üniversite kapısından girdikten sonra 5 dklık yolu olan fakülteyi haritaya google mapse bakarak 20 dkda buldum. işin zor kısmı ise sınıf arkadaşlarını bulmaktı. zor bela sora sora onu da bulduktan sonra o gün okulun olmadığını söyleyerek bizi gönderdiler.
not: google mapsi bir hafta boyunca her gün kullandım.
devamını gör...

çizim, resim veya harflerle bir malın ya da kuruluşun tanınmasını ve ayırt edilmesini sağlayan simgesidir.
sözlüğümüzün amblemi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

serideki en sevdiğim replik gandalf ve frodo baggins arasında geçen şu efsane kısım:

g: yaşayan pek çok kişi ölümü hak eder. ölülerden bazıları da yaşamı. yaşamı onlara verebilir misin? ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. en bilgeler bile her sonucu bilemez.

f: yüzük keşke bana hiç gelmeseydi. keşke bunlar hiç olmasaydı.

g: böyle şeyler yaşayan herkes böyle der; ama karar onlara kalmamıştır. yapmamız gereken, bize verilen zamanda ne yapacağımıza karar vermektir.

-

en unutamadığım replikse rohan kralı thédoen'in oğlunun mezarı başında gandalf'a söylediği şu cümle:

"babalar oğullarını gömmemeli."

gel de ağlama. *
devamını gör...

ressam jose clemente orozco’a ait,
zapatistas 1931 yılında yapılmıştır. öldürülen devrimci köylü lider emiliano zapata’yı takip edenlerdir konusu;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boşuna "miş"li olmayan, her detayının akılda kalmaması gereken zaman dilimi.


...............
miş'li geçmişte sorunlar saklanır
aya dokunmanın tam zamanıdır
...............


(bkz: bozburun)
(bkz: bülent ortaçgil)
devamını gör...

çocukluğumun kitabıdır.

bu yazıya başlamadan önce içimde bir tedirginlikle oturdum bilgisayarın başına. insanların ömrüleri boyunca duyduğu ama çoğunun okumadığı, hatta varlığından bile haberdar olmadığı bir kitaptan bahsetmek enikonu zor işti. ama kimse okumak istemese de yazdığım yazıyı en azından pollyanna adını bir kez daha görmelerine vesile olabilecektim. pollyanacılığın ne lüzumu var diyebilirsin elbette ama ben yine de bu “mutluluk oyunu”nu bir kez de burada deneyeyim.

eleanor h. porter’ın pollyana’sı 29 yıl önce bir yılbaşı arefesinde ve bir paket içinde annem tarafından bana verildiğinde, ben kemalletin tuğcu’yla akşamları , ışıklar sönmeden önce uzun, kasvetli ama bir o kadar da keyifli okuma saatleri geçiriyordum. pollyannayla tanışmam yeni yılın başlamasıyla aynı zamanlara denk geldi. tuğcu’nun verdiği karamsarlıktan sonra pollyanna’nın bazen sinir bozucu olabilen iyimserliği bende garip bir etki bıraktı. henüz sekiz yaşında bir çocuktum ve pollyanna’nın 250 sayfaya varan öyküsünü üç günde yalayıp yuttum. o zamanlar onca mantıklı gelen iyimserliği, tevekkülü şimdi bana biraz gereksiz ve romantik görünse de pollyanna’ya duyduğum sevgi asla azalmadı.

kendine hediye edilen koltuk değneklerine bile sevinebilen, bir araba kazası sonucu felç olduğu zaman bile iyi bir yan arayan ve ne gariptir ki bulabilen bu sarı saçlı sevimli 11 yaşındaki kız bu haliyle takdire şayandır.
porter’ın 1913 yılında yazdığı roman 58 yıl sonra temel gürsu tarafından filme alındı ve herkes bu filmi çok iyi hatırlar, izlediğim zaman beni hayalkırıklığına uğratan, zihnimdeki pollyanna görüntüsüne saldıran bir film olmsına rağmen garip bir tezatla birkaç kez zevkle izlediğim bir filmdir “hayat sevince güzel”. eleanor h. porter’a en ufak bir gönderme yoktur filmde, bir ahde vefa örneği bekler insan izlerken, en azından evdeki kütüphanede bir pollyana olsun ister ama yoktur. pollyanna’nın hikayesini anlatmanın gereği yok, siz zaten zeynep değirmencioğlu’nu izlediniz.


eleanor h. porter’a yapılan bu haksızlık sadece bu filmle sınırlı değildir kanımca. kendi gibi bazı yazarların da başına gelmiştir bu musibet. örneğin pinokyo, frankenstein, oblomov, don quiotte, moby dick; pollyanna gibi yazarlarını gölgede bırakan kahramanlardır ama iyi yanından bakarsak, bizim gibi onları yad edecek okurları her dönem olmuştur.
devamını gör...

geçici süreyle olmasa olunur da, süreli olunca değmez gibi geliyor bana. 5000 puan verip 1 aylığına değmez bence. bir de soyulmuş hıyar rengi olunca ister istemez soğuyorsun.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1959 yılından bir mairi linta güzelliği, bir manolis hiotis bestesi. sözleri eftihia papagiannopoulou'ya ait. iki yıl sonra 1961'de aynı isimle çekilen dramatik bir filmin müziği olmuş yunanistan'da aynı zamanda. ilk yorumu yeterince güzel olan şarkı, trio kithara adlı grup tarafından aynı yıl daha caz türünde yeniden yorumlanarak amerika'da plaklara kaydedildi. günümüzde ise black sheep trio adlı müzik grubunun orijinalini unutturacak kadar güzel yorumladığı bir şarkı olarak yeniden kulaklarımızı şenlendirmekte.

mairi linta & manolis hiotis:

trio kithara yorumu:

black sheep trio:


sözlerinin türkçe tercümesi ise şöyle:

gözyaşımı al
gözyaşımı al
sana yoldaş olması için.
acımı al
acımı al
ve onu kalbine koy.

al ki hissedesin
aşkımın acısını
ve senin için nasıl
bir yıldır çile çektiğimi

al başımın dönüşünü
al başımın dönüşünü
beni deli eden
al bozulmuş sinirlerimi
al bozulmuş sinirlerimi
beni öldüren

al onları, sevdiğim
götür ve denize at
çünkü bulamıyorum
gece gündüz bir huzur

al dudaklarımı
al dudaklarımı
zehirlerin sızdığı
kalbimi al
kalbimi al
kurtların yiyip bitirdiği

ne yapayım şimdi
bu yaralı kalbimi
ve bir hayatı
amaçsızca işkence içindeki
devamını gör...

aynı şeyi okullarda çocuklarla burun buruna çalışan öğretmenlere de yapsaydınız keşke...
doğru ya para getirmiyor bu öğretmen milleti, ama turist öyle mi?

70 cente muhtaç olduğumuz şu günlerde turisti bulsak secde edeceğiz, o derece...
devamını gör...

(bkz: sevda kuşun kanadında)
devamını gör...

yanlışınız var hocam,sessiz gemiyi humeyra okuyor, yahya kemal diye bir şarkıcı yok. repliğini aklıma getiren başlık.sjsjjsjsj
devamını gör...

içilmediğinde baş ağrıtan, sinirden küplere bindiren sigaranın sebep olduğu bağımlılıktır.
bu yüzden efendim, sakın ola başlamayın. sigaram olmuş 17 lira, öğrenciyiz abicim öğrenci. insanın hayat kalitesini düşürür alınamayınca o paket.
devamını gör...

bizim bey armudu'nu biz beg armut diye söylemişiz ve böyle böyle nakletmişiz. begarmut da ingiltere'ye kadar gitmiş. onların da dilleri dönmeyince ismi bergamot olmuş. biz de böylelikle bugün bergamot ismini kullanıyoruz.
devamını gör...

markette fiyatına bakmadan bir şeyi alabiliyorsam zenginimdir.
devamını gör...

toprak buldum kimindir, sahibi yoksa benimdir.
devamını gör...

bu olay dikkatimi geçen sene temmuz'da gökyüzüne bakarken çekti. bir poşet sakince havada ilerliyordu. anlam veremedim, kimse farketmeden bu kadar nasıl yükselmiş olabilirdi, şaşkınlık içerisinde izledim. bir kaç gün sonra tekrar başka bir poşetin havada süzüldüğünü gördükten sonra gördüğüm poşetleri saymaya karar verdim.
şimdiye kadar 13 tane poşet saydım ama saymayı unuttuğum için, yoksa sayılarının gittikçe arttığına eminim. bu başlık bana hatırlattığı için bu konunun takipçisi olacağım.*
devamını gör...

bazı tetikleyiciler vardır, insanların bazı anılarını ve duygularını yüzeye çıkaran.

bu tetikleyiciler olukça aşına olduğunuz bir mekan olabilir veya alışık olduğunuz bir koku, tat,ses olabilir. bazen bir cümle, bir kelime olabilir. güzel bir müzik olabilir. bir resim, bir doku, bir obje, hatta bir insan bile olabilir.

insan sevdiği veya alışık olduğu birini kayıp ettiğinde ister istemez özler. fakat özlem duygusu zaman içinde solar ve hayat devam eder.

bazı zamanlar olur ki işte, kayıp ettiğiniz o kişi ile özdeşleşmiş bir tetikleyiciye maruz kalırsınız ve özlem orada vurur sizi. hafızanıza gömülmüş o anlılar tekrar uyanır. tekrar seyahat edersiniz o anlara.

tabi çok uzun sürmez bu, hızlı geri dönersiniz gerçekliğinize. bir sonrakine kadar unutur gidersiniz hayat koşuşturmacasının içerisinde.
devamını gör...

“hayatı seviyor musun? öyleyse zamanını israf etme çünkü hayatın yapıldığı madde zamandır.”

benjamin franklin
devamını gör...

nesef alamıyom. (bkz: bye bye türkçe)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim