oğuz atay
daha çok tutunamayanlar kitabı ile gündeme gelse de korkuyu beklerken , tehlikeli oyunlar kitapları da gayet güzel olan çağını aşmış bir yazardır. daha çok toplumsal gerçeklere ve meselelere önem veren bir yazardır. lakin tutunamayanlar kitabında bireysel çözümlemeleri göze çarpmaktadır.
devamını gör...
dualarınıza dikkat edin gerçekleşebilirler
amerikalı yazar ralph waldo emerson tarafından söylendiği iddia edilen söz.
iyi ya da kötü fark etmeksizin, ettiğiniz dualar ya da dile getirdiğiniz istekler gerçek olabilir. bu durumda istediğiniz şeyin sizin ya da bir başkasının iyiliğine/kötülüğüne olması, sizi herhangi bir nedenden ötürü pişman edebilir. bu yüzden, özellikle de öfkeliyken, ağzınızdan (yahut kalbinizden) çıkanı kulağınız duymalı.
iyi ya da kötü fark etmeksizin, ettiğiniz dualar ya da dile getirdiğiniz istekler gerçek olabilir. bu durumda istediğiniz şeyin sizin ya da bir başkasının iyiliğine/kötülüğüne olması, sizi herhangi bir nedenden ötürü pişman edebilir. bu yüzden, özellikle de öfkeliyken, ağzınızdan (yahut kalbinizden) çıkanı kulağınız duymalı.
devamını gör...
radyum kızları
20. yüzyılın başlarında waterbury saat fabrikası'nda çalışan ve karanlıkta parlayan boyalarla saatleri boyayan ama o parlayan şeyin ne olduğunu anladıklarında iş işten geçtiği için canlarından olan işçi kızlar.
1. dünya savaşı'nda askerler cephede düşman tarafından görülmeden saati öğrenmek için bu fosforlu saatleri kullanıyordu. bu güzel saatler savaştan sonra moda olmuştu. bu nedenle fabrika, birçok genç kızı bu saatleri bu parlak madde ile boyamaları için işe almıştı.
kızlar işten artan boyaları, gece karanlığında ışıl ışıl görünmek için her taraflarına sürüyor, dişlerini bununla parlatıyor, dudaklarına bu boyayı sürüyordu. zaten boya yaptıkları fırçayı da sivriltmek için zaman zaman dudaklarından yardım aldıkları oluyordu.
ancak bir süre sonra kızların dişlerinde dökülmeler, çene kemiklerinde erimeler, kapanmayan yaralar görülmeye başlandı. ölüm vakaları da manzaraya dahil oldu.
maalesef kızların neredeyse içinde yüzdüğü bu parlak boya, radyumdu. bu son derece radyoaktif bir maddeydi.
curie ailesi bu elementi keşfettikten sonra, ne yazık ki büyük bir yanılgı ile kansere iyi geleceğini düşünmüşlerdi ve ortalığı bir radyum çılgınlığı sarmıştı. radyum içeren ürünler eczanelerde bile satılmaya başlanmıştı.
kızlar hastalık ve ölümlerle boğuşmaya başlayıp vakalar da tavan yapınca bu işin peşine düşüldü. görüldü ki vücutlarında yoğun miktarda radyum var, hatta nefes verdiklerinde ağızlarından radon gazı çıkıyor. üstelik ölen kızların kemikleri bile radyasyon yaymaya devam ediyordu.
***
tabi gerçek ortaya çıkınca eski çalışanlar fabrikaya karşı dava açtılar.
--- alıntı ---
kısa bir süre sonra davaya hastalanmış başka eski çalışanlar da katıldı. davacılar, kişi başına 250.000 dolar tazminat talep ediyorlardı. ancak fabrikanın arkasındaki politik ve maddi destek çok güçlü idi ve dava uzadıkça uzuyordu. dava sürerken quinta’nın iki kalça kemiği de kırıldı, albina tamamen yatalak hale geldi. edna artık neredeyse yürüyemez hale gelmişti ve fabrikada çalışmayı bırakalı yıllar olmasına rağmen geceleri hala saçları parıldıyordu. çene kemiği kopmuş olan katherine, avukatına “eğer 250.000 doları kazanırsam cenazeme bir sürü gül alabilirim değil mi?” diye soruyordu.
dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. 1928 sonbaharında, dava nihayet sonuca bağlandı ve jüri us radium firmasının her bir davalıya 10.000 dolar tazminat ödemesine, ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi. ilaveten, radyum boyası kullanımına ilişkin ciddi düzenlemeler getirildi.
(acikbilim. com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
ne yazık ki birçok kimyacının da genç yaşta ölme nedeni, o zamanlar ne olduğu iyi bilinmeyen radyoaktivitedir.
çenesinde tümör çıkan radyum kızlarından biri:
1. dünya savaşı'nda askerler cephede düşman tarafından görülmeden saati öğrenmek için bu fosforlu saatleri kullanıyordu. bu güzel saatler savaştan sonra moda olmuştu. bu nedenle fabrika, birçok genç kızı bu saatleri bu parlak madde ile boyamaları için işe almıştı.
kızlar işten artan boyaları, gece karanlığında ışıl ışıl görünmek için her taraflarına sürüyor, dişlerini bununla parlatıyor, dudaklarına bu boyayı sürüyordu. zaten boya yaptıkları fırçayı da sivriltmek için zaman zaman dudaklarından yardım aldıkları oluyordu.
ancak bir süre sonra kızların dişlerinde dökülmeler, çene kemiklerinde erimeler, kapanmayan yaralar görülmeye başlandı. ölüm vakaları da manzaraya dahil oldu.
maalesef kızların neredeyse içinde yüzdüğü bu parlak boya, radyumdu. bu son derece radyoaktif bir maddeydi.
curie ailesi bu elementi keşfettikten sonra, ne yazık ki büyük bir yanılgı ile kansere iyi geleceğini düşünmüşlerdi ve ortalığı bir radyum çılgınlığı sarmıştı. radyum içeren ürünler eczanelerde bile satılmaya başlanmıştı.
kızlar hastalık ve ölümlerle boğuşmaya başlayıp vakalar da tavan yapınca bu işin peşine düşüldü. görüldü ki vücutlarında yoğun miktarda radyum var, hatta nefes verdiklerinde ağızlarından radon gazı çıkıyor. üstelik ölen kızların kemikleri bile radyasyon yaymaya devam ediyordu.
***
tabi gerçek ortaya çıkınca eski çalışanlar fabrikaya karşı dava açtılar.
--- alıntı ---
kısa bir süre sonra davaya hastalanmış başka eski çalışanlar da katıldı. davacılar, kişi başına 250.000 dolar tazminat talep ediyorlardı. ancak fabrikanın arkasındaki politik ve maddi destek çok güçlü idi ve dava uzadıkça uzuyordu. dava sürerken quinta’nın iki kalça kemiği de kırıldı, albina tamamen yatalak hale geldi. edna artık neredeyse yürüyemez hale gelmişti ve fabrikada çalışmayı bırakalı yıllar olmasına rağmen geceleri hala saçları parıldıyordu. çene kemiği kopmuş olan katherine, avukatına “eğer 250.000 doları kazanırsam cenazeme bir sürü gül alabilirim değil mi?” diye soruyordu.
dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. 1928 sonbaharında, dava nihayet sonuca bağlandı ve jüri us radium firmasının her bir davalıya 10.000 dolar tazminat ödemesine, ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi. ilaveten, radyum boyası kullanımına ilişkin ciddi düzenlemeler getirildi.
(acikbilim. com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
ne yazık ki birçok kimyacının da genç yaşta ölme nedeni, o zamanlar ne olduğu iyi bilinmeyen radyoaktivitedir.
çenesinde tümör çıkan radyum kızlarından biri:
devamını gör...
erkeklerin regl olması durumunda yaşanabilecekler
ya özel günümdeyim kızım idare et birkaç gün diyorum.
devamını gör...
sevilen bir şiirin olmaması
şiir az kelimeyle çok şey anlatmanın edebi bir yolu. anlatılmak istenen tüller arkasından gösterilir bize ,açıkça ortaya konmaz. kişi kendince farklı anlamlar çıkartıp, kendinden bir şeyler bulabilir. yine de herkesin tercih edeceği bir anlatım biçimi değildir.
düz yazı da ise anlatılmak istenen açıkça konar ortaya ve genellikle çıkarabileceğiniz anlam çok da göreceli değildir. özellikle dikkat süresinin 8 saniyeye düştüğü günümüzde kişiler daha çabuk anlayabileceği şeyleri tercih ediyor. bu sebeple şiire olan ilginin azalması şaşırtıcı bir durum değildir.
düz yazı da ise anlatılmak istenen açıkça konar ortaya ve genellikle çıkarabileceğiniz anlam çok da göreceli değildir. özellikle dikkat süresinin 8 saniyeye düştüğü günümüzde kişiler daha çabuk anlayabileceği şeyleri tercih ediyor. bu sebeple şiire olan ilginin azalması şaşırtıcı bir durum değildir.
devamını gör...
yüzüklerin efendisi'nde geçen efsane sözler
tolkien kimi noktalarda kendi mesajını bize vermeye çalışır kimi zamanlarda da durumu özetlemek için güzel bir söyleyiş kullanırken,karakterleri aracılığıyla arkasında güzel sözler bırakmıştır ;
- dünya değişiyor... bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum... kokusunu alıyorum. eskilerden pek bir şey kalmadı zira hatırlayanlardan yaşayan yok artık... (galadriel)
- pippin: böyle sona ereceğini hiç sanmazdım.. gandalf: son mu? hayır bu yolculuğun sonu değil.. ölüm, sadece başka bir yoldur; hepimizin aşması gereken...
- babalar oğullarını gömmemeli. (théoden)
- yaşayan pek çok kişi ölümü hakeder. ölülerden bazıları da yaşamı. yaşamı onlara verebilir misin? ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. en bilgeler bile sonu göremez. (gandalf)
- içinizden en az yarısını arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum. (bilbo baggins)
- lakin sen kızım aynı kışın çöken yıldızsız geceler gibi karanlık ve kuşku içinde kalacaksın. (elrond)
- peki atla binicisi nerede... öten o boru nerde... dağlardan yağmur gibi geçtiler, çayırlardan yel gibi estiler, günler batıdan battı bile, tepelerin ardından; gölgeler içine,nasil bu hale geldik! (théoden)
- hiç bir şey hatırlamıyorum sam! ne suyun sesini, ne rüzgarın hissini... ben... çırılçıplağım!.. (frodo)
- onlara asla merhamet etmeyin, çünkü onlar da size etmeyecek!(aragorn)
- küllerin içinden bir ateş parlasın, gölgeden parlak bir ışık doğsun ve kırılan kılıç yeniden onarılsın. (arwen)
- kişilerin en ufağı bile geleceğin akışını değiştirebilir.(galadriel)
-sevgi sadakatle cesaret itibarla ihanet intikamla ödüllendirilir. ( denethor)
- frodo: gandalf... geç kaldın. gandalf: bir büyücü asla geç kalmaz, erken gelmediği gibi. o hep tam zamanında gelir.
- dünya değişiyor... bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum... kokusunu alıyorum. eskilerden pek bir şey kalmadı zira hatırlayanlardan yaşayan yok artık... (galadriel)
- pippin: böyle sona ereceğini hiç sanmazdım.. gandalf: son mu? hayır bu yolculuğun sonu değil.. ölüm, sadece başka bir yoldur; hepimizin aşması gereken...
- babalar oğullarını gömmemeli. (théoden)
- yaşayan pek çok kişi ölümü hakeder. ölülerden bazıları da yaşamı. yaşamı onlara verebilir misin? ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. en bilgeler bile sonu göremez. (gandalf)
- içinizden en az yarısını arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum. (bilbo baggins)
- lakin sen kızım aynı kışın çöken yıldızsız geceler gibi karanlık ve kuşku içinde kalacaksın. (elrond)
- peki atla binicisi nerede... öten o boru nerde... dağlardan yağmur gibi geçtiler, çayırlardan yel gibi estiler, günler batıdan battı bile, tepelerin ardından; gölgeler içine,nasil bu hale geldik! (théoden)
- hiç bir şey hatırlamıyorum sam! ne suyun sesini, ne rüzgarın hissini... ben... çırılçıplağım!.. (frodo)
- onlara asla merhamet etmeyin, çünkü onlar da size etmeyecek!(aragorn)
- küllerin içinden bir ateş parlasın, gölgeden parlak bir ışık doğsun ve kırılan kılıç yeniden onarılsın. (arwen)
- kişilerin en ufağı bile geleceğin akışını değiştirebilir.(galadriel)
-sevgi sadakatle cesaret itibarla ihanet intikamla ödüllendirilir. ( denethor)
- frodo: gandalf... geç kaldın. gandalf: bir büyücü asla geç kalmaz, erken gelmediği gibi. o hep tam zamanında gelir.
devamını gör...
hıdırellez
yaklaşıyor canım, balım, pek bir sevdiğim o güzel gün. malzemelerinizi hazır tutun sözlük ahalisi. aklımda kaldığı kadarını yazıcam.
5 mayıs günü adaçayı yakın ve evinizde gezdirin. evin havası temizlensin.
pencereleri açın ki duman altı olmasın.
6 mayıs günü kağıdı kalemi kapın isteklerinizi olmuş gibi yazın. unutmayın kendiniz için dilek yazmalısınız. pislik yapmayın lütfen*.
kağıdı katlayın ve gül ağacının dibine gömün (gül ağacı yoksa sevdiğiniz bir bitkinin dibine gömün) .
sabah erkenden gömdüğünüz kağıdı alın ve suya atın. paramparça olana kadar orada kalsın.
daha detaylı ritüeller için google amcanıza sorun sözlük. benden bu kadar.
5 mayıs günü adaçayı yakın ve evinizde gezdirin. evin havası temizlensin.
pencereleri açın ki duman altı olmasın.
6 mayıs günü kağıdı kalemi kapın isteklerinizi olmuş gibi yazın. unutmayın kendiniz için dilek yazmalısınız. pislik yapmayın lütfen*.
kağıdı katlayın ve gül ağacının dibine gömün (gül ağacı yoksa sevdiğiniz bir bitkinin dibine gömün) .
sabah erkenden gömdüğünüz kağıdı alın ve suya atın. paramparça olana kadar orada kalsın.
daha detaylı ritüeller için google amcanıza sorun sözlük. benden bu kadar.
devamını gör...
yusuf aslan
mayıs yaklaşırken sıkıntı basar beni, yıllardır böyle. gencecik insanları astılar, sanki bir babanın evladı değilmiş gibi.
beşir aslan, yusuf'un babası.
mart'ın 3'üydü. iki gün sonra odtü'de büyük bir çatışma çıkmıştı. o günden sonra olaylar ankara'da zincirlemesine genişledi. ve ayın 16'sında radyodan oğlunun sivas'ta yakalandığı haberini aldı. radyo, yusuf aslan'ın vurularak ele geçirildiğini bildirmişti.
beşir aslan, hemen sivas'a hareket etmiş ve oğlunun yattığı yere gitmişti. yusuf, ağır yaralı ve hasta olarak yatıyordu. yaralanıp düştüğü yerde buzlar üstünde saatlerce bekletilmişti. daha sonra da soyundurulmuş, saatlerce soğukta bırakılmıştı. babasını görünce “iyiyim, üzülmeyin” dedi. yatağında zincire vurulmuş bir durumda yatıyordu. ağır ağır konuşuyor, vurulduktan on bir saat sonra yarasına bakılmaya başlandığını anlatıyordu.
..
"benim yavrum hastalanmış
kuru yerde yata yata"
(bkz: darağacında üç fidan)
beşir aslan, yusuf'un babası.
mart'ın 3'üydü. iki gün sonra odtü'de büyük bir çatışma çıkmıştı. o günden sonra olaylar ankara'da zincirlemesine genişledi. ve ayın 16'sında radyodan oğlunun sivas'ta yakalandığı haberini aldı. radyo, yusuf aslan'ın vurularak ele geçirildiğini bildirmişti.
beşir aslan, hemen sivas'a hareket etmiş ve oğlunun yattığı yere gitmişti. yusuf, ağır yaralı ve hasta olarak yatıyordu. yaralanıp düştüğü yerde buzlar üstünde saatlerce bekletilmişti. daha sonra da soyundurulmuş, saatlerce soğukta bırakılmıştı. babasını görünce “iyiyim, üzülmeyin” dedi. yatağında zincire vurulmuş bir durumda yatıyordu. ağır ağır konuşuyor, vurulduktan on bir saat sonra yarasına bakılmaya başlandığını anlatıyordu.
..
"benim yavrum hastalanmış
kuru yerde yata yata"
(bkz: darağacında üç fidan)
devamını gör...
intihar notu
insanın kendini öldürmeden önce dünyaya bıraktığı son mesajdır.
son çırpınıştır son vedadır.
son kez anlaşılmak istemesidir.
son çırpınıştır son vedadır.
son kez anlaşılmak istemesidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının dizi önerileri
şahsiyet izlemeyen lütfen izlesin lütfen.
devamını gör...
oje bağımlılığı
bende de var olan bağımlılık. oje sürmesi, o renklerin elde görünüşü falan çok güzel olsa da tırnaklara zarar veriyor. ara sıra tırnakları ojesiz bırakıp bakım yapmakta fayda var.
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
küfür etmek. çok nadir sinirlendiğimde ederim zaten ama yine de bana hiç yakışmıyor.
devamını gör...
sözlüğün azalarak bitmesi
pandeminin inceden yakamızı salmasıyla ortaya çıkan kaçınılmaz durum.
devamını gör...
normal sözlük'ün dergi projesi
edebî tiyatro yazmaya gönüllü olabileceğim dergidir.
devamını gör...
evlenmeyecek olmak
şimdi tüm umutlarını sana bağlayan milyonlarca kadın yasta, neden yaptın ki bunu?
devamını gör...





