şehir efsanesi
uzun süreler boyunca kişiden kişiye aktarılan ancak doğruluğu tartışılır cinsten olan, uydurma olaylar için kullanılan sözcük öbeği.
devamını gör...
dexter morgan
jeff lindsay'in romanlarında hayat verdiği seri katil karakterdir.
2006 yılında dizisi yapıldıktan sonra milyonlarca kişinin tanıdığı bir hayali karakter olmuştur.
her ülkeye de lazımdır.
2006 yılında dizisi yapıldıktan sonra milyonlarca kişinin tanıdığı bir hayali karakter olmuştur.
her ülkeye de lazımdır.
devamını gör...
ekrem imamoğlu'nun taksicilere şah çekmesi
yeni taksi projesi, üst üste 9 kez ukomede reddedilen ekrem imamoğlu'nun radikal değişimlere gitmesidir.
son 15 gündür, kurallara uymayan birçok taksi şoförünün lisansını iptal eden ibb, şimdi de taksi plakası ile alakalı ciddi bir revizyona gidiyor gözüküyor.
17 ekim'de imamoğlu böyle bir tweet atmıştı. "istanbullulara bir söz verdik. taksi plakası ağalığı bitecek dedik. 16 milyon istanbullu kazanacak, bir avuç plaka ağası kaybedecek. ibb kazanacak! gözünüz bizde olsun."
bugün ise ;

son 15 gündür, kurallara uymayan birçok taksi şoförünün lisansını iptal eden ibb, şimdi de taksi plakası ile alakalı ciddi bir revizyona gidiyor gözüküyor.
17 ekim'de imamoğlu böyle bir tweet atmıştı. "istanbullulara bir söz verdik. taksi plakası ağalığı bitecek dedik. 16 milyon istanbullu kazanacak, bir avuç plaka ağası kaybedecek. ibb kazanacak! gözünüz bizde olsun."
bugün ise ;

devamını gör...
kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin daha müreffeh olması
bu ülkeyi bir zamanlar tansu çiller'in yönettiğini ama pek de müreffeh yapamadığını bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...
yüksek yastık vs alçak yastık
hem yüksek hem alçak yastığım var. ikisini üst üste koyup öyle yatmayı tercih ediyorum genelde.*
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
konuşma ve yazma şekli. direkt kendini belli ediyor.
devamını gör...
bedelli askerliğin 39 bin 788 lira olması
bir şehidin bir damla kanı 39 bin 788 lira demek.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
kim o, deme boşuna...
benim, ben.
öyle bir ben ki gelen kapına;
baştan başa sen.
özdemir asaf-2=1
devamını gör...
gametofobi
evlenme fobisi, evlenmekten korkan insanlara verilen isim.
devamını gör...
şeyh sait said-i nursi seyit rıza iskilipli atıf dörtlüsü
anası belli babası anonim olan dörtlüdür.
devamını gör...
gottfried wilhelm leibniz
neden hiçbir şey yok da bir şey var?
basitçe anlatacak olursak leibniz buna bir şeylerin varlığından söz edebiliyorsak "o şey" vardır diye cevap veriyor. "varlığından söz edil(e)meyen şeyler yoktur." yokluktan zaten söz edilemez.
tanrı monadı ve temel varlık felsefesi yaklaşımını bu bakış açısıyla açıklıyor.
uzun yıllar sonra yas süreci ve kabullenme aşamasında tekrar dönüp başka bir bakış açısıyla okumanın faydasını gördüm. belki birilerine bir faydası olur.
basitçe anlatacak olursak leibniz buna bir şeylerin varlığından söz edebiliyorsak "o şey" vardır diye cevap veriyor. "varlığından söz edil(e)meyen şeyler yoktur." yokluktan zaten söz edilemez.
tanrı monadı ve temel varlık felsefesi yaklaşımını bu bakış açısıyla açıklıyor.
uzun yıllar sonra yas süreci ve kabullenme aşamasında tekrar dönüp başka bir bakış açısıyla okumanın faydasını gördüm. belki birilerine bir faydası olur.
devamını gör...
mobile legends bang bang
mobil oyundur. oyun içerisindeki kahramanlar ve yeni sezon gelen kahramanlar daima hep geliştirilmiş şekilde sunulmuştur oyunculara. lakin kötü özelliklerinden biri her sezon gelen güncelleme ile bazı kahramanların güç seviyesini düşürüp en leş kahramanları gidip yükseltmesiyle gözümden düşmüştür. sezon 3/4 civarı katıldığım oyuna baya sezon sonlarında yapılan görevlerle beraber kostüm hediye edilmesi gayet iyiydi çünkü elmaslar ciddi manada pahalı. keyifli oyundur sadece cok tilt olacağınız tipler takımınızda olabilir mutlaka takım olarak girmek avantaj sağlar yıldız düşmez.
-karşı tarafın ormanından beslenenlere ve pusu atıp 1/4 girenlere diyeceklerim çok şey var ama malum format gereği küfür yok susuyorum.
-karşı tarafın ormanından beslenenlere ve pusu atıp 1/4 girenlere diyeceklerim çok şey var ama malum format gereği küfür yok susuyorum.
devamını gör...
şiir yazan kişilerdeki gereksiz duygusallık
bayar efenim insanı.
tamam şiir için gir o duyguya da yani abartmasan mı?
tanrım, böyle bir boy friendim olmuştu; ne büyük bir vakit kaybıydı ama.
insanın duygularını sömüren, duygu kontrolünde oldukça kötü ve alıngan bir erkekti. erkek mi? lütfen, muayyen günündeki bir kadından daha ağlamaklı olanlarından almayayım. çekilmiyor.
sene, üniversite üçü okuduğum seneler olmalıydı ki onunla saçma arkadaş çevrem vasıtası ile tanıştık. görüp görebileceğiniz en drama insanlardan biriydi, tanrım şu koca dünyada her şey sanki onu üzmek için varmış gibi davranıyor, sürekli olarak dertlere, derinlere gark oluyordu efenim. sonradan bu algılama biçimi ile bol bol şiir yazdığını öğrendim ki "duygusal, hassas çocuk demek ki" diyerek, bir de bu karakter bir erkeği tecrübe etmek istedim.
erkek dediğime bakmayın, çükü var diye erkek diyorum yoksa ota boka devasa duygular geliştiren ve her şeye derin manalar yükleyen lisedeki ergen arkadaşım cansu gibi biriydi. gün doğumuna ayrı, gün batımına ayrı şiir yazardı öff, bir de güzel yazsa bari. birkaç tip bunu üzmemek için "iyi yazıyorsun abi, off şahane okuyorsun" filan demişler, bu da işte gaza gelmiş, yazıyor ve fırsatını bulduğu anda şiirlerinden okuyarak kafa açıyordu. o şiir okudukça "kes be kardeşim artık, valla bıktım ha, başlatma aşkının ıstırabından, kafiyene de redifine de sokacağım" dememek için kendimi zor tutuyordum.
duygusal, hassas yapılı insanlarla bir problemim yok, daha duygulu insanları zayıf kişiler olarak algılayacak kadar sığ biri de değilim. hatta bunun bir açıdan iyi bile olduğunu düşünüyorum. bir insan hassas ise hayatın lezzetini, mantığı ile yaşayanlardan daha çok alabiliyor bence. bir müziği dinlerken ona kapılıp ağlayabilen kaç kişiyiz? ya da kuşların bir anda uçuşmasından heyecan duyabilen? demek ki öylesine bir lezzet alabiliyor ve içinde bir yerlere dokunarak onları harekete geçiriyor. bir magnum reklamı gibi düşünün bunu; hayatı, sıradan bir dondurma yerken orgazma ulaşmasını izlediğimiz kadınlar gibi yaşayan insanlardır bunlar. tadına varırlar hüzünle, sevinçle, heyecanla, aşkla...
ben böyle biri olmadım, "ruhsuzsun morticia" lafını da bolca işittim bu boy friendimden. yavrum kimileri dram sevmez işte, anlıyor musun, bokunu çıkarmaz öyle her duygunun? sen de beni anlasan mı bir miktar acaba? bak ben seni anlıyorum. hatta sen beni de anlama, sen bi kendini anla önce çünkü o duyguların yüzünden beyninle irtibatın kesileli baya oluyor.
işte bu şiir, yazı yazıp duran duygusal gençle bir miktar flörtleşir olmuştuk. o zorlama romantik ortamlar hazırlayışı aklıma geldikçe hala midem bulanıyor. efenim bir odanın 38746 farklı yerine mum yakıp oraya buraya güller serpiştirince sadece komik görünüyorsunuz. pembik gelin gerdek gecesine döndürmenin ne alemi var yani atmosferi? bana verdiği kıymettenmiş efenim, bana kendimi özel hissettirmek istiyormuş işte bu romantik şiirci beyimiz. ah tanrım, o kafanın içinde mercimek mi taşıyorsun balım, üç ayda bu kız nelerden hoşlanır ve nelerden hazzetmez az buçuk çözemedin mi?
neyse efenim, yaklaşık 4-5 ay kadar süren ilişkimiz boyunca, her türlü duygusal manipülasyonuna şahit oldum bunun. herhalde şiir yazmak için malzeme çıkarmaya çalışıyordu, başka bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum tüm o saçmalıklarının. kendisi ne kadar farkındaydı halinin bilemeyeceğim ama, suni ayrılıklar yaratıyor, söylediğim her şeye alınıyor, öfkeleniyordu. üstelik kibar geçinen bu beyimiz, öfkeliyken dilinin hakimiyetini de çabuk kaybediyor, saldırganlaşıyordu. o kadar ince düşünceli, hassas ve kibar olduğunu iddia ediyorsun da salt kendin alınganlık ediyorsun diye niye beni hedef alıp saldırıyorsun e be salak? kendinin hiç mi farkında olmaz insan? bi dön bak kendine "yaram mı var da gocunuyorum" filan diye, bi dur, bi çöz işte kendini.
işte, bu kadar duygusal olmanın dezavantajlarından biri. duygularınız kontrolü ele aldığında renginizi çabuk belli etmenizdir efenim. bu tipin de rengi belli olmuştu: kendine kör bir cahil.
ettiği hakaretlerle tüm komplekslerini, tüm eksikliklerini her şeyini ortaya döküveriyordu dikkatli bir gözlemcinin önünde. şiirlerini okusanız kibar zannedeceğiniz bu genç, en büyük terbiyesizliği kendisine yapıyordu aslına bakarsanız. kendinin farkında olmayan bir insan kadar acınası daha ne olabilir şu dünyada, değil mi? çok özentiydi efenim çok.
fiziksel görünümüyle de ortalama altı biri olduğunu söyleyebilirim bu tipin, artık kız düşürmek için mi şiir yazıyordu bilemem ama birilerinin ona artık bir orhan veli, bir nazım hikmet, bir cemal süreyya ne bileyim bir özdemir asaf olamayacağını söylemesi gerekiyordu. tanrım insanlar salt iyi hissetsinler, incinmesinler diye onlara niye yalan söylersiniz? onda ne görüyorsanız bunu açıkça söyleyin işte. iyilik yaptığınızı mı sanıyorsunuz?
o gün kafede oturuyorduk ki kendisi yeni şiir yazmıştı ve onu bana okumak için kırk takla atıyordu. tanrım, şiiriyle sahneye çıkmayı bekleyen 23 nisan çocuğunu andırması bir yana, artık iyice sıkılmıştım onun duygularını her fırsatta şiir yoluyla ifade edip durmasından. olm alt tarafı birkaç kelimeyi yan yana yazmışsın ve duygulu bir tonda bunu okuyacaksın. zaten yeni nesil şiir yazmakta ne var? cümleyi devrik yaptın mı al sana şiir; bakın yapalım hemen:
üç fındık lahmacun istemiştim.
salatayı iyi yıkayın.
çok acıktım çabuk getirin.
önden bir çay alırım.
şiirleştirelim;
istemiştim, üç fındık lahmacun...
iyi yıkayın salatayı...
acıktım, çok... getirin çabuk,
alırım önden bir çay...
al buyur işte şiir.
okudu, okudukça okudu.
-ya ayıp olmasın diye bile dinleyemeyeceğim fırat ya kusura bakma, vallahi baydı artık.
-kötü mü olmuş?
-evet kötü bence. diğerleri de kötü. tamam yaz, hobi olarak yine yaz ama insan içinde sürekli okuyup durma bence. daha çok fırın ekmek yemen lazım.
-sen ne anlarsın şiirden?!
-fıratcım, dinleyicin benim değil mi şu an? bana sunuyorsun ve ben de beğenimi dile get..
-tamam morticia tamam ya.
-alınganlık edi....
-tamam!
-bak ne dicem
-...
-fırat, koyim de tur at anacım hadi daha da uğraşamam senin kaprislerinle. sana baay.
nihayet ayrılmıştım ve rahatlamıştım.
buhranı, draması asla bitmeyen, yazdıkları sçıntıları eserden sayan şiirci çocuklardan uzak durmanız tavsiyemdir hanımlar; bunların arasından çok az çıkıyor cidden kültürlüsü, saygıya değeri, serin kanlısı; gerisi olduğu gibi çöp. hassas yapılı filan diye sakın ola ki acımayın bunlara, manipüle ederler hemen. ergen ergen haller vallahi koca koca insanlarda hiç çekilmiyor.
tamam şiir için gir o duyguya da yani abartmasan mı?
tanrım, böyle bir boy friendim olmuştu; ne büyük bir vakit kaybıydı ama.
insanın duygularını sömüren, duygu kontrolünde oldukça kötü ve alıngan bir erkekti. erkek mi? lütfen, muayyen günündeki bir kadından daha ağlamaklı olanlarından almayayım. çekilmiyor.
sene, üniversite üçü okuduğum seneler olmalıydı ki onunla saçma arkadaş çevrem vasıtası ile tanıştık. görüp görebileceğiniz en drama insanlardan biriydi, tanrım şu koca dünyada her şey sanki onu üzmek için varmış gibi davranıyor, sürekli olarak dertlere, derinlere gark oluyordu efenim. sonradan bu algılama biçimi ile bol bol şiir yazdığını öğrendim ki "duygusal, hassas çocuk demek ki" diyerek, bir de bu karakter bir erkeği tecrübe etmek istedim.
erkek dediğime bakmayın, çükü var diye erkek diyorum yoksa ota boka devasa duygular geliştiren ve her şeye derin manalar yükleyen lisedeki ergen arkadaşım cansu gibi biriydi. gün doğumuna ayrı, gün batımına ayrı şiir yazardı öff, bir de güzel yazsa bari. birkaç tip bunu üzmemek için "iyi yazıyorsun abi, off şahane okuyorsun" filan demişler, bu da işte gaza gelmiş, yazıyor ve fırsatını bulduğu anda şiirlerinden okuyarak kafa açıyordu. o şiir okudukça "kes be kardeşim artık, valla bıktım ha, başlatma aşkının ıstırabından, kafiyene de redifine de sokacağım" dememek için kendimi zor tutuyordum.
duygusal, hassas yapılı insanlarla bir problemim yok, daha duygulu insanları zayıf kişiler olarak algılayacak kadar sığ biri de değilim. hatta bunun bir açıdan iyi bile olduğunu düşünüyorum. bir insan hassas ise hayatın lezzetini, mantığı ile yaşayanlardan daha çok alabiliyor bence. bir müziği dinlerken ona kapılıp ağlayabilen kaç kişiyiz? ya da kuşların bir anda uçuşmasından heyecan duyabilen? demek ki öylesine bir lezzet alabiliyor ve içinde bir yerlere dokunarak onları harekete geçiriyor. bir magnum reklamı gibi düşünün bunu; hayatı, sıradan bir dondurma yerken orgazma ulaşmasını izlediğimiz kadınlar gibi yaşayan insanlardır bunlar. tadına varırlar hüzünle, sevinçle, heyecanla, aşkla...
ben böyle biri olmadım, "ruhsuzsun morticia" lafını da bolca işittim bu boy friendimden. yavrum kimileri dram sevmez işte, anlıyor musun, bokunu çıkarmaz öyle her duygunun? sen de beni anlasan mı bir miktar acaba? bak ben seni anlıyorum. hatta sen beni de anlama, sen bi kendini anla önce çünkü o duyguların yüzünden beyninle irtibatın kesileli baya oluyor.
işte bu şiir, yazı yazıp duran duygusal gençle bir miktar flörtleşir olmuştuk. o zorlama romantik ortamlar hazırlayışı aklıma geldikçe hala midem bulanıyor. efenim bir odanın 38746 farklı yerine mum yakıp oraya buraya güller serpiştirince sadece komik görünüyorsunuz. pembik gelin gerdek gecesine döndürmenin ne alemi var yani atmosferi? bana verdiği kıymettenmiş efenim, bana kendimi özel hissettirmek istiyormuş işte bu romantik şiirci beyimiz. ah tanrım, o kafanın içinde mercimek mi taşıyorsun balım, üç ayda bu kız nelerden hoşlanır ve nelerden hazzetmez az buçuk çözemedin mi?
neyse efenim, yaklaşık 4-5 ay kadar süren ilişkimiz boyunca, her türlü duygusal manipülasyonuna şahit oldum bunun. herhalde şiir yazmak için malzeme çıkarmaya çalışıyordu, başka bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum tüm o saçmalıklarının. kendisi ne kadar farkındaydı halinin bilemeyeceğim ama, suni ayrılıklar yaratıyor, söylediğim her şeye alınıyor, öfkeleniyordu. üstelik kibar geçinen bu beyimiz, öfkeliyken dilinin hakimiyetini de çabuk kaybediyor, saldırganlaşıyordu. o kadar ince düşünceli, hassas ve kibar olduğunu iddia ediyorsun da salt kendin alınganlık ediyorsun diye niye beni hedef alıp saldırıyorsun e be salak? kendinin hiç mi farkında olmaz insan? bi dön bak kendine "yaram mı var da gocunuyorum" filan diye, bi dur, bi çöz işte kendini.
işte, bu kadar duygusal olmanın dezavantajlarından biri. duygularınız kontrolü ele aldığında renginizi çabuk belli etmenizdir efenim. bu tipin de rengi belli olmuştu: kendine kör bir cahil.
ettiği hakaretlerle tüm komplekslerini, tüm eksikliklerini her şeyini ortaya döküveriyordu dikkatli bir gözlemcinin önünde. şiirlerini okusanız kibar zannedeceğiniz bu genç, en büyük terbiyesizliği kendisine yapıyordu aslına bakarsanız. kendinin farkında olmayan bir insan kadar acınası daha ne olabilir şu dünyada, değil mi? çok özentiydi efenim çok.
fiziksel görünümüyle de ortalama altı biri olduğunu söyleyebilirim bu tipin, artık kız düşürmek için mi şiir yazıyordu bilemem ama birilerinin ona artık bir orhan veli, bir nazım hikmet, bir cemal süreyya ne bileyim bir özdemir asaf olamayacağını söylemesi gerekiyordu. tanrım insanlar salt iyi hissetsinler, incinmesinler diye onlara niye yalan söylersiniz? onda ne görüyorsanız bunu açıkça söyleyin işte. iyilik yaptığınızı mı sanıyorsunuz?
o gün kafede oturuyorduk ki kendisi yeni şiir yazmıştı ve onu bana okumak için kırk takla atıyordu. tanrım, şiiriyle sahneye çıkmayı bekleyen 23 nisan çocuğunu andırması bir yana, artık iyice sıkılmıştım onun duygularını her fırsatta şiir yoluyla ifade edip durmasından. olm alt tarafı birkaç kelimeyi yan yana yazmışsın ve duygulu bir tonda bunu okuyacaksın. zaten yeni nesil şiir yazmakta ne var? cümleyi devrik yaptın mı al sana şiir; bakın yapalım hemen:
üç fındık lahmacun istemiştim.
salatayı iyi yıkayın.
çok acıktım çabuk getirin.
önden bir çay alırım.
şiirleştirelim;
istemiştim, üç fındık lahmacun...
iyi yıkayın salatayı...
acıktım, çok... getirin çabuk,
alırım önden bir çay...
al buyur işte şiir.
okudu, okudukça okudu.
-ya ayıp olmasın diye bile dinleyemeyeceğim fırat ya kusura bakma, vallahi baydı artık.
-kötü mü olmuş?
-evet kötü bence. diğerleri de kötü. tamam yaz, hobi olarak yine yaz ama insan içinde sürekli okuyup durma bence. daha çok fırın ekmek yemen lazım.
-sen ne anlarsın şiirden?!
-fıratcım, dinleyicin benim değil mi şu an? bana sunuyorsun ve ben de beğenimi dile get..
-tamam morticia tamam ya.
-alınganlık edi....
-tamam!
-bak ne dicem
-...
-fırat, koyim de tur at anacım hadi daha da uğraşamam senin kaprislerinle. sana baay.
nihayet ayrılmıştım ve rahatlamıştım.
buhranı, draması asla bitmeyen, yazdıkları sçıntıları eserden sayan şiirci çocuklardan uzak durmanız tavsiyemdir hanımlar; bunların arasından çok az çıkıyor cidden kültürlüsü, saygıya değeri, serin kanlısı; gerisi olduğu gibi çöp. hassas yapılı filan diye sakın ola ki acımayın bunlara, manipüle ederler hemen. ergen ergen haller vallahi koca koca insanlarda hiç çekilmiyor.
devamını gör...
tuhaf takıntılar
(bkz: kıyafetleri hep aynı sırada giyen insan)lardan biriyimdir.
devamını gör...
islam ve demokrasi
islam, demokrasiye karşı değildir. demokrasinin işleyişinin, şartlar ve durumlara göre uygulanıp, uygulanmayacağını yorumlar.
murtaza mutahhari*; islami demokrasinin uygulanması için, toplumun her kesiminin belli bir düzeyde bilinçli olması gerektiğini, doğru ve yanlışın, menfaat ve zararın boyutlarının, seçim yapacak kişilerin bilgisi dahilinde olması gerektiğini savunur.
islam da icma* nın uygulanabilmesi için, doğru ve yanlışın apaçık ortada olması gerekir. doğru ve yanlış gizli kalmış ise icma uygulanmaz.
kısacası islamın demokrasiye yaklaşımı, toplumun bilinciyle doğru orantılıdır. eğer toplum, seçme yetisine haiz ise uygulanır. eğer toplum, seçme yetisine haiz değil ise uygulanamaz.
nitekim hz ali şöyle buyuruyor;
"zalimlerin saltanatı, cahillerin omuzlarında yükselir."
murtaza mutahhari*; islami demokrasinin uygulanması için, toplumun her kesiminin belli bir düzeyde bilinçli olması gerektiğini, doğru ve yanlışın, menfaat ve zararın boyutlarının, seçim yapacak kişilerin bilgisi dahilinde olması gerektiğini savunur.
islam da icma* nın uygulanabilmesi için, doğru ve yanlışın apaçık ortada olması gerekir. doğru ve yanlış gizli kalmış ise icma uygulanmaz.
kısacası islamın demokrasiye yaklaşımı, toplumun bilinciyle doğru orantılıdır. eğer toplum, seçme yetisine haiz ise uygulanır. eğer toplum, seçme yetisine haiz değil ise uygulanamaz.
nitekim hz ali şöyle buyuruyor;
"zalimlerin saltanatı, cahillerin omuzlarında yükselir."
devamını gör...
materyalizm
varlığın (bkz: madde) olduğunu, varlığın maddeden ayrı düșünülemeyeceğini varsayan görüș.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının son 3 yıl içindeki gelişimleri
2020- evlendim, evlendiğim için saçma sapan bir bahane ile mevcutta çalıştığım ve mutlu olduğum departmandan alındım, üst yönetimden onay çıkmadığından beni işten atamayan yöneticim, şirket için önemi olan bir projeye al burada oyalan evlendin diye deparmandan aldım, işten de atamıyorum madem diyerek beni atadı.
bir yandan iş bakarken, bir yandan da kendi yöneticimi boşverip, aldığım parayı hakedeyim bari diyerek işime baktım ve fazlasıyla iyi bir iş çıkarttım. hatta yöneticime rağmen iyi bir zam aldım.
2021- yüksek lisansı bitirdim.
atandığım projenin sonu gelince, ya üst yönetim bunu istiyor, hadi sen bunu yap bari ben bu işe pek inanmıyorum umurumda da değil zaten ama patron istedi hadi bakalım motivasyon konuşması ile yeni bir projeye başladım. bu proje sürecinde sıfır motivasyon, sabahtan akşama kadar iş arayarak, yine aldığım maaşı hakedeyim bari diyerek çalışıp, ortaya fena olmayan bir iş çıkarttım,
bu arada babam kanser oldu* ve kısacık süren tedavi sürecinde yine bu yöneticimin, ben kanser olsam ötenazi yapmak isterdim, baksana baban ne kadar yük oluyor sana gibi eğlenceli fikirleri eşliğinde bir oraya bir buraya koşturdum. ve hayır kendisine kafa atmadım, şimdi yazıp tekrar okuyunca bencede atmalıymışım. haklısınız.
derken kasım ayında yöneticim işten atıldı. *
yeni yöneticim şeker gibi bir adam, hemde pamuk şeker,
buraya geliş şartların veya nedenin beni ilgilendirmiyor, bu şartlara rağmen çıkarttığın iş çok başarılı, biraz motive ol ve birlikte daha iyisini yapalım dedi ve yola koyulduk.
2022-
babamı kaybettim, hayatımın bu zamana kadarki en kötü günüydü. bir günde büyüdüm *
şimdi çalıştığım projeyi tam zamanlı bir departmana çevirip, beni yöneticisi yapmak için altyapı çalışmaları yapıyoruz.
kendime bir ev aldım. tam 500.000 tl borcum var.
bu süreçte bana sürekli destek olan ve benimle birlikte ağlayan bir eşim var. *
bir yandan iş bakarken, bir yandan da kendi yöneticimi boşverip, aldığım parayı hakedeyim bari diyerek işime baktım ve fazlasıyla iyi bir iş çıkarttım. hatta yöneticime rağmen iyi bir zam aldım.
2021- yüksek lisansı bitirdim.
atandığım projenin sonu gelince, ya üst yönetim bunu istiyor, hadi sen bunu yap bari ben bu işe pek inanmıyorum umurumda da değil zaten ama patron istedi hadi bakalım motivasyon konuşması ile yeni bir projeye başladım. bu proje sürecinde sıfır motivasyon, sabahtan akşama kadar iş arayarak, yine aldığım maaşı hakedeyim bari diyerek çalışıp, ortaya fena olmayan bir iş çıkarttım,
bu arada babam kanser oldu* ve kısacık süren tedavi sürecinde yine bu yöneticimin, ben kanser olsam ötenazi yapmak isterdim, baksana baban ne kadar yük oluyor sana gibi eğlenceli fikirleri eşliğinde bir oraya bir buraya koşturdum. ve hayır kendisine kafa atmadım, şimdi yazıp tekrar okuyunca bencede atmalıymışım. haklısınız.
derken kasım ayında yöneticim işten atıldı. *
yeni yöneticim şeker gibi bir adam, hemde pamuk şeker,
buraya geliş şartların veya nedenin beni ilgilendirmiyor, bu şartlara rağmen çıkarttığın iş çok başarılı, biraz motive ol ve birlikte daha iyisini yapalım dedi ve yola koyulduk.
2022-
babamı kaybettim, hayatımın bu zamana kadarki en kötü günüydü. bir günde büyüdüm *
şimdi çalıştığım projeyi tam zamanlı bir departmana çevirip, beni yöneticisi yapmak için altyapı çalışmaları yapıyoruz.
kendime bir ev aldım. tam 500.000 tl borcum var.
bu süreçte bana sürekli destek olan ve benimle birlikte ağlayan bir eşim var. *
devamını gör...
defterden silmek
bir kişi ile arasındaki yakınlığı bitirmek, bir kişiyi dostluktan çıkarmak.
devamını gör...

