annesinden dayak yemiş sözlük yazarları
o zaman trend öyle olduğu için içine dahil olduğum başlık.
kaybolanı, dayak yiyeni bile döverdi anneler.
bir tür sevgi gösteri idi.
kaybolanı, dayak yiyeni bile döverdi anneler.
bir tür sevgi gösteri idi.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
gözlerin lens mi?
diyelim ki lens, ne değişecek? diyelim ki değil, ne değişecek?
diyelim ki lens, ne değişecek? diyelim ki değil, ne değişecek?
devamını gör...
ronald reagan
bunlar komünist diyerek, bağımsız takılmak isteyen latin amerika ülkelerine a.b.d ordusunu göndermiş, suçlu suçsuz onbinlerce kişinin katilidir.
devamını gör...
daft punk
bana göre en iyi elektronik müzik grubudur. sözsüz parçaları en iyi sözlerden daha çok şey anlatır insana. çok yetenekli iki kişiden oluşur grup. dediklerine göre insanlar içinde utandiklarindan kasklarini çıkarmazlar.
devamını gör...
dünyanın en güzel gofreti
eti karam gurme; bitter sevmeyen ben, onun müptelasıyım.
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bizler hep güçsüze, mağdura yardım etme eğilimi içindeyiz ama ya ömrü boyunca güçlü olmak zorunda bırakılan ama bir gün olsun yardım istemeye bile hakkı olmadığını düşünen, hep kuyruğu dik tutmak zorunda olanların da aslında en çok yardıma ihtiyacı olabileceğini gözden kaçırıyoruz. özellikle iki kardeş düşünün, mesela ben ve kardeşim... ben 11 yaşında yurda bırakılan, bu yaşına* kadar her şeyi kendi yapmış biri olduğumdan ailem kendi başımın çaresine bakabileceğimi bildiğinden bana hiç yardım etmez iken, kardeşim bankada hesap açacakken bile kalkıp köyden gelip ona yardım ederler... son bir haftadır yatak döşek yatmama rağmen beni bir kez bile aramamaları ama kardeşimin böyle saçmasapan ufak şeylerinde yanında olmaları gerçekte akıl almaz bir şey...tamam benim hayat mottom: "hiç kimseye muhtaç olmamak, kendi başına yetebilmek" eyvallah ama ben de insanım ya bir de hastayım yani benim de sevgiye, şefkate, merhamete ihtiyacım var ama maalesef bizimkilerde o yok ya da var da bana yok, zaten olsaydı 11 yaşında beni yurda bırakmazlardı neyse ya ben hasta olunca çok duygusallaştım, ömrüm boyunca hissedemediğim anne şefkatini bekledim ama olmayınca olmuyor demek ki....
devamını gör...
trevor philips (yazar)
muhabbet kuşları hakkında uzun uzun ve çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdiğimiz değerli yazar. ileride kendisinden çok fikir alacağım kesin. uzun yıllar yazmasını diliyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
naber defter?
eski tadı yok değil mi?
ama ben yazdığımda hâlâ aynı tadı alıyorum.
hâlâ müşkülpesentim. illa güzel olacak.
ama sonradan okuduğumda nedense beğenmiyorum.
ölçütüm devreye giriyor o an. bırakıyorum kendimi yargılamayı.
bana kalırsa karakteri olan nadir başlıklardansın. hatta belki de teksin.
ne anlatıyorum ben değil mi?
gecenin karanlığı
çağırıyor
sessizlik de öyle
hani ışık severdim ben
ne oldu birden bire
ama gece özgür kılıyor sanki
sanki güneş doğunca hapsolacakmışım
ben yine de gündüz olurum
hem gece olurum hem gündüz
merak etme
gece uzuyor ve ben kaybolmak istiyorum
aklımı başımdan
kalbimden kaldırıp atmak istiyorum
bitmeyen bir gecede
sızmak istiyorum..
eski tadı yok değil mi?
ama ben yazdığımda hâlâ aynı tadı alıyorum.
hâlâ müşkülpesentim. illa güzel olacak.
ama sonradan okuduğumda nedense beğenmiyorum.
ölçütüm devreye giriyor o an. bırakıyorum kendimi yargılamayı.
bana kalırsa karakteri olan nadir başlıklardansın. hatta belki de teksin.
ne anlatıyorum ben değil mi?
gecenin karanlığı
çağırıyor
sessizlik de öyle
hani ışık severdim ben
ne oldu birden bire
ama gece özgür kılıyor sanki
sanki güneş doğunca hapsolacakmışım
ben yine de gündüz olurum
hem gece olurum hem gündüz
merak etme
gece uzuyor ve ben kaybolmak istiyorum
aklımı başımdan
kalbimden kaldırıp atmak istiyorum
bitmeyen bir gecede
sızmak istiyorum..
devamını gör...
sütlaç
öncelikle sütü, yumurta sarısını, şekeri tencereye alıp çırpıyoruz.
tencerenin altını kısık ateşte yakıyoruz.
diğer ocakta pirinçlerimizi haşlıyoruz.
pirinçlerimiz yumuşayınca süzüp kaynayan sütümüze ilave ediyoruz.
kaynayan sütlacımızı sübye ile kıvam verip 2 dakika kaynatıyoruz.
kaselere alıp altı su dolu tepside 200-250 derecelik fırında üstü kızarana kadar fırınlıyoruz.
püf noktaları.
sütünüzün taze ve yağlı olması sütlacın kıvam ve lezzetinde önemlidir.
pirinçlerin ayrı ocakta tamamen yumuşayıncaya kadar haşlanması pirinçlerin tane tane olması açısından önemlidir.
kıvam verici olarak sübye kullanılması hem doğal bir bağlayıcı hem de lezzet açısından önemli bir unsurdur sütlü tatlılar için
sütlaçları fırınlarken kasenizin tamamını doldurmanız daha iyi kızarması açısından önemlidir.
sütlacı fırınlarken kaseleri koyduğumuz tepsinin içine kesinlikle su koyulmalı.
sübyesi için.
200 gr pirinç, 200 gram su (oran:1 kg süte 110 gram sübye)
gerçek sütlaçta 'sübye' kullandığımız için (oranı: 1 kg süte 110 gram sübye) sübyenin tarifini de şöyle bırakalım:
biz, eğitici olması açısından 200 gram sübye yapımının tarifini veriyoruz. kalan sübyeyi dolaba koyup bir hafta sonra yeniden kullanabilirsiniz. ayrıca siz, yapacağınız sütlaç miktarına göre bu oranları değiştirebilirsiniz.
sübye yapımı; 1 gece önceden ıslattığımız pirinçlerin ertesi gün suyun tamamen süzeriz.
ıslattığımız 200 gram pirince 200 gram su ilave edip blenderdan pirinçler iyice ezilinceye kadar çekeriz. sonrasında süzüp kullanırız.
tencerenin altını kısık ateşte yakıyoruz.
diğer ocakta pirinçlerimizi haşlıyoruz.
pirinçlerimiz yumuşayınca süzüp kaynayan sütümüze ilave ediyoruz.
kaynayan sütlacımızı sübye ile kıvam verip 2 dakika kaynatıyoruz.
kaselere alıp altı su dolu tepside 200-250 derecelik fırında üstü kızarana kadar fırınlıyoruz.
püf noktaları.
sütünüzün taze ve yağlı olması sütlacın kıvam ve lezzetinde önemlidir.
pirinçlerin ayrı ocakta tamamen yumuşayıncaya kadar haşlanması pirinçlerin tane tane olması açısından önemlidir.
kıvam verici olarak sübye kullanılması hem doğal bir bağlayıcı hem de lezzet açısından önemli bir unsurdur sütlü tatlılar için
sütlaçları fırınlarken kasenizin tamamını doldurmanız daha iyi kızarması açısından önemlidir.
sütlacı fırınlarken kaseleri koyduğumuz tepsinin içine kesinlikle su koyulmalı.
sübyesi için.
200 gr pirinç, 200 gram su (oran:1 kg süte 110 gram sübye)
gerçek sütlaçta 'sübye' kullandığımız için (oranı: 1 kg süte 110 gram sübye) sübyenin tarifini de şöyle bırakalım:
biz, eğitici olması açısından 200 gram sübye yapımının tarifini veriyoruz. kalan sübyeyi dolaba koyup bir hafta sonra yeniden kullanabilirsiniz. ayrıca siz, yapacağınız sütlaç miktarına göre bu oranları değiştirebilirsiniz.
sübye yapımı; 1 gece önceden ıslattığımız pirinçlerin ertesi gün suyun tamamen süzeriz.
ıslattığımız 200 gram pirince 200 gram su ilave edip blenderdan pirinçler iyice ezilinceye kadar çekeriz. sonrasında süzüp kullanırız.
devamını gör...
akrep
eklem bacaklılar familyasından, yetişkinleri morötesi ışık altında parlayan ilginç, zehirli hayvan.
fobisi olanlar tıklamasın lütfen:

(görsel, cdn.hswstatic. com'dan alıntıdır.)
bunun nedenine dair birçok tahmin var bilim camiasında. en çok kabul görenlerinden biri ise, geceleri avlanan bu hayvanın bu özelliği kullanarak morötesi ışığın varlığını saptamak ve onun var olduğu yerlerden kaçınarak kendisini gizlemek.
fobisi olanlar tıklamasın lütfen:

(görsel, cdn.hswstatic. com'dan alıntıdır.)
bunun nedenine dair birçok tahmin var bilim camiasında. en çok kabul görenlerinden biri ise, geceleri avlanan bu hayvanın bu özelliği kullanarak morötesi ışığın varlığını saptamak ve onun var olduğu yerlerden kaçınarak kendisini gizlemek.
devamını gör...
hıçkıra hıçkıra ağlamak
duşta yere yığılmışsın bir leş gibi, çırılçıplak, cinselliğinden sıyrılmış bir enkazken, yüzüne vuran damlalar karışır göz yaşlarına.
bu; bir daha sevememenin ve bunca mutlu olunamayacağının farkına hönkürerek varmaktır!
tanım : aslında bir kabulleniş olan eylem.
bu; bir daha sevememenin ve bunca mutlu olunamayacağının farkına hönkürerek varmaktır!
tanım : aslında bir kabulleniş olan eylem.
devamını gör...
menstrual cup
menstrüel kap adet kanını toplaması için vajina içine yerleştirilen basit plastik bir kasedir. 10-38 ml kan tutabilir ve 4-12 saatte bir boşaltılmalıdır. biliyorsunuz kadınlar (cis kadınlar) ergenlikten menopoz dönemine kadar 21-35 günde bir 60-80 ml kan kaybeder vajinal yoldan. buna regl ya da menstruasyon diyoruz. bu kanı serbestçe akıtmak da mümkün (free bleeding). menstruel kap ilk defa 1937'de bir aktris tarafından keşfedilip satışa sunulmuş ama tassette firması 4-5 yıl içinde kapanmış. nedeni sadece pazarlama başarısızlığı değil; çok ayıp vajinaya öyle bir şey sokulur mu, bekaret n'olcek? denmesiymiş. aslında bu ruh halini en iyi bu coğrafyada büyüyen bizler biliriz, değil mi? vajinaya giriş çıkış tabusaldır bizim kültürümüzde. bir kadının hele de 'kendi' vajinasına bir şey sokması bedeni üzerindeki erkek egemenliğine doğrudan baş kaldırı... tövbeee* neyse işte tampon da menstruel kap da "bakire"lerin de kullanabileceği, "kızlık zarı"nı yırtmayan iç ürünler. hem de kullanması ped ya da emici kulotlara kıyasla çok daha konforlu, ha bir de güvenli. ama bunun tam tersini söyler patriyarka. patriyarka tıbbı da emeline alet eder. toksik şok sendromu olursun, vajinan yırtılır, böbreğin çürür diye korkutur kadını. menstrüel kap 80 yıl önce keşfedilmesine rağmen adını yeni duymamızın nedeni bu. öcü göstermişler.
devamını gör...
normal sözlük 1. platosu
uzaklaşmak değil , yazacak başlık bulamamak. bazen öyle başlık yazıyor bazı arkadaşlar okurken ben utanıyorum .
devamını gör...
dirilmek
ön koşul olarak ölmeyi gerektiren eylemdir.
ben ilk öldüğümde dirileceğime inanmıyordum. aslında her seferinde içimde yeniden dirilmeyeceğime dair bir şüphe var. ama ölümler ve dirilmeler artıkça artık ne yaşamanın ne ölmenin ne de dirilmenin eski heyecanı kaldı.
ilk seferinde biraz korktuğumu da itiraf edeyim. çünkü insan bilmediği şeyden korkar. ben de ölünce ne olacağını bilmediğim için korktum. ama asıl korkum dirileceğimi anladığım an oldu. ne olarak dirileceğimi düşündüm önce, sonra da insan olarak dirileceksem eğer kim olacaktım. eğer aranızda bunu merak eden ölüler varsa diye söylüyorum; kendiniz olarak dirileceksiniz, hem de her seferinde.
ama ölüp dirildiğinizi fark etmek için otuz dokuz yaşına kadar beklemeniz gerekecek. o zaman kadar cahil bir sisyphos olarak yaşayacaksınız hayatınızı. aynı hataları yapacak, aynı acıları çekecek, aynı şeylere gülecek, aynı yerlerde takılıp düşeceksiniz. otuz dokuz yaşına geldiğinizde aynı insana dönüşeceksiniz.
sonra ölüp dirildiğinizi anlayacak ve o yaştan sonra yeni hatalar yapmamaya, yaptıklarınızı telafi etmeye ve daha mutlu olmaya başlayacaksınız. ölene kadar bu mutluluk sürecek. ya da siz öyle sanacaksınız, yani mutlu olduğunuzu ya da mutlu olmaya başladığınızı.
defalarca ölüp dirilince anlıyor insan mutluluk diye bir şey olmadığını. çünkü mutluluk hiç ölmemiş ya da ölüp de dirilmeyi becerememiş şairlerin uydurması.
mutlu olduğunuzu sandığınız her an, mutlu olacağınıza inandığınız her saniye, mutlulukla devam ettiğini sandığınız her gün aslında buğulu bir yanılsama.
çünkü lazarus her an sizi hayal kırıklığına uğratmak üzere beklemekte. hınç dolu, onun özel biri olarak kalmasını istemeyen dirilenlere karşı. her an kırık bir ses duyup mutluluğun o kadar yakın olmadığını anlayabilirsiniz.
ölüm allah’ın emri, dirilmek olmasaydı!
ben ilk öldüğümde dirileceğime inanmıyordum. aslında her seferinde içimde yeniden dirilmeyeceğime dair bir şüphe var. ama ölümler ve dirilmeler artıkça artık ne yaşamanın ne ölmenin ne de dirilmenin eski heyecanı kaldı.
ilk seferinde biraz korktuğumu da itiraf edeyim. çünkü insan bilmediği şeyden korkar. ben de ölünce ne olacağını bilmediğim için korktum. ama asıl korkum dirileceğimi anladığım an oldu. ne olarak dirileceğimi düşündüm önce, sonra da insan olarak dirileceksem eğer kim olacaktım. eğer aranızda bunu merak eden ölüler varsa diye söylüyorum; kendiniz olarak dirileceksiniz, hem de her seferinde.
ama ölüp dirildiğinizi fark etmek için otuz dokuz yaşına kadar beklemeniz gerekecek. o zaman kadar cahil bir sisyphos olarak yaşayacaksınız hayatınızı. aynı hataları yapacak, aynı acıları çekecek, aynı şeylere gülecek, aynı yerlerde takılıp düşeceksiniz. otuz dokuz yaşına geldiğinizde aynı insana dönüşeceksiniz.
sonra ölüp dirildiğinizi anlayacak ve o yaştan sonra yeni hatalar yapmamaya, yaptıklarınızı telafi etmeye ve daha mutlu olmaya başlayacaksınız. ölene kadar bu mutluluk sürecek. ya da siz öyle sanacaksınız, yani mutlu olduğunuzu ya da mutlu olmaya başladığınızı.
defalarca ölüp dirilince anlıyor insan mutluluk diye bir şey olmadığını. çünkü mutluluk hiç ölmemiş ya da ölüp de dirilmeyi becerememiş şairlerin uydurması.
mutlu olduğunuzu sandığınız her an, mutlu olacağınıza inandığınız her saniye, mutlulukla devam ettiğini sandığınız her gün aslında buğulu bir yanılsama.
çünkü lazarus her an sizi hayal kırıklığına uğratmak üzere beklemekte. hınç dolu, onun özel biri olarak kalmasını istemeyen dirilenlere karşı. her an kırık bir ses duyup mutluluğun o kadar yakın olmadığını anlayabilirsiniz.
ölüm allah’ın emri, dirilmek olmasaydı!
devamını gör...
mitoloji
yunanlılara özgü bir şeymiş gibi sanılması yanlıştır. dünya üzerindeki bütün destansı varlıkları kapsamaktadır.
devamını gör...
rimbaud
#820444 nolu tanımının bir kısmını üstüme aldığım, bilgi dolu beğenilesi tanımlar yazan tatliş bir yazarım.
devamını gör...
800 tanım giren 100 yazara kitap hediye edilmesi
herkesin hâlâ şansının olduğu durum. an itibari ile sözlüktekli entry sayısı 7200l'erde. başlıklarda farklı kişileri de gördüğümüze göre bunların hepsi 9 kişi tarafından girilmiş olamaz. diyelim ki bunların hepsi dokuz kişi tarafından girildi. geriye 91 kişilik boş kadro kalmakta. ayrıca 800 * 100 = 80.000 entry yapar. ne zaman ki entry numaraları bu civara yaklaşır, o zaman gerçekten ilk 100 içerisinde olmak için çabalamanız gerekiyor demektir. o vakte kadar, klavyeniz temiz olsun sayın yazarlar.
devamını gör...
şiir seslendirmek
beğendiğim şiirleri ses kaydı alarak okumayı çok seviyorum,sesim de cırtlak bir ses değildir ama ne zaman kendi sesimi dinlesem ilkokulda bağıra bağıra istiklal marşı okuduğum sesim gibi çıkıyor sanki.
devamını gör...
unutmabeni
bir öyküyle tanıdım ben bu çiçeği.
halide nusret zorlutuna'nın öğretmenlik anılarını anlattığı kitabında, - benim küçük dostlarım -öğrencisi utangaç fazilet, yazara gizli gizli bu güzel çiçekleri hediye ediyordu. halide nusret öğrencisinin çekingenliğinin farkında olduğu için onu utandırmadan ama jestine sevindiğini de belli eden bir dörtlük okuyordu hatırladığım kadarıyla.
çiçeğin adının ilginçliğinden mi yoksa öğretmenliğe olan sevgimden mi bilinmez, küçüktüm okuduğumda ama hala ne öyküyü ne bu güzel çiçeği unuttum.
adıyla müsemma olmak da böyle oluyormuş demek ki.
halide nusret zorlutuna'nın öğretmenlik anılarını anlattığı kitabında, - benim küçük dostlarım -öğrencisi utangaç fazilet, yazara gizli gizli bu güzel çiçekleri hediye ediyordu. halide nusret öğrencisinin çekingenliğinin farkında olduğu için onu utandırmadan ama jestine sevindiğini de belli eden bir dörtlük okuyordu hatırladığım kadarıyla.
çiçeğin adının ilginçliğinden mi yoksa öğretmenliğe olan sevgimden mi bilinmez, küçüktüm okuduğumda ama hala ne öyküyü ne bu güzel çiçeği unuttum.
adıyla müsemma olmak da böyle oluyormuş demek ki.
devamını gör...
