sözlüğe arkadaşını getir kitabı götür kampanyası
sözlüğe kitabı ben vereyim, arkadaşım sözlüğe adımını atmasın kampanyası ile kıyasıya yarışacak başlık.
devamını gör...
mekselina islam
eger bunu kabul ettiyseler, neden olmasin? normal bana gore, herkes kendisine gore biriyle evlenmeli. bu kadinlar boyle adamlarla evleniyor, bu durumdan da sikayetci degiller. bu durumda kimsenin onlarin aile ici durumlarina, inanclarina karisamaz.
devamını gör...
geçmişten günümüze türkiye'de anayasal süreç
bence ek olarak; bülent tanör'ün "osmanlı türk anayasal gelişmeleri" ve "iki anayasa" kitapları da temin edilip okunmalıdır.
hatta "anayasal gelişme tezleri" bu iki kitap okunduktan sonra okunmalıdır zira öncelikle tarihsel gelişim süreci "osmanlı türk anayasal gelişmeleri" kitabında gayet güzel anlatılır.
"iki anayasa" ise 61 ve 82 anayasalarının mukayesesi üzerine kuruludur lakin bu anayasalara karşı verilen toplumsal ve siyasi refleksleri de gayet güzel anlatır.
zaten "anayasal gelişme tezleri" sonradan derlenmiş bir eserdir ve bu ikisinden sonra okursanız daha tamamlayıcı bir nitelik arz eder diye düşünüyorum.
tabi şu ķısım önemli; bülent tanör hocanın dili ve anlatımı durudur. hukukçu olmayanların anayasal gelişim süreçlerini hem hukuki hem toplumsal yönden idraki açısından, bir anayasa profesörünün gözünden okuması şanstır. sürekli bir kavram bombardımanı altında kalmazsınız. işin teknik boyutu sizi yıpratmaz. misal iki anayasa kitabında nükteli bir anlatımı vardır ki, bu seyrek bulabileceğiniz bir güzelliktir.
bülent hoca çok önemli bir değerdi, ona reva görülenler ise başka bir başlığın konusu.
hatta "anayasal gelişme tezleri" bu iki kitap okunduktan sonra okunmalıdır zira öncelikle tarihsel gelişim süreci "osmanlı türk anayasal gelişmeleri" kitabında gayet güzel anlatılır.
"iki anayasa" ise 61 ve 82 anayasalarının mukayesesi üzerine kuruludur lakin bu anayasalara karşı verilen toplumsal ve siyasi refleksleri de gayet güzel anlatır.
zaten "anayasal gelişme tezleri" sonradan derlenmiş bir eserdir ve bu ikisinden sonra okursanız daha tamamlayıcı bir nitelik arz eder diye düşünüyorum.
tabi şu ķısım önemli; bülent tanör hocanın dili ve anlatımı durudur. hukukçu olmayanların anayasal gelişim süreçlerini hem hukuki hem toplumsal yönden idraki açısından, bir anayasa profesörünün gözünden okuması şanstır. sürekli bir kavram bombardımanı altında kalmazsınız. işin teknik boyutu sizi yıpratmaz. misal iki anayasa kitabında nükteli bir anlatımı vardır ki, bu seyrek bulabileceğiniz bir güzelliktir.
bülent hoca çok önemli bir değerdi, ona reva görülenler ise başka bir başlığın konusu.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
benim de dahil olduğum iticilik durumu.
allah askına bana itici diyen birini düşünemiyorum ya... bana bana.. honki sultana...
allah askına bana itici diyen birini düşünemiyorum ya... bana bana.. honki sultana...
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
harun koçak-dualarım yoluna.
devamını gör...
terörist misin testi
kendini desteklemeyenlere terörist diyen bir cumhurbaşkanı düşünün.
şaka gibi.
şaka gibi.
devamını gör...
sözlükte herkesin birbiri ile senli benli konuşması
bana da hep siz diyorlar.
bunlar hep yanlış nick seçiminden.
bunlar hep yanlış nick seçiminden.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
serdar ortaç. *
devamını gör...
lucifer (yazar)
nereye gidersek gidelim mod yazar ilişkisinin aynı olduğunu gözler önüne seren yazar. şu kanka sevdasından vazgeçemiyor kimse maalesef, entry sildirmek nedir allah aşkına.
devamını gör...
uzun saçlı erkek
kel olan şahsımı fena halde sinirlendiren erkektir.
yoo kıskanmadım.
yoo kıskanmadım.
devamını gör...
bok dansı
son zamanlarda çok fazla bok demeye başladım, yazılarıma da yansıyor bok. en tatlı boklar, tabiki bebek olunca başlar.
hala bebeğimi görünce, ne ara baba oldum lan ben hissiyle çalkalanıyorum. 8 aylık dişleri yeni filizlenmiş bir oğlum var. biraz sinir bozucu snob bi tip. şaklabanlık etmedikçe ilgisini çekemiyorum. sadece teatral soytarılıklarla ilgileniyor. her zaman aptal bir köpek taklidi yapamıyorum. bir şey anlıyormuş gibi nesneleri parmaklarıyla inceleyip, önemli bebek işleri yaparken ne kadar seslensemde dönüp bakmaz. bilerek umursamaz davranır çoğu zaman. hiç sevmediğim bir hareket, babanım lan ben senin, bok bezlerini ve mamanı tedarik işiyle ilgilenen bir ayakçı değilim.
her neyse biraz büyüyünce arkamdan ağlayacağına olan inancım tam. gelelim bok dansına, bebek kakalayınca evde bok alarmı verilir. bezi, pudrası, alt değiştirme zımbırtıları, ıslak mendiller, temiz kıyafetler, (bok bezden sızar ve elbiseleri boka bulanır) kirli bez ve mendiller için poşet, ılık su vs. bok seremonisi için her şey hazırdır. altını açıp bezi çıkardığımızda rahatlayan bebek yerinde durmaz ve kıçındaki bokla dans etmeye başlar bir yandan onu tutup bir yandan temizlemek gerçekten zordur. elinizden bir kaçarsa her şeye bok bulaştırabilir. bok dansını engellemenin bir yolu yok ama bulaştırmamanın tek yolu, tek elle iki ayaktan tutup sallanan popoyu havada tutmaktır. yaşamın bokla fazla haşır neşir olunan bu kısmıyla karşılaşmaya hazır değildim ama insan hayatında her şeye yer açabiliyor bir şekilde.
hala bebeğimi görünce, ne ara baba oldum lan ben hissiyle çalkalanıyorum. 8 aylık dişleri yeni filizlenmiş bir oğlum var. biraz sinir bozucu snob bi tip. şaklabanlık etmedikçe ilgisini çekemiyorum. sadece teatral soytarılıklarla ilgileniyor. her zaman aptal bir köpek taklidi yapamıyorum. bir şey anlıyormuş gibi nesneleri parmaklarıyla inceleyip, önemli bebek işleri yaparken ne kadar seslensemde dönüp bakmaz. bilerek umursamaz davranır çoğu zaman. hiç sevmediğim bir hareket, babanım lan ben senin, bok bezlerini ve mamanı tedarik işiyle ilgilenen bir ayakçı değilim.
her neyse biraz büyüyünce arkamdan ağlayacağına olan inancım tam. gelelim bok dansına, bebek kakalayınca evde bok alarmı verilir. bezi, pudrası, alt değiştirme zımbırtıları, ıslak mendiller, temiz kıyafetler, (bok bezden sızar ve elbiseleri boka bulanır) kirli bez ve mendiller için poşet, ılık su vs. bok seremonisi için her şey hazırdır. altını açıp bezi çıkardığımızda rahatlayan bebek yerinde durmaz ve kıçındaki bokla dans etmeye başlar bir yandan onu tutup bir yandan temizlemek gerçekten zordur. elinizden bir kaçarsa her şeye bok bulaştırabilir. bok dansını engellemenin bir yolu yok ama bulaştırmamanın tek yolu, tek elle iki ayaktan tutup sallanan popoyu havada tutmaktır. yaşamın bokla fazla haşır neşir olunan bu kısmıyla karşılaşmaya hazır değildim ama insan hayatında her şeye yer açabiliyor bir şekilde.
devamını gör...
yazarların otobüste yaşadığı en garip olaylar
küçükken otobüsle ankara'dan malatya'ya seyahat ederdik. tahmini 5,6 yaşlarında falanım. annem de beni, rahat uyuyayım diye otobüste boş koltuk olursa oraya yatırırdı.
otobüs x yerinde mola verince annem de tuvalete gitmiş. ben de o sırada arka koltukta uyuyorum tabi. o an ne olduysa uyandım ve annemi göremeyince korkup bende otobüsten indim. etrafa bakınıyorum, annemi bulmaya çalışıyorum ama yok. en sonunda ağlamaya başladım. başka otobüsün şoförü beni farketti. "gel annen burada" deyince ağlamayı bıraktım ve adamın elini tutup otobüse bindim. şoför de otobüse bindi ve otobüs hareket etti. adama diyorum ki "hani nerde annem" ? .
" arkada ya çocuğum" diyor . bakıyorum ama otobüsün içi de karanlık zar zor görüyorum milleti "ama annem yok ki burda" diyorum.
hareket eden otobus birden aniden duruyor. meğersem beni bulup otobüse bindiren şoför başka bir yolcunun çocuğuyla beni karıştırmış. hemen otobüsten indiriyor beni anons geçiyorlar. "kız çocuğu bulduk kayıp kiminse gelsin alsın " diye. *
annem de o sira tuvaletten çıkıp bindiğimiz otobüste beni bulamayınca paniklemiş. anons sayesinde buluyoruz annemle birbirimizi. tabi o sevinçten ağlıyor ben de kızacak korkusundan. yol boyunca dibinden ayırmıyor beni.
kızılay' da en az 7 kere kaybolan ve her seferinde "bir daha bu çocuğu kaybederseniz sosyal hizmetlerden alırsınız" diyen polisleri ikna etmeye çalışan babam geliyor aklıma *
çok kaybolan bir çocuktum, bu zamana kadar yaşamış olmam bile büyük bir şans.
otobüs x yerinde mola verince annem de tuvalete gitmiş. ben de o sırada arka koltukta uyuyorum tabi. o an ne olduysa uyandım ve annemi göremeyince korkup bende otobüsten indim. etrafa bakınıyorum, annemi bulmaya çalışıyorum ama yok. en sonunda ağlamaya başladım. başka otobüsün şoförü beni farketti. "gel annen burada" deyince ağlamayı bıraktım ve adamın elini tutup otobüse bindim. şoför de otobüse bindi ve otobüs hareket etti. adama diyorum ki "hani nerde annem" ? .
" arkada ya çocuğum" diyor . bakıyorum ama otobüsün içi de karanlık zar zor görüyorum milleti "ama annem yok ki burda" diyorum.
hareket eden otobus birden aniden duruyor. meğersem beni bulup otobüse bindiren şoför başka bir yolcunun çocuğuyla beni karıştırmış. hemen otobüsten indiriyor beni anons geçiyorlar. "kız çocuğu bulduk kayıp kiminse gelsin alsın " diye. *
annem de o sira tuvaletten çıkıp bindiğimiz otobüste beni bulamayınca paniklemiş. anons sayesinde buluyoruz annemle birbirimizi. tabi o sevinçten ağlıyor ben de kızacak korkusundan. yol boyunca dibinden ayırmıyor beni.
kızılay' da en az 7 kere kaybolan ve her seferinde "bir daha bu çocuğu kaybederseniz sosyal hizmetlerden alırsınız" diyen polisleri ikna etmeye çalışan babam geliyor aklıma *
çok kaybolan bir çocuktum, bu zamana kadar yaşamış olmam bile büyük bir şans.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
hediye olarak alınmaması gereken şeyler
kadınlara ev ve mutfak eşyası alınınca beni bir kaşıntı tutuyor resmen.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
pek çok benzeri gibi ekşi sözlükten aktarma bir başlıktır. o kadar çoklar ki üşenir insan hepsinin altına bu tanımı yapmaya. şahsen bazı özgün tanım ya da yazılarımı tüm sözlüklerde paylaşmaya çalışsam da, sözlüklerde kopyasız bir özgünlük, bir ilham arıyorum. bir kedim bile yok ama olsun, olsa eminim o da bunu okurken “kimin kedisiyim” notuyla bol patili bir fav atardı. *
devamını gör...
rauf faik
rusya'da yaşayan, azerbaycan asıllı ikiz kardeşlerin kurduğu müzik grubunun ismidir.
müthiş bir sese ve şarkılara sahip olduklarını düşünüyorum.
mesela şu şarkıları çok güzel:
şu da:
ve şu da:
müthiş bir sese ve şarkılara sahip olduklarını düşünüyorum.
mesela şu şarkıları çok güzel:
şu da:
ve şu da:
devamını gör...
gönlünün alınmasını beklemek
athena'nın 'ben böyleyim' şarkısında da dediği gibi; "beklentiler sadece üzer" o yüzden beklemeyin güzel kardeşlerim.
devamını gör...
make your choice
korku filmi izlemeyi sevmem, kesmeli biçmeli olursa kavga sebebidir benim için...
hele testere serisi, belki ucundan bir göz gezdirip bırakmışımdır, iyi de yapmışımdır kesinlikle. bana göre değil!
zaten konumuz da bu değil...
fuzûlî misin, fuzuli mi?
pesimist misin, optimist mi?
huzur veren mi, başa bela mı?
vefalı mısın, yanar döner mi?
her şeyi sen mi bilirsin, bilmiyorum'u bilir misin?
sabırlı mısın ya da kaç aylıksın?
yaramaz mısın, faydalı mı?
saklambaç oynarken ilk bulunanlardan mısın, unutulanlardan mı?
sen de birilerini yaraladın mı yoksa hep sen mi yara aldın?
hiç kimse seni anlamadı mı, anlaşılmaz olmak için özel çabalar mı harcadın?
ağaç yaşken mi eğildi, kimseye boyun eğmedin mi?
sıkıyor musun ya da sıkılıyor musun?
insanların seni üzmesine sessiz mi kaldın yoksa anlamadan dinlemeden sen mi üzdün onları?
bendini mi çiğneyip aştın yoksa ilk engelde, tökezlemede gerisin geri döndün mü?
ne yapsan olmadı mı yoksa her yaptığın doğru muydu?
sana kötülük yapıldığında hiç senin duruşuna uymasa da sen de kötülük yapmak istedin mi, kendin gibi kalmayı becerebildin mi?
insan olabilmek için yeterince çabaladın mı yoksa "ben böyleyim, işine gelirse" sözüne mi sığındın?
hani daha çok beslenme uzmanları ve sağlıklı beslenenlerin diline pelesenk olan bir söz vardır; "her şeyden ye, az az ye!" biz sanırım zaman zaman bunu beceremiyoruz kendi hayatlarımızda. ya çok ya az oluyoruz, ya çavlan oluyoruz ya da bir damla suyu esirgiyoruz. orta yolu bulamıyoruz. sakin kalamıyoruz. kararında bırakamıyoruz hiçbir şeyi.
yani aslında ne olduğumuza biz karar veriyoruz, ne olmadığımıza ya da ne olmayacağımıza da... ama suçu hep başkalarına yüklüyoruz.
yani make your choice! *
ben mi? ben hiç akıllanmayanlardanım...
hele testere serisi, belki ucundan bir göz gezdirip bırakmışımdır, iyi de yapmışımdır kesinlikle. bana göre değil!
zaten konumuz da bu değil...
fuzûlî misin, fuzuli mi?
pesimist misin, optimist mi?
huzur veren mi, başa bela mı?
vefalı mısın, yanar döner mi?
her şeyi sen mi bilirsin, bilmiyorum'u bilir misin?
sabırlı mısın ya da kaç aylıksın?
yaramaz mısın, faydalı mı?
saklambaç oynarken ilk bulunanlardan mısın, unutulanlardan mı?
sen de birilerini yaraladın mı yoksa hep sen mi yara aldın?
hiç kimse seni anlamadı mı, anlaşılmaz olmak için özel çabalar mı harcadın?
ağaç yaşken mi eğildi, kimseye boyun eğmedin mi?
sıkıyor musun ya da sıkılıyor musun?
insanların seni üzmesine sessiz mi kaldın yoksa anlamadan dinlemeden sen mi üzdün onları?
bendini mi çiğneyip aştın yoksa ilk engelde, tökezlemede gerisin geri döndün mü?
ne yapsan olmadı mı yoksa her yaptığın doğru muydu?
sana kötülük yapıldığında hiç senin duruşuna uymasa da sen de kötülük yapmak istedin mi, kendin gibi kalmayı becerebildin mi?
insan olabilmek için yeterince çabaladın mı yoksa "ben böyleyim, işine gelirse" sözüne mi sığındın?
hani daha çok beslenme uzmanları ve sağlıklı beslenenlerin diline pelesenk olan bir söz vardır; "her şeyden ye, az az ye!" biz sanırım zaman zaman bunu beceremiyoruz kendi hayatlarımızda. ya çok ya az oluyoruz, ya çavlan oluyoruz ya da bir damla suyu esirgiyoruz. orta yolu bulamıyoruz. sakin kalamıyoruz. kararında bırakamıyoruz hiçbir şeyi.
yani aslında ne olduğumuza biz karar veriyoruz, ne olmadığımıza ya da ne olmayacağımıza da... ama suçu hep başkalarına yüklüyoruz.
yani make your choice! *
ben mi? ben hiç akıllanmayanlardanım...
devamını gör...
topuklu ayakkabı ile koşan kadınlara hayran olmak
ben yarım saatten fazla yürüyenlerine de hayranım.
devamını gör...
