skandal. hatta benimle iletişim halinde olan her insana virüs misali bulaşan kelime çünkü her durum için kullanılabiliyor. kötü durumlar için vehameti vurgulayan skandal, güzel gelişmeler ardından kullanılınca pozitif vurguyu çok güzel geçirebiliyor.
devamını gör...

ahmed arif annesi kürt babası türk şair ve gazetecidir. ahmet hamdi önal onun asıl adıdır. bugün onun 30. ölüm yıldönümü*. ben de kendimce bu güzel şairi anlatmak istedim.

diyarbakır doğumludur kendisi ve toplumcu gerçekçidir. tek bir kitabı vardır. (bkz: hasretinden prangalar eskittim).
ikinci kitabı için şiirlerinin hazır olduğunu ve aslında ikinci bir kitap çıkaracağını söylediği bilinir. ama maalesef bunu gerçekleştirememiştir. birçok şiiri önemli sanatçılar tarafından bestelenmiştir.

tutuklanıp cezaevine de girmiştir. kim bilir ne zorluklar ne acılar çekmiştir.
evlenmiştir ve bir çocuğu olmuştur. adını "filinta" koymuştur. bir söyleşisinde baba olmasının sevincini şu sözlerle anlatmıştır:
"yaşamımda en büyük sevinci baba olduğum gün duydum. inanır mısınız tam iki yıl oğlumun nüfus kağıdını cebimde taşıdım. cebimdeki sanki dünyanın en zengin cüzdanıydı. oğlum olmuştu. oğlum, dünyanın en güzel güvercini... dünyanın en güçlü silahı. "

ama beni en çok etkileyen ahmed arif'in, leyla erbil'e duyduğu sevda olmuştur. leyla erbil'e yazdığı mektuplar "leylim leylim" adı altında bir kitapta toplanmıştır. aynı edip cansever'in, tomris uyar'a duyduğu o karşılıksız aşk gibidir ahmed arif'in aşkı da. aynı zamanda bir o kadar saf ve güzel. hatta leyla erbil evleneceğini ona anlatmaya çalışmış ama ahmed arif asla vazgeçmememiştir. bu konu hakkında:
"sakın ha! sakın, e mi? sonra beni öldürürsün unutma... 'yazma vazgeç her şeyden, seversen diye düşünüyorum' diyorsun. yavrum, nazlım, bunu nasıl yazdın bana? düşünüyorsun ha, acaba seni benden başka seven oldu mu? sevmek kelimesini soy, çırılçıplak karşına al da öyle düşün. yazma! sevme! ne demek? beni zorla, adi, boş, manasız, kendi kendine ihanet eden bir serseri haline getirmeği nasıl düşünebildin?"* demiştir.

leyla erbil'e evlilik hediyesi olarak da "suskun" adlı şiirini gönderir. uzun bir şiirdir ama çok güzeldir (bkz: suskun). hatta bu şiire bir de not düşer.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
notta yazanlar:
leylim, ben fakir bir şairim.
bunu düğün hediyesi say.
zaten bunu sana yazdım gibi bir şey...
ne yalan söyleyeyim, üzgünüm, bir yanım kopmuş kanamış gibi.
bunu ancak sen anlarsın.
yine de mutlu olmanı bütün kalbimle isterim.
-ahmed arif

işte size kısaca ahmed arif. anadolu şairidir aynı zamanda onu da belirteyim. kendisinin çok güzel sözleri vardır. keşke hepsini paylaşabilsem. ama en sevdiğimi koymasam da olmaz.

" canım benim, bilir misin, “canım” dediğimde içimden canımın çıkıp sana doğru koştuğunu duyarım hep."
devamını gör...

şehirlerarası otobüs yolculuğu sırasında dinlenme tesislerinde verilen molada hissedilen soğukluk çok kötüdür. sanki fırtınalar kopar orada.
devamını gör...

içerisinde bulunduğumuz samanyolu galaksisi'nin merkezindeki kara delik olduğu tahmin edilen cismin adı. aslında ismi sagittarius a* şeklinde yazılıyor. sgr a* olarak da kısaltılıyor. yay takımyıldızı olarak da bilinen sagittarius doğrultusunda olduğundan bu ismi aldı.

biliyoruz ki kara delikler doğrudan gözle görülemiyor. galaksimizin merkezini görmek de yine güç bir iş çünkü bu bölge oldukça yoğun. üstelik içeriği gaz kadar tozdan da oluşuyor ve bu yoğun ortam, merkezi görmemizi engelliyor. bu nedenle bu tür yerlere optik teleskoplarla değil, radyo, kızılöte, x-ışın ya da gama ışın teleskoplarıyla bakılır.

bu tür gözlemler sonucunda gördük ki, galaksi merkezinde yoğun radyo dalgaları yayan bir cisim var. burada doğu ve batı sagittarius a adlı birtakım yapılar var. doğu sagittarius a'nın bir süpernova kalıntısı olduğu tahmin ediliyor. ancak bu kalıntının oluşabilmesi için son derece yüksek enerjili bir şeylerin varlığı söz konusu olmalı. zira bu, normal bir yıldızın ölümünden kalan süpernovalardan çok daha farklı ve güçlü.

batı sagittarius a ise yakınında bulunan genç yıldızlar nedeniyle iyonize olmuş bir gaz bulutu. bunun saniyede yaklaşık 1000 km gibi bir hızla bir yere doğru gittiği ve bu hareketin de onu spiral hale getirdiği hesaplandı.

sgr a*, bu bölgedeki 3. cisim. aslına bakarsanız her ne kadar kara deliğin adı bu demiş olsak da, aslında bu kara deliğin yakınındaki bir radyo dalgası kaynağının ismi. kara delik de bu isimle anılıyor.

***

sgr a*'ın etrafındaki yıldızların hareketleri ve yörüngeleri incelendi. bunlardan özellikle bir tanesinin bu radyo kaynağının yakınından geçerken hızlandığı ve saniyede yaklaşık 5000 km hızla hareket ettiği görüldü. burada teknik detaylarına girmeyeceğim birtakım hesaplama yöntemleri ile kütlesi hesaplanan cismin, güneş kütlesinin yaklaşık 4 milyon katı kadar kütleye sahip olduğu görüldü. bulunduğu bölgenin çapı da yaklaşık 44 milyon km. bu kadar bir hacim içerisinde bu kadar büyük kütlenin bulunmasının şu an için tek açıklaması bir kara delik. ayrıca radyo sinyallerinin de kara deliklerin kutuplarındaki jet akımı adlı madde hareketlerinden geliyor olabileceği tahmin ediliyor.

bölgenin radyo teleskop gözlemleri ile alınmış görüntüsü:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eğlenceli, düşündürücü ufak skeçlerle kendisini izleten bir yapımdı. tekrardan yayınlansa, tv izlemeyen ben bile izlerim..
devamını gör...

insanı hayretler içerisinde bırakan durum. sözlük küfürsüz olmasa neler derdim de neyse.
devamını gör...

hiç didem madak, füruğ ferruhzad, gülten akın, nilgün marmara, birhan keskin, lale müldür okumamış cahil insan beyanıdır.
devamını gör...

isterseniz çok yoğun olun isterseniz isterseniz boş ama vardır sigara içenlerin içinde sigara molası vermek çoğu zaman en keyifli sigaranın içildiği zamandır, kafaya vurmuştur içilmeden rahat edilmez.
sigara bittiğinde hiçbir şey olmamış gibi her şey devam eder, artık rahatlamışınızdır.
devamını gör...

işi gücü bırakıp 7/24 rıza nur denilen morfinmanın deli saçması iddialarını tekrarlayan bağnaz bir tiptir. din maskesi altında yapılan hırsızlıklara, adam kayırmacılığa, haksızlığa dair tek kelam edecek yüreği yoktur. 800 girdisi varsa 700'ü o yobaz kafasından üfürdüğü mesnetsiz atatürk iftiralarıdır. ya geçimini bizim vergilerimizle sağlayan tipik bir aktroldür ya da o veya bu cemaatin, tarikatın sosyal medyada görevlendirilmiş müritidir. ekseriyeti badem bıyıklarını korkudan yeni kesmiştir.
devamını gör...

yürümenin ben de kafa dağıtıcı bir özelliği olduğunu düşünüyorum.

nedeni de bana göre sokakta dikkatimizi çeken çok etmen var. sokak kedileri, kaldırımlar, tabelalar vb.
devamını gör...

parasızlık mutsuzluk getirir ama.
devamını gör...

bana ne lan diyen psikologdan iyidir. dertleşirsiniz mis gibi.
devamını gör...

'64 doğumlu fransız oyuncu. sanatçı bir aileden geliyor. heykeltıraş ve yönetmen bir baba, yönetmen ve oyuncu bir anne. paris'te oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra henüz 23 yaşındayken philip kaufman yönetmenliğinde the unbearable lightness of being gibi kült olmuş bir filmde başrolü oynayabildi. evet oynayabilmek bu. kitabı okuduysanız ya da en azından filmi izlediyseniz anlıyorsunuz beni eminim. hikaye de karakterler de öyle zorlayıcı ki oyuncunun tek filmi bu olsaydı bile, altından hakkıyla kalktığı için adını sinemaseverler hiçbir zaman unutmazlardı. evet iddialıyım.
milan kundera'nın ünlü romanı varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden uyarlanan ve otoritelerce iyi kitap uyarlamalarından biri olarak kabul edilen bu filmde daniel day lewis ile birlikte oynadıktan sonra kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti juliette binoche. üç renk üçlemesi'nin ilk filmi olan trois couleurs bleu'da psikanalitik bir kadın hikayesi ile karşımıza çıktı ve performansı ile öyle gözler doldurdu ki film gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra kendisine alınabilecek tüm ödülleri kazandıracak the english patient filminin başrolü hanna teklif edildi. oscar, bafta, altın ayı ve daha birçok uluslararası ödülü kaptığı bu rolüyle tüm dünyada tanındıktan sonra da durmadı. juliette binoche en çok kazanan fransız oyunculardan biri olarak güzelliğinin ve kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde bir mükemmel filmde daha oynayarak filmografisini taçlandırdı; chocolat.

ben bir de clouds of sils maria'daki performansından söz etmek istiyorum yalnız. filmi zaten çok severim ancak maria o kadar katmanlı bir karakter ki bu filmin kastında juliette binoche gibi çok yönlü bir oyuncunun tercih edilmiş olmasının asla rastlantı olmadığına inanıyorum.
böyle oyuncuları çok görmüyoruz. aslında çok da lazım değil. iyi oyuncu demek belli bir kalıba sahip olmamak, her filminde başka biri olabilmek veya "çok juliette olmamak" demek değil. ancak işte bazıları böyle. her bir hikayede, canlandırdığı her karakterde vücut dili, enerjisi, mimikleri bile farklı. seviyorum. başlığın ilk entrysini yazmış olmanın ve bu entrynin kadının güzelliği ile alakalı olmamasının haklı gururunu yaşıyorum. yalan yok benim de bahsedesim geldi bundan bir ara ama çaktırmayın.
devamını gör...

french connection united kingdom baş harflerinden oluşan bir giyim markasıdır. içiniz fesat sizin hemen c ve u harfinin yerini değiştirdiniz ve öyle okudunuz değil mi?

c ve u harfinin yerini değiştirmek istiyorsanız sizi şu başlığa alalım. (bkz: fuck you)
devamını gör...

bir arkadaş budapeşteden fotoğraf atmış. oralara gidecek paramız yok belki ama
budarize efenim, bakın bakın ferahlayın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ara ara entrylerimi beğeniyorsun. bilmeni isterim ki ben de sana karşı boş değilim.
ama orhan veli'nin dediği gibi sen ciğerci kedisi ben sokak kedisi.
bizden olmaz yoldaş. ikimiz de erkeğiz, toplum bize müsaade etmez. lütfen vazgeçelim bu sevdadan.
devamını gör...

bir stephen king başarısı. kitabın sürükleyiciliği mantık kurgusu ve uyarlanan filmin film olarak kalitesiyle ilgilenen zihinleri kıskıvrak yakalayıp gerçeklikten koparıp korkutması ve king'in aniden, bir dehaymış gibi algılanması mücizesi king'in - yine - gerçek bir yerli ritüelinden esinlenmiş olmasında saklıdır. stephen king'in toplumsal hikaye ve hurafeleri çok seven bir yazar olduğunu meraklıları farketmiştir. hayvan mezarlığı öyküsü her insanın hemen her korkusunu, hurafesini, merakını aynı anda yakalayan bir yerli efsanesine dayandığı için korku veya bilm kurgu filmlerini zihinsel insan kabiliyetlerini, başarılarını, teknik kalite doyumlarını yakalamak için seyreden insanları bile korkutmayı, üzmeyi, sorgulatmayı başarmıştır. king'in benzer stratejiler ile yazdığı pek çok eseri okurken saçmalıkları yakalayıp edebiyat teknikleri sayesinde akışa kapılıp 'bir doyuma ulaşabildim en azından' düşüncesi ile kapağı kapatırken, hayvan mezarlığı, rose red konağı gibi birkaç eserde cidden nevrinizin döndüğünü hissedebiliyorsunuz.
benim farklı olarak eklemek istediğim buydu, bazı olay ya da efsaneler - çoktur-, sanki kasten laboratuvarda karıştırılıp hazırlanmışlar gibi nesne ve canlıları her şeylerinden yakalarlar.
devamını gör...

'' bu şarkı bana mutlu ve pozitif hisler getiriyor. umarım hepinize hafiflik ve eğlence getirir'' diye tanımladığı harika eserin sahibidir.
devamını gör...

eskiden burası şirinler köyü gibiydi, herkes noel baba gibi saçıyordu oyları etrafa.

şimdi hayalet kasabaya döndük, muhtar ve köy kahvesinde ki 3 5 dayıdan başka kimsemiz kalmadı.

onlar okuyor ve oyluyorlar sözlüğün kilometre taşı bunlar, sevin onları.
devamını gör...

an itibariyle iliklerime kadar hissettiğim pahalılık. bütün birikimimi bir rozete yatırdım. cebimde dolmuş param bile yok. eve yürüyerek dönücem. evde, çoluk çocuk 2 ay kuru ekmeğe talim edicez artık. sözüm sana yoldaş; vicdanın nasıl rahat edecek? bu gece yastığa başını nasıl huzurla koyacaksın. inşallah rüyanda rozetler kovalar seni de, vicdan azabından yarın, hesabıma 5 bin papel atarsın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim