selanızı okumasını istediğiniz ünlüler
benimkini ajdar okusun. ölüm bile dayanamaz buna. kalkıp kaçar.
devamını gör...
insana umudunu kaybettiren şeyler
dönüp dolaşıp aynı yere gelmek, sürekli yaşanan hayal kırıklığı.
devamını gör...
başımıza icat çıkarma denilen çocuk (yazar)
entel görünümlü yazarlara çıkarıp sallamayı seven*, sözlükte troll başlık ve içeriğin de* olması gerektiğini düşünüp bunu hakkıyla tatbik eden*, dimağına yaşar kemal'in düşün çiyi düşmüşçesine "sözlük on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. tek dile, tek renge kalmış bir sözlük hapı yutmuştur." mottosu doğrultusunda hareket eden ve yine devamla "bizi düşünmeye alıştırmamışlar. ('başımıza icat çıkarma çocuk!' sözüyle örselemişler.) üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. düşünmeye çalışanları da hep uçurmuşlar." şeklinde düşündüğüne kalıbımı basabileceğim yazardır ki öylece bir entry taramasıyla bile tebessüm ettirme potansiyeline sahip olduğunu çıkarıp* gösterecektir.
devamını gör...
evde sürekli halk tv izlenmesi
geç de olsa keşfettiğim ve izlediğim kaliteli kanal.diğerlerine dayanamıyorum.
devamını gör...
sadece 3 meyve seçme şansın olsa seçilecek meyveler
ananas - c vitamini deposu olduğu için.
mango - doğal afrodizyak.*
çekirdek karpuz - yazları şahane oluyor, kesinlikle vazgeçilmezim.
mango - doğal afrodizyak.*
çekirdek karpuz - yazları şahane oluyor, kesinlikle vazgeçilmezim.
devamını gör...
gitme yoksa
nil karaibrahimgil'in tatlı bir şarkısıdır.
gitme yoksa katlederim bizim yan komşuları
sonra polise derim öldürmüş masumları.
gitme yoksa katlederim bizim yan komşuları
sonra polise derim öldürmüş masumları.
devamını gör...
nagehan alçı
güzel olmasına karşın tekin biri değildir. hani şu rus kızıl ajanları gibi. ikili oynayan tiplerden. erkeğin canını yakmasını iyi bilir bu kadınlar. karşılıklı bir kadehten fazla ileri gidilmemesi gerekir. unutmayın ki bir toka, namludan daha sıcak ve tehlikelidir.
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
mağazada kıyafet bakarken rafları bozmak. bütün baktığım kıyafetleri katlarım. asla raf ya da askı dağıtmam. çalışan emekçilerden utanırım. bir dakikalık bir işi yapabiliyorken yapmayıp bırakmak istemem.
bir de bina temizliği sırasında merdivenleri silen kişinin yaptığı işi berbat etmekten korkup ayakkabılarımın tabanını apartman paspasina kıvılcım çıkarana kadar sürterim. utanırım onun yaptığı işi gözünün içine baka baka bozmaktan.
bir de bina temizliği sırasında merdivenleri silen kişinin yaptığı işi berbat etmekten korkup ayakkabılarımın tabanını apartman paspasina kıvılcım çıkarana kadar sürterim. utanırım onun yaptığı işi gözünün içine baka baka bozmaktan.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
çok fazla sayıda takı kullanıyorum. küpe, kıkırdak küpesi, en az 3-4 yüzük, bileklik(ler), halhal, ayak parmağı yüzüğü... spora bile çıkarken daha sportif tipte küpe takarım ve yüzüklerim olur. en olmazsa olmazım küpedir. onsuz yüzümü eksik hissediyorum.
devamını gör...
merkezi yığılma senaryosu
gezegen oluşumunu açıklamakta kullanılan modellerden biri.
yıldız oluşumu sonrasında geriye kalan malzeme, yani toz ve gaz, gezegenleri oluşturur.
bu senaryo basitçe şöyledir:
gezegenin oluşmasını sağlayacak olan katı parçacıklar, buluttan yavaş yavaş toplanır. tabii bir miktar gaz da toplanmaktadır aynı zamanda. bu toplanma devam ettikçe bölge genişler. katı parçacıklar merkeze doğru yığılırken, gazlar dış bölgelerde toplanır. katı çekirdekle gaz katmanın kütlesi bir noktada eşitlenir. bu noktaya gelindiğinde denge bozulur ve daha çok gaz malzeme birikmeye başlar. bu son evre son derece hızlı gerçekleşir. bu nedenle gezegen ya katı bir çekirdekten ibaret kalır ya da bol miktarda gaz biriktirir ve gaz devlerinden biri haline gelir. modellemelere göre burada katı çekirdekli küçük gezegenlerin sayısı daha çok, gaz devlerinin sayısı daha az olmalıdır.
bu senaryo, güneş sistemi'nde gözlemlediğimiz durumlarla örtüşür. bazı yıldızların etrafında gezegen oluşmasına ilişkin olasılıkları da iyi bir şekilde açıklar. ancak sistemimizdeki gaz devlerinin çekirdek boyutlarına ilişkin farkı, gezegenlerin bulunduğu yörüngelere bağlı olan konumlarını ve yıldızlarından olan uzaklıklarını ve bazı yıldızların etrafında gezegen bulunmasını, disk kararsızlığı senaryosu daha iyi bir şekilde açıklayabilir.
yıldız oluşumu sonrasında geriye kalan malzeme, yani toz ve gaz, gezegenleri oluşturur.
bu senaryo basitçe şöyledir:
gezegenin oluşmasını sağlayacak olan katı parçacıklar, buluttan yavaş yavaş toplanır. tabii bir miktar gaz da toplanmaktadır aynı zamanda. bu toplanma devam ettikçe bölge genişler. katı parçacıklar merkeze doğru yığılırken, gazlar dış bölgelerde toplanır. katı çekirdekle gaz katmanın kütlesi bir noktada eşitlenir. bu noktaya gelindiğinde denge bozulur ve daha çok gaz malzeme birikmeye başlar. bu son evre son derece hızlı gerçekleşir. bu nedenle gezegen ya katı bir çekirdekten ibaret kalır ya da bol miktarda gaz biriktirir ve gaz devlerinden biri haline gelir. modellemelere göre burada katı çekirdekli küçük gezegenlerin sayısı daha çok, gaz devlerinin sayısı daha az olmalıdır.
bu senaryo, güneş sistemi'nde gözlemlediğimiz durumlarla örtüşür. bazı yıldızların etrafında gezegen oluşmasına ilişkin olasılıkları da iyi bir şekilde açıklar. ancak sistemimizdeki gaz devlerinin çekirdek boyutlarına ilişkin farkı, gezegenlerin bulunduğu yörüngelere bağlı olan konumlarını ve yıldızlarından olan uzaklıklarını ve bazı yıldızların etrafında gezegen bulunmasını, disk kararsızlığı senaryosu daha iyi bir şekilde açıklayabilir.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
ben. çünkü fikrimin birileri tarafından kabul görmesi iyi hissettiriyor. bir yerlerde görüşlerimin uyuştuğu insanlar olması hoşuma gidiyor. iyi ki varsınız. yalnız değilim, yalnız değilsiniz.
devamını gör...
sizi gaza getiren motivasyon sözleri
kaplumbağalar da uçar...
devamını gör...
kurban
yani şimdi ne desem, nasıl desem bilemedim. topu taca atmak da istemiyorum. kıyıdan köşeden oradan buradan diğer kültürlerdeki iz düşümlerinden bahsetmek lazım biraz. misal yunan mitolojisi; hermes abi bakıyordu bu işlere orada. tamam kendisi habercidir ve sağlam bir kargo şirketine sahiptir ama herhalde daha çok kazanmak için o işlere de girmiş. tabi benimkisi tahmin. belki de zeus efendi öyle buyurmuştur. aç bir şirket, çık arş-ı alaya, indir aşağıya kurbanlıkları yolumuzu bulalım demiştir bilemiyorum tabi. zaten bu yunan mitolojisinde işler hep karışık, bir netlik yok. haberci tanrının kurban işlerine bakması bile başlı başına saçmalık ama yapacak bir şey yok. üstadım işin içinde liyakat olmayınca mevzu hep karmaşıklaşıyor. bu antik yunanlılar bir tuhaf zaten, ölen kişilerin arkasından da kurban keserlermiş yani adamlar iyice gemi azıya almışlar. düşüncenin temeli de şu; sen şimdi bu kurbanı kesmez isen, mevtanın zoruna gidiyor ve insanları hastalıkla vesaire ile lanetliyor. hal böyle olunca adamlar kurbanı kesmesinler de beslesinler mi? zaten bu dünya üzerinde her şeyin temeli korku. korkudan ödü gaitasına karışanlar yüzünden başımıza gelmeyen kalmıyor.
bakın mesela sümerlere, onlarda kuzu ve domuz revaçta. fakat onlarda saik başka. niyetleri iyi. sağlık için yapıyorlar bu işleri. yani biri hastalanıyor, hasta iyileşsin diye kuzular, domuzlar kurban ediliyor. malum her şeyin başı sağlık. o sebeple adamları kınamamak lazım. artı ritüelleri de nahifmiş. hayvana sıhhat vereceği için teşekkür edip, sonra dualarını edip, işi noktalarlarmış. o bizim kök tengri inancında da var misal. ama kurban olarak değil de, avlanma işlerinde yaparmış atalar bu ritüeli. sürünün en yaşlısını acı çekmesin diye kalbinden vurur, sonrasında da, kendisine teşekkür ederlermiş. bakın bizim atalarımızdan öğreneceğimiz çok şey var lakin biz istikameti başka tarafa çevirdiğimiz için bu güzelliklerden mahrum kalıyoruz. sümerlerde bir de yasaklı kurban kavramı var. misal sinin tapınağında inek kesemezsin. keserseniz lanetlenirsiniz. yani tanrıya göre kurban anlayışı hakim. adamlar tasnif işine girmiş anlayacağınız.
hititler de sümerler gibi sağlık alanında bu mevzuya el atmışlar ama biraz mevzuyu geliştirmişler. düşmanlardan korunmak içinde kurban kesmişler. dedim ya, korku insanı acayip bir ruh haline sokuyor diye, düşmanlardan zarar görme korkusu hititler de ziyadesiyle önem arz etmiş ve kurbanların ekseriyası bu yüzden verilmiş. mısırlılar domuz hariç kesim işine girmemişler. insan kurban ettikleri zaman asla bıçak bilememişler, onları o yüzden taktir etmek lazım. yani bir nebze de olsa duruşları varmış. kurban edecekleri insanları nil nehrine atar arkalarına bile bakmazlarmış. ama onlardaki sıkıntı da insan kurbanların çocuk ve kadın olması. tamam arkadaş bıçak vurmuyorsun ama çocuktan ne istiyorsun? manyak mısınız siz? bekaret takıntısı da oralardan geliyor aslında. hani saf temiz, pir-ü pak olacak ya kurban işte o yüzden de bakireleri kurban ederlermiş. yani işin aslı boğarlarmış. yahu bu medeniyet dediğimiz şey hakikaten garip bir şey. kese kese, boğa boğa gelmişiz bu günlere lakin yine de insanlıktan bahsetmeyi görev edinmişiz kendimize.
azteklere falan hiç girmek istemiyorum. zira kan beynime sıçrıyor. adamlar oluklardan akıtmışlar kanları, yani onun ayrıntısına girmek, rahip ritüellerinden bahsetmek bana zül geliyor.
neyse ben şuraya şunu bırakayım da, neşemiz yerine gelsin; benim kurban'dan anladığım budur zaten. diğerleri beni bozuyor. *
bakın mesela sümerlere, onlarda kuzu ve domuz revaçta. fakat onlarda saik başka. niyetleri iyi. sağlık için yapıyorlar bu işleri. yani biri hastalanıyor, hasta iyileşsin diye kuzular, domuzlar kurban ediliyor. malum her şeyin başı sağlık. o sebeple adamları kınamamak lazım. artı ritüelleri de nahifmiş. hayvana sıhhat vereceği için teşekkür edip, sonra dualarını edip, işi noktalarlarmış. o bizim kök tengri inancında da var misal. ama kurban olarak değil de, avlanma işlerinde yaparmış atalar bu ritüeli. sürünün en yaşlısını acı çekmesin diye kalbinden vurur, sonrasında da, kendisine teşekkür ederlermiş. bakın bizim atalarımızdan öğreneceğimiz çok şey var lakin biz istikameti başka tarafa çevirdiğimiz için bu güzelliklerden mahrum kalıyoruz. sümerlerde bir de yasaklı kurban kavramı var. misal sinin tapınağında inek kesemezsin. keserseniz lanetlenirsiniz. yani tanrıya göre kurban anlayışı hakim. adamlar tasnif işine girmiş anlayacağınız.
hititler de sümerler gibi sağlık alanında bu mevzuya el atmışlar ama biraz mevzuyu geliştirmişler. düşmanlardan korunmak içinde kurban kesmişler. dedim ya, korku insanı acayip bir ruh haline sokuyor diye, düşmanlardan zarar görme korkusu hititler de ziyadesiyle önem arz etmiş ve kurbanların ekseriyası bu yüzden verilmiş. mısırlılar domuz hariç kesim işine girmemişler. insan kurban ettikleri zaman asla bıçak bilememişler, onları o yüzden taktir etmek lazım. yani bir nebze de olsa duruşları varmış. kurban edecekleri insanları nil nehrine atar arkalarına bile bakmazlarmış. ama onlardaki sıkıntı da insan kurbanların çocuk ve kadın olması. tamam arkadaş bıçak vurmuyorsun ama çocuktan ne istiyorsun? manyak mısınız siz? bekaret takıntısı da oralardan geliyor aslında. hani saf temiz, pir-ü pak olacak ya kurban işte o yüzden de bakireleri kurban ederlermiş. yani işin aslı boğarlarmış. yahu bu medeniyet dediğimiz şey hakikaten garip bir şey. kese kese, boğa boğa gelmişiz bu günlere lakin yine de insanlıktan bahsetmeyi görev edinmişiz kendimize.
azteklere falan hiç girmek istemiyorum. zira kan beynime sıçrıyor. adamlar oluklardan akıtmışlar kanları, yani onun ayrıntısına girmek, rahip ritüellerinden bahsetmek bana zül geliyor.
neyse ben şuraya şunu bırakayım da, neşemiz yerine gelsin; benim kurban'dan anladığım budur zaten. diğerleri beni bozuyor. *
devamını gör...
ekşi sözlük
kadrolu çaylaklığından usanıp son zamanlarda giderek düşen yazar kalitesiyle birlikte terk etme kararı aldığım, türkiye'nin ilk katılımcı sözlüğüdür. öte yandan kafa sözlük'ü tanımama da vesile olmuştur.
devamını gör...
the physics of star trek
fizikçi lawrence krauss tarafından yazılmış non-fiction kitap. krauss'un basit ve yormayan anlatımı bilim kurgunun yapı taşlarından biri ile harmanlanınca ortaya hem ilgi çekici hem eğlenceli bir eser çıkıyor. teorik fizikçi michio kaku'nun yine benzer konuları bilim kurgu üzerinden ele aldığı ve dilimize olanaksızın fiziği olarak çevrilmiş physics of the ımpossible* kitabını okuyup seven birinin the physics of star trek'i sevmemesi mümkün değil şüphesiz. krauss kitapta kuantum kuramını geliştirmiş olan max planck, mantıkçı kurt gödel dolayısıyla albert einstein ve stephen hawking'e - ki zaten kitabın önsözü kendisine aittir- çok fazla göndermede bulunuyor ki onun dışında iki önemli teorik fizikçi oskar klein ve miguel alcubierre'in de izlerine rastlamak mümkün. krauss star trek evreninin bir parçası haline gelmiş zaman yolculuğu, ışınlanma, warp drive vb. konuları kurgu olmaktan çıkarıp gerçek bir zeminde tartışıyor. fiziğin bütün bunlara ne kadar izin verdiğini, ne kadarının kurgu ne kadarının temeli olduğunu aktarıyor özünde. yine star trek hakkında benzer bir inceleme için david allen batchelor'a ait kısa ingilizce bir kaynak bırakıyorum: www.nasa.gov/topics/technol...
chapter seven—holodecks and holograms
"oh, we are us, sir. they are also us. so, indeed, we are both us."
—data to picard and riker, in "we'll always have paris"
when humphrey bogart said to ıngrid bergman at the casablanca airport, "we'll always have paris," he
meant, of course, the memory of paris. when picard said something similar to jenice manheim at the
holodeck re-creation of the café des artistes, he may have intended it more literally. thanks to the
holodeck, memories can be relived, favorite places revisited, and lost loves rediscovered—almost.
the holodeck is one of the most fascinating pieces of technology aboard theenterprise. to anyone
already familiar with the nascent world of virtual reality, either through video games or the more
sophisticated modern high-speed computers, the possibilities offered by the holodeck are particularly
enticing. who wouldn't want to enter completely into his or her own fantasy world at a moment's notice?
ıt is so seductive, in fact, that ı have little doubt that it would be far more addictive than it is made out to
be in the series. we get some inkling of "holodeck addiction" (or "holodiction") in the episodes "hollow
pursuits" and "galaxy's child." ın the former, everyone's favorite neurotic officer, lieutenant reginald
barclay, becomes addicted to his fantasy vision of the senior officers aboard theenterprise, and would
rather interact with them on the holodeck than anywhere else on the ship. ın the latter, when geordi
laforge, who has begun a relationship with a holodeck representation of dr. leah brahms, the designer
of the ship's engines, meets the real dr. brahms, things become complicated-
given the rather cerebral pastimes the crew generally engage in on the holodeck, one may imagine that
the hormonal instincts driving twentieth-century humanity have evolved somewhat by the twenty-third
century (although if this is the case, will riker is not representative of his peers). based on what ı know
of the world of today, ı would have expected that sex would almost completely drive the holodeck.
(ındeed, the holodeck would give safe sex a whole new meaning.) ı am not being facetious here. the
holodeck represents what is so enticing about fantasy, particularly sexual fantasy: actions without
consequences, pleasure without pain, and situations that can be repeated and refined at will.
the principles on which holography is based were first elucidated in 1947, well before the technology
was available to fully exploit it, by the british physicist dennis gabor, who subsequently won the nobel
prize for his work. by now, most people are familiar with the use of three-dimensional holographic
images on credit cards, and even on the covers of books, like this one. the word "hologram" derives
from the greek words for "whole" and "to write." unlike normal photographs, which merely record
two-dimensional representations of three-dimensional reality, holograms give you the whole picture. ın
fact, it is possible with holography to re-create a three-dimensional image that you can walk around and
view from all sides, as if it were the original object. the only way to tell the difference is to try touching it.
only then will you find that there is nothing there to touch.
how can a two-dimensional piece of film, which is what stores the holographic image, record the full
information of a three-dimensional image? to answer this we have to think a little about exactly what it is
we see when we see something, and what a photograph actually records.
we see objects either because they emit or reflect light, which then arrives at our eyes. when a
three-dimensional object is illuminated, it scatters light in many different directions because of this
three-dimensionality. ıf we could somehow reproduce the exact pattern of divergent light created when
light is scattered by the actual object, then our eyes would not be able to distinguish the difference
between the actual object and the divergent-light patternsans object. by moving our head, for example,
we would be able to see features that were previously obscured, because the entire pattern of scattered
light from all parts of the object would have been re-created.
chapter seven—holodecks and holograms
"oh, we are us, sir. they are also us. so, indeed, we are both us."
—data to picard and riker, in "we'll always have paris"
when humphrey bogart said to ıngrid bergman at the casablanca airport, "we'll always have paris," he
meant, of course, the memory of paris. when picard said something similar to jenice manheim at the
holodeck re-creation of the café des artistes, he may have intended it more literally. thanks to the
holodeck, memories can be relived, favorite places revisited, and lost loves rediscovered—almost.
the holodeck is one of the most fascinating pieces of technology aboard theenterprise. to anyone
already familiar with the nascent world of virtual reality, either through video games or the more
sophisticated modern high-speed computers, the possibilities offered by the holodeck are particularly
enticing. who wouldn't want to enter completely into his or her own fantasy world at a moment's notice?
ıt is so seductive, in fact, that ı have little doubt that it would be far more addictive than it is made out to
be in the series. we get some inkling of "holodeck addiction" (or "holodiction") in the episodes "hollow
pursuits" and "galaxy's child." ın the former, everyone's favorite neurotic officer, lieutenant reginald
barclay, becomes addicted to his fantasy vision of the senior officers aboard theenterprise, and would
rather interact with them on the holodeck than anywhere else on the ship. ın the latter, when geordi
laforge, who has begun a relationship with a holodeck representation of dr. leah brahms, the designer
of the ship's engines, meets the real dr. brahms, things become complicated-
given the rather cerebral pastimes the crew generally engage in on the holodeck, one may imagine that
the hormonal instincts driving twentieth-century humanity have evolved somewhat by the twenty-third
century (although if this is the case, will riker is not representative of his peers). based on what ı know
of the world of today, ı would have expected that sex would almost completely drive the holodeck.
(ındeed, the holodeck would give safe sex a whole new meaning.) ı am not being facetious here. the
holodeck represents what is so enticing about fantasy, particularly sexual fantasy: actions without
consequences, pleasure without pain, and situations that can be repeated and refined at will.
the principles on which holography is based were first elucidated in 1947, well before the technology
was available to fully exploit it, by the british physicist dennis gabor, who subsequently won the nobel
prize for his work. by now, most people are familiar with the use of three-dimensional holographic
images on credit cards, and even on the covers of books, like this one. the word "hologram" derives
from the greek words for "whole" and "to write." unlike normal photographs, which merely record
two-dimensional representations of three-dimensional reality, holograms give you the whole picture. ın
fact, it is possible with holography to re-create a three-dimensional image that you can walk around and
view from all sides, as if it were the original object. the only way to tell the difference is to try touching it.
only then will you find that there is nothing there to touch.
how can a two-dimensional piece of film, which is what stores the holographic image, record the full
information of a three-dimensional image? to answer this we have to think a little about exactly what it is
we see when we see something, and what a photograph actually records.
we see objects either because they emit or reflect light, which then arrives at our eyes. when a
three-dimensional object is illuminated, it scatters light in many different directions because of this
three-dimensionality. ıf we could somehow reproduce the exact pattern of divergent light created when
light is scattered by the actual object, then our eyes would not be able to distinguish the difference
between the actual object and the divergent-light patternsans object. by moving our head, for example,
we would be able to see features that were previously obscured, because the entire pattern of scattered
light from all parts of the object would have been re-created.
devamını gör...
fellah köftesi
adana'nın meşhur yemeklerinden biridir.
devamını gör...
2 broke girls
ne yazık ki final yapamadan iptal edilen, michael patrick king ve whitney cummings tarafından yaratılmış bir sit-com dizisidir. 6 sezon, 138 bölümden oluşur. bölümleri yaklaşık 20 dakikadır, yemek yerken bir şeyler izlemek isterseniz çok güzel gidecek dizidir.
aynı zamanda arada bir geri dönüp tekrar tekrar izlediğim dizidir. max'in o umutsuz ama aynı zamanda eğlenceli halleri ve caroline ile aralarındaki kimya diziyi hiç sıkmadan izlettirir.
aynı zamanda arada bir geri dönüp tekrar tekrar izlediğim dizidir. max'in o umutsuz ama aynı zamanda eğlenceli halleri ve caroline ile aralarındaki kimya diziyi hiç sıkmadan izlettirir.
devamını gör...


