sadece dalakta görülen, özelleşmiş endotel hücrelerinden köken alan tümördür.
devamını gör...

bugün dünyayı istediğin bir renge boya
rengârenk batan günü al karşına
bir renk de kendinden kat
çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
kapat gözlerini bir hikâye yarat
vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
birikmiş sevginden, herkese bir parça ver
bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
mutlu yıllar, mutlu yıllar sana.
devamını gör...

1976 yapımı türker inanoğlu'nun yönettiği fuat özlüer ve erdoğan tünaş'ın senaryosunu yazdığı başrollerde tarık akan ve gülşen bubikoğlu'nun yer aldığı romantik komedi türünde bir film. ama daha kimler yoktur ki filmde toto karaca, öztürk serengil, mürrüvet sim, kadir savun, nubar terziyan, hulusi kentmen....

film ömer (şemsi inkaya)'nın simitçilik yaparken cami avlusunda bulduğu bebeği mahalleye getirmesi ile başlar bebeğe zeynep(gülşen bubikoğlu) ismini veren mahalleli bebeğe hep birlikte bakar, büyütür ve okutur. zeynep mezuniyet eğlencesinde ülkenin en büyük iş adamı adil bey'in (hulusi kentmen) oğlu murat'la (tarık akan) tanışır. murat kendini zengin gösteren abisi ömer'in yalanları yüzünden zeynepten çok etkilenir aşık olurlar ve ona evlenme teklif eder. zeynep ise yalanlardan pişmandır bunu murat'a söyleyip ayrılmayı düşünür ama mahalleli itiraz eder. o sırada hacer'in(mürüvvet sim) çalıştığı köşkün sahipleri tatile gitmiştir mahalleli bu köşke adil beyleri davet ederler ve söz takılır. o sırada gelen köşkün sahiplerinin oyunu bozmayıp hizmetçi gibi takılmaları ise efsanedir. adil'in yanında çalışan adamı ona ihanet edip murat ve zeynep'i kaçırıp fidye isterler tam fidyeyi alacakken murat kendisi ve zeynep'i kurtarıp adamı döver. bir süre sonra yalanlar ortaya çıkmaya başlar ama film mutlu sonla bitecektir.

filmde bir çok efsane sahne vardır hele tayfur(öztürk serengil) ve cevriye(toto karaca) karşılıklı döktürürler birlikte oynadıkları her sahnede. paraya ihtiyaç olunca tayfur'u gazlayıp cevriye'ye yollamaları mükemmeldir. arap kılığına giren tayfa ile kuyumcu sahneleride çok komedidir.

zaten filmin komedi yükünü toto karaca, öztürk serengil ve şemsi inkaya yüklenir.
devamını gör...

uyuyunca geçmez
geçerse uyursun.

ilhan berk.
devamını gör...

arkham city'lileri çılgına çevirecek saçma sapan olaydır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en küçük rozetin bile 500 karma puan olduğu bir dünyada koskoca bir devrim olan nick değişitmek nasıl bedava olabilir?
devamını gör...

aç uyanan insandır.
gece yemek yemeyen insandır.
yatak banyo derken kendini çay kavanozun önünde bulan insandır.
çay önemli.
önce o koyulacak.
sonra buzdolabı açılacak.
hımm ne yesem diye bakılacak.
bu esnada kahvaltılıklar çıkarılacak.
kaç gündür yumurta yemedim, şöle peynirli maydanozlu bir yumurta kırayım kendime denilecek.
o esnada bir kaseye reçel koyulacak.
sonra tabak bardak çatal koyulacak.
tüm ev, binadaki herkes duyacak şekilde çağrılacak.
(bkz: kahvaltı yapmayı seven yazarlar lobisi)nden ben.
devamını gör...

diğer ismi folie à deux olan hastalık literatürde deliliğin iki kişi tarafından paylaşılması, ikiz delilik gibi kavramlarla da anılır.
bu sendromda sanrısal düşüncelerin ya da normal dışı davranışların bir kişiden yakın olunan bir başka kişiye aktarılması olarak tanımlanıyor. özellikle de izole halde yaşayan kadınlarda daha fazla görülebiliyor.
bu psikotik bozukluğun olabilmesi için bireyin hastanın yanında yaşaması gerekiyor ve bu yolla ancak diğer kişi de bu psikozu paylaşabiliyor. adeta enfeksiyon gibi bulaşıcı olabilmesi sendromun en ilginç yanlarından biri.
devamını gör...

"tepeden tırnağa değiştim. aynı insan değilim artık."

jean paul sartre.
devamını gör...

sahiplenme, bir şeye sahip çıkmak.

"sevdasını, bidayette kıyısından köşesinden paylaşırken, zamanla tamamen sahiplenmiş." - attila ilhan

acım çok tazeyken, dilimde bu kelime mühür olmuşken size bir hikaye anlatmak istiyorum.
serseri bir sokak köpeğinin sevgi dolu ancak başına buyruk hayatının hikayesi.
2016 yılının kasım ayında izmir sahil şeridinde yolculuk yaparken edremit çıkışında ramiz köftede bir mola verelim, dedik. içeriye girdik. kaskları, ekipmanı çıkartırken bir bey yaklaştı, eski motorcuymuş sohbete başladı. o esnada bir kutunun içinde mini minnacık iki yavru köpek gördüm. biraz sevdim. sohbet de ilerleyince yanımızdaki beyin işletme sahibi olduğunu, arka tarafta da terk edilmiş sokak hayvanlarına destek olduğunu öğrendim. bu, iki yaramaz da daha yeni gelmişler, annelerini kaybettikleri için sahiplendirmeye çalıştıklarını söyledi. biri de hastaymış bir süre evde kalması, iyi bir bakım görmesi gerekiyormuş. dedi bak bağınız oldu sana vereyim, sen de onun hayatını kurtarmış olursun. tamam da, dedim, motorda gidemez nasıl olacak?
ben size yollarım tedarikçilerim var oraya sık gidip gelen, dedi. numaraları aldık, iki gün sonra 'paşa' evimizdeydi.
bu arada o sıralarda anacaddede apartmanda yaşıyorum ve evde hayvanları kapalı tutmanın pek de vicdan işi olduğunu düşünmüyorum. bu köpeği sahiplenirken asıl niyetim ailemin bahçesinde bakmaktı. babamın dileğiydi. en azından yardıma ihtiyacı olan bir hayvanı iyileştirmek ve yetiştirmek.
ama ufaklık için dışarıda yaşayabilecek gücü toplaması, aşılarının yapılması, bacağındaki eğriliğin düzelmesi için iki ay kadar evde kalmalı dedi veteriner.
yavru köpüş gerçekten bebek gibi oluyormuş. geceleri ağlıyordu kucağımda uyutuyordum. kucağımdan uzaklaşınca hüzünlü bir hale bürünüyordu. sabahları gözümü açana dek sessizce bekliyor ama o andan sonra çılgın gibi havlıyor, oyun istiyordu. bir de patisinin içi yumuşacık kadifemsi bir dokuya sahip olduğu için kucağımdayken hep elim patisinde oluyordu, okşuyordum. el ele dizi izliyorduk. o, eşim yanıma yaklaşınca hafiften hırlıyor, burnunun ucu ile itiyordu. ailemin yanına göndereceğim zaman yaklaşıyor ama ben kopmak istemiyordum. bu esnada taşındık güzel bir siteye geçtik; bahçeli, şehir gürültüsünden uzak bir yer. içten içe köpeğimi vermek zorunda kalmayacağımı düşünürken bir gün yönetici ile karşılaştım. elimde tasma, paşa'yı bahçeye bırakmışım özgürce sağa sola koşuyor. uzaktaki köpeği gösterip şu sizin mi dedi, evet dedim. sitede evcil hayvan yasak, geçen de birini mahkemeye verdiler vs.... konuştu, konuştu... eşim de evde olsun, pek istemediği için mecbur evladı bıraktım aileme , ağlaya ağlaya...
ailem 70 km uzakta bir ilçede yaşıyor. ayda bir, iki ayda bir geldiğimde bir kavuşmalarımız var sormayın. ben uzaktan seslenirim o bağrış çığrış kucağıma atlar. üstelik artık benden de büyük. eskisi gibi hemen elini uzatır patisinin altını seveyim diye. bahçeye girene dek üç ayağının üzerinde yürür asla bırakmaz, el ele yürümenin yolunu bulduk resmen. o hafif bana yaslanır, ben eğilirim iyice yavaşta olsa beraber alırız o yolu.
bana biri yaklaşınca, en ufak tehdit hissetsin çıldırır. uzak durmakta fayda olur. bizim serseri, sahipli sokak köpeği gibi özgür istediği gibi gezer tozar gelir.
pandemi sebebiyle aileme pek sık gelmiyorum. tatil vesilesi ile geldim. içeri girdim yarım saat sonra annem dedi ki, sana bir haberim var. paşa 15 gündür yok. sen üzülme diye söylemedim. belki de gelir diye ümit ettim ama yok.
tahmin ettiği gibi çok üzüldüm. gözlerim dolu dolu sokağa bakıyorum, belki çıkıp gelir diye. birileri zarar vermemiştir diye de dua ediyorum.
devamını gör...

kuran kitabında yazmayan bir görüştür. abbasi ve emevilerden gelen dini yozlaşmanın ve kadının rolünün geriye atılması için yapılan bir eylemdir.
devamını gör...

-aşı nerede?
-yok.
-para nerede?
-yok.
-aşı nerede?
-yok............ gider.
devamını gör...

washington post’un dünyanın sayılı tıp dergilerinden bmj’ye dayandırdığı haber irlanda’da geçiyor. ismi açıklanmayan 84 yaşındaki bir adamın baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitmesi sonrasında doktorlar rutin kontrolleri yaptı ve adamın röntgeninin çekilmesini istedi. baş ağrısının yanı sıra sol tarafında bir ağrı ve yürümede sıkıntı yaşayan hastanın röntgeni kısa sürede çekildi. fakat doktorlar röntgeni inceledikten sonra tıp tarihinde eşi benzerine çok zor rastlanan bir sonuçla karşılaştı. doktorlar, 84 yaşındaki hastanın beyninin sol tarafının olmadığını fark etti.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


o değil de benim de başım çok ağrıyor bu aralar lan yoksaaa???.
devamını gör...

sonradan müslüman olup ebubekir siraceddin adını alan ünlü ingiliz edebiyatçısı martin lings'in muhammed'in hayatını kur'an'a ve kütüb-i sitte'ye dayandırarak kaleme aldığı biyografik romanı. kurmaca bir eser olduğu için yazar, ibrahim'in hayatı gibi kur'an ve hadislerde bahsedilmeyen ya da tam olarak bahsedilmeyen bazı yerleri tamamlamak adına israiliyat'a da başvurmuş. yanisi, okuması keyiflidir. bildiğiniz roman, hem de peygamberin.
devamını gör...

1 ocak 2021 itibariyle ingiltere ile yapılan karşılıklı ticaret anlaşmasıdır.

--- alıntı ---

gelen son dakika haberine göre; brexit sonrası serbest anlaşması imzalanıyor. anlaşma 1 ocak 2021 itibarıyla hizmete geçecek. pekcan: "serbest ticaret anlaşması, önümüzdeki dönemde türkiye ve birleşik krallık arasındaki ticaretimizin gelişiminin en büyük teminatı olacak." dedi.

--- alıntı ---

buradan
devamını gör...

sen şu şakkıl giyinirsin ben bu şakkıl, herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...

bir gün yine kızlarla erkekleri gömüyoruz. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim