herediter sferositoz
eritrosit membranında bulunan ankrin,spektrin,band3-4 proteinlerinin eksikliğine bağlı oluşan hastalıktır.
eritrositler bikonkav hali bozulur,sferosit haline gelir.
klinikte hastalarda genelde sarılık,splenomegali(dalak büyümesi),safra taşı görülür.
genç bir hastada safra taşı saptanması durumunda araştırılmalıdır.
tanı aşamasında mchc düzeyinin yüksekliği ayırt edicidir.
bir diğer yöntem ise ozmotik frajilite testidir.hipotonik ortamda sferositlerin kolayca parçalanması mekanizmasına dayanır.
tedavide mutlak splenektomi(dalağın cerrahi yolla çıkarılması) endikasyonu vardır.
ancak bu sferositoz oluşumunu değil hemoliz yani anemi oluşumunu önler.
eritrositler bikonkav hali bozulur,sferosit haline gelir.
klinikte hastalarda genelde sarılık,splenomegali(dalak büyümesi),safra taşı görülür.
genç bir hastada safra taşı saptanması durumunda araştırılmalıdır.
tanı aşamasında mchc düzeyinin yüksekliği ayırt edicidir.
bir diğer yöntem ise ozmotik frajilite testidir.hipotonik ortamda sferositlerin kolayca parçalanması mekanizmasına dayanır.
tedavide mutlak splenektomi(dalağın cerrahi yolla çıkarılması) endikasyonu vardır.
ancak bu sferositoz oluşumunu değil hemoliz yani anemi oluşumunu önler.
devamını gör...
kitap önerileri
john eaton-keynes'e karşı marx.
devamını gör...
swh kısaltmasının çok samimiyetsiz olması
(bkz: gülücük) yazılmasını önerdiğim başlık . türkçe de karşılığı olan seyler icin yabancı kısaltmaya gerek yoktur bence.
devamını gör...
e-okul öğrenci fotoğrafları
benim 32 diş güldüğüm fotoğraflardır genelde.
millet 66 tane cinayeti olan seri katil gibi poz verirken ben hep gülümserdim.
ama kim bilir, belki de gerçek katil benimdir...
millet 66 tane cinayeti olan seri katil gibi poz verirken ben hep gülümserdim.
ama kim bilir, belki de gerçek katil benimdir...
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
freni tutmayan bir araba ile hiç bilmediğin bir yolda ve karanlıkla ilerlemek gibi sanırım bazen; kaybolmuş gibi, çaresiz gibi hissediyorsun.
yardım çağırmak için durman imkansız, telefonunun da şarjı bitmiş üstelik. yapayalnızsın. sonradan anlatsan abartıyorsun diyecekler kesin sana.
sonra alışıyorsun karanlığa da frenin tutmamasına da. yavaş yavaş paniğin geçiyor, direksiyonu daha sıkı kavrıyor, yola daha dikkatli bakıyorsun. kolların-boynun ağrıyor belki ama dayanabildiğin kadar dayanıyorsun.
sonra artık bir karar vermen gerekiyor ve bodoslama giriyorsun önüne gelen yere.
sonra eğer tam kapsamlı yaptırdıysan kasko karşılıyor her şeyi...
- hep geçer diyorlar ya olric..
sence geçer mi ?
- geçer elbet efendim;
bazısı teğet geçer,
bazısı deler geçer,
bazısı deşer geçer,
bazısı parçalar geçer.
ama mutlaka geçer ..
oğuz atay
yardım çağırmak için durman imkansız, telefonunun da şarjı bitmiş üstelik. yapayalnızsın. sonradan anlatsan abartıyorsun diyecekler kesin sana.
sonra alışıyorsun karanlığa da frenin tutmamasına da. yavaş yavaş paniğin geçiyor, direksiyonu daha sıkı kavrıyor, yola daha dikkatli bakıyorsun. kolların-boynun ağrıyor belki ama dayanabildiğin kadar dayanıyorsun.
sonra artık bir karar vermen gerekiyor ve bodoslama giriyorsun önüne gelen yere.
sonra eğer tam kapsamlı yaptırdıysan kasko karşılıyor her şeyi...
- hep geçer diyorlar ya olric..
sence geçer mi ?
- geçer elbet efendim;
bazısı teğet geçer,
bazısı deler geçer,
bazısı deşer geçer,
bazısı parçalar geçer.
ama mutlaka geçer ..
oğuz atay
devamını gör...
ince şeyler düşünmek için vakit olmaması sorunsalı
ince düşünmek "dur şimdi biraz ince şeyler düşüneceğim " şeklinde olursa bunu en fazla birkaç kez yapabilirsiniz. çünkü aklınıza gelmez pek. ama benim ve kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası nickli yazarımız gibi böyle bir hastalığınız varsa süreye ihtiyacınız yok. çünkü anında incecik düşünceler bir bir oluşuyor beyninizde.
devamını gör...
tanımadığı insana nickaltı giren tip
kardeşim seni entry lerinden tanımışlar üzgünüm.
nickaltı girsin diye sözlüğe kolu komşu akrabayı mı getireceğiz diye düşündüren başlıktır.
nickaltı girsin diye sözlüğe kolu komşu akrabayı mı getireceğiz diye düşündüren başlıktır.
devamını gör...
akümülatör
ıçerisindeki kimyasal enerjiyi belli bir kimyasal reaksiyon sonucu elektrik enerjisine çeviren güç sağlayıcı. asıl amacı marş motoruna ilk ateşlemeyi yapması için gerekli olan elektrik enerjisini sağlamaktır.
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
devamını gör...
meslek hastalığı
--- alıntı ---
sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.
--- alıntı ---
hastalığın meslek hastalığı sayılması için; hastalık etkeninin işyerinde olması ve etkene doğrudan maruz kalan kişilerde görülmesi gerekir. buna göre koronavirüs'ün meslek hastalığı olarak kabul edilmesi büyük bir merakla beklenmektedir. meslek hastalıkları listesi sosyal sigortalar kanunu sağlık işlemleri tüzüğünde yer almaktadır.
sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.
--- alıntı ---
hastalığın meslek hastalığı sayılması için; hastalık etkeninin işyerinde olması ve etkene doğrudan maruz kalan kişilerde görülmesi gerekir. buna göre koronavirüs'ün meslek hastalığı olarak kabul edilmesi büyük bir merakla beklenmektedir. meslek hastalıkları listesi sosyal sigortalar kanunu sağlık işlemleri tüzüğünde yer almaktadır.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
5 dakikalık molanın ilk yarım saatini telefonda geçirmek.
devamını gör...
kendi açıklaması
hayatımda kötü kalpli dediğim, dizilerde, filmlerde karşılaşılacak türden salt kötülükten beslenen 1 tam 1 de yarım insan tanıdım. 32 senede 1.5 insan. baya az. kötülüğü anlamlandırmayı daha doğrusu insanları anlamlandırmayı, sebeplendirmeyi, netice itibariyle de affetmeyi doğru kabul eden biri olduğum için bu kadar az olabilir sayısı bilemiyorum. düşündüm de bunu ama bir şekilde hep kapatmışım galiba defterleri dolayısıyla artmadı bu sayı. neyse. 1.5 yine de iyi bir sayı.
kötülük, kötü kalpli biri olmak çok ilginç bir şey. yanından geçen lüks arabanın içindeki akranı hemcinsini kıskanıp "abi anlamıyorum, ben de çalışıyorum, bunlar bu parayı nereden buluyor ya, işallah kaza yapar" demek mesela, bunun açıklaması, anlamlandırması, sebeplendirmesi yok. varsa da formülü bende yok. pasaport kontrol sırasında, ikimiz başka sıralara girelim hangimizinki önce gelirse diğeri onun yanına gelir... inanılmaz. 2.5 dakika fazla beklesen ne olur acaba? iş arkadaşının ayağını kaydırmak için kritik bir konuda bilgi saklamak, onu hataya yönlendirmek için yalan söylemek ve üstelik bunu amaçsız yapmak. son kertede eline geçecek bir şey olsa belki bir küçük sebep bulacağım, ama yok. gerçekten yok.
zaten konu bu. hepimiz kusurlu yaratıklarız. binlerce şey yaşayıp, milyonlarca farklı kırılımla, milyarlarca farklı hayat yaşıyoruz. kaç insan varsa o kadar hayat işte. biricik. birbirimizi anlamamız da bu yüzden bu kadar zor oluyor. hele de birbirimizin kusurlarını. aslında hiçbirimiz birbirimizle tam örtüşmüyoruz. örtüşmeli miyiz gerçi, bilmiyorum da. çok anlamı olmazdı gibime geliyor bu hiçliğin o versiyonda. belirtmeden geçmeyeyim; çok emin değilim bundan. yaşanmamış şeylerin simülasyonlarını hatalı kabul etmek gerek. gerçekleşmemiş tüm versiyonlar fantezidir günün sonunda. ama yine de uğraşıyoruz istemsizce insanları "anlamayı". ben çok zorlanıyorum açıkçası bir sebep bulamadığımda veya sorularıma tatminkar cevaplar alamadığımda. isyan edesim geliyor. iki ihtimalden birine doğru evriliyor duygularım istemsizce.
1- ben salağım.
2- bir insan nasıl bu kadar anlamsız olabilir?
iki olasılık da beni eşit düzeyde rahatsız hissettiriyor.
kolay manipüle edilebilen biriyim ben. hayatımdaki insanlar benden bir şey istediğinde hayır demekte çok çok zorlanıyorum. bunu uzun zaman önce keşfettim. bunla çok savaştım. bunu değiştirmek için çok çaba sarf ettim. geçmişten gelen travmalar. sorumluluk almaya itilen bir çocuk. çok erken, baya erken birey olmaya başlamış, sistemi kendisi için epey erken bir döneminde olduğundan bir parça da hatalı kurgulamış bir küçük insan yavrusu. sorumluluk almayı, kendisinden istenen her şeyi kendisini zora sokmak pahasına kabul etmek zanneden. bazen isteneni yapıp mutlu olan bazen yapamayıp bundan deliler gibi zarar gören. istenenin ne olduğundan, gerekliliğinden, haklılığından bağımsız. hatta bazen istenmediği halde inisiyatif alan. yardımcı olacağım diye insanları kıran, inciten... evet dönüşüm hikayelerim vardır, kendimi, kabullerimi yeniden yapılandırmayı, bir şekilde yeni doğrularımla barışmayı becerebilen biriyim herkes kadar ama kemikleşmiş özelliklerimle de dövüşmemeyi öğrenecek kadar okuma yaptım psikolojiyle ilgili. hal böyle olunca da dedim ki madem ben kendimi kendimden koruyamıyorum hayatıma dahil edeceğim insanları kontrol edeyim. iyi insanlar dahil edeyim bu hikayeye. tünelin ucu bombok bir yere çıkacak yoksa. işte tam bu yüzden kötü insanlardan çok korkuyorum. bir şekilde girdiler mi hayatıma, onlar tarafından manipüle edileceğim konular ve olayların sınırları yok çünkü. deneyimledim. cidden yok.
şimdi ben bunları neden anlattım? çünkü kişinin kendine de kendine değen insanlara da ara ara hatırlatmalar yapması gerektiğine inanıyorum. ben şimdi 19 gün falan bana değen bir hikayeyi düşüneceğim. içinde olmadığım ama hissettiğim bir hikayeyi. kahramanları iyi olsun diye düşüneceğim. bu hikayenin pozitif çıktıları olsun diye umacağım. o yüzden düşünüyorum. o yüzden yazıyorum. o yüzden hatırlatıyorum. her şeyden önce insanların, bildiklerini uyguladığından emin olmak için sağlama yapması gerektiğini biliyorum. bu o kadar kolay bir şey değil. bilgi tek başına anlamlı değil. uygulamak, uygulamaya zorlamak, bu uğurda zorlanmayı göze almak lazım.
kötülük, kötü kalpli biri olmak çok ilginç bir şey. yanından geçen lüks arabanın içindeki akranı hemcinsini kıskanıp "abi anlamıyorum, ben de çalışıyorum, bunlar bu parayı nereden buluyor ya, işallah kaza yapar" demek mesela, bunun açıklaması, anlamlandırması, sebeplendirmesi yok. varsa da formülü bende yok. pasaport kontrol sırasında, ikimiz başka sıralara girelim hangimizinki önce gelirse diğeri onun yanına gelir... inanılmaz. 2.5 dakika fazla beklesen ne olur acaba? iş arkadaşının ayağını kaydırmak için kritik bir konuda bilgi saklamak, onu hataya yönlendirmek için yalan söylemek ve üstelik bunu amaçsız yapmak. son kertede eline geçecek bir şey olsa belki bir küçük sebep bulacağım, ama yok. gerçekten yok.
zaten konu bu. hepimiz kusurlu yaratıklarız. binlerce şey yaşayıp, milyonlarca farklı kırılımla, milyarlarca farklı hayat yaşıyoruz. kaç insan varsa o kadar hayat işte. biricik. birbirimizi anlamamız da bu yüzden bu kadar zor oluyor. hele de birbirimizin kusurlarını. aslında hiçbirimiz birbirimizle tam örtüşmüyoruz. örtüşmeli miyiz gerçi, bilmiyorum da. çok anlamı olmazdı gibime geliyor bu hiçliğin o versiyonda. belirtmeden geçmeyeyim; çok emin değilim bundan. yaşanmamış şeylerin simülasyonlarını hatalı kabul etmek gerek. gerçekleşmemiş tüm versiyonlar fantezidir günün sonunda. ama yine de uğraşıyoruz istemsizce insanları "anlamayı". ben çok zorlanıyorum açıkçası bir sebep bulamadığımda veya sorularıma tatminkar cevaplar alamadığımda. isyan edesim geliyor. iki ihtimalden birine doğru evriliyor duygularım istemsizce.
1- ben salağım.
2- bir insan nasıl bu kadar anlamsız olabilir?
iki olasılık da beni eşit düzeyde rahatsız hissettiriyor.
kolay manipüle edilebilen biriyim ben. hayatımdaki insanlar benden bir şey istediğinde hayır demekte çok çok zorlanıyorum. bunu uzun zaman önce keşfettim. bunla çok savaştım. bunu değiştirmek için çok çaba sarf ettim. geçmişten gelen travmalar. sorumluluk almaya itilen bir çocuk. çok erken, baya erken birey olmaya başlamış, sistemi kendisi için epey erken bir döneminde olduğundan bir parça da hatalı kurgulamış bir küçük insan yavrusu. sorumluluk almayı, kendisinden istenen her şeyi kendisini zora sokmak pahasına kabul etmek zanneden. bazen isteneni yapıp mutlu olan bazen yapamayıp bundan deliler gibi zarar gören. istenenin ne olduğundan, gerekliliğinden, haklılığından bağımsız. hatta bazen istenmediği halde inisiyatif alan. yardımcı olacağım diye insanları kıran, inciten... evet dönüşüm hikayelerim vardır, kendimi, kabullerimi yeniden yapılandırmayı, bir şekilde yeni doğrularımla barışmayı becerebilen biriyim herkes kadar ama kemikleşmiş özelliklerimle de dövüşmemeyi öğrenecek kadar okuma yaptım psikolojiyle ilgili. hal böyle olunca da dedim ki madem ben kendimi kendimden koruyamıyorum hayatıma dahil edeceğim insanları kontrol edeyim. iyi insanlar dahil edeyim bu hikayeye. tünelin ucu bombok bir yere çıkacak yoksa. işte tam bu yüzden kötü insanlardan çok korkuyorum. bir şekilde girdiler mi hayatıma, onlar tarafından manipüle edileceğim konular ve olayların sınırları yok çünkü. deneyimledim. cidden yok.
şimdi ben bunları neden anlattım? çünkü kişinin kendine de kendine değen insanlara da ara ara hatırlatmalar yapması gerektiğine inanıyorum. ben şimdi 19 gün falan bana değen bir hikayeyi düşüneceğim. içinde olmadığım ama hissettiğim bir hikayeyi. kahramanları iyi olsun diye düşüneceğim. bu hikayenin pozitif çıktıları olsun diye umacağım. o yüzden düşünüyorum. o yüzden yazıyorum. o yüzden hatırlatıyorum. her şeyden önce insanların, bildiklerini uyguladığından emin olmak için sağlama yapması gerektiğini biliyorum. bu o kadar kolay bir şey değil. bilgi tek başına anlamlı değil. uygulamak, uygulamaya zorlamak, bu uğurda zorlanmayı göze almak lazım.
devamını gör...
yazarların tam kapanmada yapacakları
tam kapanmayla birlikte benim de şalterler kapanıyor hocam.
devamını gör...
bir kadına edilebilecek en güzel iltifat
saçındaki ufak bir kesimi, değişikliği fark edip çok yakışmış, güzelleşmişsin demek. süslü laflarla iltifat edemeyen biri olduğum üçün iyi olan tarafımla, gözlem yeteneğimle bir şeyler yaparım.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
an itibarıyla filtreleri bastığım kendi fotoğrafımı koyarak bütün iticilikleri üstüme toplamış bulunmaktayım.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
vatana millete hayırlı olsun. hayırlı cumalar.
not: kızlar dikkat etsin kaygan zemindir, düşebilirler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının birbirlerini övmesi
#458620 genel hatları ile çok güzel açıklanmış mevzu.
bir kaç şey eklemek isterim. yazarların nickaltlarına yazılmasına karşı değilim zaman zaman bunu bende yapıyorum zira doz aşımı yaşandığını gördüğüm anda başlıktan kaçıp, bir süre başka başlıklarda saklanmak zorunda kalıyorum.
bir yazar size özlediğiniz bir şeyleri hatırlatmıştır., yazarsınız...
sizi gülümsetmiştir, kayıtsız kalmak istemezseniz, yazarsınız...
ufkunuzu açıyordur, bakış açınızı değiştiriyordur, yazarsınız..
heybenize yeni bilgiler eklemenize vesile oluyordur, yazarsınız...
liste uzar gider.
ama sırf aranız iyi olduğu için, kişisel sohbetiniz olduğu için yazmaya başlarsanız işin samimiyeti ortadan kaybolur gider. nickaltları yazarların sözlükte yazıp çizdiklerine binaen kullanılması gereken alanlardır.
sözlüğe yeni gelenlere rehber olması gerekir.
hususi ilişkilerinizdeki hislerinizi bu alana börtülü böcekli, kuşlu kelebekli, minnaklı yazarsanız olay başka yerlere evrilir. ha keza nefretinizi sin kaflı bir şekilde kusarsanız da aynı şey olur.
işin cılkını çıkarmamak lazım. tek tornadan çıkmış gibi duran methiye ve sövgü sözcüklerinin kimseye faydası olmaz. nickaltlarını sözlüğe katkısı olacak şekilde doğru kullanmak en güzeli...
bir kaç şey eklemek isterim. yazarların nickaltlarına yazılmasına karşı değilim zaman zaman bunu bende yapıyorum zira doz aşımı yaşandığını gördüğüm anda başlıktan kaçıp, bir süre başka başlıklarda saklanmak zorunda kalıyorum.
bir yazar size özlediğiniz bir şeyleri hatırlatmıştır., yazarsınız...
sizi gülümsetmiştir, kayıtsız kalmak istemezseniz, yazarsınız...
ufkunuzu açıyordur, bakış açınızı değiştiriyordur, yazarsınız..
heybenize yeni bilgiler eklemenize vesile oluyordur, yazarsınız...
liste uzar gider.
ama sırf aranız iyi olduğu için, kişisel sohbetiniz olduğu için yazmaya başlarsanız işin samimiyeti ortadan kaybolur gider. nickaltları yazarların sözlükte yazıp çizdiklerine binaen kullanılması gereken alanlardır.
sözlüğe yeni gelenlere rehber olması gerekir.
hususi ilişkilerinizdeki hislerinizi bu alana börtülü böcekli, kuşlu kelebekli, minnaklı yazarsanız olay başka yerlere evrilir. ha keza nefretinizi sin kaflı bir şekilde kusarsanız da aynı şey olur.
işin cılkını çıkarmamak lazım. tek tornadan çıkmış gibi duran methiye ve sövgü sözcüklerinin kimseye faydası olmaz. nickaltlarını sözlüğe katkısı olacak şekilde doğru kullanmak en güzeli...
devamını gör...
exterminatus
warhammer evreninde imperium'un son çaresi.
bir gezegen asla geri dönülmeyecek şekilde bozulduğunda, (mesela (gbkz: chaos) tüm gezegeni ele geçirmiş, popülasyonun çoğunu corrupt etmiş, hükümeti valiyi falan kendi saflarına katmış, etrafta cult'ler cirit atıyorsa, bir tyranid hive fleet gezegene inmişse ya da bir ork waaagh!'ı ile uğraşılıyorsa) adeptus astartes marineleri bile gidip gerekli kişileri öldürüp ortamı temizlemekten aciz duruma düşerşerse başvurulur.
gezegen tüm canlılarıyla birlikte yokedilir.
exterminatus emri verme yetkisine tüm imperium'da sadece inquisitor'lar sahiptir.
inquisitor gerekli emri verdiğinde bir astropath en yakındaki space marine birliğine haber verir, ortama intikal eden space marine birliği gerekli görülen yöntemlerden birini kullanarak gezegeni yokeder.
bu yöntemler şöyledir;
virüs bombası: gezegene, biyolojik maddeleri yiyen bir virüs içeren bir bomba atılır, virüs bitkiler ve tek hücreliler dahil tüm canlıları yer, geride sadece bir tür çamur bırakır, bu esnada ortaya yüksek derecede yanıcı bir gaz çıkar, eninde sonunda bu gaz alev alır ve gezegen çapında apokaliptik bir ateş fırtınası yaşanır, yangın söndüğünde gezegen artık sadece çıplak kayadan ibarettir, içerdiği hava bile yangınla beraber yokolmuştur. gezegen sterildir. (sonra ihtiyaca göre adeptus mechanicus dünyayı tekrar terraform etmeyi seçebilir)
cyclonic torpidolar: bunlar basit olarak dev nükleer bombalardır, (birkaç milyon tsar bomba gücünde düşününüz), genelde iki aşamalıdırlar, ilk aşamada yörüngeden atılan torpido kendini bir melta charge vasıtasıyla gezegenin çekirdeğine gömer, sonra patlar. bu gezegenin parçalanmasına, parçalanmasa bile son derece dengesiz bir hale gelmesine ve üstündeki yaşamın bitmesine neden olur. daha çok necron tomb world'lerde kullanılır.
atmospheric incinerator torpido: bu torpido gezegenin alçak yörüngesinde patlar ve atmosferi ateşe verir, gezegenin tüm atmosferi yanarak yokolur ve yüzeyi de sıcaklıktan cama dönüşür, bu şekilde yokedilen gezegenlerin günlerce uzaydaki bir kor parçası gibi ışıldadığı rapor edilmiştir.
bir gezegen asla geri dönülmeyecek şekilde bozulduğunda, (mesela (gbkz: chaos) tüm gezegeni ele geçirmiş, popülasyonun çoğunu corrupt etmiş, hükümeti valiyi falan kendi saflarına katmış, etrafta cult'ler cirit atıyorsa, bir tyranid hive fleet gezegene inmişse ya da bir ork waaagh!'ı ile uğraşılıyorsa) adeptus astartes marineleri bile gidip gerekli kişileri öldürüp ortamı temizlemekten aciz duruma düşerşerse başvurulur.
gezegen tüm canlılarıyla birlikte yokedilir.
exterminatus emri verme yetkisine tüm imperium'da sadece inquisitor'lar sahiptir.
inquisitor gerekli emri verdiğinde bir astropath en yakındaki space marine birliğine haber verir, ortama intikal eden space marine birliği gerekli görülen yöntemlerden birini kullanarak gezegeni yokeder.
bu yöntemler şöyledir;
virüs bombası: gezegene, biyolojik maddeleri yiyen bir virüs içeren bir bomba atılır, virüs bitkiler ve tek hücreliler dahil tüm canlıları yer, geride sadece bir tür çamur bırakır, bu esnada ortaya yüksek derecede yanıcı bir gaz çıkar, eninde sonunda bu gaz alev alır ve gezegen çapında apokaliptik bir ateş fırtınası yaşanır, yangın söndüğünde gezegen artık sadece çıplak kayadan ibarettir, içerdiği hava bile yangınla beraber yokolmuştur. gezegen sterildir. (sonra ihtiyaca göre adeptus mechanicus dünyayı tekrar terraform etmeyi seçebilir)
cyclonic torpidolar: bunlar basit olarak dev nükleer bombalardır, (birkaç milyon tsar bomba gücünde düşününüz), genelde iki aşamalıdırlar, ilk aşamada yörüngeden atılan torpido kendini bir melta charge vasıtasıyla gezegenin çekirdeğine gömer, sonra patlar. bu gezegenin parçalanmasına, parçalanmasa bile son derece dengesiz bir hale gelmesine ve üstündeki yaşamın bitmesine neden olur. daha çok necron tomb world'lerde kullanılır.
atmospheric incinerator torpido: bu torpido gezegenin alçak yörüngesinde patlar ve atmosferi ateşe verir, gezegenin tüm atmosferi yanarak yokolur ve yüzeyi de sıcaklıktan cama dönüşür, bu şekilde yokedilen gezegenlerin günlerce uzaydaki bir kor parçası gibi ışıldadığı rapor edilmiştir.
devamını gör...
sinaps
sinir sinyallerinin, bir sinir hücresinden diğer sinir hücresine iletildiği veya baskılandığı iki sinir hücresinin birbiriyle bağlantı kurduğu yer olarak adlandırılır.
devamını gör...
#survivorgerizekalılıktır
eğer 'geri zekalılık' değil de zaman kaybı gibi bir şey yazılmış olsaydı destek vereceğim bir etiket olurdu.
ben de oldukça saçma buluyorum bu tür programları ama izleyenlere geri zekalı damgası vurmak ne benim ne de başkalarının haddinedir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
ben de oldukça saçma buluyorum bu tür programları ama izleyenlere geri zekalı damgası vurmak ne benim ne de başkalarının haddinedir.
ünlü düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
med imparatorluğu
birkaç kral ismi ve kabartma dışında artlarında hiçbir şey bırakmadan, sanki hiç var olmamışlar gibi geçip gitmiş bir devlet. heredot tarih kitabında bahsetmese böyle bir devletten haberdar bile olmayacaktık.
devamını gör...
dijital kölelik
internetten, sanal dünyadan, sosyal medyadan, ekranlardan kopamamak. her an telefonlara bakmak, işyerinde bilgisayardan kopamayış, eğitimde usul usul bu yöne gidiş, nesnelerin interneti meselesine giderken tümden dijital prangalarla bağlanış.
devamını gör...