sevdiğin insanı terk etmek
mecburiyettir. insanın umudunun kalmamasıdır.
bazen sevdiğin insana inancın kalmıyor. gitmek terk etmek zorunda kalıyorsun.
bazen senin verdiğin sevgiyle onun gördüğü sevgi farklı oluyor.
onun sana duyduğu sevgiyle senin ona duyduğun sevgi farklı oluyor.
her ne olursa olsun insanın umudu kalmıyor. umudu dara düşüyor.
sevdiğin insanı terk etmek son derece zor ama normal bir durumdur.
bazen sevdiğin insana inancın kalmıyor. gitmek terk etmek zorunda kalıyorsun.
bazen senin verdiğin sevgiyle onun gördüğü sevgi farklı oluyor.
onun sana duyduğu sevgiyle senin ona duyduğun sevgi farklı oluyor.
her ne olursa olsun insanın umudu kalmıyor. umudu dara düşüyor.
sevdiğin insanı terk etmek son derece zor ama normal bir durumdur.
devamını gör...
fiske vurmadan çocuk büyütmek
ya şimdi yobaz gibi görünmek istemiyorum ama çocukların bazen gücün kimde olduğunu bilmeleri gerekiyor. çocukken ben de şiddet gördüm ama hep adaletli dövdüler beni . ahahah babamın cüzdanından para çaldığımda dövdü mesela, dışarda ailemi rezil edecek birşey yaptığımda dövdüler mesela.
çocuklar çok cani, çok vahşi, çok kaygısız, çok terbiyesiz olabiliyorlar. ama burada bütün suçu aileye yüklemek bence hata. toplum olarak biz de çocuklara karşı sorumluyuz.
mesela sokakta bağıran, annesini zor duruma sokan bir çocuk gördüğümde gidip "niye bağırıyorsun, ben rahatsız oluyorum. yaptığın çok ayıp" diyorum. çocuk hemen susuyor ve annesine sarılıyor genelde. şimdiye kadar kimseden de kötü bir yorum almadım ama çok korkuyorum bir gün anası veya babası "sanane ulan" deyip bana girişecek diye.
hemen anneyi babayı cık cıklamak kolay. çocuğa bazen toplum olarak biz de ders vermeliyiz.
çocuklar çok cani, çok vahşi, çok kaygısız, çok terbiyesiz olabiliyorlar. ama burada bütün suçu aileye yüklemek bence hata. toplum olarak biz de çocuklara karşı sorumluyuz.
mesela sokakta bağıran, annesini zor duruma sokan bir çocuk gördüğümde gidip "niye bağırıyorsun, ben rahatsız oluyorum. yaptığın çok ayıp" diyorum. çocuk hemen susuyor ve annesine sarılıyor genelde. şimdiye kadar kimseden de kötü bir yorum almadım ama çok korkuyorum bir gün anası veya babası "sanane ulan" deyip bana girişecek diye.
hemen anneyi babayı cık cıklamak kolay. çocuğa bazen toplum olarak biz de ders vermeliyiz.
devamını gör...
çöpçüler kralı
çok sevdiğim, sık sık izlediğim çok eğlenceli komedi filmidir. şimdi bu filmi inceleyeceğiz çünkü bu filmde dolaylı yoldan gördüğümüz bir takım kaypaklıkları yönetmenimiz bize net bir şekilde göstermiştir. inceleyeceğimiz kişi ise hacerdir, uzak durmamız gereken bir kadın tipidir.
hacer, zabıtanın(şener şen) evinde hizmetçilik yapan bir kadındır. zabıta, hacere hastadır, onu kuş sütüyle besleyecektir, evinin hanımı yapacaktır ancak annesi engel olmaktadır. hacerin ise ne zabıta şakir ne de kuş sütü umrunda değildir. ait olduğu sınıfı terk etmek isteyen, artık temizliklere gitmek istemeyen, evinin hanımı olmak isteyen, bunu da güzelliğini kullanarak yapabilecek olan bir kadındır. sınıf atlamak için de önündeki en iyi seçenek zabıta olduğu için yapar; bunu söylememin sebebini ilerde anlayacağız.
ülkedeki erkeklerin ısrarla görmek istemediği bir şey vardır; kendilerinde olduğu gibi kadına da sevginin yetmesi gerektiğini düşünürler. lakin gerçekler çok farklıdır. kadınlar genellikle, her insan gibi parayı da gücü de severler ve iyi bir eş, hayatta kadının önüne pek fazla çıkmayacak bir sınıf atlama basamağıdır. önlerine bu tip bir sınıf atlama imkanı doğarsa bunu değerlendirmekte müthiş soğukkanlı davranırlar. sözgelimi eli yüzü düzgün bir sayıştay hakiminin karşısında bir muhasebeci olarak durmak çok zordur. istisnalar elbette vardır ancak kadınlar bu konuda sevgiyi de hayalleri de harcamaktan çekinmezler. işte bunu bilen yönetmen, bu kaypaklığı hacer üzerinden anlatır.
hacer, zabıtayla evlenmek için muhteşem temiz bir adamı, yozgat'ın şefaatli ilçesinden doğma hakiki halk çocuğu, belediyenin 2548 yaka numaralı temizlik işçisi apti şakrak'ı kullanır. bunu da zabıtayla kavga ettikten hemen sonra, öfkeyle yapar. hiç umrunda değildir apti'nin duyguları, o bu blöf için duygularıyla oynanacak adamdır, salladır, nihayetinde bir çöpçü parçasıdır, kendi sınıfında bir insandır. bu hain karının aklından bunlar geçerken, apti şakrak hacer'in komşuyla konuşmasına kulak misafiri olmuştur ve o çok nahif, sevgi dolu yüreğiyle şu cümleleri söylemekte ve sevinçle koşturmaktadır: (bkz: parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği)
hacer vicdansızı, parkta tahteravalli ile sallanırken bile isteye apti'yle kesişir, kur yapar. zaten kendisi biliyordur ki apti ona aşıktır, istediği anda evlenecektir. kendi evlenme isteği de gerçekçi olsun, onu kullandığını, blöfe yem ettiğini anlamasın diye bu kesişmeyi yapar. neticede apti çocuklar gibi sevinerek el arabasını sürerken, bir paçavra gibi atılmadan önceki ipek kumaş değeri verilmişliği yaşar. apti istemeye gider, gelir, düğün için hazırlanır; bol bol yemek yer, guvvetli olması lazımdır. diğer taraftaysa hacer, zabıtay'a kavga ayağına iş atar. zabıta blöfü yemiştir ve anasıyla kavga etmiştir; yakında istemeye geleceklerdir. hacer amacına ulaşmıştır.
hacerin ailesi, hacerin özetidir adeta. kurnazdırlar, kaypaktırlar, hayatta bir duruşları yoktur; para neredeyse orada olmak isterler, tıpkı çoğumuz gibi. kızı zabıtaya verirken aptiyi ayazda bekletirler. apti şakrak ise tam olarak aşık bir türk erkeğidir. hahaha, evet tam olarak o salaktır çünkü "demek ki adet böyle, damadı ayazda kıçı donana kadar bekletiyorlar" der. bu, boku yediğini, çoktan kıçına teneke bağlandığını anlayan erkeğin son reddedişidir. giderken en azından çiçeğiyle çikolatasını ister, bu da üstüne içilen soğuk sudur.
apti şakrak daha sonra sahneye çıkar ve yıldızı parlar. artık apti şakrak'ın afişleri sokakları süslemektedir. işte hacer kancığı ve ailesinin tüm kaypaklığı, tüm pisliği bu afişleri gördükleri anda ortaya çıkar. önce hacerin babası ve kardeşleri görürler afişleri. daha iki gün öncesinde namussuz diye kovaladıkları, "koskoca zabıta varken çöpçü parçasına kız mı vereceğiz" dedikleri adam hakkında şunları söylerler: "baba, çöpçü şarkıcı olmuş" "eski eniştemiz buba, bir de vuracaktır herifi" babaları ise vurucu sözleri söyler: "vah vaaaah, bizim gızın da hiç şansı yokmuş be, şimdi bu ne para kırar biliyon mu. tüh be kaçırdık adamı elimizden" ve devam eder; (bkz: bayağı da güzel adammış bu eski damadım ya)
sonra arkalarından zabıta ve hacer gelmektedir, şakir "korkma artık, bir zabıta amirinin kolları arasındasın, çöpçü de kimmiş" derken hacer gururlu ve mutludur, ta ki afişleri görene kadar. haha, gerçekten harika bir sahnedir burası. ayşen gruda ise benim nazarımda muhteşem bir oyuncudur. sahnenin hakkını vermiştir doğrusu, buram buram kahpeliği hissedersiniz hacerin suratında. hacerin bir anda ağzı düğümlenir, dizlerinin bağı çözülür ve o korkunç cümleyi söyler: bak şu çöpçünün bana yaptığı işe.
peki bu lanet olası çöpçü hacer kancığına ne yapmıştır da böyle hüngür hüngür ağlamaktadır ? yaptığı şey şudur: hacer güzelliğiyle sınıf atlamak için bir seçim yaparken, o ait olduğu sınıfı terk etmiş ve hacerin seçtiği sınıftan daha yukarıda bir yere yükselmiştir. bunu nasıl yapmıştır, hacer buna inanılmaz içerler. yataklara düşer, eve erzakla gelen nişanlısını apar topar evden kovdurur ve "ben senin değerini bilemedim" diye ağlar. sonunda da yüz verilmeyince belediye zabıtasıyla evlenip hayatını mahveder.
hacer gibiler böyledir. paraya ve güce taparlar. bazı kadınların sosyal medyada, çevrenizde güce ve paraya olan sevgilerini, nasıl kelime oyunlarıyla sevgi, saygı, merhamet gibi kavramların altına gizlediklerini görebilirsiniz. evet olay budur. sevgi dediğiniz şey kadınların bir kısmı için hiçbir bok değildir. yalnızca daha iyi bir yaşama açılan kapının göstermelik anahtarıdır sevgi. bazı erkekler de buna inanırlar. apti şakraktırlar onlar.
velhasıl, yönetmen bize kadınların bir kısmının, uzak durulması gereken bir kısmının kısa bir özetini göstermiştir. harika bir filmdir gerçekten.
hacer, zabıtanın(şener şen) evinde hizmetçilik yapan bir kadındır. zabıta, hacere hastadır, onu kuş sütüyle besleyecektir, evinin hanımı yapacaktır ancak annesi engel olmaktadır. hacerin ise ne zabıta şakir ne de kuş sütü umrunda değildir. ait olduğu sınıfı terk etmek isteyen, artık temizliklere gitmek istemeyen, evinin hanımı olmak isteyen, bunu da güzelliğini kullanarak yapabilecek olan bir kadındır. sınıf atlamak için de önündeki en iyi seçenek zabıta olduğu için yapar; bunu söylememin sebebini ilerde anlayacağız.
ülkedeki erkeklerin ısrarla görmek istemediği bir şey vardır; kendilerinde olduğu gibi kadına da sevginin yetmesi gerektiğini düşünürler. lakin gerçekler çok farklıdır. kadınlar genellikle, her insan gibi parayı da gücü de severler ve iyi bir eş, hayatta kadının önüne pek fazla çıkmayacak bir sınıf atlama basamağıdır. önlerine bu tip bir sınıf atlama imkanı doğarsa bunu değerlendirmekte müthiş soğukkanlı davranırlar. sözgelimi eli yüzü düzgün bir sayıştay hakiminin karşısında bir muhasebeci olarak durmak çok zordur. istisnalar elbette vardır ancak kadınlar bu konuda sevgiyi de hayalleri de harcamaktan çekinmezler. işte bunu bilen yönetmen, bu kaypaklığı hacer üzerinden anlatır.
hacer, zabıtayla evlenmek için muhteşem temiz bir adamı, yozgat'ın şefaatli ilçesinden doğma hakiki halk çocuğu, belediyenin 2548 yaka numaralı temizlik işçisi apti şakrak'ı kullanır. bunu da zabıtayla kavga ettikten hemen sonra, öfkeyle yapar. hiç umrunda değildir apti'nin duyguları, o bu blöf için duygularıyla oynanacak adamdır, salladır, nihayetinde bir çöpçü parçasıdır, kendi sınıfında bir insandır. bu hain karının aklından bunlar geçerken, apti şakrak hacer'in komşuyla konuşmasına kulak misafiri olmuştur ve o çok nahif, sevgi dolu yüreğiyle şu cümleleri söylemekte ve sevinçle koşturmaktadır: (bkz: parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği)
hacer vicdansızı, parkta tahteravalli ile sallanırken bile isteye apti'yle kesişir, kur yapar. zaten kendisi biliyordur ki apti ona aşıktır, istediği anda evlenecektir. kendi evlenme isteği de gerçekçi olsun, onu kullandığını, blöfe yem ettiğini anlamasın diye bu kesişmeyi yapar. neticede apti çocuklar gibi sevinerek el arabasını sürerken, bir paçavra gibi atılmadan önceki ipek kumaş değeri verilmişliği yaşar. apti istemeye gider, gelir, düğün için hazırlanır; bol bol yemek yer, guvvetli olması lazımdır. diğer taraftaysa hacer, zabıtay'a kavga ayağına iş atar. zabıta blöfü yemiştir ve anasıyla kavga etmiştir; yakında istemeye geleceklerdir. hacer amacına ulaşmıştır.
hacerin ailesi, hacerin özetidir adeta. kurnazdırlar, kaypaktırlar, hayatta bir duruşları yoktur; para neredeyse orada olmak isterler, tıpkı çoğumuz gibi. kızı zabıtaya verirken aptiyi ayazda bekletirler. apti şakrak ise tam olarak aşık bir türk erkeğidir. hahaha, evet tam olarak o salaktır çünkü "demek ki adet böyle, damadı ayazda kıçı donana kadar bekletiyorlar" der. bu, boku yediğini, çoktan kıçına teneke bağlandığını anlayan erkeğin son reddedişidir. giderken en azından çiçeğiyle çikolatasını ister, bu da üstüne içilen soğuk sudur.
apti şakrak daha sonra sahneye çıkar ve yıldızı parlar. artık apti şakrak'ın afişleri sokakları süslemektedir. işte hacer kancığı ve ailesinin tüm kaypaklığı, tüm pisliği bu afişleri gördükleri anda ortaya çıkar. önce hacerin babası ve kardeşleri görürler afişleri. daha iki gün öncesinde namussuz diye kovaladıkları, "koskoca zabıta varken çöpçü parçasına kız mı vereceğiz" dedikleri adam hakkında şunları söylerler: "baba, çöpçü şarkıcı olmuş" "eski eniştemiz buba, bir de vuracaktır herifi" babaları ise vurucu sözleri söyler: "vah vaaaah, bizim gızın da hiç şansı yokmuş be, şimdi bu ne para kırar biliyon mu. tüh be kaçırdık adamı elimizden" ve devam eder; (bkz: bayağı da güzel adammış bu eski damadım ya)
sonra arkalarından zabıta ve hacer gelmektedir, şakir "korkma artık, bir zabıta amirinin kolları arasındasın, çöpçü de kimmiş" derken hacer gururlu ve mutludur, ta ki afişleri görene kadar. haha, gerçekten harika bir sahnedir burası. ayşen gruda ise benim nazarımda muhteşem bir oyuncudur. sahnenin hakkını vermiştir doğrusu, buram buram kahpeliği hissedersiniz hacerin suratında. hacerin bir anda ağzı düğümlenir, dizlerinin bağı çözülür ve o korkunç cümleyi söyler: bak şu çöpçünün bana yaptığı işe.
peki bu lanet olası çöpçü hacer kancığına ne yapmıştır da böyle hüngür hüngür ağlamaktadır ? yaptığı şey şudur: hacer güzelliğiyle sınıf atlamak için bir seçim yaparken, o ait olduğu sınıfı terk etmiş ve hacerin seçtiği sınıftan daha yukarıda bir yere yükselmiştir. bunu nasıl yapmıştır, hacer buna inanılmaz içerler. yataklara düşer, eve erzakla gelen nişanlısını apar topar evden kovdurur ve "ben senin değerini bilemedim" diye ağlar. sonunda da yüz verilmeyince belediye zabıtasıyla evlenip hayatını mahveder.
hacer gibiler böyledir. paraya ve güce taparlar. bazı kadınların sosyal medyada, çevrenizde güce ve paraya olan sevgilerini, nasıl kelime oyunlarıyla sevgi, saygı, merhamet gibi kavramların altına gizlediklerini görebilirsiniz. evet olay budur. sevgi dediğiniz şey kadınların bir kısmı için hiçbir bok değildir. yalnızca daha iyi bir yaşama açılan kapının göstermelik anahtarıdır sevgi. bazı erkekler de buna inanırlar. apti şakraktırlar onlar.
velhasıl, yönetmen bize kadınların bir kısmının, uzak durulması gereken bir kısmının kısa bir özetini göstermiştir. harika bir filmdir gerçekten.
devamını gör...
sözlükteki nickaltı övücülüğü
insanlar birbirine teşekkür babında bir şeyler yazıyor.
kimsenin kimseye yaranmak için bir sebebi yok.
tanımlarını beğendiğim herkesin nickaltında kendime bir yer açmaya çalışıyorum.
yer verenlere çok teşekkür ediyorum haliyle.
kimsenin kimseye yaranmak için bir sebebi yok.
tanımlarını beğendiğim herkesin nickaltında kendime bir yer açmaya çalışıyorum.
yer verenlere çok teşekkür ediyorum haliyle.
devamını gör...
hiç büyük kadın yazar olmaması
devamını gör...
si vis pacem para bellum
latincede “ barış istiyorsan savaşa hazır ol” anlamına gelen atasözüdür.
ziyadesiyle bilgece bir anlam içermekle birlikte insanoğlunun ve onun oluşturduğu toplumların birlikte yaşamaya bakış açısı ve yaklaşımı konusunda da derin bir mesaj iletmektedir.
savaşmak genetik kodlarımıza o kadar işlemiş durumda ki artık barışı elde etmek için yapılması gereken tek şey haline gelmiş. ta o zamanlardan modern diye andığımız bu zamanlara kadar. ve bu yanlış da olsa herkes tarafından kabul edilen gereklilik o kadar genel bir kabul görmüş ki ortadoğu’ya birkaç yılda bir barış, demokrasi ve huzur getirmek isteyen batılı toplumlar füzelerle bunu sağlamayı etik bir temele oturtmayı başarmışlar kendilerine göre.
bu atasözünden zaman içinde başka atasözleri de türemiştir. örneğin; “savaş istiyorsan barışa hazır ol”, “barış istiyorsan barışa hazır ol gibi”.
atasözü derin bir anlam ve felsefi bir görüş içerse de bütün düşünceler gibi insanlar tarafından uygulanmaya yazgılı olduğu için bir ucubeye çevrilmiştir.
son paragrafım ise meraklısı için: john wick serisinin üçüncü filmi ismini bu atasözünden almaktadır.
(bkz: john wick parabellum)
ziyadesiyle bilgece bir anlam içermekle birlikte insanoğlunun ve onun oluşturduğu toplumların birlikte yaşamaya bakış açısı ve yaklaşımı konusunda da derin bir mesaj iletmektedir.
savaşmak genetik kodlarımıza o kadar işlemiş durumda ki artık barışı elde etmek için yapılması gereken tek şey haline gelmiş. ta o zamanlardan modern diye andığımız bu zamanlara kadar. ve bu yanlış da olsa herkes tarafından kabul edilen gereklilik o kadar genel bir kabul görmüş ki ortadoğu’ya birkaç yılda bir barış, demokrasi ve huzur getirmek isteyen batılı toplumlar füzelerle bunu sağlamayı etik bir temele oturtmayı başarmışlar kendilerine göre.
bu atasözünden zaman içinde başka atasözleri de türemiştir. örneğin; “savaş istiyorsan barışa hazır ol”, “barış istiyorsan barışa hazır ol gibi”.
atasözü derin bir anlam ve felsefi bir görüş içerse de bütün düşünceler gibi insanlar tarafından uygulanmaya yazgılı olduğu için bir ucubeye çevrilmiştir.
son paragrafım ise meraklısı için: john wick serisinin üçüncü filmi ismini bu atasözünden almaktadır.
(bkz: john wick parabellum)
devamını gör...
master of puppets
hem albümü hem de şarkısı efsanedir. şarkıdan bahsedeceğim. yukarıda rock tribe isimli yazarında belirttiği gibi metal müziğin istiklal marşıdır.
aslında şarkının adının birebir çevirisi kuklaların "efendisi" dir. burada master = efendi = uyuşturucu, puppets = kuklalar = uyuşturucu kullananlar demek.
şarkı uyuşturuculara bir gönderme yapar. şarkı sözleri boyunca "efendi" sizi ve hayatınızı kontrol eder.
the master of puppets is pulling your strings, twisting your mind and smashing your dreams derken "kuklaların efendisi iplerinizi çekiyor, zihninizi büküyor ve hayallerinizi paramparça ediyor" demek istiyor. kamu spotu : siz siz olun uyuşturucudan uzak durun.
bu şarkı , metallica'nın konserlerinde mutlaka çalınır. en zevkli yeri ise seyircinin master, master diye bağırdığı bölüm ve 03:50 den sonra oooooo yapılan bölümlerdir. şarkının orjinalinde sonunda olan kahkaha da imza niteliğindedir.
acaba bunların konserine bir daha gitmek nasip olacak mı bize?
aslında şarkının adının birebir çevirisi kuklaların "efendisi" dir. burada master = efendi = uyuşturucu, puppets = kuklalar = uyuşturucu kullananlar demek.
şarkı uyuşturuculara bir gönderme yapar. şarkı sözleri boyunca "efendi" sizi ve hayatınızı kontrol eder.
the master of puppets is pulling your strings, twisting your mind and smashing your dreams derken "kuklaların efendisi iplerinizi çekiyor, zihninizi büküyor ve hayallerinizi paramparça ediyor" demek istiyor. kamu spotu : siz siz olun uyuşturucudan uzak durun.
bu şarkı , metallica'nın konserlerinde mutlaka çalınır. en zevkli yeri ise seyircinin master, master diye bağırdığı bölüm ve 03:50 den sonra oooooo yapılan bölümlerdir. şarkının orjinalinde sonunda olan kahkaha da imza niteliğindedir.
acaba bunların konserine bir daha gitmek nasip olacak mı bize?
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
herkesin kendince haklı olduğu bir başlık daha.
öncelikle sözlüğe bilgi vermekten çok okuyan birisi olarak katılmadığım durumdur. uzun süren bir mücadeleden sonra, başlık ve yazar engelleme özellikleri sayesinde bu durumdan büyük ölçüde kurtulduğumu söyleyebilirim ve kendimce gördüğüm sorunları da elimden geldiğince yazmak isterim.
bir toplulukta herkes aynı düşünce tarzına sahip olamayacağı gibi bir sözlükte de herkes aynı yazım tarzına sahip olamaz. toplulukların birlik olmasını sağlayan temel olgu hoşgörüdür. bir yazar bir konuda başarılı ise yaptığı her ne ise devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. meja yine ufuk açacak, bengaripsengüzeldünyaumutlu karikatür paylaşacak, lucifer kendini taşlattıracak, mellisho ise beğenileriyle mutlu etmeye devam edecek.*) aklıma ilk gelenler yazarlar olduğu için bu kişileri yazdım yoksa daha fazla örnek verebilirim. benim sorunum bunları yapamayanlarla ya da yapamadığını kabul etmeyip ısrarla belli bir amaç için irite etmeye devam edenlerle. karikatür paylaşan meşhur yazar -ki bunu etkileşim için yapmadığına eminim - bu vesileyle bir etkileşim yakaladığı için herkes bu yola başvurmaya başladı. bazı yazarlar ise ifade özgürlüğü kavramınına sığınarak karşı cinsi aşağılayan tanım ve başlıklarla çıktı karşımıza. haftalık puan tablosunda birinci olmak için komikli resimler paylaşıp, herkese kanı kaynayan nickaltları giren insanlar gördü bu gözler.*
sözlükte gerçekten naif, herkese saygıyla yaklaşan kişiler de var ama at izi it izine karıştı ve bunu eski yazar, yeni yazar diye ayırt etmek doğru değil. yazarların yaptığı temel yanlış başka yazarları takipçi sayısı, karma, nickaltına göre değerlendirmek olduğu için yeni girenler de ilk önce buralara odaklanıyor. bunu sallamayan inanılmaz keyifli yazarlar hala varlar ancak önemseyen kitle maalesef daha fazla. burada o çok övülen sözlüğün ilk zamanlarından kalma yazar örnekleri verebilirim karmaları ve takipçileri tavan yapmış ama egoları ve samimiyetsizliklerinden başka bir numaraları olmayan ancak olayı kişiselleştirmenin bir manası yok.* onların yerine az takipçili ama her başlıkta eğip bükmeden çatır çatır fikrinin arkasında duran ve altını doldurabilen yazarlarla devam edin sözlük maceranıza emin olun çok mutlu olacaksınız. onlar zaten profillerindeki tanımlarla belli ediyorlar kendilerini hemen. nickaltlarında sevgi pıtırcıkları ya da kankaları yok onların yazıp geçiyorlar sadece çünkü çoğunun kendini sözlük dışında gerçekleştirdiği gerçek bir dünya var. burayı ego mastürbasyonu için kullanmıyorlar.
kısacası engelleyip geçin dostlar hiç öyle her fikir önemli, herkes insan moduna girmeyin. bu tarz mahlas arkasına saklanılan platformlarda maalesef herkes insan değil. her fikir ise hiç önemli değil.
son olarak bir yazar hakkında fikir almak için yazdıklarına bakın yoksa kankacılığın önüne geçemezsiniz. üç beş kişinin toplanıp belli başlıklar ya da yazarların nickaltlarında algı yaratarak sağladıkları tatmini izlemekle kalırsınız.
ben bunları yaptım ve okuması inanılmaz keyifli bir sözlük duruyor karşımda.
not: bu tanımda gerçekten beğendiği için bir tanımı beğenen ya da bir yazarı gerçekten tanıdığı için övenler için herhangi bir ima yoktur. o güzel insanlar zaten bu tanımı üzerine alınmayacaktır ancak yine de kırıldılarsa kendi adıma özür dilerim. kalanlar beni engelleyebilirler.
buradan selam olsun bu sözlüğü benim için keyifli hale getiren insanlara, henüz keşfetmediğim yazarlar var onları da çok yakında bulacağım.
öncelikle sözlüğe bilgi vermekten çok okuyan birisi olarak katılmadığım durumdur. uzun süren bir mücadeleden sonra, başlık ve yazar engelleme özellikleri sayesinde bu durumdan büyük ölçüde kurtulduğumu söyleyebilirim ve kendimce gördüğüm sorunları da elimden geldiğince yazmak isterim.
bir toplulukta herkes aynı düşünce tarzına sahip olamayacağı gibi bir sözlükte de herkes aynı yazım tarzına sahip olamaz. toplulukların birlik olmasını sağlayan temel olgu hoşgörüdür. bir yazar bir konuda başarılı ise yaptığı her ne ise devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. meja yine ufuk açacak, bengaripsengüzeldünyaumutlu karikatür paylaşacak, lucifer kendini taşlattıracak, mellisho ise beğenileriyle mutlu etmeye devam edecek.*) aklıma ilk gelenler yazarlar olduğu için bu kişileri yazdım yoksa daha fazla örnek verebilirim. benim sorunum bunları yapamayanlarla ya da yapamadığını kabul etmeyip ısrarla belli bir amaç için irite etmeye devam edenlerle. karikatür paylaşan meşhur yazar -ki bunu etkileşim için yapmadığına eminim - bu vesileyle bir etkileşim yakaladığı için herkes bu yola başvurmaya başladı. bazı yazarlar ise ifade özgürlüğü kavramınına sığınarak karşı cinsi aşağılayan tanım ve başlıklarla çıktı karşımıza. haftalık puan tablosunda birinci olmak için komikli resimler paylaşıp, herkese kanı kaynayan nickaltları giren insanlar gördü bu gözler.*
sözlükte gerçekten naif, herkese saygıyla yaklaşan kişiler de var ama at izi it izine karıştı ve bunu eski yazar, yeni yazar diye ayırt etmek doğru değil. yazarların yaptığı temel yanlış başka yazarları takipçi sayısı, karma, nickaltına göre değerlendirmek olduğu için yeni girenler de ilk önce buralara odaklanıyor. bunu sallamayan inanılmaz keyifli yazarlar hala varlar ancak önemseyen kitle maalesef daha fazla. burada o çok övülen sözlüğün ilk zamanlarından kalma yazar örnekleri verebilirim karmaları ve takipçileri tavan yapmış ama egoları ve samimiyetsizliklerinden başka bir numaraları olmayan ancak olayı kişiselleştirmenin bir manası yok.* onların yerine az takipçili ama her başlıkta eğip bükmeden çatır çatır fikrinin arkasında duran ve altını doldurabilen yazarlarla devam edin sözlük maceranıza emin olun çok mutlu olacaksınız. onlar zaten profillerindeki tanımlarla belli ediyorlar kendilerini hemen. nickaltlarında sevgi pıtırcıkları ya da kankaları yok onların yazıp geçiyorlar sadece çünkü çoğunun kendini sözlük dışında gerçekleştirdiği gerçek bir dünya var. burayı ego mastürbasyonu için kullanmıyorlar.
kısacası engelleyip geçin dostlar hiç öyle her fikir önemli, herkes insan moduna girmeyin. bu tarz mahlas arkasına saklanılan platformlarda maalesef herkes insan değil. her fikir ise hiç önemli değil.
son olarak bir yazar hakkında fikir almak için yazdıklarına bakın yoksa kankacılığın önüne geçemezsiniz. üç beş kişinin toplanıp belli başlıklar ya da yazarların nickaltlarında algı yaratarak sağladıkları tatmini izlemekle kalırsınız.
ben bunları yaptım ve okuması inanılmaz keyifli bir sözlük duruyor karşımda.
not: bu tanımda gerçekten beğendiği için bir tanımı beğenen ya da bir yazarı gerçekten tanıdığı için övenler için herhangi bir ima yoktur. o güzel insanlar zaten bu tanımı üzerine alınmayacaktır ancak yine de kırıldılarsa kendi adıma özür dilerim. kalanlar beni engelleyebilirler.
buradan selam olsun bu sözlüğü benim için keyifli hale getiren insanlara, henüz keşfetmediğim yazarlar var onları da çok yakında bulacağım.
devamını gör...
ahmed arif
cemal süreya ile yakın arkadaş olan şairdir. ahmed arif cemal süreya'nın kız kardeşine aşık olur ama hep içinde tutar bir gün meyhanede cemal süreya ile otururlarken durumu anlatır böyleyken böyle ben seviyorum der. cemal süreya bu durumu olumlu şekilde karşılayarak bu duruma olur verir. cemal süreya kız kardeşi ile konuşur ve bir buluşma ayarlanır ancak ahmed arif bu buluşmaya gitmez ve ortadan kaybolur. bu olay üzerinden bir kaç gün sonrasında cemal süreya meyhanede ahmed arif'i görür ve ona neden buluşmaya gitmediğini sorar. ahmed arif'in cevabı çok ince ve duygusaldır. cemal o gün gömleğim kirliydi giyecek başka gömleğim de yoktu bu yüzden kız kardeşinin karşısına öyle çıkamazdım der. hayatı bu şekilde aşk dolu yaşamış değerli şairimizdir ahmed arif. saygı, sevgi ve özlemle...
devamını gör...
behzat ç.
her bölümde ayrı bir cinayet vakası çözülen, arka planda komiserlerin hayatı işlenen güzel bir yerli polisiye dizi. çok fazla argo ve küfür olduğu için günde birden fazla bölüm izlemenizi önermem. bir süre sonra kendinizi "la, saçma sapan konuşma la" gibi şeyler söylerken bulabilirsiniz.
devamını gör...
film repliklerini sözlüğe uyarla
hem başlık açıyorum, hem de fırça yiyorum. hem başlık açıyorum hem de fırça yiyorum, hedef ben miyim benjamin?
devamını gör...
selülit
selülit kimi insanda genetiktir. ne kadar temiz beslense de gitmez vücuttan. yağ oranını asgari düzeyden bile aşağıya çekmek gerekir ki bu sefer de regl döngüsü bozulmaktadır. selülitli ve selülitsiz her insan güzeldir.
devamını gör...
yazasının gelmemesi
şu zamanlarda ben de böyleyim dostlar. hem yazacak başlıklarda hem tanımlarda zorlandığım zamanlar oluyor. bazen ise hiç yazasim gelmiyor. e bir şeyler araştırıp da yazayım diyorum ona da useniyorum. amaaan bosver diyip geçiyorum.
devamını gör...
normal sözlük gece modu
kafa sözlük uygulamasını gece modunda kullanmamıza yarayan butondur.
devamını gör...
ayrıldıktan 2 gün sonra başka erkeklere koşan kadın
nike ayakkabı ile koşsa daha rahat eder. onların koşu ayakkabıları süper. topukluyla koşan bazı hanımlar var, düşüyor yolda hep. tayt da giyerse vücudu diri tutar..
hepsi çiçeğimdir gerçi. koşmalarından gurur duyarım. yetersiz erkekleri haketmiyor cefakar kadınlarımız.
tutsaydın koşmasaydı derler sonuçta. ağlamak yersiz.
'hülya bönö bö şönş döhö vör' diyen sülük adamlara fecihi kılım.
hepsi çiçeğimdir gerçi. koşmalarından gurur duyarım. yetersiz erkekleri haketmiyor cefakar kadınlarımız.
tutsaydın koşmasaydı derler sonuçta. ağlamak yersiz.
'hülya bönö bö şönş döhö vör' diyen sülük adamlara fecihi kılım.
devamını gör...
kelime sonuna ke ekleyerek kürtçe yapmak
son zamanlarda internet aleminde çok yaygındır bu . telefonke, devamke gibi örnekler vardır.
- sayın yazarımızın da dediği gibi eğer dalga geçmek için yapılıyorsa yazık bu ülkenin haline. her dil özeldir. her dil bir kültürü taşır.
- sayın yazarımızın da dediği gibi eğer dalga geçmek için yapılıyorsa yazık bu ülkenin haline. her dil özeldir. her dil bir kültürü taşır.
devamını gör...
saksı değilim ben
çünkü köşe yastığıyım.
devamını gör...
her gün ölmeyi dilemek
son dört senemi dolduran dilek. şu an seçme şansı verilse hiç düşünmem. intihar etmeye cesaretim olsa muhtemelen onu da ikinci kez düşünmem. kim bilir belki bir gün cesaret ederim. bu hayat bana göre değil dostlar.
içinden çıkılmaz dert veya dertleriniz varsa bir de bunlar anlatamayacağınız şeyler ise bir süre çabaladıktan sonra her gün umacağınız sondur. çözülmez, içinden çıkılmaz dertler var mı demeyin, neler var sözlük neler.
her gün ölmeyi dileyenler varsa buralarda ne diyeyim bilemedim onlara. derdiniz büyüktür elbet, yaranız çoktur. hiçbir insan kolay kolay istemez ölmeyi, hele de her gün dilemez, dileyemez bunu. konuşmak isteyen olursa portakallasın lütfen, anonimiz zaten, bıkmadan dinlerim. çok ciddi entry oldu ya, yarama tuz bastınız.
içinden çıkılmaz dert veya dertleriniz varsa bir de bunlar anlatamayacağınız şeyler ise bir süre çabaladıktan sonra her gün umacağınız sondur. çözülmez, içinden çıkılmaz dertler var mı demeyin, neler var sözlük neler.
her gün ölmeyi dileyenler varsa buralarda ne diyeyim bilemedim onlara. derdiniz büyüktür elbet, yaranız çoktur. hiçbir insan kolay kolay istemez ölmeyi, hele de her gün dilemez, dileyemez bunu. konuşmak isteyen olursa portakallasın lütfen, anonimiz zaten, bıkmadan dinlerim. çok ciddi entry oldu ya, yarama tuz bastınız.
devamını gör...
normal sözlük çocuk korosu
an itibariyle tekrar dinleme fırsatı bulduğum, ve evet koca koca insanların gözümde ponçiğe dönüştüğü koro. *
enerjinize kurban kafa sözlük çocuk korosu
bak gene biseyler oluyor bir pozitiflik, bir sevgi patlaması yaşıyorum. kalpler çiçekler hepsi size cancağızlarım *
enerjinize kurban kafa sözlük çocuk korosu
bak gene biseyler oluyor bir pozitiflik, bir sevgi patlaması yaşıyorum. kalpler çiçekler hepsi size cancağızlarım *
devamını gör...
ne iş olsa yaparım
maddi zorluk çeken kişinin para kazanma mecburiyetinde bulunduğundan dolayı kullandığı cümledir. elinden her işin geleceğini belirtip işi almak ister.
devamını gör...