kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözleri tatyos efendi'ye ait uşşak makamında, sofyan usûlünde şarkı. barış manço,müzeyyen senar ve daha bir çok sanatçı bu eseri kendi yorumları ve tarzlarıyla seslendirmiştir.benim içinde yeri apayrıdır ruhu bir başkadır... eser hey heeey le başlar takat yetmiyor ile biter.
içteki serzenişin ruhun sukûnetini sağlaması bu olsa gerek. (bkz: müzik ruhun gıdasıdır)
devamını gör...

estetik cerrahi ciddi bir sektör olmuş durumda.

birkaç sene içinde her şey mümkün olabilir diye düşünüyorum.
devamını gör...

alfred adler' in insanı tanıma sanatı kitabında bu konuda ifade edilmiş.ayrıca halit ziya uşaklıgilin ruhun lisanı ilm-i sima (kitap) ) kitabında insanların yüzlerinde görebildiğimiz göz, ağız, burun, kulak, çene gibi uzuvlara bakarak karakteri hakkında çıkarımlarda bulunabileceğimizi anlatıyor. bu ilim ile ilgilenen birçok bilim insanı mevcut. erzurumlu ibrahım hakkı'nın marifetname (kitap) kitabında da bu konudan bahsedilmiş.
devamını gör...

ay ne güzeldir...
bkz: ölü ayağına yatmak
devamını gör...

leyla ile mecnun'dan metonya kralı metin olmak isterdim. adam kral daha ne olsun.
devamını gör...

sevinmem mi?!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ve son..
devamını gör...

stanislaw lem tarafından 1961'de kaleme alınan bilim kurgu romanı. andrei tarkovsky'nin 1972 sinema uyarlamasıyla da bilinir.

yüzeyi okyanusla kaplı bir gezegeni araştırmaya giden bir grup bilim insanını konu alır. ana karakterimiz istasyondaki diğer karakterlerin garip davranışlarını anlamaya çalışırken kendi zihninde de sıra dışı olaylar vuku bulmaya başlar.

kitap sürükleyici bir hikayeye ve güzel karakterlere sahip. aynı zamanda bazı bölümlerde inanılmaz detaylı betimlemeler var. kesinlikle okunmaya değer bir eser.
devamını gör...

orhan pamuk'un en sevdiğim kitabi. kemal ve füsun'u anlatıyor kitap. rutin haline gelen akşam oturmalarını okurken kemal'e çok acımıştım kitabin son cümlesini okurken yine çok acıdım.

masumiyet müzesi kitaptan sonra gerçekten oluşturulmuş bi müzedir. hayatinizda özel bir yeri olan insanla gezdiğiniz zaman*) kitaptaki hisleri birebir yaşayabileceğiniz bir müze aynı zamanda.
devamını gör...

birinciliği nasıl kaptırmış hayret doğrusu.
devamını gör...

normal şekilde halkın karşısına çıkacak cesaret ve yüzleri olmadıkları için artık kılık değiştirip çıkmaya başlamışlar.iyi bir şey dediğini sanırken, aslında ne kadar da kötü bir halde olduklarını itiraf etmişler. (bkz: ahahaha)

ayrıca şimdi anlaşıldı sokak röportajlarında "telefonunu çıkar, ekonomi kötü ama akp" diyenlerin kim olduğu.
devamını gör...

"haa tamam abi".

arkadaşımla bir konu üzerine konuşurken bana, konuyu anladığını belirten bu mesajı atmıştı.


tanım: en son aldığımız whatsapp mesajını paylaştığımız başlık.
devamını gör...

pek çoğunun dediği gibi ef klavye değil, harflerin türkçe okunuş biçimine göre fe klavyedir.

ihsan yener anlatıyor: ''1946'dan itibaren türkçe'nin yapısına uygun, standart bir klavye oluşturulması için resmi makamlara dilekçe verdim. ''bilimsel bir klavye yapın, sizin yaptığınızı kabul edelim'' dediler. bunun üzerine yabancı uzmanların da bulunduğu bir komisyon kuruldu. türkçe'de kullanılmakta olan tüm kelimelerin istatistiğini türk dil kurumu’nun kılavuzundan yararlanarak çıkardık. 29,934 kelime içinde hangi harften kaçar adet bulunduğunu tespit ettikten sonra, parmakların fiziksel güçleri ve hareket özelliklerini de esas alarak harfleri düzenledik. ellerin kullanım yüzdesini de hesaba katarak yaptığımız klavyede sol elde yaklaşık yüzde 49, sağ elde yüzde 51 oranında kullanılacak şekilde harfleri yerleştirdik. türkçe’nin fonetik özelliğine uygunluk açısından sesli harfleri sol elde topladık. gümrük kanunlarına da ''bundan sonraki ithalat standart türk klavyesine uygun olacak'' diye bir madde kondu. 1974 yılında tüm daktilolar f klavyeydi.''
''türkiye’de o zamanlarda 40 bin kadar yazı makinesi vardı. 40 bin yazı makinesini bırakalım dedik. biz, geleceği kurtaralım dedik, tıpkı atatürk’ün yaptığı gibi.''

türkçe’ye en uygun klavye olan f klavye, uzun çalışmalardan sonra daktilolarda en kolay, en hızlı ve hatasız yazmak amacıyla üretilmişti. türkçe’de çok sık kullanılan seslerin karşılığı olan harflerin f klavyede kolay ulaşılabilecek yerlere yerleştirildiğini, türkçe’deki harflerin kullanılma oranları, ünlü-ünsüz ses ilişkileri, hece ve söz yapısı, parmakların kuvvet, yetenek ve işleklikleri göz önünde bulundurularak üretilen f klavye, bu özellikleri bakımından türkçe’ye uyduruk q klavyeden çok daha uygundur.

ps: bu tanım q klavye ile yazılmıştır.
devamını gör...

bu görselden bir hikâye çıkar be.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ona derler mutlu olmayı bilen biri,
yetmedi mi sana dünyanın kiri,
bu sene tekirdağ'da kirazlar çok iri,
yiyen ölü, oluyor birden diri
devamını gör...

öpüşürken düşünüyorsanız, o ilişkide bir cacık yok demektir. tutkunun, cinsel çekimin olmadığı durumlarda öpüşmek ancak beta sürümü ergen denemesi olabilir. öpüşürken aklınız gitmiyor, bilinciniz kaybolmuyorsa boşuna öpüşmeyin derim. çabanıza yazık zira. hisler yoğunlaşabilir, anlık farklı hisler hissedilbilir ve buna bir ad koyulabilir ama öpüşürken bir şey düşünülmez muhasebe yapar gibi. yine de aksi düşüncede güzel bir entry görürsem fav veririm.
devamını gör...

bilim felsefesinin bir alt bölümü olarak biyoloji felsefesi… kategorik olarak, bilim felsefesinin bütün alt bölümlerinden farklıdır.

‘evrim ve evrimin ürünü olarak insan’ disiplinin ilk konusudur. darwin’den bu yana bi çığ gibi büyüyen evrim dosyası, geniş kavramsal çerçevesiyle tartışılmaya henüz açılmış çok geniş bi alana haiz. kuramın kendisinden türler arası benzerliğe, seçilimin birimlerinden uyarlanımcılığa, sosyobiyolojiden evrimsel psikolojiye kadar çok geniş bir yelpaze…

en göze çarpan tartışmalardan biri, biyolojide genelgeçer yasalardan söz edilip edilemeyeceğidir. biyologlar buna williston yasasıyla* cevap vermeye çalışsalar da, felsefeciler bu yasanın bir ceteris paribus olduğunu söylerler. (bkz: ceteris paribus) aslında bilim adamlarıyla felsefeciler arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar. bilim adamları cateris paribus’a fazla bi önem atfetmezlerken, felsefeciler ceteris paribus yasaların, yasa olarak adlandırılamayacağını söyler. bu anlayış farkı, iki disiplinin temelindeki farktan kaynaklanır.

yeni teşekkül eden bu disiplin, yapay zeka konularıyla birlikte geleceğin felseferi arasında yerini almış vaziyette…
devamını gör...

cemaat, ocak , örgüt, mafya ve benzeri insanı robota çeviren oluşumlara katılın. kendinize bir ağa, paşa, şeyh, lider, abi- abla seçin. hayatınızı size ait olmayan fikirler uğruna sürükleyin gitsin. özgürlük sizin nenize.

her bişeyi genelleyin ve sizi eleştireni ötekileştirin, düşman edinin. bol bol nefret edin. ülkemize hoş geldiniz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim