aerojel
%99,8'i havadan oluştuğu için camdan 1000 kat daha az yoğun olan dayanıklı bir madde. silikon tabanlı katı bir maddenin içindeki sıvıyla havanın yer değiştirmesi sonucu oluşur.

bilinen diğer yalıtım maddelerinin en iyisinden yaklaşık 40 kat daha iyi yalıtma özelliğine sahip. dayanıklılığı yüksek olduğundan uzay araçlarında, itfaiyeci giysilerinde kullanılıyor.

bilinen diğer yalıtım maddelerinin en iyisinden yaklaşık 40 kat daha iyi yalıtma özelliğine sahip. dayanıklılığı yüksek olduğundan uzay araçlarında, itfaiyeci giysilerinde kullanılıyor.
devamını gör...
17 kasım 2020 normal sözlük'ün çökmesi
henüz istanbul'dan hissedilmeyendir.
devamını gör...
çocuk sevmeyen insan
gözümde insan falan değildir. soğuk ruhsuz bir hayat formudur. çocukları seviniz.
devamını gör...
i am legend
ben, efsane, hepimiz vampiriz ve ben efsaneyim isimleriyle tekrar tekrar çevrilip yayınlanmış. richard matheson'ın okuduğum ikinci romanıydı, ilk okuduğum cehennem evi gibi oldukça sakin ama insanı diken üstünde tutarak uzun süre düşündürecek biçimde ilerledi. kitap o sakinliğine insanı o kadar alıştırıyor ki, herhangi bir aksiyonlu kısımda "bir an önce ortalık durulsa da rahat etsek..." diye iç geçiriyor okuyan.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
devamını gör...
türkü
türk'e özgü, türk'e ait anlamına gelen, çoğunlukla hece ölçüsü ile yazılıp (daha doğrusu söylenip, zira yazıya dökme geleneği yok) özgün bir ezgi ile söylenen, anadolu'nun en büyük kültür hazinelerinden biri.
nacizane kendi çalma listem:
youtube.com/playlist?list=P...
nacizane kendi çalma listem:
youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...
i origins
güzel bir (bkz: mike cahill) filmidir. aşk şu güzel cümlelerle tarif
edilmiştir:
--! spoiler !--
büyük patlama gerçekleştiğinde, evrendeki tüm atomlar hep birlikte dışa doğru patlayan küçük bir noktanın içinde çarpışmaktaydı.
yani benim atomlarımla senin atomların kesinlikle o zaman birlikteydiler, ve kim bilir, belki de son 13,7 milyar yılda birçok kez birlikte çarpıştılar. yani benim atomlarım senin atomlarını tanıyordu ve her seferinde de tanıdı. benim atomlarım senin atomlarını hep sevdi.
--! spoiler !--
edilmiştir:
--! spoiler !--
büyük patlama gerçekleştiğinde, evrendeki tüm atomlar hep birlikte dışa doğru patlayan küçük bir noktanın içinde çarpışmaktaydı.
yani benim atomlarımla senin atomların kesinlikle o zaman birlikteydiler, ve kim bilir, belki de son 13,7 milyar yılda birçok kez birlikte çarpıştılar. yani benim atomlarım senin atomlarını tanıyordu ve her seferinde de tanıdı. benim atomlarım senin atomlarını hep sevdi.
--! spoiler !--
devamını gör...
bir terapi olarak kitabevi ve sahaf gezmek
lise yıllarımda sık sık yaptığım eylem. özellikle de kitaplar ucuz olduğu ve benim de fazla param olmadığı için daha çok sahafları tercih ederdim. tabi büyüyüp para kazanmaya başlayınca d&r vs. de gezmeye başladım. çoğu zaman kitap almasam da (ki çok ilgimi çeken bilgilendirici kitap olursa alırım) rafların arasında dolaşıp sarı sayfaları karıştırmak beni inanılmaz rahatlatır. kitapların kokusu mu desem, belki hayatımı değiştirecek ve daha mutlu edecek bir kitap bulurum umudu mu desem bilmiyorum ama gerçekten çok zevk aldığım bir eylem. hem avm'de boş boş gezmekten daha iyidir.
devamını gör...
japonca
ural-altay dil ailesinin türk dilleri gibi altay koluna mensup olduğu birçok dil bilimci tarafından kabul edilen, ada ülkesi olan japonya'da konuşulduğu için rafine kalabilmiş, kadim dillerdendir. sondan eklemelidir. bu nedenle anadili türkçe olup öğrenmek isteyenler alfabe engelini aştıktan sonra çatır çatır öğrenir derler.
benzer kelimelerimize örnek de vereyim:
şaşı-şaşi
yaka-yoko
kara-kuro
yukarı-yuka
iyi-ii.
benzer kelimelerimize örnek de vereyim:
şaşı-şaşi
yaka-yoko
kara-kuro
yukarı-yuka
iyi-ii.
devamını gör...
tom ve jerry'de haklı olan hangisidir sorunsalı
kedi haklı abi hep fare gelip sataşıyor.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
devamını gör...
sözlüklerde kürtlerle ilgili başlıkların çok tutması
mağdur edebiyatı yapılabilecek konulardan açılan başlıkların tutmasından kaynaklı olan durum.
devamını gör...
kadının hoşlandığı erkeğe sevgisini ifade etmesi
ben yaptım yine olsa yine yaparım.
sonuç: bir güzel evlat, iki kedi bir köpek ve bir kuşun yaşadığı tatlı mı tatlı bir yuva oldu.
sonuç: bir güzel evlat, iki kedi bir köpek ve bir kuşun yaşadığı tatlı mı tatlı bir yuva oldu.
devamını gör...
starliçe çiçeği
starliçe çiçeği diğer adıyla cennet kuşu çiçeği olarak bilinir. cennet kuşu çiçeği anlamı, mükemmel tropikal çiçek olduğu için neşe ve cenneti içerir. starliçe cennet kuşu adını, çiçeğinin üç parlak turuncu yapraktan ve tek bir tomurcuğa kaynaşmış üç mavi yapraktan oluşmasından alır. çiçek açtıkça, her bir taç yaprağı ilk kez sahneye çıkar ve ortaya çıkan şekil, uçuş halindeki bir tropik kuşun görüntüsünü yansıtır.ilk 3 ila 5 yıl çiçek açmayabilir. starliçe anlamları, neşe ve cennetin yanı sıra beklenti ve heyecanı içerirevli çiftlerin 9. evlilik yıldönümlerinde birbirlerine vermeyi tercih ettikleri çiçek olarak tanınıyor.

devamını gör...
futbol kulüplerinin taraftardan para istemesi
istemelerinde sorun yok. ama verenleri anlayamıyorum. kardeşim adam senin muhtemelen 50 sene çalışsan doğal yollardan kazanamayacağın parayı bir haftada cukka edecek. bırak onu alanlar düşünsün değil mi? yok sms yok cart curt. twitch yayıncılarını geçtiler anasını satayım. *
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"duygusal zeka,
bütünden ayrıntıya ulaşmaktır..
önemseyin.."
buradan

tanrım..
"bana, bir çiçeğe bakmak için "yavaşlamayı" öğret.."
bütünden ayrıntıya ulaşmaktır..
önemseyin.."
buradan

tanrım..
"bana, bir çiçeğe bakmak için "yavaşlamayı" öğret.."
devamını gör...
saçma türk adetleri
-düğün zamanı gelinin bilmem çeyiz parası, yok kına altını, kurdele kesmiyor, kapıyı tutana para vs vs hani evlilik zaten pahalı bir şey bi de bunlar devreye girince insan ayar oluyor. ( geçen gün bir gelin yarım altın yerine bilezik istiyorum diye arabadan inmedi ahshdhs inanılır gibi değil!)
devamını gör...
impostor sendromu
impostor sendromu (sahtekar sendromu) ilk olarak 1978 yılında psikolog suzanne ımes ve pauline rose clance tarafından tanımlanıyor. başlangıçta bu çalışmalarda ımpostor sendromu’nun yalnızca profesyonel iş yaşamına sahip kadınları etkilediği düşünülse de ikili cinsiyet yaklaşımıyla yapılan son araştırmalar, her iki cinsiyetten de bu sendromu yaşayan insanların, geniş bir aralığa sahip olduğunu ortaya koyuyor. farklı cinsiyet kimlikleri, meslek grupları ve hatta öğrencilerde de bu sendroma rastlamak mümkün. sendroma sahip bireyler, yaşadıkları duygu durum yoğunluğuna göre depresyon ve anksiyete de yaşayabiliyor ve bazen başarılı kariyerlerinden de vazgeçebiliyorlar.
başarılı insanlar başta olmak üzere, geniş bir yelpazede, insanları bu kadar etkileyen ımpostor sendromu hakkında ilk bilinmesi gereken şey, bu durumun patolojik bir hastalık olmadığı. ımpostor sendromuna sahip bireyler, genellikle başarılı ancak başarılarını içselleştiremeyen; başarısının kendi yetenek ve çabasından ziyade tesadüfen ve şans eseri olduğuna inanan ve tesadüfe dayalı kariyerinin, bir gün fark edileceği suçluluğu ile sürekli şüphe ve kaygı içerisindedirler. sendromun “sahtekar” olarak kavramsallaştırılması da “şans eseri” elde edilen başarının, kişi tarafından, bir gün fark edilecek bir sahtekarlık olarak algılanmasına dayanıyor ve bu sebeplerle sahtekar sendromuna sahip bireyler için başarı, mutluluk kaynağı olmaktan ziyade kaygı ve rahatsızlık verici bir hal alıyor.
devamını gör...
1906 san francisco depremi
san andreas fayı'nın neden olduğu 7,8 büyüklüğünde olan ve 50 saniye boyunca sürerek 3000'den fazla kişinin ölümüne neden olan doğal afet.
sabaha karşı saat 5:12'de gerçekleşen depremin tarihi 18 nisan 1906.
depremden geride kalan enkazda şehir genelinde çıkan ve büyük san francisco yangını olarak anılan yangın, şehirdeki durumu daha da zorlaştırmıştır. doğal gaz patlamaları, şehrin hemen hemen her yerinde yangına neden olmuştur. şehirdeki insanların depreme karşı sigortası yoktur. fakat çoğu, yangına karşı sigortalıdır. bu nedenle sigorta şirketleri, yangınların kasıtlı çıkarıldığını iddia etmiş ve birçok insana para ödemeyi reddetmiştir.
depremin ardından, evlerinden eşyalarını almaya çalışan insanların yaklaşık 500 tanesi, askerlerin onları yağmacı sanması nedeniyle vurularak öldürülmüştür. 200.000'e yakın insan ise evsiz kalmıştır.
sabaha karşı saat 5:12'de gerçekleşen depremin tarihi 18 nisan 1906.
depremden geride kalan enkazda şehir genelinde çıkan ve büyük san francisco yangını olarak anılan yangın, şehirdeki durumu daha da zorlaştırmıştır. doğal gaz patlamaları, şehrin hemen hemen her yerinde yangına neden olmuştur. şehirdeki insanların depreme karşı sigortası yoktur. fakat çoğu, yangına karşı sigortalıdır. bu nedenle sigorta şirketleri, yangınların kasıtlı çıkarıldığını iddia etmiş ve birçok insana para ödemeyi reddetmiştir.
depremin ardından, evlerinden eşyalarını almaya çalışan insanların yaklaşık 500 tanesi, askerlerin onları yağmacı sanması nedeniyle vurularak öldürülmüştür. 200.000'e yakın insan ise evsiz kalmıştır.
devamını gör...


