modern insanın en büyük problemi
nefsine yenik düşen bir varlık olması. nefsine yenik düşmesinin sonucunda ise kapitalizme hizmet eden bir birey haline gelmesi. kapitalizme hizmet eden bir birey haline gelmesinden sonra ise materyalistleşmeye başlaması. materyalistleşmeye başladıktan sonra ise duygusallık anlayışının saçma sapan bir hale gelmesi. duygusal olması gerektiği zaman duygusal olamaması, duygusal olmaması gerektiği zaman duygusallaşması. modern insanın problemi budur.
devamını gör...
beş çember kitabı
ünlü japon kılıç üstadı (bkz: miyamoto musashi)'nin dövüş sanatları üzerine yazdığı ve ölmeden hemen önce tamamladığı kitabıdır. anahtar kitaplar yayınevi tarafından yayımlanmıştır. çevirmeni sibel özbudun'dur. kitabın özgün adı "go rin no sho"dur. türevlerinden farklı olarak dövüş sanatlarına odaklanmıştır. ama öğretileri strateji alanında her şeye uygulanabilir. musashi bu kitabını "strateji öğrenmek isteyenler için bir rehber" şeklinde tanımlamıştır. musashi tüm açıklamalarını "strateji yolu" kavramı üzerinden yaptığı için her bölümde strateji yolu kavramını tekrarlamaktadır. ayrıca kitapların hepsi "zamanlama" üzerinedir. çünkü musashi'nin tabiriyle "zamanlama stratejidir."
kitap beş bölümden oluşur:
1- toprak kitabı
2- su kitabı
3- ateş kitabı
4- rüzgar kitabı
5- boşluk kitabı
bölümleri kısaca ve genel hatlarıyla özetleyeyim. okuması size kalsın.
toprak kitabı genel hatlarıyla "strateji yolu"nu ve kitabın bölümleri hakkında kısa bilgilerle temel kavramları konu edinir. su kitabı'na geçmeden hemen önce strateji yolu 9 ilkeyle özetlenir. bu bölümde insanın esas zanaatının yanında başka zanaatları da öğrenmesi tavsiyesi oldukça önemlidir.
su kitabı "strateji yolu"nun ruhunu şekillendirir. kitaba kaynaklık eden felsefi öğretiler bu bölümde ele alınıp işlenir.
ateş kitabı düşmana saldırırken nasıl bir yol izleneceğinden; yani neyi nasıl yapmak gerektiğinden, saldırı stratejisine kaynaklık eden bazı tavsiyelerden ve zafere nasıl ulaşılacağından bahsedilir.
rüzgar kitabı bu kitapta musashi, kendisi gibi, kılıç dövüşü yapan ve yapacak olan savaşçıları yetiştiren diğer okulları eleştirir.
boşluk kitabı önceki dört kitapta verilen tüm ilkelerin sürekli temrin edilmesi ve strateji yolu üzerine anlaşılmayan hiçbir şeyin kalmaması için sürekli çalışma öğüdü verilir.
kitap beş bölümden oluşur:
1- toprak kitabı
2- su kitabı
3- ateş kitabı
4- rüzgar kitabı
5- boşluk kitabı
bölümleri kısaca ve genel hatlarıyla özetleyeyim. okuması size kalsın.
toprak kitabı genel hatlarıyla "strateji yolu"nu ve kitabın bölümleri hakkında kısa bilgilerle temel kavramları konu edinir. su kitabı'na geçmeden hemen önce strateji yolu 9 ilkeyle özetlenir. bu bölümde insanın esas zanaatının yanında başka zanaatları da öğrenmesi tavsiyesi oldukça önemlidir.
su kitabı "strateji yolu"nun ruhunu şekillendirir. kitaba kaynaklık eden felsefi öğretiler bu bölümde ele alınıp işlenir.
ateş kitabı düşmana saldırırken nasıl bir yol izleneceğinden; yani neyi nasıl yapmak gerektiğinden, saldırı stratejisine kaynaklık eden bazı tavsiyelerden ve zafere nasıl ulaşılacağından bahsedilir.
rüzgar kitabı bu kitapta musashi, kendisi gibi, kılıç dövüşü yapan ve yapacak olan savaşçıları yetiştiren diğer okulları eleştirir.
boşluk kitabı önceki dört kitapta verilen tüm ilkelerin sürekli temrin edilmesi ve strateji yolu üzerine anlaşılmayan hiçbir şeyin kalmaması için sürekli çalışma öğüdü verilir.
devamını gör...
ilk kez oy kullanacak 7 milyon genç seçmen
olası 2023 seçimlerinde ilk kez oy kullanacak z kuşağı temsilcileridir. akp'nin en büyük ve en korkulu rüyası oldukları tüm kesimler tarafından bilinmektedir. aydınlık ve adil bir türkiye'nin son umudu bu gençlerdir.
devamını gör...
3 yaşındaki çocuğa tecavüz ettiğini canlı yayında söyleyen mahluk
kanim dondu izlerken, yaptigindan ote gram rahatsizlik duymadan anlatmasina ozellikle...dilerim acı icinde inleye inleye geberir. cunku boyle pisliklerin icimizde yasadigini bilmek cok agir. ayni dunyada yasamak, ayni havayi teneffus gercekten cok agir. bir de "insan" oldugunu dusunmek.
devamını gör...
hidano
bir tek kanatları eksik olan yazar.
muazzam bir kişilik.
muazzam bir kişilik.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
en büyük başarısı belli bir topluluktan daha önce doğmuş olması olan yazarın zırvalarını içeren başlık.
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
kış ayı. uzun siyah bir montum ve yine uzun siyah çizmelerim var. sıcacık yatağımdan çıkmış, hava daha aydınlanmadan giyinmeye başlamışım, babam arada geliyor odama hazır değil miyim hala diye. yarı uyur vaziyette hazırlanmaya çalışıyorum söylene söylene, bezmişim zaten canımdan, çok vahim durumdayım çok... babam götürüyor beni okula arabayla, sıkı sıkıya sarınmışım montuma, kıçım donuyor çok affedersiniz! sınıfa çıkıyorum, sıra arkadaşım koymuş kafasını sıraya uyuyor, sınıfta o, ben ve bir arkadaşımız daha var, o da girmiş kaloriferin içine sızmış kalmış orada garibim. biz karga bilmem nesini yemeden ebeveynleri tarafından okula bırakılan garibanlar dersten önce bir yarım saat uyumak için vakit bulabiliyoruz çok şükür, neyse ben "günaydın" diyorum bunlara, arkadaki eleman -sevmezdik zaten- kafayı kaldırıp bakıyor bir, sonra yine aynı pozisyona dönüyor, arkadaşım bakıyor bana "günaydın" diyor, çantamı bırakıyorum, montumu çıkartmak için fermuarı açıyorum, bizimki kafasını koymuş yine çantanın üstüne yan vaziyette bana bakıyor, benim montumun fermuarını açmamla arkadaşımın yüz ifadesindeki değişimi görmem aynı ana tekabül ediyor, bir soğuk hava dalgası da gelip bacaklarıma temas edince "hasss" diyerek gözlerimi bacaklarıma doğru kaydırıyorum. bilin bakalım ne görüyorum?
hiçbir şey!
yok yok o kadar değil, dur!! tam tekmil giymişim formayı, gömlek, kravat kazak ve hatta çorap... amma velakin etek yok! eteği giymeden çıkmışım lan evden! yuh! oha! çüş! tevekkeli değil kıçım donuyordu benim arabadan inip okula yürürken!
dahası var; ilk ders coğrafya. dersin hocası okul müdürümüz. okulun her daim sıcak olduğunun altını özenle çizen, bu konuya takık sevgili hocamız... hangar gibi okul, o kaloriferleri ne kadar açarsan aç ısınmıyor. ama beyefendi okulun sıcak olduğunu kanıtlamak için kışın ortasında gömlekle geziyor bina içinde. bembeyaz suratında kıpkırmızı bir burun. palyaço seni, hey gidin!
geldi sınıfa dedi;
-kızım hayırdır neden montlasın?
-öhöm kem küm...
tutturdu "çıkart montu, sınıf sıcak" hocam yapmayın etmeyin, durum bildiğiniz gibi değil diyorum nuh diyor peygamber demiyor zat-ı muhterem. neyse ben diretmeye devam edince sanırım regl olduğumu ve bir kaza olduğunu düşündü ki gelmedi üstüme, teneffüs oldu dedi "mikocum sen gel bakayım... gittim;
-kızım hayırdır kötü bir durum mu var?
-yok hocam önemli değil.
-eve gitmen gerekiyorsa yazayım sana izin kağıdı.
diye ekleyince bir an düşündüm; ulan ev taa nerde, gitmeye gitsem donarım, ben en iyisi bugünü montla geçireyim...
-hocam yok sağ olun.
kıllandı tabii.
-madem öyle niye çıkartmıyorsun montu?
dedim ki; -ona değil tabi kendime- hayy ben senin...
-eteğimi giymeyi unutmuşum hocam!
getir o sahneyi gözünün önüne, düşün karşında bir adam, bir de üstüne okul müdürü ve sen diyorsun ki...
of off!
ben yarılmamıştım gerçi ama müdür ve arkadaşlar sağ olsunlar çok gülmüşlerdi. adam tek laf edemeden kahkahalarla koridorda uzaklaştı!
(bkz: bu da böyle bir rezilliğimdir)
hiçbir şey!
yok yok o kadar değil, dur!! tam tekmil giymişim formayı, gömlek, kravat kazak ve hatta çorap... amma velakin etek yok! eteği giymeden çıkmışım lan evden! yuh! oha! çüş! tevekkeli değil kıçım donuyordu benim arabadan inip okula yürürken!
dahası var; ilk ders coğrafya. dersin hocası okul müdürümüz. okulun her daim sıcak olduğunun altını özenle çizen, bu konuya takık sevgili hocamız... hangar gibi okul, o kaloriferleri ne kadar açarsan aç ısınmıyor. ama beyefendi okulun sıcak olduğunu kanıtlamak için kışın ortasında gömlekle geziyor bina içinde. bembeyaz suratında kıpkırmızı bir burun. palyaço seni, hey gidin!
geldi sınıfa dedi;
-kızım hayırdır neden montlasın?
-öhöm kem küm...
tutturdu "çıkart montu, sınıf sıcak" hocam yapmayın etmeyin, durum bildiğiniz gibi değil diyorum nuh diyor peygamber demiyor zat-ı muhterem. neyse ben diretmeye devam edince sanırım regl olduğumu ve bir kaza olduğunu düşündü ki gelmedi üstüme, teneffüs oldu dedi "mikocum sen gel bakayım... gittim;
-kızım hayırdır kötü bir durum mu var?
-yok hocam önemli değil.
-eve gitmen gerekiyorsa yazayım sana izin kağıdı.
diye ekleyince bir an düşündüm; ulan ev taa nerde, gitmeye gitsem donarım, ben en iyisi bugünü montla geçireyim...
-hocam yok sağ olun.
kıllandı tabii.
-madem öyle niye çıkartmıyorsun montu?
dedim ki; -ona değil tabi kendime- hayy ben senin...
-eteğimi giymeyi unutmuşum hocam!
getir o sahneyi gözünün önüne, düşün karşında bir adam, bir de üstüne okul müdürü ve sen diyorsun ki...
of off!
ben yarılmamıştım gerçi ama müdür ve arkadaşlar sağ olsunlar çok gülmüşlerdi. adam tek laf edemeden kahkahalarla koridorda uzaklaştı!
(bkz: bu da böyle bir rezilliğimdir)
devamını gör...
varoluşsal sancıların kurbanı (yazar)
şimdi denk geldim bir tanımına sonra diğerlerine okudukça merak ettim daha da okumak istedim. bazen böyle yazarlar karşıma çıkıyor ve bir yerlere dokunuyor işte. mahlasının da hakkını vermiş. çok beğendim yazdıklarını. tüm varoluşsal sancıların kurbanlarına gelsin yazdıkların ne diyeyim. biraz yorucu duygulardan boğulan kederli birazda empatik sonrasında umudun peşinden gidenlerken yakalıyor yaşam enerjisini.
devamını gör...
dövme yaptırılası sözler
bırakmadılar ki yaşayayım.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
içinde olduğum insan.
bizim oraların adeti.
yavaş konuşan insanı dinlemek beni yoruyor.
(bkz: mesut yılmaz) bu konuda istisna olan bir karadenizli.
adam bir cümleye başlardı bekle ki gerisi gelsin.
bizim oraların adeti.
yavaş konuşan insanı dinlemek beni yoruyor.
(bkz: mesut yılmaz) bu konuda istisna olan bir karadenizli.
adam bir cümleye başlardı bekle ki gerisi gelsin.
devamını gör...
sexting
yaşı büyük insanlar "bu ne ya ne saçma" gibi söylemlerde bulunsalarda aslında güzel bi anı kaçırdıklarının farkında değiller. sanıyorlar ki biri diğerine sürekli bel altı yapıyor sürekli seni şöyle yapıcam böyle edicem diye yazıyor. evet böyle yapanlar da var tabii ama bu ince bi konu. *
herkes yapamaz, herkes beceremez. kelimeleri karşı taraf öyle bir seçer ki kişi hayal dünyasında bulutlara çıkar.
ayrıca rutini de öldürür. tutkuyu ayakta tutar. monotonlaşan bi ilişkiniz var ise yapmanızı öneririm. ama öff bu çocuk/kız da amma basit yaa diyen bi partneriniz varsa* onu sağ kapıdan sepetleyebilirsiniz. *çünkü bunun basitlikle uzaktan yakından alakası yoktur.
t: çiftlerin birbirlerini mesaj yoluyla tahrik etmeleri.
herkes yapamaz, herkes beceremez. kelimeleri karşı taraf öyle bir seçer ki kişi hayal dünyasında bulutlara çıkar.
ayrıca rutini de öldürür. tutkuyu ayakta tutar. monotonlaşan bi ilişkiniz var ise yapmanızı öneririm. ama öff bu çocuk/kız da amma basit yaa diyen bi partneriniz varsa* onu sağ kapıdan sepetleyebilirsiniz. *çünkü bunun basitlikle uzaktan yakından alakası yoktur.
t: çiftlerin birbirlerini mesaj yoluyla tahrik etmeleri.
devamını gör...
narman
büyük usta aşık sümmani'nin memleketidir.
ayrıca peri bacaları ile de ünlüdür.
ayrıca peri bacaları ile de ünlüdür.
devamını gör...
bazı moderatörlerin imam hatipli olması
kime ne bundan. zararı var mı. yok. o zaman bi bırakın bu ayrımcılığı.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
bertuğ cemil-kaygı
devamını gör...
bağlanmayacaksın
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu, devlet adamı, ilk cumhurbaşkanıdır. birinci dünya savaşı sırasında osmanlı ordusuna hizmet etmiştir. mustafa kemal'i etkileyen türk düşünürler ve yazarlar; mehmet emin yurdakul, namık kemal, tevfik fikret, ziya gökalp, jean jacques rousseau, montesquieu, voltaire. bunun dışında etkilendiği yabancı yazarlar da bulunmaktadır.
trablusgarp savaşı'nın başlamasıyla birlikte italyanlara karşı mücadele etmek amacıyla genelkurmay başkanlığının bilgisi dahilinde "şerif" takma adıyla ve gazeteci kimliğiyle birlikte yola çıkmıştır. kısa zaman içerisinde büyük bir başarı elde ederek halkın güvenini kazanmayı başarmıştır. bunun özelinde derne ve tobruk'ta italyanlara karşı kahramanca savunma savaşları yapmıştır.
sonuç olarak; italyanlar, trablusgarp'a 130.000 asker çıkarmasına rağmen önemli bir askeri başarı elde edememiştir. askerliğinin yanı sıra stratejik dehası ile yaptığı çıkarmalarla çanakkale savaşı sırasında da önemli başarılar elde etmiştir. bunun yanı sıra pek çok askeri başarıya imza atmıştır. cumhuriyet döneminde yapmış olduğu başarılar ve attığı adımlar sayesinde bölgesel bir aktör olmanın dışında, uluslararası bir aktör haline gelmiştir.
trablusgarp savaşı'nın başlamasıyla birlikte italyanlara karşı mücadele etmek amacıyla genelkurmay başkanlığının bilgisi dahilinde "şerif" takma adıyla ve gazeteci kimliğiyle birlikte yola çıkmıştır. kısa zaman içerisinde büyük bir başarı elde ederek halkın güvenini kazanmayı başarmıştır. bunun özelinde derne ve tobruk'ta italyanlara karşı kahramanca savunma savaşları yapmıştır.
sonuç olarak; italyanlar, trablusgarp'a 130.000 asker çıkarmasına rağmen önemli bir askeri başarı elde edememiştir. askerliğinin yanı sıra stratejik dehası ile yaptığı çıkarmalarla çanakkale savaşı sırasında da önemli başarılar elde etmiştir. bunun yanı sıra pek çok askeri başarıya imza atmıştır. cumhuriyet döneminde yapmış olduğu başarılar ve attığı adımlar sayesinde bölgesel bir aktör olmanın dışında, uluslararası bir aktör haline gelmiştir.
devamını gör...
martin eden
1909'da amerikalı yazar jack london tarafından yazılan ve yazar olmanın mücadelesini veren genç işçi martin eden'i konu edinen romandır.
kitabın yazarı olan london'ın aksine protagonist eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak niteleyerek reddetmekte ve onun yerine nietzsche'nin bireyciliğine inanmaktadır.
jack london, romanının motiflerinden birinin de eden'in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu belirtmiştir.
kitabın yazarı olan london'ın aksine protagonist eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak niteleyerek reddetmekte ve onun yerine nietzsche'nin bireyciliğine inanmaktadır.
jack london, romanının motiflerinden birinin de eden'in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu belirtmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ezberlediği ilk şiir
nazım hikmet'in hoşgeldin kadınım şiirini ezberlemiştim.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
devamını gör...
