sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
gaz kaçağını çakmakla kontrol etmek. (yanayım yanayım ateşlerde yanayım.)
elektrik kesilince karşı komşununki kesilmişmi diye pencereden bakmak.
ocaktan inen sıpsacacık çayı hüpür hüpür içmek.
misafir hadi kalkıyoruz deyip kapının ağzında bir saat konuşması muhakkak türklere aittir.
en yakın arkadaşın üstüne araba sürmek
market rafındaki yiyecek veya içeceği en arkadan almak
uzun süre dişini fırçalamayan kişinin doktara giderken fırçalaması yüzde yüz türklere aittir.
dönerle ayranı aynı anda bitirmeye çalıştığımız kadar derslere çalışmadık
elektrik kesilince karşı komşununki kesilmişmi diye pencereden bakmak.
ocaktan inen sıpsacacık çayı hüpür hüpür içmek.
misafir hadi kalkıyoruz deyip kapının ağzında bir saat konuşması muhakkak türklere aittir.
en yakın arkadaşın üstüne araba sürmek
market rafındaki yiyecek veya içeceği en arkadan almak
uzun süre dişini fırçalamayan kişinin doktara giderken fırçalaması yüzde yüz türklere aittir.
dönerle ayranı aynı anda bitirmeye çalıştığımız kadar derslere çalışmadık
devamını gör...
varoş hediyeler
yılın en iyi sevgilisi tarzı ödül şeklindeki iğrenç objeler
devamını gör...
aşı karşıtlığı
solcular küresel sermaye baronlarının elinde diye karşı çıkarken islamcılar katolik tıbbı denilen modern tıbba "oyşş her şey allah'tan alında yazılan neyse o gelir başa" diyerek karşı çıktığı "ben aşı olmam kimse de olmasın" gerzekliğidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hani böyle bir şeyin olmasını çok istersin ya, olsun diye milyon tane yol denersin en ufak ihtimali bile zorlarsın ama yine de olmaz.
o istediğin her neyse sana yokuş olur, çıkayım diye tırmanırsın ama yine olmaz nefesin tükenir tıkanırsın. işte yaşadığımda tam olarak bu benim.
ben bunu allah'ın bana istediğin şeyi başkaları değil ben veririm, başkasından isteme benden iste demesi gibi yorumluyorum. hatta içimde bir ses bana bunu fısıldıyor.
başarabilir miyim bilmiyorum ama bundan sonra bunu deneyeceğim.
işe yararsa editlerim.
o istediğin her neyse sana yokuş olur, çıkayım diye tırmanırsın ama yine olmaz nefesin tükenir tıkanırsın. işte yaşadığımda tam olarak bu benim.
ben bunu allah'ın bana istediğin şeyi başkaları değil ben veririm, başkasından isteme benden iste demesi gibi yorumluyorum. hatta içimde bir ses bana bunu fısıldıyor.
başarabilir miyim bilmiyorum ama bundan sonra bunu deneyeceğim.
işe yararsa editlerim.
devamını gör...
iq ortalaması düşük ortamlar
içinde akraba bulunan her türlü ortam . whatsapp grupları başı çekmektedir.
devamını gör...
2020'ye veda sözü
2020 aslında seni neden sevdim biliyor musun?
tüketim çılgınlığının hat safhada olduğu bir dünyada insanlara dur demeyi öğrettiğin için,
iş yerlerine saat 9'da gel baskısı yapan yöneticilere, saatin öneminin bile olmadığını öğrettiğin için,
ülkelerin tüketim odaklı somut harcamalar yerine, sağlık ve insan değerinin ne kadar önemli olduğunu hatırlattığın için,
bir salgın hastalığın aslında herkese eşit mesafede olduğunu sosyal statü fark etmeksizin herkesin bir anda aynı olduğunu gösterdiğin için,
başka bir yaşam tarzının da var olabileceğini gösterdiğin için,
doğanın ne kadar kıymetli olduğunu, insanların doğa karşısında üstün gelemeyeceğini tekrar tekrar gösterdiğin için,
en önemlisi ise insanların her şeye ne kadar da kolay adapte olabileceğini, hayatın değerini ve anlamını onlara sorgulattığın için,
sana teşekkür ederim 2020.
tüketim çılgınlığının hat safhada olduğu bir dünyada insanlara dur demeyi öğrettiğin için,
iş yerlerine saat 9'da gel baskısı yapan yöneticilere, saatin öneminin bile olmadığını öğrettiğin için,
ülkelerin tüketim odaklı somut harcamalar yerine, sağlık ve insan değerinin ne kadar önemli olduğunu hatırlattığın için,
bir salgın hastalığın aslında herkese eşit mesafede olduğunu sosyal statü fark etmeksizin herkesin bir anda aynı olduğunu gösterdiğin için,
başka bir yaşam tarzının da var olabileceğini gösterdiğin için,
doğanın ne kadar kıymetli olduğunu, insanların doğa karşısında üstün gelemeyeceğini tekrar tekrar gösterdiğin için,
en önemlisi ise insanların her şeye ne kadar da kolay adapte olabileceğini, hayatın değerini ve anlamını onlara sorgulattığın için,
sana teşekkür ederim 2020.
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
yaa bugün doğum günüymüş demek. o zaman iyi ki doğdun. umarım nickinin aksine hayatın boyunca hep parlarsın.* nice sağlıklı ve mutlu senelere..
devamını gör...
sözlükçülerin rekorları
nokia 5110 yılan oyunu.
devamını gör...
bilgisayar programlarını parayla alınan bir şey sanmak
emek konusunu biraz düşündüğünde ve maddi imkanlara göre parayla alınması gerektiğini düşünüyorum. crackli bir şey kullanmak kötü hissettiriyor beni.
devamını gör...
hala koronovirüse yakalanmamış insan
tam kapanma dönemi hariç, 2020 haziran'dan itibaren haftada 2-3 gün dışarı çıkıp gezdim. otobüslerin nispeten boş olduğu saatlerde seyahat ettim, maskemi hep taktım, temizliğime dikkat ettim. 1 senedir ailecek turp gibiyiz.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
başlığı gördükçe bakıp ibret alıyorum, hemen her sözlükte buna benzer başlıklar mevcut.
pandemi biter bitmez bir başlık açıp, birlikte açık adres bırakıcam 30 yaş altı tüm yazarları davet edicem. merak ediyorum sizin bizle derdiniz ne? amacınız ne? diyerek mızrağı yağlıyor yanlışlıkla biriyle karşılaşmayı umuyorum.
2 dal sigaramız var içilecek alan kalmadı.
iki kadeh içkimiz var görüpte oturacak mekan kalmadı (meyhane isim değişikliği)
az biraz hayat tecrübemiz var onu da (eski kafa) lakabı takıldı.
saç kırlaştı herkes bizi dede belledi.
anlaşıldı ecelimizle gidemicez siz bizi diri diri gömeceksiniz.
tanımı fıkrale açıklıyayım.
fıkra
bizimde dedemiz var
şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş… bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş,
şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş… birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!!
bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, herburak birinin kafasinda adamin şapkalari…. adam duşunmeye başlamiş:
"ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam…?"..
duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar… adam ellerini havaya kaldirmiş , maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar..adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş…
aradan 50 yil gecmiş… artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş… gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş…. bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka…. adam duşunmuş:
"dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti… napicagimi cok iyi biliyorum….
"adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar… adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş…. ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmişve :
"sadece senin mi deden var lan !..??"
pandemi biter bitmez bir başlık açıp, birlikte açık adres bırakıcam 30 yaş altı tüm yazarları davet edicem. merak ediyorum sizin bizle derdiniz ne? amacınız ne? diyerek mızrağı yağlıyor yanlışlıkla biriyle karşılaşmayı umuyorum.
2 dal sigaramız var içilecek alan kalmadı.
iki kadeh içkimiz var görüpte oturacak mekan kalmadı (meyhane isim değişikliği)
az biraz hayat tecrübemiz var onu da (eski kafa) lakabı takıldı.
saç kırlaştı herkes bizi dede belledi.
anlaşıldı ecelimizle gidemicez siz bizi diri diri gömeceksiniz.
tanımı fıkrale açıklıyayım.
fıkra
bizimde dedemiz var
şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş… bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş,
şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş… birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!!
bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, herburak birinin kafasinda adamin şapkalari…. adam duşunmeye başlamiş:
"ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam…?"..
duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar… adam ellerini havaya kaldirmiş , maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar..adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş…
aradan 50 yil gecmiş… artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş… gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş…. bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka…. adam duşunmuş:
"dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti… napicagimi cok iyi biliyorum….
"adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar… adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş…. ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmişve :
"sadece senin mi deden var lan !..??"
devamını gör...
ölü bir bedene dokunmak
insanı ürperten ve derin derin düşüncelerde dolaştıran hüzünlü bir durum.
bunu ilk olarak hastaneden sonra çaresizce eve getirilip de vefat eden dedemde deneyimlemistim. o kocaman kuvvetli bedenin içindeki kan buz gibiydi, artık nefes almıyordu bu çok ilginçti. sanki nefesini tutuyor ama hiç bırakmıyordu. karnının inip inip çıkmasını beklerken sabit şekilde öylece durması, teninin soğukluğu, bedeninin kaskatı kesilişi, açık olan gözlerinin artık seni görmediğini bilmek, hepsi çok garipti. bu kadar uzun süre hareketsiz yatabilmesi, bu kadar uzun süre nefes almamasi çok ilginçti. yaşamiyordu. bedeni artık etten ibaretti. duyguları da kaybolmuştu. daha bir gün önce o yatakta hareketsizce de olsa yatan nefes alan kişi simdi yoktu. onu o yapan gitmişti. orada yatan ise sadece değişmis baskalasmis bir bedendi yalnızca. bir çok anıyi bizlere bırakmasına, bizlerce hatırlanmasına yarayan yalnızca bir et yığını kalmıştı. kendisi çoktan uzaklara yolculanmisken ardında kalan bir mektuptu dokundugum. hatıraların yazılı olduğu bir mektuptu. çürümeye mahkum o mektubu da zihnimize gömerek yolcu ettik.
bunu ilk olarak hastaneden sonra çaresizce eve getirilip de vefat eden dedemde deneyimlemistim. o kocaman kuvvetli bedenin içindeki kan buz gibiydi, artık nefes almıyordu bu çok ilginçti. sanki nefesini tutuyor ama hiç bırakmıyordu. karnının inip inip çıkmasını beklerken sabit şekilde öylece durması, teninin soğukluğu, bedeninin kaskatı kesilişi, açık olan gözlerinin artık seni görmediğini bilmek, hepsi çok garipti. bu kadar uzun süre hareketsiz yatabilmesi, bu kadar uzun süre nefes almamasi çok ilginçti. yaşamiyordu. bedeni artık etten ibaretti. duyguları da kaybolmuştu. daha bir gün önce o yatakta hareketsizce de olsa yatan nefes alan kişi simdi yoktu. onu o yapan gitmişti. orada yatan ise sadece değişmis baskalasmis bir bedendi yalnızca. bir çok anıyi bizlere bırakmasına, bizlerce hatırlanmasına yarayan yalnızca bir et yığını kalmıştı. kendisi çoktan uzaklara yolculanmisken ardında kalan bir mektuptu dokundugum. hatıraların yazılı olduğu bir mektuptu. çürümeye mahkum o mektubu da zihnimize gömerek yolcu ettik.
devamını gör...
konuşma şansım olsaydı denilen kitap karakteri
raskolnikov. psikolojik travmalar yaşayan raskolnikov'u topluma kazandırabilmek için elimden gelen herşeyi yapardım. onu bu hâle getiren toplumun çirkinliğinden kurtarmak isterdim.
devamını gör...
inşallah
allah'ın izniyle, allah dilerse anlamlarına gelen arapça kelime.
devamını gör...
kafein bağımlılığı
yeryüzündeki en yaygın bağımlılıklardan biridir.
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
yazdığı #467697 tanımı okuduktan sonra saygı duruşuna geçtiğim müzik üstadı. dolu dolu bir gençlik yaşamışsınız, kıskanmadım değil.
anlat abi seni dinliyorum...
anlat abi seni dinliyorum...
devamını gör...
albert camus
" ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım dünyanın hiç bir anlamı olmazdı, daha doğrusu bu sorunun bir anlamı olmazdı. çünkü bu dünyanın bir parçası, giderek kendisi olurdum. sahip olduğum bu akıl, işte beni evrenin karşıtı yapan bu"
devamını gör...
augustus
varus tarafından lağvedildi.ve bu yüzden kalbi kırık olarak öldü. son sözleri; " varus bana lejyonlarımı geri ver " oldu.
devamını gör...
sözlükten uçurulan yazarlarda da kurucu yazması
(bkz: ctrl+a)
devamını gör...
işi bittikten sonra selamı kesen tip
bir takım akraba ve neden arkadaş olduğumuzu anlamadığımız insanlar.
devamını gör...