fate the winx saga
nickelodeon animasyon dizisi winx club'a dayanan bir gençlik dram dizisidir.
genel olarak oyunculara bakarsak;
bloom / abigail cowen :malum hepimizin bildiği ateş perisi. dizide biraz acemilik sergilese de içindeki gücü keşfettiği zaman ortamı cehenneme çevirebilir. dizideki tek güzel hatun.
stella /hannah van der westhuysen : dizinin şişirilmiş karakteri. hatta o kadar şişirilmiş ki diğer kızların ablası hatta bir tık annesi gibi duruyor. başka oyuncu mu yoktu dedirtecek kadar sırıtıyor bence. #591669 yazara da katılıyorum tam bir pelinsu !
aisha / precious mustapha: anaç ruhlu bir kızımızdır kendisi. "aman bloom ağzımızın tadı kaçmasın", "aman musa sen bizi kutsa" edalarında takılsa da kendisi su perisidir.
musa / elisha applebaum: çizgi filmde de en çok sevdiğim karakterdi. bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın edasıyla takılıyor kızımız. kulaklığını kulağından çıkarmıyor çünkü tipik empati perisi. duygularınızı,zihninizden geçenleri okuyabiliyor. bu yüzden de kimsenin zihninden geçenleri okumamak için de kulaklığında atarlı giderli şarkılar dinliyor. yaşadığı aşka da insan arada imreniyor *
terra / eliot tuz: dünya/bitkilerle iç içe bir peri. dizinin 2. gereksizi olmasa da olurmuş. flora'nın obez olmuş hali de diyebiliriz.
beatrix / sadie soverall : dizinin kötüsü demek pek doğru olmaz sonlara doğru sizi bugta bırakabilir.
sky / danny griffin: tipik çizgi filmdeki sky görünümlü sky yani. dizinin ışık ve görüntü kalitesine göre yakışıklılık ile çirkinlik arasında mekik dokuyor. yetenekli bir dövüşcüdür.
çok bi beklentiye kapılmadan sırf boş vaktinizi doldurmak için izlerseniz izlenir. ama çizgi filmi-dizi ile bağdaştırırsanız büyük hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.
genel olarak oyunculara bakarsak;
bloom / abigail cowen :malum hepimizin bildiği ateş perisi. dizide biraz acemilik sergilese de içindeki gücü keşfettiği zaman ortamı cehenneme çevirebilir. dizideki tek güzel hatun.
stella /hannah van der westhuysen : dizinin şişirilmiş karakteri. hatta o kadar şişirilmiş ki diğer kızların ablası hatta bir tık annesi gibi duruyor. başka oyuncu mu yoktu dedirtecek kadar sırıtıyor bence. #591669 yazara da katılıyorum tam bir pelinsu !
aisha / precious mustapha: anaç ruhlu bir kızımızdır kendisi. "aman bloom ağzımızın tadı kaçmasın", "aman musa sen bizi kutsa" edalarında takılsa da kendisi su perisidir.
musa / elisha applebaum: çizgi filmde de en çok sevdiğim karakterdi. bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın edasıyla takılıyor kızımız. kulaklığını kulağından çıkarmıyor çünkü tipik empati perisi. duygularınızı,zihninizden geçenleri okuyabiliyor. bu yüzden de kimsenin zihninden geçenleri okumamak için de kulaklığında atarlı giderli şarkılar dinliyor. yaşadığı aşka da insan arada imreniyor *
terra / eliot tuz: dünya/bitkilerle iç içe bir peri. dizinin 2. gereksizi olmasa da olurmuş. flora'nın obez olmuş hali de diyebiliriz.
beatrix / sadie soverall : dizinin kötüsü demek pek doğru olmaz sonlara doğru sizi bugta bırakabilir.
sky / danny griffin: tipik çizgi filmdeki sky görünümlü sky yani. dizinin ışık ve görüntü kalitesine göre yakışıklılık ile çirkinlik arasında mekik dokuyor. yetenekli bir dövüşcüdür.
çok bi beklentiye kapılmadan sırf boş vaktinizi doldurmak için izlerseniz izlenir. ama çizgi filmi-dizi ile bağdaştırırsanız büyük hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.
devamını gör...
mönchengladbach
"borussia mönchengladbach" isimli bir futbol takımına sahip olan kent aynı zamanda.
devamını gör...
geceye bir görsel bırak

gelmiş geçmiş yerli ve yabancı sinemalar içinde o kadar alkol sorunu yaşayan ve bu alkol belasından kurtulmak için tedavi yolu arayan karakterler görülmüştür. fakat, hiçbirinde müslüm gürses'in filmindeki gibi tedavi tekniğine rastlanmamıştır.
devamını gör...
bir yazara mesaj at
devamını gör...
helallik isteyen rte’nin yazlık sarayı
tevfik fikret'in şu dizeleri gelir aklıma.
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
devamını gör...
saklambaç
ebelemeçte denen bir tür sokak oyunu. teoride bir kişinin ebe olması ve diğer oyuncuların saklanmasıyla gerçekleşir. 1'den 10'a kadar sayan ebe 'oldu mu?' diye sorar. arkasından 'önüm, arkam, sağım, solum saklanmaya ebedir' der.
sonra teker teker oyuncuları ebelemeye çalışır. bazen oyunculardan biri ebeler. o zamanlar eğlenceli gibi bir oyun gibi gelirdi. sonraları biz bu oynayışı bir iki arkadaşla değiştirdik. her defasında aynı 3 kişiyle anlaşıp bir şekilde ya üstümğzdekileri değiştirip ya da bir şekilde yerimizi değiştirerek ebenin bizi ebelemesine rağmen 'çanak çömlek patlatıyorduk.' her oyunda olmasa da 3, 4 oyunda bir yapıyorduk ve diğerleri bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu. hah çocuğuz işte. sanırım birilerini kandırıyor olmak bize ayrı bir haz veriyordu. belki bunu bir şakalaşma olarak değerlendiriyorduk emin değilim.
çocukken istanbul'da yaşıyor ve özellikle akşamları tüm çocuklar sokaklarda buluşuyorduk. o zamanlar tv bile izlemezdik çok ilginç. çocuk olmak pek güzeldi doğrusu. o zamanlar hatta daha güzeldi. şimdi çocuklara bakınca üzülüyorum. hele ki pandemi çocuklarına. hiçbir sosyallikleri yok. hiç arkadaşları yok. umarım biran önce normale döneriz. çocukluk normale döner mi bilemem?
sonra teker teker oyuncuları ebelemeye çalışır. bazen oyunculardan biri ebeler. o zamanlar eğlenceli gibi bir oyun gibi gelirdi. sonraları biz bu oynayışı bir iki arkadaşla değiştirdik. her defasında aynı 3 kişiyle anlaşıp bir şekilde ya üstümğzdekileri değiştirip ya da bir şekilde yerimizi değiştirerek ebenin bizi ebelemesine rağmen 'çanak çömlek patlatıyorduk.' her oyunda olmasa da 3, 4 oyunda bir yapıyorduk ve diğerleri bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordu. hah çocuğuz işte. sanırım birilerini kandırıyor olmak bize ayrı bir haz veriyordu. belki bunu bir şakalaşma olarak değerlendiriyorduk emin değilim.
çocukken istanbul'da yaşıyor ve özellikle akşamları tüm çocuklar sokaklarda buluşuyorduk. o zamanlar tv bile izlemezdik çok ilginç. çocuk olmak pek güzeldi doğrusu. o zamanlar hatta daha güzeldi. şimdi çocuklara bakınca üzülüyorum. hele ki pandemi çocuklarına. hiçbir sosyallikleri yok. hiç arkadaşları yok. umarım biran önce normale döneriz. çocukluk normale döner mi bilemem?
devamını gör...
yaran diyaloglar
bu hikaye, üniversite'de bir tıp kariyer sınıfında gözlerimin önünde gerçekleşti.
profesör, menide bulunan yüksek glikoz seviyelerinden bahsediyordu. bir asistan elini kaldırdı ve sordu:
-sizi doğru anladıysam, erkek menisinde şekerde olduğu gibi çok fazla glikoz olduğunu söylüyorsunuz.
"doğru" diye cevapladı öğretmen.
elini tekrar kaldırarak kız sordu:
- peki neden tadı tatlı değil?
şaşırtıcı bir sessizliğin ardından, tüm sınıf kahkahalara boğuldu. zavallı kızın yüzü, istemeden ne söylediğini anlayınca kıpkırmızı oldu. tek kelime etmeden kitaplarını aldı ve bir daha dönmemek için sınıftan ayrıldı. ancak kapıdan geçerken profesörün tepkisi klasikti. tamamen ciddi, sorusunu yanıtladı:
- tatlılık tadı boğazın arkasında değil dilin ucunda olduğu için tatlı değildir...
profesör, menide bulunan yüksek glikoz seviyelerinden bahsediyordu. bir asistan elini kaldırdı ve sordu:
-sizi doğru anladıysam, erkek menisinde şekerde olduğu gibi çok fazla glikoz olduğunu söylüyorsunuz.
"doğru" diye cevapladı öğretmen.
elini tekrar kaldırarak kız sordu:
- peki neden tadı tatlı değil?
şaşırtıcı bir sessizliğin ardından, tüm sınıf kahkahalara boğuldu. zavallı kızın yüzü, istemeden ne söylediğini anlayınca kıpkırmızı oldu. tek kelime etmeden kitaplarını aldı ve bir daha dönmemek için sınıftan ayrıldı. ancak kapıdan geçerken profesörün tepkisi klasikti. tamamen ciddi, sorusunu yanıtladı:
- tatlılık tadı boğazın arkasında değil dilin ucunda olduğu için tatlı değildir...
devamını gör...
bahriye üçok
ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi'nin ilk kadın akademisyeni ve shp parti meclis üyesi. muammer aksoy, çetin emeç, turan dursun gibi, 1990 yılında devam eden suikast zinciri kurbanlarından biri olmuştur. uğradığı suikast, diğer suikastler gibi tabanca ile değil, bomba ile gerçekleşmiştir.
üçok'un ankara'daki adresine ilmi araştırmalar vakfı isminin yazılı olduğu bir paket, istanbul kargo ekspres vasıtasıyla geliyor. paketi üçok'un kızı, içinde bomba olduğunu bilmeden kargodan teslim alıp eve getiriyor. pakette kitaplar görüyor ama kitaplar bomba tuzaklı . kendisi patlama yaşanmadan önce de evi terkedip aşağıya iniyor ve suikastten kurtuluyor. paketi açınca patlayan bomba üçok'un iki kolu ve bir bacağını kopartıyor. evi ağır hasar alıyor. kendisi de hastanede hayatını kaybediyor.
bombalı saldırı ile ilgili iran bağlantıları, hizbullah ve islami direniş örgütü gibi örgütlerin ismi geçti. kimilerine göre işin içinde kontrgerilla parmağı, yabancı istihbarat operasyonu algısı hakim. suikastin esrarını koruyan tarafı da, bahriye üçok'un daha önce mit tarafından gerçekleştirilen bir toplantıda bombalı paket açma eğitimi görmüş olmasıydı. yani aynı şekilde suikaste kurban giden uğur mumcu'nun arabasına binmeden önce sürekli kontrol etmesi gibi, tehdit altında yaşadığından kendisi de devamlı tetikte yaşamış ama böyle bir tuzağa yakalanacağını düşünememiştir. suikast ilk kez bir müessese ismi kullanılarak gerçekleştirilmiş, profesyonel bir grubun işi olduğu belli bir olay olarak hafızamıza yer etmiştir.
üçok'un ankara'daki adresine ilmi araştırmalar vakfı isminin yazılı olduğu bir paket, istanbul kargo ekspres vasıtasıyla geliyor. paketi üçok'un kızı, içinde bomba olduğunu bilmeden kargodan teslim alıp eve getiriyor. pakette kitaplar görüyor ama kitaplar bomba tuzaklı . kendisi patlama yaşanmadan önce de evi terkedip aşağıya iniyor ve suikastten kurtuluyor. paketi açınca patlayan bomba üçok'un iki kolu ve bir bacağını kopartıyor. evi ağır hasar alıyor. kendisi de hastanede hayatını kaybediyor.
bombalı saldırı ile ilgili iran bağlantıları, hizbullah ve islami direniş örgütü gibi örgütlerin ismi geçti. kimilerine göre işin içinde kontrgerilla parmağı, yabancı istihbarat operasyonu algısı hakim. suikastin esrarını koruyan tarafı da, bahriye üçok'un daha önce mit tarafından gerçekleştirilen bir toplantıda bombalı paket açma eğitimi görmüş olmasıydı. yani aynı şekilde suikaste kurban giden uğur mumcu'nun arabasına binmeden önce sürekli kontrol etmesi gibi, tehdit altında yaşadığından kendisi de devamlı tetikte yaşamış ama böyle bir tuzağa yakalanacağını düşünememiştir. suikast ilk kez bir müessese ismi kullanılarak gerçekleştirilmiş, profesyonel bir grubun işi olduğu belli bir olay olarak hafızamıza yer etmiştir.
devamını gör...
sözlükte gerekli çabayı göstermeyen yazarlar şutlansın
boş durmayın çalışın diyen bir yazar beyanı.
peki ağam.
peki ağam.
devamını gör...
klasikleşmiş bayram olayları
kıyafetlerin hevesle baş ucunda yerini alması. hala yapasım gelir. bu bayram da yasaklardan dolayı yalnız olanlara selam olsun. bu pek klasiğimiz değildi.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
tuvalet konusu obsesyondan çok aslında hijyen* konusudur. özellikle kadınlar için…
ben bundan çok çektim. olmadık yerlerde olmadık zamanlarda tuvaletiniz geldiğinde hele bir de yapamadığınız da boyunuzdan başlar, başınızın tepesine kadar bir baş ağrısı.
bir de biraları ardı ardına yuvarladıysanız… uzun süre, gelmiş olan tuvaleti tutmak tansiyonu yükseltiyormuş...ve ayrıca bağırsak tembelliğine sebep oluyor.
arkadaşlar duyusal beynimiz olan bağırsaklar bizim hayata dair aldığımız bir çok kararda etkili. doğru çiğneme ve diş yapısı da bağırsak için önemli işte bunlar hep audi gibi birbiri içine girmiş halka. hepsi bağlantılı.
lütfen bedeninize hükmedebilin. kendi ruh ve beden sağlığınız için.
beden öğrenebilen ve değişebilen bir yapıya sahip.
vücudunuzun biyolojik saatini ayarlayabilirsiniz. kahve içince bağırsak çalışması gibi ya da “sabah sigara içiyorum bağırsaklarım çalışıyor” tarikatı üyeleri gibi.
hassassanız eğer lütfen bedeninize bir iyilik yapın ve biyolojik sıçma saatinizi ayarlayın.
kronik kabızlara özendiğim tek şey, bütün gün dışarıda dolanıp tuvalet sıkıntısı çekmemek….
obsesyonlar mücadele derneği, koronanın tuvalet yoluyla bulaşmayacağını açıklarsa belkiiiiiii hijyeni de pas geçer, bu obsesyondan kurtulurum*.
ben bundan çok çektim. olmadık yerlerde olmadık zamanlarda tuvaletiniz geldiğinde hele bir de yapamadığınız da boyunuzdan başlar, başınızın tepesine kadar bir baş ağrısı.
bir de biraları ardı ardına yuvarladıysanız… uzun süre, gelmiş olan tuvaleti tutmak tansiyonu yükseltiyormuş...ve ayrıca bağırsak tembelliğine sebep oluyor.
arkadaşlar duyusal beynimiz olan bağırsaklar bizim hayata dair aldığımız bir çok kararda etkili. doğru çiğneme ve diş yapısı da bağırsak için önemli işte bunlar hep audi gibi birbiri içine girmiş halka. hepsi bağlantılı.
lütfen bedeninize hükmedebilin. kendi ruh ve beden sağlığınız için.
beden öğrenebilen ve değişebilen bir yapıya sahip.
vücudunuzun biyolojik saatini ayarlayabilirsiniz. kahve içince bağırsak çalışması gibi ya da “sabah sigara içiyorum bağırsaklarım çalışıyor” tarikatı üyeleri gibi.
hassassanız eğer lütfen bedeninize bir iyilik yapın ve biyolojik sıçma saatinizi ayarlayın.
kronik kabızlara özendiğim tek şey, bütün gün dışarıda dolanıp tuvalet sıkıntısı çekmemek….
obsesyonlar mücadele derneği, koronanın tuvalet yoluyla bulaşmayacağını açıklarsa belkiiiiiii hijyeni de pas geçer, bu obsesyondan kurtulurum*.
devamını gör...
kitap alıntıları
şu an okuduğum gazap üzümlerinde altını çizdiğim bir kısım :
“gideceğimiz yer iki bin millik yolmuş diyorlar. ne kadar sürer sence, tom? haritada gördüm. koca dağlar var! kartpostallardaki gibi. onları aşıp gideceğiz. ne kadar sürer onca yolu gitmek acaba, tommy?”
“bilmiyorum. belki iki hafta, belki de, şansımız varsa, on gün falan. bak, anne, kaygılanmayı kes. dur, sana kodese girmekle ilgili bir şey söyleyeyim. habire çıkacağın günü düşünüp duramazsın. deli olur insan. yaşamakta olduğun günü düşüneceksin... her günü geldiği gibi al. ”
yıllardır şu durum bi geçsin bunu da o zaman yaparım gibi yaşıyorum ama böyle yaparak gelecek zamanı beklerken anı kaybettiğimi fark ettim, bi şeyleri beklemek zaten yeterince yıpratıcıyken, şimdiyi de yaşayamamak bu durumu iyice katmerliyor.
ara ara okuyacağım tomun bu sözlerini.
“gideceğimiz yer iki bin millik yolmuş diyorlar. ne kadar sürer sence, tom? haritada gördüm. koca dağlar var! kartpostallardaki gibi. onları aşıp gideceğiz. ne kadar sürer onca yolu gitmek acaba, tommy?”
“bilmiyorum. belki iki hafta, belki de, şansımız varsa, on gün falan. bak, anne, kaygılanmayı kes. dur, sana kodese girmekle ilgili bir şey söyleyeyim. habire çıkacağın günü düşünüp duramazsın. deli olur insan. yaşamakta olduğun günü düşüneceksin... her günü geldiği gibi al. ”
yıllardır şu durum bi geçsin bunu da o zaman yaparım gibi yaşıyorum ama böyle yaparak gelecek zamanı beklerken anı kaybettiğimi fark ettim, bi şeyleri beklemek zaten yeterince yıpratıcıyken, şimdiyi de yaşayamamak bu durumu iyice katmerliyor.
ara ara okuyacağım tomun bu sözlerini.
devamını gör...
normal sözlük'teki en havalı nick
ah allahım iki kişi beni yazmış. çok mutluyum çok bahtiyarım. yarın gidip kimliğimi değiştireceğim adımı soyadımı mesut bahtiyar yapacağım. dileyin benden ne dilerseniz. para istemeyin o ayrı.
devamını gör...
yazarların başarı ölçütü
her gün yeni bir şey öğrenmek, her günümün bir önceki günden farklı olması...
devamını gör...
saçma türk adetleri
her kutlamada etrafa saçma sapan ateş etmek...
devamını gör...
babanın en iyi olduğu konu
boşa yanan ışık ve fazla harcanan suyu anında tespit edebilme yeteneği.
devamını gör...
chop protokolü
non hodgkin lenfoma tedavisinde ritüksimab ile birlikte tedavide kullanılan ilaçların kombinine verilen isimdir.
bu ilaçlar
siklofosfamid
doksorubisin
vinkristin
prednison olmak üzere 4 adettir
bu ilaçlar
siklofosfamid
doksorubisin
vinkristin
prednison olmak üzere 4 adettir
devamını gör...
unutulamayan reklam sloganları
arkadaşlar aranızda ülker çikolatalı gofret sevmiyen var mı? ne itici reklamdı.
ama hedefine ulaştı.
ama hedefine ulaştı.
devamını gör...
girift radyo yayını
sevgili gomercan'ın harika yorumuyla çok anlamlı bir doğum günü şarkısı dinlediğimiz, sevgili aykut'a nice mutlu ve sağlıklı seneler dilediğim yayın. ahmet kaya'nın, parçayı 1989'da çıkarmış olması dolayısıyla parça seçimini yapanların inceliği dikkatlerden kaçmamıştır.*
devamını gör...
normal sözlük'ün pagan yazarları
başlarını çekmekten gurur duyduğum güzide yazar topluluğudur.*
(bkz: savaşa çağrılabilecek yazarlar)
(bkz: savaşa çağrılabilecek yazarlar)
devamını gör...
