epsilon (yazar)
bir tanımımın üzerine kısa bir sohbetimiz oldu, analiz yeteneği gerçekten çok iyi. kendisini tanımıyorum ama bildiğim tek yönü bu olduğu için efsunlandım bu yüzden hahahahahahaha.
yeteneği ve kalemi daim olsun!
yeteneği ve kalemi daim olsun!
devamını gör...
mahlassızım
üst üste kötü haberler alıyorum. daha biraz önce gitmesinin şokunu atlatamadığım sevgili arkadaşlarımın hüznünü sindirememişken yenileri ekleniyor. iyi yazarlar beyaz atlara neden binip binip gidiyorlar? olmuyor ama böyle. hiçbir sohbetimiz olmamasına rağmen geldiğim ilk günlerden beri takipleştiğimiz, okumaktan haz aldığım yazar arkadaşım. eh gelin artık, etmeyin böyle.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
"biri sustursun beni!"
adam odasından deli gibi çıktı kafasında bu cümle ile, kapısını bile kilitlemeden iki katı neredeyse koşarak indi, "yaşar abisinin" kapısını da aynı tezcanla çaldı, o kapıyı açasaya kadar içerde televizyon seyreden otelci yanında bitti, "ne oldu?, napıyosun?" diye sordu, adam cevap bile vermedi, kapıyı açan yaşar abisine "içecek neyin var?" diye sordu. gecenin bir köründe yarı deli çok aşık birini karşısında gören ihtiyar adam şaşırmadı bile, böyle hikayelere alışıktı.
"şarap var ama ucuz olandan, sen içmezsin..." daha lafı bitmeden adam çoktan "ver" demişti bile, gürültü ve seslere uyanan ürkek bakışlı somali'lerin gözü önünde şişeyi kafaya dikti adam, son yenilgisi değildi bu, alışıktı.
merdivenlere doğru - bu sefer - yavaş adımlarla giderken arkasından gelen "iyi değil, ne olmuş acaba?" konuşmalarını duydu, ilk basamağı kocaman bir yudum ve gülümseme ile aştı.
odasına girdi, kapıyı kilitledi, plastik bir bardak buldu, şarabı ona boca etti, kemıl soft paketinin son askerini yaktı.
ilk duman, ilk yudum!
sonra fark etti, beynindeki ses değişmişti, sadece küfredip duruyordu artık "allah belanı versin kadın" diye.
kulaklığını taktı, anca gizli saklı mecralara layık şarkıyı açtı.
kadının beğenip 2 kez dinlediği şarkıyı.
saat tam 01:42 idi.
adam odasından deli gibi çıktı kafasında bu cümle ile, kapısını bile kilitlemeden iki katı neredeyse koşarak indi, "yaşar abisinin" kapısını da aynı tezcanla çaldı, o kapıyı açasaya kadar içerde televizyon seyreden otelci yanında bitti, "ne oldu?, napıyosun?" diye sordu, adam cevap bile vermedi, kapıyı açan yaşar abisine "içecek neyin var?" diye sordu. gecenin bir köründe yarı deli çok aşık birini karşısında gören ihtiyar adam şaşırmadı bile, böyle hikayelere alışıktı.
"şarap var ama ucuz olandan, sen içmezsin..." daha lafı bitmeden adam çoktan "ver" demişti bile, gürültü ve seslere uyanan ürkek bakışlı somali'lerin gözü önünde şişeyi kafaya dikti adam, son yenilgisi değildi bu, alışıktı.
merdivenlere doğru - bu sefer - yavaş adımlarla giderken arkasından gelen "iyi değil, ne olmuş acaba?" konuşmalarını duydu, ilk basamağı kocaman bir yudum ve gülümseme ile aştı.
odasına girdi, kapıyı kilitledi, plastik bir bardak buldu, şarabı ona boca etti, kemıl soft paketinin son askerini yaktı.
ilk duman, ilk yudum!
sonra fark etti, beynindeki ses değişmişti, sadece küfredip duruyordu artık "allah belanı versin kadın" diye.
kulaklığını taktı, anca gizli saklı mecralara layık şarkıyı açtı.
kadının beğenip 2 kez dinlediği şarkıyı.
saat tam 01:42 idi.
devamını gör...
insanı rahatlatan bitki kokuları
gul, leylak, lavanta ...
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
başka uygulamalara girmeyi unutuyorum. girmiyorum değil unutuyorum direkt. bağımlı olduk iyi mi?*
devamını gör...
marshall eriksen
doğma büyüme minnesota'lı, bileğini kessen kanı mor-beyaz akan (bkz: minnesota vikings), lily aldrin gibi bir şırfıntıya gönlünü kaptırmış how i met your mother karakteri.
devamını gör...
kendisine verilen tableti satan öğrenci
mülkiyet hakkı'na ne oldu? bu ülkede kimsenin mülkiyet hakkı yok gerçekten.
devlet her çocuğa tablet dağıtmayı taahhüt ettiyse zenginin çocuğuna da verecek fakirin çocuguna da.
ama devlet aylık geliri 8 bin türk lirasının altında olan ailelerin çocuklarına tablet vermeyi taahhüt ettiyse o zaman bunu yapacak. bir ülkenin kanun ülkesi mi, kabile ülkesi mi olduğu bunun gibi küçük detaylarla belirleniyor. sözleşmeleri okumadan imzalamayın diye boşuna demiyorlar.
koca devlet bir çocuğun sattığı tabletin peşine düşecek şimdi. ne günlere kaldık.
devlet her çocuğa tablet dağıtmayı taahhüt ettiyse zenginin çocuğuna da verecek fakirin çocuguna da.
ama devlet aylık geliri 8 bin türk lirasının altında olan ailelerin çocuklarına tablet vermeyi taahhüt ettiyse o zaman bunu yapacak. bir ülkenin kanun ülkesi mi, kabile ülkesi mi olduğu bunun gibi küçük detaylarla belirleniyor. sözleşmeleri okumadan imzalamayın diye boşuna demiyorlar.
koca devlet bir çocuğun sattığı tabletin peşine düşecek şimdi. ne günlere kaldık.
devamını gör...
eşek hoş laftan ne anlar
bu sözün doğrusu, her zaman olduğu ve olacağı gibi, eşek hoşaftan ne anlardır.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
maç muhabbeti abi! accayip ayar olurum.... takımın antrenörünün geçmişinden tut da oyuncunun ayakkabı numarasına kadar her gereksiz ayrıntıyı bilirler, takıma kim girdi kim çıktı, 3 ay önceki maçta kim oynadı kim oynamadı, hepsini takip ederler... işin mi yok birader! hayatında başka birşey yok mu senin ya, bu kadar detaya yer veriyorsun kafanda!
devamını gör...
insanın salak sanılması
akıllı sanılmasından daha iyidir.
iyi salak rolü yaparsanız aslından baya avantajlı bir durumdur.
iyi salak rolü yaparsanız aslından baya avantajlı bir durumdur.
devamını gör...
biz boğaziçi rektörünü tartışırken müslüman bir ülke mars'ın yüzeyine araç fırlatacak
hürriyet yazarı ertuğrul özkök’ün 5 ocak 2021 tarihli “bu müslüman kadın 9 şubat’ta çok önemli bir işi başaracak” yazısında geçen bir ifade.
ifadenin tam hâli şu şekildedir:
--- alıntı ---
“biz boğaziçi* rektörünü tartışırken 9 şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak. mini cooper araba büyüklüğünde bir araç mars’ın yörüngesine oturacak. ve bu, birleşik arap emirlikleri’nin [bae] uzaya gönderdiği bir araç olacak. aracın adı “hope”, yani “umut”. tarihte ilk defa müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor. üstelik güzel bir haber daha var. birleşik arap emirlikleri’nde bu bilimsel mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var. adı sarah al amiri. mars’ın yüzünden 20 bin ile 43 bin metre yükseklikte bir yörüngede dolaşacak olan aracın amacı, gezegendeki meteorolojik değişimleri incelemek. bae, daha önce de uzaya 3 tane yer gözlem uydusu göndermişti. ayrıca geçen yıl rusya’nın soyuz roketine ilk arap astronotu da koydu. peki, bir arap ülkesinin mars’ta ne işi var? proje yöneticilerinden biri şöyle diyor: “mars’a gidiyoruz ama amacımız, mars’a gitmek değil.” ne öyleyse? “asıl amacımız; okul çocuklarına uzay bilinci vermek, esin kaynağı olmak.” aslında bae’nin bu aracı uzaya gönderecek roketi yok. onun için japon mitsubishi şirketinin h-ha modeli bir roketini kullandı. yapılması ve atılması, 200 milyon dolara mal oldu. yani vizyonu, parasal maliyetinden çok yüksek bir proje bu. boğaziçi üniversitesi rektörünü tartıştığımız şu günlerde gözden kaçmasın diye yazıyorum.”
--- alıntı ---
ifadenin tam hâli şu şekildedir:
--- alıntı ---
“biz boğaziçi* rektörünü tartışırken 9 şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak. mini cooper araba büyüklüğünde bir araç mars’ın yörüngesine oturacak. ve bu, birleşik arap emirlikleri’nin [bae] uzaya gönderdiği bir araç olacak. aracın adı “hope”, yani “umut”. tarihte ilk defa müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor. üstelik güzel bir haber daha var. birleşik arap emirlikleri’nde bu bilimsel mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var. adı sarah al amiri. mars’ın yüzünden 20 bin ile 43 bin metre yükseklikte bir yörüngede dolaşacak olan aracın amacı, gezegendeki meteorolojik değişimleri incelemek. bae, daha önce de uzaya 3 tane yer gözlem uydusu göndermişti. ayrıca geçen yıl rusya’nın soyuz roketine ilk arap astronotu da koydu. peki, bir arap ülkesinin mars’ta ne işi var? proje yöneticilerinden biri şöyle diyor: “mars’a gidiyoruz ama amacımız, mars’a gitmek değil.” ne öyleyse? “asıl amacımız; okul çocuklarına uzay bilinci vermek, esin kaynağı olmak.” aslında bae’nin bu aracı uzaya gönderecek roketi yok. onun için japon mitsubishi şirketinin h-ha modeli bir roketini kullandı. yapılması ve atılması, 200 milyon dolara mal oldu. yani vizyonu, parasal maliyetinden çok yüksek bir proje bu. boğaziçi üniversitesi rektörünü tartıştığımız şu günlerde gözden kaçmasın diye yazıyorum.”
--- alıntı ---
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
antik roma'da zengin ile fakir, köle ile hür ya da yönetici ile memur denilen sınıflar bir arada yaşardı. kente yeni gelen bir kişi, kimin köle ya da kimin hür olduğunu dışarıdan bakarak anlayamazdı. evleri bile iç içe, yan yana veya üst üsteydi. bir evde roma konseyinin üst düzey bir üyesinin yaşadığını görürken hemen yanında hayatını köle olarak geçiren birini görmeniz mümkündü.
bir gün roma konseyine yani asiller meclisine bir senatör tarafından teklif gelir. "roma'da kimlerin asil olduğu kimlerin köle olduğunu anlamak çok güçtür ve köle olanlar bundan böyle tek tip kıyafet giysin" denilir ve bu konu günlerce tartışılır.
en son meclisten çıkan karar şudur.
"sadece köle vatandaşların sayısı hür olanlardan çok fazladır ve eğer bu köleler tek tip kıyafet giyerler ise ne kadar kalabalık olduklarını fark ederler ve bu da roma için ciddi bir tehdit oluşturur."
böylelikle roma'da asla bu sistem uygulanamaz ve devamında gelen yönetimler ise aynı kararı emsal alırlar kendilerine.
-gören erdoğan
devamını gör...
sözlük yağcıları sorunu
yahu yettiniz denilesi başlık.
bir moderatörümüzün yazdığı "şu an offline'ım, başka moda yazar mısınız" cümlesi neyin problemini yaratıyor anlamış değilim.
burada para karşılığı hizmet mi satıyoruz arkadaşlar?
sözlüğe sahip çıkanları da yağcı, ocu bucu gibi tasvir etmeyi bir bırakalım.
kimse, bir mecrayı sahipleniyor diye yağcı olmaz.
uzun lafın kısası, geçiniz.
bir moderatörümüzün yazdığı "şu an offline'ım, başka moda yazar mısınız" cümlesi neyin problemini yaratıyor anlamış değilim.
burada para karşılığı hizmet mi satıyoruz arkadaşlar?
sözlüğe sahip çıkanları da yağcı, ocu bucu gibi tasvir etmeyi bir bırakalım.
kimse, bir mecrayı sahipleniyor diye yağcı olmaz.
uzun lafın kısası, geçiniz.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
canım sıkılınca kendi kendime konuşuyorum. laf lafı açıyor.
(bkz: kendi kendine konuşmak)
(bkz: kendi kendine konuşmak)
devamını gör...
sadece kendinize değil çocuklarınıza torunlarınıza da yazık ettiniz
aklı, bilimi, sanatı ardınıza attınız, asırlar boyu uydurduğunuz din ve kokuşmuşluğunuzla içinizden düşmanlar yarattınız, birbirinizi doğradınız. cehalet içinde aç kaldınız, sorgulamadan, sarayların sahiplerine köle ve kul olmaktan öteye gidemediniz. ve son olarak; dışınızı beğenilen şekle dönüştürerek güzel görünmeye çalıştınız ama, içinizdeki kir ve karanlığı örtemediniz, saklayamadınız.
devamını gör...
bilemiyorum altan
başrollerini cem yılmaz ve mazhar alanson'un paylaştığı 1998 yapımı her şey çok güzel olacak filminde geçen, insanın bilemediği her duruma cuk diye oturan bir replik.
devamını gör...
g3 piyade tüfeği
yazarlar ! müsadenizle g3'ü arz ederim.
7.62mm çapında 102 santim boyunda, şarjörle beslenen ve hava ile soğuyan, barut gazının geri tepmesi, icra yayının ileri itmesiyle yarı otomatik veya otomatik olarak atış yapabilen tek erin temel muharebe silahıdır.
1985 model severek kullandığım bir silahtı kendisi. zor zamanlarında yanında olur, arada bir trip atsa da güzel ayrıldık. ilgi delisiydi sürekli bakım istiyordu yoksa trip atıp duruyordu.
7.62mm çapında 102 santim boyunda, şarjörle beslenen ve hava ile soğuyan, barut gazının geri tepmesi, icra yayının ileri itmesiyle yarı otomatik veya otomatik olarak atış yapabilen tek erin temel muharebe silahıdır.
1985 model severek kullandığım bir silahtı kendisi. zor zamanlarında yanında olur, arada bir trip atsa da güzel ayrıldık. ilgi delisiydi sürekli bakım istiyordu yoksa trip atıp duruyordu.
devamını gör...
yoldaş'ın yazarlara çay dağıtmaması
bir eksiklik, vizyonsuzluk. lider dediğin çay dağıtır. yazık.
devamını gör...

