merhaba sevgili dostlar. bildiğiniz üzere her hafta cuma geceleri 00:30 da sizlere daha önceden hazırlamış olduğum playlist ve ses kayitlari ile eşlik ediyorum. geçen haftalarda ne kadar dinlendim, kimler dinledi, görüşleri ne oldu bilemiyorum. bu yüzden lütfen görüşlerinizi ya bu başlık altına ya da bana mesaj yoluyla iletin. insanın yaptığı bir şey karşısında feedback alması inanılmaz mutluluk verici, iyi ya da kötü.

bu hafta bizleri daha uzun bir yayın bekliyor. çünkü geçen hafta şikayet etmişti dostlarım çok kısa oldu diye. ayrıca bu hafta türkçe şarkılardan ve yanlış hatırlamıyorsam gene kadın sanatcilarimizdan ilerliyoruz. ben her bir parçayı çok severim umarım sizlerde seversiniz. ayrıca gene içeceklerinizi hazır tutmayı ihmal etmeyin. bu sefer ben de hazırladım.*

bunun dışında bu haftanın playlistini program sonrası sizlerle paylaşacağım.

esen kalın.
devamını gör...

bu listede hiç garip bir isim yok en azından benim listemde.yazılanları okumak için buradayım.
devamını gör...

victor e. frankl, varoluşumuzun sonluluğunun ve ölümün kesin oluşunun hayata anlam kattığını vurgular.

her insan benzersiz de olsa sonu olma ve ölüm konusunda benzerdir. güneşin doğuyor ve bir süre sonra batıyor olması gibi. güneşin doğuşu doğumu simgelerken batışı ölümü simgeler. fakat güneşin doğuşu ve batışı arasında bir süre vardır ve insanlar o sürede hayatını yaşar. örneğin stresli bir sınava veya iş görüşmesine girebilir, bisiklet sürmeyi öğrenebilir, hatta o bisikletten düşer, yeni bir bilgi öğrenir, eski bildiğini unutur, güler, ağlar...

doğum ve ölüm de böyledir, her insana farklı süre biçilmiştir fakat o süreyi nasıl geçireceğimiz bize kalmıştır. bilinmezliklerle dolu yolda benim için umudu kaybetmeden yol almaya çalışmak, bir adım da olsa, çok kıymetli.
evet, bazılarımız sonsuzluğu istiyor, bazılarımız ise bir an önce bu bilinmezliği sonlandırmayı diliyor fakat tahirle zühre meselesi'ndeki şu dizelere bir göz gezdirmenizi istiyorum:

''seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.''


ayrılmak istesek de istemesek de ayrılmak zorunda olduğumuz bu olaya ölüm deniyor işte. umarım yaşamla ölüm arasındaki o bilinmez yolda umutla yol almaya devam ederiz. koşamazsak yürüyerek, yürüyemezsek emekleyerek...
devamını gör...

cebeci ışıklarda sana da bir yer vardır illaki cabbarcığım, diyerek dahil olduğum başlığımsı.

yahu insanın içinden bir anda koşmak gelir, eğlenmek gelir, bağırmak gelir, ağlamak gelir ne bileyim yüksek bir yerden denize atlamak falan gelir.

travesti olma isteği nedir kardeşim? nasıl bir çevrede büyüdün sen? ya da ne kullanıyosun?*
devamını gör...

alf benim için halk kahramanıdır. bu konuda kaptan mağara adamı ile yarışır ve ondan her daim bir adım öndedir. ''kedi yiyen halk kahramanı mı olur?'' diyenleriniz olacaktır elbet. insan kanı ile beslenen yüzlerce, binlerce adamdan/kadından kahraman oluyor da melmac'in püsküllü, tüylü, sarı yağız delikanlısından mı kahraman olmayacak? bal gibi de olur!

hem şöyle düşünün melmac gezegenindeki tüm saç kurutma makineleri aynı anda çalıştırıldığında ve gezegen yok olduğunda tek kurtulan kimdi? tabi ki de kahramanların hası melmac gezegenin son umudu alf! bu bile onun kahraman ilan edilmesi için kafi. hem alf'in kedi yediğini göreniniz var mı? kedi işi onun dilinde. tamam şanslı ile ilgili bir kaç denemesi oldu ama hepsi de teşebbüs aşamasında kaldı. yani, elinizde kedi yediğini ispat edebileceğiniz hiç bir veri yok. masumiyet karinesi'ni falan da geçtim, alf bu mevzuda direkt beraat etmiştir. o yüzden kedi işini artık unutun! alf, kedi sever bu kendi beyanıdır ama kedi yediği ne görülmüştür ne de duyulmuştur. yeseydi zaten willie tanner'da onu yerdi.

alf, aynı zamanda benim için müşfik kenter demektir. o muazzam seslendirme yüzünden yıllar sonra diziyi orijinal dilinde izleyeyim dediğimde başıma kaynar sular dökülmüştü. ''yooo yooo alf değil bu!'' diyerek haykırmak istediğimi hatırlıyorum. o yüzden alf'in orijinal sesi müşfik kenter'in sesidir ve bu konuda karşıt görüş kabul etmem. o kadar netim. aksini iddia eden de benim gözümde terör örgütü üyesidir!

bakın şimdi aklıma düştü yine; harika bir alf anahtarlığım vardı benim. babamın hediyesiydi. bayağı bir zaman kullandım. hatta üniversite yıllarında bile alf anahtarlığı kullanıyordum. sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama anahtarlık kayboldu gitti. aynısını da bir daha bulamadım. bulsam zaten kaybetme riskine karşın bir düzüne alırım. ama yok yani. benzerlerini gördüm ama aynısını bir daha bulmak kısmet olmadı.

alf denince benim aklıma direkt şu sahne gelir;


old time rock and roll'u melmac üzerine yemin ederim ki, bob seger'dan daha adanmış bir biçimde söylüyor. şu hareketlere bir bakınız. yaşıyor resmen! iliklerine kadar hissediyor. kahramanlar böyledir işte. adanmışlık onların kanında vardır.

tabi bu giriş haricinde bu bölümün ve dizinin en güzel kısmı alf'in filozof yönünü gözler önüne serdiği andır;

will alf'e ''bir uzaylı nasıl bu kadar sorumsuz olabilir ki?'' diye sorduğunda verdiği cevabı benim diyen filozof veremez. ''sorumsuz değildim ki, acıkmıştım.''

efkarlandım yahu. alf'i saçma sapan bir finalle aramızdan alıp götüren tom patchett ve paul fusco umarım melmac gezegenini yeniden keşfedersiniz ve tüm saç kurutma makineleri açık kalır, siz de seyreylersiniz gümbürtüyü. yalnız nefis beddua ettim. içim soğudu resmen. hadi bana eyvallah.
devamını gör...

dünyanın en gereksiz şeyidir. dışardan eve gelip bir hareketle sutyen kopçasını açıp, sütyeni bir köşeye attığımız da oluşan o rahatlama hissiyatını çoğu şey vermez. bir başka deyişle (bkz: olmasa da olurmuş)
devamını gör...

çekik gözleri.

ilginç ve sert bir aksan.

çok yüksek şiddette depremlere dayanıklı binaları yapan mühendisler.
devamını gör...

o ne saçma şey ya derken dün akşam rapunzel saçlarıma kıyışım aklıma geliyor.
devamını gör...

vedasız giden vefasızdır bence.. "dost bildiğim ele döndü" denir arkasından..
devamını gör...

çok ürkütücü bir his olsa gerek.. arada yenileye her basışımda karşıma çıkacak diye korkmuyor değilim..

hoş ne yazacaklar.. trollün biriydi derler, evden aldıracağım derler, ekmek bıçağıyla hayalarına çalışacağım bile diyen olur..

giden gider de yazdıklarım ne olacak sözlük ahalisi? lan geberdi de kurtulduk derler belki. libido patlaması başlıklarıma acırım sonra.. heba olur o kadar emek. belki tek kelimeyle 'son' yazılıp abdulseyidbincabbar'a noktayı bu şekilde koyan bile olur.

insan gerçekten değersiz. isim, soyisim, telefon numaran, sıfatın.. insan dediğin bu kadar. bu kadarız ya.. ürkütücü.
devamını gör...

katatonik şizofreni:
bu insanlar saatlerce günlerce balmumu heykeli gibi verdiğiniz pozisyonda durabilirler. bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin önündeki düşünen adam heykeli de katatonik şizofreniyi temsil etmektedir.
devamını gör...

bernard pomerance tarafından 1977'de yazılan tiyatro oyunu.

sonrasında 1980 yılında, david lynch tarafından beyaz perdeye aktarılmıştır.

fil adam, toplumun bize en küçük yaşlarımızdan itibaren dayattığı estetik, güzellik, şekilcilik kavramlarına vurgu yapıyor. hatta tabiri caizse bu kavramları, muhammed ali clay gibi sağlı sollu kroşelerle, ringin köşesine sıkıştırıyor. böylece izleyiciye de ayna tutmuş oluyor.

küçük yaşlardan itibaren, genel kabullerimizin ve önyargılarımızın esiri olduğumuz bu mevzu, filmin ilerleyen her karesinde, izleyici de havlu atma isteği doğuruyor.

insanın içinden ''tamam artık yeter! vurma! nakavt!'' diye bağırmak geliyor.

toplum tarafından ötekileştirilen, hor görülen, sırf görüntüsü sebebiyle yalnızlığa itilen ''ucube'' ''çirkin'' ''deli'' vesaire kavramlarla yaftalanan insanlara karşı yapılan haksızlık, filmi bitirip yerinizden kalktığınızda içinize bir yumru gibi oturuyor. istediğiniz kadar vicdan sahibi olun, istediğiniz kadar iyi davranmaya çalışın, bu gerçekliğin önüne geçemiyor olmanız dahi bu hisleri iliklerinize kadar hissetmeniz için kafi.

işin garip tarafı dr. frederick treves karakterinin, john marrick'e yardımcı olmaya çalışırken yaşadığı ruhsal dalgalanmaların, seyirci de oluşan dalgalanmalarla benzerlik göstermesi... bu da filmin hedeflediği şeyin ne olduğunu anlamamıza ziyadesiyle yardımcı oluyor. yani o yumruğu illaki yiyeceğiz.

tabi doktor treves'i anthony hopkins'in canlandırıyor oluşu da, bu duyguyu iyice yukarılara taşıyor.

filmde üzerinde durulması gereken çok fazla şey var. lakin bunları yine filmi izlemeyenler açısından ipucu oluşturacağı düşüncesi yazmamayı tercih ediyorum. toplumsal katmaların etik dışı hareketleri, farklı sınıfsal kesimlerin sınıfta kalan ahlaki anlayışları, vicdanları susturmak için atılan türlü türlü taklalar...

fil adam muhakkak izlenmesi gereken bir film.

izleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler dilerim.

izlemiş olanlar içinse söyleyeceğim şey şu ; belki o aynayı kendimize tutmanın zamanı yeniden gelmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçük prens kitabından aşina olduğumuz resimdir.
fil yutmuş boa yılanından başka bir şey görüyorsanız büyümüşsünüz demektir.*
devamını gör...

bir süredir tespit edilmeye çalışılan teorik gezegen.

una nocte güzel özetlemiş ama video izlemeye üşenen benim gibiler için biraz detaya gireyim.

orada olan cisim, gezegen ya da her neyse, tıpkı neptün gibi matematiksel olarak kâğıt üzerinde ispatlanmış durumda. bunun yapılabilmesi, henüz gözlenmemiş cismin yakınında bulunan diğer cisimlerin yörüngeleri sayesinde mümkün oluyor. burada da öyle oldu. kuiper kuşağı'ndaki sedna başta olmak üzere yanılmıyorsam 6 adet cismin yörüngelerinde anomaliler görüldü. hepsinin dönme eksenlerinin aynı yöne doğru aynı derecede yönlenmesi, o yönde bulunan ekstra bir cisim olduğu tahminini doğurdu.

cismin tahmini kütlesi dünyanın kütlesinin 10 katı kadar. yörünge büyüklüğü de neptün yörüngesinin 20 katı civarında. bu bölgede bu tip bir gezegenin oluşması için birkaç senaryo var ama bu senaryoların çoğu farklı sorunlar çıkarıyor ortaya. o nedenle en çok inanılan senaryoyu yazayım. güneş sistemi oluşurken, bu tür bir gezegen gaz devlerinin bulunduğu bölgede oluşup ardından bu devler tarafından dış yörüngelere fırlatılmış olabilir. yörüngesi de yakınlarda bulunan diğer yıldız ve cisimler tarafından tekrar düzenlenmiş olabilir.

bir başka ihtimal daha var. bölgede bir gezegen değil bir kara delik olabilir. ancak bu bildiğimiz anlamdaki kara deliklerden, yani yıldız ölülerinden biri değil. eğer burada bir kara delik varsa bu, henüz gözlenmemiş olan teorik ilksel kara deliklerden biri. yani büyük patlama sırasında evrenin bölgesel olarak sıkışıp oluşturduğu çok daha küçük kütleli bir kara delik. bu senaryoya göre de kütlesi 10 dünya kütlesi kadar olmalı. böyle bir durumda bu cismi gözlemleme şansımız pek bulunmuyor çünkü bu tür bir kara deliğin büyüklüğü sadece bir portakal kadar.

cisim her neyse, bugüne dek gözlemlenmemiş olmasının nedeni ne?

eğer bu bir kara delik değilse de büyük ihtimalle son derece sönük bir cisim. tabii ki teleskoplarımız böyle bir cismi görebilecek seviyede ama bunu yapabilecek durumda olan teleskoplar her an her istediğiniz cismi gözleyebilme fırsatı vermiyor. bu tür büyük teleskoplarda sıra var. araştırmacılar önceden gün alarak belirli birkaç gün gözlem yapabiliyorlar sadece. bu da işleri zorlaştırıyor.

nibiru mevzusuna gelince... bu daha fantastik bir olay aslında. bu konu, bir sümerolog olan zecharia sitchin'in başının altından çıktı. ortalığı karıştıran "2012'de kıyamet kopacak, yıkılacak, batacak..." olayını hatırlarsınız. işte o hezeyanın kaynağı sitchin ve maya uygarlığıydı. oysa mayaların tabletlerinde ve takvimlerinde dünyanın yok olacağına ilişkin herhangi bir bilgi yok. bu konuyu ayrıca araştırabilirsiniz internetten ama tabi uygun kaynaklardan. clickbait siteler genellikle yalan yanlış şeyler yazıyor.
devamını gör...

severek takipleştiğimiz yazar. fikirlerini beğenerek okuyorum, güzel eleştiriyor.
devamını gör...

beni benden alan bölümü bahçe figürlerinin canlanıp millete korku saldığı bölümdür. yani hafızam beni yanıltmıyorsa öyle bir bölüm vardı ve dizi sağ olsun, o bölüm sayesinde bahçe figürleri ile arama mesafe koydum. o aralar yedi cüceler furyası yeni başlamıştı. millet bahçesine cüceleri tam takım diziyordu. bahçeli evlerin olmazsa olmazıydı bu cüceler. bunları bahçeye koymazsanız eviniz bahçeli ev özelliği kazanmıyordu. haliyle dizi sebebiyle bende cücelerin hareketlenip, bana dalacakları hissiyatı oluşuyordu. bu bir zaman böyle gitti. cüceleri gördüğüm an gardımı alıyordum. hem ne olur ne olmaz, başlarında pamuk prenseste yok. ne yapacakları belli olmaz bu kerkenezlerin diyerek tabiri caizse özellikle yaz aylarını tetikte geçirdik resmen.

şimdi başlığı görünce karar verdim yeniden izleyeceğim ben bu diziyi. muhakkak kaçırdığımız bölümler olmuştur ve hafızayı tazelemek lazım. * şu hayal meyal hatırladığım bahçe figürlerini de yeniden göreyim bakayım. hesaplaşma vakti geldi. yüzleşsinler bakalım şimdi benimle. delikanlı kimmiş görelim. rtük konusunda ben de bythemali'ye katılıyorum. korktuk ettik ama izliyorduk be arkadaş, ne diye kıydınız güzelim diziye. edep yahu!

tanım: ''hem korktuk, hem izledik, yasaklanınca kısıtlandığımızı hissettik.'' dediğimiz çocukluk zamanlarının keyifli dizisidir.
devamını gör...

ikisi hariç hepsi canımın içidir,kıymalı böreğimdir, bebeğimdir, bir tanemdir, şapşiğimdir. hele eyluling vardır ki sormayın gitsin. kendisi etipuf'um olmakla beraber, beni karşılayan moddur. bu nedenle gönlümdeki yeri bambaşkadır.

yırttık abicim yırttık'da vardı ama o mod değil artık sayılmaz.
devamını gör...

en kötüsünü hatırlamıyorum da benim için kötü olanlar kekik çayı ve sodalı su idi. sodalı su ne be. ya soda iç ya su. kötü tat.
devamını gör...

juniorlar için 3-5 yaş gurubu kafa sözlük açılmış. ne muhteşem bir düşünce ne muhteşem bi düşünceyi faaliyete gerçirmişsiniz....
alkışlıyorum
tanım: o güzel yetişkin insanlar o güzel atlara binip gittiler
devamını gör...

--- alıntı ---

anlatırsanız unuturum, gösterirseniz hatırlarım, yaptırırsanız anlarım.

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim