiğinde sonradan kendisinin açıkladığı üzere “olanca göz kamaştırıcılığı içinde tanrı’yı” gördü. on üç yaşında, yani 1857’de ilk otobiyografisini yazan nietzsche’nin, kafasını kötülük olgusu kurcalıyordu. “hiç bir adalete sığmayan, dünyadaki sayısız çatışma ve derin acı iyi bir tanrıya nasıl mal edilebilirdi? çocuğun küçük yaşta kaygı ile tanık olduğu, özellikle bedensel acı ve işkencelerin kaynağı neydi?” bu kuşkular nietzsche'nin bilincinde gelişecek, dört yıl sonra, 1861 yılında yazdığı ilk şiirin esin kaynağı olacaktı.

hayatını ailesinden de etkilenerek dine evrilten nietzsche, 20 yaşında bonn üniversitesinde ilahiyat eğitimi almaya başladı. fakat bu eğitim kısa sürdü ve 1 yıl sonra dillerin yapısını, tarihsel gelişimini ve birbirleri ile ilişkilerini inceleyen bilim dalı olan filoloji’de karar kıldı. bu okulda çok sıkı bir şekilde eski yunanca ve latince öğrendi. evdeki rahat ve konforlu hayattan, okulun soğuk demir yataklarına geçiş onu epey üzmüştü. fakat düşünce tarzı bundan aldığı kuvvetle daha da güçlendi. kişiliğinin ve başarısızlığın bilincine bu sayede varmıştı.

ancak bir yandan da inancını sorgulamaya devam ediyordu. nietzsche’nin keskin zekası, içinde yaşadığı dünyanın çelişkilerini görmezlikten gelmesine engeldi. bu dönemde kadınlar tarafından çevrelenmiş geçmişi ve atacağı adımlar ve yapacakları yine ailesi tarafından planlanmış geleceği ile ilgili düşünmeye başladı. huzursuzdu, bilinçsiz bir isyan dürtüsü kişiliğine etki etmeye ve onu değiştirmeye başladı.

herkesin giremediği özel öğrenci birliklerine girdi, arkadaşlarıyla içki içmeye başladı ve öğrenciler arasında yapılan eskrim düellolarına katıldı. kaçınılmaz olarak bir düelloda yara aldı. burnunun üstündeki küçük dikiş izi o günlerden kalmaydı.

bu dönemde nietzsche’nin yaşadığı iki önemli olay hayatını sonsuza kadar değiştirecekti. birincisi gittiği bir genelevde kaptığı frengi virüsüydü. o dönem frenginin tedavisi mümkün değildi ve gittiği doktor bu hastalığı ondan gizlemeye karar verdi. aslında o dönem bu uygulama sıkça yapılan bir şeydi. ikinci olay ise gittiği bir sahaf dükkânında bulduğu kitaptı. arthur schopenhauer’in istem ve tasarım olarak dünya adlı kitaptı bu. yazarın karamsarlığı onu derinden etkilemişti ve nietzsche bu tarihten sonra yazar hakkında derin araştırmalar yapmıştı.

niçe için bir diğer önemli hadise ise 8 kasım 1868 yılında vilhelm richard wagner ile tanışmasıydı. nietzsche müzisyen olan wagner’e hayranlık derecesinde ilgi duyuyordu. her ikisinin ortak özelliği hem beethoven’a hem de schopenhauer’e olan ortak hayranlıklarıydı. wagner nietzsche’nin babasıyla hemen hemen aynı yaştaydı. babasız büyüyen nietzsche için baba figürü oluyordu ve o dönem wagner’den epey etkilenmişti.

öğrenimini tamamlayan nietzsche, çok genç yaşta yani daha 24’ündeyken isviçre’nin basel üniversitesinde filoloji profesörü oldu.

basel’de nietzsche’nin bilinen değerlere karşı isyanı açığa vuruldu ve kitaplarının ilk üçünü yazdı. aynı zamanda gittikçe artan ruhsal yalnızlığının bilincine vardı. fikirlerini anlayanlar pek azdı ve bunlar da istekli görünmüyorlardı. dostluğa pek düşkün olduğu halde uzun süreli pek az dostluk kurdu. gerçekte dostluk kuracak kendi çapında zeki insan bulamıyordu. basel’de hem filoloji hem de felsefe dersleri veren niçe üniversitede epey saygınlık kazanmıştı.

hem dostoyevski hem de tolstoy gibi savaş ortamını gören yazarlar kervanına katılacağı tarih 1870 yılıydı. gönüllü olarak prusya savaşında sağlık hizmetleri birliğine er olarak katılmıştı. nietzsche’nin o dönem içinde yanan vatanseverlik alevi ancak savaşa katıldığında sönecekti ve nitekim öyle oldu. kitabını tamamlama duygusunun bile önüne geçen vatanseverliğiyle ilgili sonraları şunları söyleyecekti: “karşımızda devlet var. başlangıcı insana utanç verici. çünkü devlet insanların çoğu için korumak bilmeyen bir acı kuyusu, ikide bir buhranlara salarak onları tüketen bir alev. ne var ki, çağırmaya görsün, ruhlarımız kendilerini unutuyor; kanlı çağrısına yığınlar koşa koşa gidiyor, kahraman oluyorlar.”

cepheye giderken, frankfurt’ta, oldukça gösterişli biçimde resmi geçit yapan bir süvari birliği görmüştü. bütün felsefesini yaratacak hayalin ve görüntünün o an doğduğunu söylemiş ve bunu şu sözlerle ifade etmişti: “en güçlü ve en yüksek yaşama isteminin sefil bir var oluş mücadelesinde değil, savaş isteminde, güç isteminde, yenmek isteminde olduğunu duydum ilk defa.” bu düşünce, onun “güç istenci” kitabının tohumu olacaktı ve oluşumundaki militarist kaynağı hiçbir zaman inkar etmeyecekti.

savaş ortamında karşılaştığı acı gerçekler karşısında dehşete düşen nietzsche halihazırda kaptığı frengi virüsünden sonra çürümüş cesetler ve yaralanan askerlere yardımcı olmaya çalıştığı bu dönemde dizanteri ve difteri virüslerine de merhaba demişti. böylece sağlığı giderek bozulan nietzsche cepheden vazgeçmek zorunda kaldı.

tekrar üniversiteye dönen yazar hem denemelerine hem de kitaplarına ağırlık verdi. 1972-1978 yılları arasında toplam 6 eserini yayınlamayı başarmıştı.
1879’da uzun yıllardır sürmekte olan sağlık problemleri iyice arttı. zira çocukluğundan bu yana miyop olan filozofun bu sorunu geçici körlüğe neden oluyordu. migren ve şiddetli mide ağrılarıyla birlikte sağlığı iyice bozulduğu için üniversitedeki görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

üniversiteden istifa ettikten sonra birçok ülkeyi gezme fırsatı yakaladı ve o dönemden 1888 yılına kadar her sene yeni denemeler ve kitaplar yayınlamaya devam etti.

1882 yılında yazdığı şen bilim kitabı yayınlandıktan sonra ünlü yazar lou salome ile tanıştı. thuringia’da birlikte bir yaz geçiren ikiliye nietzsche’nin kız kardeşi elizabeth de eşlik etti. salome, nietzsche’yi bir partnerden çok öğretmen gibi görüyordu. ancak filozof salome’e aşık oldu ve onun peşinden koşmaya devam etti. salome, nietzsche’nin evlenme teklifini reddettikten sonra ilişkileri sona erdi. kardeşi elizabeth’in annesiyle birlikte sürekli olarak salome hakkında tartışmaları, tekrarlayan hastalık nöbetleri ve onu canından bezdiren intihar düşüncesi ile oldukça bunalan nietzsche, en büyük eserlerinden biri olan böyle buyurdu zerdüşt kitabının ilk bölümünü 10 günde yazacağı rapolla’ya kaçtı.

schopenhauer’e olan felsefi bağlılığını yitirdikten ve hayatını etkileyen, baba gibi gördüğü wagner ile olan ilişkisini tamamen koparması o dönem yazmaya devam ettiği böyle buyurdu zerdüşt kitabını da etkilemiş oldu. yazım tarzını değiştirmesi o dönem okuyucular tarafından fark edildi ve eserleri daha az satmaya başladı. bu dönemde yayıncısıyla sorunlar yaşamaya başlayan nietzsche’nin böyle buyurdu zerdüşt kitabının dördüncü bölümü ancak 40 kopya basıldı. bu kopyalar da sadece yakın çevresine dağıtıldı.

yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı eskisi kadar iyi üretemiyor ve çalışmaları üzerinde uzun süreler düşünme fırsatı yakalayamıyordu. işte tam o dönemde yani 1887 yılında dostoyevski’nin kitapları eline geçmiş ve yazarı benimsemişti. bu dönemden 1889 yılına kadar kendi çabalarıyla 5 kitap daha yayınlamayı başarmıştı.
bundan sonraki yıllarda olumlu düşünce tarzını geliştirdikçe var olan nietzsche ile var olmasını istediği nietzsche arasındaki uçurum giderek daha fazla açıldı. fikirlerindeki şiddetle dost olarak yanına aldığı kadının eline bakan adam arasındaki zıtlık duygulandırıcıydı. bilinen ölçülerden kendini kurtarmak bir yana hayatında annesinin ve kız kardeşinin etkisinden bile kendisini kurtaramıyordu. kitaplarında salık verdiği gibi yüreğindeki acıma duygusunu öldürmek şöyle dursun, son derece duyarlı, içten hıristiyanlar karşısında anlaşılmamaktan korkan biri olup çıkmıştı. karşılaştığı gerçekler yüzünden yüreği beyniyle devamlı savaş halinde bir adam olup çıkmıştı.

3 ocak 1889 yılında beklenen çöküntü gelip çattı. daha önceki aylarda akıl deneyinde aksama olduğunu gösteren belirtiler ortaya çıkmıştı. çapraşık şiddet duygularını dile getiren mektuplar yazıyordu. bunlardan birinde genç kayser’i öldürmek niyetinden söz ediyor, diğerinde çarmıha gerilmiş adam diye imza atıyordu.
derken bir gün sokakta bir at arabasının sahibinin atına çok kötü davrandığını gördü. koşup hayvanın boynuna sarıldı, acıyla öpmeye başladı hayvanı. sonra hıçkıra hıçkıra ağladı. birden kendini kaybedip yere yuvarlandı.

dostoyevski’nin suç ve ceza kitabında, eserin kahramanı raskolnikov’un da gözleri önünde bir at kırbaçlanıyordu. bu durum nietzsche’nin biyografi yazarlarının gözlerinden kaçmadı. zira nietzsche dostoyevski’i çok seviyor ve onun için şöyle diyordu: “kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog.”

her ne olursa olsun o an da bayılışı ve çöküşü tam oldu. bir daha aklını tam olarak kullanamadı, kitap yazamadı. hasta yatağında annesi ve kız kardeşi tarafından bakıma muhtaç bir şekilde son yıllarını geçirdi.

1900 yılında ise hayatını yalnız başına geçiren, birçok esere imza atan, herman hesse, michel foucault, albert camus, carl gustav jung gibi isimlere ilham kaynağı olmuş büyük filozof nietzsche, zaatüreden hayatını kaybetti. yıllarca hıristiyanlığa hizmet etmiş atalarının yanına gömüldü. kim bilir belki de onların yanında kendisini daha mutlu hissetmiştir.
devamını gör...

türkiye simülasyonu somut olarak zaman yolculuğunu anlatmış aslında. bu da zamanın kontrol edildiğine inanmayanlara kapak olsun.
devamını gör...

yanlışı doğrunun önüne geçmiş bir kelimedir. direkt yazdığımda yanlış yazmışım muammelesi görüyorum trajikomik bir durum oluyor.
devamını gör...

içinde bulunduğumuz dönemde türkiye'de çekilemeyecek, çekilse dahi yayınlanacak platform bulamayacak film.
devamını gör...

gün içerisinde kendi kendime düşündüğüm şeyleri sözlüğe girdiğimde akışta görüyorum.
devamını gör...

patentini almalıyım, çok satabilir.
devamını gör...

erkeklerin büyük olduğu durumlarda normal görülen , kadınlar büyük olursa anormal görülen durum. benim için ikisi de normal.
devamını gör...

uyku, aile, meşgale.
devamını gör...

garip huyları yazarlarımız
huyları yazarlarımız garip
yazarlarımız garip huyları
huyları garip yazarlarımız

(necip fazıl abasıyanık)

ed: başlık düzeltilmiş. es. bşlk (huyları garip yazarlarımız)
devamını gör...

mark twain kitabıdır.

hepimizden üç kulaç daha derinde yaşayan ve döneminin kuşkusuz en büyük yazarı sayılan, william faulkner’ın kendini ve diğer amerikan yazarlarını onun varisi saydığı bir yazardır mark twain. katı bir emperyalist olan twain bu görüşünü 180 derecelik bir dönüşle tersine çevirir. o artık bir anti- emperyalisttir. ama mark twain’i mark twain yapan özellik bence bunların hiçbiri değldir.

o, benim okurken en çok güldüğüm yazardır. mizahın edebiyatı sulandırmadan nasıl yapılacağını en usta şekilde kanıtlamıştır edebiyat alemine hem de daha 1900’lü yıllara bile gelmeden. bazı mizahi öyküleri okurken insan sadece komik olduğunu ya da öyle olması gerektiğini anlar ve başka bir tepki vermez ancak mark twain okurken net bir tepkiniz vardır. gülersiniz. bize anlatmak istediklerini doğrudan anlatmaktansa daha farklı bir yol seçer twain ve der ki; “bir kediyi kuyruğundan taşıyan bir adam başka bir şekilde öğrenilecek bir şeyi öğrenir.” twain insanları güldürmenin neşelenmek için yeterli ve geçerli bir yol olduğuna inanır.

“bir atın hikayesi” bir öykü kitabıdır ve içinde “ölüm zarı” diye bilinen ünlü öykü de vardır. bloga yazmak için tekrar ve farklı bir yayından okuduğum kitap çevirinin önemini de bana bir kez daha göstermiş oldu. mark twain’i kötü bir çeviriden okumayınız. bu ek bilgiden sonra kitaba dönebilirim. “ölüm zarı”nda küçük bir çocuğun babasını hayatını nasıl kurtardığını anlatırken militarizme de hafiften bir dokundurur. “alonzo fıtz clarence and rosannah ethelton’ın aşkı” öyküsü ise garip bir aşk hikayesidir ki telefon marifetiyle sürdürülen ve nihayete erdirilen bir aşkı anlatır. zamane aşklarının örnek alması gereken bir öyküdür. “bir yargılama”da da önce idam edilip sonra yargılanmak istenen bir adamın hikayesi vardır ki ben okurken ciddi kahkahalar savurdum. en uzun hikaye olan “bir atın hikayesi”nde buffalo bill’in atının ağzından dinlersiniz öyküyü çoğu zaman ve bu öyküde yine askeri bir ortamda geçer ve içinde de çok sevimli bir kız çocuğu vardır.

mark twain çok büyük bir yazar olduğunu zaten ölmeden önce kanıtlama şansına erişmiş bir yazardır. okunmasını tavsiye etmek haddim değil elbette ama kitaplarına ilginizi çekmeye cesaret edebilirim sanırım. size yabancı olmadığına emin olduğum bu yazarı bir kez daha anma fırsatı olarak sunuyorum bu kitabı.

mark twain’in sözleriyle bitiriyorum yazımı:
araştır, hayal et ve keşfet…
devamını gör...

evet malumunuz bu aralar sık sık yaşanan bir durum. 3 ocaktan beri kafa sözlükte yazıyorum, kimse babamın oğlu falan değil burada, birkaç kez tanım düzeltmem yada polemiğe girmemem konusunda uyarıldım, haklılardı saygı duydum. sonuçta bir format var ortada ve sana küfür etmeyeceksin sataşmayacaksın ve hakaretvari konuşmayacaksın diyor bunun nesini anlamıyorlar gerçekten anlamıyorum. bu kadar şeye rağmen uyarıya rağmen en ufak birşeyde akış kısmını sansür sansür diye meşgul ediyorlar,biz orda daha güzel konular görmek istiyoruz, böyle şeylerle zaman kaybetmek istemiyoruz. başlıkları engelle seçeneğimiz olsaydı keşke ama yok tanımları engelliyorsun adam gelip nick altına tanım giriyor, kendisi ile hiç muhattap olmadığın halde,buda ayrı bir karın ağrısı.
devamını gör...

gözlenebilir evrende geçerli olan, deneylerle kanıtlanmış, belirli şartlar altındaki maddelerin ve enerjinin davranışını açıklayan ilkeler.
devamını gör...

allah'ın emri peygamberin kavliler, hayırlısı olsunlar, nasipler, kısmetler, selamlar, dualar vs. derken annenin dayanamayıp burası atatürk'ün kurduğu laik bir ülke inancınızı belli edemezsiniz ne yaşıyorsanız içinizde yaşayacaksınız böyle konuşacaksanız yallah arabistan'a diyerek misafir olduğumuz kız tarafını kendi evlerinden kovması durumudur. rezil olduk. evet.
devamını gör...

düşündüğünüz kadar değerli değilsiniz. ya da üzüldüğünüz kadar değersiz değilsiniz.

değeri belirleyen sizsiniz.
devamını gör...

kendi ülkenizde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim