selamlar, sevgiler. bugün kayıp efsaneler serisi diye bir konsept belirledim ve perşembeleri kayıp efsaneler serisi ile düş kurma zamanında olacağım, kayıp efsaneler serisinin ilk konuğu da elbette kutsal kase konusu olacak; kutsal kase'den bahsedip şarkılar çalacağım.

saat 23:00'te zamanınız olursa sizi bekliyorum!
devamını gör...

bilgi için söylüyorum: türkiye'nin yüzölçümü 783.562 km²'dir. yani bill gates ülkemizden daha geniş topraklara sahiptir. bu yüzden bilo ağa değil de "sultan 1. bilo" desek daha iyi olur gibi... *

edit: haberde dönüşüm yanlış yapılmış galiba. suya düştü senin padişahlık hayalleri billy...
devamını gör...

dini açıdan bir çelişki gibi gelen, anlamlandıramadığım durum. konunun özü ise kader yaklaşımından çıkmakta.

şimdiye dek anladığım odur ki, kader hakkında iki görüş var. her şeyi tanrının belirlediği ve bizim tamamen figüranlar olduğumuzu savunan görüş, ki bu daha eski nesiller tarafından benimsenir genelde, ve daha modern olan, tanrının bizi yarattığı ancak özgür irade verdiği ve bu özgür iradeyle insanın seçimler yaparak sonrasında ise buna katlanacağıdır. ancak ikinci görüş açısından bakınca dahi, özgür iradenin aslında olmadığı ortaya çıkmaktadır. ya da ben bunu henüz içselleştirebilecek algı düzeyine sahip değilim.

sorunun kaynağı, tanrının sonsuz yücelikte oluşundan kaynaklanmaktadır. inanışlarımıza göre, bizi yaratan tanrıdır. burada meydana gelen temel problem, bizi yaratan tanrıysa, zaten bizi özgür bir iradeyle yaratmasının mümkün olmayışıdır. bir robot yaptığımızı düşünürsek, ancak her parçasına, her donanımına kadar bildiğimiz, çünkü bizim yarattığımız bir robot. bu robot en fazla bizim oluşturduğumuz yetiler düzeyinde özgür olabilecektir, yani hiç. biz robotu oluştururken, parçalarını eklerken, yazılımını yazarken o robotla ilgili her şeyi biliyoruz. o kadar sonsuz bir gücümüz var ki, robotun yazılımına ekleyeceğimiz bir kodun, robotta ne gibi sonuçlara neden olabileceğini, hangi özelliklerini bastıracakken hangisini daha da öne çıkarabileceğini zaten biliyoruz.

yani biz hangi parçayı koyarsak koyalım, robotun koyduğumuz bir parça sonucunda yapabileceği tüm tercihleri, tüm olasılıkları biliyoruz. hatta olasılık dahi değil, ne yapacağını biliyoruz. çünkü biz sonsuz güç ve kudret sahibiyiz. öyleyse bizim bu robotu özgür iradeye sahip olarak oluşturmamız imkânsızdır. çünkü biz yapısına neyi koyarsak, bir teli bile fazla eklemenin robotta nasıl bir değişikliğe neden olabileceğini biliyor ve bunun sonucunda hangi davranışları yapabileceğini, ne işle ilgileneceğini, nasıl öleceğini dahi onu yapmadan önce biliyoruz. bu durumda bu robotun özgür bir iradeye sahip olması durumu imkânsızdır.

aynı şekilde insanın da, tanrıdan bağımsız özgür bir iradeye sahip olması o hâlde imkânsızdır. biz yaptığımız seçimler sonucunda cehennemde yanmayız. biz oluşturulurken yapacağımız seçimlerin ne olacağına göre oluşturulduk zaten. yani bizi oluşturan, henüz oluştururken cehenneme gideceğimizi bilmekteydi ve bize bir parça daha eklese ya da çıkartsa cennete gideceğimizi de biliyordu. buna rağmen yapmadı. bu sebeple benim cehenneme gidişim ne kadar sorgulama yaparsam yapayım kaçınılmazdır. o zaman benim cehennemde yanmamın bir mantığı da yoktur. çünkü benim yaratıcım beni bu kararları alacak şekilde tasarlamıştır ve hiçbir şekilde ben bundan kurtulamam. yaratıcım beni cehenneme gidecek şekilde tasarladı, ben iyi olup cennete gideyim desem ve cennete gitsem dahi, bu yine benim yaratıcımın beni, bu kararı verecek şekilde yaratmasıdır. o sebeple ben hiçbir şekilde yaratıcımın iradesinden de kaçamam.

öyleyse, özgür irade diye bir şey de yoktur ve insanlar işlediği günahlardan da sorumlu değildir. çünkü işlediği günahları işleyecek şekilde yaratan o tanrıdır. tanrı beni yaratırken, benim bir yerlerde bunları sorgulayacağımı bilerek, hatta buna göre beni yaratmıştır. o hâlde ben ne karar verirsem vereyim, neyi seçersem seçeyim bu hep tanrının iradesindedir.

bu durumda özgür irade diye bir şey yoktur. ya da tanrı yoktur.
devamını gör...

beyniniz size küçük maceralar yaşatmak istemektedir. hayır normalde de okursun da o hafta böyle acayip bi okuma isteği gelir, kitabı bırakıp da başına geçemezsin dersin. beynimin küçük oyunlarına alet olup çalışmadığım çok olmuştur bu istek yüzünden. vallah ben pişman değilem. size de kitabı okuyun derim, size ders mi yok alırsınız yine. yani umarım alırsınız inş agsahs.
devamını gör...

eşi/karısı/kocası falan değil birlikte yaşadığı sevgilisidir. yasalarımız gereği imam nikahı diye bir saçmalık yoktur. resmi nikahı olmayan çiftler evli değillerdir. haberlerde falan da "imam nikahlı çift" diye belirtilmelerini esefle kınıyorum.

oldu o zaman ben de şaman adetlerince transa geçip eşimle üst diyarlara yolculuk yaptım, şerbet içtim diyeyim evli sayılayım. kilisemizin saygıdeğer papazı avluda kıydı nikahımızı; nedime de şirine'ydi desem aynı şartları sağlar mı ya da? din adamı din işini, devlet adamı devlet işini yapacak. yanlış hatırlamıyorsam ata'm bunları keskin çizgilerle yarıp geçmişti zamanında. kiminin gücüne gidiyor yediremiyor demek ki.

ikisinin de yetişkin olmaması nedeniyle birlikte yaşama kararı aldıklarında ev tutamayacakları / satın alamayacakları için, ya ailelerden birinin evinde kalmaları ya da aile büyüklerinden birinin kendilerine ev tutması gerekmekte. böyle bir olayı destekleyen akrabalardan biri bıçaklansa zerre üzülmezdim.

öte yandan, henüz hayatını idame ettirecek erginliğe erişmemiş, yasalarımızca bile henüz kendi sorumluluğu tamamen üzerinde olmayan zatların bağımsız olarak hayatlarını paylaşmaları da mantığıma uymuyor bir türlü. vücudu hormonlarla 3 sene önce tanışan ve duygusal çalkantıdan tarantumlara kafa atan bireyler kaldıramayacakları taşın altına girerlerse sonuç bu işte.
devamını gör...

selda bağcan; bir keresinde rüyamda gördüm, sohbeti hoş bir insan.
devamını gör...

akışta gördüğümden beri düşündüğüm ama gerçekten aklıma hiçbi şey gelmeyen başlık. demek ki günlerim bu kadar boş geçiyormuş dedirtti bana.*
devamını gör...

benimdir.

ve şuna inanıyorum ki akıl ve düşüncenin ve kendini bilmenin yaşı yoktur.

ibni sina hocanın 16 yaşında kullandığı yöntemleri günümüzdeki koca koca profesörler uygulamakta ve bu uygulamaların derslerini vermektedirler.

ben de 18 yaşında bir üniversite öğrencisi adayı olarak yaşımla ve gençliğimle gurur duyuyorum. tabii ki içinde bulunduğum çağda bazı saçma hareketler sergileyen, iyi örnekler olmayan yaşıtlarım vardır ve olacaktır da .

eğer yaş-kuşak bazında insanları ayıracaksak hitler gibi bir katil ile atatürk gibi bir önderin de aynı kuşaktan olduğunu söylemekte fayda var. ama ne gariptir ki biri kocaman bir ülke kurmuş biri de kocaman bir ülkeyi yıkmış ve milyonlarca insanı katletmiştir.

sayın yazar, bu başlığı yazarken ne düşündüğünüzü veya nasıl bir durumda olduğunuzu bilmiyorum ama bence yapabileceğiniz en iyi şey açık bir kafayla bu durumu gözden geçirmenizdir.
devamını gör...

genç yaşta yaşlanmaktan daha kötü bir durum değildir, hem fiziksel hem ruhsal.
devamını gör...

ateşli silahlarda namluda olan oyuklara "yiv", çıkıntılara ise "set" denir. bunlar mermi çekirdeğinin kendi etrafında döndürerek daha hızlı namluyu terketmesini, çekirdeğin bu şekilde havayı delerek, daha uzak menzillere ulaşmasını sağlar. havadayken ayrıca mermi çekirdeğinin takla atmadan hedefe gitmesini de sağlarlar. türk ordusunun standart piyade tüfeği olan g3 de 4 yiv ve 4 set vardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dokuzuncu hariciye koğuşu isimli romanın karakterlerinden biri olan nüzhet'in, doktor ragıp ile evlenirse gideceği şehir.
devamını gör...

japonya' da insanlara ağlamayı öğreten yani "gözyaşı öğretmeni" olarak bilinen hidefumi yoshida tarafından ortaya çıkarılmış bir uygulamadır. bu uygulama ile insanların hayatlarında gülme gibi ağlamanın da var olması gerektiğini, daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam için duygularımızı özgürce yaşamayı yani ağlamaktan utanmamak gerektiğini insanlara anlatmak istenmiş. korkularımız ve üzüntülerimizi içimizde tutmayıp ağlayarak ifade etmemizi ilke edinmiştir. özellikle erkeklerin ağlamasının gayet doğal olduğunu ve "erkekler ağlamaz" baskısını yenmek için oluşturulduğu da söyleniyor. tabi öğretmenimiz bunu bazen film izleterek bazen duygusal şarkılar dinleterek, bazen de alıntılar ve sohbetler ederek gerçekleştiriyor. toplu ağlama seansları düzenleniyor ve insanlar başkalarını da ağlarken görünce daha doğal hissediyor. birbirlerinin gözyaşlarını siliyorlar ve yalnızlık duygularını da biraz olsun hafifletiyorlar. çekincelerinden kurtuluyor ve duygusal olarak kendini rahatlatıyor. ilginç bir girişimcilik örneği. japonya'da binlerce insan bu uygulamayı gerçekleştiriyor, parasıyla ağlıyor ve rahatlıyor. ülkemizde bu sektörün tutacağından pek emin değilim.* yine de gençler için denenebilecek bir sektör. belki tutabilir.
devamını gör...

nevermore ve muhteşem sesi ve muhteşem şarkı seçimi!
sizin bizim canımıza kastınız mı var arkadaşlar?
devamını gör...

ezginin günlüğü/veda

devamını gör...

uzun ince bir yol..
devamını gör...

every grinko - valse
devamını gör...

heves kırmadan da doğru söylenebilir. ne söylediğin değil, nasıl söylediğindir önemli olan.
devamını gör...

bana kaderimin bir oyunu mu bu? diyordur.
en üzüldüğüm çizgi film kahramanıdır tom. çilesi bitmiyor garibimin.
devamını gör...

de get !
devamını gör...

evet gayet de zordur. taciz, tecavüz meselelerine girmiyorum bile. sadece günlük hayatta bile gece dışarı çıkmak özellikle anadoluda o kadar kolay değildir. sırf bu yüzden bile gerekçe verirsiniz ama senin de gece ne işin vardı... tarzı zırvalar. etek giymek zaten büyük başarıdır. kadın olduğunuz için güçsüz olursunuz, o işten ne anlarsınız, mutlaka desteğe ihtiyacınız vardır, işte kademe atlayınca dedikodular mahal verir, evlendiyseniz anne olmazsanız bazı siyasi varlıklarca kadın bile olamazsanız, kıçınızı kırıp erkeğinizin dizinin dibinde oturmanız, öyle çok yükselmemeniz , daha fazla maaş alıp kocanızı mahcup etmemeniz gerekir. bir kere güzellik algısına da uymalısınız, vücut hatlarınız mükemmel olmalı, fazla kafanız çalışırsa bazı toplumlardan dışlanırsınız. bunların feministlikle falan hiç mi hiç alakası yoktur, bunlar gerçeklerdir. hoşunuza gitmeyebilir ama bunlar yaşanıyor. hatta burda saymadığım/sayamadığım bir sürü şey daha var. en azından şu çağda daha şanslı olanlardanız diyebilirim ama gayet de zordur. bunu zorlaştıran da kadınların kendisi değil toplum baskısı hatta diğer kadınlar ve süregelen, alıştırılmış erkeklik kurallarıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim