nazım hikmet ran
“nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi,
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin...”
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin...”
devamını gör...
insana duymak istediği şeyleri söylemek
(bkz: the devil's advocate)
devamını gör...
transliterasyon
bir alfabedeki harfleri veya fonetik sesleri başka bir alfabeye uyarlamak olarak tanımlanabilir. yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf çevirisidir.
bizim dilimizde olan ğ nedeniyle yabancı dile çevirilerde epey sorun yaşanır. yoghurt gibi mesela. aynı zamanda asya dillerinin yapısından dolayı aynı zorluklarıda yaşatır. bu dillerde genelde iki veya üç harf birleşerek bir sesi oluşturur. tse mesela çe olarak okunur.
bizim dilimizde olan ğ nedeniyle yabancı dile çevirilerde epey sorun yaşanır. yoghurt gibi mesela. aynı zamanda asya dillerinin yapısından dolayı aynı zorluklarıda yaşatır. bu dillerde genelde iki veya üç harf birleşerek bir sesi oluşturur. tse mesela çe olarak okunur.
devamını gör...
flint fireforge
ejderha mızrağı destanının baş karakterlerinden birisidir. mızrak kahramanıdır. kharlois dağları'nda doğmuştur.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
devamını gör...
sweatshirt
kış olunca neden erkeklerin sweatshirtlerine el koyuyorsunuz hanımlar? büşra bunu okuyorsan şayet 3 kış geçti üzerinden allahsız. a küçük.
devamını gör...
elçiye zeval olmaz
bir kimsenin sözünü başka bir kimseye iletmekle görevli kimse, bu sözlerden sorumlu değildir. sözler kimin ise, hatası da, sevabına ona aittir; bunda aracının hiçbir suçu ve hatası yoktur, anlamında kullanılan bir söz öbeği.
devamını gör...
herhangi bir rahatsızlığı google'da aratmak
rahatsızlığınız ciddi değilse de ciddi boyuta çıkartacak eylemdir.
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
eğer cevap geliyorsa sıkıntı dedirten durum.
onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.
edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.
edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
devamını gör...
miss turkey 2021 güzelleri
1.kayra türkoviç
1.83 boy
19 yaşında
elleri güzel- biraz kepçük ağızlı gibi. sana puanım 5

2.yeşim toplu
1.81
25 yaşında
memeleri güzel - kaşlar kötü sana puanım 6

3. alara eriç
1.79 boy
18 yaş
hoş geldin sertap erener bebek. sana puanım 6

4.şira sahilli
1.78 boy
21 yaş
gözler iyi - memeler torba. sana puanım 4

5.ilayda gökalp
1.77
22
kim kardeşyan ve hande ateisti karışımı bir şey. ama güzel sana puanım 8

6.tuana cemre calban
1.77
21
sokakta bunlardan çok var. sana puanım 4

7.nil çukur
1.76
19
çok düz. sana puanım 4

8.sevcan öksüz
1.76
21
danla bilice benziyor. sırf bu yüzden sana puanım 2

9.sena leyla yavuz
1.75
22
bence çirkin- kanca gibi burnu var. kaptan hook sana puanım 3

10.su bige korucu
1.73
25
mehh yani gece 1 de bana mesaj atsa dese "uyudun mu?" uyudum diye geri mesaj atarım. bilen bilir gece 1 benim en azgın olduğum saat. sana puanım 4

11.birsu deniz aközbek
1.71
21
kavruk bir ablamız. burnu bi tık güzel olsa gideri var. sana puanım 6.5

12.bilsel buse kadıoğlu
1.74
22
yani bir palyaço seçme yarışması olsa birinci olabilir. sana puanım 2

13.selin şahingöz
1.74
21
ya çok şeker bir şey bu ya. community dizisini izleyen bilir orada annie karakterini andırıyor. allah sahibine bağışlasın. sana puanım 9 kankam.

14.dilara korkmaz
1.77
23
çok sıradan yani ne diyim sütlü kahveye benziyor. sana puanım 4

15.başak ilhan
1.76
23
bayık bakışları olan bir güzelimiz. sırf tırnakları için kendisine 8 puan veriyorum.

16.buse orcan
1.77
19
bu ablamız kesinlikle kafa sözlük yazarı. yüzde yüz eminim ama kanıtlayamam. sana puanım 3

17.berfin ant
1.77
22
memeler de tombiktoymuş. ama suratı çirkin bence. eylüling daha güzel. sana puanım 4

18.mercan tezcan
1.77
21
teni peynirli doritosa benziyor. fena değil ama yağmurlu bir günde çay içmeye davet etse gitmem. sana puanım 6

19.bahar koltuklu
1.82
24
duru bir güzelliği var gibi. ama çok çok kalas gibi de. yani binanın ana kolonu yerine koy binayı taşır. sana puanım 5.5

20.cemrenaz turhan
1.82
23
sanırım hayatında ilkkez gülüyor. bu nasıl gülüş. çok yapmacık bence. sana puanım 4

kaynak: buradan
1.83 boy
19 yaşında
elleri güzel- biraz kepçük ağızlı gibi. sana puanım 5

2.yeşim toplu
1.81
25 yaşında
memeleri güzel - kaşlar kötü sana puanım 6

3. alara eriç
1.79 boy
18 yaş
hoş geldin sertap erener bebek. sana puanım 6

4.şira sahilli
1.78 boy
21 yaş
gözler iyi - memeler torba. sana puanım 4

5.ilayda gökalp
1.77
22
kim kardeşyan ve hande ateisti karışımı bir şey. ama güzel sana puanım 8

6.tuana cemre calban
1.77
21
sokakta bunlardan çok var. sana puanım 4

7.nil çukur
1.76
19
çok düz. sana puanım 4

8.sevcan öksüz
1.76
21
danla bilice benziyor. sırf bu yüzden sana puanım 2

9.sena leyla yavuz
1.75
22
bence çirkin- kanca gibi burnu var. kaptan hook sana puanım 3

10.su bige korucu
1.73
25
mehh yani gece 1 de bana mesaj atsa dese "uyudun mu?" uyudum diye geri mesaj atarım. bilen bilir gece 1 benim en azgın olduğum saat. sana puanım 4

11.birsu deniz aközbek
1.71
21
kavruk bir ablamız. burnu bi tık güzel olsa gideri var. sana puanım 6.5

12.bilsel buse kadıoğlu
1.74
22
yani bir palyaço seçme yarışması olsa birinci olabilir. sana puanım 2

13.selin şahingöz
1.74
21
ya çok şeker bir şey bu ya. community dizisini izleyen bilir orada annie karakterini andırıyor. allah sahibine bağışlasın. sana puanım 9 kankam.

14.dilara korkmaz
1.77
23
çok sıradan yani ne diyim sütlü kahveye benziyor. sana puanım 4

15.başak ilhan
1.76
23
bayık bakışları olan bir güzelimiz. sırf tırnakları için kendisine 8 puan veriyorum.

16.buse orcan
1.77
19
bu ablamız kesinlikle kafa sözlük yazarı. yüzde yüz eminim ama kanıtlayamam. sana puanım 3

17.berfin ant
1.77
22
memeler de tombiktoymuş. ama suratı çirkin bence. eylüling daha güzel. sana puanım 4

18.mercan tezcan
1.77
21
teni peynirli doritosa benziyor. fena değil ama yağmurlu bir günde çay içmeye davet etse gitmem. sana puanım 6

19.bahar koltuklu
1.82
24
duru bir güzelliği var gibi. ama çok çok kalas gibi de. yani binanın ana kolonu yerine koy binayı taşır. sana puanım 5.5

20.cemrenaz turhan
1.82
23
sanırım hayatında ilkkez gülüyor. bu nasıl gülüş. çok yapmacık bence. sana puanım 4

kaynak: buradan
devamını gör...
beş ressam adı sayamayan biriyle çıkmak
gayet normaldir.
belki 5 ressam sayamam ama beş tane badanacı bulabilirim.
badanacı arayanlar eqlesin.
belki 5 ressam sayamam ama beş tane badanacı bulabilirim.
badanacı arayanlar eqlesin.
devamını gör...
marie rose balter
marie rose balter in , acı dolu ,affetmeyi bilen ve başarılar ile dolu ibretlik hayat hikayesi...
hayatın bize her zaman mükemmel olarak sunulmadığını , öfke duyduğumuz her şeyi affetmenin bizim için iyi olacağını ve güzel başlangıçlara yön vereceğini gördüğüm mükemmel bir örnek...
onca dayanılmaz eziyete rağmen, yılmadan azmederek verdiği yaşam mücadelesinden etkilenmemek mümkün değil.....
hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını ,mucizelerin hep var olduğunu gösterir bizlere , güçlü kadın marie rose balter....
öyle ki , acı ve işkence dolu hayatı, 1986 yılında yayınlanan nobody's child (kimsenin çocuğu) ile drama filmi olmuştur.
film ,altın küre de dahil olmak üzere 7 dalda aday gösterilip üç dalda ödül almıştır.
marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan marie’yi yurda verir. ardından bir çift onu evlatlık edinir. marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve marie adeta cehennemi yaşar.
marie rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla marie hastaheneden çıkar.
o artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktır, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih eder.
yetkililer “aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde marie, salem state üniversitesine psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş joe ile evlenir. kocası maalesef altı sene sonra ölür ve marie kendini işine verir. uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra harvard üniversitesi’nde mastır yapar. psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. biyografisi yazılır ve hayatı film olur (nobody’s child). bir çok ödüle laik görülür.
elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: on yedi yılını geçirdiği masachusetts danver devlet hastahanesine yönetici olarak atanır ve gelin görün ki, göreve alınır.
verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”
marie rose balter’in yeni görevini haber yapan bir ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “en uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”
marie, bu hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerden bir tanesidir.
kendinize inancınızı ve umutlarınızı kaybetmemeniz dileğiyle....
not: marie 6 ağustos 1999 yılında massachusetts’de vefat etmiştir.
arzu şen
hayatın bize her zaman mükemmel olarak sunulmadığını , öfke duyduğumuz her şeyi affetmenin bizim için iyi olacağını ve güzel başlangıçlara yön vereceğini gördüğüm mükemmel bir örnek...
onca dayanılmaz eziyete rağmen, yılmadan azmederek verdiği yaşam mücadelesinden etkilenmemek mümkün değil.....
hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını ,mucizelerin hep var olduğunu gösterir bizlere , güçlü kadın marie rose balter....
öyle ki , acı ve işkence dolu hayatı, 1986 yılında yayınlanan nobody's child (kimsenin çocuğu) ile drama filmi olmuştur.
film ,altın küre de dahil olmak üzere 7 dalda aday gösterilip üç dalda ödül almıştır.
marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan marie’yi yurda verir. ardından bir çift onu evlatlık edinir. marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve marie adeta cehennemi yaşar.
marie rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla marie hastaheneden çıkar.
o artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktır, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih eder.
yetkililer “aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde marie, salem state üniversitesine psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş joe ile evlenir. kocası maalesef altı sene sonra ölür ve marie kendini işine verir. uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra harvard üniversitesi’nde mastır yapar. psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. biyografisi yazılır ve hayatı film olur (nobody’s child). bir çok ödüle laik görülür.
elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: on yedi yılını geçirdiği masachusetts danver devlet hastahanesine yönetici olarak atanır ve gelin görün ki, göreve alınır.
verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”
marie rose balter’in yeni görevini haber yapan bir ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “en uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”
marie, bu hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerden bir tanesidir.
kendinize inancınızı ve umutlarınızı kaybetmemeniz dileğiyle....
not: marie 6 ağustos 1999 yılında massachusetts’de vefat etmiştir.
arzu şen
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bebeğim bu dünya vahşi
yüzündeki gülümsemeyle bunu atlatmak zor.
yüzündeki gülümsemeyle bunu atlatmak zor.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
oldum olası, yaşadigim evde hüzün eksik olmadı sözlük. bir hüzün döngüsü içinde dönüp durduk sürekli. mutlu olduğumuz günler de oluyor ama arkasından muhakkak hemen bir sıkıntılı gün takip ediyor. böyle bir aile içinde annem ve babamın kahkaha attığını çok gormemisimdir. sohbet olur muhabbet olur ama sen şakrak kahkahalı espirili ortamlik bir aile değildik genelde. halbuki ben böyle olmak istesem de bu döngünün içinde buna yer olmuyor sanki. bazen kuzenime gidip kalıyorum. aile ortamına girdiğimde muhakkak gülecek bir şey buluyorlar. sohbetlerinden kahkaha eksik olmuyor. oradan hiç ayrılmak istemiyorum görünce. fakat sonra tekrar kendi evime dondugumde bu eksiklik içimi kaplıyor. her ne kadar ailem bir arada olsa da ben de eğlenceli, gülmeyi bilen bir aile ortami isterdim. belki de bu yüzden arkadaş ortamında en çok güldürmeye çalışan ben oluyorum etrafimi. buna ihtiyacım olduğunu hissediyorum sözlük. muhabbet etmekten keyif aldığım ortak şeylere gulebildigim bir ortamım olsun istiyorum daha çok. ama anne ve babanın sürekli gergin ilişkisi içinde neye gülüp ne ile eglenebilirsin ki? kendi içinde nasıl mutlu olmayı basarabilirsin?
senin secmedigin ama sevmek durumunda birakildigin kişilerin hayatını bu kadar etkilemesi bazen yoruyor.
senin secmedigin ama sevmek durumunda birakildigin kişilerin hayatını bu kadar etkilemesi bazen yoruyor.
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
“kalbin buyruklarını susturmak güçtür.bedelini ruh öder.”
herakleitos
herakleitos
devamını gör...
robins (yazar)
kaliteli bir yazardır. bunu söylemek için uzun uzadıya tanımlarına bakmanıza gerek yok. profiline girince açtığı başlık sayısının girilen tanım sayısına yakınlığından anlarsınız. sağlık bölümü öğrencileri için çok faydalı bilgiler paylaşıyor özellikle. iyi ki yazıyor!
devamını gör...
kül
aslında cem adrian ile mark eliyahu'nun şarkısı ile ilgili tanım girecektim ancak daha önceden girildiği için aynı isim ve güzellikteki feridun düzağaç şarkısını bırakıyorum.
buradan
aşk canını yaktı demek
bense sevda küllerini
her dolunay gecesinde
gökyüzünden topluyorum
onulmaz dert gibi değil, bulunmaz deva gibi
kaybetmekten korkarak başucumda saklıyorum
özlemekten uyandığım sabahlar bitecek diye
yitirmekten korkarak başucumda saklıyorum
bir tek sesim kalsa
onu da rüzgâr alsa
yârin yanağına değmeden olmaz
ah bu sevda tekmiş
koca ömrüme yetmiş
göklerde aranır yerde bulunmazmış
buluta yükü sorulmazmış
şurada olmayan ev var ya
işte bizim evimizdi
önünden her geçişinde hep aynı çocuğun sesi
büyük olur derler ya hep büyük düşlerin kırıkları
saklaması zor olurmuş izlerini
buradan
aşk canını yaktı demek
bense sevda küllerini
her dolunay gecesinde
gökyüzünden topluyorum
onulmaz dert gibi değil, bulunmaz deva gibi
kaybetmekten korkarak başucumda saklıyorum
özlemekten uyandığım sabahlar bitecek diye
yitirmekten korkarak başucumda saklıyorum
bir tek sesim kalsa
onu da rüzgâr alsa
yârin yanağına değmeden olmaz
ah bu sevda tekmiş
koca ömrüme yetmiş
göklerde aranır yerde bulunmazmış
buluta yükü sorulmazmış
şurada olmayan ev var ya
işte bizim evimizdi
önünden her geçişinde hep aynı çocuğun sesi
büyük olur derler ya hep büyük düşlerin kırıkları
saklaması zor olurmuş izlerini
devamını gör...
günün sözü
“kendimi bir balkondan aşağı daha rahat bırakabilirim, bir insana bırakmaktansa. öyle çok korkuyorum insandan.”
sabahattin ali
sabahattin ali
devamını gör...
türkçe bilmeyen biriyle arkadaş olmak
dil bariyerinden ve kültür farkından ötürü ilginç ve eğlenceli olabiliyor. iki taraf da ingilizce biliyorsa bir süre sonra anlaşmakta sorun yaşamıyorsunuz.
devamını gör...
michelangelo
‘’taşın içindeki davut’u gördüm ve ona ait olmayan ne varsa taştan söküp attım.’’ diyen rönesans dehası.
devamını gör...
