alttaki yazar hakkında varsayım yap
kendisi çok okuyan bir insan, tam anlamıyla kitap kurdu.
canı şu aralar sıkkın gibi, bazı olaylar üstüne üstüne geliyor ama umudu var.
olaya pozitif yanından bakmayı da biliyor kanımca.
canı şu aralar sıkkın gibi, bazı olaylar üstüne üstüne geliyor ama umudu var.
olaya pozitif yanından bakmayı da biliyor kanımca.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
müzik videolarına .... dan gelenler yazan yorumlar. bu gelenler sevmediğim/doğru bulmadığım bir yerden geliyorsa şarkıdan biraz soğuyorum hatta.
devamını gör...
alternatif porno arşivi klasör isimleri
c:\windows\system31
devamını gör...
mandalina kabuğu
doğramak stres için bire birdir.*
devamını gör...
uğruna erkeklerin can verdiği iran prensesi
devamını gör...
normal sözlük’e girince bildirim görmek
beni çok mutlu ediyor. burda yazdığım şeyin misal zonguldaktaki birine van ' daki birine dokunuyor oluşu, ve görmüş olması yazdıklarımı, beni mutlu ediyor. kafa sözlükte coğrafya zaman ve mekan yoktur. iyiki...
devamını gör...
ivanmilinski
önceki hayatında daktiloydu.
devamını gör...
brütüs
kahramanımdır. çünkü jül sezar denen hayırsızı öldürmüştür. bu arada 3 ay önce sezar hayırsızının 2065. ölüm yılına girdik, bu sebepten hepinizi kutlarım. brütüs, romalı siyasetçi ve konuşmacıydı. bazı kaynaklara göre sezar'ın evlatlık oğluyken, bazı kaynaklara göre öz oğludur. ayrıca sezar'ın en ünlü suikastçılarındandır. brütüs, insanlara göre zalim bir diktatörün hayatına son vermiş kahramanken, o zalim diktatöre* göre bir haindir.
brütüs'ün genelde babası olarak kabul edilen kişinin adı da brütüs'tür. hatta adları birebir aynıdır, brütüs'ün adı marcus junius brütüs iken, babası olarak kabul edilen kişinin adı da tıpatıp bu şekildedir. bu arada ilginç bir bilgi vereyim: brütüs'ün babası olarak kabul edilen brütüs isimli kişiyi, pompey yakalamış ve bu kişi haince idam edilmiştir. peki sizce pompey kim? sezar'ın kızının kocası ayrıca sezar'ın ilk dönem dostu olmuş kişi! kız doğum sırasında ölünce(ki doğacak olan evladı da kendisiyle birlikte ölmüştür), sezar ve pompey'in arası açılmış ve pompey, sezar'a düşman olmuştur.
yani efendiler, demem o ki, ultimate sezar(yani pompey), ultimate brütüs'ü(yani brütüs'ün babası olarak kabul edilen kişiyi) öldürmüş, ve orjinal brütüs de, orjinal sezar'ı öldürmüş. yani bir nevi, ultimate brütüs'ün intikamını orjinal sezar'dan almış. tabi sezar'ın hakkı sezar'a ona diyecek lafımız yok da, yahu ultimate sezar'ın hakkının ultimate sezar'a olması gerekmez mi ey brütüs. orjinalinden ne istedin. çakmasını öldürseydin ya.
neyse brütüs junior ve brütüs amcadan devam edelim. şimdi, brütüs amcayı, çakma sezar* öldürünce, brütüs, sen de mi pompey demiş, sezar bu konuda hiçbir hesap vermemiş. çünkü hani çakma sezar, bizim orjinal güllü sezar'a yakın ya, şimdi sezar'ın da hesap vermesi lazım. sonuçta kızının kocası adam. ama bir şey dememiş. brütüs de, bu adam benim babam diyerek babasının hakkını aramış. bir nevi, brütüs'ün hakkını brütüs aramış. brütüs, sezar'a karşı gelmiş. adam haklı, sonuçta babası ölmüş. adamın babasından, brütüs emmiden ne istiyorsunuz değil mi? sonra iç savaş çıktı(ki bu iç savaş 4 yıl sürdü).
bu arada arkadaşlar bu iç savaş döneminde, pompey de sezar'a karşı çıktı. çünkü pompey'in karısı yani sezar'ın kızı ölünce, pompey yavaş-yavaş sezar'a düşman oldu. ve brütüs de nedense pompey ile birlikte yer aldı. yani demek ki brütüs babasını çoktan unutmuş. yani sonuçta babasının katiliyle müttefik olacak kadar haysiyetsiz bir adammış brütüs.* pompey en sonunda m.ö. 48 yılında yenilince, brütüs sezar'a teslim olmuş, ki sezar da, brütüs'ü, "seni severim bilirsin" diyerek affetmiştir.
iç savaş sonrası orjinal sezarımızın mabadı hafiften kalktı arkadaşlar. yani artık devleti tek başına yönetmeye başladı. o zaman da diğer siyasetçiler dediler ki, ee biz neden varız? varlıklarını sorguladı adamlar. 200 siyasetçi filozof oldu ve hatta bir rivayete göre, "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" lafı da bu dönemde çıktı, ki tabi bu kısım şaka. daha sonra kendilerine kurtarıcılar adını veren birkaç senatör, sezar'a suikast düzenlemeyi planladı. m.ö. 44 yılında suikast başarıyla gerçekleşti ki, brütüs bu zaman başrolü üstlenmişti.
sonra bu kurtarıcılar denen suikastçılar affedildi. fakat halk ayaklandı, "biz malızz, bizden kimseye hayır gelmeez, diktatöre beddua ederiz ama ölünce onu mumla ararızz, neden böyleyiz biz de bilmiyoruuzz" nidaları eşliğinde isyan çıkardılar. bunun üzerine brütüs ve eniştesi olan ayrıca suikastçılar arasında yer alan gaius cassius longinus(yeni karakter açıldı) roma'yı terketmek zorunda kaldılar.
sonra augustus yani namıdiğer ağustos reis(ki sezar'ın üvey oğludur) kendini konsül yaptı. ve brütüs ve diğer komplocuları katil ilan eden bir yasa çıkardı. ve bunun üzerine ikinci bir iç savaş çıktı. brütüs ve cassius orduları m.ö. 42 yılında yenilince, brütüs gözünden akan bir damla yaş eşliğinde sahi, yüzümüz güldü mü bizim?.... deyip daha sonra acı bir tebessüm ederek intihar etti. evet bu kısım da şakaydı, bu şekilde intihar edilmez. öyle kuru kuruya intihar etti işte. ama şunun garantisini verebilirim: adam intihar ederken bundan daha fazlasını düşünmüştür. ulan adam diktatörü öldürdü, neye uğradığını şaşırdı. en talihsiz adamdır brütüs benim gözümde....
o değil de oğlum 1 adamı öldüreceksiniz hayvan gibi çullanmışsınız. elalem bir garip.
brütüs'ün genelde babası olarak kabul edilen kişinin adı da brütüs'tür. hatta adları birebir aynıdır, brütüs'ün adı marcus junius brütüs iken, babası olarak kabul edilen kişinin adı da tıpatıp bu şekildedir. bu arada ilginç bir bilgi vereyim: brütüs'ün babası olarak kabul edilen brütüs isimli kişiyi, pompey yakalamış ve bu kişi haince idam edilmiştir. peki sizce pompey kim? sezar'ın kızının kocası ayrıca sezar'ın ilk dönem dostu olmuş kişi! kız doğum sırasında ölünce(ki doğacak olan evladı da kendisiyle birlikte ölmüştür), sezar ve pompey'in arası açılmış ve pompey, sezar'a düşman olmuştur.
yani efendiler, demem o ki, ultimate sezar(yani pompey), ultimate brütüs'ü(yani brütüs'ün babası olarak kabul edilen kişiyi) öldürmüş, ve orjinal brütüs de, orjinal sezar'ı öldürmüş. yani bir nevi, ultimate brütüs'ün intikamını orjinal sezar'dan almış. tabi sezar'ın hakkı sezar'a ona diyecek lafımız yok da, yahu ultimate sezar'ın hakkının ultimate sezar'a olması gerekmez mi ey brütüs. orjinalinden ne istedin. çakmasını öldürseydin ya.
neyse brütüs junior ve brütüs amcadan devam edelim. şimdi, brütüs amcayı, çakma sezar* öldürünce, brütüs, sen de mi pompey demiş, sezar bu konuda hiçbir hesap vermemiş. çünkü hani çakma sezar, bizim orjinal güllü sezar'a yakın ya, şimdi sezar'ın da hesap vermesi lazım. sonuçta kızının kocası adam. ama bir şey dememiş. brütüs de, bu adam benim babam diyerek babasının hakkını aramış. bir nevi, brütüs'ün hakkını brütüs aramış. brütüs, sezar'a karşı gelmiş. adam haklı, sonuçta babası ölmüş. adamın babasından, brütüs emmiden ne istiyorsunuz değil mi? sonra iç savaş çıktı(ki bu iç savaş 4 yıl sürdü).
bu arada arkadaşlar bu iç savaş döneminde, pompey de sezar'a karşı çıktı. çünkü pompey'in karısı yani sezar'ın kızı ölünce, pompey yavaş-yavaş sezar'a düşman oldu. ve brütüs de nedense pompey ile birlikte yer aldı. yani demek ki brütüs babasını çoktan unutmuş. yani sonuçta babasının katiliyle müttefik olacak kadar haysiyetsiz bir adammış brütüs.* pompey en sonunda m.ö. 48 yılında yenilince, brütüs sezar'a teslim olmuş, ki sezar da, brütüs'ü, "seni severim bilirsin" diyerek affetmiştir.
iç savaş sonrası orjinal sezarımızın mabadı hafiften kalktı arkadaşlar. yani artık devleti tek başına yönetmeye başladı. o zaman da diğer siyasetçiler dediler ki, ee biz neden varız? varlıklarını sorguladı adamlar. 200 siyasetçi filozof oldu ve hatta bir rivayete göre, "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" lafı da bu dönemde çıktı, ki tabi bu kısım şaka. daha sonra kendilerine kurtarıcılar adını veren birkaç senatör, sezar'a suikast düzenlemeyi planladı. m.ö. 44 yılında suikast başarıyla gerçekleşti ki, brütüs bu zaman başrolü üstlenmişti.
sonra bu kurtarıcılar denen suikastçılar affedildi. fakat halk ayaklandı, "biz malızz, bizden kimseye hayır gelmeez, diktatöre beddua ederiz ama ölünce onu mumla ararızz, neden böyleyiz biz de bilmiyoruuzz" nidaları eşliğinde isyan çıkardılar. bunun üzerine brütüs ve eniştesi olan ayrıca suikastçılar arasında yer alan gaius cassius longinus(yeni karakter açıldı) roma'yı terketmek zorunda kaldılar.
sonra augustus yani namıdiğer ağustos reis(ki sezar'ın üvey oğludur) kendini konsül yaptı. ve brütüs ve diğer komplocuları katil ilan eden bir yasa çıkardı. ve bunun üzerine ikinci bir iç savaş çıktı. brütüs ve cassius orduları m.ö. 42 yılında yenilince, brütüs gözünden akan bir damla yaş eşliğinde sahi, yüzümüz güldü mü bizim?.... deyip daha sonra acı bir tebessüm ederek intihar etti. evet bu kısım da şakaydı, bu şekilde intihar edilmez. öyle kuru kuruya intihar etti işte. ama şunun garantisini verebilirim: adam intihar ederken bundan daha fazlasını düşünmüştür. ulan adam diktatörü öldürdü, neye uğradığını şaşırdı. en talihsiz adamdır brütüs benim gözümde....
o değil de oğlum 1 adamı öldüreceksiniz hayvan gibi çullanmışsınız. elalem bir garip.
devamını gör...
doktor kadınla evlenmek
hangi doktor olduğuna göre gidişatı değişebilen durumdur.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
devamını gör...
patlamış mısır
kendine dönüşürken çıkardığı ses çocuksu bir mutluluk ve heyecan verirken, sinemada haşır huşur tüketilmesi sinir krizine yol açan yiyecek türü.
devamını gör...
ümmi
arapça kelam; şiir, resim ve herhangi bir el becerisi (ustalığı) alanında bilgisi olmayan. "annesinden doğduğu gibi"
devamını gör...
dimyat
mısır'da nil nehri deltasında bulunan pirinci ile meşhur bir liman şehridir.
devamını gör...
anonim kalmanın önemi
anonim kalmayacaksam buranın instagram,twitter gibi sosyal medyalarımdan ne farkının olacağını düşündüğüm başlık.
anonimim çünkü düşüncelerimi daha rahat ifade ediyor,dilediğim gibi tanım yapabiliyor ve eş dost ile sözlükte karşılaşma riskine güvenlik çemberimle savabiliyorum. burda kara kaşıma kara gözüme, cinsiyetime bakmayan insanlarla muhabbet edebiliyorum. beni ben olduğum için tanımak istiyorlar, seviyorlar, yazdıklarımı okuyorlar.
yoksa bir fotoğraf koyup beni daha da sevmenizi sağlayabilirim ama bu kadarı kafi *
anonimim çünkü düşüncelerimi daha rahat ifade ediyor,dilediğim gibi tanım yapabiliyor ve eş dost ile sözlükte karşılaşma riskine güvenlik çemberimle savabiliyorum. burda kara kaşıma kara gözüme, cinsiyetime bakmayan insanlarla muhabbet edebiliyorum. beni ben olduğum için tanımak istiyorlar, seviyorlar, yazdıklarımı okuyorlar.
yoksa bir fotoğraf koyup beni daha da sevmenizi sağlayabilirim ama bu kadarı kafi *
devamını gör...
ekstrem orgazm yüzünden ölen adam
(bkz: altın vuruş)
devamını gör...
salata bar
taksim’de borsa lokantasına giderdik.
ben ve bir sürü arkadaşım hep çok aç olduğumuzdan gözümüz sadece yiyecekleri görürdü.
hala öyle mi bilmiyorum ama güzel mi güzel çeşit çeşit salataları vardı orda.fiyatlar da abartılı değildi.kasesi bilmem ne kadara doldurup öğrenci karnınızı doyururdunuz.
bu salatalarla doyabilmek yine de ustalık gerektiriyordu:
önce kızarmış ekmekleri kâsenin kenarlarına diziyordunuz, altta makarna türevi gibi katı salatalar, üstte amerikan gibi daha sıvı olanlar.en üste de turşular yerleşti miydi oh işte mükellef bir yemek :)
güzelmiş öğrencilik, çok zor bir okul okumak dışında tabii.
ben ve bir sürü arkadaşım hep çok aç olduğumuzdan gözümüz sadece yiyecekleri görürdü.
hala öyle mi bilmiyorum ama güzel mi güzel çeşit çeşit salataları vardı orda.fiyatlar da abartılı değildi.kasesi bilmem ne kadara doldurup öğrenci karnınızı doyururdunuz.
bu salatalarla doyabilmek yine de ustalık gerektiriyordu:
önce kızarmış ekmekleri kâsenin kenarlarına diziyordunuz, altta makarna türevi gibi katı salatalar, üstte amerikan gibi daha sıvı olanlar.en üste de turşular yerleşti miydi oh işte mükellef bir yemek :)
güzelmiş öğrencilik, çok zor bir okul okumak dışında tabii.
devamını gör...
swh kısaltmasının çok samimiyetsiz olması
(bkz: gülücük) yazılmasını önerdiğim başlık . türkçe de karşılığı olan seyler icin yabancı kısaltmaya gerek yoktur bence.
devamını gör...
sizi olduğunuz gibi kabul etmeyen insanlar
hayatımda öyle kişilere ihtiyacım yok benim. ne güne yanımda duruyor ya da muhattap oluyoruz, karaktersiz mi o kişi?
ben bunu fark ederim ve onunla muhattap olmam, kendi hazırladığı yolda yürüyebilr.
o beni kendi istediği kalıpta sever o zaman, gerek yok, onunla mı uğraşcam.
ben bunu fark ederim ve onunla muhattap olmam, kendi hazırladığı yolda yürüyebilr.
o beni kendi istediği kalıpta sever o zaman, gerek yok, onunla mı uğraşcam.
devamını gör...
uzun yolculukta dinlenecek şarkılar
(bkz: dark tranquillity)
devamını gör...
sözlüğe patreon'dan destek olmayan cimri tip
benim. karma puanı toplamaya çalışıyorum diyorum siz bana cimri diyorsunuz.
alındım, gücendim, neden öyle diyorsunuz?
alındım, gücendim, neden öyle diyorsunuz?
devamını gör...
kimseyi takip etmeyen yazar
devamını gör...