şahane bir yazardır. kıymeti bilinmemiş değil, henüz keşfedilmemiş bir incidir. var olsun, hep yazmaya devam etsin.

tatlı insan kendini hemen belli ediyor. *
devamını gör...


sezen aksu-son bakış.
devamını gör...

gerçekten bundan rahatsız mı oluyorsunuz, yoksa linçlenmek pahasına, ilgi çekmek için mi açıyorsunuz bu başlıkları? ikincisiyse diyecek hiçbir şeyim yok, rastgelsin. ama ilkiyse, bir çiftin bebek heyecanı yaşadığı bir dönem, çektirdiği bir fotoğraftan rahatsız olacak ne yaşadınız hayatınızda acaba?
gayet güzel ve sıradan bir fotoğraf. başlık açmaya gerek olmayacak kadar normal!
devamını gör...

bilincin açık olduğu, bedenin değil de ruhun yolculuğa çıktığı seyahattir. korktuğum için yapamadığımı söylemek isterim.

okuyunca güzel gibi görünse de tehlikeli olmadığını kimse söyleyemez. ruh her an bedenden kopabilir ve başına buyruk dolaşmaya başlayabilir. bunn tıptaki adına bitkisel hayat diyebilirsiniz.
devamını gör...

doksanlı yıllarda henüz bedensel olarak var olmadığım için bilemeyeceğim belirtilerdir.

o zamanın sosyolojik yapısını öğrenmek için yazılanları okumaya geldim.

müsaadeniz ile şuraya park ediyorum.
devamını gör...

değerli kafa sözlük sakinleri;

yetkili kişi olarak açıklama yapayım. sorun bizimle alakalı değildir. (bizle alakalı olsa da bu paravanın arkasına saklanmayacağımızın garantisi yok ama samimiyetime güvendiğinizi umuyorum)

sanal sunucu hizmeti aldığımız bulut servis sağlayıcıya dün geceden beri erişim problemleri mevcut. kafa sözlüğe erişemediğiniz zamanlarda servis sağlayıcının sunucularımızı yönettiğimiz aç/kapa yaptığımız kontrol paneline dahi erişim kesilmiş vaziyetteydi. sunucularımıza hiç bir şekilde erişemediğimiz için de bizim yapabileceğimiz şey sizinkinden çok farklı değildi. evet beklemek. servis sağlayıcıya support ticket açıp f5 yapmakla yetiniyoruz.

başka mecralarda dile getirilen "vay efendim yoğunluktan patladı" falan gibi söylemler asılsızdır. her zamanki yoğunluğumuzun dışında olağan bir yoğunluk falan söz konusu değil.

alert tool'umuz verdiği rapora göre iki kez erişim kesintisi yaşanmıştır:
dün gece saatlerinde: downtime: 38m
bu sabah saatlerinde: downtime: 1h 31m

servis sağlayıcı ile bu şekilde sorunlar devam ederse başka bir yere taşınmayı düşünebiliriz lakin bu da maliyetlerimizi epey artıracak bir durum.

edit: almanya'da yaşayan varsa servis sağlayıcının ofisinin adresini vereyim gidip camına portakal atın protesto edin.

saygılarımla
iko
devamını gör...

dünyamız, tecrübe etmeye bir ömrün yetmeyeceği kadar güzellikler ile bezenmiştir ve hayat ise yaşamaya doyamayacağımız kadar haz ile doludur.

bir insan ömrü ortalama 70 yıl diyebilir miyiz. peki ya 100 olsa*

4,5 milyar yıldan fazla süre önce oluşmuş dünyada 100 yıl nedir ki. kim bilir ne hikayeler unutuldu 4,5 milyar yılda.

bize verilen bu süre içerisinde bir de zorluklar var tabi. ağıza alınmayacak kötülükler, uykularınızı kaçıracak vahşetler. bunlar da var dünya üzerinde.

bir de bizler varız. bir koşuşturma içinde kayıp ederiz zaten sayılı olan günlerimizi. ve sadece izliyoruz hayatı. fakat yaşamıyoruz. bahsettiğim o hazları tecrübe edenlerin hayatlarını izliyoruz ve yine bahsettiğim o vahşetin bizlerden uzak olması için dualar ediyoruz. çoğu zamanda elimizdekiler için şükür ediyoruz.

peki nedir elimizdekiler,

aklımızın erdiği yaşta henüz daha çok ufakken ölüm ile tanışıyoruz. sevdiğimiz herkesin öleceği gerçeği ile yaşıyoruz. değer verdiğimiz her şeyin biteceğini bile bile yaşıyoruz. ve hala kayıp edeceğimizi bile bile yeni insanlar sevmeye devam ediyoruz. biteceğini bile bile değer vermeye devam ediyoruz.

işte elimizdekiler bunlar, takvimin sayfaları gibi kopup giden günler ve kayıp olup gidecek değerler. yanı kısaca üzüntüler var elimizde, özlemler ve hüzünler.

belki ilk cümlelerde anlatılan haz dolu dünyayı yaşayan azınlığın arasında olunsa keyifli olabilir hayat. sınırsız imkanlar ve değer vermeden yaşanan bir hayat. kişinin kendinden başka kayıp edecek hiç bir şeyinin olmaması.

fakat sayılı günlerini henüz kendinin bile anlam veremediği bir koşuşturmaca da sadece hayatta kalabilmek için geçiren insanlar, hayatı yaşamak yerine yaşayanları izleyen insanlar, kayıp edeceğini, biteceğini bile bile seven insanlar için böyle bir şey dilemek belki de çok olağan dışı olmazdı.
devamını gör...

"lan herhalde bi' yanlışlık oldu, ceza alacak n'aptı bu adam? on beş dakikaya fark ederler," dedim, ciddi ayın ikisinde gelecek herhalde. nedensizce? kendisinin de haberi yok?

bekleyelim bakalım. nedeni olmaksızın ceza verilmez değil mi?

edit: otuz saniye. otuz bir olmak üzere, en azından bi' göz at, seni seviyorum neredeyse her şeyim.
devamını gör...

1923 yılında osmaniye'nin hemite köyünde dünyaya gelmiş yazar, halk ozanı.
edebiyata sözlü olarak başlamış, gençliğinde çukurova bölgesinde köy köy dolaşarak destan anlatıcılığı yapmıştır.

köy köy dolaşıp destanlar anlatırken boş durmamış, bir folklor derlemesi yapmıştır ve çoğu hiç bilinmeyen destanlar, türküler, ağıtlar, masallar, tekerlemeler toplamıştır.
yaşar kemal'in romanları birer destan gibidir, çünkü destan anlatıcılığı yapmıştır. romanlarında çok uzun betimlemeler vardır, çünkü o kurda kuşa, börtüye böceğe, toprağa suya, insana her şeye aşıktır ve bunların güzelliğini anlatmak zorundadır.

yaşar kemal'e göre bir nehir başka bir nehre, hatta bir arı başka bir arıya hiç benzemez. bu yüzden yusufçuk yusuf kitabında altı sayfa boyunca bir arıyı anlatabilmiştir.

yaşar kemal hiç bilmediğimiz kelimeler kullanır kitaplarında çünkü o türkçenin zenginliğine inanmıştır.
yaşar kemal'i okumak zor değildir bilakis kolaydır, çünkü yaşar kemal yazdıklarını çocuklar bile okuyabilsin ister.

en meşhur romanları şunlardır:
(bkz: ince memed) dört cilt (bkz: akçasazın ağaları) 1-demirciler çarşısı cinayeti 2-yusufçuk yusuf (bkz: dağın öte yüzü) 1-ortadirek 2-yer demir gök bakır 3-ölmez otu (bkz: bir ada hikayesi) 1- fırat suyu kan akıyor baksana 2-karıncanın su içtiği 3-tanyeri horozları ayrıca birçok öykü, deneme kitapları, bir tane de çocuk kitabı vardır. (bkz: filler sultanı ile kırmızı sakallı topal karınca) türkiye'nin dört bir yanını gezerek hazırladığı röportaj kitapları da mevcuttur.
devamını gör...

dar ara sokaklar,
görüş mesafesi tanımayan binalar,
piyangodan çıkmış gibi her yerden fırlayan insanlar...

bu hengamenin içinde sakin kalabilmek, kafanın rahat olabilmesi mümkün mü?

ya da tam tersi olsa?
sokaklar geniş, gökyüzü alabildiğine açık alabildiğine mavi olsa.
kimse piyangodan çıkmasa, çıkanlar da hep bizden olsa.

o zaman sakin kalabilir miydik, kafamız rahat olur muydu?

...

yılların taksicisiydi ama istanbul işte o kadar karışıktı ki aşina olmadığınız bir muhitte sizi çaresiz bırakabiliyordu.
öyle de oldu. her zamankinden daha fazla araca ev sahipliği yapan sokağa girdi. amacı kestirmeden gitmekti.
ama hesap etmediği bir şey vardı. o gün her zamanki gibi pazar kurulmuştu. yani çıkmaz sokaktaydı.

sokağın ortasına geldiğinde ise yavaşladı. çünkü o gün zaten yer bulması zor olan sokakta bir hareketlilik vardı. yer paylaşımı önemliydi.
bazı araç sahiplerinden araçlarının yerini değiştirmeleri istenmişti. sokağınıza pazar kuruluyorsa bu tarz fedakarlıklar gerekliydi.

aracını durdurduğunda ise önündeki araçtan inen genç kendisine daha fazla ilerleyemeyeceğini, sokağın sonunun pazara çıktığını anlatmaya çalıştı. anlayamamıştı.
'gitsene işte' dedi gence.
genç, taksicinin isteğinin anlamsızlığını fark etmiş olacak ki gidecek pek bir yeri olmadığı halde diretmedi.
öyle ya burnunun ucundaki pazarı göremeyen, pazardan gelen seslere kulak tıkayan birine laf anlatamazdı.
çaresiz aracını biraz ileriye aldı. sonra indi ve taksiciye daha fazla ileri gidemeyeceğini önündeki aracın da pazarcılardan birine ait olduğunu söyledi.
aracından inme sırası taksicideydi. bir keşif çalışması işe yarayabilirdi.
bu sefer en öndeki aracın sahibi olan pazarcıyla müzakerelere başladı.
bak dedi ben yılların taksicisiyim, senin aracını çizdirmeden kaldırıma alırım. o esnada da pazar toplanmaktaydı. pazarın kestiği karşı sokaktan devam edebileceğini düşünüyordu.
pazarcı ikna olmadı. araç çekilse bile taksicinin yoluna devam edemeyeceğini öne sürdü.
hakikaten de taksici boşuna ısrar ediyordu. çünkü herkes evine dönmenin peşindeydi. bu kadar anlayışsız bir direniş onları yıpratmıştı.

sonra ne olduysa sokaktaki araçlar geri gitmek suretiyle yolu açtı.

taksici, anlamsız ısrarının sonuna gelmişti.
geri vites ve yabancısı olduğu sokaktan ayrılış.

gider gitmez pazarcı ve genç taksiciyi çekiştirmeye başladı. böyle iş olur muydu? hayret bi şeydi yani! pesti doğrusu!

sonra herkes evine gitti. fakat gencin aklına bir şey takılmıştı.
taksiciyle yüz yüze geldiği o an karşısındaki kişinin patlamaya hazır bir bomba gibi sabırsız olduğunu hissetmişti.
o an saniyeler içinde sanki bir çehov hikayesindeymiş gibi hissetmişti.

edit: anlamsal.
devamını gör...

uzun kollu sweat ya da t'shirt!ün üzerine kısa kollu t'shirt giymek.
devamını gör...


tevfik fikret'in 1914 yılında çocuklar için yazdığı şiirlerden oluşan ve aynı yıl yayımlanmış olan şiir kitabı. ayrıca şairin son eseridir.
devamını gör...

omurilikte bulunan sinir hücrelerini etkileyerek hücrelerin görevini yerine getirmesini engelleyen ve buna bağlı olarak zayıflık ve kas güçsüzlüğüne neden olan bir kas hastalığı.

hastalığın görülme sıklığı dünya genelinde 1/10000 iken, türkiye’de 1/6000.

tedavisini devlet karşılamadığı için son günlerde tedavi kampanlarına oldukça sık rastlıyoruz. aileler, maddi imkansızlık yüzünden tedavi ettiremedikleri ve küçücük bedenleriyle bu hastalığa direnmeye çalışan evlatlarının sesini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışıyorlar. sayısı net olarak bilinmese de türkiye’de 3000 civarında sma hastası çocuğun olduğu tahmin ediliyor. tedavisi için gerekli parayı toplayabilenlere bir umut, peki ya toplayamayanlar?

sma hastalığının şu an için bilinen kesin bir tedavisi yok fakat anne baba adaylarına doğumdan önce yapılacak testler aracılığıyla hastalık tespit edilebiliyor. * en azından adayların bu geni taşıyıp taşımadığı tespit edilebiliyor. o yüzden lütfen anne baba olmadan önce gerekli testleri yaptırın, ihmal etmeyin.

edit: robins'in çocuk doktoru bir arkadaşından aldığı bilgiye göre; etkisi kanıtlanmış tedaviler devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktaymış fakat şu an yürütülen kampanyalar gen tedavisi amaçlı olduğundan ve bu tedavinin etkisi henüz kesin olarak kanıtlanmadığından devlet tarafından karşılanmıyormuş.
devamını gör...

bağırmadan konuşabildiklerine şahit olamadığım programdır. çoğu zaman baş ağrısı ile sonlanıyor benim için ve bu sebepten genelde sonunu getiremem. bu yorumcuları koy dedikodu masasına en masum insanı bile suçlu çıkartırlar, o derece çirkefler.
devamını gör...

hapse atılmasına sebep olan şiir:


hey anavatandan ayrılmayanlar
bulanık dereler durulmuş mudur?
dinmiş mi olukla akan o kanlar?
büyük hedeflere varılmış mıdır?
asarlar mı hâlâ hakka tapanı?
mebus yaparlar mı her şaklabanı?
köylünün elinde var mı sabanı?
sıska öküzleri dirilmiş midir?
cümlesi belî der enelhak dese,
hâlâ taparlar mı koca terese?
ismet girmedi mi hâlâ kodese?
kel ali'nin boynu vurulmuş mudur?
koca teres kafayı bir çekince
iskendere bile dudak bükünce
hicabından yerler yarılmış mıdır?


bu da hapishaneden sonra yazdığı şiir:


bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
beni anlayamazsan gözlerime bakınca
göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

daha pek doymamışken yaşamanın tadına
gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
sensin “ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
kısacası gönlümü verdim ulu gazi’ye.
göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.
devamını gör...

capharnaüm. üç yıl önce başka sinema kapsamında gösterilen, iç savaş sonrası beyrut'un beton mezarlığına dönmüş halini kuş bakışı tanıtıcı planlarla gösterirken izleyene insanlığı sorgulatan sarsıcı atmosfere sahip dokunaklı film. görüntü yönetmeni christopher aoun bolca el kamerası kullanmış, film doğal ortamlarda çekilmiş. zain sokaklarda yürürken kamera onu takip eder, böylece izleyici olarak biz de zain'in çaresizliğine ve insanların sefaletine tanık oluruz. yönetmenin kadın olması filme çok şey katmış diyebiliriz. çocuk oyunculardan çok iyi performans almış, zor bir işi başarmış.
devamını gör...

günaydın sözlük.
gün aymış mı tam emin değilim.

şimdi 100 küsür kişilik sınıftan 92 kişinin kaldığı bir dersin* sınavına gideceğim.

bana şans dileyin, başarı kısmı bende..*
devamını gör...

ne ergenim, ne bilgisiz ne de cahil biriyim. kendimi hayatta entellektüel anlamda yeterli buluyorum. 1.5 senedir ateistim kuranı kerim’i bilirim vakti zamanında namaz kılmışlığım da var. gelin görün ki islam dahil hiç bir din insanları uyutmaktan başka bir şey değil.
devamını gör...

arabesk'i ilk yapanlardan zamanında almanya'ya gidip gelen sanatçımız aynı zamanda ilk cd çıkartan türk sanatçıdır. dilek taşı gibi insanı kahreden bir parçası da vardır.
devamını gör...

belâ çiçeği

alsancak garı'na devrildiler
gece garın saati belâ çiçeği
hiçbir şeyin farkında değildiler
kalleş bir titreme aldı erkeği
elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
çantasını karısı taşıyordu

hiç kimse tanımıyordu kimdiler
gece garın saati belâ çiçeği
üçüncü mevki bir vagona bindiler
anlaşıldı erkeğin gideceği
bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler
bir türlü karısına bakamıyordu

ayaküstü birer bafra içtiler
gece garın saati belâ çiçeği
şimdiden bir yalnızlık içindeydiler
karanlık gelmişi geleceği
birdenbire sapsarı kesildiler
vagonlar usul usul kımıldıyordu


-atilla ilhan'ın yazmış olduğu şiirde geçen dize. üstteki sevgili yazarın tanımına ek olarak şiiri buraya bırakmak istedim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim