geceye bir anı bırak
güzel bir anımı hatırlayamadım ama babamın bir anısını yazayım.
sene 1998 babam ve 5 arkadaşı çok güzel bir kadroyla dershane açıyorlar. dershane açıldıktan sonra tek yapılması gereken öğrencilere ulaşmak ve kayıt yaptırmaları için ikna etmek. o dönemlerde de dershaneler arası bir moda varmış, dereceye giren ogrencilere hediye vermek gibi. bizimkiler de düşünmüşler ve reklam panolarına bu yaziyi yazdırmışlar
" üniversite giriş sınavında ilk 3'e giren öğrencimize 0 km doğan slx vereceğiz"
tabi bu kampanyadan dolayı bütün sınıflar dolmuş bunun heyecanıyla bir sene eğitim vermişler ve sınav zamanı gelmiş bütün öğrenciler sınava girmiş. yaklaşık olarak 2 ay sonra sınav sonuçları açiklanmiş.
ertesi hafta bir öğrenci bu reklam projesini hatirlamiş ve dershaneyi ziyarete gelmiş belgelerle babama ve diğer hocalara türkiye'de fen kısmında 3 matematik kisminda 2. olarak derece yaptığını söylemiş ve arabayi istemiş.
tabi bizimkiler öyle bir reklam yaptiklarini bile unutmuşlar. neyse sadete geleyim
1999 yılında sıfir km doğan slx'i almış babamgil ve öğrenciye vermiş. öğrenci şuanda başarili bir endüstri mühendisi.
bu da böyle bir anımız buraya kadar okuduysan teşekkür ederim.*
sene 1998 babam ve 5 arkadaşı çok güzel bir kadroyla dershane açıyorlar. dershane açıldıktan sonra tek yapılması gereken öğrencilere ulaşmak ve kayıt yaptırmaları için ikna etmek. o dönemlerde de dershaneler arası bir moda varmış, dereceye giren ogrencilere hediye vermek gibi. bizimkiler de düşünmüşler ve reklam panolarına bu yaziyi yazdırmışlar
" üniversite giriş sınavında ilk 3'e giren öğrencimize 0 km doğan slx vereceğiz"
tabi bu kampanyadan dolayı bütün sınıflar dolmuş bunun heyecanıyla bir sene eğitim vermişler ve sınav zamanı gelmiş bütün öğrenciler sınava girmiş. yaklaşık olarak 2 ay sonra sınav sonuçları açiklanmiş.
ertesi hafta bir öğrenci bu reklam projesini hatirlamiş ve dershaneyi ziyarete gelmiş belgelerle babama ve diğer hocalara türkiye'de fen kısmında 3 matematik kisminda 2. olarak derece yaptığını söylemiş ve arabayi istemiş.
tabi bizimkiler öyle bir reklam yaptiklarini bile unutmuşlar. neyse sadete geleyim
1999 yılında sıfir km doğan slx'i almış babamgil ve öğrenciye vermiş. öğrenci şuanda başarili bir endüstri mühendisi.
bu da böyle bir anımız buraya kadar okuduysan teşekkür ederim.*
devamını gör...
hata yapmak üzerine sözler
“hata işlemek ve bunu düzeltmek için çaba harcamaktan kaçınmak, asıl yanlış davranış budur. yanlış bir iş yapmışsan, onu düzeltmekten hiçbir zaman utanmamalısın.”
elias canetti.
elias canetti.
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
azıcık kıçım tutuşsun müthiş yalan söylerim. öyle bir yalan söylerim ki “ulen yoksa doğru mu söylüyorum?” derim. herkese karşı değilse de sevdiğim insanlara karşı içten içe kendimi yememe sebep olur.
(bkz: bugün fazla dürüstüm)
(bkz: bugün fazla dürüstüm)
devamını gör...
insana kendini zengin hissettiren şeyler
gündüz ayrı gece ayrı çorap giymek.
hem zenginim hem de 4 mevsim üşüyebilirim.
hem zenginim hem de 4 mevsim üşüyebilirim.
devamını gör...
çukur
(bkz: andrey platonov) romanıdır, muhteşemdir.
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
devamını gör...
kovid 19 teşhisini 10 saniyede yapan yerli test
bilkent üniversitesi ulusal nanoteknoloji araştırma merkezi'nde türk araştırmacılar tarafından kovid 19'un teşhisini %99 güvenilirlikle 10 saniyede yapan diagnovir adlı sistem kullanıma sunuldu. şimdiden birçok ülkeden talep varmış. toplu organizasyonlar için müthiş kolaylık sağlar. bilkent üniversitesi rektörü şöyle demiş:
şu anda seri üretim sürecine geçildi. dünyanın her tarafından sisteme talep var ve kullanmak istediklerini belirtiyorlar. özellikle kovid-19 riski büyük olan havaalanı gibi yerlerde, sonucu hemen alınabildiği için havaalanları istiyor, üretimin durması büyük maliyetlere neden olabileceği için büyük fabrikalar istiyor. örneğin, alman futbol ligi istedi. dünyada eşi olmayan bir sistem olduğuna inanıyoruz.
üniversitemizin mezuniyet töreni 4 bin kişilik açık bir alanda yapılıyor, 8 ayrı seansta gerçekleştirilen her törene ailelerle birlikte yaklaşık 1200 kişi katılıyor. tören alanında bulaş açısından sosyal mesafenin yeterli olmasına rağmen bu yıl ilk kez bu sistemi kullandık.öğrenci kovid-19 testinin sonucunu aldı, testi negatif çıkan öğrenciye rozet verdik ve bu rozetle birlikte törene katıldılar, böylece mezuniyet töreni için güvenli bir ortam oluşturulmuş oldu. tüm buna karşın maske ve sosyal mesafe kurallarına da dikkat ediliyor.
buradan
şu anda seri üretim sürecine geçildi. dünyanın her tarafından sisteme talep var ve kullanmak istediklerini belirtiyorlar. özellikle kovid-19 riski büyük olan havaalanı gibi yerlerde, sonucu hemen alınabildiği için havaalanları istiyor, üretimin durması büyük maliyetlere neden olabileceği için büyük fabrikalar istiyor. örneğin, alman futbol ligi istedi. dünyada eşi olmayan bir sistem olduğuna inanıyoruz.
üniversitemizin mezuniyet töreni 4 bin kişilik açık bir alanda yapılıyor, 8 ayrı seansta gerçekleştirilen her törene ailelerle birlikte yaklaşık 1200 kişi katılıyor. tören alanında bulaş açısından sosyal mesafenin yeterli olmasına rağmen bu yıl ilk kez bu sistemi kullandık.öğrenci kovid-19 testinin sonucunu aldı, testi negatif çıkan öğrenciye rozet verdik ve bu rozetle birlikte törene katıldılar, böylece mezuniyet töreni için güvenli bir ortam oluşturulmuş oldu. tüm buna karşın maske ve sosyal mesafe kurallarına da dikkat ediliyor.
buradan
devamını gör...
din
en kârlı ticaret sektörüdür. özellikle cehalet ile kombine edildiğinde krallar gibi yaşatır.
devamını gör...
kibar insanı zayıf görmek
insanlığın genel sorunu.
kendileri höt höt olduğu için tepenize çıkmaya müsaittirler. herkese hak ettiği gibi muamele edilmesi gerekiyor.
kendileri höt höt olduğu için tepenize çıkmaya müsaittirler. herkese hak ettiği gibi muamele edilmesi gerekiyor.
devamını gör...
yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler
geri zekalilar..
devamını gör...
bugün yaşadığımız duygulardan birini paylaşalım
bir ayıcık(oyuncak) var ki öyle tatlı öyle güzel, bi de benimmm. sarılmaya, öpmeye doyamıyorsun. beni çok mutlu etti ve mutluluktan yorulup uyuyup kalmışım. anladım ki ben en çok hudutsuzca sarılmayı seviyorum, ara ara öpmeyi seviyorum. hayalimde hediyeyi alan kişi ile de öyle sarılıp kalmak istiyorum ve çok mutlu olacağım o mutluluk ile de ölmek istiyorum. (ağladım.)
devamını gör...
özlem duygusuyla baş edemeyince hırçınlaşmak
özlemenin, özlenenden hıncının alınması durumu.
devamını gör...
troll yazarları beslemiyoruz kampanyası
sonuna kadar destek verdiğim kampanya. sponsor dahi olabilirim bu konuda. kampanyayı ilerletmek isteyen arkadaşlar menajerime mesaj bırakabilirler.*
devamını gör...
büyük iskender
öldükten sonra büyük sıfatını almış hükümdardır.
gerçek ismi alexander. arapça konuşanların alexander'i el iksender olarak algıladığından ks sesi dillerinde olmadığından o sesi ters çevirip sk yaptıklarından, önündeki el takısı da çıkarılınca iskender olarak kalakalmıştır. literatürümüze de öyle girmiştir.
efsaneye göre frigler, kahinlerin sözüne uyup şehre kağnı ile giren ilk adamı, yani gordios'u kral ilan ederler. gordios da kızılcık dallarından örmüş olduğu bağlarla arabasını tapınağa bağlar ve bu düğümü çözecek kişinin asya 'ya hakim olacağını söyler. o kördüğümü çözmeye uğraşanlar o kadar enerjiye rağmen aylarca uğraşsalar da çözemezler. tarihte büyük iskender olarak anılan makedonya kralı da, düğümün büyüsüne kapılarak şehre girer ve uzunca bir çabadan sonra kılıcını çekip kızılcık dallarından oluşan düğümü dağıtır.
gerçekten de dendiği gibi iskender, asya'nın hakimi olur. birçok devleti tarihten silmiş, kendi imparatorluğunu kurmuştur. tarih kitaplarında çok büyük askeri deha olarak tanıtılır. ama söylenceye göre sabırsız davranıp düğümü erkenden çözdüğü için lanetlenmiş kabul edilir ve 33 yaşında hastalıktan ölür. kaba kuvvetin çare olmadığına örnek verilir.
gerçek ismi alexander. arapça konuşanların alexander'i el iksender olarak algıladığından ks sesi dillerinde olmadığından o sesi ters çevirip sk yaptıklarından, önündeki el takısı da çıkarılınca iskender olarak kalakalmıştır. literatürümüze de öyle girmiştir.
efsaneye göre frigler, kahinlerin sözüne uyup şehre kağnı ile giren ilk adamı, yani gordios'u kral ilan ederler. gordios da kızılcık dallarından örmüş olduğu bağlarla arabasını tapınağa bağlar ve bu düğümü çözecek kişinin asya 'ya hakim olacağını söyler. o kördüğümü çözmeye uğraşanlar o kadar enerjiye rağmen aylarca uğraşsalar da çözemezler. tarihte büyük iskender olarak anılan makedonya kralı da, düğümün büyüsüne kapılarak şehre girer ve uzunca bir çabadan sonra kılıcını çekip kızılcık dallarından oluşan düğümü dağıtır.
gerçekten de dendiği gibi iskender, asya'nın hakimi olur. birçok devleti tarihten silmiş, kendi imparatorluğunu kurmuştur. tarih kitaplarında çok büyük askeri deha olarak tanıtılır. ama söylenceye göre sabırsız davranıp düğümü erkenden çözdüğü için lanetlenmiş kabul edilir ve 33 yaşında hastalıktan ölür. kaba kuvvetin çare olmadığına örnek verilir.
devamını gör...
asla bir sorunun mu var evladım demeyen ebeveyn
söylese dahaçok ürkerim kesin bir bok yerken yakalandım diye.
devamını gör...
kırlentlerle ev yapmak
saatler süren bir istanbul trafiği sonunda artık ağrı içinde kardeşimin evine gittim. sırtıma ve kolumun altına minderleri doldururdu. üzüntülü bir akşamdı, sessizdi. ağlamamak için sıklıkla yukarı baktığını hissettim.
hatırlıyo musun, minderlerden ev yapıyoduk böyle diyince kocaman gülümsedi. hatta aynı çocukluğundaki gibiydi.
güzel çocukluk anıları bir çatlaktan sızarak yılları aşıp geliyor ve ortamın havasını aniden değiştiriyor bazen.
hatırlıyo musun, minderlerden ev yapıyoduk böyle diyince kocaman gülümsedi. hatta aynı çocukluğundaki gibiydi.
güzel çocukluk anıları bir çatlaktan sızarak yılları aşıp geliyor ve ortamın havasını aniden değiştiriyor bazen.
devamını gör...
kemalettin tuğcu
ilkokul yıllarımda yirmiden fazla kitabını okuduğum yazardır. otuz ya da 40 sayfayı aşmayan güzel kapaklı kitaplardı. aralalarından sadece "kayıkçı güzeli" kitabının ismini hatırlıyorum. onu komşunun çocuğuna ödünç vermiştim. bir hafta sonra taşınmışlardı. belki de bu sebepten içimde yer etmiş.
devamını gör...
mao zedong'un serçe katliamı
çin'in kurucusu mao zedong, 1958 yılından sonra tarım ürünlerine zarar verdiği gerekçesiyle sivrisinek, fare, sinek ve özellikle serçelerin soyunun kurutulmasını ister. yaklaşık 2 yıl boyunca halk gördüğü bütün serçeleri öldürür, öldürdükleri serçe başına da ödül alırlar.
serçelerin miktarı azalınca da böceklerin sayısı artar ve bu sefer de böcekler tarlaları istila eder. 1960 yılından sonra da bu kez serçeler koruma altına alınır. hatta çin, serçe miktarı yetersiz olunca rusya'dan serçe ithal etmek zorunda kalmışlardır böceklerin sayısını azaltmak için.
serçelerin miktarı azalınca da böceklerin sayısı artar ve bu sefer de böcekler tarlaları istila eder. 1960 yılından sonra da bu kez serçeler koruma altına alınır. hatta çin, serçe miktarı yetersiz olunca rusya'dan serçe ithal etmek zorunda kalmışlardır böceklerin sayısını azaltmak için.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
"allah, insanın yarattığı en değerli varlıktır."
"sayın başbakan gibi söz verip sözünün arkasında duran biri değiliz biz."
"inancı siyaset konusu yapmayız. allah'tan korkarız her şeyden önce, kuldan utanmasak bile."
"ispat edemezsen, benim adımı yolsuzlukla anarsan ağağnan."
-kılıçdaroğlu
"sayın başbakan gibi söz verip sözünün arkasında duran biri değiliz biz."
"inancı siyaset konusu yapmayız. allah'tan korkarız her şeyden önce, kuldan utanmasak bile."
"ispat edemezsen, benim adımı yolsuzlukla anarsan ağağnan."
-kılıçdaroğlu
devamını gör...
orhan veli kanık
ağlasam sesimi duyar mısınız
mısralarımda
dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce
bir yer var biliyorum
her şeyi söylemek mümkün
epeyce yaklaşmışım duyuyorum
anlatamıyorum.
*
30larında üzerinde bir gömleği ile ölen ceketi bile olmayan şair.
mısralarımda
dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce
bir yer var biliyorum
her şeyi söylemek mümkün
epeyce yaklaşmışım duyuyorum
anlatamıyorum.
*
30larında üzerinde bir gömleği ile ölen ceketi bile olmayan şair.
devamını gör...
beğenilme ihtiyacı
aslında hayatımıza girişi sosyal medya ile değildir, sosyal medya yalnızca bunun abartılı bir yeniden tezahürüdür. zira topluma faydalı, iyi bir insan olmak gibi algılar büyük çoğunlukta beğenilme ve takdir edilme ihtiyacına hizmet eder.
devamını gör...