dünyanın en garip hissedişlerinden biri olan kıskançlığa kapılan insan kıskandığı şeyin, kişinin yanındayken ya da kıskandığı şeyden, kişiden bahsedilince; nefes almakta güçlük çeker, yutkunuşları onu ele verecek diye ödü kopar, yüzündeki memnuniyetsizlik belli olmasın diye gülmeye çalışır, kıskandığı şeye, kişiye övgüler dizer, ihanete uğramış hisseder çünkü ilgiyi en çok o ve onun sahip oldukları görmeliydi ve aptal insanlar bunun farkına varamayacak kadar acizlerdi. kıskanç ya ona hak ettiğini vermeyen insanlara kendisine çektirdikleri acının bedelini ödetecek, intikamını alacaktı, ortalığı ateşe verecekti, onları acımasızca boğazlayacaktı ya da artık orada işinin bittiğini düşünüp başka diyarlara göçecekti.
devamını gör...

bu başlığı açtığım için gurur ve iftihar duyuyorum. hayırlı olsun. ilk siftah benden.

ve bir anda
bir başka aşkla alev alev
tutuşup da birden yeni baştan oldun
kendi canından

içimde kavga eden senler
bir bir barışıyor
ömrüme senden de önemli
bir şey karışıyor

84 çıkışlı bir başka aşk şarkısı. bu satırların derin incelemesini yapacağım

bir anda bir başka aşkla dediği şey normal aşkın yanında cinsel dürtü ve o anki heyecan ile duyulan aşk. bir başka aşk. alev alev eden, tutuşan ateş. yeni baştan oluyor sevgili. kendi canından. yeni bir birey, cenin habercisi mısralar. güzel bir gece sabahı kaleme alınmış gibi.

içimde kavga eden senler baya baya doğal seleksiyon ile elenen ve yarışan spermler. barışmaları ise gayelerine ulaşmaları. ömrüme senden de önemli bir şey karışıyor. döllenmiş yumurta hücresinin büyümesi, hormon dengesinin alt üst olması, beynin ve ruhun annelik mertebesine adım atması... çok şey anlatıyor bu şarkı.

ve bir kadından başkası yazamazdı böylesini. ve belki bir erkek de tam anlamıyla anlayamaz anlatmak istediğini. bir kanıt daha aysel'in ne kadar köklü, güçlü, ateşli, heyecanlı sözler yazdığına.
devamını gör...

hayatımın fonunda çaldığını düşünmeye başladığım adamlar şarkısı. acının ilacı başka bir acıdan geçtiğinden mütevellit ismi de gülümsetmiştir zaman zaman. ismet* gücenmesin ama favori adamlar şarkım saniyelik süreçte değişti. gerçi ismet kimdi onu da unuttum, neyse o başka şarkının konusu zaten. kimse de sözlerini yazmamış ayıp be. tanım girmek için belirli bir alkol sınırlaması getirmeyi düşünür müydün sözlük? neyse akşamüstü hep genciz gece gelir gemi batar sabahına da bi yarı ayık kafamız var.


istedim
hep istedim
bu hislerim
karabatak


derinlere batmış taştan kalp
sesi çıkmaz
yapayalnız
akşamüstü hep genciz
gece gelir gemi batar
viranelerde sofralar kurup çürük meyvelerle


aşkına bomba çay çorba
başımızda krallar yolumuza tükürür
yakalayıp bi ucunu sal boşluğa
çözülmeye hasret düğümün


ne kralın tacı
ne kısa günün kazancı
garibin harcı
acının ilacı

kim kimin
deli gözlerin
bu iklimin sonu mu var
zehir karışmış topraklar
mühür vurmuşlar kalbine


olancası bir tutam can
dahası kof yarını yok
garibin başında rüzgar
halimizden yanan anlar


kaderime kederime razıyım ederime
gönlünü duy söyle dileğini
bahçemiz olsun dilimizi yutsun
bilen çözer elbet bir gün düğümleri

ne kralın tacı
ne kısa günün kazancı
garibin harcı
acının ilacı


devamını gör...

küfürler havada uçuşur, kimse kimseyi dinlemez sadece kendi düşüncesini öne sürer, tartışmanın sonunda kafanıza sandalye atılması muhtemeldir.
devamını gör...

bir yüzünüz var mıydı? sadece şarabi miydiniz yoksa?

elleriniz
karanlık mahzenlerin yıllarca itina ile sakladığı
yıllanmış sabrı şarabın

gözleriniz
dik yamaçların tepesinde
düşerdiniz baksam

gün görmemiş korkularınız vardı
üstelik kelimelere asardınız giysilerinizi
yine de “aşk” demezdiniz geçtiğiniz satırlarda

elimdeki mayın tarlaları yerle bir ederdi tüm sığınaklarınızı
yine de siz
şarabi sabrınızla
/kırmızı üstelik/
zamanı ezberletirdiniz
beklediğiniz istasyonlara

takvimsizdi gelmelerim
gitmeye dair düşleri yoktu dudaklarınızın
sesinize dokunurdum
susardınız
bakmazdım ellerinize bu yüzden

"sen tam tabancayı şakağına dayamışsın;
kapı açılıveriyor ve
üstündekileri bir bir fırlatıp atan
bir leylak sesi..."*

ayıkırdınız sonra
başınız gövdenize ağır gelir
gülümserdiniz yine de
güzel bir rüyadan uyanır gibi

siz!
kaçıncı kez sizden dönemedim
bilmiyorum
gelişim size kaç can daha verir?
uçurum kenarlarınıza intihara meyilli kaç gül daha dikersiniz

sahi, bir yüzünüz vardı, değil mi?
devamını gör...

aptal.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

az önce rast geldim: sözde tarihçiler kategorisine "ermeni soykırımı iddialarını reddedenler" diye bir bölüm eklemişler. içlerinde ilber ortaylı'nın ve yusuf halaçoğlu'nun da bulunduğu bir yığın tarihçiyi de (diğer kişiliklerin yanında) dahil etmişler. vay be! koca koca çınarları kılını kıpırdatmadan yıkabilmek bu kadar kolaymış meğerse.

türkçe vikipedi'nin insanların siyasi emelleriyle rezil ettiği bir dezenformasyon platformu olduğunu biliyordum da, bu kadarını da düşünmemiştim.
devamını gör...

atatürk ünlü güreşçi kurtdereli'ye ödül olarak 1000 liralık bir çek verir. altını da kendi imzalar. pehlivan çeki bankaya götürür. parayı alır. ancak hala beklemektedir. sorarlar tabi ki. çeki beklediğini söyler. çek bizde kalacak derler. parayı iade eder, çeki alır.
- onda atatürk'ün imzası var...

nereden nereye...
devamını gör...

(d. 1791 – ö. 1858), osmanlı ilim ve devlet adamı.

tanzimat döneminin ünlü şeyhülislamlarından birisidir. tanzimat reformlarını benimsemiş bir devlet adamıdır.

21 mart 1854 - 16 aralık 1858 tarihleri arasında şeyhülislamlık yaptı. tanzimat reformlarını benimseyen meşrebzâde’nin şeyhülislamlık döneminde kadılıktan naibliğe geçiş dönemi başlamış ve “muallimhanei nüvvab” adlı 3 yıllık bir okul kurulmuştur.

16 aralık 1858'de istanbul'da vefat etmiştir ve mezarı sur dışında mustafa paşa tekkesi yanındadır.
kaynak
devamını gör...

adımı söyleyip başlatmış hıyari
yenilen pehlivan misali
atışmadan kaçmaz yagami
o zaman "challenge accepted!" yani
devamını gör...

yaşasaydı hdp'den milletvekili olacak kişilik.
devamını gör...

istanbul beşiktaş'ta, dolmabahçe sarayı'nın veliahd dairesi'nde bulunan müze.
bu sene başında restorasyonu tamamlanıp tekrar ziyarete açılan müzenin koleksiyonu çok geniş. osmanlı himayesinde çalışmış saray ressamlarının tabloları, padişah portreleri, savaş tabloları, oryantalist tablolar gibi 11 farklı bölümde bir çok eser sergileniyor.
osman hamdi bey, fausto zonaro, stanisław chlebowski, ibrahim çallı, şeker ahmet paşa, pierre-désiré guillemet gibi bir çok türk ve yabancı ressamın eserleri bulunuyor. abdülmecid efendi'nin de eserleriyle beraber resim malzemelerini görebilir, resim yaptığı odayı ziyaret edebilirsiniz.
ayrıca müzenin ivan ayvazovski'ye ayırdığı kocaman bir salon var. her eseri ayrı ayrı incelenmeli.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ayvazovski salonu
fotoğrafta gördüğümüz üzere müze karanlık bir atmosfere sahip, aydınlatma sadece eserler üzerine yapılmış. ayrıca tavan süslemelerinin bazılarında da aydınlatma kullanıldığını görüyoruz. aslında ilk başta bundan hoşlanmadım ama ziyaretçilerin esere odaklanması için yapılmış, bu yüzden başarılı.
eserlerde kullanılan sensör sistemi sayesinde eserlere hiç bir şekilde dokunma imkanınız yok, elinizi uzatmanız halinde uzun bir bip sesiyle irkiliyorsunuz. görevliler hem bilgi verme konusunda hevesli hem de dikkatliler. içeride fotoğraf ve video çekmek de yasak bu arada.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her eserin uzun uzun incelenmeye değer olduğu bir müze. saydığım ve saymadığım bir çok değerli ressamın eseri sergileniyor, kesinlikle gidilip görülmeli. müzekart ya da dolmabahçe sarayı'nda aldığınız bilet de burada geçiyor, yoksa giriş 30 lira. öğrenciye de 10 liraymış.
kaynak görselleri buradan aldım.
devamını gör...

en sevdiğim şairlerdendir.

şöyle sevdiğim bir minik alıntısını da bırakayım. çok hoşuma gider bu dize. kendimi görürüm.

--- alıntı ---

bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların.

--- alıntı ---
devamını gör...

kırıla kırıla kırılmayacak kadar ufaldığın an...
sonra karşı tarafta feryat figan ağlamalar başlar; lâkin neye yarar? son tahlilde, nefret bile hissetmeyecek kadar gözünde küçülmüş, seni kırarak ufaltırken aslında onun ufaldığı gerçeği gün gibi ortaya çıkar. artık her şey için çok geçtir. o kişi bir yabancı bile değildir.

"kaç kere daha çalarsın bilmem
saz değil ki gönül bu kardeşim
kaç kere daha kırarsın bilmem
cam değil ki gönül bu kardeşim
"
devamını gör...

okuma yazma bilmezken ana britanicalara bakar dururdum.şu anda araştırmayı seven biriysem sebebi budur.
devamını gör...

pazartesi günü derste lazım olacak olan uhunun pazar gecesi aklıma gelmesi rezaleti.
devamını gör...

işte feraset, işte fazilet, işte adam gibi adamlık!!!

ankara büyükşehir belediyesi, pandemi nedeniyle zor günler geçiren işletme sahiplerine katkı amacıyla 'lezzet ankara' adında yemek sipariş uygulaması başlattı. restoranların uygulamaya ücretsiz olarak kaydolabileceği ve komisyon alınmayacağı açıklandı.

ankara büyükşehir belediyesi, esnaf için lezzet ankara adında yeni bir uygulama başlattı. yemek sipariş platformuna işletmelerin yüzde 0 komisyonla ve ücretsiz kayıt olabileceği açıklandı.
ankaralılar ise internet üzerinden ürün siparişi vererek esnafa destek olabilecek. ankara büyükşehir belediyesi'nin başlattığı uygulamaya kısa sürede 149 restoran kaydoldu.
mansur yavaş duyurdu
ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş, “esnafımızın alın terini korumak adına %0 komisyonla ‘lezzet ankara’ var. işletmelerimizin menülerini sisteme girmesinin ardından portalımızı sizlerle buluşturacak olmanın heyecanını yaşıyoruz” açıklamasını yaptı.
ankara'da işletme sahipleri lezzetankara.com/nasiluyeol... adresi üzerinden sisteme kayıt olabilecek.

buradan
devamını gör...

uygun bir ücret karşılığında notlarınızı kendisine itinayla iletirim yazarı.

çünkü susmuyor efendim, o arada ben de biraz nefes alırım.*
allah bilir bu da kova burcu kadınıdır, allahım güç kuvvet ver bana!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

not : görsel temsili değildir, keşke öyle olsaydı. *

görsel için de kendisinden izin alınmıştır, gerçi para istedi yayın hakkı için ama yapacak bişi yok. "ay banucum sana ulaşamıyorum " diyen bir daha düşünsün.
devamını gör...

başrolde julianne moore'un olduğu ve kristen stewart, kate bosworth ve alec baldwin gibi oyuncuların da yer aldığı 2014 yapımı dram filmi. ülkemizde "unutma beni" ismiyle 2015 senesinde vizyona girmiş.

filmde alzheimer hastalığından muzdarip bir kadının, bir bilim insanının hikayesi anlatılıyor. hastalıkla nasıl başa çıkmaya çalıştığını ama hastalığa nasıl da yenik düştüğünü izlemek insanı derinden etkiliyor. hele ki yakın çevrenizde bu hastalıkla boğuşan birileri olduysa ve bir de bu hastalıktan dolayı o kişiyi kaybettiyseniz izlerken gözyaşlarına boğulmak kaçınılmaz oluyor.

julianne moore'un bu güzel filmi ile en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre ödüllerini kazandığını da belirtmeden geçemeyeceğim. o kadar duru, o kadar gerçek bir oyunculuk ki... alice her ağladığında dayanamayıp onunla birlikte ağlayasınız gelir, öyle güzel bir gerçeklikte.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim