küçükken komidinin arkasına hep sümüklerimi sürdüm sözlük.
hatta öyle ki duvar ile komidin arasındaki boşluğu kapatmıştım.
devamını gör...

bazı şeyler vardır, bir his olarak tüm vücudunuzu sarıp sarmalar ancak adını koyamazsınız. burada başlığı açan arkadaş bu konudaki hislerine "yalakalık" demiş. bu kelime bu durumu karşılamıyor ancak artık iyi kötü hepimiz yazarın ne demek istediğini anladık, o yüzden "yauv ben yalaka değilim, tanımadığım birine neden yalakalık yapayım" diye cevap entryleriyle kuru kalabalık yapılmamalı.

kimin nereye ne yazdığıyla zerrece ilgilenmiyorum, bilgi kirliliği dışında isteyen istediğini istediği kadar övebilir. burada tartışılabilecek şeyler kişilerden bağımsız sözlerdir ve üçüncü şahıslarda oluşan samimiyetsizlik hissidir. bunu ofansif algılayan arkadaşlar "kıskançlık" gibi kavramlara sığınıyorlar ki bu "senin halının rengi beyaz, leke yapmaz mı" diye soran ayşe teyzeye, fatma teyzenin arkasından "kıskanıyor" demesi gibidir. bu tip paçozluklardan kurtulmamız lazım, daha anlamlı şekilde kendinizi savunun ki roman mahallelerinde avret yerlerine vura vura kavga eden insanlardan farkınız olsun.

bu samimiyetsizlik hissinin varlığına ben de inanıyorum. bir yazarın övülmesi kesinlikle değil, haklı bir övgüye katkı da sunulur. bazen denk geliyorum; adamın başlığı altına atıyorum "müthiş entryleriyle kalbimi fethetmiş, ağzı bal yiyesice yazar" gibi entryler yazmışlar. adamın entrylerine bakıyorum beş para etmez. vardır kendince sevilecek şeyleri tabii ama ben pek göremiyorum bunu. ağzının bal yiyeceği bir durum yok ortada. sağlam yazarlara hepimiz açız, diğer sözlüklerde büyük idoller edindik, burada da bulacağız ama o bahsettiklerim bunlar değil. o yüzden birçoğuna samimiyetsiz geliyor.

bir de sanırım "parmakları şeker gibi, minnoş yazar, yirim" gibi sözleri duymak için yaşlıyız. artık daha sade, daha belirgin cümleleri seviyoruz. bir şeyin övülmesi için daha fazla filtreden geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. o yüzden bu tip ortamlar bizi yakalayamıyor. yoksa başlığı açan da onlar gibi düşünen de kimseyi kıskanmıyor, biliyoruz. sadece sözlüğe kendi anlayışımızı yansıtırız, kimisi burayı bir meclis ortamına benzetebilir, kimisi bir kütüphaneye, kimisi de oyun salonuna. herkes her konuda özgürdür, yeter ki tartışma kültürünü zedeleyecek lüzumsuz işler yapmayalım, biraz düşünerek konuşalım.
devamını gör...

-bir dakikan var mı?
+yaklaşık beş senem var (bkz: prison break)
devamını gör...

birkaç cümle.
bir odanın önünde beklerken, bir insanın iki dudağının arasından çıkan birkaç cümleyle insan birkaç on yıl yaşlanıyor. saçlara değil, yüreğe buz gibi düştüğü için. yananlar bilir, o soğukluğun nasıl insanı kül edebileceğini.
devamını gör...

stephen king'in (bence) en iyi kitabıdır.

bir dolaba girip de o dolabın geçmişe açıldığını öğrendiğinizde ne yapardınız? muhtemelen gittiğiniz yılda ya da ona yakın bir yılda sizi rahatsız eden tarihi bir geçmişi değiştirmek ister, her şeyi daha iyi bir dünya için yaptığınızı savunurdunuz.
bu kitapta da bir edebiyat öğretmeni olan jake epping, lokantacı dostu al templeton'ın lokantasında onu 1958'e götüren bir dolap olduğunu öğrenir. al, 22.11.63 tarihinde gerçekleşen john f. kennedy suikastini önlemek istemektedir ama sağlığı yüzünden bunu gerçekleştiremez. sırrı jake'e verip kocaman görevi onun tamamlamasını ister. geri kalanı spoiler olacağından söylemesem daha iyi olur.
aynı zamanda kitabın diğer bir çok stephen king kitabı gibi james franco'nun başrolünde olduğu dizisi de çıkmıştır. izlenmeye değer.
okuyun, izleyin efem.
devamını gör...

tanımlarda dönmesi muhtemel belaltı espri amacıyla açılsa bile ırkçılık, ayrımcılık kokan bir başlıktır. her evlilik gibi normal bir evliliktir. eksiğide yoktur fazlası da yoktur. farklı düşünenler için özgüven yuklemesi yapan tanıdık psikolog arkadaşım çoktur.

dipçe : bir dönem afroamerikan ev arkadaşı olan biri olarak söylüyorum. biraz az porno izleyin pc başında hasta oluyorsunuz.
devamını gör...

abur cubur olsun yeter hepsini yerim hayvanım ben
devamını gör...

istanbul'un üsküdar ilçesine bağlı en güzel mahallelerden biri. adaları andıran bir atmosferi vardır. birçok diziye ev sahipliği yapmıştır. galatasaray şampiyon olduğunda her yer galatasaray bayrakları ile süslenir. bu başka takımlar için de muhtemelen aynıdır, ne tesadüfse hep de galatasaray şampiyon olduğunda yolum düşmüştür. bu nostaljik mahallede 3 dinin ibadethanesi yanyanadır ve kimse birbirine saygısızlık etmez. önce türkiye'mize, sonra bütün dünyaya örnek olması gereken medeni bir yerdir. perran kutman'ın en önemli 2 dizisi perihan abla ve hayat bilgisi burada çekilmiştir. atatürkçü hanımefendi ve beyefendilerin ikamet ettiği bu güzel mahalleye sevgiler.
devamını gör...

gayet normaldir. ülkede rtük sayesinde felsefe yapmak dini eleştirmek yasak. cinsellik ile ilgili konuşmak konu kurmak yasak. devleti politikayı eleştirmek yasak. elde kalan da iktidarın işine gelen tarihi şahsiyetleri yüceltip halkın gazını almak ve aptal zengin oğlan fakir salak kız çapkın erkek namuslu kız dizileri. hem de iki buçuk saat.
devamını gör...

gülten akın'ın okurken nefes nefese kaldığım, yüreğimde bir yükselişle bir mısradan diğer mısraya atladığım şiir kitabı. arı duru bir türkçeyle yazılmış, şiiri duyuran bir kitap. ilk baskısı yeditepe yayınları tarafından 1960'ta yapılan kitabın, 2016'da yapı kredi yayınları tarafından tekrar basımı yapılmıştır.


"yaşamının kesik bir yerinde
sevgiler yüzleri düşündürürdü
gide gide incelen, kaybolan
uçucu anlamlar kalırdı ağırlıksız
kırılıp dökülen bir şeylerden"

kesik, s. 21, kestim kara saçlarımı, yapı kredi yayınları, 6. baskı



biz çoğaldık bugün burada. ben şaşırdım gülten abla, korktum. ben senin sözcüklerinden korktum. ellerimle tutmak istedim dizelerini, ellerimden kayıp gittim. ellerim başkasının eli oldu, kendi elimi tuttum. seni okudum, sizi. ben sen olamam, büyük şairsin ama ben senden oldum işte orada. küçük bir umut vardı, herhangi bir umut. köşesinden tutunca yırtılacak sandığım mavi bir çarşafı deniz sandım. ben korktum gülten abla. kadın nedir?

yüreğimden yükselen endişe miydi neydi, anlamadım. sen yazdın ya, okudum. hangi aydı, hangi yıl? biri elime tutuşturdu şiirlerini. mutluyum, biri bana şiirler verdi. okudum okudum. içim kamaştı. kestim kara saçlarımı.
devamını gör...


anayasa mahkemesi, engelsiz türkiye partisi ile büyük türkiye partisinin kongre süreçlerine ilişkin yasal yükümlülükleri yerine getirmedikleri gerekçesiyle kendiliğinden dağılmış sayılarak hukuki varlıklarının sona erdiğine ve tüm mallarının hazineye geçmesine hükmetti.

haberin devamı için
devamını gör...

"bu anlamsız, karanlık ve ölü dünya içinde yalnızlığımın bilinci, kül altında bir ateş gibi gıcırdıyordu."

maksim gorki, çocukluğum.
devamını gör...

roma ile zerre kadar alakası olmayan cezayir , pakistan , libya , malezya , mortitanya ve daha pek çok ülke bayrağında hilal sembolünü kullanır . sebebi hilalin islamı temsil etmesidir . diyelim ki libya ve cezayir osmanlı torpağı olduğu için ay ve yıldıza sahip . pakistan , malezya ve mortianya da mı osmanlı toprağıydı?
yıldıza gelecek olursak , yıldızın türklüğü temsil ettiği 1000 yıllık kaynaklarda dahi vardır , özbekistan ve türkmenistan bayrakları örnek olarak verebiliriz , hatta azerbaycan bayrağındaki 8 köşeli yıldızın da her kolunun ayrı bir türk boyunu temsil ettiği rivayet edilir .

kısacası 1400 yıl önce gelmiş bir dinin sancağı olan hilali , 500 yıl önce fethedilen romadan kalma bir sembol olarak görmek mantık dışıdır ,
hilal ve yıldızın romadan kalma bir sembol olduğuna inanmak tarih bilmemezliktir .
devamını gör...

burada siz değerli yazarlara okuduğum bir yazıdan bir şeyler paylaşmak isterim.

228. ayete göre kadının yaşamı tamamen erkeğin insifiyatine bırakılarak erkeğin seçimi doğrultusunda yönlendirilmektedir. annenin kendi bedenindeki varlık eşler arasında birlikte karar verme hakkına değil de birebir erkeğe ait hak olarak değerlendirilmektedir. kadının da erkek üzerinde hak sahibi olduğunu söyleyen kur'an 228. ayetinin son satırında yer aldığı gibi "yalnız erkekler kadınlardan daha üstündür" demeden de edememiştir.

islam dünyası için kur'an'ın en doğru ve tek kaynak görülmesi her din bilgininin kur'an'ı kendince yorumlamasına neden olmuştur. hatta bilginliğin dışında okuma yazma bilmeyen bir köy imamının, kur'an'ı ne anlama geldiğini bilmediği arapça dili şeklinde öğrenerek; kendi çıkarları doğrultusunda karısını, gelinini, kızını kısıtlamak amacıyla etrafa hurafeler şeklinde "kur'an'da böyle yazıyor" iddiası ile kadının erkeğin yanında öksürmesinin dahi günah olduğu gibi düşüncelerinin yayılmasına neden olmuştur.

bilimsel eğitimin günah olduğunun hurafesi ile de özellikle kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmaları ve erkeğin hakimiyetini daha fazla ele geçirmesini doğurmuştur. erkeğin kadını dilediği gibi yönlendirmesinden dolayı kadın, eğitimsizlikle birlikte kendi içerisinde yalnızlaşmaya başlamıştır. bu yalnızlaşma sonucu kadın, kaderini tanrının yazmış olduğuna ve kocaya başkaldırmanın aslında allah'a bir isyan olacağına inandırılmıştır. örtünmenin tamamen çarşaflanma olarak algılanması kur'an'ın emri değil cahil anlayışın temsilciliğidir. kur'an'da kadının müstechen yerlerinin örtünmesi, cinselliği ön plana çıkaracak hatlarının korunması amacıyla buyrulmuştur. fakat yine ayetleri insanların kendince yorumlamasıyla, kadınlar korunmak dışında sandığa kapatılmak amacıyla elleri ve ayaklarının örtünmelerine ve hatta gözlerinin peçe ile kapatılmasına maruz bırakılmışlardır.

"ey peygamber! hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle (kendilerini baştan aşağı örten) elbiselerden giyinip örtünsünler. işte böyle giyinmeleri tanınıp da (ahlaksızlar tarafından) eziyet edilmemelerine daha elverişlidir."
yukarıda yazılan ayetlerin aksine yanlış yorumlarla toplumda gericiliğe neden olmuştur.

fakat yanlış yorumlanmaya bile gerek kalmadan bazı ayetlerde de direkt olarak kadını aşağılayıcı ibareler kullanılmıştır. 222. ayette olduğu gibi regl döneminde kadının kötü olduğu ve o dönem geçene kadar uzak durulması gereken nefret edilen bir varlık olduğundan bahsedilir.

223. ayette ise kadın bir insan olarak değil de sadece çocuk doğurduğunda ve onu yetiştirdiği takdirde önem kazanan bir varlık olarak değerlendirilir. kadın bir tarla, erkeğe ait bir tarla, yani bir mal olarak, kadının iradesine, isteğine bakılmaksızın erkek tarafından dilendiği gibi kullanılabilir. kadının erkeği istememek gibi bir tercih hakkı yokken erkek istediği zaman kadınla birlikte olabilmektedir.
tek tanrılı dinlerin karakteristik özelliği kadının toplumun en aşağı tabakası olarak görülmesidir.
devamını gör...

60 yaşında olan anneden duyulunca garip hissettiren söylem.

anneme durduk yere hediye almam sonucunda "paranı neden böyle şeylere harciyorsun" vs diye saydirirken birden ağzımdan "boş yapma" çıktı. annemde anlamını ısrarla sordu bende "boş konuşmak, boş anlamsız hareketlerde bulunmak" olarak açıkladım. aradan yarım saat geçtikten sonra tlc izleyen anneme hala bu kanalı mi izliyorsun sorusuna "boş yapma" cevabını almamla dumura uğradım. bunu söylerken tonlamasini tam olarak doğru yaptı ve asla gözünü televizyondan ayırmadı. kusursuz bir andı. bir süre sessizce oturmak zorunda kaldım.

hala kendime gelebilmiş değilim.
devamını gör...

birkaç ay önce fark ettiğim durumdur. bu minik böcekler birbirleriyle karşılaştıklarında kafa tokuşturmadan geçmiyorlar. deney ve gözlemlerim sonucu bu kanıya vardım. yolda tanıdık görünce yön değiştiren insan türü baz alındığında karıncaların bu davranışı takdire şayan.
devamını gör...

4 yaşındaydı kızım. ofisteyken aradım annemi, açmadı. tekrar aradım kızım açtı.

-kızım anneannen nerede?
-ezanullah yapıyor.
-ezanullah ne kızım?
-hani ezan okunduktan sonra spor yapıyor ya.
-hmm ok

ezanullah namaz demekmiş öğrendik efendim.
devamını gör...

acele işe, ben de işeyeceğim.
devamını gör...

deveye cilve yap demişler, iki çadır devirmiş.
devamını gör...

orijinal ismi her kind olan anne sexton şiiri. şiir başlı başına dönemin kabul gören kadın çizgisinden çıkmayı başarmış anne sexton'ın kendi bölünmüş kişiliğine bir atıf. uyumsuzluğun şiiri demek yanlış olmayacaktır, sexton üç ayrı kişiliğine dem vurarak şiiri bu düşünce ile besliyor. ilk bölümde büyücü olarak çevrilmiş kısım şiirin orijinalinde witch olarak geçiyor ve uyumsuz-dışlanmış, bu dünyaya uymayan ve ruhunda şeytandan bir parçaya sahip bir cadı olarak gördüğü yanına bir gönderme. ikinci kısım ise psikolojik sorunları ile uğraşmadığı dönemlerde çocuklarına karşı oldukça şevkatli ve sevgi dolu olan sexton'ın kendi anaç yanını aktardığı bölüm ve bu toplumun beklentisi olan 'iyi anne ve evine sağdık olma' durumuna boyun eğdiği ve bir noktada bundan duyduğu huzursuzluğu aktarıyor kanımca. sexton için koca bir çıkmaz var bakıldığı zaman ve bunu çarpıcı bir şekilde aktarıyor. ilk bölümde aktarılan cadı teması son kısımda ateş ve işkence üzerinden yeniden ortaya çıkıyor ki bu bariz bir şekilde toplumun istediği şeyleri kabullenen ve kabullenmeyen iki yanından hangisinin galip geldiğini de gösteriyor. sexton baskıcı ve ondan sürekli bir şey olmasını bekleyen toplumun kurallarına uymaktansa bu uyumsuz kişiliğini yeğlediğini ve bunun sonucunda böyle uyumsuz olan kadınların orta çağ'da olduğu gibi işkence ile öldürüleceğini ima ediyor ki burada orta çağ'da yakılan cadılara gönderme olsa bile bu öldürmek tanımını dışlanmak ve ayıplanmak olarak alabiliriz çünkü burada ölüm bir nevi toplum tarafından yok sayılmak olarak aktarılıyor. uyumsuzluğun, arzunun ve yine sexton'ın vazgeçmemekte ısrar ettiği ölüm temasının güzel bir yansıması.


ı have gone out, a possessed witch,
haunting the black air, braver at night;
dreaming evil, ı have done my hitch
over the plain houses, light by light:
lonely thing, twelve-fingered, out of mind.
a woman like that is not a woman, quite.
ı have been her kind.

ı have found the warm caves in the woods,
filled them with skillets, carvings, shelves,
closets, silks, innumerable goods;
fixed the suppers for the worms and the elves:
whining, rearranging the disaligned.
a woman like that is misunderstood.
ı have been her kind.

ı have ridden in your cart, driver,
waved my nude arms at villages going by,
learning the last bright routes, survivor
where your flames still bite my thigh
and my ribs crack where your wheels wind.
a woman like that is not ashamed to die.
ı have been her kind.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim