ermolettin
#450300 kısırlı günden bildiriyorum dolma güzel olmamış, kısırın nar ekşisi az tek yiyebildiğim patetesli börek birazda ermolettini övek.
devamını gör...
çok doğru bir tespit entrysinin tespiti yapandan fazla beğeni alması
adam başlığı düşünmüş, açmış, yarım sayfa yazı yazmış dört beğeni almış ikinci entry çok doğru bir tespit yazmış dokuz beğeni almış. bu işte bir yanlışlık var o da şu ki sözlük kullanıcıları başarılı entry e değil yazara oy verme eğiliminde. şimdi çok doğru tespit diyip beğeni toplama zamanı.
devamını gör...
the queen’s gambit detayları
1. satranç dünyasından referanslar
the queen’s gambit 7 bölümlük mini dizi olarak sunulmuştur. satranç dünyasında bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısı da 7’dir. buradaki anlama göre beth, başlarda bir piyon olarak yolculuğa başlıyor. 7 bölümde ilerlemesini tamamlayarak vezire dönüşüyor. dizinin sonunda da beth, beyaz vezir olarak simgeleniyor. the queen’s gambit aynı isimli bir kitap uyarlamasıdır. senaryo oluşumunda da gerçek dünyayı yansıtılmasından emin olmak için satranç ustaları referans alınmıştır. beth harmon, dünya satranç şampiyonası’nı kazanan ilk amerikalı bobby fischer’la benzer hikâyeler taşımaktadır. aynı isimli kitabın önsözünde de bobby fischer gibi isimlerin ilham kaynağı olduğu bilgisi yer almaktadır.
2. kıyafet seçimlerinde satranç tutkusu
beth harmon’ı ilk bölümlerde okul üniformasıyla görüyoruz. stil yolculuğu ise, kendisini evlat edinen alma wheathley’le gittiği bir new york mağazasında başlıyor. dizinin kostüm tasarımcısı gabriela binder, kostüm seçimleri için bazı isimlerden ilham almıştır ve beth harmon’ın satranç tutkusuna göre uyarlamıştır. 50’li yıllara atıfta bulunmak istediğinde jean seberg’ü, new york görünümleri için edie sedgwick’i referans almıştır. beth, evde tek başına satranç oynarken bile her zaman iyi görünmeyi başarmıştır. satranç taşlarını simgelemesi için çoğunlukla siyah, beyaz, krem renklerde kıyafetler tercih edilmiştir. desenlerde ise satranç tahtasını temsil eden damalı çizgiler kullanılmıştır.
3. tavandaki satranç seti
the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında fark edilmesi zor bir konu yer alıyor; tavandaki satranç seti. beth harmon satranç tahtasıyla, yetimhanedeki bay shaibel sayesinde tanışmıştır. dizinin başlarında bay shaibel beth’le satranç oynamayı reddetmiştir. beth, aldığı hapların da etkisiyle, satranç tahtasını yatakhanenin tavanında görselleştirmiştir. oyunu öğrenmesi ve kendisini geliştirmesi de bu pratikler sayesinde gerçekleşmiştir. bay shaibel beth’le oynamayı kabul ettiğinde, beth satrançta uzun bir yol kat etmişti. beth, dizi boyunca zihnindeki satranç tahtasını tavanda hayal ederek pratik yapmaya devam etmiştir. beth’in her zaman tavanda görselleştirdiği set ise bay shaibel’le oynadığı satranç setidir.
4. finaldeki beyaz vezir
beth harmon final bölümde kar gibi beyaz görüntüsüyle karşımıza çıkıyor. kızıl saçlarının üzerindeki beyaz şapkasını, beyaz kabanı ve beyaz pantolonuyla tamamlamıştır. görüntüyü pekiştiren beyaz ayakkabısıyla da bir bütün oluşturulmuştur. beth’in final beyazının nedeni ise, artık satranç tahtasında bir kraliçe olduğunu vurgulamaktır. beyaz görünüm, beyaz vezir taşının görsel bir temsili olarak beth’in üzerine giydirilerek izleyiciye yansıtılmıştır. bu kıyafetin içerisinde beth’i arınmış, mutlu, başarmış ve özgüvenli görüyoruz. dizi her bölümde beth’in satranca olan tutkusuna yaptığı vurguyu, final sahnesinde “satrancın kraliçesi” olarak yansıtmıştır.
5. las vegas’ta dutch açı
dutch açı, gerçeklik algısının manipüle edildiği, eğik açıyı ifade etmek için kullanılıyor. psikolojik gerginliği ifade etmek için de tercih edilen, güçlü görüntü açılarından biri olarak biliniyor. dizide bu açıyla las vegas turnuvasında karşılaşıyoruz. benny watts satranç dünyasında ismi olan ve beth tarafından da takip edilen karakterlerden biridir. beth, turnuvada benny watts’a karşı zorlu bir mücadele verirken, kaybetmek üzere olduğunun farkındadır ve çok gergin bir ruh haline sahiptir. bu sahnelerde kamera beth’in etrafında eğik açıyla hareket etmeye başlıyor. beth’in gerilimi bu sahnede dutch açı ile izleyiciye yansıtılarak the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında yer almıştır.
6. beth’in yaş temsili
beth’in ruj renkleri her sahne için özenle ve farklı tonlarda seçilmiştir. yapılan açıklamaya göre kullanılan renkler yaşını temsil etmektedir. dizinin makyaj ve saç tasarımcısı daniel parker; “sonlara doğru beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” demiştir. alma’nın koyu ruju temel görünüşlerinden biriydi. beth’in final sahnesi de dahil kullandığı ruj, alma’ya ithafen seçilmiştir. daniel parker cümlesinin devamında; “dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir.” demiştir. beth’in kendisini eve kapattığı ve hayattan soyutlandığı bölümlerdeki makyajı da dağılmış ve solmuş ruh halini yansıtmaktadır.
7. beth’in ev duygusu
beth harmon’ı ilk gördüğümüz elbise, yakalı model ve açık gri renktedir. bu gri elbisenin üzerinde annesi tarafından yazılmış olan beth ismi yer almaktadır. yetimhaneye gittiği zaman elbisesi bayan deardorff tarafından yakılmak üzere kenara kaldırılıyor. elbisesini teslim etmeden önce dikkatlice incelediğini ve dikişlerine dokunduğunu görebiliyoruz. bath bu sahneyle, yanında kalan tek şeyi de ardında bırakmış oluyor. beth’i son oyununda da yakalı, açık gri bir elbiseyle görüyoruz. açıklamaya göre beth’in eve dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için bu elbise tercih edilmiştir. the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detaylar arasında fark edilmesi zor olsa da, bu renk beth’in ev duygusunu temsil etmektedir.
8. bay schaibel’i onurlandırmak
beth harmon, verdiği röportajlarda kendisine satrancı öğreten kişinin bay schaibel olduğunu sıkça tekrarlıyor. buna rağmen yayınlanan röportajlarda bay schaibel’in ismi hiçbir zaman geçmiyor. beth, bay schaibel’in ölümüyle bodrum kat ofisine ziyaret ediyor ve başarılarının toplandığı bir panoyla karşılaşıyor. anlıyoruz ki bay schaibel beth’i her zaman takip etmiş ama kendi adının geçtiği herhangi bir röportajı okuyamamış. beth dizinin final bölümünde gazetecilere demeç verirken william schaibel’in kendisine ilk satrancı öğreten kişi olduğunu ve bu cümlesinin yayınlanması gerektiğini söylüyor. bay scheibel artık gazetelerde kendi adını göremeyecek olsa da beth tarafından final bölümünde onurlandırılmıştır.
9. the queen’s gambit örgütlenmesi
dizinin izleyicilerine anlattığı temalardan birisi de birbirine destek toplumların başarısıdır. benny karakteri bir noktada rus toplumunun satrançtaki başarısının en önemli özelliğinin dayanışma olduğunu vurguluyor. jolene, beth’in şampiyonaya katılması için gerekli olan maddi yardımı sağlayarak dayanışma döngüsünü başlatıyor. 7. bölümde bu kanı tam anlamıyla karşımıza çıkıyor. sscb satranç oyuncuları her ne kadar rakip olsalar da, yabancı olarak gördükleri beth’e karşı her zaman ittifak halindeler. beth, benny, harry ve diğer amerikalı satranç oyuncuları beth’i arayarak tüyo verdikleri zaman, aynı örgütlenmeyi amerikalılar olarak gerçekleştirmiş oluyorlar.
10. aynı isimli roman ve heath ledger
aynı isimli roman, 1983’te walter tewis tarafından kaleme alınmıştır. kitaptaki ilaç referansları kendi geçmişinden gelmektedir. walter tewis, new york times’a verdiği bir röportajda “gençken bana romatizmal kalp teşhisi konuldu ve hastanede ağır doz ilaçlar verildi.” demiştir. kadınların zekâsını yeni fark eden biri olarak değil, kadınların zekâlarını yeni gösterdiğini düşündüğü bir dönemden beth’i anlatmıştır. “… geçmişte birçok kadın zekâlarını saklıyordu şimdi böyle değil.” diyerek dönemin kadınlarından ilham aldığından bahsetmiştir. başlarda kitabın film olarak yapılması düşünülmüştür. heath ledger’ın yönetmenliğini yapacağı bir film olacakken, ledger 2008’de vefat etmiştir. mini dizi olarak daha iyi olacağı düşünülerek 2020 yılında netflix’ten yayınlanmıştır.
the queen’s gambit 7 bölümlük mini dizi olarak sunulmuştur. satranç dünyasında bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısı da 7’dir. buradaki anlama göre beth, başlarda bir piyon olarak yolculuğa başlıyor. 7 bölümde ilerlemesini tamamlayarak vezire dönüşüyor. dizinin sonunda da beth, beyaz vezir olarak simgeleniyor. the queen’s gambit aynı isimli bir kitap uyarlamasıdır. senaryo oluşumunda da gerçek dünyayı yansıtılmasından emin olmak için satranç ustaları referans alınmıştır. beth harmon, dünya satranç şampiyonası’nı kazanan ilk amerikalı bobby fischer’la benzer hikâyeler taşımaktadır. aynı isimli kitabın önsözünde de bobby fischer gibi isimlerin ilham kaynağı olduğu bilgisi yer almaktadır.
2. kıyafet seçimlerinde satranç tutkusu
beth harmon’ı ilk bölümlerde okul üniformasıyla görüyoruz. stil yolculuğu ise, kendisini evlat edinen alma wheathley’le gittiği bir new york mağazasında başlıyor. dizinin kostüm tasarımcısı gabriela binder, kostüm seçimleri için bazı isimlerden ilham almıştır ve beth harmon’ın satranç tutkusuna göre uyarlamıştır. 50’li yıllara atıfta bulunmak istediğinde jean seberg’ü, new york görünümleri için edie sedgwick’i referans almıştır. beth, evde tek başına satranç oynarken bile her zaman iyi görünmeyi başarmıştır. satranç taşlarını simgelemesi için çoğunlukla siyah, beyaz, krem renklerde kıyafetler tercih edilmiştir. desenlerde ise satranç tahtasını temsil eden damalı çizgiler kullanılmıştır.
3. tavandaki satranç seti
the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında fark edilmesi zor bir konu yer alıyor; tavandaki satranç seti. beth harmon satranç tahtasıyla, yetimhanedeki bay shaibel sayesinde tanışmıştır. dizinin başlarında bay shaibel beth’le satranç oynamayı reddetmiştir. beth, aldığı hapların da etkisiyle, satranç tahtasını yatakhanenin tavanında görselleştirmiştir. oyunu öğrenmesi ve kendisini geliştirmesi de bu pratikler sayesinde gerçekleşmiştir. bay shaibel beth’le oynamayı kabul ettiğinde, beth satrançta uzun bir yol kat etmişti. beth, dizi boyunca zihnindeki satranç tahtasını tavanda hayal ederek pratik yapmaya devam etmiştir. beth’in her zaman tavanda görselleştirdiği set ise bay shaibel’le oynadığı satranç setidir.
4. finaldeki beyaz vezir
beth harmon final bölümde kar gibi beyaz görüntüsüyle karşımıza çıkıyor. kızıl saçlarının üzerindeki beyaz şapkasını, beyaz kabanı ve beyaz pantolonuyla tamamlamıştır. görüntüyü pekiştiren beyaz ayakkabısıyla da bir bütün oluşturulmuştur. beth’in final beyazının nedeni ise, artık satranç tahtasında bir kraliçe olduğunu vurgulamaktır. beyaz görünüm, beyaz vezir taşının görsel bir temsili olarak beth’in üzerine giydirilerek izleyiciye yansıtılmıştır. bu kıyafetin içerisinde beth’i arınmış, mutlu, başarmış ve özgüvenli görüyoruz. dizi her bölümde beth’in satranca olan tutkusuna yaptığı vurguyu, final sahnesinde “satrancın kraliçesi” olarak yansıtmıştır.
5. las vegas’ta dutch açı
dutch açı, gerçeklik algısının manipüle edildiği, eğik açıyı ifade etmek için kullanılıyor. psikolojik gerginliği ifade etmek için de tercih edilen, güçlü görüntü açılarından biri olarak biliniyor. dizide bu açıyla las vegas turnuvasında karşılaşıyoruz. benny watts satranç dünyasında ismi olan ve beth tarafından da takip edilen karakterlerden biridir. beth, turnuvada benny watts’a karşı zorlu bir mücadele verirken, kaybetmek üzere olduğunun farkındadır ve çok gergin bir ruh haline sahiptir. bu sahnelerde kamera beth’in etrafında eğik açıyla hareket etmeye başlıyor. beth’in gerilimi bu sahnede dutch açı ile izleyiciye yansıtılarak the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında yer almıştır.
6. beth’in yaş temsili
beth’in ruj renkleri her sahne için özenle ve farklı tonlarda seçilmiştir. yapılan açıklamaya göre kullanılan renkler yaşını temsil etmektedir. dizinin makyaj ve saç tasarımcısı daniel parker; “sonlara doğru beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” demiştir. alma’nın koyu ruju temel görünüşlerinden biriydi. beth’in final sahnesi de dahil kullandığı ruj, alma’ya ithafen seçilmiştir. daniel parker cümlesinin devamında; “dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir.” demiştir. beth’in kendisini eve kapattığı ve hayattan soyutlandığı bölümlerdeki makyajı da dağılmış ve solmuş ruh halini yansıtmaktadır.
7. beth’in ev duygusu
beth harmon’ı ilk gördüğümüz elbise, yakalı model ve açık gri renktedir. bu gri elbisenin üzerinde annesi tarafından yazılmış olan beth ismi yer almaktadır. yetimhaneye gittiği zaman elbisesi bayan deardorff tarafından yakılmak üzere kenara kaldırılıyor. elbisesini teslim etmeden önce dikkatlice incelediğini ve dikişlerine dokunduğunu görebiliyoruz. bath bu sahneyle, yanında kalan tek şeyi de ardında bırakmış oluyor. beth’i son oyununda da yakalı, açık gri bir elbiseyle görüyoruz. açıklamaya göre beth’in eve dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için bu elbise tercih edilmiştir. the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detaylar arasında fark edilmesi zor olsa da, bu renk beth’in ev duygusunu temsil etmektedir.
8. bay schaibel’i onurlandırmak
beth harmon, verdiği röportajlarda kendisine satrancı öğreten kişinin bay schaibel olduğunu sıkça tekrarlıyor. buna rağmen yayınlanan röportajlarda bay schaibel’in ismi hiçbir zaman geçmiyor. beth, bay schaibel’in ölümüyle bodrum kat ofisine ziyaret ediyor ve başarılarının toplandığı bir panoyla karşılaşıyor. anlıyoruz ki bay schaibel beth’i her zaman takip etmiş ama kendi adının geçtiği herhangi bir röportajı okuyamamış. beth dizinin final bölümünde gazetecilere demeç verirken william schaibel’in kendisine ilk satrancı öğreten kişi olduğunu ve bu cümlesinin yayınlanması gerektiğini söylüyor. bay scheibel artık gazetelerde kendi adını göremeyecek olsa da beth tarafından final bölümünde onurlandırılmıştır.
9. the queen’s gambit örgütlenmesi
dizinin izleyicilerine anlattığı temalardan birisi de birbirine destek toplumların başarısıdır. benny karakteri bir noktada rus toplumunun satrançtaki başarısının en önemli özelliğinin dayanışma olduğunu vurguluyor. jolene, beth’in şampiyonaya katılması için gerekli olan maddi yardımı sağlayarak dayanışma döngüsünü başlatıyor. 7. bölümde bu kanı tam anlamıyla karşımıza çıkıyor. sscb satranç oyuncuları her ne kadar rakip olsalar da, yabancı olarak gördükleri beth’e karşı her zaman ittifak halindeler. beth, benny, harry ve diğer amerikalı satranç oyuncuları beth’i arayarak tüyo verdikleri zaman, aynı örgütlenmeyi amerikalılar olarak gerçekleştirmiş oluyorlar.
10. aynı isimli roman ve heath ledger
aynı isimli roman, 1983’te walter tewis tarafından kaleme alınmıştır. kitaptaki ilaç referansları kendi geçmişinden gelmektedir. walter tewis, new york times’a verdiği bir röportajda “gençken bana romatizmal kalp teşhisi konuldu ve hastanede ağır doz ilaçlar verildi.” demiştir. kadınların zekâsını yeni fark eden biri olarak değil, kadınların zekâlarını yeni gösterdiğini düşündüğü bir dönemden beth’i anlatmıştır. “… geçmişte birçok kadın zekâlarını saklıyordu şimdi böyle değil.” diyerek dönemin kadınlarından ilham aldığından bahsetmiştir. başlarda kitabın film olarak yapılması düşünülmüştür. heath ledger’ın yönetmenliğini yapacağı bir film olacakken, ledger 2008’de vefat etmiştir. mini dizi olarak daha iyi olacağı düşünülerek 2020 yılında netflix’ten yayınlanmıştır.
devamını gör...
er ist wieder da
timur vermes’in romanından uyarlanan ve senaryosunu david wnendt’in yazdığı, yönetmenliğini de yine david wnendt’in yaptığı 2015 yapımı müthiş filmdir.

tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir? insanoğlu olarak neden olduğumuz büyük felaketlerden hiç ders almamayı alışkanlık haline mi getirdik gerçekten? hafıza-ı beşer nisyan ile malül müdür? insanların egemen güç olduğu bu zavallı gezegenin kaderi hatalarından ders almaktan aciz, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar bekleyen kusurlu ama baskın bu organizmaların elinde şekillenmek zorunda mıdır?
yakın tarihin en kanlı soykırımlarından birinin müsebbibi olan ve aklı almaz bir etkileme gücüne sahip olan adolf hitler führerbunker denen yeraltı sığınağında kendini vurup öldürdü. ve kendisinin ve eşi eva braun’un cesetleri reichskanzlei’de yakıldı.

işte filmimiz de tam burda başlıyor. hitler birden topraktan çıkıp modern almanya’ya karışıyor. ama almanya onun bıraktığı almanya değil. hitler uyum sağlamak için uğraşırken bir muhabir tarafından bulunuyor ve çok yetenekli bir taklitçi olduğu düşünülüp şehir şehir gezdirilip gösteriler yaptırılıyor kendisine.
insanlar başlarda bu komik tavırlı, komik görünümlü, komik konuşan adama çok gülüyorlar ve gösterileri çok ilgi görüyor ama sonra işler değişmeye başlıyor yavaş yavaş.

insanoğlunun küresel bir hafıza kaybından mustarip olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek ama bu izlemek de isterseniz ideal bir film sizin için.

tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir? insanoğlu olarak neden olduğumuz büyük felaketlerden hiç ders almamayı alışkanlık haline mi getirdik gerçekten? hafıza-ı beşer nisyan ile malül müdür? insanların egemen güç olduğu bu zavallı gezegenin kaderi hatalarından ders almaktan aciz, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar bekleyen kusurlu ama baskın bu organizmaların elinde şekillenmek zorunda mıdır?
yakın tarihin en kanlı soykırımlarından birinin müsebbibi olan ve aklı almaz bir etkileme gücüne sahip olan adolf hitler führerbunker denen yeraltı sığınağında kendini vurup öldürdü. ve kendisinin ve eşi eva braun’un cesetleri reichskanzlei’de yakıldı.

işte filmimiz de tam burda başlıyor. hitler birden topraktan çıkıp modern almanya’ya karışıyor. ama almanya onun bıraktığı almanya değil. hitler uyum sağlamak için uğraşırken bir muhabir tarafından bulunuyor ve çok yetenekli bir taklitçi olduğu düşünülüp şehir şehir gezdirilip gösteriler yaptırılıyor kendisine.
insanlar başlarda bu komik tavırlı, komik görünümlü, komik konuşan adama çok gülüyorlar ve gösterileri çok ilgi görüyor ama sonra işler değişmeye başlıyor yavaş yavaş.

insanoğlunun küresel bir hafıza kaybından mustarip olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek ama bu izlemek de isterseniz ideal bir film sizin için.
devamını gör...
sıçtın mavisi
sabahın beşinde balkona terlikle çıkıp, bir sigara içtikten sonra terliğin altı kirlenmesin diye çıkarıp, çıplak ayakla sigarayı söndürmeye kalkan benim gördüğüm mavidir.
devamını gör...
1,5 yaşındaki bebeklerini komşuya bırakıp intihar eden çift
haberi okudum aslında başlık açmak istedim ne yalan söyleyeyim öyle üzüldüm ki açamadım. şimdi görünce çok tuhaf oldum. acaba meclis'te 10 tl antrikot yiyenler bu gece rahat uyuyor mu ?
devamını gör...
şiddet gördüğü sevgilisiyle tekrar barışan insan
kadınların kendilerini koruma içgüdülerini nasıl kaybettiklerini görmemizi sağlayan önemli bir çalışma vardır. 1960'ların başlarında bilim adamları, insanlardaki "kaçma içgüdüsü" ile ilgili bilgi edinmek için hayvan deneyleri yürütüyorlardı. bir deneyde büyük bir kafesin tabanının yarısına elektrik kabloları döşediler, böylece kafese konan bir köpek sağ tarafa her ayak basışında elektrik çarpmasına maruz kalıyordu. köpek kafesin sol tarafında durmayı çabucak öğrendi. sonra kafesin sol tarafına aynı amaçla elektrik verildi ve sağ taraf elektrikten arındırıldı. köpek kısa sürede duruma uyum sağladı ve kafesin sağ tarafında kalmayı öğrendi. ardından rastgele elektrik akımları vermek üzere kafesin bütün tabanı elektrik kablolarıyla döşendi, öyle ki, köpek nerede ayakta durursa ya da yatarsa yatsın mutlaka elektriğe maruz kalıyordu. köpek önce kafası karışmış gibi davranışlar gösterdi ve sonra panikledi. sonunda "vazgeçti" ve uzanıp yattı, elektrik akımlarını kabullendi ve artık onlardan kaçmaya ya da onları yenmeye çalışmadı. ama deney bitmemişti. sonra kafesin kapısı açıldı. bilim adamları köpeğin koşarak dışarı çıkacağını umdular ama o kaçmadı. dilediği zaman kafesi boşaltabilecek olsa da, orada öylece yatıp gelişigüzel bir şekilde elektrik akımlarına maruz kalmaya devam etti. bilim adamları bundan yola çıkarak bir hayvan şiddete maruz kaldığında, bu rahatsızlığa uyum gösterme eğilimi sergileyeceği, şiddet kesildiği yada bu hayvana özgürlüğü verildiği zaman bile, sağlıklı kaçma içgüdüsü büyük ölçüde azaldığı için, yerinden kıpırdamayacağı sonucunu çıkardılar. (1970'lerde hırpalanan kadınlar üzerine çığır açan kitabında lenore e. walker bu ilkeyi kadınların kendilerine açıkça kötü davranan eşlerin yanında kalmalarıyla ilgili gizemli duruma uyguladı.)
devamını gör...
rahat vermeyen mağaza çalışanı
ne olur düş peşimden, yemin ederim çalıp çırpmaya gelmedim.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
sezen aksu.
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
insanların yolda yürürken yapmaktan zevk aldıkları o kadar çok şey var ki. sadece şunu söylemek istiyorum, sizi küçük ve ezik gösterecek yakışmayan hareketler yapmayın. çoğu insanın küfürüne ve kötü konuşmalarına maruz kaldığınızı bir anlayın lütfen.
devamını gör...
people are strange
the doors'un güzel şarkılarındandır. solistleri efsane jim morrison gene bir gün depresyondayken grubun gitaristi
robby krieger'ın evine gider, içim sıkılıyor haydi dışarı çıkalım der ve gün batımını izlemek için los angeles yakınındaki bir kanyona giderler, morrison orada "if you're strange, people are strange" der ve şarkının sözlerini orada yazmaya başlar:
robby krieger'ın evine gider, içim sıkılıyor haydi dışarı çıkalım der ve gün batımını izlemek için los angeles yakınındaki bir kanyona giderler, morrison orada "if you're strange, people are strange" der ve şarkının sözlerini orada yazmaya başlar:
devamını gör...
yazarların gününü özetleyen kelime
supercalifragilisticexpialidocious. ekstra uzun, bitmek bilmeyen anlamında.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
biri şu an beynimi yerinden söküp, yarın taksa ne güzel olur? azıcık sessizlik yahu, sus be susssss...
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
ege üniversitesi, kordon boyu, kemeraltı, çeşme, urla, bostanlı, fuar, küçükpark, gevrek, çiğdem...
eğer kendimi tutmazsam her şeyi yazabilirim. diğer yazarlara yazacak şeyler kalması için durmak zorundayım. gideyim ben bangoda kahvem var.
eğer kendimi tutmazsam her şeyi yazabilirim. diğer yazarlara yazacak şeyler kalması için durmak zorundayım. gideyim ben bangoda kahvem var.
devamını gör...
türkiye’de din tüccarları
halkın cahilliğinden faydalanıp sonuna kadar sömürürler. konuları şükür, fakirlik, sabır, ahiret, israf olmakla birlikte diyer dünyada mutlu oluncagını müslümanı degerlendirenin acı oldunu söyler. kendilerine gelirsek cogunlugu villada yaşar hizmetci bulundurur, türkiye için cok ucuk arabalara biner.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
izninizle ben biraz içimi dökeceğim buraya. geçenlerde hayatımda ilk defa çıkma teklifi ettiğimi ve reddedildiğimi söylemiştim ama söyleyemediğim çok şey var, özellikle de ona... şu an yazdıklarımı ona yazmak istedim ama beni anlamayacağını biliyorum.
ilk karşılaştığımızda gerçekten iyi bir arkadaş olacağımızdan emindim, sonuçta en yakın arkadaşımın sevdiği bir arkadaşıydın, o seviyorsa ben de severdim seni. nitekim öyle de oldu; iki sene çok iyi arkadaş olduk seninle ama en yakınımla ilişkiyi kesince seninle de aramız açıldı. bizi bir arada tutan o kızmış meğerse. üç yıl aradan sonra dikkatimi çekmek için her şeyi yaptın, yazmak dışında. daha konuşmuyorken bile arkadaşlarıma "çok iyi çocuk, birlikte olsak o kadar mutlu olurduk ki..." dedim, hayallere daldım ve en sonunda ben yazdım sana. arkadaş mıyız yoksa flört mü heyecanı içerisinde yedi ay geçirdim seninle, hayatımda en keyif aldığım zamanlardı belki de ve ben hala seninle ne kadar mutlu olacağımın hayallerini kuruyorum. yaptığımız ve gelecekte gerçekleşeceğini düşündüğümüz her planda daha çok bağlandım bu hayallere; ama herkesten uzaklaşmam gereken 3 haftalık süreçte seni tamamen kaybettim. yalnızlığa ihtiyacım vardı, kimseyle konuşacak gücüm yoktu benim ve kafamı toplar toplamaz ilk sana geldim ben. başlangıçta ne kadar anlayışlı davrandın bana, bir sorun yok sandım ama uzaklaştın benden, birden yabancıya dönüştün. konuşmak istedim, buluşmak istedim ama hep bahaneler sundun bana, bir şekilde reddettin ve ben hep seni haklı buldum. çekip gittiğimi, onu umursamadığımı düşünüyor, ne yapsa haklıdır dedim. ben seni geri kazanmaya çalıştıkça sen kaçtın benden; şimdi fark ediyorum, ben umurunda değilim senin. ne kadar üzüldüğüm, ne kadar kahrolduğum umurunda değil; en ufak bir değerim kalmamış senin gözünde ve ben bugün seni hayatımdan çıkarma kararı aldım. hayallerimin asla gerçekleşmeyeceğine inandırdım kendimi ve en kötü günümde "nasılsın, neden böyle oldun" diyemeyen birini hayatımda tutmama kararı aldım. "çok kötüydüm, kimseyle konuşmadım" dediğimde bile nedenini merak etmedin sen... gerçekten beni hiç mi sevmedin?
ben net bir insanım, bir şeyi istiyorsam istiyorumdur, oyunlarla ya da taktiklerle işim olmaz, belirsizlik sevmem. sen benim hayatımdaki en büyük belirsizliksin. ne geldin bana ne de gittin bu yüzden ben son veriyorum buna. ben gidiyorum.
ilk karşılaştığımızda gerçekten iyi bir arkadaş olacağımızdan emindim, sonuçta en yakın arkadaşımın sevdiği bir arkadaşıydın, o seviyorsa ben de severdim seni. nitekim öyle de oldu; iki sene çok iyi arkadaş olduk seninle ama en yakınımla ilişkiyi kesince seninle de aramız açıldı. bizi bir arada tutan o kızmış meğerse. üç yıl aradan sonra dikkatimi çekmek için her şeyi yaptın, yazmak dışında. daha konuşmuyorken bile arkadaşlarıma "çok iyi çocuk, birlikte olsak o kadar mutlu olurduk ki..." dedim, hayallere daldım ve en sonunda ben yazdım sana. arkadaş mıyız yoksa flört mü heyecanı içerisinde yedi ay geçirdim seninle, hayatımda en keyif aldığım zamanlardı belki de ve ben hala seninle ne kadar mutlu olacağımın hayallerini kuruyorum. yaptığımız ve gelecekte gerçekleşeceğini düşündüğümüz her planda daha çok bağlandım bu hayallere; ama herkesten uzaklaşmam gereken 3 haftalık süreçte seni tamamen kaybettim. yalnızlığa ihtiyacım vardı, kimseyle konuşacak gücüm yoktu benim ve kafamı toplar toplamaz ilk sana geldim ben. başlangıçta ne kadar anlayışlı davrandın bana, bir sorun yok sandım ama uzaklaştın benden, birden yabancıya dönüştün. konuşmak istedim, buluşmak istedim ama hep bahaneler sundun bana, bir şekilde reddettin ve ben hep seni haklı buldum. çekip gittiğimi, onu umursamadığımı düşünüyor, ne yapsa haklıdır dedim. ben seni geri kazanmaya çalıştıkça sen kaçtın benden; şimdi fark ediyorum, ben umurunda değilim senin. ne kadar üzüldüğüm, ne kadar kahrolduğum umurunda değil; en ufak bir değerim kalmamış senin gözünde ve ben bugün seni hayatımdan çıkarma kararı aldım. hayallerimin asla gerçekleşmeyeceğine inandırdım kendimi ve en kötü günümde "nasılsın, neden böyle oldun" diyemeyen birini hayatımda tutmama kararı aldım. "çok kötüydüm, kimseyle konuşmadım" dediğimde bile nedenini merak etmedin sen... gerçekten beni hiç mi sevmedin?
ben net bir insanım, bir şeyi istiyorsam istiyorumdur, oyunlarla ya da taktiklerle işim olmaz, belirsizlik sevmem. sen benim hayatımdaki en büyük belirsizliksin. ne geldin bana ne de gittin bu yüzden ben son veriyorum buna. ben gidiyorum.
devamını gör...
lares
rom mitlojisinde koruyucu ev tanrısı
devamını gör...
günaydın sözlük
hava sıcak,
yağmur yağıyor,
içimde dışarı çıkma isteği var.
kalbimde güzel bir insan
aklım onda,
pencerem acık
gözüm dışarıda
onu bekliyor adeta.
günaydın dostlar. yağmurlu bir hava, uykusunu alamadan görev başına geçen ben ve yazdığım başıboş şeyler. size cokca keyifli günler dilerimmm. gününüz güzel geçsin...
yağmur yağıyor,
içimde dışarı çıkma isteği var.
kalbimde güzel bir insan
aklım onda,
pencerem acık
gözüm dışarıda
onu bekliyor adeta.
günaydın dostlar. yağmurlu bir hava, uykusunu alamadan görev başına geçen ben ve yazdığım başıboş şeyler. size cokca keyifli günler dilerimmm. gününüz güzel geçsin...
devamını gör...

