gençlere tavsiyeler
tavsiye verecek yaşta değilimdir ama gitmeyin ya. hepinizin aklının bir köşesinde yurt dışı planı olduğunu biliyorum, burada yaşamanın ne kadar zor olduğu, insanın önüne sürekli bir set çekildiğini, hayal kurmaya bile izin verilmediğini, bir yerlere gelebilmek, başarılı olabilmek için imanımızın gevrediğini ama günün sonunda liyakata değil bir yerlerde dayının olup olmadığına bakıldığını biliyorum, yaşıyorum. ama kalsak, bu devranı birlikte döndürsek.
devamını gör...
foucault sarkacı
fransız fizikçi leon foucault, 1851 yılında dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlayabilmek için imparator 3. napolyon'dan izin almış ve paris'in en yüksek kubbeli yapısı pantheon'un tepesinden çelik tele bağlı demir bir top sarkıtmış. topun yerde bıraktığı izleri gözlemleyerek dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlamıştır. bunun bir örneğini ege üniversitesi gözlemevinde görüp inceleme fırsatım olmuştu. gerçekten dönemi düşündüğümüzde etkileyici bir deney.
devamını gör...
reklamı atla
bir seray şahiner kitabıdır.
hayatımız video paylaşım sitelerine benzemeye başladığından beri en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bir “reklamı atla” butonu oldu ister istemez.
bütün etkinliklerimiz, ister günlük rutinimize dahil olsa isterse özel bir kutlama olsun paylaşılmak üzere özenle hazırlanan bir videoya dönüşmeye yazgılı. herkes acele için de anın büyüsünü bozmak pahasına paylaşımını yapmak arzusunda.
olay sadece paylaşım yapmakla kalsa bir yere kadar tahammül edilebilir belki ama tabii ki öyle değil, o kadarla kalmamız mümkün değil. günlük hayatımızı da sanki her şey kayda alınıyormuş gibi yaşamaya başladık. bir nevi truman burbank sendromuna balıklama dalma hevesindeyiz.
sürekli bir izlenme korkusu ve zevkiyle hayatımızı yalıydı oluşumuz da yeterli değil elbette bizim için, bir de karşımızdaki insanların da hatıralık videolar olduğunu düşünmeye başladık. bize her ne anlatıyor olurlarsa olsunlar reklamı atla butonunu çıkmasını bekler gibi bekliyoruz konuşmalarını dinlemek yerine. reklamlar sona erince de kendi videomuzu paylaşmak için en uygun anı yakalıyoruz.
tüm bunlarla birlikte öyle bir hayat yaşamaya başladık, öyle iletişimsizlikler içinde debelenmelere durduk ki hayatımızın reklamı atla butonu aniden çıkacak ve biz o butona basıp gerçek hayatı yaşamaya başlayacakmışız gibi bir duygu yaşıyoruz dilimizin altında morpheus’un hapıyla.
seray şahiner kitabında benim anlattıklarımı anlatmamış olabilir belki, belki de benim yukarıda yazdıklarımın onu yazdıkları ile hiçbir ilgisi yoktur ama o da kendi derlediği hikayeleri, kendi şikayetlerini, kendi isyanlarını anlatmış.
reklamı atlayın ve okuyun.
hayatımız video paylaşım sitelerine benzemeye başladığından beri en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bir “reklamı atla” butonu oldu ister istemez.
bütün etkinliklerimiz, ister günlük rutinimize dahil olsa isterse özel bir kutlama olsun paylaşılmak üzere özenle hazırlanan bir videoya dönüşmeye yazgılı. herkes acele için de anın büyüsünü bozmak pahasına paylaşımını yapmak arzusunda.
olay sadece paylaşım yapmakla kalsa bir yere kadar tahammül edilebilir belki ama tabii ki öyle değil, o kadarla kalmamız mümkün değil. günlük hayatımızı da sanki her şey kayda alınıyormuş gibi yaşamaya başladık. bir nevi truman burbank sendromuna balıklama dalma hevesindeyiz.
sürekli bir izlenme korkusu ve zevkiyle hayatımızı yalıydı oluşumuz da yeterli değil elbette bizim için, bir de karşımızdaki insanların da hatıralık videolar olduğunu düşünmeye başladık. bize her ne anlatıyor olurlarsa olsunlar reklamı atla butonunu çıkmasını bekler gibi bekliyoruz konuşmalarını dinlemek yerine. reklamlar sona erince de kendi videomuzu paylaşmak için en uygun anı yakalıyoruz.
tüm bunlarla birlikte öyle bir hayat yaşamaya başladık, öyle iletişimsizlikler içinde debelenmelere durduk ki hayatımızın reklamı atla butonu aniden çıkacak ve biz o butona basıp gerçek hayatı yaşamaya başlayacakmışız gibi bir duygu yaşıyoruz dilimizin altında morpheus’un hapıyla.
seray şahiner kitabında benim anlattıklarımı anlatmamış olabilir belki, belki de benim yukarıda yazdıklarımın onu yazdıkları ile hiçbir ilgisi yoktur ama o da kendi derlediği hikayeleri, kendi şikayetlerini, kendi isyanlarını anlatmış.
reklamı atlayın ve okuyun.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
eğer sırf karşı taraf ben onu takibe alayım diye beğenmişse tanımlarımı ben durup onunkilerini ne beğeniyorum ne de takip ediyorum. tanımlarımı gerçekten okuyup da beğenenlere dönüyorum onlar zaten kendilerini belli ediyorlar.
devamını gör...
gençlerin kolay evlenip kolay boşanması
bir insanı daha iyi tanımak için evlenmeden önce aynı evde yaşamak şart. türkiye'de de pek mümkün değil. insanlar da birbirlerinde beğenmedikleri huyları keşfedince hop boşanıyorlar.
mutlu hissetmediğiniz evliliği yürütmeye çalışmaktansa boşanın gitsin. kimse sizden kıymetli değil.
mutlu hissetmediğiniz evliliği yürütmeye çalışmaktansa boşanın gitsin. kimse sizden kıymetli değil.
devamını gör...
fevziye fuad
dunyanin en guzel kadinlarindan biridir fevziye fuad. laf-i guzaf degil gercek bir prensesdir. 1921 yilinda misir'in iskenderiye sehrinde misir kirali 1. fuad'in kizi olarak dunyaya gelir. soylu ve zengin ailenin kizi olarak oldukca guzel bir cocukluk donemi gecirir. buyuyup genc kiz oldugu donemde ise ailesi tarafindan egitim icin isvicre'ye gonderilir. oldukca zeki, donanimli bir kizdir fevziye. turkce dahil olmak uzere birkac dil ogrenir. egitimini bitirip misir'a doner.


o donemlerde misir oldukca zengin, modern bir ulke. ulkesine doner donmez, kendisi gibi isvicre'de egitim almis iran şahının oglu m. riza pehlevi ve ailesi tarafindan istenir. riza esasen iranli bir kadina asiktir ama iran ve misir arasindaki baglarin guclenmesinden oturu bir nevi ticari bir evlilik yapmaya olumlu bakar. fevziye misir'daki hayatini oldukca bogucu bulmasindan oturu bir nevi kacis umidiyle evliligi kabul eder. ailesinin de onay vermesiyle riza ile nisanlanir. 10 aylik bir nisanlilik doneminden sonra cift evlenir. hem misir hem iran'da gunlerce suren dugunler yapilir. fevziye'nin hayati artik esinin ve ailesinin yasadigi iran'da bir sarayda devam eder.

iran o donemlerde misir'in cok gerisinde kalmis bir ulke. gerek ulke, gerek yasadigi hayat sartlari fevziye icin tam bir hayal kirikligi olur. zaman gectikce de fevziye bunalima girer. hem esiyle hem esinin ailesiyle ciddi sikintilar yasar. kendisini odasina kapatir, butun gununu uyuyarak gecirir. yasadigi sikintilar iran basininda bile yer alir. hatta baska bir adama asik olmasindan oturu bunalima girdigi dedikodusu bile doner. zor donemlerden gectigi donem icerisinde hamile kalir ve bir kizi olur. durumu kiziyla daha da kotuye gider. ruhsal bunalimlarindan oturu cocugunun bakimini ustlenmesine bile karsi cikip annelik yapmasina bile izin vermezler. erkek cocuk yerine kiz cocuk dunyaya getirdigi icin de aile icinde daha da dislanir.

zaman gectikce durumu ciddilesir ve yataga dusecek kadar buyuk bir rahatsizlik gecirir. tedavisi icin misir'a gitmek istedigini esine bildirir ve riza kabul eder. esasen fevziye'nin amaci tedavi icin misir'a gitmek gibi gorunse de kiziyla bir daha iran'a donmemek icin gitmenin planini yapar. riza bunun farkindadir da. tum hazirliklar yapilir, gidecegi gun belirlenir ve yolculuk icin ucaga binerler. ucak tam kalkmak uzereyken fevziye'nin yanina bir gorevli yanasir ve babasinin kizini bir kez daha opup sarilmak icin kizini istedigini fevziye'ye iletir. gorevli cocugu babasina goturdugu an ucak kalkis yapar ve fevziye mecburi misir'a tek basina donus yapar *. misir'a doner donmez esinden de bosanir.

bosanmanin yaklasik bes ay sonrasinda ise cerkez asilli turk olan ismail şirin'le evlenir. bu evliliginden ise iki cocugu olur. o donemlerde misir karisir, cumhuriyet ilan edilir, ailesinin tum serveti yok olur ve ulkeyi terkederler. fevziye ise tum kaosa ragmen esiyle birlikte misir'da
sade eski hayatindan bir hayli uzak bir sekilde yasamayi surdurur. 1994 yilinda esi, 2013 yilinda ise fevziye vefat eder...


o donemlerde misir oldukca zengin, modern bir ulke. ulkesine doner donmez, kendisi gibi isvicre'de egitim almis iran şahının oglu m. riza pehlevi ve ailesi tarafindan istenir. riza esasen iranli bir kadina asiktir ama iran ve misir arasindaki baglarin guclenmesinden oturu bir nevi ticari bir evlilik yapmaya olumlu bakar. fevziye misir'daki hayatini oldukca bogucu bulmasindan oturu bir nevi kacis umidiyle evliligi kabul eder. ailesinin de onay vermesiyle riza ile nisanlanir. 10 aylik bir nisanlilik doneminden sonra cift evlenir. hem misir hem iran'da gunlerce suren dugunler yapilir. fevziye'nin hayati artik esinin ve ailesinin yasadigi iran'da bir sarayda devam eder.

iran o donemlerde misir'in cok gerisinde kalmis bir ulke. gerek ulke, gerek yasadigi hayat sartlari fevziye icin tam bir hayal kirikligi olur. zaman gectikce de fevziye bunalima girer. hem esiyle hem esinin ailesiyle ciddi sikintilar yasar. kendisini odasina kapatir, butun gununu uyuyarak gecirir. yasadigi sikintilar iran basininda bile yer alir. hatta baska bir adama asik olmasindan oturu bunalima girdigi dedikodusu bile doner. zor donemlerden gectigi donem icerisinde hamile kalir ve bir kizi olur. durumu kiziyla daha da kotuye gider. ruhsal bunalimlarindan oturu cocugunun bakimini ustlenmesine bile karsi cikip annelik yapmasina bile izin vermezler. erkek cocuk yerine kiz cocuk dunyaya getirdigi icin de aile icinde daha da dislanir.

zaman gectikce durumu ciddilesir ve yataga dusecek kadar buyuk bir rahatsizlik gecirir. tedavisi icin misir'a gitmek istedigini esine bildirir ve riza kabul eder. esasen fevziye'nin amaci tedavi icin misir'a gitmek gibi gorunse de kiziyla bir daha iran'a donmemek icin gitmenin planini yapar. riza bunun farkindadir da. tum hazirliklar yapilir, gidecegi gun belirlenir ve yolculuk icin ucaga binerler. ucak tam kalkmak uzereyken fevziye'nin yanina bir gorevli yanasir ve babasinin kizini bir kez daha opup sarilmak icin kizini istedigini fevziye'ye iletir. gorevli cocugu babasina goturdugu an ucak kalkis yapar ve fevziye mecburi misir'a tek basina donus yapar *. misir'a doner donmez esinden de bosanir.

bosanmanin yaklasik bes ay sonrasinda ise cerkez asilli turk olan ismail şirin'le evlenir. bu evliliginden ise iki cocugu olur. o donemlerde misir karisir, cumhuriyet ilan edilir, ailesinin tum serveti yok olur ve ulkeyi terkederler. fevziye ise tum kaosa ragmen esiyle birlikte misir'da
sade eski hayatindan bir hayli uzak bir sekilde yasamayi surdurur. 1994 yilinda esi, 2013 yilinda ise fevziye vefat eder...
devamını gör...
kod yazmayı bilmeyen ezik erkek
hemen siyanür sipariş ettim bu utançla yaşayamam, eyvallah.
devamını gör...
tin tin tini mini hanım
''seni seviyor canım'' diye devam eden çocukluğumuzun şarkısıdır.
devamını gör...
eskiden fakirlik şimdi ise nimet sayılan şeyler
vay be dedim feridun abi gayet güzel bir başlık açmış ve çok hoş şeyler yazmış ama son madde yine bildiğimiz gibi.*
devamını gör...
kafa’da tek sen varsın diyen yazarın 59 kişiyle mesajlaşması
sitede aşırı uç, çok sıcak aile ortamı olduğu için hemen hayra yormak gerek. sısısıs
nick altında, özet geçilen ‘seviliyosun canım kıps’ların dili olsa da anlatsa.
kim kimi koparıyor belli değil lan. her butik sitenin kaderi resmen. başta eş dağılımı yapılır bir süre sonra herkes birbirine dalar, çıkar.
günlerce mesajlaşılan yazarın aynı anda bir kamyon yazarla da kırıştırması gerçeği sabittir. herkes birbirini yoklar. herkes ‘iyi niyetten’ etkileşim içinde.
çok çakal bir alem burası. zamanla bunları anlarsınız.
nick altında, özet geçilen ‘seviliyosun canım kıps’ların dili olsa da anlatsa.
kim kimi koparıyor belli değil lan. her butik sitenin kaderi resmen. başta eş dağılımı yapılır bir süre sonra herkes birbirine dalar, çıkar.
günlerce mesajlaşılan yazarın aynı anda bir kamyon yazarla da kırıştırması gerçeği sabittir. herkes birbirini yoklar. herkes ‘iyi niyetten’ etkileşim içinde.
çok çakal bir alem burası. zamanla bunları anlarsınız.
devamını gör...
reyting hamdi
"ne diyon layn sen sibooooop" repliği ve akabinde hamdi alkandan dayak yiyen cengiz küçükayvaz akılda kalanlar.. birde büyük usta münir özkul'u en son ekranda gördüğümüz programdır.
devamını gör...
seri oylanınca hissedilenler
valla heyecanlaniyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği roman
sabahattin ali ve romanlarını bir kenara koyacak olursam, jack london'ın yazdığı martin eden (kitap)'dır kesinlikle.
sanırım bu kitabı ve martin'i benim için bu kadar değerli yapan iki neden var.. ilki, martin'in kendi olduğu için değer görme isteği. ikincisi ise büyük bir çabayla yazdığı yazılarının geçmişte yüzüne dahi bakılmayıp bunları yazarken aylaklık yaptığı öne sürülürken bir anda yazılarının popüler olmasıyla herkesin aynı yazılardan büyük bir övgüyle bahsetmelerinin ve martin'i bu kadar saygıdeğer bulmalarının martin tarafından anlamsız olması. martin, bu haksızlığı çırpınarak açıklamaya ve yüzlerine vurmaya çalıştı fakat bu kişilerin tek yüzü yoktu. martin bir süre sonra bu haksızlığı açıklama zahmetine dahi girmeyip sadece kafasında tekrar ve tekrar düşündü.
o çabayı yüreğimin derinliklerinde hissettim. eden'ı hissettim.
sanırım bu kitabı ve martin'i benim için bu kadar değerli yapan iki neden var.. ilki, martin'in kendi olduğu için değer görme isteği. ikincisi ise büyük bir çabayla yazdığı yazılarının geçmişte yüzüne dahi bakılmayıp bunları yazarken aylaklık yaptığı öne sürülürken bir anda yazılarının popüler olmasıyla herkesin aynı yazılardan büyük bir övgüyle bahsetmelerinin ve martin'i bu kadar saygıdeğer bulmalarının martin tarafından anlamsız olması. martin, bu haksızlığı çırpınarak açıklamaya ve yüzlerine vurmaya çalıştı fakat bu kişilerin tek yüzü yoktu. martin bir süre sonra bu haksızlığı açıklama zahmetine dahi girmeyip sadece kafasında tekrar ve tekrar düşündü.
o çabayı yüreğimin derinliklerinde hissettim. eden'ı hissettim.
devamını gör...
tümdengelim
kısaca genel bilgilerden özel bilgilere ulaşmak olarak tanımlanabilir.
devamını gör...
trafik kazaları görüntüleri
ehliyet'in değil de kişinin araba sürdüğünü bizlere bir kez daha anlatan videolar.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
emin olun bunun yapılması en az vatandaş kadar sokak köpekleri için faydalı olacaktır
devamını gör...
cihangir solcusu
politik doğrucu-sjw güruhun türkiye versiyonudur. hdp sempatizanı, azınlık ırkçısı, feminazi, meriç, popülist, primci, linççi, aşırı boş duyarcı sol-liberal ve sosyalist tayfanın ideolojisine verilen genel ad.
efe aydalın tabiriyle : sol gericilik. zengin baba parası yiyip, zengin semtlerde yaşayıp, özel okullarda okuyup, son model iphone kullanıp komünizm, sosyalizm, kürt, alevi vs. duyari kasarlar.
efe aydalın tabiriyle : sol gericilik. zengin baba parası yiyip, zengin semtlerde yaşayıp, özel okullarda okuyup, son model iphone kullanıp komünizm, sosyalizm, kürt, alevi vs. duyari kasarlar.
devamını gör...

