şu an siyaset bilimi yüksek lisans öğrencisi olarak şunu söyleyebilirim ki, öldürmüyor ama süründürüyor. ama doktora kısmı direk öldürüyor. tezimi yazıp teslim edebilirsem o kısma da geçeceğim inşallah.
devamını gör...

bir de güzel yemek yapıyorsa tadından yenmez. allah rızası için arada yapsın da yiyelim. biraz nefes alalım biz de*.
devamını gör...

bu sözlük benim sosyal yönümü tavan yaptırdı arkadaş. etkinlik, dicord, radyo madyo alayında varım.
tabiki katılacağım. bana buralarda alexander alekhine derler anam.
devamını gör...

hemen her partide az veya çok, dürüst ve onurlu insan varsa bir o kadar da namussuz ve dalkavuk kişiler var. bunlar birbiri ile cephe olarak uğraşmayı bırakıp, namuslu ve dürüst insanlar namussuzlara karşı işbirliği ve güçbirliği yapsa, herkes içindeki cahil ve ahlaksız adamlardan kurtulsa, kurtuluşa yakın oluruz ama bugün buna çok uzağız.
devamını gör...

konuyu hiç uzatmadan rahmetli "uğur mumcu'nun bütün kitapları" deyip gidiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

incelenecek konunun, geliştirilecek fikirlerin, yapılacak işin başlangıç noktası.
devamını gör...

kuru fasulye pilav
devamını gör...

yunanistan'ın yedi bilgesi olarak da adlandırılan kişiler, 620–550 arasında yaşayan ilk düşünürlerdir. antik yunan uygarlığının altın çağı olan mö 7. ve 6. yüzyıllara damgasını vurmuş bu önemli filozoflar şunlardır: miletli thales, lindoslu cleobulos, atinalı solon, spartalı chilon, prieneli bias, korinthli periander, midillili pittacus. bu düşünürler hakkında ilk yazılı belge platon’un protagoras adlı diyaloğundaki sokrates’in sözleridir. şöyle der sokrates:“hepsi sparta eğitimine hayrandı ve hepsi bu eğitimle yetişti. kısa ve öz deyişler hafızlara kazındı. her birinin ağzından özellikle şu deyiş hiç düşmedi: kendini bil;
hiçbir şeyde aşırıya kaçma. işte bu tür deyişlerle felsefi düşünme tarzı eskiler arasında çok yaygındı.”


sokrates’in de belirttiği üzere, antik dünyada felsefi düşünme söz konusu yedi bilge’nin insanlara ahlaki
tavsiyeler niteliğindeki kısa ve öz deyişleriyle başladı. yedi bilge'den en sevdiğim kısmı da alıntılamak istiyorum:

dilini tut, özellikle de resmi bir ziyafette.
kimseyi tehdit etme.
kendini bil.
iyi gününden ziyade kötü gününde dostunun yanında ol.
düğününde abartıya kaçma.
yaşlılığa hürmet et.
kendi güvenliğin için akıl danış.
haksız bir kazançtansa, kaybı göze al.
başkasının felaketine sevinme.
güçlüyken merhametli ol.
altının saflığı mihenkle sınanır; insanın iyisi, kötüsü de altınla.
dilin düşünceni aşmasın.
öfkene hâkim ol.
imkânsızı hedefleme.
kanunlara uy.
ölmüşleri bahtlı kişiler olarak öv.
konuşurken el kol hareketi yapma ki seni deli sanmasınlar.
sükûnetini koru.
ölmüşlerinizi iyilikle yad edin.

kaynak
devamını gör...

değerli ablamda* aynı şarkıyı istemiş.
#882105
devamını gör...

sevdiğin birinin üstünü örtersin.
ama aşık olduğun biri için kendini ateş niyetine yakarsın.
o ısınsın diye.
devamını gör...

tarihin en önemli insanı
devamını gör...

ılaç ve kozmetik sanayisinde kullanilan bir bitkidir. soğuk algınlığı ve kuru öksürüğe faydalı olduğu söylenmektedir.
devamını gör...

ikisi de birbirinden daha değerli ya da daha değersiz değil.
garsonun garsonluğu önlüğü çıkarınca biter. ama sen dükkandan çıksanda aynı höt zöt olarak yola devam edersin.
devamını gör...

nazarımda ; ırkların, ırkım hakkında ki tavırlarına karşı geliştirilmiş olan ideolojidir.

türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz.
m.kemal atatürk

kişi kavmini sevmekle kınanamaz.
hz. muhammed
devamını gör...

ekşi sözlükte gördüm .
başıma bir iş gelir , sosyal medyadan adalet arama gerkirse lazim olur diye de üye oldum.
devamını gör...

jorge semprun'un batılı sosyalistlerin geçirdiği dönüşümü, beş genç adamın * yaşamından kesitler sunarak aktardığı muazzam eserinin adıdır. kitap hesaplaşma adıyla da yayınlanmıştır. her ne kadar ''hesaplaşma'' adı kitap için uygun bir ad gibi gözükse de kitabın ana karakterlerinden birisi olan ''neçayev'' kod adlı roman karakterinin okurda bıraktığı iz, romana kattığı gizem ve sürükleyicilik sebebi ile ''neçayev dönüyor'' adı bana hem daha doğru hem daha çekici gelir.

romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.

bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.

bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.

aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''

bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.

diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...

hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.

işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...

neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?

ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.

elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.

benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.

şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.

şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;

devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”

karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.

unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
devamını gör...

en sevdiğim sözlerini aşağıya bıraktığım, herkes dahil benim de yazarının can yücel olduğunu bildiğim ama ona ait olmadığının söylendiği şiir.


“bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. “
devamını gör...

bence insan sadece bir kere aşık olmaz. farklı zihin durumlarında, tekrar ve tekrar aşık olunabilir. yani bu, şu demek; sevdiğiniz bir insanı başka bir insanın yerine koyamazsınız. ya da birini sevdiğinizi düşündüğünüz zamanlardaki gibi bir başkasını sevemezsiniz. yaşanan ânâ güzelliğini veren daha önce yaşanmış olmasından çok, bir daha yaşanmayacak olmasıdır. böyle düşününce aşkın/aşık olmanın tek seferlik olmadığını biliriz. tamamiyle zihin durumunuzla alakalıdır.
devamını gör...

7 senedir aynı sony markalı telefonu kullanıyorum ayrıca bu telefon ilk akıllı telefonum. bu süreçte sayısız kez elimden düşürdüm en sonunda bu sene camını çatlatabilmeyi başardım. ( hayli zor oldu) hala çatlak camıyla kullanmaya devam ediyorum çünkü piyasada alabileceğim gibi fiyat/performans oranı iyi kaliteli bir telefon yok.aynı telefon başka bir markadan olsaydı belki 2-3 kez değiştirmek zorunda kalacaktım. belki de başarısızlıkları budur. kaliteli mal, uzun süreli kullanım dolayısıyla düşük satış rakamları.

t:sadık sony kullanıcılarını üzen durum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim