biseksüel
kadın olanları için de ayrıca zor durumlar ve yaftalar söz konusudur.
biseksuellik lgbt+'nin en icinden bir yönelimken bile bu oluşumun l'si (leziyen) ve g'si (gay) b'yi (biseksuel) surekli dışlama modunda ya da dışlamaya hazır durumdadır. lezbiyen bir kadın biseksuel bir kadınla olmak istemez, en azından olmamaya özen gösterir cünku onun icin biseksuel bir kadın en nihayetinde bir erkege kapılıp dişi olan sevgilisini o erkek icin terk edecektir. (bu algı gercekten yaygın ve bir biseksuel olarak bu paranoyanın kadinlarla olan iliskilerimi mahvettigini rahatlikla soyleyebilirim)... ote yandan erkeklerde de her konustugumuz kadınla aramizda bir seyler gelisebilir paranoyası oluşuyor. (ornegin eski erkek arkadasimin tanıştırdığı bir hatun vardı ve ben bu hatunla o gun saatlerce muhabbet etmistim, gecenin sonunda erkek arkadasimin garip davranislarinin sebebinin bu hatunun lezbiyen olmasindan kaynaklandigini ertesi gun buyuk bir kavgayla ogrendim. oysa ki ben kadinla cinsel yonelimini bilmeksizin sadece muhabbet etmistim. kisacasi erkeklerde de kadini kadina kaptirma korkusu mevcut. cunku rakibinin bir kadin olmasi alisilagelmedik bir durum)
her iki cinsi de cinsiyetsizmiscesine sevebilen, sevisebilen, yakinlasabilen insanlardir biseksueller. birlikte olduklari ya da olacaklari insanlari cinsiyetin verdigi kalıplarla ve yargılarla degerlendirmek yerine "insan" bazında degerlendirir ona gore alirlar hayatlarına. en azından ben böyleyim ve pek cok biseksuelin de bu kafayla yaşadıgını biliyorum.
lgbt icin mucadele veriyoruz lakin lgbt icinde de en cok dışlananlar olarak yer ediniyoruz. bizi sevin lan biz cinsiyet yargılarını yok etmis insanlarız.
biseksuellik lgbt+'nin en icinden bir yönelimken bile bu oluşumun l'si (leziyen) ve g'si (gay) b'yi (biseksuel) surekli dışlama modunda ya da dışlamaya hazır durumdadır. lezbiyen bir kadın biseksuel bir kadınla olmak istemez, en azından olmamaya özen gösterir cünku onun icin biseksuel bir kadın en nihayetinde bir erkege kapılıp dişi olan sevgilisini o erkek icin terk edecektir. (bu algı gercekten yaygın ve bir biseksuel olarak bu paranoyanın kadinlarla olan iliskilerimi mahvettigini rahatlikla soyleyebilirim)... ote yandan erkeklerde de her konustugumuz kadınla aramizda bir seyler gelisebilir paranoyası oluşuyor. (ornegin eski erkek arkadasimin tanıştırdığı bir hatun vardı ve ben bu hatunla o gun saatlerce muhabbet etmistim, gecenin sonunda erkek arkadasimin garip davranislarinin sebebinin bu hatunun lezbiyen olmasindan kaynaklandigini ertesi gun buyuk bir kavgayla ogrendim. oysa ki ben kadinla cinsel yonelimini bilmeksizin sadece muhabbet etmistim. kisacasi erkeklerde de kadini kadina kaptirma korkusu mevcut. cunku rakibinin bir kadin olmasi alisilagelmedik bir durum)
her iki cinsi de cinsiyetsizmiscesine sevebilen, sevisebilen, yakinlasabilen insanlardir biseksueller. birlikte olduklari ya da olacaklari insanlari cinsiyetin verdigi kalıplarla ve yargılarla degerlendirmek yerine "insan" bazında degerlendirir ona gore alirlar hayatlarına. en azından ben böyleyim ve pek cok biseksuelin de bu kafayla yaşadıgını biliyorum.
lgbt icin mucadele veriyoruz lakin lgbt icinde de en cok dışlananlar olarak yer ediniyoruz. bizi sevin lan biz cinsiyet yargılarını yok etmis insanlarız.
devamını gör...
homeopati
'homeos' ve 'pathos' yani 'benzer' ve 'hastalık yapan' kelimelerinden oluşmuş bir sözde tedavi yöntemidir.sık kullanılıyor olması,bir şeyin doğru olduğu anlamına gelemez elbette.
kısaca 'sulandırılmış tıp' demek ve böyle bırakmak da mümkün.ama biraz daha açıklamaya çalışacağım.
öncelikle homeopati tıpta bilimsel bir tartışma konusudur.tabiki de bir alternatif tıp seçeneğidir(fakat tıbbın alternatifi olmaz,olsa olsa 'bütüncül' denilebilir).
prensibi;hastalığa sebep olan şeylerin aynı zamanda hastalığı iyileştirebilecek şeyler olduğuna inanılmasıdır*.
18.yy'ın sonlarında ve 19.yy'ın başlarında alman doktor samuel hahneman tarafından bugünkü haliyle kullanılmaya başlanmıştır.
o yıllarda tabii mikrobiyolojiden çok uzak bir şekilde, batıl inanışlar,gözlemler ve eski uygulamalar tıbbın önemli bir kısmını oluşturuyordu.bu yüzden de hastalıkların esas sebeplerini anlamak yerine sülük,arsenik,kurşun,morfin vb ile tedavi etmeye çalışmak söz konusuydu.zaten bu nedenle de o yıllara 'kamikaze tıp dönemi' denilirmiş.
hahneman da bu türden tehlikeli ve toksik uygulamalardan korkarak daha bütüncül yöntemlerle ilgilenmeye başlamıştır. hahneman önce homeopatik ürünleri kendi üzerinde denemiş ve etkileri böyle anlamaya çalışmıştır.ilk denediği madde, sıtma ilacı olan kınakına ağacı kabuğunun çözeltisidir*.bunda da sıtma hastalığındaki gibi üşüme,titreme ,terleme vb semptomlar olduğunu görmüş ve sistematik ve tam anlamıyla bilimsel olmayan gözlem ve deneylerine devam etme kararı almış.
yani sağlam kişide belli bulgular ortaya çıkaran bir madde,aynı bulgulara sahip hasta insanlarda iyileşme sağlar,prensibi mevcuttur dolayısıyla.
homeopatide amaç,vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmek ve böylece vücudu iyileşme sürecine sokmak olduğu söylenir.*
herhangi bir sağlık durumu için homeopatiyi kullanmak adına geçerli pek de kanıt bulunmamakta,zaten fda tarafından etiketlenmiş homeopatik hiçbir ürün de bulunmamaktadır.bu da homeopatik ürünlerin etkililik ve güvenlilik açısından değerlendirilmediği anlamına gelmekte.
türkiye'de ise sağlık bakanlığı'na göre 'homeopati,her yaştan insan ve hayvana yani herkese uygulanabilir'dir.
daha ayrıntılı okuma için kaynağımı şöyle bırakayım:
yalansavar.org/2017/09/12/h...
kısaca 'sulandırılmış tıp' demek ve böyle bırakmak da mümkün.ama biraz daha açıklamaya çalışacağım.
öncelikle homeopati tıpta bilimsel bir tartışma konusudur.tabiki de bir alternatif tıp seçeneğidir(fakat tıbbın alternatifi olmaz,olsa olsa 'bütüncül' denilebilir).
prensibi;hastalığa sebep olan şeylerin aynı zamanda hastalığı iyileştirebilecek şeyler olduğuna inanılmasıdır*.
18.yy'ın sonlarında ve 19.yy'ın başlarında alman doktor samuel hahneman tarafından bugünkü haliyle kullanılmaya başlanmıştır.
o yıllarda tabii mikrobiyolojiden çok uzak bir şekilde, batıl inanışlar,gözlemler ve eski uygulamalar tıbbın önemli bir kısmını oluşturuyordu.bu yüzden de hastalıkların esas sebeplerini anlamak yerine sülük,arsenik,kurşun,morfin vb ile tedavi etmeye çalışmak söz konusuydu.zaten bu nedenle de o yıllara 'kamikaze tıp dönemi' denilirmiş.
hahneman da bu türden tehlikeli ve toksik uygulamalardan korkarak daha bütüncül yöntemlerle ilgilenmeye başlamıştır. hahneman önce homeopatik ürünleri kendi üzerinde denemiş ve etkileri böyle anlamaya çalışmıştır.ilk denediği madde, sıtma ilacı olan kınakına ağacı kabuğunun çözeltisidir*.bunda da sıtma hastalığındaki gibi üşüme,titreme ,terleme vb semptomlar olduğunu görmüş ve sistematik ve tam anlamıyla bilimsel olmayan gözlem ve deneylerine devam etme kararı almış.
yani sağlam kişide belli bulgular ortaya çıkaran bir madde,aynı bulgulara sahip hasta insanlarda iyileşme sağlar,prensibi mevcuttur dolayısıyla.
homeopatide amaç,vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmek ve böylece vücudu iyileşme sürecine sokmak olduğu söylenir.*
herhangi bir sağlık durumu için homeopatiyi kullanmak adına geçerli pek de kanıt bulunmamakta,zaten fda tarafından etiketlenmiş homeopatik hiçbir ürün de bulunmamaktadır.bu da homeopatik ürünlerin etkililik ve güvenlilik açısından değerlendirilmediği anlamına gelmekte.
türkiye'de ise sağlık bakanlığı'na göre 'homeopati,her yaştan insan ve hayvana yani herkese uygulanabilir'dir.
daha ayrıntılı okuma için kaynağımı şöyle bırakayım:
yalansavar.org/2017/09/12/h...
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
şebnem paker farkı.. kalite akıyor şarkıdan kalitee.
devamını gör...
dünya düz olsaydı olabilecekler
düzlüğün bittiği yerden atacağımız çok insan olurdu.
devamını gör...
18 aydır işsiz olan müzisyenin intihar etmesi
kafasını kuma gömmüş siyasal islamcılar tarafından dikkate alınmayacaktır.
devamını gör...
bedenin değil ruhun yorgun olması
dışardan bakıldığında tembel bir insan olarak görülüyorsun ama bilmiyorlar içinde nelerle cebelleştiğini.
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
19 yıllık yaşamım boyunca ulaştığım en yüksek kilo, 2021 ocak ayında yapılan ölçüm sonucunda, 138.6 idi.
şimdi ise, 2021 haziran ayında yapılan ölçüm sonucu, 127.1.
aradaki fark ise 11.5 kilo.
kilolarımı verirken canım çıktı ama sonuçta başardım, daha da verilecek.
tanım: ulaşılan en yüksek kilo ile şimdiki kilomuz arasındaki farkı paylaştığımız başlık.
şimdi ise, 2021 haziran ayında yapılan ölçüm sonucu, 127.1.
aradaki fark ise 11.5 kilo.
kilolarımı verirken canım çıktı ama sonuçta başardım, daha da verilecek.
tanım: ulaşılan en yüksek kilo ile şimdiki kilomuz arasındaki farkı paylaştığımız başlık.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
ilk bölüme özel harika bir sanatçıya yer verilmiş. kazım koyuncu'nun tanımlanmasıyla/tanıtılmasıyla başlayan yayın epey keyifli olacağa benziyor. çok sevdiğimiz sanatçının bir de kendisini nasıl tanımladığını şöyle kenara bırakayım;
‘'ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz karadenizliyim ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.’'
iyi ki geçtin aramızdan karadeniz'in hırçın çocuğu...
edit: pusuda askıda yaşamak şarkısını bekliyordum, ah yaşasın!
edit 2: kim istediyse bu şarkıyı teşekkürlerimi iletiyorum, nasıl da hatrıma gelince kalbim acıdı.
"bir gün yolda yürüyordum, bir şarkı duydum, kalbim acıdı... bu kadar..."
‘'ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz karadenizliyim ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.’'
iyi ki geçtin aramızdan karadeniz'in hırçın çocuğu...
edit: pusuda askıda yaşamak şarkısını bekliyordum, ah yaşasın!
edit 2: kim istediyse bu şarkıyı teşekkürlerimi iletiyorum, nasıl da hatrıma gelince kalbim acıdı.
"bir gün yolda yürüyordum, bir şarkı duydum, kalbim acıdı... bu kadar..."
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
tavuk göğsü tatlısında gerçekten tavuk var.bende troll bir tatlı sanıyordum ama değilmiş arkadaşlar.hani ne işinize yarayacak bilmiyorum ama ilgnç işte.
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
bahsedeceğim olaydan iki gün önce toplantı yaptığımız, benimle çalışmaktan çok memnun olduğunu söyleyen, projenin yöneticisi ve kurucusu olan insan birdenbire ben de dahil olmak üzere bütün ekip üyelerini whatsapp üzerinden engellemiş ve iletişimi sonlandırmıştı.
eleştiriye tahammülü olmayan insanlarla çalışmak çok güç.
eleştiriye tahammülü olmayan insanlarla çalışmak çok güç.
devamını gör...
çatal diyagramı
edwin hubble tarafından 1926'da galaksiler için tanımlanmış olan sınıflandırma sistemi. hubble sıralaması ya da hubble çatal diyagramı olarak da bilinir.
hubble, galaksileri başlıca 3 sınıfa ayırdı: eliptikler, merceksiler ve spiraller. aslında 4 de diyebiliriz çünkü bu sınıfların hiçbirine ait olmayan ve düzensiz olarak da bilinen galaksiler de var.
diyagramda eliptik ve spiral galaksiler bulunur. eliptikler büyük e, spiraller büyük s harfiyle gösterilir. bunlar da özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde alt kollara ayrılır. örneğin eliptik galaksiler, küresel şekilli olanlardan başlar ve gittikçe basıklaşır. küresel olanlar e0 olarak adlandırılır. basıklık arttıkça ve elips şekli belirginleştikçe sayı da büyür ve e7'ye kadar gider.
spiral galaksiler ise sarmal kollarıyla merkezlerindeki çubuğa göre farklı tiplere ayrılır. isimlendirme s0'dan başlar. sarmal kollar arttıkça sa, sb, sc ve sd tipleri ortaya çıkar. eğer merkezi bölgede çubuk varsa bunlar da kolların ne kadar sıkı ya da gevşek göründüğüne bağlı olarak sba, sbb, sbc ve sbd olarak adlandırılır.
diyagram şöyle:

görselin kaynağı
düzensiz galaksiler bu türlerin dışında kalır. bunlar da ingilizce'de düzensiz anlamına gelen irregular kelimesinden dolayı irr 1, irr 2 ve dirr olarak üçe ayrılırlar. bunlardan ilki, biraz çubuğumsu ya da sarmal kolumsu yapıları olan ancak bu yapıları, sınıflandırmaya alınamayacak kadar belirsiz olanlardan oluşur. 2. grupta ise yukarıdaki özelliklerden herhangi biri bulunmaz. dirr sınıfı düzensiz cüce galaksileri kapsar.
hubble, galaksileri başlıca 3 sınıfa ayırdı: eliptikler, merceksiler ve spiraller. aslında 4 de diyebiliriz çünkü bu sınıfların hiçbirine ait olmayan ve düzensiz olarak da bilinen galaksiler de var.
diyagramda eliptik ve spiral galaksiler bulunur. eliptikler büyük e, spiraller büyük s harfiyle gösterilir. bunlar da özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde alt kollara ayrılır. örneğin eliptik galaksiler, küresel şekilli olanlardan başlar ve gittikçe basıklaşır. küresel olanlar e0 olarak adlandırılır. basıklık arttıkça ve elips şekli belirginleştikçe sayı da büyür ve e7'ye kadar gider.
spiral galaksiler ise sarmal kollarıyla merkezlerindeki çubuğa göre farklı tiplere ayrılır. isimlendirme s0'dan başlar. sarmal kollar arttıkça sa, sb, sc ve sd tipleri ortaya çıkar. eğer merkezi bölgede çubuk varsa bunlar da kolların ne kadar sıkı ya da gevşek göründüğüne bağlı olarak sba, sbb, sbc ve sbd olarak adlandırılır.
diyagram şöyle:

görselin kaynağı
düzensiz galaksiler bu türlerin dışında kalır. bunlar da ingilizce'de düzensiz anlamına gelen irregular kelimesinden dolayı irr 1, irr 2 ve dirr olarak üçe ayrılırlar. bunlardan ilki, biraz çubuğumsu ya da sarmal kolumsu yapıları olan ancak bu yapıları, sınıflandırmaya alınamayacak kadar belirsiz olanlardan oluşur. 2. grupta ise yukarıdaki özelliklerden herhangi biri bulunmaz. dirr sınıfı düzensiz cüce galaksileri kapsar.
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
benden bir halt olmaz farkındalığı değil o, yıldızını parlatamadan ölecek olma korkusu.
devamını gör...
üşengeçlik
bence insanların* tembelliklerine bulduğu kulptur. insan kendine tembelim diyemez, üşengecim der zira bu biraz daha yumuşatılmış bir kavramdır. insan kendini bir kere üşengecim dediğinde ise bu tembellik başka bir olgunun altında gizlendiği için giderek artıyor ve sadece beyni sahte mutluluklarka tatmin etmeyle geçen bir ömür oluşuyor.
devamını gör...
şeker ve kanser arasındaki ilişki
5 yıldır savaşıyorum bu hastalıkla.
sayısını burada vermeye gerek duymadığım kadar operasyon geçirdim, kemoterapi seanslarım hala devam ediyor .
doktorumun bu konuyla ilgili söylediği şuydu daha işin başındayken.
şerbetli tatlı yok, mutlaka tatlı yiyeceksen sütlü tatlı ye.
geçen 5 yılda, uydum mu buna ,
uymadım tabii ki , her türlü tatlıyı yedim ve yiyorum .
ancak mümkün olduğunca az olmasına dikkat ediyorum .
onu yeme , bunu içme tarzı yaklaşımlar, özellikle bu hastalıkla mücadele edenler üzerinde varolan baskıyı daha da arttırıyor, kendimden biliyorum bunu .
evet, şekerin tıbben sorunlu bir ürün olduğu doğru ancak bundan kaçmak da bir o kadar zor .çünkü salt şeker olarak bakmamak gerek konuya , yediğin bir çok gıda vücutta şekere dönüşerek varlığını sürdürüyor zaten .
öyleyse bu konuda fazla kasmak, gereksiz bir gerginlik yaratır hepsi o.
buna fırsat vermemek için, o anı, o mutluluğu beynine yasatmalısın,
ama tekrarlıyorum, ölçüyü kaçırmamak kaydıyla...
bu arada bu hastalıkla mücadele etmenin en temel yolu , düzenli kontrollere girmekte yatıyor.
yani testiyi kırmadan ne yapacaksan yap, zira sonrası çok hem de çok zor yürüyor...
sayısını burada vermeye gerek duymadığım kadar operasyon geçirdim, kemoterapi seanslarım hala devam ediyor .
doktorumun bu konuyla ilgili söylediği şuydu daha işin başındayken.
şerbetli tatlı yok, mutlaka tatlı yiyeceksen sütlü tatlı ye.
geçen 5 yılda, uydum mu buna ,
uymadım tabii ki , her türlü tatlıyı yedim ve yiyorum .
ancak mümkün olduğunca az olmasına dikkat ediyorum .
onu yeme , bunu içme tarzı yaklaşımlar, özellikle bu hastalıkla mücadele edenler üzerinde varolan baskıyı daha da arttırıyor, kendimden biliyorum bunu .
evet, şekerin tıbben sorunlu bir ürün olduğu doğru ancak bundan kaçmak da bir o kadar zor .çünkü salt şeker olarak bakmamak gerek konuya , yediğin bir çok gıda vücutta şekere dönüşerek varlığını sürdürüyor zaten .
öyleyse bu konuda fazla kasmak, gereksiz bir gerginlik yaratır hepsi o.
buna fırsat vermemek için, o anı, o mutluluğu beynine yasatmalısın,
ama tekrarlıyorum, ölçüyü kaçırmamak kaydıyla...
bu arada bu hastalıkla mücadele etmenin en temel yolu , düzenli kontrollere girmekte yatıyor.
yani testiyi kırmadan ne yapacaksan yap, zira sonrası çok hem de çok zor yürüyor...
devamını gör...
batı'nın doğu'ya üstünlüğünün sebebi
doğu tevekkülcüdür. hayır da şer de allahtan der meseleyi kapatır. batı bu anlayışı 18 yy. da terk etmeye başlamış, aklı başka bir noktaya koymuştur. laikliğin doğuşu bu sebeptendir. laikçi, ateist, chp zihniyeti başlığı açmaya benzemez bu işler.
devamını gör...
armullah
engellediğim ilk yazar.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
yüzyüzeyken konuşuruz - 2013
filler unuttu analar unutmadı
ama nasıl unutabilir
dövülerek ölmek nasıl bir ceza ki
buna kim dayanabilir
filler unuttu analar unutmadı
ama nasıl unutabilir
dövülerek ölmek nasıl bir ceza ki
buna kim dayanabilir
devamını gör...
telefonunu açmadığın halde ısrarla aramaya devam eden kişi
açmayan kişinin bir bildiği vardır diyemeyen insan müsveddesi. açar sinkaflı konuşurum açık ve net. b***u var lan arıyosun derim yani en azından.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
ne bileyim, bekar bir erkek olarak cuma günü bim aktüel ürünlerinden kapma savaşı için sabah 8'de bimin kapısında anlamsız teyze bakışları altında beklemek gibi bir gün.
devamını gör...


