başrollerini seçkin özdemir ve irem helvacıoğlunun paylaştığı atv’nin yeni yaz dizisi. umarım reyting kurbanı olmaz ve kışın da devam eder diyerek başlıyorum anlatmaya;

dün başladım alışılagelmişin dışındaki diziye. iki bölüm izledim, gayet akıcı. göze sokulan vıcık vıcık romantizmli aşk yok. holdingler, yatlar, katlar, altından varaklar yok. fakir güzellemesi yok. tanındık yüzler yok. her bölüm göreceğimiz ekip hariç tabii.

peki ne var bu dizide?

maviş gözler var. öfff buraya parmak basmayacaktım ama ne yapayım herkesinde bir zaafı var kardeşlerim. neyse, devam…

bir klişe olarak cinayet büroda çalışan başkomiserimiz tam bir badboy. başına buyruk, duyguları savruk değil fakat intihar girişiminde bulunup, çatıya çıkan adamı sen misin zırt pırt bizim ekibi yollara düşüren dercesine koşup, iten, anlık kalp krizi geçirten bir serseri. salaş, bakımsız, haldır huldur konuşup, laf sokmayı seven, zeki birisi.

bir de onun zekasına rakip olacak psikologluğu hobi olarak yapan bir ev hanımı var. hanımefendi adeta bir türk sherlock. hatta dizinin giriş introsudaki müzik de sherlocktan uyarlama. insanı otomatikmen iyi hissettiriyor.

dizide göz miktarı kadar espritüellik ve mizah var. şuana dek beş bölümü yayınlanmış. iki bölümde de cinayet var, belki her hafta cinayet olucak ki böylesi iyi. bir cinayeti bir sezon boyunca çözme olayı yok. uzun bakışmalar yok. dizideki kadınlar aldatılıyor, kocaları katil olmakla suçlanıyor ve bu duygular çok hızlı sindiriliyor. ne çabuk hazmediyorsunuz demeye kalmadan diğer sahne meşgul ediyor zihniyetinizi. ben bu akışkanlığa bayıldım. öte yandan olayları çok çabuk sindirdikleri için ya bana duygu geçmiyor, ya da az bilindik yüzler ve figüranlar güzel oynayamıyor. yermiyeyim şimdi de, olurda buralara bakarlarsa eleştirimi de yapayım, iyi oyuncular seçiniz ilerde lütfen. şu mis gibi diziyi harcamayınız.

daha fazla bilgi edinmek veya spoilerlı olsun benim olsun demek isterseniz ünlü youtuber murat soner diziyi kanalında eleştirmiş. ve inanır mısınız o her şeye bok atan adam bile bu diziyi sevmiş. insan hayret ediyor.

şuraya dizinin tanıtımını bırakamıyorum çünkü atv yasaklamış videolarının başka sitelerde paylaşılmasını. yine de bir göz atın. haftada iki saatlik güzel vakit geçirmek için birebir dizi. cips sosu, acılı cips ve buz gibi kolanızı da yanınızda bulundurunuz çiçeklerim.
devamını gör...

ne desin mahmut mu desin?
devamını gör...

'amaaan seninki de dert mi, asıl benim başıma gelenleri anlatıyım' demek suretiyle karşısındakinin derdini küçümseyip, kendi derdinin daha büyük olduğunu düşünerek yapılan teselli bunlardan biridir.
devamını gör...

yıldız tilbe'nin bir magazin muhabirine o... demesi ve sonra özür dilemesinin istenmesi üzerine çıkıp o..lardan özür dilemesi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oğlum, kızım, inandığın şey hurafe. hurafe olmadığına dair en ufak bir kanıtın var mı? kanıtın olmadığını pekala biliyorsun sen de. senin iman dediğin, kalp ile hissediyorum dediğin gazali felsefesini ben kabul etmiyorum. tanrının varlığı yokluğu ise apayrı bir konu. hal böyleyken islam benim için anderson'dan masallar kadar değerli ancak.

şimdi bir an olsun hayata benim gözümden bakmaya çalış. anderson'dan masallara körü körüne inanmış bir topluluk var karşımda. kendi inandığıyla kalsa 'bana ne, yapacak bir şey yok' dersin. ama durum öyle değil ki, kendi masallarında yazanı hukuk kurallarından üstün görüyor bu topluluğun bir kısmı. benim yaşadığım, çalıştığım, vergimi ödediğim ülkemde beni yok sayıyor.

kimi bu ülke müslüman diyor, kimi kızlara açık giyinme diyor, diğeri ramazanda yemek yeme diyor, beriki el ele tutuşmayın diyor, yönetimdeki içinde alkol var diye belli içeçeklere fahiş vergiler koyuyor.

yeter mi, yetmez. bir de masal toplulukları var. fetö gelir darbe yapar, menzil gelir bakanlığa adam sokar. hükümet yanlısı islami vakıfların sayısı binleri aşmış. imam hatipler sürekli pohpohlanıyor. nereden alırlar bu gücü, işte senin anderson masallarına olan körü körüne inancından.

yani neymiş, senin kendi dünya görüşün yokmuş arkadaşım. oy verirken de, siyasi eğilimini belirlerken de, dost-düşman seçerken de, evlenirken de elinde bir masal kitabı. o kitapta benim için ne diyor peki: kafir. benim senin gözündeki değerim bu tek sözcükten ibaret. ben mücadele edilmesi gereken, bu ülkeyi yozlaştıran, köklerinden kopmuş bir bireyim senin gözünde.

hiç bana 'ama gerçek islam bu değil' ile gelme. barlar sokağı deyince, kızlı erkekli öğrenci evi deyince, rakı-balık deyince, mini etek deyince için cız ediyor mu etmiyor mu? içmesen bile alkollü bir mekanda arkadaşlarınla vakit geçiriyor musun? kendin hiç yapmayacak olsan bile sevgilisiyle birlikte yaşayanlara, açık giyinenlere önyargısız bakabiliyor musun, haklarını savunabiliyor musun?

cevabın evet ise sen zaten bir istisnasın, islam ile ne derdimiz var onu da anlıyorsun.
devamını gör...

yer değişikliğinin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisini anlatan atasözüdür. ne yazık ki içinde bulunduğumuz pandemi ve yasaklar döneminde gerçekleştirmesi zor olan durumdur. tıkıldık kaldık dört duvar arasında.
devamını gör...

sözlüğe işini öğretmeye çalışan başlıktır.
lütfen rica ediyorum bu adamı alın sözlük admini yapın. adam sizden iyi biliyor. siz aylarca bir platform kurmayı düşünmüşsünüz ama bunları düşünmemişsiniz. işimbu adlı arkadaş sizin yerinize düşünmüş alın bunu admin yapın.
devamını gör...

2000 yılına kadar tc kimlik numarası yoktu. nüfus artışı ve nüfus memurlarının düzensiz sayımı sebebiyle daha detaylı ve doğru bilgi alabilmek için 2000 yılından sonra tc kimlik numarası kullanılmaya başlanmış.
devamını gör...

şimdiki insanların birçoğunun maymun kadar zeki olmamasından kaynaklıdır.

misal; doktor döven hasta yakını.
devamını gör...

kulağa bilim kurgu gibi gelse de, hepimizin yaptığı şey.

biliyoruz ki 20. yüzyılın başlarında, bugün bildiğimiz şekliyle uzay - zaman tanımlanmıştı. buna göre evrenimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutu olmak üzere 4 boyuttan oluşuyor*. uzay koordinatlarında istediğimiz yöne hareket edebilirken, zaman boyutunda bunu yapamıyoruz.

uzayda herhangi bir uzaklığı hesaplamak istediğimizde öklid geometrisi işimizi görmek için yeterli. örneğin x, y, z koordinat sistemiyle tanımlanmış 3 boyutlu bir düzlemde herhangi bir d uzaklığını şu formülle hesaplıyoruz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu formül, zamanı içermiyor. sadece uzaydaki noktalar arasındaki uzaklıkları hesaplamaya yarıyor. işin içine zamanı da katmamız gerekirse ne olacak? o zaman formülümüz biraz daha farklı bir hâl alıyor:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada artık işin içine ışık hızı (c) ve zaman (t) da giriyor.

uzay - zamandaki herhangi 2 nokta arasındaki uzaklık bir gözlemciye göre 0'sa diğerlerine göre de 0'dır. tek bir boyut, mesela z ekseni doğrultusu için herhangi 2 nokta arasındaki uzaklığın 0 olması durumunu, 2. formüle göre şöyle yazabiliriz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada küçük bir düzenleme yapıp işlemi köklü sayılardan da kurtardığımızda karşımıza şu sonuç çıkar:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha önceki eşitliğin her iki tarafındaki tüm terimleri delta t'ye bölelim:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

en sondaki terimde hem payda hem paydada var olan delta t'ler birbirini götüreceğinden son terimde sadece ışık hızının karesi kalır.

şimdi... eşitliğin sağ tarafındaki eksi işaretli ilk 3 terim ne söylüyor? bir önceki kısacık formüle tekrar bakın. burada z ekseni üzerindeki 2 nokta arası uzaklığın toplam zamana bölümü bize ışık hızını vermişti. yani bu son formüldeki negatif işaretli 3 adet bölme işlemi, x, y ve z eksenleri doğrultusundaki hızlara eşit. referans çerçeveleri ve göreli hareket üzerinden düşünürsek, kendimizi referans aldığımızda kendimize göre uzaydaki x, y ve z boyutlarındaki hızımız 0 olur. bu durumda geriye delta s/delta t = c kalır ki bu da uzaysal boyutlarda hareket etmediğimiz halde, zaman boyutunda ışık hızıyla hareket ettiğimizi gösterir.

"bu işten bir şey anlamadım" ya da "kafama yatmadı" diyenlere farklı bir anlatım için buradan
devamını gör...

1949 malatya doğumlu, kıbrıslı türk ressam.
liseyi limasol'da okudu.
1974'te istanbul güzel sanatlar akademisinin yüksek resim bölümünden mezun oldu.
buradaki eğitimini devrim erbil atölyesi'nde gördü; mezuniyetinin ardından çalışmalarını bir süre viyana'da devam ettirdi.
1972-73 yılında ankara ve istanbul'daki "beş kıbrıslı genç ressam" sergisinde eserleri sergilendi.
ilk kişisel sergisi olan "çocukça 79", 1979'da lefkoşa'da gerçekleşti.
1989'da ankara'da gerçekleşen uluslararası asya-avrupa bienalinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti temsilcisi olarak yer aldı.
devamını gör...

(dergi)
1946 yılında aralarında sabahattin ali, aziz nesin, rıfat ılgaz, mustafa mim uykusuz gibi türkiye’nin önemli edebiyatçılarının bulunduğu haftalık yayınlanan mizah dergisi.toplumcu-gerçekçi halk mizahıyla güldürürken düşündürmeyi amaçlayan bir dergiydi markopaşa. fakat dönemin yöneticilerini güldürmeyi başaramadığı ortada. çünkü markopaşa, kısa yayın döneminde sözünü esirgemeyen, cesur bir tavır sergilemiş; keskin tavrıyla döneminde ana muhalefet görevini üstlenmiştir. bundan dolayı markopaşa’ya sürekli baskı uygulanmıştır.tüm engellere rağmen dönemin en çok satan tirajlarına sahip olmuştur..aziz nesin okuduğum bir kitabında şöyle bahsetmişti: hapishanede olduğu zamanlarda eline kağıt kalem asla verilmezmiş,sabahattin ali genel müdür olduğunda kendisi yazı işleri müdürü olurmuş çünkü sabahattin ali içeri alınırsa aziz nesin yazmaya devam etsin diye.ahh güzel insanlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

e gel beraber yaşayalım bu lüksü teyzecim.
devamını gör...

affedilmeyen geçmiş.
devamını gör...

daha önce çok kez yaşadığım ve bugün seriye yenisini eklediğim olay.

başlığı açan arkadaşın aksine bana hiç iyi şeyler hatırlatmıyor.

hastaneyi hiç sevmem ama hastanesiz de olmuyor elbette.
devamını gör...

tayfun.

hadi yine iyisin isimli şarkısı ile çıkış yapmıştı. sonra kayboldu gitti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

denizin kenarına yayılmış, bahçesinde havaalanı olan, kampüsü bolu dağı gibi manzaralarla dolu üniversitem olur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

canı, güzel büyük bir kampüste 4 sene çeken, gitsin bence.
tek kabahati istanbul'a uzak olması.
o kadar kusur kadı kızında da olur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ebabil.
devamını gör...

neyse yetiştik, iyi yayınlar dilerim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim