komediyle romantizmin birbiri içine girdiği izlemekten çook keyif aldığım bir film.
hikayesinde yolda duran bir inekten dolayı yapılan kaza sonucu temporal bölgesinden hasarlanan lucy kısa süreli hafıza kaybından dolayı her gün dün yaşananları hatırlanmayarak tekrar yaşıyor.

her gün o gün babasının doğum günü olduğu için kutluyor, aynı restoranda waffle ile kahvaltı yapıyor



şans eseri karşılaşıp aşık olan henry roth isimli karakter ise her gün onunla vakit geçirmek için türlü türlü uğraşlar sonucu hayatının bir parçası oluyor.

hatta filmin sonunda teknesiyle beraber yola çıkan çift evleniyor, çocuk sahibi uyorlar. tabii uyandığında bunu hatırlatan bir video mevcut


duygulandıran an ise

lucy'nin bunu öğrendiğinde düzgün bir yaşamın olmayacak diyerek anı defterinden o yaprakları silmesi
oldu.

ne kadar gülümsetici, aynı zamanda ara ara kahkaha attıran bir film olmuş.
izlediğim için çok mutluyum, siz de izleyin mutlu olun.
devamını gör...

sigaraya günde 15 lira verip, netflixe günde 70 kuruş vereni eleştiren kişi hem matemetik bilmiyordur hem kıskançtır. başka izahı yoktur. sigara içmeyip netflixe günde 50 kuruş vermem diyen de yerde 50 kuruş görse almaz. bu kişi de toplumsal tabuların takıntılısıdır. netflixe kaka diyen zümreye ait olma hissiyatı maksatlıdır eleştirisi. yerde bulduğu 50 kuruşu alıp sigara da içmeyen kişi ise etflix almak yerine internetten xbet sürümlü filmleri izleyebilir. o da ilerleyen zamanda yeterli maddi güce ulaştığında o zaman ne varsa onun üyeliğini alacaktır. yani o kişi için zaman meselesidir*. sadece "ne seyretsem" diyerek menüsünde yarım saat dolaşmak bile verdiğim 70 kuruşa değer. neticede zaman geçirmek için üyeyim. nasıl geçirdiğime çok takmıyorum. yarım kilo çekirdek alıp show ana haber de seyretsem hem aynı zaman geçecek hem daha maliyetli olacak. neticede 70 kuruşa artık sakız bile yok.

netflix+amazon prime+spotify üyeliği kim ne hesap yaparsa yapsın. her akşam ulusal kanalların herhangi birindeki "yengemi kim düdükledi" temalı diziyi seyrederken tüketilecek bir paket cips fiyatından ucuzdur. hulu da gelirse eğer, cips paketi bir boy büyür. o kadar.
devamını gör...

matbaanın yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından tam 276 yıl sonra nihayet osmanlı'da istikrarlı olarak kullanılmasını başlatan kişidir.
devamını gör...

(bkz: yol yabdılar)

kitap okumuyorum bana zaman kaybıymış gibi geliyor.
devamını gör...

(bkz: czn burak) aynısı olmak isterdim. adam hem aşçı hem çok mutlu.
devamını gör...

garip, kafka'nın en meşhur kitabının bir başlığı vardır diye düşünüyordum. ama öyle değilmiş. neyse;

kafka sanıldığı gibi bu kitapla normal yaşantının zorluklarından sıkılan bir adamın varlığını anlatmaz, dünyanın acayipliğe uğramasına rağmen hem karakterin, hem de karakterin çevresindeki kişilerin, bununla beraber evrenin değişiminin insanları etkilememesinden bahseder. soru "nasıl?" değildir, bir insanın böceğe nasıl dönüştüğü önemli değildir, soru da yoktur aslında. sadece olduğudur.

"dünyanın nasıl olduğu değil, olduğudur gizem." —wittgenstein(yeter be)

huzursuz rüyalarınızdan uyanıp kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzda yaşadığınız kaygının tarifi yapılamaz elbette, kendinizi bir kabusun ortasında görmeniz kaçınılmazdır. korkuya kapılır, ne yapacağınızı bilmez ve uyanmanın yollarını ararsınız ama kitabın karakteri gregor samsa bir türlü uyanamaz. işine gidemeyeceğ için endişelidir çünkü sorumlu olduğu insanlar vardır, ailesi onu sürekli yoklar ve bir yanıt alamaz, onun böceğe dönüşmüş olması da olsa olsa bir hastalıktır, böylesine biçim bozukluğu yani devasa insanın minik böceğe dönüşmesi sorun değildir. bu yüzden dönüşüm katmanlıdır, kendi içinde dante'nin cehennemi gibi katlar barındırır. gerçekliği tırmanırız.

sahi, neden kimse şaşırmıyor samsa'nın böceğe dönüşmesine? hatta neden samsa suçlanıyor? sanki hasta olmayı o seçmiş, sanki bu durumu kendisi kabullenmiş gibi. hayır, böyle değil. kafka'nın diğer yapıtları gibi dünya kendini boşluğa bırakır, anlamsız olan şey anlamsız değildir sadece bir bahanedir. karakter başına ne geldiğini açıklamanın yolunu bulamadığı gibi kimse de ona ne olduğunu, neye dönüştüğünü söylemez çünkü böylesine bir şey gerçek hayatta mümkün görünür. her en azından kafka'nın gerçekliğinde.

neden ya da nasıl sorusu bir kenara bırakıldığında ve biz bir katman daha tırmandığımızda bu anlamsız dünyanın bir parçası olarak hissetmeye başlarız, bir böcek olmuşuzdur, karakterle kendimizi özdeştirmek bir saçmalıktır tabi ki ama yapmışızdır, bir böcek olmanın nasıl bir his olacağını çevirilen sayfalarla beraber güçlü bir şekilde hissetmişizdir ve sonunda karakterin sonuna bizde ailesi, kendisi gibi sevinmişizdir çünkü böcek olmak bir ağırlıktır. ama katman bundan ibaret değildir, bir katman daha yukarı çıktığımızda ve kendi kimliğimize geri döndüğümüzde burada neler oluyor, neden kimse bu tuhaf durumu normal gibi görüyor diyebildiğimizde kendimize tanıdık olmayan dünyanın yapısından irkiliriz. iç dünyamızda tanıdık olmayan bu dünyanın odasının fotoğrafını bulundurmaya başlamışızdır artık. etrafta gezinen, duvarlara tırmanan, ürken, kaçan böceğin hareketlerini görürüz. belki de içimizden onu ezmek ya da serbest bırakmak geliyordur ama bunu bir türlü yapamıyoruzdur çünkü orada olan hiçbir şey aslında bizi ilgilendirmez.

bu tuhaf dünyanın içinde yer alan herkesin kendine ait bir fikri, bununla beraber verdiği bir tepki olması muhtemeldir, tasarımları benzerlikleriyle aynı gibi görünse de imgeler her zaman tuhaftır. dünyayı yaratan bizizdir, kafka ise bu dünyanın yaratımı için taslağı sunan mimardır. böylece tıpkı ailenin davrandığı gibi bizler de orada olacak olanları ya da olmuş olanları umursamayız. sadece görevimiz olan inşayı gerçekleştiririz. böcek ölür ölmesine ama ölen böcek gregor samsa mıdır? yoksa tıpkı bizim dünyamızda ölen ve hiç haberimiz olmadığı biri midir? bu hikayeye bir şekilde dahiliz ama yapabileceğimiz hiçbir şey yok. dünya ne kadar tuhaf olursa olsun, anlamsız dönüşümler bile, tuhaf olaylar bile kendine bir oda bulmayı beceriyor.
devamını gör...

alanında en kaliteli akademik yayınlara rahatça erişebilmek, ingilizce bilmenin sağladığı en büyük faydalardan biridir.
devamını gör...

siyasiler unutturmak istese bile biz unutturmayız.
devamını gör...

(bkz: 22 mart 2021 dolar kuru)

gündem sekmesinden haberi olmayan yazar beyanı *
devamını gör...

zamanında zelda hakkında bir şeyler karalamıştım ama kendi yorumumdan daha çok nilgün'ü şahsen tanıyan değerli insanların yorumunu buraya betimlemek isterim.

’nilgün marmara’nın ‘’kırmızı kahverengi defter’’ adlı kitabındaki biyografisi şöyle yazılmıştı:
1958’de doğdu; yirmi dokuz yıl sonra yeryüzünü terk etmeye karar verdi. aslında bundan sonra vereceğim çoğu bilgi onun kim olduğuyla alakalı değil bu dünyada geçici taşıdığı sıfatlar ve yüklerden ibaret.’’

cemal süreya nilgün marmara’nın ölümünün ardından: ‘’nilgün ölmüş, beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağıya atarak canına kıymış. ece ayhan söyledi. çok değişik bir insandı zelda. akşamları belli saatten sonra kişilik, hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. yüzü alarır, bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi, çok da gençti sanırım otuzuna değmemişti… ece ile gergedan için yaptığımız aylık söyleşide ondan şöyle söz etti: bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. dönüp baktığımda bir acıda buluyorum nilgün’ün yüzünde, o zamanlar görmemişim. bugün ortaya çıkıyor.’’ cemal süreya’nın bu satırları aslında nilgün marmara’nın intiharının anlık bir karar olmadığı, uzun zamandır süregelen bir mücadelenin yaşama isteğinin kaybolmasıyla sonuçlandığını anlıyoruz. ki marmara veda mektubunun henüz başında ‘’her gün kötücü bir düşü kurmak ve taşımak artık kılgıyı gerektiriyor.’’ diyerek bu yükü uzun zamandır taşıdığını ve taşımaktan kurtulamayacağına kanaat getirdiğini ifade etmek istiyor aslında. bir bakımı bu seçiminin bir vazgeçiş olduğunu anlatıyor.

nilgün' ün yeri çok ayrıdır bende o yerkürenin bütün arka bahçelerini görmüştür, hem de 20'lerinde. öyle güzeldin ki kuş koyduk yoluna cancağazım.
devamını gör...

ne yaparsak yapalım dolar kuru kadar hızlı yükselmeyecek puan.
devamını gör...

manolyagiller familyasından yeşil ve yaprak döken odunsu bitki türleridir. bilimsel adı magnoliadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bazı çeşitlerinin her mevsim yeşil kalabilme gibi bir özelliği var. bazıları ise kışın çoğu bitki gibi tüm yapraklarını döker. en güzel zamanlarını mayıs- ağustos arasında yaşayan bu güzel bitki mor, sarı, beyaz ve kırmızı renk çiçekler açabilir.

manolya çiçeği aşkın ne kadar asil olduğunu belirtmek anlamını taşır*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
manolya bitkisiyle ilgili bir çok rivayet var. bunlardan birine göre manolya ağacını diken kişi kısa süre sonra aşkı bulurmuş.* bu yüzden uğur getiren bir çiçek olduğuna inanılır.

halk arasında manolya çiçeğini koklarsanız solar gibi bir söylenti var. manolya gibi hassas çiçekler için bu söylenti doğrudur.
manolya kokusunu vermek istemiyorsa istemiyor!
insanoğlu bunu bilmesine rağmen, koklayarak onu öldürüyor!


zeki müren manolyam isimli parçasında "koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam" diyor.

sevdiğinizi benzetebileceğiniz en güzel çiçeklerdendir manolya. hatta bana göre en nahif çiçeklerdendir.
keşke manolyalar hiç ölmese, keşke manolyaları hiç öldürmeseler. sizden ricam her çiçeğe olduğu gibi manolyalara da özen göstermeniz.
son olarak manolyaların hiç ölmemesi dileğiyle..*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tayland'ın önemli turizm merkezlerinden olan pattaya'da bulunur. oldukça nadide bir örnektir. tapınak, tamamen ahşaptan yapılmıştır ve tek bir çivi dahi çakılmamıştır. oldukça pahalı bir ağaçtan yapılan bu tapınakta çivi dahil hiçbir metal parça kullanılmamış. ağaçların oyulup birbirine geçirilmesi ile inşa edilmiştir.

yapımına 1981 yılında başlanmıştır. halen 250 ahşap ustası iç dekorlarını bitirmek için çalışmakta. 2025 yılında tamamen bitmesi planlanıyor.
okyanusun kıyısında bulunan bu tapınak, sürekli inşaat halindedir. sebebi ise okyanus sularının ahşapları tuzlu sudan yıpratmasıdır.

tapınakta din, felsefe ve sanat güzel bir şekilde harmanlanmış. cennet, dünya, baba, anne, ay, güneş ve yıldızlar ayrıntılı oymalar ve heykeller ile ziyaretçilere sunulmuş. budist, hindu, brahman unsurlar içerir.

tapınak, modern teknolojiyi dünya düzenini bozmak ve kirletmek için kullanan egoist insana bir tepki olarak inşa edilmiş.

tapınağın felsefesine göre, insanlar artık içsel huzur ve mutluluktan uzaklaşmış durumda ve doğayı kontrol etme çabaları ile bencil yaratıklar haline gelmiştir. ekonomik ve siyasi savaşlar ile tüm çabalarını bu dünya için harcayıp ölümden sonraki hayatı unutmuş durumda. işte tapınak, "insan medeniyetinin dini ve felsefi doğrudan beslendiğine inananların' tapınağı olarak tanımlıyor kendisini.

devamını gör...

sevinç, mutluluk, hoşnutluk, kıvanç belirten bir sözdür.
arkadaşlar arasında "yok, kalmadı, tükendi" anlamında kullanılır.
eskiler idare lambası anlamında kullanırmış.
cicili bicili anlamına da gelir.
(bkz: melih cevdet anday) şiiri...
ada vapuru yandan çarklı
bayraklar donanmış cafcaflı
simitçi kahveci gazozcu
şinanay da şinanay
müslümanı yahudisi urumu
isporcusu ihtiyarı veremi
kiminin saçı uçar, kiminin eteği
şinanay da şinanay
estirir de ada yeli estirir
seni sevindirir beni küstürür
lüküs kamarada kimler oturur
şinanay da şinanay

(bkz: sezen aksu) şarkısı şinanay
devamını gör...

amerika'nın ekonomisi tarıma ve sanayiye dayalı olarak ikiye bölündüğü dönemde;

sanayide az eğitimli alt sınıfa ihtiyaç olduğundan ve kölelerin bu işte verimli olamayacağından gerekse şehrin kozmopolitliğinden ve yükselen popülizmden dolayı, sanayi bölgelerinde halk köleliğin kalkması görüşündedir. (ekseri ile zengin kesim, ve en alt kesim) (halihazırda bazı eyaletlerde kölelik kaldırılmıştır)

tarıma dayalı ekonomide ise, köleler amerika için vazgeçilmez bir güçtür ve tabii ki çoğunluk köleliğin kaldırılmasını istemez.

işte bu atmosferde köleliği tüm amerika'da kaldırmayı vadeden bir adam başkanlığa aday olur. ve tabii ki en güçlü lobi faliyetleri onun lehindedir çünkü ülkenin en zenginleri sanayiciler köleliğin kaldırılmasını istemektedir.(petrol devrimcisi, amerikan tarihinin gelmiş geçmiş en zengin insanı (bkz: john d. rockefeller) 'da bunlara dahildir).

seçimler yapılır ve lincoln başkan olur. başkan olur olmaz güney eyaletleri bağımsızlık ilan eder ve sayıları 11 eyalete ulaşır.

sanayi gücünü, federal devleti ve nüfus üstünlüğünü elinde bulunduran kuzey tarafı 4 yıl sonunda savaşı kazanır ve kölelik kalkar hemen ardından lincoln öldürülür.

bu olayın ardından kölelik tüm dünyada kalkmaya başlar ve yerini kariyer köleliğine bırakır.

artık milyarderlerin elinde mutlu kendini özgür hisseden köleler vardır.

umarım bu devrin sonunu da görebiliriz. ki bazı ilim adamları bunun bir gün kalkacağını söylemektedir.

(bkz: "beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği parçalayacaktır.")

ecir = bir iş karşılığında verilen ücret.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

söylenemeyen dert yoktur bence, kabul edilemeyenler, kendine bile itiraf edemediklerin vardır.
devamını gör...

şimdilik öyle olandır. tutulmaya ve duyulmaya başladığında reklam da alacaktır. he bu kötü mü? gözümüzü kanatmadıkları sürece bence değil emeklerinin de bir bedeli olmuş olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının sabah yaptıkları ilk işin sorulduğu başlıktır. benim yaptığım ilk iş alarmı kapatıp yeniden uyumak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim