erdal bakkal
-nurten! ben arkadaşlarla bir yere kadar gidip gelicem.karşıdan karşıya geçerken iskenderin elini tutarım.
kireçburnu'nun patavatsız bakkalı, çay onda içilir.eşi nurtenden çok korkar, nurten de korkulmayacak gibi değildir hani.
kireçburnu'nun patavatsız bakkalı, çay onda içilir.eşi nurtenden çok korkar, nurten de korkulmayacak gibi değildir hani.
devamını gör...
sakal bırakınca bile yakışıklı olmamak
son işaret fişeğini kullandığı halde kimse tarafından fark edilmeyen gemi çaresizliğine benzer durum.
şakası bir yana da, güzellik çirkinlik falan boş işler. kendine güvenen insan çekicidir. kendinize güvenin yeter.
şakası bir yana da, güzellik çirkinlik falan boş işler. kendine güvenen insan çekicidir. kendinize güvenin yeter.
devamını gör...
pinhani
kaliteli şarkıları olan, yıllar geçse de eskimeyecek bir grup.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yatarak mahlasımı anlayamazsın
vişne lekesiyle korkutamazsın
aykut kaybeder mi
maç sonunda krampon toplarsın
vişne lekesiyle korkutamazsın
aykut kaybeder mi
maç sonunda krampon toplarsın
devamını gör...
bir kadının bağımlılık yapabilecek özellikleri
şefkatidir.
devamını gör...
unutmak diye bir şey yoktur sadece alışmak vardır
kalbi kırılmış bir aşık söylemi olduğunu düşündüğüm haklı cümle. *
devamını gör...
hayalimdeki türkiye
oğuz atay'ın kitabında okuduğum şu satırlarda saklıdır o türkiye.
herkes istediği mesleği seçecektir. ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaktır.
(bkz: oğuz atay - tutunamayanlar) syf. 241
herkes istediği mesleği seçecektir. ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaktır.
(bkz: oğuz atay - tutunamayanlar) syf. 241
devamını gör...
normal sözlük logosunu kim çizdi sorunsalı
bilinmeyen bir sır sanki iki dakikada benjaminin eline kağıt kalem tutuşturmuşlar o da benden günah gitti demiş gibi ama güzel tatlı ve sempatik aslında bazen sade olmak iyidir net basit olursan kolay anlaşılırsın
şunu fark ettim aslında mottomuza uyuyor bakın:
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
şair benjamin diyor ki kafayı girişte bırak çıkarken alırsın.
şunu fark ettim aslında mottomuza uyuyor bakın:
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
şair benjamin diyor ki kafayı girişte bırak çıkarken alırsın.
devamını gör...
turunculamak
(bkz: portakal atmak)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaz çocuğu olduğunuz zaman sadece ailenizle doğum günü kutlarsınız. 2013 yazında gezi başlamıştı, hayatımın dönüm noktasıydı, olaylara karışmıştım, yurtdışı eğitimim aksamıştı. bir anda kendimi memlekette buldum zaten o haziran'ın ardından bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmadı...
her sene olduğu gibi ailemle kutlayacağım doğum günüm için heyecanlıydım. hediyelerimi ben seçerdim. şımarık bir çocuktum, belki de tek kız çocuğu olmanın avantajıydı, bilemiyorum....
her doğum günüm özel ve yoğundu. ilk doğduğum gün bile skandal bir sabahmış. herkes erkek beklerken kız olmuşum.....
tarihler 2013'ü gösterirken her şeyden habersiz sabah 7'de uyanmış, erkenden kuaförden dönmüş, kıyafetlerimi giyinmiş, mekana gitmek için saat kovalıyordum. her şey çok normaldi. babam geldi, üzerini değiştirdi ve biz tam kapıdan çıkarken bir telefon geldi;
''nasıl, ne zaman, nerede, emin misiniz'' soruları ve ardından kapanan telefon. kuzenim vefat etmiş, babamın ağzından çıkan tek cümle, üzerini değiştir deniz, gidiyoruz.
annem ve babam gitti... akşam kapı çaldı ve kocaman pastam geldi, direkt çöpe gitti. o yaz anneannem de vefat etti.
o günden sonra her doğum günümde anma gününe giderdim.
pastaları sevmem, kendimle ilgili hiç bir kutlamayı sevmem.
beni tanıyan herkes bilir.
bugün annem geldi ve gelirken uçakta kedi ile küçük bir skandal yaşamış.
annem ''yemeğe gidiyoruz'' dedi, sıradan bir yemek olacaktı. gitmeden ''pasta istemediğimi biliyorsunuz'' uyarısı ile en sevdiğim yere gittik.
her şey çok güzeldi, en sevdiğim yerde, her zamanki masamda, en sevdiklerimle rakımı içip muhabbetimi ediyordum. bir anda alkış ve burnuma dayatılan pasta ile şoke oldum.
22 haziran'da anma gününe gitmemiş olmanın huzursuzluğu bir yana, bir adet pasta ile burun buruna gelmenin şaşkınlığı ile dondum kaldım.
o pasta kesilmedi, belki de bir dönüm noktasıydı, anneme göre aşmam gereken bir olay fakat ben aşmaya hazır değilim.
her haziran ayının başında gezi'yi düşünürüm, öncesini ve o süreci ve kuzenimi. birlikte el ele koşup kaçtığımızı...
kim bilir o yaz ankara'da kalmış olsaydım belki de o yaşıyor olacaktı...
annem çok erken saatte uyudu, arayabileceğim herkes uyudu, düşünüyorum, düşündükçe düşünüyorum.
doğduğum tarihin, onun gittiği tarih olması sanırım ömrüm boyunca aşamayacağım bir travma olarak kalacak.
huzurlu bir yer, mutlu olduğuna inanıyorum, uygar!
her sene olduğu gibi ailemle kutlayacağım doğum günüm için heyecanlıydım. hediyelerimi ben seçerdim. şımarık bir çocuktum, belki de tek kız çocuğu olmanın avantajıydı, bilemiyorum....
her doğum günüm özel ve yoğundu. ilk doğduğum gün bile skandal bir sabahmış. herkes erkek beklerken kız olmuşum.....
tarihler 2013'ü gösterirken her şeyden habersiz sabah 7'de uyanmış, erkenden kuaförden dönmüş, kıyafetlerimi giyinmiş, mekana gitmek için saat kovalıyordum. her şey çok normaldi. babam geldi, üzerini değiştirdi ve biz tam kapıdan çıkarken bir telefon geldi;
''nasıl, ne zaman, nerede, emin misiniz'' soruları ve ardından kapanan telefon. kuzenim vefat etmiş, babamın ağzından çıkan tek cümle, üzerini değiştir deniz, gidiyoruz.
annem ve babam gitti... akşam kapı çaldı ve kocaman pastam geldi, direkt çöpe gitti. o yaz anneannem de vefat etti.
o günden sonra her doğum günümde anma gününe giderdim.
pastaları sevmem, kendimle ilgili hiç bir kutlamayı sevmem.
beni tanıyan herkes bilir.
bugün annem geldi ve gelirken uçakta kedi ile küçük bir skandal yaşamış.
annem ''yemeğe gidiyoruz'' dedi, sıradan bir yemek olacaktı. gitmeden ''pasta istemediğimi biliyorsunuz'' uyarısı ile en sevdiğim yere gittik.
her şey çok güzeldi, en sevdiğim yerde, her zamanki masamda, en sevdiklerimle rakımı içip muhabbetimi ediyordum. bir anda alkış ve burnuma dayatılan pasta ile şoke oldum.
22 haziran'da anma gününe gitmemiş olmanın huzursuzluğu bir yana, bir adet pasta ile burun buruna gelmenin şaşkınlığı ile dondum kaldım.
o pasta kesilmedi, belki de bir dönüm noktasıydı, anneme göre aşmam gereken bir olay fakat ben aşmaya hazır değilim.
her haziran ayının başında gezi'yi düşünürüm, öncesini ve o süreci ve kuzenimi. birlikte el ele koşup kaçtığımızı...
kim bilir o yaz ankara'da kalmış olsaydım belki de o yaşıyor olacaktı...
annem çok erken saatte uyudu, arayabileceğim herkes uyudu, düşünüyorum, düşündükçe düşünüyorum.
doğduğum tarihin, onun gittiği tarih olması sanırım ömrüm boyunca aşamayacağım bir travma olarak kalacak.
huzurlu bir yer, mutlu olduğuna inanıyorum, uygar!
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
schrödinger'in kedisi öldü mü?
devamını gör...
iş başvurularında dış görünüşün önemi
girdiği tüm görüşmelerde teklif aşamasına gelen ve yakışıklı olmayan bir çalışan olarak önemli olmadığını düşünüyorum. ancak bu tanım gerçek anlamda kurumsal firmalar için geçerlidir.
devamını gör...
kedi annesi
ruh hastası nedir? kime denir?
sürekli ordan burdan her bulduğu başlıktan gönderme yapan sayın haddini bilmez!
haddini bil!
hiç tanımadığın etmediğin insanlara ordan burdan sallamayı bırak.
bir daha ki adresim direk nickaltın olacak.
hodri meydan!!!
edit: alakası olmayan yazarlardan ses gelmeye başladı. güzel güzel niyetleri öğreniyoruz iyi oluyor. devam edin...
ben bu kadar had hudud bilmez. terbiyeden yoksun insan görmedim ya.
mesaj kutum kapalı ama nickaltım müsait bir sorununuz varsa oraya yazın. başlık başlık kovalamayın ya da başlık açmayın.
komik oluyorsunuz!
sürekli ordan burdan her bulduğu başlıktan gönderme yapan sayın haddini bilmez!
haddini bil!
hiç tanımadığın etmediğin insanlara ordan burdan sallamayı bırak.
bir daha ki adresim direk nickaltın olacak.
hodri meydan!!!
edit: alakası olmayan yazarlardan ses gelmeye başladı. güzel güzel niyetleri öğreniyoruz iyi oluyor. devam edin...
ben bu kadar had hudud bilmez. terbiyeden yoksun insan görmedim ya.
mesaj kutum kapalı ama nickaltım müsait bir sorununuz varsa oraya yazın. başlık başlık kovalamayın ya da başlık açmayın.
komik oluyorsunuz!
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
devamını gör...
kendinden önce başkalarının menfaatini düşünen kişi
değeri bilinmez sadece üzüldüğünüz ile kalırsınız.
devamını gör...
vatan hainliği örnekleri
düşünmek, sorgulamak, hak talep etmek...
devamını gör...
variyet
sigma isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
sözlükte ''zenginlik, servet'' gibi anlamlara gelen sözcüktür.
sözlükte ''zenginlik, servet'' gibi anlamlara gelen sözcüktür.
devamını gör...
günün ünlüsü olmak için eyluling'e gözükmek
eylüling'in bundan haberi varmı peki?
devamını gör...
yazarların dilemek istedikleri özürler
kendimi dinlemeyerek 20 li yaşlarda yurtdışına gidip yerleşmediğim için kendimden özür dilerim.
devamını gör...
hate (yazar)
en şirin modlarımızdan biri olduğunu ispat etti, kamera arkası görüntüleriyle. konuşamıyor demeyin üzülür, zeka küpüdür. sözlüğün çalışkan modlarındandır komiktir ayrıca güldürür bizi baya. var ol hate..
(bkz: aşırı övdüm ver paramı ulen)
(bkz: aşırı övdüm ver paramı ulen)
devamını gör...
