anın fotoğrafı

"sevmek ne uzun kelime
dokunulmasa da görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak...
susuşların anlattıklarını dinlesek."
cemal süreya
devamını gör...
ermolettin
vatani görevini yerine getirmek için yarın askere gidecek olan sözlüğün demirbaş yazarı.
30 gün süreyle hesabını dondurup yeniden aramıza dönecekmiş. hayırlı tezkereler olsun efendim.
30 gün süreyle hesabını dondurup yeniden aramıza dönecekmiş. hayırlı tezkereler olsun efendim.
devamını gör...
vizontele
2000 yılında yapılmış 2001 yılında gösterime girmiş yönetmenliğini yılmaz erdoğan, ömer faruk sorak'ın üstlendiği yapımcılığını necati akpınar'ın yaptığı ve yine yılmaz erdoğan'ın kaleminden dökülen komedi filmidir.
oyuncuları,
yılmaz erdoğan
demet akbağ
altan erkekli
cezmi baskın
cem yılmaz
şebnem sönmez
bican günalan
erdal tosun
şafak sezer
can kahraman
hakkari'de geçen film aslında van'da çekilmiştir. hakkari'nin bir köyüne televizyon gelmesini ve halkın bunu merakla karşılanmasını konu alır film. halkın çektiği bir takım sıkıntılar ve değişik diyaloglarda konu olmuştur. yılmaz erdoğan emin karakterini canlandırmıştır. deli emin kendi şahsına münhasır bir insandır kendileri. ve televizyonun kurulmasında rolü büyüktür.
en bilindik replikleri 'zeki müren de bizi görecek mi?' ve 'radyonun resimlisi' dir.
o dönem için keyifle izlenmiş bir filmdi benim için. gülmüştük eğlenmiştik açıkçası o dönemden sonra hiç izlemedim. ama ben bu ekibi genel olarak seviyorum. zaten son yıllarda yapılan komedi filmlerine bakarsak öpüp başımıza koymamız gereken bir film bence.
2003 yılında devam filmi çekilmiştir. beklenti varken devamı gelmedi ama gelmeyecek anlamına gelmez sanırım.
iyi seyirler...
oyuncuları,
yılmaz erdoğan
demet akbağ
altan erkekli
cezmi baskın
cem yılmaz
şebnem sönmez
bican günalan
erdal tosun
şafak sezer
can kahraman
hakkari'de geçen film aslında van'da çekilmiştir. hakkari'nin bir köyüne televizyon gelmesini ve halkın bunu merakla karşılanmasını konu alır film. halkın çektiği bir takım sıkıntılar ve değişik diyaloglarda konu olmuştur. yılmaz erdoğan emin karakterini canlandırmıştır. deli emin kendi şahsına münhasır bir insandır kendileri. ve televizyonun kurulmasında rolü büyüktür.
en bilindik replikleri 'zeki müren de bizi görecek mi?' ve 'radyonun resimlisi' dir.
o dönem için keyifle izlenmiş bir filmdi benim için. gülmüştük eğlenmiştik açıkçası o dönemden sonra hiç izlemedim. ama ben bu ekibi genel olarak seviyorum. zaten son yıllarda yapılan komedi filmlerine bakarsak öpüp başımıza koymamız gereken bir film bence.
2003 yılında devam filmi çekilmiştir. beklenti varken devamı gelmedi ama gelmeyecek anlamına gelmez sanırım.
iyi seyirler...
devamını gör...
çocukken ansiklopedi okumak
evde gazete kuponu ile alınan anabrittanica ları alfabetik sıraya göre okumak, zevkli bir çocukluk aktivitesiydi.
ama en unutulmazı anatomi atlasınsından çocukların leylekler tarafından getirilmediğini, kadın, erkek genital organları eve doluşan bir sürü meraklı çocuk birlikte öğrenmekti.
anılar anılar...
ama en unutulmazı anatomi atlasınsından çocukların leylekler tarafından getirilmediğini, kadın, erkek genital organları eve doluşan bir sürü meraklı çocuk birlikte öğrenmekti.
anılar anılar...
devamını gör...
akraba evliliği
devamını gör...
neden 1000 değil de 800 tanım sorunsalı
800'ün 1000'e tamamlanabilmesi için kaç gerek? evet 200.
1000'i 200'e bölersek kaç çıkar? evet 5.
5 çarpı 800 kaç peki? evet 4000.
800'ün kaç sıfırı var peki? 2.
4000'den 2 sıfır atarsak elimizde ne kalır? evet, doğru bildiniz. 40.
(bkz: mhp'nin 40. yıldönümü kutlu olsun)
1000'i 200'e bölersek kaç çıkar? evet 5.
5 çarpı 800 kaç peki? evet 4000.
800'ün kaç sıfırı var peki? 2.
4000'den 2 sıfır atarsak elimizde ne kalır? evet, doğru bildiniz. 40.
(bkz: mhp'nin 40. yıldönümü kutlu olsun)
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
efendim, uzun zaman olmuştu şirinler köyünden ayrılalı. geri döndüğümde gördüm ki, bizim bengarip yine nokta atışı bir tema ile radyo yayınına devam ediyor. konu; “anısı olan şarkılar olunca” bülbülün güle avazı kıvamında olan ses tonum ile programa katılmak istedim. perşembe akşamı buluşmak üzere…
frekanslarınıza kuşlar konsun, notalarınız havalarda uçuşsun.
iyi yayınlar.
frekanslarınıza kuşlar konsun, notalarınız havalarda uçuşsun.
iyi yayınlar.
devamını gör...
michael collins
birkaç saat önce hayata gözlerini yuman, apollo 11'de ay'a yolculuk gerçekleştiren üç astronottan biridir. collins, yörüngede ay yüzeyindeki arkadaşlarını beklerken dünya'nın en yalnız insanıydı.
devamını gör...
mabel matiz
dinlemekten zevk aldığım bir sanatçı. güzel bulduğum bir şarkısını şuraya iliştireyim.
devamını gör...
asabi ve sinirli bir kişiliğe sahip olmanın getirileri
çoğu zaman haksız olursunuz ve toksik olarak görülürsünüz.
devamını gör...
vatan hainliği örnekleri
düşünmek, sorgulamak, hak talep etmek...
devamını gör...
kendi profiline bakan var mı diye bütün kutucuklara bakmak
aslında çok keyifli lan hele bir de yakalarsam.
hemen baskın basanındır diyerekten profiline dalıyor bildirimler gönderiyorum. bu yakalandın eller yukarı demek oluyor.
hemen nasıl profili terkediyorlar görmeniz lazım, sanki fuhuş operasyonundan kaçar gibi*.
hemen baskın basanındır diyerekten profiline dalıyor bildirimler gönderiyorum. bu yakalandın eller yukarı demek oluyor.
hemen nasıl profili terkediyorlar görmeniz lazım, sanki fuhuş operasyonundan kaçar gibi*.
devamını gör...
yazarların olmak isteyeceği ev eşyası
kitaplık.
devamını gör...
hatim indirmek
kur’an-ı kerim'i baştan sona kadar okuyarak ya da ezberden söyleyerek bitirmek.
devamını gör...
serendipity
tam çevirisi olmamakla birlikte; mutlu kaza, aramazken bulunan, mutlu tesadüf olarak türkçeye çevrilen kelime.
kelime ilk olarak 1754 yılında horace walpole'un arkadaşına yazdığı bir mektupta kullanılmış. etimolojik olarak ele alındığında ise "serendib'in üç şehzadesi" adlı eski bir pers masalına dayandığını görürüz.
masalda şehzadelerin kaza yolu ile birtakım şeyleri keşfetmesi anlatılır. tabii, hikayede mutlu son vardır.
walpole, bu hikayeden esinlenerek kelimeyi kullanmış ve literatüre geçmesini sağlamıştır.
kelime ilk olarak 1754 yılında horace walpole'un arkadaşına yazdığı bir mektupta kullanılmış. etimolojik olarak ele alındığında ise "serendib'in üç şehzadesi" adlı eski bir pers masalına dayandığını görürüz.
masalda şehzadelerin kaza yolu ile birtakım şeyleri keşfetmesi anlatılır. tabii, hikayede mutlu son vardır.
walpole, bu hikayeden esinlenerek kelimeyi kullanmış ve literatüre geçmesini sağlamıştır.
devamını gör...
günümüzü güzelleştiren incelikler
kafa storedan 1 karma puana rozet almaktır.
devamını gör...
insan
yaratılmışların en üstünü olan insan. doğası gereği kendini korumak amacıyla yaratılmış olduğu ilk günden itibaren hayata tutunabilmek amacıyla sürekli üreten, gelişen, geliştiren ve kendini doğaya karşı ayakta tutmaya çalışan bir canlıdır. tüm bu olumlu yönlerine karşın tabiki olumsuz yönleri de yok değil.
doğaya karşı sürekli kendini korumakla yükümlü olan insan aynı zamanda doğaya karşı acımasız bir varlık olmaktan da geri durmuyor. en basit örneği ile bakacak olursak insan oğlunun üretmeye ve geliştirmeye başladığı ilk günden itibaren doğa ile arasında çok çetin bir savaş meydana gelmektedir. bu savaşın gözle görülebilir en büyük göstergesi ise küresel ısınma değil midir? onlarca yıldır varlığımızı sürdürebilmek amacıyla doğaya verdiğimiz zarar onu hasta etmemişmidir? tıpkı şu an tüm insanlık olarak savaştığımız corona gibi doğa da hastalanıp küresel ısınma ile savaşmakta. ama tek bir fark var aramızda, bizler bu virüsü bir şekilde atlatırız ama verdiği tepkiden de anlaşılacağı üzere doğa tüm bu yıkımı atlatabilir mi bilemiyorum.
işte insan olmak belki de benim gözümden böyle bir şey.
doğaya karşı sürekli kendini korumakla yükümlü olan insan aynı zamanda doğaya karşı acımasız bir varlık olmaktan da geri durmuyor. en basit örneği ile bakacak olursak insan oğlunun üretmeye ve geliştirmeye başladığı ilk günden itibaren doğa ile arasında çok çetin bir savaş meydana gelmektedir. bu savaşın gözle görülebilir en büyük göstergesi ise küresel ısınma değil midir? onlarca yıldır varlığımızı sürdürebilmek amacıyla doğaya verdiğimiz zarar onu hasta etmemişmidir? tıpkı şu an tüm insanlık olarak savaştığımız corona gibi doğa da hastalanıp küresel ısınma ile savaşmakta. ama tek bir fark var aramızda, bizler bu virüsü bir şekilde atlatırız ama verdiği tepkiden de anlaşılacağı üzere doğa tüm bu yıkımı atlatabilir mi bilemiyorum.
işte insan olmak belki de benim gözümden böyle bir şey.
devamını gör...



